ÖZİDA Kapatılıyor Sesiz Sedasız

Mehmet Kızıltaş
mkiziltas@yasadikca.com


Aylar önce bir gece, bir düş gördüm. Gördüğüm ve duyduklarımla öyle bir düştü ki beni uykumdan uyandırdı. Beni uykumdan uyandıran düşüm ise Özürlüler İdaresi Başkanlığı idi.
Düşümde ÖZİDA sessiz sedasız kapatılıyor, yetkileri birer birer alınıyordu. Oysa kimseler, bu yetkilerin daha da arttırılıyor gibi gösterilip kepçe ile alınıp kaşıkla verildiğini dahi göremiyordu…
Şimdi aylar önce gördüğüm bulanık olan düşün gerçekleşmek üzere netleştiğini geçtiğimiz haftalarda görünce sizlerle gelişmeleri paylaşmak istedim.
12 Haziran Genel Seçimler öncesi 8 Haziran 2011’de verimliliği arttırmak için yeniden düzenlenen kabine için kanun hükmünde bir kararname çıkarıldı.
Yeni kararnameye göre 5 bakanlık mevcut bakanlıklarla birleştirilerek yeniden yapılandırıldı. Ve 5 yeni bakanlık kuruldu.
Yeni kurulan bakanlıklardan biri de engellileri içine alan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı. Böylelikle yeni kararname ile yeniden yapılandırılan Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı da tarih olmuş oldu.
Şimdi yeni yapılanma ile eski Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı’na bağlı Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu, Özürlüler İdaresi Başkanlığı ve Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’de otomatik olarak kapatılarak yeni bakanlığa bağlı bir genel müdürlük çatısı altında birleştiriliyor. Böylelikle ÖZİDA’nın yerine Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü kuruluyor.
Yukarıdaki satırları okurken yeni karar daha iyi değil mi? Ve ne değişecek ki? Sorularını sorduğunuzu duyar gibiyim. Hemen bu konuya da açıklık getiriyorum.
Bir siyaset bilimcisi ve akademisyenin katıldığı bir programda yeni kararla ilgili şu ifadeleri kullanmıştı: “Yeni karar çok yanlış. Çünkü daha önce Özürlüler İdaresi Başkanlığı doğrudan Başbakanlığa bağlıydı şimdi ise doğrudan bakanlığa bağlandı. ÖZİDA Başbakanlık çatısı altında yaptırım gücü olan, hizmet geliştiren, politika üreten ve tüm bakanlıklara doğrudan ya da bakanlar kurulundan kararlar alınmasını sağlama gibi bir yetki gücüne sahipti. Ancak şuanda bakanlığa bağlanması ile artık hiçbir bakanlığa doğrudan görüş, karar ve politikalarını yaptıramaz, emir veremez, yaptırım uygulatamaz, hizmet geliştiremez, kaale alınmaz ve sadece politika üretecek. ÖZİDA’nın devlet örgütlenmesini yönlendirirken artık yetki ve gücü de yeni yapılanma ile elinden alınmış oldu.”
Sorunun cevabı olarak yukarıdaki akademisyenin söylediklerine katılmayan var mı? Sanırım benim gibi herkes aynı görüşte birleşiyor. Seçim öncesi duyduğum, Ankara’da şehir efsanesi gibi konuşulan ve dillendirilen ÖZİDA’nın kapatılacağı bilgisiile akibetinin ne olacağı kesinleşmiş oldu.
Yanlışlıklarla dolu yeni kararla artık engellilere yaşlılar gibi bakılmasını ve engellilerle ilgili işlemeyen demirin daha da işlemez hale getirildiğinin sanırım kimse farkında değil. Çünkü engellilere yaşlılar gibi yaklaşamazsınız. Çünkü engellilerin bir kısmı dışında büyük çoğunluğu bakıma muhtaç değildir. Ayrıca engelliler üretir ve fırsat eşitliği içinde yaşamda aktif rol alır. Evet yaşlılarda rol alır ama engelliler gibi üretemezler. Engellilerin üretime katılmasını sağlamak, eğitim, sağlık ve fırsat eşitliği gibi politikalarla toplum içinde yer almasını sağlamak kurumun birinci görevi. Şimdi engellilerin yaşlılarla aynı kurum çatısı altında birleştirilmesi neyi çözecek? Hiç bir şeyi.
Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne büyük bütçeler verildiği ya da verileceği söylense de hizmet geliştirme, koordine etme, denetleme ve örgütleme gerçeğinde hiçbir varlık gösteremeyen ÖZİDA’nın akibetinin bu olacağı belliydi.
Ankara’da bazı sivil toplum örgütleri Mehmet Aysoy döneminde koordine etme ve örgütleme konusunda bir çıkış yaptığını ancak daha sonra bu oto kontrol mekanizması da yitirildi. Koltuk kavgası verilen, birbiri ile çekişen ve kavga eden birim yöneticilerinin gazetelere yansıması, kendi iç personel yapılanmasında hizmet verecek çalışandan çok kurumsal teşkilat yapısı içinde 12 birimin ve 7 başkanlığın olduğu ÖZİDA’da bu birimler mevcut koltuklarını ve yetkilerini kaybetme sessizliğinde bekliyor.
Görevden alınan Abdullah Güven’in yerine 22 Haziran 2010 tarihinde ÖZİDA’da başkanlığa Bekir Köksal getirilmişti. Yargı yoluna giderek davayı kazanan Güven yeniden devrettiği koltuğu Köksal’dan alarak 19 Haziran 2011’de yeniden başkanlık makamına oturdu. Güven’in yeniden başkanlığa geleceğini duymuştum. Ancak yinede görevden alınması sonrası göreve iade de olsa son Özürlüler Şurası'nda yaşananlardan sonra tamemen gözden düşürülen Güven’in bunu yapmaması gerektiğini düşünüyordum. Koltuk inadı ve kazanılmış bir dava ile gövde gösterisi yapar gibi yeniden görevinin başına geçti.
***
İstanbul – Ankara arasında gerçekleşen bir başka hesapsa, yeni kurulacak Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü yapılandırılmasında genel müdür kim olacak? Ve ÖZİDA çalışanları yeni müdürlüğe geçecekler mi? Ya da ne olacağıydı.
Aldığım bir duyuma göre bu yapılanmadan haberdar olan İstanbul Eski Milletvekili Lokman Ayva’nın, İstanbul Özürlüler Müdürlüğü’nün başına getirilmesinde de rol aldığı söylenen Aylin Çiftçi’nin Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün başına getirilmesi için yeni bakan Fatma Şahin’e önerdiği ve kulis yaptığı belirtiliyor.
Ankara’da bir grup ise yeni müdürlüğe yeniden Bekir Köksal’ın getirilmesi için Bakan Şahin’in nabzını yokladıkları ve önerdikleri bilgisini aldım. Ancak son kararı Bakan Şahin verecek.
Unutulmaması gereken en önemli durum ise hatta TRT Belgesel TV'de yayınlanan 'CP ile Yaşamak Belgeseli’nde röportajını dinlediğim ÖZİDA Eski Başkanı Mehmet Aysoy üstüne basa basa ifadesinde: ”Bir ülkede engellilerin problemleri çözülecekse bu ancak ve ancak engellilerinde içinde olduğu bir yapılanma ile çözülür.” diyordu.
Aysoy’un yukarıda ki mesajı benim de yıllardır düşündüğüm ve dillendirdiğim en doğru olan gerçektir. ÖZİDA’da çok geçte olsa başkanlık verilmese de başkan yardımcılığına halen görevde olan Ayhan Metin getirilmişti. Ve yine yeni kurulacak Özürlüler ve Yaşlılar Genel Müdürlüğü içindeki yapılandırmada da mutlaka başarılı engellilerimize fırsatlar verilmeli. Yoksa hiçbir başarılı varlık gösteremeyen koltuk ve yetki kavgasında olan memurların buluştuğu bir birim haline dönüşür. Umarım bu yapılanma tüm kaygı ve endişelerimizden uzak özlediğimiz ve beklediğimiz sadece politika üreten, konuşan değil hizmet veren, dağınık ve her kafadan farklı sesler çıkaran kendi holding ve krallıklarını kuran engelli vakıf ve derneklerinin de denetlenmesini ve örgütlenmesini sağlayan birlik ve beraberliğimize katkı sağlayacak bir kurum olur.
**
Aşağıda yazım için araştırma yaparken rastladığım Birgün Gazetesi’nin 19 Aralık 2004 tarihli haberini sizlerle paylaşacağım. Haberin başlığı aynen şöyle:
"ÖZÜRLÜLER İDARESİ KAPATILMAK İSTENİYOR"
Zihinsel Özürlüler Federasyonu Başkanı Fikret Gökçe, Özürlüler İdaresi ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'nun lağvedileceğini söylediğini belirterek "Bu kurumlar farklı ve kutsal kurumlardır. Tapu dairesine, nüfus idaresine benzemez. Bunlarla oynamaya gelmez. Bedeli ağır olur. Yetime, öksüze, güçsüze, özürlüye kısacası tüm garibanlara hizmet amacıyla kurulmuş bu kurumlar bir takım insanların beceriksizliğine, siyasi emellerine ve çıkar hesaplarına kurban edilemez" dedi.
Gökçe, Özürlüler İdaresi'nin kapatılamayacağını vurguladı kurumda iyileştirme ve işlevsel duruma getirmenin mümkün olduğunu belirten Gökçe, Özürlüler Yasası'nın çıkarılacağına dair verilen sözlerin tutulması gerektiğini belirtti.
Gökçe’nin 2004 yılındaki öngörüsü ile daha 7 yıl önce bu tehlikeye vurgu yapmış. Yıl 2011 ve bu öngörü sessiz sedasız gerçek oluyor.
31.07.2011