TEKSAN İnovatif Medikal Ürünler İstanbul, Antalya, Bursa ve Antalya'da
View RSS Feed

erkan1983

Rüşd kavramı ;Bakara s. 256. ayet bağlamında "Rüşd" ve zıttı olan ğayy'ın ayrışması.

Değer Biç
ر ش د kök harflerinden türemiş olan "rüşd" kavramı sözlükte azgınlık ve sapıklığın zıddı bir kelime olup hidayet kelimesi ile hemen aynı anlamda kullanılmakta bununla beraber benzer ve farklı anlam içeriğine sahip bir kelimedir.
rüşd kavramı hakkında bir çıkarım olarak, kulu sapık ve bozuk (şirk,küfür,nifak vb gibi)eylem ve tasavvurlardan kurtarma böylece akıl,düşünce ile bir olgunluğa ulaştırıp insanın yaşadığı hayatında doğru sonuçlara ulaştırma diyebiliriz.
Bismillâhirrahmânirrahîm
Dinde zorlama (baskı,tiksindirme) yoktur. Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan(ğay) apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu red edip (kafir olup)Allah'a iman ederse, o, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah,(semi) işitendir,(alim) bilendir.

Allah, iman edenlerin velisidir. Onları karanlıklardan(zulumat) nura çıkarır; küfredenlerin velileri ise tağut'tur. Onları nurdan karanlıklara(zulumat) çıkarırlar. İşte onlar, ateşin halkıdırlar, onlar orada kalıcıdırlar. (bakara 256,257)
Allah gerek bu iki ayet özelinde,gerekse kur'anın bir çok yerinde kendisine veya tağut/tağutlara kulluk,iman ve velayet tercihi ile zulümat ve nur ve rüşd ve ğay ayrımını, iki yol ve seçenek şeklinde kur'anda bir çok yer ve farklı açılardan tafsil ederek beyan etmiştir.
bakara s.256 ve 257. ayetlerinde tağuta iman edildiği takdirde Allah'a imanın olmayacağı net bir şekilde ortadadır.çünkü 256. ayetteki ilk şart tağutu red(kafir olmak) ondan sonra Allah'a iman etmektir. böyle olunduğu takdirde kopması mümkün olmayan sapasağlam kulpa tutunulmuş olunur.
Allah'a iman edenler, kopması mümkün olmayan sapasağlam kulpa tutunmuş iken kafirlerin sağlam diye tutundukları kulpları (tağutlar ve dinleri)kopup parçalanır yok olur. bu bir sünnetullahtır. yeryüzünde insanlık tarihinde ne kadar tağut ve dinleri olmuş ise Allah katında tek hak din (islam)ile gönderilen resuller a.s hep en üstün olmuştur.
Bazı kesimlerce "nedense" ayetin sadece "dinde zorlama yoktur" kısmı bir slogan şeklinde ifade edilmektedir.
evet dinde zorlama yoktur hatta zorlamanın hiç bir türü yoktur. Allah ,biz kullarına irade vermiş ve irade verdiği biz kullarına seçim serbestisi vermiştir, ama bize tek ilah ve rab olması hasebi ile bir dinde seçmiştir.
bizler hür irademiz ile iyi yada kötü,doğru veya yanlış olarak , hak ve batıl olan tercihlerimiz ve yaptıklarımızın hesabını vereceğiz.
Dinde zorlama/tiksindirme yoktur.çünkü Allah biz kullarına dileme hürriyeti (irade)bahşetmiştir.aksi bir durum iradesizleştirme olurdu ,ki bu imtihan olgusu ile bağdaşmayan bir durum olur.insan tercihleri sonucunda yaptıklarının karşılığını hem dünya hemde ahirette alır.
dileyen Allah'ın razı olduğu tek din olan islamı hiçbir zorlama ve baskı altında olmadan kendiside razı olarak seçer ve Allah'a kulluk ederek dünya ve ahiret hakkında onun için dilediğini kendiside özgür iradesiyle razı olarak dileyip seçerse Allah'ın dilediklerini dilemiş olur.
yada diğer taraftan Allah'ın vahyinde dileyip gösterdiklerinin zıddını diler ve tağutlara kafir olmak yerine onlara iman eden ve kulluk eden biri olarak onları veli edinmiş olur . onlarda onu girmesi gereken nur'dan alıkoyarlar böylece zulumatlar içinde kalmış dünya ve ahirette hüsrana uğramış olur.
dinde kural belirleme din'in rabbine aittir. o yüzden tutulan yol,gidişat ve tercihlerin rüşd olması,kitapta gösterilen rüşd ve sapıklık olan ayrıştırma ile mümkün olur .
Allah kitabında ,helak olan geçmiş insan toplulukları özeli ve örnekliğinde ,göndermiş olduğu resullerini a.s ve beraberindeki vahiylerle,tevhid temelli olan tek ilah ve rab kabulü ,iman ve salih amel,itaat ve takva ile özetlenebilecek emirleri olan islam dini'nin din edinilmesi davetinde bulunmaları üzere göndermiştir.
Gönderilen resuller a.s vahiyler ile toplumların içinde bulundukları sapıklık ve azgınlıkları ve hidayet ve rüşd'ün ne olduğunu kendilerine net,yerinde uslup ve herkesin anlayabileceği sadelikte beyan etmişlerdir. bu davete karşı çıkanlar ilk önce toplumlarını zulumatlar içine sokarak idare eden ileri gelen tağutlar olmuştur.
bu bağlamda ve bunun uyarısı için ; "Allah her kavme tağut/tağutlardan kaçınılması "emri ile resul a.s göndermiştir(nahl 36).
kafirlerin kulluk ettikleri şeytanın velileri olan tağutlardır ve onlar ,onlar için,onlar uğrunda ve yolunda savaşır (nisa 76) iman edenler ise Allah için,onun uğrunda ve yolunda savaşırlar.
müminler tağuta muhakeme olmak istemez/isteyemezler çünkü ona kafir olmak ile emrolunmuşlardır (bakara 256,257).
Allah'ın indirdiği kitap ile hükmetmiş olan ve müminlere örnek olan muhammed as'ın pratik örnekliğindeki(vahy hak ve gerçekliğinde)hükümler yerine tağuta muhakeme olma isteği şeytanın istediği sapıklığı onaylamak anlamına gelir ki , bu hal iki yüzlülülüktür daha doğrusu bu denli yüzsüzlük münafıkların tavrıdır .(nisa 60,65)
tağut/tağutlara kulluk etmekten kaçınıp Allah'a yönelip/dönüp sözün en güzelini işitip uyanlar, artık Allah'ın kendilerine hidayet verdiği , ulul elbab olan "kullarım "dediği ,ona kulluk edenler olarak müjdeye almışlardır(zümer 17,18)
Allah'ın kitabındaki tarif harici iman istek ve kabulleri iman değildir ve kopup parçalanmaya mahkumdur.çünkü neyin nasıl olması ve olmaMASI gerektiği ve kabul red'Dİ kitapta beyan edilmiştir.
kul Allah'ın takdir ettiği imtihanında işiten ve gören özelinde yeterli ve gerekli donanımlarıyla onun tanıtıp,tanımladığı gösterdiği yolda, ya ister iman edip şükreden BİR mümin yada küfreden BİR kafirdir.(insan 2,3).ikisi bir arada olması mümkün değildir çünkü Allah bir adamın/insanın göğsünde iki kalp iki ilah ve din kabulü iki kişilik yaratmadığı (ahzab 4)için tercihide tektir.
Allah'ın din'i halis'tir(arı duru,katışıksız,katkısız,kaynağından olduğu gibi) ve halis olan din'e muhlis kullar olmamız istenmektedir.
Allah'ın şeytana saptıramıyacağını ve şeytanında saptıramıyacağını söylediği Allah'ın muhlis kullarıdır.
Allah'ın bu derece önemle üzerinde durarak uyarı konusu ettiği tağutlar kimdir ?
alak s.6. ayet bunun fiil/amel şeklini faili ile beraber vermektedir.(Hayır; gerçekten insan, azar. alak.6)
demek bazı kişilerin iblis,şeytan dediği ile has ve sınırlı olmayan bir kavram.
evet ibliste tağutlaşmış ve kafir olmuştur fakat gerek tağut/azgınlık kavramı gerek küfredip kafir oluşu,kibri ve küstahlığı nasıl ona özel değilse fiili (tağa) ve (tağut)özneliğide ona özel ve has değildir.
alak s.6 ve 7. ayetler fiili işleyen failin insan olduğunu beyan etmektedir.
neden insan azar/tağutlaşır ? (Kendini müstağni gördüğünden. alak 7) mal,mülk,servet,nüfus çokluğu, büyüklük,zenginlik,makam ,mevki,idare,yönettim,tasarruf ve buna benzer ve çoğalabilecek örneklendirmelerle insan kendini zengin,ihtiyaçsız,muhtaç olmayan bir varlık olarak gördüğünde azar bu onun yaptığı ameller yansır.
tekrar iblise döndüğümüzde,ibliste kendini mustağni görmüştü.kendi yaratılış ham maddesini ön plana alan bir kibir ortaya koyup"onu çamurdan yarattın beni ateşten" diyerek Allah'ın emrine karşı tağutlaşmış, üstüne yaptığı hadsizliği üstlenip tevbe ve istiğfar ile Allah'a yönelmek yerine batıl bir kadercilik ile Allah'a "beni azdırdığın için senin doğru yolunun üzerine oturacağım" deme küstahlığında bulunarak suçlamıştır.
yani iblis ben bana yeterim şeklinde bir azgınlık/tağutluk ortaya koymuş bir ibret,apaçık düşman olarak bize kendisinden ve velilerinden kaçınmamız ve Allah'a sığınmamız gereken "kötü" bir örnekliktir.
insan dünyanın metaı (geçici)olan şeyler kendisine imtihanı için verilmesine rağmen(çok yada kısıtlı) bir takım dünyalık nimetleri çok verilenler kendisi gibi olan diğer insanlara tepeden bakarak kendisinin bir insan olduğunu unutarak tağutlaşır.
ne kadar dünyalık değerlerede sahip olsa kendisi mal,mülk, yiyip içme,oksijen,dışkılama,uyuma,iskan etme,rızkını temin etme ,hasta olduğunda iyileşecek ilaçlara vb gibi daha bir çok nimet ve ihtiyaçları olan muhtaç bir varlıktır.
insanın ,birey yada insan topluluklarının oluşturduğu devlet,kurum ve kuruluşlar hangi konu yada konularda kendi kendilerine yeterli görmekte,Allah'ı yaptıkları işlerine gönderdiği vahy ile müdahil etmemişler/etmiyorlarsa kısmen veya tamamında bu şekilde bir tavır ortaya konuluyorsa kendileride azgınlaşan bir tağuttur .
insan her hali ve anı ile tamamı ile muhtaç bir varlık olmasına rağmen,kur'an tarihsel süreçte geçmiş insan topluluklarının nasıl yeryüzünde azgınlaştığını ve fesad çıkardığını helak olduklarını (fecr 11,13)beyan etmektedir.
bu insanların hiç biri Allah için ,yok öyle bir ilah,öyle bir varlık mı varmış dememişlerdir.hepside Allah'ın varlığını kabul etmekteler.fakat Allah hakkındaki tasavvurları bozuktu.
Allah gökleri ve yeri yaratmış yaratır ve öldürür,rızık verir yağmur,kar,dolu yağdırır,rüzgarları estirir,güneş ve ayı bir düzen içinde hareket ettirir,gece gündüzü oluşturur vb gibi çoğaltabileceğimiz alan ve yerlerde etkin ve müdahildir ama insanların aktif hayatında (din) kurallar belirlemede hevaları ve atalarından sirayet eden bir şirk din'i yaşamakta, tekrar diriliş ve ahiret gerçekliğini kabul etmemekte ,kendi zanları ile Allah'a kulluk ettikleri kabulünde idiler.
bugün ben müslümanım diyen büyük bir çoğunlukta buna benzer kabul içinde.
doğuştan müslümanız.ama nedense bireysel bir takım ibadetler,bazı mekan ve yer kabulleri var.
fakat nedense hayatın hemen tüm alanını içine alan bireysel ve toplumsal düzen ve işleyişte (din) Allah'ın yol göstermesine(hidayet),hükümler koyup(siyasi,askeri,yönetim,ceza,miras,evlilik),ya sak(haram) ve serbesti (helal)hududlar (sınırlar)belirlemesine ihtiyacımız yoktur,kabul etmiyoruz.
ben bana,biz bize yeteriz denmekte söz veya ortaya konulan amel ile.
bunun dinim islam ve ben müslümanım diyen kişilerin oluşturduğu topluluklardada"istisnalara selam olsun" bu şekilde olduğu bir gerçektir.
bu durum kendini seçilen hayat düzen ve işleyişi (din),tutulan yol,hüküm,helal ve haram ve çizilen sınırlarda kendini göstermektedir.
yapılan islam ve müslümanlık isnadlarına rağmen işleyişte islam ve müslümanın teslim olması gereken değerler bulunmamakta ,beşeri düzen ve kurallar kabul ve rızası ile "biz bize yeteriz "azgınlığı ortaya konulmaktadır.
(Kavramın diğer sure ve ayetlerindeki kullanımlarıda gelecek inşeallah)
Etiketler: Boş Etiket Ekle / Değiştir
Ana Sayfa Bölümleri
Diğer

Yorum