• Konuk Yazarlar

    1. Kategori:
    2. Bülent Küçükaslan,
    3. Nazmiye Güçlü,
    4. Konuk Yazarlar,
    5. Forumun Gündemi,
    6. Can Evren,
    7. Volkan Yılmaz

    Sizleri Engelliler.Biz Platformu forumu üzerinden yürüteceğimiz yepyeni bir çalışmadan haberdar etmekten mutluluk duyuyoruz!

    Biz kimiz?
    Bizler sakatlık mevzuu üzerinde düşünen, yazan ve/ya aktivist kimliği olan bir grup arkadaşız: Burcu (Yakut), Bülent (Küçükaslan), Can (Evren), Claire (Özel), Dikmen (Bezmez), Engin (Yılmaz), Gökhan(Güngör), Gökhan (İrfanoğlu), Hakan (Özgül), Hande (Sart), Mağdule (Demircioğlu), Mehmet (Ortakaya), Mine (Ekinci), Nazmiye (Güçlü), Sibel (Yardımcı), Süleyman (Akbulut), Tolga (Tezcan), Turan (Hançerli), Volkan (Yılmaz) ve Zeliha (Tören). Hatta böyle sayması zor oluyor diye bir de kendimize bir isim uydurduk: Sakatlık Çalışmaları İnisiyatifi.

    Ne yapmak istiyoruz?
    Şimdi biz Sakatlık Çalışmaları İnisiyatifi olarak istiyoruz ki Engelliler.biz Platformu’nda açacağımız yeni bir forum kanalıyla diğer üyelerle beraber heyecanlı ve keyifli tartışmalar yürütelim. Her hafta sakatlıkla ilgili bir başka konuda tecrübe, fikir ve duygularımızı paylaşalım; yeri geldiğinde “o konuda” daha önceden akademide, edebiyatta vs. yazılmış çizilmiş şeylerle de bağlantı kuralım.

    Buraya tıklayarak çalışmaya dair detayları okuyabilir ve görüşlerinizi paylaşabilirsiniz.
    1. Kategori:
    2. Konuk Yazarlar,
    3. Forumun Gündemi

    İşitme engelli ailelerin çocukları ve işitme engelliler kültürü içinde yetişmiş iki dilli kişilerin (kode) işaret dili tercümanı olarak görev yapamamasına neden olan düzenlemeye dikkat çekiyor Şafak Pavey:

    "İşitme engelli kültürüyle hiç tanışmamış birisine 3 ayda işaret dili eğitimi vererek tercüman yapmak yerine bir kodeye 3 aylık tercümanlık etiği eğitimi vererek verimli sonuç almak mümkün ve rasyonel değil miydi?
    MEB yönetmeliğinde yeni bir Türk İşaret Dili oluşturulduğu açıklanıyor; Hangi işitme engelli örgütüne danışıldığı bilinmiyor. 500 yıllık geçmişi olan yaygın işaret dili hangi hakla görmezlikten geliniyor? Türk işaret dili bu işe henüz merak duyanlar için yeni olabilir ama kullanıcıları için çok eskidir. Kendine has grameri, dil bilgisi, yapısı, kelime haznesi olan bir dildir."

    Buraya tıklayarak Şafak Pavey'in yazısını okuyabilir, tartışmalara katılabilirsiniz
    1. Kategori:
    2. Konuk Yazarlar

    Bu makale queer kuramı ile sakatlık çalışmaları arasındaki etkileşime dikkat çekmeyi ve bu iki akademik alan arasındaki ortaklaşma çabalarının Türkiye'de bir izdüşümü olup olamayacağı üzerine birtakım öngörülerde bulunmayı amaçlıyor. İki çalışma alanı da Türkiye için oldukça yeni ve özellikle sakatlık alanında yapılan çalışmaların pekazı eleştirel bir yaklaşım benimsiyor. Ayrıca hem sakatlığa hem de queer pratiklere bakışın genelde olumsuz olması ve sakatlar arasında da cinsiyet ve cinsellik meselelerinin yaygın bir biçimde muhafazakâr kabul edilebilecek bir yaklaşımla ele alınması, söz konusu iki alanın birbirinden ilham almasını zorlaştırıyor.

    Ancak tam da dışlanma deneyiminin ortaklığı –ki buna hem sakatlığı hem de heteronormatif düzenin dışında kalan cinsellikleri tıbbileştirmeye yönelik genel bir eğilim ve ikisinin maruz kaldığı biyopolitik stratejiler de eklenebilir– söz konusu iki alan arasında verimli bir etkileşimi mümkün kılabilir. Özellikle Anglosakson akademik yazın içinde queer kuramı ve sakatlık çalışmaları arasındaki teorik yakınlaşmalar da bunun bir göstergesi olarak okunabilir.
    ...
    1. Kategori:
    2. Konuk Yazarlar

    Dikmen Bezmez

    1- Nasıl bir sistem içerisinde yaşıyoruz ki, bedenlerimizi olabildiğince “normal” hale getirmek için hayatlarımızı riske atmaya hazır hale gelebiliyoruz? Yani gerek sakat kişiler olarak, gerekse bedenini değiştirmek için risk almaya hazır olan diğer kesimler olarak, -Zayıflamak için bıçak altına yatan kadınları düşünün. Onların da bir kısmı hayatları pahasına almıyorlar mı bu riski?- nasıl bir sistematik düşünce şekli ile çevriliyiz ki, bedenlerimizi “normal” kılabilmek için, her şeyi ama her şeyi yapmaya hazır hale geliyoruz?

    Dün Şevket Çavdar’ın bir hayatı vardı; bugün yok. Bu hiçbir zaman değişmeyecek.

    2- Neden böyle bir sistem içerisinde yaşıyoruz? Yani burada nasıl çıkar ilişkileri dönüyor olabilir ki, bu sistem hayatlarımızı riske almamızı sağlayacak kadar güçlenebiliyor? Tekrar duvar gibi yüzümüze çarpıyor:

    Buraya tıklayarak Dikmen Bezmez'in yazısını okuyabilir ve tartışmalara katılabilirsiniz.
    ...
    1. Kategori:
    2. Bülent Küçükaslan,
    3. Nazmiye Güçlü,
    4. Konuk Yazarlar,
    5. Forumun Gündemi,
    6. Çeviri Yazılar,
    7. Can Evren

    Koç Üniversitesi Yayınları 30. TUYAP Kitap Fuarı'nda bir panel düzenliyor: Biraz da Sakatlıktan Konuşsak? Kuramlar ve Deneyimler

    Panele vesile olan şey, Koç Üniversitesi Yayınları'ndan çıkacak olan bir kitap: Sakatlık Çalışmaları (Sakatlık Çalışmalarına dair literatürde yer etmiş önemli makaleler ilk defa Türkçeye çevrildi; sakatlık mevzuunu politik alana çeken, sosyoloji disiplininin konusu haline getiren birbirinden kıymetli makaleler)

    KATILIMCILAR:
    Dikmen Bezmez, Sibel Yardımcı, Yıldırım Şentürk, Bülent Küçükaslan, Nazmiye Güçlü, Bülent Kelleci
    TARİH: 13 Kasım 2011, saat 17:30
    YER: TÜYAP Kitap Fuarı Marmara Salonu

    Buraya tıklayarak konuya dair detaylara erişebilirsiniz
    ...
    1. Kategori:
    2. Konuk Yazarlar,
    3. Forumun Gündemi

    Bu yazıyı kaleme almaktaki amacım, son seçimlerle CHP’den milletvekili olarak meclise giren ve bir kol ve bacağı protez olan Şafak Pavey’in meclise giriş anı ile ilgili medyada yer alan haberlerin ve daha genelde takınılan tutumun bir eleştirisini yapmak.
    Temel kanım o ki, konunun medyaya yansıyış şekli, sakatlık meselesine dair var olan bütün ön yargı ve algılayış şekillerini tüm çıplaklığı ile yansıtıyor. İşin ilginç yanı, öyle görünüyor ki, yorum yapan herkes kendisinin bu konuda inanılmaz bir hassasiyet sergilediği ve olması gereken tutumu takındığı düşüncesinde. Yani, öyle bir dil ki bu, bir yandan sakatlığa dair içselleştirdiğimiz tüm algıları, varsayımlarımızı açığa çıkarıyor; öte yandan da bunu yaparken kendimizi “üstün”, “iyi” ve “doğru” hissetmemizi de sağlıyor. Aslında kimse altını deşmese, bayağa rahat bir konum…
    Ancak bu arada Şafak Pavey bambaşka bir telden konuşuyor ve bu kimsenin umurunda değil. Pavey’in sözleri haberlerin ancak son kısımlarında yer buluyor; onun sesini ancak dikkatli bir okuyucu duyabiliyor. (...)

    Buraya tıklayarak, Şafak Pavey'in geçtiğimiz gün TBMM'de gerçekleştirilen yemin töreninde ve hemen sonrasında da medyada maruz kaldığı tutumla ilgili olarak Dikmen Bezmez'in kalema aldığı değerli yazıyı okuyabilir ve tartışmalara katılabilirsiniz.
    ...
    1. Kategori:
    2. Konuk Yazarlar

    Mekânın nasıl örgütlendiği sakatlık deneyimi açısından yadsınamaz bir öneme sahiptir. Özellikle Lefebvre’in 1974 tarihli La Production de L’Espace (Mekânın Üretimi) kitabından bu yana, mekânın, toplumun farklı kesimleri arasındaki mücadeleler sonucunda, tarihsel olarak üretildiği görüşü, mekânı ele alışlarında eleştirel bir yaklaşım benimseyen sosyal bilimsel araştırmalarda yaygın olarak kabul edilmiştir. Ancak bu, Lefebvre için mekân-toplum ilişkisinin yalnızca bir yönüdür: Toplumun mekânı üretmesi kadar mekânın da belirli toplumsallık biçimleri, kimlikler ve deneyimler ürettiğini ileri sürer yazar.
    ...
    1. Kategori:
    2. Konuk Yazarlar

    7 Kasım Cuma akşamı, televizyon kanalları arasında dolaşırken, gözlerim ekrandaki bir sahneye takılı kaldı. Türkiye’nin popüler ana haber bültenlerinden birinde, küçük bir kız çocuğunun “dramı” bizlerle paylaşılmaktaydı. Gözlerimi ekrana kilitleyen temel etken, izleyiciye sunulan görüntüde daha ilk bakışta dikkati çeken çarpık iktidar ilişkileriydi. 9 yaşındaki Şirvan yatağında korku, şaşkınlık ve anlam aramaya çalışan bakışlarla etrafını süzüyor; heyecanı doruk noktasına varmış muhabir, elinde mikrofonu, kameraya -bir diğer değişle ekran başındaki duygusallaşmaya ve bir o kadar da haline şükretmeye meğilli bizlere- Şirvan’ın “içlerimizi parçalayan dramı”nı anlatıyor; bizler de Cuma akşamının yorgunluğu ile bir yandan yemeğimize oturmaya hazırlanıyoruz, bir yandan da “Vah vah! Zavallı çocukcağız. Allah şifa versin” diyoruz; aynı durumda olmadığımız için de şükrediyoruz.
    ...
    Sayfa 7 / 8 İlkİlk ... 345678 SonSon