TEKSAN İnovatif Medikal Ürünler İstanbul, Antalya, Bursa ve Antalya'da
  • ANA SAYFA RSS Feed

    1. Kategori:
    2. Konuk Yazarlar,
    3. Forumun Gündemi,
    4. Sakatlık Çalışmaları İnisiyatifi

    Mekanda Adalet ve Sakatlık sayısında Mithat Fabian Sözmen, bir toplumsal hak talebi ve mücadele alanı olarak engelli sporları üzerine yazdı.
    [...]
    Engelliler için en büyük felaketin kendi bünyelerindeki engeller olduğunu düşünmeye pek meraklıyızdır. Bu yüzden onların spor yaptığını görmekten ve hatta Paralimpik Oyunları’nda tüm dünyaya adlarını ezberletmelerinden abartılı başarı, mutluluk ya da mucize hikayeleri türetiriz. "Tek engel zihinlerde", "Engeli değil yeteneği görün" gibi sloganlara bayılırız. Elbette diğer sporcular gibi engelli sporcular da başarılarının öyküleştirilmesini hak eder ancak engellilerin medyadaki bu genel işleniş biçimi, altı doldurulmayan bir romantizme dayandığından iki haftalık Paralimpik macerası sona erdiğinde yine aynı günlük problemlerin ortasında kalanlar engelliler olur.
    İngiliz engelli aktivist Penny Pepper, 2016 Rio oyunları sırasında The Guardian’a yazdığı yazıda “Ne kahramanız ne de beleşçi. Yalnızca devletin günlük yaşantımıza saldırılarından biraz olsun kurtulmak isteyen ve haklarını talep eden sıradan insanlarız”[5] diyordu. Toplumda kabul gören tek engellilerin Paralimpikler olması ve bu kabulün de yalnızca iki hafta sürmesi bu konudaki iki yüzlülüğü ortaya koyduğu gibi meselenin sporun çok ötesinde olduğunu da hatırlatır.
    [...]
    Buraya tıklayarak Mithat Fabian Sözmen'in yazısının devamını okuyabilirsiniz
    1. Kategori:
    2. Konuk Yazarlar,
    3. Forumun Gündemi,
    4. Sakatlık Çalışmaları İnisiyatifi

    Psikolog Tolga Erdoğan *, Mekanda Adalet ve Sakatlık sayısında Türkiye'de ruh sağlığı hastaneleri üzerine yazdı. Bir kapatılma mekanı olarak ruh sağlığı hastanelerindeki koşulların ve gündelik yaşamın kaleme alındığı yazıya Ege Kanar ve Can Dinlenmiş fotoğrafları eşlik ediyor.
    [...]
    Görüşme öncesinde birçok kez hastane personeli tarafından dikkatli olmam için uyarıldım. Boynumuza taktığımız yaka kartlarının bir saldırıya uğramamız halinde sorun olabileceğini işittim. Yalnız görüşme yapmanın ya da görüşme odasının kapısını kapalı tutmanın iyi bir fikir olmayacağını duydum. Hiçbir hastane ziyareti sırasında personelden gelen bu tür uyarıları dikkate almadım. Çalışmayı görüştüğüm insanlara güvenerek devam ettirmeyi tercih ettim. Sonuç olarak, bu çalışma süresince sözlü ya da fiziksel olarak hiçbir saldırıya maruz kalmadım. Görüştüğüm kişilerin hepsi son derece kibar davranan insanlardı. Herbirine bu çalışmaya sundukları katkı sebebiyle teşekkürü borç bilirim.
    [...]
    Buraya tıklayarak yazının devamını okuyabilirsiniz
    1. Kategori:
    2. Bülent Küçükaslan,
    3. Forumun Gündemi,
    4. Sakatlık Çalışmaları İnisiyatifi

    Bülent Küçükaslan Mekanda Adalet ve Sakatlık sayısı için yazdı
    [...]
    Yirmilerinde, iyi ahbap olan Suat ve Kerem İstanbul'un altını üstüne getirme coşkusuyla buluşmaya karar verirler.
    Suat o gün de dışarı çıkacağı diğer günlerde olduğu gibi erken kalkar, kıyafetlerini giyer ve hafif bir kahvaltı yapar. Bıraksalar uzun bacaklarını açarak tek adımda Taksim'e gidecek gibi hisseden o bıçkın delikanlı, şüphesiz her seferinde daha bir canı sıkkın olduğu halde, işe yetişmek için koşturarak evden çıkan, dağ gibi, kocaman elli, ama son zamanlarda bel fıtığı da bulunan işçi babasının sırtında sessizce ve gözleri kapalı vaziyette beş kat merdiveni aşağıya iner ve her seferinde daha bir inanmış halde ant içer ki, düz ayak bir eve taşınabilecek parayı bulacaktır bir gün!
    Kerem ise daha şanslı, babaannesinin evi asansörlü bir binadadır. Evet, asansör çok küçük; evet, tekerlekli sandalye kolayından sığmıyor; evet, her seferinde sandalyesinin orasını burasını çıkartıp kendisini de iyice küçülterek bir şekilde asansöre girmeye çalışıyor; ve evet, her seferinde asansör bozulmasın diye 9. kata çıkana kadar dualar etmek zorunda kalıyor ama olsun, bu sefer buna değecek!
    [...]
    Buraya tıklayarak yazının devamını okuyabilirsiniz
    1. Kategori:
    2. Konuk Yazarlar,
    3. Forumun Gündemi,
    4. Sakatlık Çalışmaları İnisiyatifi

    Hakan Özgül Mekanda Adalet ve Sakatlık sayısındaki yazısında, erişilebilir kentlerin tasarlanmasında politika üretim ve karar alma süreçlerine katılımı tartışıyor.
    [...]
    Bugün, kentlerin planlanmasında sivil toplum desteği halen alınmamaktadır. Doğal olarak ortaya çıkan sonuç, insanları, hayvanları ve diğer canlıları dikkate almamaktadır. Aslında, henüz daha şehir yokken ya da yapılaşma başlamamışken, tarafların bir araya gelerek konuları müzakere etmesi, sorunları en başından bertaraf edecektir. Örneğin şehirde yaşaması planlanan nüfusa bağlı olarak, eğitim, sağlık, ibadethane, sosyal çevre, meydan, konut ve ticaret alanları vb. tüm unsurlar, en başından ve herkesin katılımıyla planlanarak yapılmalıdır. Oysaki Türkiye'deki belediyeler önce üst yapıyı tamamlayıp sonra o üst yapıya uygun alt yapıyı imal etmeye çalışmaktadırlar.
    [...]
    Buraya tıklayarak Hakan Özgül'ün yazısının tamamını ve tartışmaları okuyabilir ve katkı sunabilirsiniz.
    1. Kategori:
    2. Konuk Yazarlar,
    3. Forumun Gündemi,
    4. Sakatlık Çalışmaları İnisiyatifi

    Süleyman Akbulut*, Mekanda Adalet ve Sakatlık sayısında kaleme aldığı yazısında, toplumdaki "normal" algısına ve bu algıya göre tasarlanan kentlerin yarattığı eşitsizliklere dikkat çekiyor. Keyifli okumalar.
    [...]
    İşte bu yüzden aslında sakat diye tanımlanması gereken bireylere engelli denmektedir. Bu yüzden engelli demek, aslında engellenmekten gelmektedir. Öyle ya! Bacaklarınız fonksiyonlarını kaybetmişse felçlisinizdir. Gözleriniz görme fonksiyonunu kaybetmişse körsünüzdür. Kulaklarınız duymuyorsa sağırsınızdır. Ve mesele bir yerden bir yere gitmekse, yani hareket etmekse, tekerlekli sandalyenizle, koltuk değneğinizle, beyaz bastonunuzla, kılavuz yol uygulamalarıyla, sesli ve ışıklı tabelalar yardımıyla nasıl olsa gidersiniz gitmesine ama yeter ki sakat birey ENGELLENMESİN! Yeter ki sakat bireyin fonksiyon kaybı, "normal insanların dizayn ettiğiâ" dünyadan kaynaklanan engeller yüzünden bir yetenek kaybına dönüşmesin. Herhangi bir medikal malzeme, herhangi bir yazılım, herhangi bir teknolojik cihaz ya da herhangi bir mimari düzenleme sayesinde bir yerden bir yere gidebilme yeteneğinin, bir bilgiyi edinebilme yeteneğinin, eğitim görebilmenin, çalışabilmenin, özetle herhangi bir eylemi gerçekleştirme yeteneğinin kaybedilmesine neden olunmasın!
    [...]
    Buraya tıklayarak Süleyman Akbulut'un yazısının tamamını ve tartışmaları okuyabilir, katkı sunabilirsiniz.
    1. Kategori:
    2. Konuk Yazarlar,
    3. Forumun Gündemi,
    4. Sakatlık Çalışmaları İnisiyatifi

    Çağrı Doğan Mekanda Adalet ve Sakatlık sayısında kaleme aldığı yazısında teknolojik gelişmelerin, toplumsal yaşamda bireyleri eşitleyen potansiyeline odaklanıyor. Keyifli okumalar.
    [...]
    Dijital dünyada kör, sağır ya da tekerlekli sandalye kullanıcısı olan biri de, vakit darlığı ya da yorgunluk yaşayan biri de aynı mobil uygulamayı kullanarak alışveriş yapıyor; bankacılık işlemlerini aynı yazılım üzerinden yürütüyor örneğin. Sürücüsüz araba uygulaması hayata geçip yaygınlaştığında, şoför koltuğundakinin kör olup olmadığının bir önemi kalmayacak artık. Web chat uygulaması üzerinden, çalıştığı kuruluşun müşterisiyle sohbet eden çalışanın sakat olup olmadığını, nasıl göründüğünü, cinsiyetini, nerede olduğunu ve hatta karşımızdakinin insan olup olmadığını bilmemiz mümkün değil.
    Benzer şekilde, tekerlekli sandalye kullanan biri için asansör ne kadar gerekliyse, bir plazada çalışan ya da bir gökdelende oturan ve yürüme yetisine sahip biri için de o kadar gerekli. Günlük yaşamında tekerlekli araç kullanmadan yapamayan onca insanın, tekerlekli sandalye kullananlar için “tekerlekli sandalyeye mahkum” ifadesini sarf etmesi ironik gelmiyor mu artık size de?

    Buraya tıklayarak Çağrı Doğan'ın yazısının tamamını ve tartışmaları okuyabilir, katkı sunabilirsiniz.
    1. Kategori:
    2. Konuk Yazarlar,
    3. Forumun Gündemi

    Down sendromu araştırmacısı ve aktivisti Merve Koç* tarafından beyond.istanbul Mekanda Adalet ve Sakatlık sayısında kaleme alınan yazı, Down sendromlu bireylerin kent yaşamına katılımını ele alıyor.

    "Kent hakkı" kavramı Lefebvre tarafından 1968’de Paris Ayaklanmaları sırasında “Daha adil bir kentsel düzen nasıl olur?” sorusuna cevap ararken ortaya atılmıştır. Kent hakkı, herkes için eşit ve adil bir kent düşüdür. Lefebvre’e göre kent hakkı, kentin asıl sahipleri tarafından geri alınmasını ve arzulara ve ihtiyaçlara uygun şekillerde kentin yeniden dönüştürülmesini içerir. Harvey de kent hakkını var olana erişim hakkından ziyade, var olanı değiştirme hakkı olarak nitelendirmektedir. De Souza’ya göre ise kent hakkı, tüm gündelik yaşam alışkanlıklarına, insani ihtiyaçlara ve temel ihtiyaçlar dahilindeki tüm bileşenlere erişebilme hakkını betimler.

    Buraya tıklayarak yazının tamamını ve Down Sendromlu Ayşegül Kara ile yapılan röportajı okuyabilirsiniz
    1. Kategori:
    2. Bülent Küçükaslan,
    3. Forumun Gündemi,
    4. Dünya Sinemasında Sakat

    Bülent Küçükaslan

    Inside I'm Dancing, 2004 yapımı güzel bir sakat filmi. Heyecanlandıran bir başlangıca, dramatik bir hikâyeye ve etkileyici bir sona sahip. Filmi benim için özel kılan iki şey var. Birincisi, filmde sakatlar konuşuyor; ikincisi, sakatlara dönüp konuşuyor. Sanırım şöyle de ifade edebilirim: üç sakat yan yana oturup bu filmi izlesek, filmin sonunda hiç konuşmaz, (eğer sigara içiyorsak) birer sigara yakar, derin derin içimize çekeriz. Gündelik yaşamlarımızı sorgulatan bir film...

    Ne var ki film sakat olmayan izleyiciler için ne ifade ediyor, emin değilim, ama istisnaları dışarda bırakarak söylersem, tekerlekli sandalye kullanan benim gibilerin hissettiklerini hissettirmediği açık. Nitekim filme dair internette bulunan yorumları okuduğumda düşündürücü iki şey gördüm...

    Buraya tıklayarak yazının devamını okuyabilir ve tartışmalara katılabilirsiniz.

    Sayfa 1 / 36 1234511 ... SonSon