5378 Sayılı ÖZÜRLÜLER KANUNU na göre ;

Özürlü: Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan ve korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişi

WHO - Dünya sağlık örgütünce yapılan engelli tanımı:

Özürlülük kavramına Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler ve ILO tarafından farklı bakış açılarından yaklaşılmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü, özürlülük kavramı hakkında aşağıdaki gibi hastalık sonuçlarına dayanan, sağlık yönüne ağırlık veren bir tanımlama ve sınıflama yapmıştır

• Noksanlık (Impairment): “Sağlık bakımından “noksanlık” psikolojik, anatomik veya fiziksel yapı ve fonksiyonlardaki bir noksanlığı veya dengesizliği ifade eder.”

• Özürlülük (Disability): “Sağlık alanında ‘sakatlık’ bir noksanlık sonucu meydana gelen ve normal sayılabilecek bir insana oranla bir işi yapabilme yeteneğinin kaybedilmesi ve kısıtlanması durumunu ifade eder.”

• Maluliyet (Handicap): “Sağlık alanında “maluliyet” bir noksanlık veya sakatlık sonucunda, belirli bir kişide meydana gelen ve o kişinin yaş, cinsiyet, sosyal ve kültürel durumuna göre normal sayılabilecek faaliyette bulunma yeteneğini önleyen ve sınırlayan dezavantajlı bir durumu ifade eder.”

Sağlık yalnız hastalık ve özürlülüğün olmaması değil, aynı zamanda bedensel, ruhsal ve toplumsal yönden tam bir iyilik durumudur. Özürlülük ise bedensel, zihinsel ve ruhsal özelliklerinden belirli bir oranda ve sürekli olarak fonksiyon ve görüntü kaybına neden olan organ yokluğu veya bozukluğu sonucu kişinin normal yaşam gereklerine uyamama durumudur. Bu durumdaki kişiye özürlü denilmektedir.”


Bunlkarı hatırladıktan sonra demek istediğim şu ki;
Ülkemizde yaklaşık 8 milyon civarında engelli vatandaşımız var ve ne yazık ki Türkiye koşulları onların yaşamını kolaylaştırmak yerine daha da zorlaştırıyor..Etrafınıza dikkatlice bakın gözünüzden kaçan ve sizin yardımınıza ihtiyacı olan birileri vardır belki de...


Bir gün mecburi bir ameliyat olmanız gerekebilir ama ameliyat sonrası engelli olabirsiniz. Bir tatile gidip döndüğünüzde tatil hikayelerini değil nasıl kolunuzu yada bacağınızı kaybettiğinizin hikayesini anlatmak zorunda kalabilirsiniz. Sabah uyandığınızda artık sizin için aydınlık kalmayabilir ya da artık ruhunuzu okşayan müziği duymayabilirsiniz. Evden okula ya da işe çıkıp yolunuzu elim bir kaza ile hastaneye çevirebilirsiniz. Belki kendi belki başkasının sarhoşluğu sizde bir parça alabilir. Dikkatsizliğiniz keşkeniz olabilir. Uykusuzluğunuz bir daha asla rahat uyuyamamanıza sebep olabilir.


Türkiye nüfusunun 70 milyon olduğunu varsayarsak ve bunun 8 milyonun engelli insanımızın olduğunu düşündüğümüzde, engelli insanlarımızın yabana atılmaması gerektiğini düşünüyorum. Yani bu durumda bir engelli değilseniz çok şanslılardansınız. 8 milyon engeli insanımız gerçekten az bir rakam değil, Aksaray İli Merkez nüfusunu 200 bin kişi olarak kabul dersek Aksaray’ın tam 40 katı insanımız engelli olarak karşımıza çıkmaktadır ve bu insanlar ülkemizin birer gerçeği olarak kabul etmeliyiz.


“Topal Halil “ “Sağır Ahmet” veya “Kör Sait” gibi isimlerden biri gibi anılmak sizce iyi olur mu? İsminiz ne ise yazın ve düşünün. Topal ……………, Sağır …………., Kör ……………….., Çolak……………….

Nasıl içinizden ne geçiyor.

Annemiz, babamız, kız kardeşimiz, arkadaşımız yâda en yakın bir akrabamızın ismi de olabilir, yani o kadarda uzak ta aramaya gerek yok e bir şeyler değişti mi içinizde rahatladınız mı?


Anlatmaya çalıştığım, yapılan son düzenlemeler ile bu insanlarımızın özürlü yâda işte “Sağır”, “Dilsiz”, “Kör”, “Topal” yâda “Çolak” değil de birer engelli olduklarını dile getirdiler de, bizlerde o hoş olmayan kavramlardan kurtulmuş olduk. Bazen sağımıza solumuza bakıyoruz hala o hoş olmayan kelimeleri kullanan bazı insanlarımız var ve buradan onlara seslenmek istiyorum lütfen bunlara dikkat edelim kimsenin kalbini kırmaya gerek yok diyorum. Ve unutmayalım ki bizlerde her an onlar gibi engelli olabiliriz.


Onun için sadece kelimelerle yardım etmek olmaz veya en azından onlara yardım etmiyoruz bari onları üzecek, kıracak kelimelerle de hitap etmeyelim. Şimdiden 3 Aralık Dünya Engelliler Gününü hatırlatmak isterim. Zira onları sadece bir günde değil de her zaman hatırlamamamız gerektiğine inanıyorum.


Mahmut Eskil & Birinci Kuvvet