Sayfa 4 / 6 İlkİlk 123456 SonSon
Toplam 77 mesajın 46-60 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #46
    Üye
    neptune Avatarı

    Üyelik Tarihi
    24.04-2005
    Son Giriş
    04.07-2010
    Saat
    11:05
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    459
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Pegasus
    Oysa gerçek anlamında pornografi ‘bakılmaması gerekene bakmak’ anlamına gelir. Yani seks yapan bir çifti izlemek ile bir ölüye bakmak aynı şeydir. Bir ceset sergilemek de pornografidir. Bir başkasının ölü bedenini izleriz.
    Ne ilgisi var yav.

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Pegasus
    Oysa birileri bu acıların sergilenmesini hep boş bir umutla fayda getireceğini düşünmüştür.
    Yok mu saymak daha doğru? Bahsetmemek ve göstermemek. O zaman mı düzelecek?

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Pegasus
    Sakın zulmetmeye, kötülüğe yönelik gizli eğilimimiz olmasın…
    Hah işte bunun bir kısmı doğru. Peki sence bunu nasıl değiştirebiliriz?

  2. #47
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Neptün fotoğrafla ilgilendiğini görmek ne güzel.

    "Ne alakası var yav" dediğin cümle öylesine sarfedilmedi. Özellikle Saddam ın idamının görüntülenmesinin ardından çokça tartışılan 'şiddetin pornografik özelliği' medyamıza da yansıdı. Zahmet edip ilgilenirsen bu konuda çok ilginç bulgulara erişeceğini biliyorum. Bu konuda şimdilik pornografinin sadece cinselliği değil başka bir formuyla şiddeti de kapsadığını belirtmekle yetineyim

    Bu görüntülerin gösterilmesini eleştirmiyorum. Gösterilmediği taktirde sorunun çözülmeyeceğinin de farkındayım. Beni üzen bu görüntüler karşısında girdiğim/iz tavırdır. En azından tepkimelerimizi dürüstçe analiz etme erdemini göstermelyiz değilm mi...Bu görüntülerin bizdeki yansımaları hakkında dürüst tespitler yapmayı beceremeden bu görüntüleri ortaya çıkartan sistemle mücadele etme isteği anlamsızlaşıyor çünkü.

    Sorun şu ki çözüm noktasında senden daha ileride değilim. Zihnimde dönüp duran çözüm stratejilerini uygulayabilecek bir kollektif donanım görmüyorum ortada. Umutsuzluğumun sebebi liberallerin insanlık hakkındaki önermelerinin mevcut düzlemde haklı görünüyor olmasındandır.

    Anladın sen onu...


    Baben abi sorun ne biliyor musun; hep umut etmek zorunda kalacağını görmek... Yani o hep anlatmaya çalıştığın renkli günlerin hiç gelmeyecek olmasının farkına varmak. En azından görünür gelecekte böyle bir şey olmadığını karamsarlığından değil rasyonalite gereği kavramak. (Mantıksal bir akıl yürütme olumsuzluğa vardırıyorsa bunun adı karamsarlık olmamalı). Bu yüzden değil mi o eski hızlı devrimcilerin! günümüzde iyi birer kapitalist olması. Hemde reklamcılık sektöründe! Görünür gelecekte kollektif mutluluk görmeyenlerin uluyarak bireysel mutlulukların peşine düştüğü bir dünyada değil miyiz. Var sen buna üzülüyorum say. Ama bir yandan ağlarken bir yandan hızlı adımlarla damadın evine giden gelin gibiyiz... Varsay timsah gözyaşları bizimki...

  3. #48
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Evet, fotoğraflara bakarken, sadece buradaki fotoğraflara değil, genel anlamda fotoğraflara bakarken, fotoğrafın insanın yüzüne inen tokat gibi yapısını sevrim.

    Aman ne güzel lerin ardında genel anlamda en masum fotoğraflarda bile bir anlatım saklıdır benim için.

    Buraya bu fotoğrafları seçerken ve bunlarla gözlerimin ilk buluştuğu anda " aman allahım!!!" cümleriyle bezeli düşüncelerin bende yarattığı etkiyi anlatmanın imkanı yok.

    Ürkmenin ve korkmanın ardında saklı duran, iyi ki bu durumda değilim in de gizli kodlarını yüksek sesle haykıramasam bile bedenimin her hücresinde bu durumda olmamanın mutluluğunu yada bu bencilliğini diyelim hissedebilmek söz konusu.Ve bu duygu kısa sürede(bereket versin!) o insanın yada olayın içinde kendimi hissettirmesine de sebep olurken, üşürüm.....

    İşte yaşamda tıpkı bu gelgitler gibi bir şey. Sürekli olarak gözlerimize bir şeyler değiyor.Sadece değiyor genel anlamda, saplanıp kalması ve ne yapmalıyı da düşündürmediği sürece hiç bir şeyin anlamı yok.

    Tek başına birşeyler yapabilmek pek o kadar kolay değil. Bunların farkında değilmiyiz sanıyorsunuz? Ama bir şey yapamayacak olsak bile bir şeyler yapmış olmanın en azından düşünmüş olmanın, ve yine en azından ne oluyor sorusunu sorabilmiş olmanın veya sorgulamanın her şeyin ötesinde bir şeyler yapmış olmaya adım oluşturduğunu da biliyorum.

  4. #49
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    baben'in n.hikmet'in güneşi içenlerin türküsü şiirinden yaptığı alıntıyı okuyunca şiirin içinde geçen:

    ölenler döğüşerek öldüler;
    güneşe gömüldüler.
    Vaktimiz yok onların matemini tutmaya!
    Akın var
    güneşe akın!
    Güneşi zaaaptedeceğiz
    güneşin zaptı yakın!

    mısralarını ve bi anımı hatırladım.

    12 eylüle çeyrek var. okula haber geldi bilmem nerede bilmem ne olmuş.
    protesto ediyoruz..
    edelim nasını satiim..!
    eylem koyacağız..
    koyalım nasını satiim..!
    yıldız teknik'in önünde korsan atılcak.
    atalım nasını satiim..!
    üçerli beşerli olarak DMMA (şimdiki yıldız ünv.) önünde toplanılcak..
    toplandık..
    50 kişi falan varız ama dağınık durumdayız.
    DMMA nın önünde de var bi 50 kişilik faşo (!) gurubu ama toplu vaziyetteler.
    bizim guruptan üç kişi ellerinde sopalarla öne çıktı sloğan atıyo.
    arada da bağıırıyor.

    Akın var akın
    güneşe akın!
    ...

    karşı guruptan tabancalı iki kişi sıyrılıp üstümüze ateş etmeye başladı.
    ..ve bi yandan da:
    - gelin ulan mına dumun çocukları "sizi güneşe gönderiim" diye bağırıyordu.

    bizde silah yoktu..çil yavrusu gibi dağıldık...
    yani az daha güneşe gömülüyorduk

    meraklısına şiirin tamamı:
    GÜNEŞİ İÇENLERİN TÜRKÜSÜ

    Bu bir türkü:
    toprak çanaklarda
    güneşi içenlerin türküsü!
    Bu bir örgü:
    alev bir saç örgüsü!
    kıvranıyor;
    kanlı; kızıl bir meş'ale gibi yanıyor
    esmer alınlarında
    bakır ayakları çıplak kahramanların!
    Ben de gördüm o kahramanları,
    ben de sardım o örgüyü,
    ben de onlarla
    güneşe giden
    köprüden
    geçtim!
    Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi.
    Ben de söyledim o türküyü!

    Yüreğimiz topraktan aldı hızını;
    altın yeleli aslanların ağzını
    yırtarak
    gerindik!
    Sıçradık;
    şimşekli rüzgâra bindik!.
    Kayalardan
    kayalarla kopan kartallar
    çırpıyor ışıkta yaldızlanan kanatlarını.
    Alev bilekli süvariler kamçılıyor
    şaha kalkan atlarını!

    Akın var
    güneşe akın!
    Güneşi zaptedeceğiz
    güneşin zaptı yakın!

    Düşmesin bizimle yola:
    evinde ağlayanların
    göz yaşlarını
    boynunda ağır bir
    zincir
    gibi taşıyanlar!
    Bıraksın peşimizi
    kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!

    İşte:
    şu güneşten
    düşen
    ateşte
    milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!

    Sen de çıkar
    göğsünün kafesinden yüreğini;
    şu güneşten
    düşen
    ateşe fırlat;
    yüreğini yüreklerimizin yanına at!

    Akın var
    güneşe akın!
    Güneşi zaaptedeceğiz
    güneşin zaptı yakın!

    Biz topraktan, ateşten, sudan, demirden doğduk!
    Güneşi emziriyor çocuklarımıza karımız,
    toprak kokuyor bakır sakallarımız!
    Neş'emiz sıcak!
    kan kadar sıcak,
    delikanlıların rüyalarında yanan
    o «an»
    kadar sıcak!
    Merdivenlerimizin çengelini yıldızlara asarak,
    ölülerimizin başlarına basarak
    yükseliyoruz
    güneşe doğru!

    Ölenler
    döğüşerek öldüler;
    güneşe gömüldüler.
    Vaktimiz yok onların matemini tutmaya!

    Akın var
    güneşe akın!
    Güneşi zaaaptedeceğiz
    güneşin zaptı yakın!

    Üzümleri kan damlalı kırmızı bağlar tütüyor!
    Kalın tuğla bacalar
    kıvranarak
    ötüyor!
    Haykırdı en önde giden,
    emreden!
    Bu ses!
    Bu sesin kuvveti,
    bu kuvvet
    yaralı aç kurtların gözlerine perde
    vuran,
    onları oldukları yerde
    durduran
    kuvvet!
    Emret ki ölelim
    emret!
    Güneşi içiyoruz sesinde!
    Coşuyoruz,
    coşuyor!..
    Yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
    mızrakları göğü yırtan atlılar koşuyor!

    Akın var
    güneşe akın!
    Güneşi zaaaaptedeceğiz
    güneşin zaptı yakın!
    toplumun vicdanını gıdıklamak gerektiğinde illaki çocuk (resmi-görüntüsü) kullanılacak.
    erkeğin cüzdanında gözün varsa yarı çıplak güzel kadın (resmi-görüntüsü) kullanılacak.
    resim seçimi pazarladığın şeye bağlı.

    TKP nin legal örgütlendiği semt kültür derneklerinde fotağraf kolundaydım.yıl 1976
    gecekondu mahallelerinde çıktığımız ilk alan çalışmasında sıkı sıkı tembihlemişlerdi.
    - kanalizasyon suyunda oynayan çocukları çekin.
    oysa mevsim bahardı ve ben çiçek açmış kiraz ağaçlarını çekmek istiyordum.
    ııhhh dediler olmasss..!
    - çeşmeden yalın ayak su taşıyan hamile kadını çek.

    ve yukardaki asker resimleri..onlar mehmetçikse..aslanlarım koçlarım benim.
    ABD li ise tuu kaka..
    kafatası resimleri:
    yıllar önceydi..tv de gördüm, erzurum'da ermeni çetecilerin katlettiği köylülerin kafatasları..
    - vayy lanet herifler..!
    sonra bu kafataslarının yakınında haçlı kolyeler bulundu. film tersine döndü.
    ölenler ermeniymiş.
    düşüncelerimiz hemen değişti.
    - ee savaş bu olur böyle şeyler..hem onlarda rahat dursaymış canım..!

    objektifin çektiğine objektif olamıyoruz.
    subjektifiz subjektif.

  5. #50
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Kabul etmiyorum canımcım,

    Bir tartışmada daha söylemiştim aynen tekrarlayayım.

    Bir kişi bile olsa, ve o da ben olsam genellemeyi kabullenemem.

    Son derece objektif bakıyorum, ve kendi adıma konuşuyorum.Kim olduğu ve ne olduğu hiç umrumda değil.Bir bataklığa çeviriyoruz dünyayı hem düşünsel olarak hemde fiziksel olarak.

    Buradaki fotoğraflarda ne savaşın kötülüğünü ve anlamsızlığını anlatmaya çalıştık ne de sevgi barış tantanasında bulunmaya....

    Bunlar güzel konulardır; sevgi barış vs.... Ama bizim konumuzdan çok ayrı konulardır.

    Öyle yada böyle savaşlarla kirletiyoruz dünyayı.Hiç kimse bana savaşın ahlaklısını anlatmaya kalkışmasın. En haklı savaşta bile , ne demekse haklı savaş,birileri kaybediyor. Birileri yok oluyor,birileri acı çekiyor....

    Olan insanlığa oluyor, doğaya oluyor ve bu yaşlı ve yorgun mavi gezegene oluyor.

    Burada konumuz bu. Dünyayı hangi yollarla yok ediyoruz.Elimizden bir şey gelirmi?İşte bunu, vallahi de bilmiyorum billahi de bilmiyorum......

  6. #51
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    doajy6 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]

    muhteemgzellikgi3 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]

    derevt3 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]

    tekaafi3 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]


    ehiriy0 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]

    yananaale8 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]

    Kendine bıraktığında böylesine muhteşem işte bu dünya. Ama insan eli değdiğinde olanları hepimiz biliyoruz.Bu umursamazlık ve kendimize ihanet niye?

  7. #52
    Üye
    Oya Tekin Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.07-2004
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    567
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Arkadaşlar bu başlığı açarken her fotoğrafı bağımsız olarak sunmak adına açmadık. Yani sadece savaş yada sadece barışı anlatmak değildi amacımız. Baştan itibaren yer alan fotoğraflarla konuyu bir bütün olarak yani insan olarak dünyaya verdiğimiz zararları her boyutuyla ele alarak size sunduk ve değerlendirirken bu şekilde bakalım lütfen. Yani konumuz savaşı tartışmak değil savaşla dünyaya verdiğimiz zararlar ve diğer zararlar. Bu dip notu düştükten sonra geliyorum konumuza. Ormanlar orman yangınları ve bizim bilerek isteyerek akciğerlerimize verdiğimiz zararlar.

    *Ormanlar 50 metre genişliğindeki bir otobanın trafik gürültüsünü 20-30 desibel azaltıyor.

    *Yapraklı ağaçlardan meydana gelen bir orman bölgesinde 50 kuş türü barınıyor.

    *Ağaçsız bir alana göre 8 kat daha fazla humus oluşturan ormanlar toprak canlılarının yaşamasına olanak sağlıyor.

    *25 metre boyunda ve 15 metre tepe çatısına sahip bir kayın ağacı saatte 1.5 kilogram oksijen üretiyor.

    *Bir hektar ladin ormanı yılda 32 ton, kayın ormanı 68 ton, çam ormanı ise 30-40 ton toz emiyor.

    *Hava kirliliğinin yaklaşık yüzde 50'si ormanlar tarafından temizleniyor.

    *Ormanlar, egzoz ve benzeri zehirli gazlar ile kirli suları temizleme özelliğine sahip.

    *100 yaşındaki bir kayın ağacı saatte yaklaşık 40 kişinin çıkardığı 2.35 kilogram karbondioksiti tüketiyor.

    *100 metrekare alanda yer alan 25 metre boyunda ve 100 yaş civarındaki bir kayın ağacı, kökleri ve kılcal damarları aracılığıyla yılda 30 bin litre su çekiyor ve verimli toprağın akmasını önlüyor.

    *Kayın ağacı bir yıl içinde 300 kilogram zehiri emiyor ve dışarı süzüyor.

    Gördüğümüz gibi ormanlar hem ekonomik hem de sosyal yaşama doğrudan ve dolaylı olarak katkıda bulunmaktadır. Peki biz yaşam kaynağımız olan ormanlarımıza ne yapmaktayız. Yok etmekteyiz neden? Tarla açmak için,Hayvan otlatmak için, odun kesmek için, sanayi için ve yeni binalar yapmak için ormanlarımıza zarar vermekteyiz. Akciğerlerimizi kendi menfaatlerimiz için yok etmekteyiz. Bir ağacın yetişmesi için 15-20 yıl gerekirken binlerce ağaç yangınlarla bir saatte yok olmaktadır. Çoğunluğunun nedeni ise rant elde etmek. Bu resimlere baktıktan sonra hala dostuz diyebilir miyiz doğaya sizce?

  8. #53
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    sevgili andante propaganda amaçlı ajitatif fotoğraflara bence sadece duyguları körelmış ya da artık kanıksamış kişiler objektif bakabilir. önemli olan analitik düşünebilmek. çok yönlü düşünebilmek.
    yani düşünmemizi istedikleri şeyin tam tersini da düşünebilecek bilgi birikimine sahip olabilmeliyiz.
    o zaman tam objektif olabilir miyiz..? hayır.
    sadece kolay kolay gaza gelmeyiz.
    örneğin orman yangını resmine bakar bakmaz ilk aklımıza gelen yakanlara/sebep olanlara lanet okumak yada insan olarak kaybettiklerimize üzülmek dii mii?
    ama ben orman yangınlarının bazı durumlarda faydalı olduğunu hatta zaman zaman tanrının yıldırım düşürerek bu dengeyi sağlamaya çalıştığını da bilmeliyim.

  9. #54
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: andante


    Bir kişi bile olsa, ve o da ben olsam genellemeyi kabullenemem.

    Son derece objektif bakıyorum, ve kendi adıma konuşuyorum.Kim olduğu ve ne olduğu hiç umrumda değil.Bir bataklığa çeviriyoruz dünyayı hem düşünsel olarak hemde fiziksel olarak.

    ...
    Genellemeye karşı olunup genelleme yapılmış, gibi gördüm ben. Yanılıyor da olabilirim.. :roll:

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Oya Tekin


    Gördüğümüz gibi ormanlar hem ekonomik hem de sosyal yaşama doğrudan ve dolaylı olarak katkıda bulunmaktadır. Peki biz yaşam kaynağımız olan ormanlarımıza ne yapmaktayız. Yok etmekteyiz neden? Tarla açmak için,Hayvan otlatmak için, odun kesmek için, sanayi için ve yeni binalar yapmak için ormanlarımıza zarar vermekteyiz. Akciğerlerimizi kendi menfaatlerimiz için yok etmekteyiz. Bir ağacın yetişmesi için 15-20 yıl gerekirken binlerce ağaç yangınlarla bir saatte yok olmaktadır. Çoğunluğunun nedeni ise rant elde etmek. Bu resimlere baktıktan sonra hala dostuz diyebilir miyiz doğaya sizce?
    Burada da genelleme yapılmış! Ben hayatımda orman yakmadım! Tarlam da yok, sanayi bölgesi ya da yeni binalar yapmak gibi bir niyetim de yok.. Bunları yapanlar, yukarıdaki karikatürde olduğu gibi "hâlâ öküzüm" diyorlarsa, ben niye onlarla aynı kategoriye giriyorum yahu? :evil:

  10. #55
    Üye
    Oya Tekin Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.07-2004
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    567
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ee buda bir teknik Babür abi yazdırmanın suskun bırakmamanın bir yolu. :wink:

  11. #56
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yok gerçekten bir şeyler oldu son zamanlarda hepimize.

    Küresel ısınma her şeyi yok ettiği gibi insanlar arasındaki iletişimi de zedelemeye başladı. Anlaşamıyoruz yaaaaaa.

    Ve ben bu durumdan rahatsız olmaya başladım.

    O fotoğraflara bakarken objektif olmak başka genel anlamda objektif olmak çok başka. Senin cümlelerinle baykecim gördüğüm bir dehşet fotoğrafında yani savaş fotoğrafında o fotoğraftaki kişinin Türk olması yada olmaması beni hiç ilgilendirmiyor. Onlara sadece acı çeken insanlar olarak bakarım diyorum ben.

    Genelleme yaptığım zamanlarda olur sevgili baben, ama genellikle genelleme yapmadığım kesindir. Bir düşünceyi dile getirirken bana göre diye bir şey kullandığımı genellikle göreceksin. İfadelerim sadece ve sadece bana ait olanlardır.

    Eğer bayke hemen hemen herkes objektif olamıyor gibi bir cümle kullanmış olsa asla itirazım olmaz. Çünkü burada bir genelleme yok. Ama hiç kimse objektif bakamıyor derken bu genellemeye girer ve ben o genellemenin içinde değilim ben objektif bakıyorum diyorum anlatabiliyormuyum?

    Nefret ediyorum şuna benzer cümlelerden;

    Türkiyede insanların en büyük eylencesi televizyon....

    İşte bu bir genellemedir ve yanlış bir cümledir. Hayır kardeşim benim en büyük eylencem televizyon değildir o halde bu cümleyi doğru kur ve deki; Türk insanının büyük bir kısmının eylencesi televizyondur.Anlatabiliyormuyum???????Buradaki cümleye göre ben Türk olmuyorum anlamını da çıkartabilirm pekala

    Bu arada gerçekten senin baben, yada senin bayke bu olayın özüyle ilgili olarak söyleyecekleriniz yok mu? Sizce savaşlar kirlilik değilmidir, insanlar kendi elleriyle katletmiyormu dünyayı ? Konu bu sevgili dostlarımmmmmmmmm, öpüldünüz, :lol:

    ( Bu arada sevgili baben vallahi bende orman hiç yakmadım ağaç bile kesmedim, ama dünyanın kirlenmesinde benim de katkım var. Kusura bakma senin de vardır. En azından insan olarak dışkılarımız biz istemesekte yanlış uygulamalar sonucu bir yerlere dökülüyor. )

  12. #57
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    dalganx9 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]

    pasifik1km7 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]

    seyredenleringzylech6 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]

    foklo5 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]

    contaminationimage88660gf2 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]

    pollutedwaterimage28160da9 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]

    pollutionlargemsg114458rr3 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]

    balkkl0 - Fotoğrafların Diliyle Gündem (1)[Hadi Konuşalım/ DÜNYA]

    İnsana ait atıkların yanında daha iyi yaşayabilmemiz için ortaya çıktığı savunulan kimyasallarımız ve yaşantımızda olmazsa olmazlarımızla kirlettiğimiz başka güzelliklerimiz......

  13. #58
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu arada sevgili ilayda, buradaki her fotoğrafı konusuna uygun bir şekilde müziklendirebilirim de. Ama istersen senin bu isteğini son bölüme koyalım. Bunu yapacağımdan emin olabilirsin....

    Ama şimdi birden bire en sevdiğim müzikal geldi aklıma o ölü balıklara bakarken.

    Buraya onu eklemede hiç sakınca görmüyorum. Bu müzikalde de insan yerine kediler vardı. kediler müzikalinden en tanınmış parça memory, nasıl olsa herşey bir süre sonra anı olmayacak mı?

    İlayda bu parça senin için:

    Memory

  14. #59
    Üye
    Oya Tekin Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.07-2004
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    567
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Parçayı cuk oturtmuşsun Sanemcim. Sözlerini anlamasamda kadının yüz ifadesi hareketleri bana çok şey anlattı. Yaşlanmış köşeye atılmış bir kedi kadın . Tıpkı dünya gibi. Yüzündeki hüzün ne yapıyorsunuz der gibi. Peki biz ne yapıyoruz?

  15. #60
    yeditepe
    Misafir Üye
    yeditepe Avatarı

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Kaynaştırma öğrencim çok resim yapar. Ünite konularımızla ilgili çalışma yapmasını söylediğimde hiç yapmadı. Gülerek resmine devam ederdi. İstediği resmi yapardı ille.
    Kışkırtırdık onu sınıfça... İlle bildiğini okurdu.
    Geçen ünite konumuz gereği sınıfa görev verirken, ona da verdim. Dünyamızın ve ay'ın resmini yapmasını istedim. Yine umudum yoktu.
    Ertesi gün sınıfa gittiğimde koştura koştura geldi masama yaptığı resmi bıraktı. Aynı hızla yine sırasına koştu. Asla sırasından kalkmaz sadece meyve suyunu içtikten sonra kutusunu saklar, derste ben arkamı döndüğümde, büyük bir hızla ayağa kalkar, meyve suyu kutusuna basıp, patlatır ve yine son hızla sırasına kaçar
    Neyse… Baktım resme. Kâğıt öyle kirlenmiş ki resmi yaparken baya uğraştığı belli.
    Ev yapmış. Ağaçları... Güneş ve ay’ı... boyamış bir güzel... Gülümseyerek yanına gittim öptüm kafasından çünkü çoktan sırasına abanmış, yüzünü saklamış... Yanağını bulup, öpmek ne mümkün
    Ve o resmi panomuza astım. Tabi adını yazmamış. Okuma yazma bilmiyor. Yazmaz da bakarak bile
    Ben yazdım adını ve panomuza astık o resmi.
    Şükür gidip alıp yırtmadı.
    ...
    Herkesin yapabileceği bir şey vardır. Fakat öyle bir şey var ki insanın önünü tıkıyor.
    Her şey mükemmel olunca, mükemmellik kaygısı taşıyınca insan duruyor orda.
    Cesaret edemiyorlar. Bilirsiniz panoya en güzeller seçilir güya... İmaj kaygısı taşır.
    Benim sınıfımda imaj kaygısı yaşamıyoruz. Herkes kendini ortaya koyuyor. Çünkü herkes kendisiyle yarışmak zorunda. Başkasıyla değil.
    Özgünlük güzeldir. ve öğrencilerimin hepsi kendisinin başta özgünlüğünü kabul ediyor. Haylazlarım aşırı özgün gerçi))
    Nerden geldim buraya?
    Bu site aşırı mükemmellik kaygısı taşıyor.
    Engelliler sitesi. Engellilerin derdinden anlayacak yer burası olmalı!
    Ama bakınız panosuna!
    Yazılara...
    Bu site panosunda herkes olmalıydı.
    İki cümle, üç cümle, karmakarışık anlamsız cümleleriyle herkes...
    Onlar “biz”iz...
    Toplum bu insanları dışlıyor. İki kelimeyi bir araya getiremediği için güya...
    Ya da anlatamadığı için.
    Ya da ciddi bir olaya değinmediği için.
    İnanın öyle yazılar yazılıyor ki bir cümle... Ya da öyle resimler yapılıyor ki korka korka getiriliyor. Ya da kelimeler öyle anlamsız çıkıyor ki bazen.
    "çocuklar yazın! Konuşun! Yapın! Vallahi sizin ağzınızdan çıkan bir kelimeye kurban olurum ben "diyorum...
    O anlamsız kelimeler yavaş yavaş anlam kazanıyor. Konuştukça, yazdıkça onlar kendilerini yeniyorlar.
    Onlar sadece kendileriyle yarışmalı biliyorum bunu.
    Çünkü her insan ayrıdır.
    Evet, panomuzda “emeğin” olduğu her çalışma yer alıyor.
    Kaynaştırma öğrencim de bunu gördü. Cesaret buldu ve yaptı o resmi.
    Ve arkası gelecek biliyorum.
    Evet, ben de şimdi şunu soruyorum?
    Bu sitenin panosunda her çalışma yer alıyor mu?
    İyiden kötüye, güzelden çirkine bildiğimiz her çalışma...
    Site panosu mükemmellik kaygısına girmiş!
    Tıpkı toplum gibi...
    ...
    Evet, ağaçları yakmak beş dakika... Ağaçları büyütmek ise seneler alıyor. Ama değiyor!
    İnsanı durdurmak da çok kolaydır.
    Ama önemli olan insanın ağaç gibi büyümesine imkân vermektir.
    Filizlenmesine, yeşermesine...
    Yani diyeceğim şu: önemli olan yazdırmak değil... Yazıların devamını sağlayabilmektir. Bir kelime yazana koşmak. Bir paragraf yazana koşmak gerek.
    Anlatamayana ne anlattığını sormak gerek.
    Burası engelliler sitesi... Parsellenmemeli asla!
    Hiç kimse burada ağaçlara duyarsız değildir. Hiç kimse ölen çocuklara duyarsız değildir.
    Engelli birey engelliliği çeken olarak, acıyı çok iyi tanır! Bu resimlerde gördükleri herkesten çoktur. Ama çekingenler bence...
    Çekiniyorlar. Yazmak sizce kolay mıdır öyle?
    Düşüncelerini iletmek kolay mıdır?
    Biri dünyaya küsmüş yargılanıyor hemen! Niye hayata küsmüş? Suç oluyor!
    Biri akıllıca değerlendirmemiş olayı!
    En akıllıca ve mantıklı yazmasını istersek böyle olur işte!
    ağaçlarrrrrrrrrrrrrr! İşleri toprağa düştüğünde filizlenmek, dünyamızı yeşertmek!
    Ama sınır konuluyor...
    Tıpkı engellilere konulduğu gibi...
    Bir ağaç, toprağa kavuşunca yeşilleniyor kaygısızca...
    Ama engelli birey toprağa bile ulaşamıyor...
    Betonlara tosluyor. Uygun ortam, yuva bulamıyor!
    Kelimelere tosluyor...
    Nitelik kaygısıyla çarpışıyor.
    Kayboluyor.
    Güzel bir site yaratılıyor burada...
    En küçük çirkinlikte(!) yakılıyor, yıkılıyor ama...
    tartışmaya kurban gidiyor burada engelli..insan ve toplum kavgalarına hem de…
    İnsanın savaşta kurban gittiği gibi... Ağaçların yangınlara kurban gittiği gibi.
    Engelliler evet konuşsun. Ama bırakalım istediği gibi konuşsun. Sınırlamayalım.
    Başımıza ne geldiyse konulan sınırlar yüzünden geldi zaten...
    Çok mu önemli burada bir üyenin yazdığı iki kelimeden, bu güzellik nitelik kaygısı!
    Sonra silinir be! (orman yakmak gibi de olmaz.)
    Zor mu bunlar?
    Ha burası okul değil... Biz de öğretmen değiliz öyle mi?
    Bunu toplum da diyor...
    Kaynaştırmaya herkes karşı!
    Çünkü yine nitelik kaygısı taşıyor. “o öğrencilerle” uğraşıncaya kadar “diğerlerine” yazık oluyor. Başarı düşüyor!
    Onlar başka yerlere postalanmak isteniyor.
    Burası neresi?
    Toplumun ta kendisi...
    evettttttttttttttttt! her şeye rağmen dünyayla dost olabiliriz biz....
    Çünkü dünya insanın niteliğine bakmıyor!
    "insan" olmasına bakıyor.
    Toprak, ağaca seçim yapmadan büyüme şansı veriyor.
    Evet, sadece insan "seçerek" yok ediyor...(bu ormanlara yaptığı gibi… Yer açmak için )

    Tıpkı bizler gibi...
    Sınıfımın bütün öğrencileri kaynaştırma öğrencimle dost olmak için yarışta!
    Ama o haylazım tınmıyor))) Canına okuyor sınıfımın...
    Onun yazdığı her harf her kelime kıymetli... Öyle aç bıraktı ki bizi öğrencim her kelimesi bizde olay!
    Bize ödül verdi sayıyoruz.
    Sevindiğimizi gördükçe o da bizle paylaşıyor kelimelerini...
    Kelimelerinin kıymetini biliyor çünkü...
    Bugün ağladı! Anlatmadı niye ağladığını... Sümükleri aktı sırasına, başını kaldırmadı, ağladı mahvoldu. Sınıfça öğrenemedik niye ağladığını...
    Onun bir kelimesi bir kelimesi bizi çıldırtacaktı. Ama öğrenemedik!
    O bir kelimeyi esirgedi bizden!
    ...
    biz onla dost olmak için can atıyoruz!
    ...
    Evet, dünyayla biz böyle dost olabiliriz! Farklılıklarımızla aynı ortamı paylaşarak.
    Farklılıklarımıza saygı duyarak!
    Çünkü dünya farklılıklara hep saygı duyuyor! Biz farklı olana saygı duyduğumuz sürece o, bizle dost olacaktır.
    Ha! Buna uymayanlar ise kendisi kaybeder. “Biz” değil!

    not: andante bu ne hız ben yazıyı yazana kadar resim değişmiş ayrıca tskler)) daha bakamadım yazıyla ugraştıgımdan. yeni gördüm.
    ya burayı çok sevdim ben. özgürlük kokuyor burası... özgürce insan düşüncelerini aktarıyor. sınırı kendimiz koyuyoruz...




Sayfa 4 / 6 İlkİlk 123456 SonSon