Toplam 2 mesajın 1-2 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    PRENSES Avatarı

    Üyelik Tarihi
    07.04-2007
    Son Giriş
    02.03-2016
    Saat
    12:13
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    6.816
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Bilinmeyen numaraları aradığınızda karşınıza çıkan operatör belki de evden çalışan bir engelli

    Sosyal sorumluluk işine dalınca gördüm ki, bu işin ucu bucağı yok. O kadar çok meselemiz, o kadar çok problemimiz var ki. Ama ümitsizliğe kapılacak bir durum da yok. Çünkü iyi şeyler (de) oluyor. Herkes bir meseleyi bir ucundan tutarsa, hallolmayacak bir iş kalmıyor.


    Mesela, huzurlarınızda Ulaştırma ve İletişim Bakanı Binali Yıldırım’a teşekkür etmek istiyorum. Bütün yüreğimle. Müthiş bir şeyi hayata geçirdi. “Ben de varım” projesi. Projenin adı bile ne kadar güzel. Her iki taraf için de, ben de varım, engelliler de varlar, hayatın içinde olacaklar, onlara iş imkanı yaratanlar da... “Ben de varım” projesini duyduğum andan itibaren herkese elimde borazan anlatıyorum, sizinle de paylaşmak istedim. Siz de anlatın ve bütün engellilere yapabilecekleri bir iş buluncaya kadar uğraşalım, çalışalım, didinelim...

    * Her şey nasıl başladı?
    - Geçtiğimiz Ekim ayıydı. tekerlekli sandalye Tenis Milli Takımı’yla bir maç yaptım...

    * Siz tenis biliyor musunuz?
    - Doğru soru. Bilmiyorum. Yenildim zaten. Çok müthiş gençler...

    * Orada neyin farkına vardınız? Sağlıklı bir insan, özürlü biriyle maç yaparken ne hissediyor?
    - Valla, hiç acınacak durumda filan değiller. Engellilerle maç yapıyorum diye kendimi avantajlı hissedemedim. O kadar iyi oynuyorlardı ki, kazanabilmek için canımı dişime taktım. Zaten sonunda yenilmiş olmanın mahcubiyetini yaşadım.

    * Sormadınız mı onlar ne hissediyorlar? Neticede bir bakanla maç yapıyorlar. Beklentileri filan, öyle bir şeyler yok muydu?
    - Vardı. Daha doğrusu bir özlemleri vardı. Özürlü oldukları için hayatlarının yarım kaldığını düşünüyorlardı. Eğitimleri de yarım kalmış. Okullarına ulaşamadıkları için bitirememişler. İşte o zaman kafama koydum: Engelli gençleri yaşama kazandırmamız lazım. Hiç kimse “Bana ne” diyemez. Hiç kimse “Benim işim değil” diyemez. Bu, hepimizin görevi. Herkes kendisine sormalı: “Apartmanımdaki görme özürlü çocuğa kitap okudum mu? Ona İngilizce iki kelime öğrettim mi? Deniz kenarında yaşayıp da denizi görmeyen tekerlekli iskemleye mahkum genci arabama alıp, hiç sahilde birlikte çay içmeye götürdüm mü?” Cevabınız “evet”se, harika, sorun yok. Ama “hayır”sa yine geç kalmış sayılmazsınız, bugün yapın, gidin o komşunuzun zilini çalın.

    * Hay Allah, şimdiye kadar ben de ne yaptım diye düşünmeye başladım.
    - Düşünmelisiniz, hepimiz düşünmeliyiz. Özürlüleri anlamak için özürlü olmaya gerek yok. Benim ailemde de engelliler var. Amcamın çocukları. Yani ailelerin yaşadığı zorlukların neler olduğunu iyi bilirim. Ben de o gün, o tenis maçında bu gerçekle bir kere daha yüzleştim ve sonra da kolları sıvadım. Ayrıca ulaşamamaktan şikayet ediyorlar, ulaşamadıkları için okula gidemiyorlarmış, ulaşamadıkları için çalışamıyorlarmış, e bizim bakanlığımızın adı Ulaştırma Bakanlığı. Ben de bu işi görev kabul ettim.

    * E peki neler yaptınız?
    - Önce engellilerin bize gönderdiği mektupları şöyle bir değerlendirdik, ilginç bir tespitimiz oldu: İş istiyorlar, çoğu iş istiyor. Ama püf noktası burada, nasıl bir işte çalışacaklarını da bilmiyorlar. Mesela bir engelli kızımız, “Babam şizofren, ben felçliyim. Annem ikimize birden baktığı için evden çıkıp çalışamıyor. Bize komşular bakıyor. Sayın Bakanım yardım edin, bize iş bulun” diyor. Başka bir genç de iş istiyor ama kas hastası olduğunu, kalabalık ortamlarda çalışamayacağını söylüyor. Adım yazıyor zarfın üzerinde. Demek ki benden bir şeyler ümit ediyor. “Amaaaan sen de” diyecek halim yok. Yapmamız gerekeni yaptık. Düşündük, taşındık bir proje ürettik.

    ARADIĞINIZDA ANNESİ YANINDA DOLMA SARIYOR OLABİLİR

    * Nasıl bir proje o?
    - Engelli gençleri hayata bağlayacak bir proje. Belki yurtdışında örnekleri olabilir ama Türkiye’de bir ilk. Bu bir istihdam projesi, adı “Ben de varım.” Henüz bitmiş değil, devam ediyor, geniş kitlelere yaymak için uğraşıyoruz. Ülkedeki bütün kamu kurumlarına, özel kurumlara ve kişilere örnek olmaya çalışıyoruz. GSM operatörleri Avea, Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom’a dedik ki, “Bu engelli gençlere sizin çağrı merkezlerinde yer verebilir miyiz? Sokağa çıkamıyorlar, evlerinden çalışabilirler mi, böyle bir teknoloji kurulabilir mi? İnanır mısınız, istisnasız hepsi, düşünmeden “Evet” dediler. Acayip sevindim. Sonunda 30 engelli gencimiz kendi evlerine kurulan bilgisayar sistemiyle, çağrı merkezinde çalışmaya başladı. 11811’i aradığınızda size “Alo” diyenlerden bir kısmı kendi evinde çalışan bir engelli...

    * Peki her engelli bu işi yapabilir mi? Bu 30 kişinin ne tür özürleri var?
    - Evden çıkamayacak kadar engelli olmaları gerekiyor. Kas hastası, cam kemik hastası, görme engelli gençler... Şu anda mesela bir görme engelli operatörümüz var, ama sayılarını daha da artırmaya çalışıyoruz. Can isimli bir gencimiz var, hayattan bıkmıştı, işe başlamadan önce yarın sabah olacak diye sıkıntıyla uyuyordu, ama şu anda işadamı gibi ajandası var, ev almayı, evlenmeyi planlıyor.

    * Hiç problem çıkmıyor mu?
    - Hayır. Aradığınızda siz onların özürlü olduğunu bilmiyorsunuz bile. Diksiyonları fevkalade düzgün. Bilgisayara hakimler. Ama o engelli kardeşimizden siz numara isterken, annesi onun yanında dolma sarıyor, kendisi de kahvesini yudumluyor olabilir.

    MARMARAY PROJESİ KADAR GURUR VERİYOR

    * Bu proje sizin için ne kadar önemli?
    - İçinde insan varsa, her proje benim için önemli. Hele bir de insanların yüzünü güldürebiliyorsanız.

    * Projeye ne kadar kendinizi verdiniz?
    - Bu meseleyi eşimle konuşurken, mutluluk gözyaşları dökecek kadar. Torunum Bahar’ı kucağıma aldığımda yorgunluğumu nasıl unutuyorsam, bu arkadaşları “Alo” derken düşündüğümde de kendimi o kadar iyi hissediyorum.

    * İyi güzel de daha çok özürlü insan çalıştırmak gerekmiyor mu?
    - Gerekmez mi? Bu yıl içerisinde hükümet olarak, çok ciddi sayıda engelli personel alımı yapacağız. Sizin aracılığınızla şimdi herkese çağrıda bulunuyorum: Bu kardeşlerimize fırsat verin. Aralarında çok nitelikli gençlerimiz var. Üç dil bilen mimarlık fakültesi mezunu bir genç kızımız var mesela. Üniversiteyi dereceyle bitirenler var. Bu insanların yaşamın içinde yok olmasına göz yummayalım lütfen.

    * Kaç para kazanıyorlar?
    - Asgari ücret alıyorlar ama sigortaları var. Gösterdikleri performansa göre de ücretleri artabiliyor. Maaşları 1000 lirayı geçebiliyor.

    * Sizi kutluyorum. Önemli bir sosyal sorumluluk projesini hayata geçiriyorsunuz. Gururlu musunuz?
    - Olmaz mıyım? Marmaray Projesi’nin temelini attığım gün kadar, hızlı trenin ilk seferine başladığı gün kadar gururluyum...

    İŞİTME ENGELLİLER İÇİN AYRI PROJE
    İşitme engelliler, biliyorsunuz işaret dili ve dudak okuma yöntemleriyle haberleşiyor. İşitme engelliler okulunda yatılı okuyan çocuklar zor durumda. Ailelerinden uzaktalar. Uzun süre görüşemiyorlar. Ne yaptık? Türk Telekom’a rica ettik, Ankara’da bir işitme engelliler okulunda videofon sistemi kurdu. Görüntülü telefon yani. Ömer isminde dünya tatlısı bir oğlumuz var o okulda, 9 yaşında. Anne babası da işitme engelli Ömer’in ve İstanbul’da yaşıyor. Ömer’e sürpriz yaptık. Ailesinin evine de görüntülü telefon kurduk. Çocukçağız bir anda karşısında annesini babasını görünce şoke oldu. İşaret diliyle konuşmaya başladılar. Çok güzel, çok duygulu bir andı, bu uygulamayı da yaygınlaştırmaya çalışıyoruz.

    DİĞER PROJELER NELER Mİ?
    1 - Telefon faturalarını görme engellilere uygun hale getirmek. Yaptık. Artık görme engelli abone, başvuruda bulunduğu zaman faturası eline Braille alfabesiyle gelecek. Bunu cep telefonların için de yapmayı planlıyoruz.
    2 - PTT şubelerini engellilere uygun hale getirmeye başladık. Önlerine rampa yapıyoruz. Bir engelli PTT şubesine geldiği zaman, kendisi için ayrılan butona basıyor ve öncelikli sıra numarası alıyor. Sonra yine engelliler için tasarlanmış özel bankoda işlemlerini gerçekleştiriyor.

    Ayşe Arman'ın yazısı

    Hürriyet

  2. #2
    Üye
    reco61 Avatarı

    Gerçek Adı
    recai
    Üyelik Tarihi
    11.02-2010
    Son Giriş
    27.11-2017
    Saat
    16:18
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    546
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    vay bee güzel şeylerde oluyormuş