Bedensel engelli Müslüm Subaşı, gündüz Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi'nde okurken gece devlet memuru olarak çalışıyor.2 yaşında Helen ve 1 yaşında Arda isimli iki çocuk babası Subaşı, bir yandan tıp eğitimini tamamlamak için çabalarken, diğer taraftan ailesinin yükünü taşıyor. Subaşı, hayatını kolaylaştıracak motorlu bir araç ve eğitim masraflarını karşılayacak hayırseverlerden yardım bekliyor.

Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde 10 çocuklu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Subaşı, çocuk felci aşısı yapılmadığı için yüzde 60 engelli hale düşmüş. Bu onun okuma azmini kırmamış. Başarılı bir eğitim dönemi sonrası Gaziantep Fen Lisesi'nden mezun olmuş. 1993'te ilk kez girdiği üniversite sınavlarında ÇÜ Tıp Fakültesi'ni kazanmış. Geçirdiği ameliyatlar sonucu, fakülteye devam edemeyince üçüncü sınıftan atılmış. Şanlıurfa'ya geri dönmek yerine girdiği KPSS'yi de kazanıp Adana'nın Pozantı ilçesine bağlı Kamışlı köyüne sağlık memuru olarak atanır. Burada beş yıl çalışır fakat sözleşmeli personel olduğu için yasa gereği tayin imkânı bulmaz. Bu sorunu aşmak için ikinci kez KPSS'yi kazanıp Adana'da Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'na (SHÇEK) bağlı Çocuk Sitesi'nde bekçi olarak göreve başlar. Bu arada evlenir. Yarıda bıraktığı tıp eğitimini tamamlamak için çıkan aftan yararlanarak, 3'üncü sınıftan devam eder.

Ağır şartlarda tıp fakültesi 4'üncü sınıfı okuyan Subaşı, "Geceleri bilgisayar karşısında geçiriyorum. İki üç saat ancak uyuyorum. Bazen ders çalışmaya fırsat bulamıyorum. Ama okulu bitirmek istiyorum." diyor. Bin 300 lira maaş alıyor, memur olduğu için burs ve harç alamıyor. Kazandığının eğitim ve ev giderlerine yetmediğini belirtiyor. Başka ülkelerde kendisi gibi okuyan engelli bireylerin el üstünde tutulduğunu ve her türlü imkânın sağlandığını söyleyen Subaşı, devletin kendilerine sahip çıkmasını istiyor.

1 lira otobüs parası bulamadığı günlerin olduğunu ifade eden Subaşı, "Yemekte yediğim soğanları gidip pazarın sonunda annemle topluyorum. Çünkü ay sonu para kalmıyor. İstediğim hiçbir kitabı almış değilim. Fakülteden kütüphaneye gidemiyorum. Devlet bana niteliksiz tekerlekli sandalye veriyor. Bu ihtiyacımı görmüyor. Motorlu bir aracım olsa hayatım kolaylaşacak. Devletin ve hayırseverlerin desteğini bekliyorum."

Kız kardeşinin Çapa Tıp Fükültesi'nde, bir kardeşinin sınıf öğretmenliğinde, bir diğerinin ise yüksek lisans öğrencisi olduğunu dile getiren Subaşı, kendisinin teşvik etmesiyle kardeşlerinin okuduğunu vurguluyor. Doktorların yüzme önerdiğini hatırlatan Subaşı "Üniversitenin havuzunda yüzme hakkını elde edemedim. Uzun uğraşlar sonunda bir hak verildi. O da sabah seansında kimseye görünmeden girmem istendi. Belirtilen saatlerde orada olmam için yine araç sorunu önümü çıkıyor. Hâlbuki ben yüzme yapmazsam dizlerimde kireçlenme meydana geliyor. Kaplıca raporum vardı. Bir gece Yalova'daki kaplıcalara gittim. Dışarıda yattım. Çünkü Sağlık Bakanlığı tesisleri günlük 140 liraydı. Devletin verdiği toplam para 270 lira. Bununla da tabii otelde kalamıyoruz. 21 günlük raporuma karşılık bir gece dışarıda uyandım. Benim gibi dışarıda yatan çok sayıda kişi var." diyor.