Denizli Devlet Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Merve Acar, 3 Aralık Dünya Özürlüler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada özürlülüğün ve engelli olmanın karıştırıldığını söyledi.

Özürlülüğü doğuştan ya da kaza veya uzun süren bir hastalık sonucunda oluşan bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal yeteneklerin kaybı olarak tanımlayan Uz. Dr. Merve Acar, "Engellilik, özürlülük nedeniyle kişinin normal kabul edilen yaşantısını yerine getirememesidir. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre dünya nüfusunun yüzde 10 kadarı özürlüdür. Gelişmekte olan ülkelerde bu oranın daha fazla olduğu bildirilmektedir. Özellikle 75 yaş ve üzerindeki grupta özürlülük oranı yüzde 30'lara çıkmaktadır.

Trafik kazaları bütün dünyada ve özellikle ülkemizde özürlü insan sayısını her geçen gün artırmaktadır. 2002 yılında yapılan Türkiye Özürlüler Araştırmasının sonuçlarına göre, ülkemizde yaklaşık 8,5 milyon kişi, nüfusun yüzde 12.29'u özürlüdür. Birden fazla özre sahip olanların sayısı ise yüzde 11,4'tür" dedi.

Özürlülüğün topluma tam katılımı sınırlayan tutumlar ve çevresel engeller nedeniyle ortaya çıktığını kaydeden Dr. Acar," Özürlülerin toplumsal yaşama eşit katılımlarını sağlamak için, sahip oldukları hak ve yükümlülükler konusunda birey, aile ve toplumun bilinçlendirilmesi, iş bulma ve mevcut işi sürdürebilme olanakları için sosyal güvenlik planlamalarının yapılması çevresel engellerin giderilmesi ve günlük yaşamda kendi başlarına yaşayabilmelerini sağlamak için rehabilitasyon hizmetlerinin verilmesi gerekmektedir.

Ülkemizde özürlünün tespit ve derecelendirilmesi 16.07.2007 tarih ve 26230 sayılı 'Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek Sağlık Kurulları Raporları Hakkında Yönetmelik' e göre yapılmaktadır. Bu yönetmeliğe göre verilen raporlar; özürlü aylığı, istihdam, emeklilik, gümrük vergisi, özel tüketim vergisi, motorlu taşıtlar vergisi, gelir vergisi, özel eğitim ve rehabilitasyon gibi muafiyet ve haklarda, aynı zamanda topluma katılımda kullanılmaktadır" diye konuştu.

Medya73