Sayfa 2 / 2 İlkİlk 12
Toplam 23 mesajın 16-23 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    ağa Avatarı

    Gerçek Adı
    mustafa
    Üyelik Tarihi
    28.09-2012
    Son Giriş
    14.01-2017
    Saat
    13:17
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    94
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    AHİM kararı doğrudan bakımla ilgili değil. AHİM GLOUR-İSVEÇ davasında engellinin raporu %40 altında olduğu için engelli haklarından yararlanamamış. AHİM, bunu ayrımcılık olarak nitelendirmiş ve devleti suçlu bulmuş. Kararı da %40 kuralı bir ayrımcılıktır demiş. Bu kararı bu sitenin bir iki yerinde paylaştım. Bu isimle google yazarsan bulursun. Ancak ben bu kararı Ankara Barosu Engelli Hakları Sözleşmesi Sempozumu (sitesinde yayınlanmakta) konuşmacılarından ahim Türk yargıç temsilcisi Rıza Türkmen'in tebliğinde gördüm.20 (Ankara Barosu /Siteler /2012yayin/2011sonrasikitap/engelli-haklari-birlesmis-milletler.pdf

    20 (Ankara Barosu /Siteler /2012yayin/2011sonrasikitap/engelli-haklari-birlesmis-milletler.pdf bu adresteki sempozyum bildirilerini okumanı öneririm. Bir çıkış yolu bulabilirsin diye düşünmekteyim

  2. #17
    Üye
    ağa Avatarı

    Gerçek Adı
    mustafa
    Üyelik Tarihi
    28.09-2012
    Son Giriş
    14.01-2017
    Saat
    13:17
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    94
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bakınız size bir kaç bilgi notu gönderiyorum. İlgilenirseniz bu tür bilgileri paylaşmaya devam ederim.
    16.10.1996 günlü, E:1996/17, K:1996/38 sayılı kararında Anayasa Mahkemesi "Kişinin yaşama hakkı, maddi ve manevi varlığını koruma hakkı, birbirleriyle sıkı bağlantıları olan, devredilmez, vazgeçilmez temel haklardandır. Bu haklara karşı olan her türlü engelin ortadan kaldırılması da devlete ödev olarak verilmiştir. Güçsüzleri güçlüler karşısında koruyacak olan devlet, gerçek eşitliği sağlayacak, toplumsal dengeyi koruyacak, böylece gerçek hukuk devleti niteliğine ulaşacaktır." gerekçesine yer vermek suretiyle yaşam hakkının önemini vurgulanmıştır. Benim de tam bir insan gibi nezih bir hayat yaşama hakkımın sağlanması, bakıcılığımı sürdüren/sürdürecek kişiye, bu hizmetlerinin karşılığının verilmesiyle daha güvenli hale geleceğine hiç kuşku yoktur.
    BM Genel Kurulunda 1975 tarih ve 3477 sayılı kararla kabul edilen Engelli Kişililerin Haklarına dair bildirinin 1. Maddesinde “Özürlü kişiler bu bildiride belirtilen bütün haklara sahiptir. Bu haklar her ne olursa olsun hiçbir istisnaya ve ayrıma … hiçbir ayrımcılığı tabi tutulmaksızın bütün özürlü kişilere tanınır. 2. Maddesinde “ ….özürlerinin sebebi niteliği, ağırlığı ne olursa olsun bütün özürlü kişiler, aynı yaştaki vatandaşlar ile aynı temel haklara sahiptir. Bu hakların başında ve hepsinden önce, mümkün olduğu kadar normal ve tam bir insan gibi nezih bir hayat yaşama hakkı gelir. Özürlü kişiler kendi aileleri veya bakıcı aileler ile birlikte yaşamak hakkına sahiptir.”( http://insanca.kadikoy.bel.tr/bm_ ozurlu_haklari_bildiri.html
    03.12.2008 tarih ve 5825 sayılı kanunla onaylanarak (R.G. 19.07.2009/27288) kabul edilen Birleşmiş Milletler ENGELLİLERİN HAKLARINA İLİŞKİN SÖZLEŞMENİN tanımlarla ilgili 2. Maddesinde "Engelliliğe dayalı ayrımcılık" siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni veya başka herhangi bir alanda insan hak ve temel özgürlüklerinin tam ve diğerleri ile eşit koşullar altında kullanılması veya bunlardan yararlanılması önünde engelliliğe dayalı olarak gerçekleştirilen her türlü ayrım, dışlama veya kısıtlamayı kapsamaktadır. Engelliliğe dayalı ayrımcılık makul düzenlemelerin gerçekleştirilmemesi dâhil her türlü ayrımcılığı kapsar.


    RIZA TÜRKMEN(AHİM Türkiye temsilcisi) tebliğinde “ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, ayrımcılığı incelerken, şu unsurları dikkate alıyor: Bir kere olay sözleşmenin temel hak ve özgürlüklerine ilişkin başka bir maddesine giriyor mu girmiyor mu? İkincisi bir farklı işlem yapılmış mı yapılmamış mı? Farklı işleme maruz kalan bireyler ayni durumdalar mı, yoksa farklı durumdalar mı? Farklı işlemin makul bir gerek-çesi var mı, meşru, yasal bir amacı var mı, yok mu ve amaçla araç orantılı mı, değil mi? Bütün bunları dikkate alarak bir karara varıyor. …Birinci ilke, özürlülerin özürlü olmayanlarla eşit haklara sahip olmaları, bu her tarafta göreceğiniz çok büyük bir ilke. Başka bir deyişle, özürlüler bakımından ayrımcılık yapılmaması. …. Birleşmiş Milletler Engelli Ayrımcılığı yapılmaması, Avrupa İnsan HAKLARI SÖZLEŞMESİNİN 14. MADDESİNDE DÜZENLENMİŞ. ORADA DİYOR Kİ, “BU SÖZLEŞMEDE TANINAN HAK VE ÖZGÜRLÜKLERDEN YARARLANMAK, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal ve diğer kanaatler, ulusal veya sosyal köken, ulusal bir azınlığa mensupluk, SERVET, doğum veya HERHANGİ BAŞKA BİR DURUM BAKIMINDAN,” Özürlüler herhangi başka duruma giriyor burada. Sözleşmede zaten bu sayılanlar tüketici değildir, sınırlı değildir. Bu gibi ve bunun dışında başka bir duruma girenler bakımından hiçbir ayrımcılık yapılmaz… Bu ayrımcılık yasağının koşulları şu bir kere: Aynı durumdakilere farklı davranılmaması, yani aynı durumda kıyaslanacak iki unsur olacak ve bunlardan birine farklı davranılmış olacak, o zaman ayrımcılığa yol açar.” Dedikten sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarından örnek verir “..Sözünü etmek istediğim dava, Glour–İsviçre Davası. Bu çok yeni bir dava, 30 Nisan 2009 tarihli. Bay Glour İsviçre vatandaşı, kamyon şoförü, kendisi birinci tip şeker hastası, yani doğuştan şeker hastası. Bu yüzden askere alınmıyor. Askere alınmadığı için, İsviçre’de askere gitmeyenlere bir askerlikten muafiyet vergisi var, Bay Glour’a da muafiyet vergisi geliyor… Vergi idaresine başvuruyor Bay Glour bu vergiden kurtulmak için. Vergi idaresi diyor ki, “Özürlülük oranı yüzde 40’dan düşüktür. O yüzden vergi muafiyeti tanınmaz.” Özürlülük oranı yüzde 40’dan fazla olsaydı, o zaman vergiden muaf tutulabilirdi. Federal mahkemeye gidiyor sonunda, federal mahkeme de “Bu vergi idaresi kararı doğrudur. Bu vergi aslında eşitliği sağlıyor, askerlerin yapanlarla yapmayanların.” diyor ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine geliyor. Bu karar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin özürlülere bakışı bakımından bir dönüm noktasıdır, çünkü birçok şey ilk kez bu kararda oldu. İlk kez bu kararda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kişinin fiziksel bütünlüğünün ve fiziksel nedenlerle askerlik yapamamasını 8. maddeye, yani özel yaşamın korunmasına soktu. İkincisi, ilk kez Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu kararla özürlülere karşı ayrımcılık yapıldığı nedeniyle 14. maddenin ihlaline karar verdi, 8. maddeyle birlikte. İki bakımdan ayrımcılık buldu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Bay Glour olayında. Birincisi, özürlüler arasında bir ayrımcılık yapılıyor, böyle yüzde 40’dan aşağı kişilere vergi konulması, yüzde 40’dan daha fazla özürlü olan kişilere vergi konulmaması gibi bir ayrım kabul edilemez dendi. Bu son derece keyfi bir ayrım, ne zaman yüzde 40’dan daha aşağı özürlüsünüz, ne zaman yüzde 40’dan daha fazla özürlüsünüz, bunu tayin etmek, bunu tespit etmek çok zordur. Ayrıca böyle bir ayrımın yapılması bizatihi bir ayrımcılıktır dedi…. Glour Davasında bir önemli taraf da şu: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İsviçre taraf olmadığı halde Birleşmiş Milletler Özürlüler Sözleşmesine atıf yapıyor ve diyor ki: “Özürlülere karşı ayrımcılığın önlenmesi evrensel bir kabul görmektedir.” Avrupa’da evrensel bir kabul görmektedir, o yüzden İsviçre taraf olsa da olmasa da bu sözleşmenin hükümleri İsviçre için de geçerlidir diyor.(sh.104-114)(Ankara Barosu /Siteler/2012yayin/2011sonrasikitap/engelli-haklari-birlesmis-milletler.pdf erişim 29.04.2013)

    (Ankara Barosu /Siteler/2012yayin/2011sonrasikitap/engelli-haklari-birlesmis-milletler.pdf erişim 29.04.2013)
    İngiliz davetli ANNA LAWSON (İngiltere Leeds Üniversitesi Hukuk Fakültesinde görev yapmakta ve alanı da engelliler hukuku ve ayrımcılık.) tebliğinde “ Böylece sözleşmenin 1. maddesinde, bu sözleşmenin amacının; tüm engellilerin, tüm insan hak ve temel özgürlüklerinden tam ve eşit şekilde yararlanmasının teşvik edilmesi, korunması ve sağlanması ile, onların doğuştan sahip oldukları onura saygının güçlendirilmesi olduğu beyan ediliyor. Şimdi bunun üstünde bir saniye durmak istiyorum. Bu sözleşmenin burada beyan edildiği şekilde amacı; engellilerin tam ve eşit insan haklarını teşvik etmek, korumak ve sağlamak. Bu eşitlik fikri, sözleşmeye esas teşkil ediyor. Sözleşmenin hedeflerinin, amaçlarının ve esas maddelerinin her birinin temelinde bu yatıyor … Özerklik ve bağımsızlık, sözleşmenin diğer bir genel ilkesi. Özerklik ve bağımsızlığın her ikisi de diğer insan hakları sözleşmelerinde belirtilmeyen meseleler çünkü belirtilmeleri gerekmiyor. Diğer insanların çoğu için, özerklik gibi bir hakları olduğunu söylemeye gerek bile yok. Engelliler içinse sözleşme, engellilerin, gerekirse destek alarak, özerk olmaya hakları olduğunu ve yine gerekirse destek alarak, bağımsız olmaya hakları olduğunu bir kez daha vurguluyor. Ayırımcılık yapılmaması ve fırsat eşitliği ise, zaten belirttiğim gibi, sözleşmeye kesinlikle esas teşkil ediyor….. yine engellilere karşı ayırımcılık yapılmamasını sağlamaları bu sözleşmede ifade edilen bir diğer çok temel mesele 19.madde tarafından bahşedilen, toplum içinde yaşama veya toplum içinde yaşamayı seçme hakkı. Bunun daha önceki sözleşmelerde belirtilmesi gerekmemişti çünkü bu, diğer insanlar için hiçbir zaman bu denli mesele olmamıştı. Ama engelliler için, nerede yaşadığınız meselesi ve bir kurumda değil de toplum içinde,ailenizin,arkadaşlarınızın yanında.. nerede yaşamayı seçmek çok büyük bir mesele. Birçok engellinin geçmişte böyle bir fırsatı olmadı. 19.madde, engellilere toplum içinde yaşamayı seçebilme hakkı veriyor ve bunu da, onlara bunu mümkün kılmak için ihtiyaç duydukları desteği vermeleri için devletlere yüklediği bir yükümlülükle destekliyor. … Böylece yine bu hak da özerklik meselesine, nerede yaşadığınızı seçmeye, bağımsızlığa ve katılıma kadar geri uzanıyor.”(sh.18-29)
    İdil Işıl Gül (Bilgi Ünv.Hukuk Fak.) tebliğinde “… sözleşmeye taraf olunduğunda devlet bunu otomatikman tam olarak yerine getirir. Bu yanlış bir yaklaşımdır. Eğer borçlu tarafı, sorumluluk üstlenmiş olan tarafı, diğer taraf hukuken zorlamasa, sözleşmeye tam uyumun sağlanması mümkün olmayabilir. O nedenle hem hukukçuların, ama özelliklede sivil toplum örgütlerinin devletin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ahde-vefa ilkesi çerçevesinde, iyi niyetle yerine getirmesini sağlamak için zorlamaları ve çoğu zamanda bunun için hukuki araçları kullanmaları gerekecektir… Bir başka meselede şu: Devletin ulusal mevzuatıyla uluslar arası sözleşme arasında bir uyumsuzluk olursa diye. Uluslar arası anlaşmaları düzenleyen bir başka uluslar arası anlaşma var, Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi. Sözleşmenin 27. Maddesi der ki, “Bir taraf bir anlaşmayı icra etmeme gerekçesi olarak iç hukukunun hükümlerine başvuramaz.”

    Yüce Mahkeme(Anayasa Mahkemesi) E. 2009/94 ve 2011/90 Sayılı Kararında “Bir hukuk devletinde, devlet erki kullanılarak yapılan tüm kamu işlemlerinin nihaî amacının “kamu yararı” olması gerekir. Bu gereklilik, kamu yararını, yasama organının takdir yetkisi için de bir sınır konumuna getirir. Anayasa Mahkemesi’nin 15.10.2003 tarih ve E.2003/36, K.2003/91 sayılı Kararında da,“Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devleti, her eylem ve işlemi hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumları benimsemeyen, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, yasaların üstünde Anayasanın ve yasakoyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir. “Yasaların kamu yararına dayanması” gereği kuşkusuz hukuk devletinin temel değerlerinden birini oluşturmaktadır. Hukuk devletinde hukuk güvenliğinin sağlanabilmesi için yasa koyucunun öngörülebilir düzenlemeler getirmesi de asıldır” denilmiştir.
    Anayasa’nın 153. maddesinin son fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi kararlarının sonuçları kadar gerekçeleri de bağlayıcıdır. Çünkü kararlar gerekçeleri ile bir bütünlük oluştururlar ve bu doğrultuda yasamanın da içinde yer aldığı devletin ve kişilerin etkinliklerinde yönlendirici ve belirleyici olurlar. (AMK:E: 2010/81, K: 2011/78)

    Bak güzel kardeşim; Yukarıda da bazı örnek kararlar ve yorumlar vermeye çalıştım.Aşağıda da başka açıdan bir gerekçe veriyorum. Dava açmayı düşünürsen, bu tür hukuki gerekçelerinde konuyu temellendirmelisin ki, tutarlı ve ikna edici olabilesin. Şunu bilmelisin ki, mahkemeler işlem tesis etmez. Düzenlenmiş bir idari işlemi ya bozar ya da davayı red eder. Bir başka şey de sakın yönetmelik iptaline yönelik dava açma. Yapılan işlemin iptaline yönelik dava aç. Selam ve muhabbetle

    2011-2013 YILLARI BAKIM HİZMETLERİ STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI’NDA“ (R.G 19.01.2011/27820) “Özürlü evde bakım hizmetlerine tahsis edilen ödenek miktarının SHÇEK toplam ödenek miktarı içindeki payının % 53’e, merkezi yönetim bütçe giderleri içindeki payının ise %0,37’ye yükseldiği” …. “EVDE BAKIM HİZMETİNİN AĞIR ÖZÜRLÜ KİŞİNİN YAŞAM KALİTESİNİ YÜKSELTECEK ŞEKİLDE TÜM BAKIM İHTİYAÇLARINI KARŞILAMASI VE SADECE EKONOMİK YOKSUNLUK İÇİNDEKİ AĞIR ÖZÜRLÜLERİ DEĞİL, İHTİYAÇ DUYAN TÜM AĞIR ÖZÜRLÜ NÜFUSU KAPSAMASI GEREKTİĞİ” aynı planın Stratejik Öncelikler bölümünde “Bakım Hizmetleri Stratejisinde; bakıma muhtaç bireylere, ihtiyaç duydukları bakım hizmetlerinin sosyal hizmetler sistemi içinde planlı ve programlı olarak götürülmesi hedeflenmiş ve belirlenen stratejik öncelikler çerçevesinde bu hedeflere ulaşmak için atılması gereken adımlar tespit edilmiştir. Bakım Hizmetleri Stratejisi ve eki Eylem Planı; bakım hizmetinden yararlanacak kişilere kaliteli ve sistemli bir hizmet sunulmasını sağlamayı amaçlamakta ve bu amaç doğrultusunda bakım hizmetleriyle ilgili olarak önümüzdeki iki yıllık dönemde yürütülecek çalışmaları belirlemektedir” denildikten sonra 1.Öncelik olarak “(1) Evde bakım hizmetleri uluslararası normlar incelenerek, Türkiye’nin yapısına en uygun hizmet planlaması yapılarak yeniden yapılandırılacaktır.(2) Süreli bakım hizmet modeli oluşturulacaktır” Denilmek suretiyle bu konuda ENGELLİ KAMUOYUNDA OLDUĞU KADAR BENDE DE CİDDİ BİR BEKLENTİ OLUŞTURULMUŞTUR. Ancak bu beklentiyi karşılamaya yönelik bir gelişme gösterilemediği gibi devlete olan güven duygumuzun zedelenmesine sebebiyet vermiştir. Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan E.2011/53, K.2012/27 sayılı kararında belirttiği üzere “Hukuk güvenliği ilkesi hukuk normlarının birbirleriyle çelişmeyecek biçimde açık, anlaşılabilir ve öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.” Denilmek suretiyle devletin verdiği taahhütlerini yerine getirmesini hukuk devleti olmanın bir gereği olarak görmüştür. Davalı idare tarafından tesis edilen işlem bu cihetle de iptal edilmelidir.
    Yine Yüce Mahkeme E. 2009/94 ve 2011/90 Sayılı Kararında “Bir hukuk devletinde, devlet erki kullanılarak yapılan tüm kamu işlemlerinin nihaî amacının “kamu yararı” olması gerekir. Bu gereklilik, kamu yararını, yasama organının takdir yetkisi için de bir sınır konumuna getirir. Anayasa Mahkemesi’nin 15.10.2003 tarih ve E.2003/36, K.2003/91 sayılı Kararında da,“Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devleti, her eylem ve işlemi hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumları benimsemeyen, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, yasaların üstünde Anayasanın ve yasakoyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir. “Yasaların kamu yararına dayanması” gereği kuşkusuz hukuk devletinin temel değerlerinden birini oluşturmaktadır. Hukuk devletinde hukuk güvenliğinin sağlanabilmesi için yasa koyucunun öngörülebilir düzenlemeler getirmesi de asıldır” denilmiştir.

    Bu karar ve örneklerle dava dilekçeni zenginleştir ve davayı doğrudan danıştaya açmanızı öneririm. Çünkü 3. yargı paketinde "ülke genelinde uygulanmak için çıkarılan düzenleyici işlemlere (yönetmelik,genelge vb.) karşı davalar danıştay nezdinde açılacak" kuralı getirildi

    güzel kardeşim, insanları da suçlamaktan vazgeçmeni öneririm. Çık çıkmıyor demen dışlayıcı bir ifade olup, insanları kırar. Bilmeden nasıl çık çıkaracak. O zaman gürültü olur. Senin için bir yığın hukuki metinler yazdım ki, işine yarasın ve en azından o çıt çıkmıyor dediğin insanlardan nitelikli "çıt" çıkabildiğini de görmeni istedim. Selam ve muhabbetle kardeşim.

  3. #18
    Üye
    Dexter07 Avatarı

    Gerçek Adı
    Kaan
    Üyelik Tarihi
    02.04-2009
    Son Giriş
    30.11-2016
    Saat
    15:45
    Yaşadığı Yer
    Antalya
    Mesaj
    113
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sayın ağa arkadaşım, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Umarım bu gelir kriteri sorununu aşarız da biz de BİREY oluruz devletin gözünde...

  4. #19
    Üye
    engin934 Avatarı

    Gerçek Adı
    Engin
    Üyelik Tarihi
    08.10-2006
    Son Giriş
    13.11-2017
    Saat
    13:51
    Yaşadığı Yer
    İş durumundan Tekirdag
    Mesaj
    752
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Böyle bir haber okudum ama inşallah gerçekleşir..

    Bütün özürlülere sınırsız güvence | BURCU ÇALIK | 10.05.2011

  5. #20
    Üye
    kerimc Avatarı

    Gerçek Adı
    Yalnız Kartal
    Üyelik Tarihi
    31.12-2010
    Son Giriş
    09.12-2017
    Saat
    00:03
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    513
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    arkadaşlar bu soruma cevap verır mısınız bakım parası gelıre dahılmı

  6. #21
    Üye
    ağa Avatarı

    Gerçek Adı
    mustafa
    Üyelik Tarihi
    28.09-2012
    Son Giriş
    14.01-2017
    Saat
    13:17
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    94
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    kerimc; neyin gelirine dahil mi? yani bakım parası alıyorsan neyin geliri için soruyorsun? 2022 için ise dahil değil. Ancak yakında dahil olacak gibi. Çünkü yeni düzenlemede "Hanede kişi başı düşen gelir düzeyi asgari ücretin 1/3 ibaresi yer alıyor 2022 maaşı için. Birde Sosya dayanışma heyetinin kanaati. Selamlar

  7. #22
    Üye
    kerimc Avatarı

    Gerçek Adı
    Yalnız Kartal
    Üyelik Tarihi
    31.12-2010
    Son Giriş
    09.12-2017
    Saat
    00:03
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    513
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    yani demek istediğim benım 2tane ağır özürlü kardeşimin 10 ay önce eve giren gelir yüzünden kesıldı ozaman 5 kişiydik şimdi 6kişi olduk yani bakım parası hesaba dahılmi

  8. #23
    Üye
    ağa Avatarı

    Gerçek Adı
    mustafa
    Üyelik Tarihi
    28.09-2012
    Son Giriş
    14.01-2017
    Saat
    13:17
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    94
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    bakım parası gelire dahil olmaz. Zaten gelire bakarak bakım parası ödenir. Ödenmeden bakıldığına göre olmayan para nasıl gelire dahil olur. Kesilme sebebi farklıdır. Ya denetimde evde bulamamışlar ya da iyi bakılmıyor kanaatine varmışlar. Onu sosyal hiz. öğrenmelisin




Sayfa 2 / 2 İlkİlk 12