Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, en önemli durumun, çocukların ailelerinin yanında yetişmesi olduğunu söyledi.

Kavaf, ÖZEV ve Zonguldak Karaelmas Üniversitesi'nin ev sahipliğinde düzenlenen Özel Eğitim ve Özel Gereksinimli Bireye Sahip Ailelerin Kaygı Durumları' konulu panele katıldı.

Erdemir Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen panele, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, ÖZEV Mütevelli Heyeti Başkanı Saime Toptan, AK Parti Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen, Zonguldak Valisi Erdal Ata, ZKÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer, ZKÜ Eski Rektörü Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz, ilçe kaymakamları, daire müdürleri, siyasi parti temsilcileri ve aileler katıldı.

İstiklal Marşı ile başlayan programın açılış konuşmasını ZKÜ Kdz. Ereğli Eğitim Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Ali Hazar yaptı. ÖZEV Mütevelli Heyeti Başkanı Saime Toptan da yaptığı konuşmada, Bakan Kavaf'a teşekkür etti. ZKÜ'ye özel eğitim bölümünün açılmasını kutladıklarını belirten Toptan, konuşmasında şöyle dedi; "Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Aliye Kavaf hanımefendinin bu programa katılımından dolayı kendisini kutluyorum. Çünkü her gününü dolduracak programları var. O programların arasında bizim mutluluğumuzu paylaşıyor. Kendisine şükran borçluyuz. Bu toplantıda, diğer ailelerin de sesi olarak katılan ailelerimizin temsilcileri duygularını paylaşacaklar. Belki yüreklerinden geçen duygularını anlatacaklar. Ama burada onlar konuşacaklar. Yetkililer dinleyecek. Cevapları alarak evlerine döneceklerdir. Böyle bir ortam var, yöneticiler daha hızlı hareket etme yeteneğine sahip artık. Bu toplantı üniversitemize böyle bir bölüm açılmışken daha değerlidir. Üniversiteye özel eğitim bölümün açılmış olmasını, bu gün görkemli bir toplantı ile kutluyoruz."

Konuşmasına Türkiye istatistiklerini hatırlatarak başlayan ZKÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer de, üniversite olarak engellilerle ilgili çalışmalar yaptıklarını anlattı. Hizmetleri artıracaklarını söyleyen Özer, şunları söyledi; "Bu gün toplumumuz için çok önemli olan bir konuda, bilim insanların, ailelerin ve yöneticilerin kaygılarını ve eleştirilerini dinleyeceğiz. Gelişmiş ülkelerde nüfusun yüzde 10'u gelişmekte olanların yüzde 12'si özel eğitim gerektiren bireylerden oluşmaktadır. 2007 yılı verilerine göre ülkemizde 0-19 yaş arasındaki 27 milyon 479 bin 570 bireyin, 1 milyon 600 bin özel gereksinimli çocuklardan oluşturmaktadır. 6 milyonu aşkın görme engelli, 14 bini aşkın fiziksel engelli, 17 bini aşkın spastik engelli ve 21 bine yakın zihinsel engelli var. Engellilerimizin sadece 70 veya 80 bininin okur yazar ya da eğitim alabildiği tespit edilmiştir."

Bilgi ve bilim üreten kişilerin özgür olması gerektiğini anlatan Özer, sözlerine şöyle devam etti; "Elbette bilgiyi ve bilimi öğretecek öğrencilerimiz de özgür olmalıdır. Bu noktada engel aslında insandaki bir eksikliğe değil o insanın yaşamını kısıtlamaya yönelik düşünce ve tutumlardaki eksikliğe işaret etmektedir. Engelsiz ZKÜ olma yolunda kararlı bir şekilde ilerlemekteyiz. Kampuslarımızın tümündeki fiziki şartları engeli olan bireylerin rahat yaşayabilecek bir ortama getirmek için başlatılan çalışmalarımız, gerek üniversitede gerek dışarıda engellilere olan ön yargıları yıkmak için devam etmektedir. Uzunmehmet Engelliler Okulu'nda okuyan 50 engelli öğrenciye genel sağlık taraması yaptık. Bu hizmetleri giderek artıracağız. Ereğli Eğitim Fakültemizin özel eğitim bölümü bu yıl öğrenci kabul ederek zihinsel engellilere eğitim verecek öğretmenlerimizi yetiştirmeye başladı. Bu bölümün kapasitesini artırmak için çalışmalara başladık."

Devletin, engelliler için bütün imkanlarını seferber ettiğini vurgulayan Zonguldak Valisi Erdal Ata ise, devletin yanı sıra toplumun engelli vatandaşlara sahip çıkması gerektiğini söyledi. Engelliliğin, yalnızca ailelerin değil toplumu oluşturan tüm kesimi yakından ilgilendirdiğini dile getiren Vali Ata, konuşmasında şunları anlattı; "Her zaman takdirle izlenen ÖZEV Vakfı'nın işbirliği ile düzenlenen panele hoş geldiniz. Hepinizin bildiği gibi ülkemiz nüfusunun yüzde 13'ü engelli vatandaşlardan oluşuyor."

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünyada 500 milyon engelli bulunduğunu anlatan Ata, şöyle konuştu; "Engellilik sadece onlar ve ailelerin değil toplumu oluşturan tüm kesimi yakından ilgilendiren ve bir çok yönüyle ele alınması gereken bir konudur. Devletimiz kurulduğu günden bu güne kadar sosyal devlet anlayışı ile hareket ederek engelli vatandaşlara çağdaş bir yaşam sunmayı amaç edinmiştir. Evde bakım yardımlarının çalışması başarı ile sürmektedir. Sağlık Bakanlığı 2010 da başlattığı yeni uygulama ile ilgili evde bakım hizmeti gerektiren bütün vatandaşlara evde sağlık hizmeti sunulmaktadır. Sakat vatandaşlarımıza da maaş bağlanmaktadır. İlimizde yaptığımız bütün hizmet ve programlarda engelli vatandaşlarımızın temel hak ve özgürlüklerinden tamamen kullanılabilmesi için gerekli tüm gayretleri göstermekteyiz."

ÇOCUK RUHEN SAĞLIKLI OLMALI

Korumaları eşliğinde kürsüye gelen Selma Aliye Kavaf ise sorumluluğundaki bakanlığın faaliyetlerini anlattı. Geçmişte yaşanan küresel kriz nedeniyle, bakanlık bütçelerinde daralma olmasına rağmen bütçesi artan tek bakanlığın kendi bakanlığı olduğunu aktaran Kavaf, pilot il seçilen Ankara'daki yeni bir uygulama hakkında da bilgi verdi.

Bakmakla yükümlü oldukları 40 bine yakın çocuğun olduğunu belirten Kavaf, en önemli durumun ise çocukların ailelerinin yanında yetişmesi olduğunu söyledi. Maddi durumları nedeniyle çocuklarını yurtlara bırakmak isteyen aileleri desteklediklerin belirten Aliye Kavaf, sözlerine şöyle devam etti; "Bize kayıtlı 65 bin çocuğumuz var. 25 bini gündüzlü destek hizmeti veriyoruz. Türkiye genelinde gençlik merkezlerimiz var. Çocukları sokakta vakit geçirmek yerine okullarının olmadığı zamanlarda burada misafir ediyoruz. Yeteneklerini ortaya çıkarabilecekleri, üretken olduğu güzel şeyleri onlara kazandırmaya yönelik çalışma yapıyoruz. Bakmakla yükümlü olduğumuz 40 bin çocuğumuz var. 7 binini ailelerin yanına dfıdır. Bu noktada engel aslınöndürdük. Her ne kadar 5 yıldızlı bakım hizmeti versek bile ailelerinin yanında yaşaması kadar yeterli olmuyor. Sadece yoksulluk nedeniyle aile bize çocuğunu bırakmak istiyorsa çocuğun bakımını karşılıyoruz. Bu şekilde de aileyi destekliyoruz. Bu şekilde 30 bin çocuğu da ailesinin yanındayken destekliyoruz."

Çocuğun ruhen sağlıklı birey olması noktasında gereken itinanın gösterildiğini anlatan Kavaf, şunları söyledi; "Sevgi ve çocuk evleri modelimizi yaygınlaştırıyoruz. Dört yıl içerisinde bütün çocuklarımıza ev ortamını sağlayacağız. Kadın konuk evlerimiz var. Huzurevlerimiz var. Şiddete uğrayan kadınlarımız Türkiye'nin her yerinden Alo 183 hattıyla bize ulaşabilir. Yaşanması çok zor bir durumdur engelli olmak. En ağır sosyal problemlerden biri olduğuna inanıyoruz. Bu problemler devletin öncelikli sorunlarıdır. Sosyal devletin olma gereği nedeniyle devlet bu insanlara sahip çıkmak durumundadır. Devletin sahip çıkmasının yanı sıra kendi ayakları üzerinde durabilmesi için toplumun bütün kesimlerinin her bir ferdinin desteğine ihtiyacı var."

YATIRIMLARI EKONOMİK KAYGILARIN ÜSTÜNDE TUTTUK

Devletin engelli vatandaşlar için yaptığı ve yapacağı yatırımları, ekonomik kaygıların hep üstünde tuttuğunu söyleyen Aliye Kavaf, bakmakla yükümlü oldukları insanlarla her zaman en iyi şekilde ilgilendiklerini dile getirdi. Kavaf, bu çerçevede devlet olarak özürlü vatandaşlar için yaptıkları ve yapmayı planladıkları yatırımları her zaman ekonomik kaygıların üzerinde tuttuklarını söyledi.

Bütçesi küçülmeyen ve artan tek bakanlık olduklarını tekrarlayan Kavaf, sözlerini şöyle sürdürdü; "Bu gün itibariyle bütçemiz 3 milyar 274 milyon TL. Bunun içerisinde sadece 84 milyonu yatırım bütçemizdir. Yani bakmakla yükümlü olduğumuz insanlara her zaman en iyi şekilde fiziki ve diğer konularda bakmaktır. Özürlülük hakikaten ağır bir durumdur. Aileye fert başına düşen gelir bir asgari ücret kadar olsa bile bu yardımı alabilmesini sağlayan düzenleme getiriyoruz."

Pilot uygulamayı başlattıklarını anlatan Kavaf, sözlerini şöyle tamamladı; "Bir yere tatile gidecek olan veya başka bir nedenle engelli aile bireylerini bir yere bırakamayacak olan aileler için günlük veya iki aya kadar engellilerini bize bırakabilecekler. Biz ücretsiz bakım hizmeti vereceğiz. İlk uygulamasını pilot il olarak Ankara'da başlattık. Bazıları ise kendi evinde yaşamak istiyor. Bu durumda özürlü kardeşlerimiz için resmi kurumlardan görevlendirdiğimiz çalışanlar tarafından günün belli saatlerinde bakabiliyorlar. Yakınları tarafından bakacak kimsesi olmayan engelli kardeşlerimize bakıyoruz. Merkezlerimizde bakım hizmetinden faydalandırmadığımız, sıra bekleyen bir özürlümüz yok. Bunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. Bize sık sık özürlülerin istihdam talebi gelir. Bu konuda da atmış olduğumuz çok ciddi adımlar var. Biraz sıkıntılar yaşıyoruz. Bunun nedeni yeterli şekilde eğitimli olmadıklarından kaynaklanıyor. Öncelikle onların eğitim eksikliğinin giderilmesi gerektiğini fark ettik ve bu konuda önemli adımlar attık. Toplumsal farkındalığı artırmak yönüyle yapılan çalışmalar son derece değerlidir."

Konuşmaların ardından Bakan Aliye Kavaf tarafından ZKÜ Eski Rektörü Prof. Dr. Baddır. Bu noktada engel aslınektaş Açıkgöz'e plaket takdim edildi. Engelli, üstün zekalı gibi çocuklara sahip olan aileleri temsil eden beş ailenin anne ve babaları katılımcılara yaşadıkları problemleri ve durumlarını anlattı. Panelin ikinci bölümünde ise akademisyen ve bilimciler ailelerin sorunlarını paylaşarak bu durumlardan kurtulmaları için salondaki aileleri bilgilendirdi.