Sayfa 1 / 6 12345 ... SonSon
Toplam 77 mesajın 1-15 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Sevgili arkadaşlar,

    Şimdiye kadar fotoğraf bölümünde bir çok şeyi paylaştık sizlerle. Yeni bir paylaşım yaratmak istiyoruz artık.Fotoğrafların anlatımda ne denli başarılı olduğunu bilmekteyiz. Bu seri de sizlerin düşünceleriyle ve sizlerin cümleleriyle bir yolculuğa çıkacağız.

    Bu yeni sayfamıza bir kaç fotoğraf ekleyeceğiz.Ve bu fotoğrafların sizlerde uyandırdığı duygularla oluşturduğunuz cümleleri bir yazı dizisi haline getireceğiz.

    Sizler buraya fotoğraf eklemeyeceksiniz. Sadece fotoğrafların sizlerde uyandırdığı cümlelerle düşünce ve duygularınızı yazacaksınız.

    İlk yazı dizimiz evrenin ve üzerinde yaşadığımız mavi gezegenimizin serüveni olacaktır, Şimdi sizlere bu serüvene davet ediyor ve hoşgeldiniz diyoruz.

  2. #2
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    dunyagezegeniiz2 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]

    300pxtheearthseenfromapyc7 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]



    evren1oa4 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]

  3. #3
    Üye
    Oya Tekin Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.07-2004
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    567
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Hadi bakalım şimdi sıra beyin fırtınasında. Herkes konuşmaya başlasın bakalımmmm. :wink:

  4. #4
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    14:53
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.874
    Alınan Beğeniler
    935
    Verilen Beğeniler
    1.230

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Küçüklük/hiçlik/aidiyet/merak/boşluk/heyecan/karanlık/heyecan/umut...

    • Stronsium 90

      Acayipleşti havalar
      bir güneş, bir yağmur, bir kar.
      Atom bombası denemelerinden diyorlar

      Stronsiyum 90 yağıyormuş
      aşa, süte, ete,
      umuda, hürriyete
      kapısını çaldığımız büyük hasrete

      Kendi kendimizle yarışmadayız gülüm
      Ya ölü yıldızlara götüreceğiz hayatı
      Ya dünyamıza inecek ölüm

      Nazım Hikmet

  5. #5
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ne büyük bir sukünet değil mi?
    Bu kadar mı özlenir sessizlik?
    Bir toz bulutu olup savrulup
    Kaybolmak
    ve belki de büyümek
    sessizliğin dinginliğinde....

  6. #6
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    30 küsur yıl önce Erıch Von Dänıken'in TANRILARIN ARABALARI adlı kitabı yayımlanmıştı. Daha sonra bir Sovyet yazar: "TANRILARIN ARABALARI YOK!.." diye bir kitap yazdı. O iki kitabı okuduktan sonra "uzay"ı kapsama alanım dışına çıkardım. :P 'Uzay ve gelecekten' çok 'Dünya ve geçmiş' ilgimi çekmeye başladı..

    İlginçtir.. 3 yıl kadar önce iki kitabı da scanerda taradım e-book haline getirdim. Tam istediğim gibi olmasa da, yine de okunabilir halde. İsteyen arkadaşa Word belgesi olarak gönderebilirim.

  7. #7
    Üye
    masiva Avatarı

    Gerçek Adı
    Fatma
    Üyelik Tarihi
    21.06-2006
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    326
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Adem ile Havva...

    Bu gezegende bir erkek ve bir kadınla başlatıldı yaşam..
    hem çok uzun hem akreple yelkovan arasına sıkışmış kısa bir an,
    bir darlık gibi...

  8. #8
    Üye
    Laus_Deo Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.03-2005
    Son Giriş
    22.08-2009
    Saat
    22:38
    Yaşadığı Yer
    Erdek
    Mesaj
    616
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    BU DÜNYAYA HER BAKTIĞIMDA BİR UMUTSUZLUK KAPLIYOR İÇİMİ Kİ SORMAYIN

    HER GEÇEN GÜN BİRAZ DAHA SÖNEN BİR YILDIZ GÖRÜYORUM KARŞIMDA.ÇOĞU ZAMAN VE BELKİDE UMUTLANMAK İÇİN, POLYANACILIK YAPIP DÜNYAMIZIN GÜZELLİKLERİNDEN BAHSEDERİZ.AMA NE YAZIK Kİ DURUM HİÇ İÇ AÇICI DEĞİL ARAKADAŞLAR. KÜRESEL ISINMA,BUZULLARIN ERİMESİ,DÜNYANIN GÜNEŞ İLE ARAMIZDAKİ KALKANI ZIRH'I OLAN OZON TABAKASININ HER GEÇEN GÜN BİRAZ DAHA İNCELMESİ MAHŞERE DOLU DİZGİN BİR ŞEKİLDE GİDİYORMUŞUZ İZLEMİ UYANDIRIYOR.YUKARDAKİ RESME BİR BAKIN LÜTFEN ! YUKARDAN NE KADAR GÜZEL VE PIRILTILI GÖRÜNÜYOR DEĞİLMİ? İÇİ SENİ DIŞI BENİ YAKAR MİSALİ GÜZELİM DÜNYAMIZA VERDİĞİMİZ ZARARLAR İNSANLIK VE YAŞAM İÇİN DÖNÜLMEZ KABUSLARIN BAŞLANGICI GİBİ GELİYOR BANA.

  9. #9
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Hemde ne doludizginlik....

    Öylesine güzel ki aslında dünya.....

    Ve hepimize yeter, insan gibi yaşamayı becerebilirsek eğer

    1resizeqj1 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]

    3resizeuh2 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]

    mens4 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]



    everestnuptsebu2 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]

    pasifik1nb5 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]

    yunuslarpl7 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]

  10. #10
    Üye
    Oya Tekin Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.07-2004
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    567
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Telli telli telli şu telli turna
    Sanma ki yaralı uçmaz bir daha
    Takılmış kanadı göçmen buluta
    Anlatır eski beni şimdiki bana

    Sakın çıkma patika yollara
    O dağlara kırlara o karlı ovaya
    Yenik düşüyor her şey zamana
    Biz büyüdük ve kirlendi dünya

    Telli telli telli şu telli turna
    Sanma ki yaralı uçmaz bir daha
    Takılmış kanadı göçmen buluta
    Döner gelir bir gün konar yurduna

    Telli telli telli şu telli turna
    Ne kalmış buralı göklerden başka
    Ne kalır yarına bizden sonraya
    Her şey binip gitmiş uçurtmalara
    Ne yazık ki biz büyüdük ve kirlettik dünyamızı.

  11. #11
    Üye
    serkanerol Avatarı

    Gerçek Adı
    Serkan EROL
    Üyelik Tarihi
    14.11-2004
    Son Giriş
    18.08-2009
    Saat
    09:24
    Yaşadığı Yer
    Kastamonu
    Mesaj
    106
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ne kadar müthiş, harika, muhteşem.....

    Bu arada bana başka birşeyde hatırlattı. Dünyanın görünen kısmında Amerika kıtası var. Sanırım Türkiye arkada ve gece... Bu da bana artık uyku vaktimin geldiğini hatırlattı (Saat 23.30)

    Arkası yarın...

  12. #12
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ünlü astrofizikçi Carl Segan kainatta tüm okyanuslar ve denizlerdeki kum tanelerinden daha fazla yıldız ve gezegen olduğunu söylüyordu.
    dünyamız da o kum taneciklerinden sadece biri..
    insanlar ki bu büyüklüğün yanında mikroskobik canlı türleri gibi..
    50 milyar ışık yılı uzaktaki galaksiler..(bilmeyene açıklayayım: saniyede 300.000 km hızla giden bir aracınız olsa o araçla o galaksiye ancak 50 milyar senede ulaşabilirsiniz demek)
    ve ortalama 70-80 yıl yaşayabilen insan..
    ve dert ettiğimiz, kafaya takıp kahırlandığımız bu yüzden yaşamı çekilmez kıldığımız bi sürü problem..bitmez tükenmez tartışmalar..
    bu büyüklükleri düşündüğümde hepsi ÇOK KOMİK VE ANLAMSIZ GELİYOR BANA.
    peki asıl düşünülmesi gereken ne?
    işte ben onu düşünüyorum.
    bulursam size de söylerim.

  13. #13
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili arkadaşlarım;

    Sanırım küçük bir açıklama yapılması gerekiyor yapmaya çalıştığımız iş için.

    Fotoğraf bölümünde genellikle internet üzerinden kopyalanan fotoğrafların paylaşımını yaptık sizlerle. Tek tek arayacağınıza onları kendi sitemizde de bulabilmek bence de çok hoş şeylerdi.

    Ama aslında iki şey daima daha öncelikliydi bizler için.

    Önce kendi el emeğinizle yarattıklarınızın paylaşımı ve böyle bir yeteneğimiz yoksa, ki bu olmayabilir, fotoğraf denilen sanatın düşünme yeteneğimizi geliştirmesinin sağlanması.

    Bu sebeple fotoğraflarla düşünmeyi sağlamak, ve duygularımızı da bunun içine katarken gündem de olan bir olayı da yakından takip etmek için böyle bir başlık açtık.

    Bildiğiniz gibi ilk olarak üç tane evren ve dünyadan oluşmuş fotoğrafları koyduk.İstediğimiz sizlerin bu fotoğrafları gördüğü zaman hissettiklerinizi yazmanızdı. BU fotoğraf dizisi günümüze kadar güzellikleriyle birlikte çirkinlikleri ve dünyaya ait her şeyi içinde barındıracak.

    Fotoğraflara bakarken sorgulayacağız, hisleneceğiz, ne bileyim bir çok duyguyu birden yaşayacağız. Çünkü üzerinde yaşadığımız bu dünya yok olmaya doğru hızla ilerliyor.

    Kuşkusuz yapabileceklerimizde vardır.

    İşte bunların bir yansımasını istiyoruz fotoğraflara bakarken. Sonuçta da sizlerin cümleleriyle ortak bir metin hazırlayacağız. Bu yazı buraya düşüncelerini ve duygularını yazan tüm üyelerin cümlelerinden oluşacak. Kısacası seri bittiği zaman sizin cümlelerinizle engelliler.biz in imzasını taşıyan bir metin çıkacak.

    Bu sebeple lütfen fotoğraflara bakarken içinizden geldiği gibi duygu ve düşüncelerinizle yola çıkın.

    Bakın ben bu ilk üç fotoğrafa bakarken neler hissediyorum;

    Müthiş bir güzellik. Kocaman herkesi kucaklayabilecek kadar eşsiz büyüleyici bir varlık.Bu fotoğrafları çekenler özellikle uzay çalışmaları için dünyadan kilometrelerce uzaktan dünyaya baktıklarında gördükleri güzelliği fotoğraflarla anlatılamayacak kadar eşsiz olduğunu söylüyor.

    Garip bir büyülenmeyle dünyaya döndüklerini okuyabilirsiniz çeşitli kaynaklardan.

    Ürpertici bir duygu bu aynı zamanda. Bende bazen yalnızlık duygusunu da hissettirmiyor değil bu fotoğraflar. Hiç bir sesin olmadığı o duygunun nasıl olabileceğini merak etmiyor değilim.Bunu bilenler vardır içimizde değil mi?

    Ve diğer fotoğraflara baktığımda ise inanın kendimden geçiyorum. Hem orda olmak hemde olmamak arasında gidip geldiğim bir gelgit yaşıyorum onlara baktığım zaman.

    Dağların yüceliği ve güneşin sadece zirveyi ışıttığı o fotoğrafta elimle tutmak istiyorum sanki zirveyi. Tadını duyabilmek, kokusunu hissedebilmek istiyorum açıkcası tüm güzelliklerin.

    Yunuslar gibi özgür olmayı da arzulamıyor değilim aynı zamanda.

    Ve içimden şarkı söylemek ya dünya sen ne güzelsin demek geliyor, aşık olmak gibi bir şey bu duygu benim için.

    Anlatabiliyormuyum?

    Engelliler.biz in sevgili üyeleri, hep tartıştık genelde, ama çoğu zaman dokundukta birbirimize yazılarımızla da biz olduğumuzu bir kez daha gösterelim diyorum.

  14. #14
    Üye
    Oya Tekin Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.07-2004
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    567
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Dünya Nasıl Kurtarılmıştı

    Stanislaw Lem


    Bir gün mucit Trurl, n ile başlayan herhangi bir şeyi imal edebilen bir makine yaptı. İşini tamamlayınca, nilüferler, nohutlar ve nilaygırları yapmasını emrederek makineyi denedi; makine bütün bunları yaptı; sonra nafta dolu nargileler ve son derece nalâyık kimi narkotiklerle neticeyi netleştirmeye nail oldu. Makine bu emirleri de harfiyen yerine getirdi. Hala makinenin kabiliyetinden emin olmayan Trurl, ona birbiri ardına nimbuslar, nezleotları, naneruhu, namlular ve natrium yaptırdı. Bu sonuncuyu yapamıyordu; fena halde sinirlenen Trurl makineden bir açıklama istedi.

    “Hayatta duymadım,” dedi makine.

    “Ne? İyi de bu sodyumdan başka bir şey değil ki. Hani şu metal, şu element...”
    “Sodyum s ile başlıyor. Ben yalnızca n’lere bakıyorum.”

    “Ama Latincesi natrium.”
    “Bak ağbicim,” dedi makine, “eğer olası her dilde n ile başlayan her şeyi yapabiliyor olsaydım, Alfabenin Tüm Harfleriyle Başlayan Her Şeyi Yapabilen Bir Makine olurdum, çünkü aklına gelecek her nesnenin illa ki şu ya da bu yabancı dilde n ile başlayan bir karşılığı vardır. İşler bu kadar kolay değil. Ben senin programladığın sınırların dışına çıkamam. Yok sana sodyum.”

    “Pekâlâ,” dedi Trurlve ondan bir nimşeb yapmasını istedi—ufak bir nimşebdi ama, leyliliğinde hiçbir eksiklik yoktu. Ancak bu noktadan sonra Trurl arkadaşı MucitKlapaucius’u davet edip ona makineyi anlattı; makinenin yeteneklerini o kadar ballandıra ballandıra anlattı ki sonunda Klapaucius’un tepesi attı ve makineyi bir de kendisinin sınamasının mümkün olup olmadığını sordu.
    “Lütfen, rica ederim, buyur” dedi Trurl. “Ama n harfiyle başlamak zorunda.”

    “N?” dedi Klapaucius. “Peki, haydi Natura yapsın bakalım”.
    Makine vınladı ve göz açıp kapayana kadar Trurl’un bahçesi natüralistlerle doldu. Birbirleriyle tartışıyorlar, diğerlerinin paramparça ettiği tuğla gibi kitaplar yazıyorlardı; uzakta alev alev yanan ateşler görünüyordu, üzerlerinde Natura’ya kurban edilmiş olanların etleri cızırdıyordu; gök gürüldüyordu, mantar şeklinde, acayip duman sütunları yükseliyordu; herkes aynı anda konuşuyor, kimse kimseyi dinlemiyordu, ortalık her türlü muhtıra, dilekçe, mahkeme celbi ve sair vesikalarla doluydu; bu esnada köşede birkaç tane yaşlı adam oturmuş kâğıt parçacıklarına ateşli ateşli bir şeyler yazıyorlardı.

    “Fena değil, değil mi?” dedi Trurl gururla. “Doğanın ta kendisi, itiraf et!”
    Ama Klapaucius tatmin olmamıştı.

    “Ne, bu güruh mu? Bunun Natura olduğunu söylemeyeceksin bana inşallah?”

    “O zaman makineden başka bir şey iste” diye atıldı Trurl. “Ne istersen iste.” Bir an için Trurl ne isteyeceğini bilemez gibiydi. Ama birazcık düşündükten sonra makineye iki görev daha vereceğini, eğer bunları başarabilirse gerçekten de Trurl’un iddia ettiği her şeyi başardığını teslim edeceğini söyledi. Trurl bunu kabul etti; bunun üzerine Klapaucius Negatif’i istedi.
    “Negatif?” dedi Trurl. “Negatif de neymiş?”

    “Pozitifin tersi, tabii ki” diye yanıtladı Klapaucius sakince. “Negatif tavırlar, bir fotoğrafın negatifi, mesela. Bana hayata Negatif’i hiç duymamış numarası yapma. Haydi bakalım makine, iş başına!”
    Oysa makine zaten işe başlamıştı. Önce antiprotonlar üretti, sonra antielektronlar, antinötronlar, antinötrinolar; en sonunda bütün bu antimaddeden kafalarının üzerinde bir hayalet bulutu gibi parlayan bir antidünya ortaya çıkana kadar çalışmaya devam etti.

    “H’m” diye homurdandı Klapaucius, keyfi kaçmıştı. “Bu Negatif mi şimdi? Peki… haydi
    tatsızlık çıkmasın diye kabul edelim… gelelim üçüncü komuta: Makine, Noksan imal et!”

    Makine ses çıkarmadan durdu.

    Klapaucius zaferin keyfiyle ellerini ovuşturdu, ama Trurl dedi ki:

    “E ne bekliyordun? Noksan imalatı istedin, işte sana noksan imalat!”
    “Düzeltmeliyim: ben Noksan imalatı istedim, noksan imalat istemedim.”

    “Noksanla noksan aynı şey değil mi?”
    “Yapma, yapma. Noksan imal etmesi gerekiyordu, ama hiçbir şey yapmadı, böylece ben de kazanmış oldum. Çünkü, sevgili ve çok akıllı dostum, Noksanlık senin o bildiğin, tembelliğin ve ataletin çocuğu olan noksanlıklardan değil, dinamik, amansız Noksanlıktır, mükemmel, biricik, her yerde olan Namevcudiyettir, o kendi naşahsiyeti çerçevesinde nihai ve ekber olandır!”

    “Makinenin kafasını karıştırıyorsun!” diye bağırdı Trurl. Ama aniden metalik bir ses çınladı: “Allah aşkına, nasıl böyle didişebiliyorsunuz? Tabii ki Noksanın, Noksanlığın, Namevcudiyetin, Nabedid’in, Nabud’un, Nakz’ın ne olduğunu biliyorum, çünkü bütün bunlar n başlığı altına inceliyor, aynen Nah, Nanay ve Niyazi gibi. Dünyanıza son kez bakın o zaman, beyler! Kısa süre sonra hiçliğe karışacak.”
    Mucitler kavgalarını unutarak donakaldı, çünkü Makine sahiden de Noksan imal etmeye başlamıştı: birer birer, nesneler dünyadan yok oluyordu, böylece, yok edilen şeyler artık var olmayı bırakıyorlar, sanki hiçbir zaman var olmamış gibi oluyorlardı. Makine çoktan nolarları, nayzebleri, nokları, nekleri, nallirevanları, neotremleri ve namüterdaları yok etmişti. Bazen de azaltmak, küçültmek ve eksiltmek yerine arttırıyor, genişletiyor ve ekliyor gibiydi; çünkü sırasıyla nonkonformistleri, nadanları, nafileliği, nahakkı, nahalefleri, necaseti, nekesliği, nevmitliği, nifakı, nikbetleri, nekrofiliyi ve nepotizmi yok etmişti. Ama bir süre sonra Trurl ve Klapaucius’un etrafındaki dünya gözle görülür derecede seyrelmeye başladı.

    “Aman Allah!” dedi Trurl. “Umarım bu yüzden başımıza bir iş gelmez!”<
    “Korkma,” dedi Klapaucius. “Gördüğün gibi Evrensel Noksanlık’ı imal etmiyor, yalnızca n ile başlayan ne varsa onların noksan olmasını sağlıyor. Bu da toplam noksanlık açısından bakarsan devede kulak bile değil. Binaenaleyh, benim bu makineye biçeceğim değer de, sevgili Trurl dostum, beş paradan epey noksan.”

    “Yanılmayın,” diye cevap verdi Makine. “Doğrudur, n ile başlayan her şeyle başladım, ama bunu yapmamın nedeni onları daha iyi tanımamdan başka bir şey değildi. Yaratmak başka iş, yok etmek tümden başka bir iş. Dünyayı silip atabilirim, çünkü n ile başlayan herhangi bir şeyi, her şeyi—her şey her şey demek olmak üzere—yapabilirim, Noksanlık da benim için çocuk oyunu. Bir dakikaya kalmadan siz de, başka her şeyle birlikte, namevcut olacaksınız. İyisi mi, Klapaucius, çok geç olmadan sen bana gerçekten ve sahiden de programlandığım her şeyi başardığımı söyle.”
    “Ama—”diye itiraz etmek üzereydi Trurl, ama tam o anda fark etti ki, bazı şeyler gerçekten de yok oluyordu, ayrıca bunlar yalnızca n ile başlayanlar değildi. Mucitlerin etrafında artık hiç grunçeon, targalisk, şupo, kalinatifakt, tist, vorç ve priton kalmamıştı.

    “Dur! Hepsini geri alıyorum! İptal! Çüş! Noksanlık yapma!” diye bağırdı Klapaucius. Ama makine durana kadar bütün braşasyonlar, olusterler, lariyler ve zitler yok olmuştu. Makine hareketsiz duruyordu. Dünyanın hali berbattı. Gökyüzü özellikle hasar görmüştü: yalnızca birkaç tane, birbirinden ayrı duran ışık kaynağı kalmıştı gökyüzünde—o zamana kadar ufku şenlendiren o muhteşem vorç ve zitlerden hiçbir iz yoktu.
    “Gauss aşkına!” diye bağırdı Klapaucius. “Grunçenloar nereye gitti? Benim gözümün bebeği o pritonlar nerede? O latif zitleri yel mi aldı?!”

    “Artık yoklar ve hiç bir zaman da olmayacaklar”, dedi makine sakince. “Yalnızca senin emrini yerine getirdim, daha doğrusu yerine getirmeye başladım.”

    “Ben senden Noksan imalat istedim, ve sen… sen…”
    “Klapaucius, zaten olduğundan daha salakmış numarası yapma”, dedi makine. “Eğer bir kerede Noksan yapıverseydim, bir vuruşta her şey yok olurdu, Trurl, gökyüzü, Evren, sen, hatta ben de. Bu durumda kim emrin yerine getirildiğini, benim becerikli ve kabiliyetli bir makine olduğumu söyleyebilir, bunu kim duyabilirdi? Ve kimse bunu kimseye söyleyemeyecekse, zaten artık var olmayacak olan ben nasıl haklı çıkabilirdim?”

    “Peki, tamam, lütfen bu konuyu kapatalım,” dedi Klapaucius. “Senden tek bir ricam var, eğer mümkünse, sevgili makine, lütfen zitleri geri getir, onlarsız hayatın hiç tadı yok…”
    “Yapamam ki, z ile başlıyor” dedi makine. “Tabii ki nadanlığı, nifakı, nekrofiliyi, nevraljiyi, nevrasteniyi, necaseti ve nafileliği geri getirebilirim. Ama diğer harfler için elimden bir şey gelmiyor.”

    “Zitlerimi isterim!” diye böğürdü Klapaucius.
    “Maalesef, zit mümkün değil” dedi Makine. “Dünyaya iyi bir bak, nasıl kocaman, esneyen boşluklarla delik deşik olduğunu gör, nasıl noksanlıkla dolduğunu, noksanlığın yıldızlar arasındaki dipsiz boşluğa nasıl yayıldığını, nasıl üzerimizdeki her şeyin onunla sınırlandığını, nasıl her madde parçacığının arkasında, karanlıkta noksanlığın saklandığını gör. Bu senin eserin, seni gidi kıskanç! Gelecek kuşakların seni hayırla anacağını hiç sanmıyorum…”

    “Belki de… anlamazlar, belki de kimse fark etmez,” diye inledi beti benzi atmış Klapaucius, uzayın siyah boşluğuna inanamaz gözlerle bakarken; meslektaşı Trurl’un gözlerinin içine bakamıyordu. Onu n ile başlayan her şeyi yapabilen makinenin yanında bıraktıktan sonra, Klapaucius evine sıvıştı—ve bugüne kadar dünya Noksanlık ile delik deşik bir halde, tümden tasfiye edilme yolunda durdurulduğu anda nasılsa öyle kaldı. Sonradan, başka bir harfle başlayan her şeyi yapan bir makine üretmek için gösterilen hiçbir çaba da sonuç vermedi; korkarım, artık vorçlar ve zitler gibi muhteşem olguları bir daha hiç göremeyeceğiz—artık olmayacaklar.
    Uzun bir hikaye ama paylaşmak istedim sizlerle resimlerin anlatmak istediklerini bu hikayenin içerisin de bulabiliriz diye düşündüm. Bu resimleri buraya koymamızda ki asıl amacı biraz daha anlatırım diye düşündüm. Bu yüzden de bu hikayeyi sizlerle paylaştım. Dünyamızı noksanlık ile delik deşik hale getirdik sonradan başka bir harfle başlayan her şeyi düzeltecek bir makina yapamadık. Peki neler kaybettik sizce? Haydi arkadaşlar hepimiz yaşıyoruz bu dünyada neler kaybettik ve kaybedeceğiz sizce? Bizden birşeyler katalım şu resimlere bir daha bakalım neler görüyoruz bize neler anlatıyor resimler? Bana çocukluğumu hatırlatıyor yarınlara hiç birşey kalmadığını gösteriyor. Peki size ne anlatıyor?

  15. #15
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    fatihpnarurfaaj9 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]

    ebnemaraskapadokyatutuler8 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]

    hakangekakarlarat7 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]

    fatihpnargmhanezv3 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]

    umutnkaarglyazbu0 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]




Sayfa 1 / 6 12345 ... SonSon