TEKSAN İnovatif Medikal Ürünler İstanbul, Antalya, Bursa ve Antalya'da
  • Bülent Küçükaslan

    1. Kategori:
    2. Bülent Küçükaslan,
    3. Forumun Gündemi

    Bülent Küçükaslan
    [...]
    "Sakat" sözcüğünün kullanımına dair yaptığımız kısa sohbette şöyle demişti Cengiz: "'Engelsiz bedenli' kişilerin ölümden sonraki ikinci korkusu olacak kadar yabancılaşılan bir konu[...]"
    Çok açık bir iç hesaplaşma var burada. Hayatın tam da içinde olan bir hâli aslında mahkûm eden, gerçekte var olmayan bir sağlam-beden figürünü normal sayıp ondan her sapmayı anormalleştiren, sağlam bedeni kendisine yabancılaşmak pahasına kutsayan, zamanın akarken bedenlerimizde bıraktığı izleri örtmeye çalışan, yaşamın kırılganlığını görmezden gelen, ve aslında tüm bunların farkında olduğu için de sancı çeken birinin (hepimizin) kıvranışları söz konusu sanki... “Sakat” demeye dilimizin bir türlü varmaması, “Engelli”yi ise kolayca ve yüksek sesle söyleyivermemiz, mezarlıktan geçerken ıslık çalmaya benziyor biraz: Dikkatimizi kırılgan-bedenlerimizden uzaklaştırıp, dışımızdaki “ölülere” dua okuyoruz sanki.

    Buraya tıklayarak yazının devamını okuyabilir ve konuyla ilgili tartışmaya katılabilirsiniz ...
    1. Kategori:
    2. Bülent Küçükaslan,
    3. Forumun Gündemi

    Bülent Küçükaslan
    [...]
    Ben, işte tam da bu içe işleyen algıdan, daha doğrusu, söz söylemeyi tetikleyen provokatif yanından dolayı bu tartışmanın sakatlık konusunu politik alana taşımak için önemli bir fırsat yaratabileceğine inanıyorum. Zira bu kelimelerin toplumsal süzgeçten geçip bir sosyal role ve oradan da hitaba dönüşme süreci ile, o süzgeçten param parça halde dökülen bizlerin dönüp o kevgire bakışımızın, maruz kaldığımız dayatmaları fark edişimizin, bu ahmakça kurgulara karşı bilinçlenmemizin aynı anda görünür kılınabileceğini düşünüyorum.

    Ya da şöyle söyleyeyim: “sakat”dan “özürlü”ye, oradan da “engelli”ye geçiş öyle masum bir değişiklik değil. Bu süreç bir yandan bedenlerimiz üzerindeki iktidarın ana hatlarına işaret ederken, bir yandan da “Engelliler”i postmodern kapitalizmin sakatları* olarak raflara diziyor! Onun için, bu kelimelere hak ettiği politik anlamları yüklememizin ve bizlere dayatılan kurgulara karşı politik bir tavır alış olarak “grubumuzun adını koymanın” anlamlı olacağını düşünüyorum.
    Bu bağlamda neden Özürlü veya Engelli değil de Sakat kelimesini tercih ettiğimi izah etmeye çalışacağım...

    Buraya tıklayarak yazının devamını okuyabilir ve konuyla ilgili tartışmaya katılabilirsiniz ...
    1. Kategori:
    2. Bülent Küçükaslan,
    3. Forumun Gündemi

    Bülent Küçükaslan
    [...]
    % 41 raporu olan Agop’un da, % 51 raporu olan Ayşe’nin de, % 61 raporu olan Ali’nin de Bağ-kur (4b) kapsamında 5000’er gün sigorta pirimleri olsun. Ayrıca hepsi aynı tarihte sigortalı olarak çalışmaya başlamış, hepsi aynı tarihte sakatlanmış ve hepsi aynı tarihte Yaşlılık emekliliğinden yararlanmak için SGK’ya başvuru yapmış olsun. Yani, aralarındaki tek fark rapor oranları olsun.
    SGK Agop ve Ayşe’den tek bir şey ister, “hastaneye gidin ve söylediğiniz oranlarda işgücü kaybınızın olduğunu rapor alarak belgeleyin”. Agop ve Ayşe 28. madde kapsamında 2 ay içinde emekli olurlar. Peki ya Ali?
    Onun işi uzun... Madde madde yazayım da hem okuyanlar görsün çekilen eziyeti hem de belki sorumlu birileri okur da “biz ne yapıyoruz” diye utanır...

    Buraya tıklayarak yazının devamını okuyabilir ve konuyla ilgili tartışmalara katılabilirsiniz
    ...
    1. Kategori:
    2. Bülent Küçükaslan,
    3. Forumun Gündemi

    Bülent Küçükaslan
    [...] Böbrek hastalığı sonucu diyalize girmek zorunda kalan kişiler 10 yıllık sigortalılık süreleri ve 1800 gün de primleri varsa malulen emekli olabiliyorlar. Böylece bu kişiler hem emekli maaşı alabiliyorlar hem de -bakmakla yükümlü oldukları kişiler dâhil olmak üzere- yaşam boyu sağlık güvencesine kavuşmuş oluyorlar. Bir başka deyişle sağlık sorunları nedeniyle çalışma yaşamına katılamayan bu kişilerin geçim sıkıntıları emeklilik sayesinde bir parça olsun azalıyor ve sigortasız kalmaktan dolayı sağlık güvencesiz kalma riskleri de bertaraf edilmiş oluyor.
    Şimdi, burada bir parça rahatlık var ya, hah, işte SGK bunu fark edince, hemen devreye giriyor ve gereğini yapıp, oraya bir çomak sokuşturuveriyor. Diyor ki, “eğer organ nakli olursanız malulen emekliliğinizi iptal ederim. Ya diyalize bağlı olarak yaşamaya devam edeceksiniz ya da emekli maaşınızdan ve sağlık güvencenizden feragat edip organ nakli olacaksınız.”
    İnanın, diyaliz hastaları için bunun kararını vermek hiç de kolay değil! Binlerce kişi sırf bu ikilem nedeniyle nakil olmaktan vazgeçmek zorunda kalıyor ve emekli olan binlerce kişi iptal edilen emeklilikleri nedeniyle can çekişiyor. [...]

    Buraya tıklayarak yazının devamını okuyabilir ve konuyla ilgili tartışmaya katılabilirsiniz.
    ...
    1. Kategori:
    2. Bülent Küçükaslan,
    3. Forumun Gündemi

    Bülent Küçükaslan

    Yavrusunu severken öldüren ayı misali, sağ olsun, Türkiye Cumhuriyeti devleti de sakatları yerden yere vuruyor... Konu, sakat sürücülerin kullandıkları otomobillerin plakasına zorunlu olarak konan sakat damgası.

    2009 yılında sakat bir vatandaş İçişleri Bakanlığı’na başvuru yapıyor ve aracının plakasında bulunan sakat damgasının kaldırılmasını talep ediyor. Talep reddedilince, konu mahkemeye taşınıyor ve plakada damga bulunmasını zorunlu hale getiren mevzuatın iptali isteniyor. Başvuruya temel teşkil eden argümanlar gayet sağlam...

    Buraya tıklayarak yazının devamını okuyabilir ve tartışmalara katılabilirsiniz.
    ...
    1. Kategori:
    2. Bülent Küçükaslan,
    3. Forumun Gündemi,
    4. Türk Sinemasında Sakat

    Bülent Küçükaslan

    Film eleştirisi yazmak elbette apayrı bir bilgi ve beceri ister, ama konu sakatlık olunca, bir sakat olarak izlediğim şeyin bende bıraktığı hissi yazmak daha bir kolay.

    “Engellenmiştir”, Uluslararası Engelsiz Kısa Film Festivali için ekşi sinema tarafından, ekşi sözlük katkılarıyla çekilmiş bir kısa film. Orçun Baş hem yazmış hem yönetmiş.

    Doğrusu ya, sakatlık konulu filmler neredeyse tümden klişeleşmiş şekilde ajitasyon ve sözüm ona ajitasyondan kaçınma iddiası ile ortaya konan katmerli-ajitasyon içerdiği için, filmi izlemeye başlamadan önce önyargılarım vardı. Klişelerden birine daha maruz kalacağımdan neredeyse emindim. Ama öyle olmadı... Film enfes bir kurguya sahip. On dakika süren filme çok şey sığdırmış Orçun Baş. Eline sağlık.

    Buraya tıklayarak yazının devamını okuyabilir ve "Engellenmiştir" isimli filmi izleyip tartışmaya katılabilirsiniz.
    ...
    1. Kategori:
    2. Bülent Küçükaslan,
    3. Forumun Gündemi

    [...]
    Gelen tepkiler üzerine “Yorgunluk nedeniyle böyle bir şey yaptığımın farkındayım. Sizden özür diliyorum” açıklaması yapan Akdağ’ın özür dilemesine gerek yok bence. Eminim ki kendisi daha sonra bu sözleri düşündüğünde “E ne var bunda, haksız mıyım” diyordur. Keza 2004’de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın sakat çocuğuna iş isteyen bir anneyi “Önce sağlam çocuğuna iş iste” diyerek azarladığını da unutmadık.

    Ben bunların ağızdan kaçan veya maksadını aşan ifadeler olduğunu hiç sanmıyorum. Bu dil, AKP hükümetinin yürüttüğü sosyal politikaların çok net bir yansımasıdır. Zira kendileri sosyal politikayı iane mantığı ile algıladıkları, icraatlarını iyilik düşüncesinden, dini ya da ahlaki bir borçtan, ya da örf ve adetten kaynaklanan karşılıksız yardım olarak kurguladıkları için, son tahlilde "Veren el alan elden üstündür" mantığı gereği, hemen arkasından, “fazla konuşma da şükret” deme küstahlığı gelebiliyor!
    [...]

    Buraya tıklayarak "AKP'nin dilinden dökülen sözler bir istisna değil, politik temelin ifadesidir" iddiasında bulunan Bülent Küçükaslan'ın yazısını okuyabilir ve konuya dair tartışmalara katılabilirsiniz.
    ...
    1. Kategori:
    2. Bülent Küçükaslan

    Bülent Küçükaslan

    Çağrı Doğan ”Sakatlar İçin Kolay Bir Soru: Evet Mi, Hayır mı” başlıklı yazımı okuyup “bir sakat olarak duruma müdahil olmak zorunda” hissedince, sağolsun, “Yetmez Ama Evet ve Akıl Tutulması*” alt başlıklı bir yazı yazmış. Aslına bakılırsa üslubu nedeniyle yazısına karşılık vermemem gerektiğini düşündüm başta ama, sonra yok dedim, sonuçta Çağrı Doğan değerli, iliklerine kadar politik bir sakattır; onunla yapıcı bir polemiğe giremezsem kiminle girebilirim ki! Bu niyetle yazıyorum…
    ...
    Sayfa 5 / 12 İlkİlk 123456789 ... SonSon