TEKSAN İnovatif Medikal Ürünler İstanbul, Antalya, Bursa ve Antalya'da
View RSS Feed

erkan1983

Rüşd kavramı "rüşd çağı,lut ve şuayb a.s ile ilgili kısaca kavrama bakış" .

Değer Biç






ر ش د kök harflerinden türemiş olan "rüşd" kavramı sözlükte azgınlık ve sapıklığın zıddı bir kelime olup hidayet kelimesi ile hemen aynı anlamda kullanılmakta bununla beraber benzer ve farklı anlam içeriğine sahip bir kelimedir.



rüşd kavramı hakkında bir çıkarım olarak, kulu sapık ve bozuk (şirk,küfür,nifak vb gibi)eylem ve tasavvurlardan kurtarma böylece akıl,düşünce ile bir olgunluğa ulaştırıp insanın yaşadığı hayatında doğru sonuçlara ulaştırma diyebiliriz.




kavramı ayetler içerisinde geçtiği yerlerde nasıl kullanılmaktadır bakalım ;




ayetteki kavram ile ilintili kısmı ,yetimlerin mallarını çarçur etmemeleri için onları nikah çağlarına erişinceye kadar bazı denemelerde bulunarak onlarda oluşacak rüşd gözetmeyi ifade ederken,malları konusunda doğru ve yerinde yaptıklarınıda müminlere gözetmeleri söylenmektedir .




akıl ve beden anlamında belli bir olgunluğa ulaşmak yani reşid olmak "türkçeyede geçmiştir"olarak kullandığımız anlamda rüşd . ;




Yetimleri, nikah çağına ulaşıncaya kadar deneyin; eğer onlardan bir (rüşd) olgunlaşma hissederseniz, hemen onlara mallarını verin. Büyüyecekler diye israf ile çarçabuk yemeyin. Zengin olan iffetli olsun, yoksul olan da artık maruf (ihtiyaca ve örfe uygun) bir şekilde yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, onlara karşı şahid bulundurun. Hesap görücü olarak Allah kafidir. (nisa 6)




insan zayıf ve muhtaç bir varlıktır, bundan dolayı büyük olamaz büyük olmayı ister ki bu onun hadsiz yere azgınlık etmesi anlamına gelir.bu kendisine gelen ve iman etmesi gereken Allah'ın ayetlerini yalanlayıp onlardan gafil olarak, rüşd(akıl,fıtrat ve hayata uygun olan Allah'tan gelen) yolunu değil azgın(akıl,fıtrat ve hayatına uygun olmayan) yani haddi aşan bir yol seçmesi kendisine Allah'ın ayetlerinden uzaklaştırması sonucu olarak dönecektir.




hayat içerisinde tercihler,gidişat sebep sonuç çerçevesinde edinilen yol,yöntem anlamında rüşd ;




Yeryüzünde haksız yere büyüklenenleri ayetlerimden engelleyeceğim. Onlar her ayeti görseler bile ona inanmazlar; dosdoğru yolu (rüşd yolunu) da görseler, yol olarak benimsemezler, azgınlık yolunu, gördüklerinde ise onu yol olarak benimserler. Bu, onların ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil olmaları dolayısıyladır. (a'raf 146)




insanlar dünyada "her zaman mutlaka olmuşlar,olacaklardır" hadleri olmaksızın büyüklenmek istemişlerdir.bu hayatın çeşitli yer ve alanlarında farklı ve değişik şekillerde olmaktadır.fakat yaratılmış olması ve dolayısıyla sınırlı,büyüğün zıddı olarak küçük ve muhtaç bir varlıktır insan.




aksi düşünce ve tavır içindeki geçmiş kavimlerin yaşadıkları akibetler hakında kur'an da bir çok örneklikler bulunmaktadır.kısaca rüşd kavramının özelinde ve geçmiş kavimler ile ilgili ayetlere bakalım.




Lut a.s ve rüşd

cinsellik anlamındaki rüşd'ün zıttı sapkınlığın/azgınlığın tarih sahnesindeki ilk örneği olan lut kavmi ;




Lût'un kavmi, koşarak onun yanına geldiler. Daha önce de o kötü işleri yapmaktaydılar. (Lût): «Ey kavmim! İşte şunlar kızlarımdır (onlarla evlenin); sizin için onlar daha temizdir. Allah'tan korkun ve misafirlerimin önünde beni rezil etmeyin! İçinizde aklı başında bir adam yok mu!» dedi. (hud 78)




şehvet ve hevanın isteklerine uymak sapık zevklerin peşinden gitmek insanı bu denli saptırabilmektedir.lut kavminin azgın ve sapkın cinsel tercihleri onların akıllarını başlarından almış doğru kararlar veremeyen bocalayan sarhoşlar gibiydiler (hicr 72).




kendi azgınlık ve sapkınlıklarını doğru , doğru ve temiz olmak isteyenleri ise yanlış görüyorlardı.




kendi sapıklıklarına müdahele edilmesini (ıslah etme)ve kınanmalarına karşılık ,kendileri gibi olmayan lut a.s ve ehlini şehirden çıkarma tehdidinde bulunuyorlardı ( neml 54,56 ve araf 80,82).




lut kavmi cinsel/fıtri sapıklık diyebileceğimiz türden bir sapkınlık içindeydiler.kendilerinde rüşd'ün zıttı cinsel yöneliş olarak ile azgınlık ve sapıklık şeklindeki fesadları ile "rüşd'süzlükleri" öne çıkmaktaydı.




Şuayb a.s ve rüşd

Şuayb a.s'ın kavmi medyen halkı ise ölçü ve tartıda adaletsiz ve haksızlık yapan bugünkü terminoloji ile yolsuzluk yapmakta olan tehdit eden,iman edenleri Allah yolundan alıkoyan ve doğru yolun eğriliğini isteyip bunun üzerine oturan yani istek ve kararlılıklarını ortaya koyan ve Allah ile beraber sahte ilahlar edinen bir kavim olmaları şeklindeki fesadları öne çıkmaktadır.




şuayb a.s kavmini ölçü ve tartıda adaleti yerine getirmeye ,insanların eşyalarını eksiltmemeye çağırarak onları bu türden fiilleri işleyen "müfsidler" olmama konusunda uyarmaktaydı.




doğru olanın Allah'ın bıraktığı adaletli alışveriş olduğunu bunun kendileri için hayırlı olduğunu söylerken şart getirmektedir "eğer müminlerseniz"(hud 85,86).hud a.s'ın kavmi mümin oldukları iddiasında idiler."her türlü dolandırıcılık,ADALETsizlik ve ÖLÇÜsüzlüğü modern cahiliyenin realitesi olarak benimseyip yaptıkları çarpıklığı doğru gören ve müslüman olduğunu iddia eden bu zamanın toplumunda olduğu gibi"




Dediler ki: Ey Şuayb! Babalarımızın ibadet ettiklerini, yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmayı terketmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllısın! (hud 87)




ayette salatın emredici yönü göze çarpmaktadır. ankebut s.45. ayetinde salatın(namazıda içine alan kur'andaki tüm yönleri) fahşa ve münkerden alıkoyduğu bildirilmektedir .




bir diğeri "tamam sen yumuşak huylu ve akıllı(raşid)bir adamsın iyide bize karışma" diyerek ilk başta yumuşak bir uslup ile "bize müdahele etme" demektelerken daha sonraları tehditlerinin dozajını arttırarak şuayb a.s'ı içlerinde zayıf gördüklerini kabilesi/ailesi/aşireti olmasaydı onu recm edecekleri tehdidinde bulunmaktaydılar(hud 91)Allah'ı değil şuayb a.s'ın kabile/aile/ aşiretini önceleyen onlardan çekinen tavır içindeydiler(hud 92).




rüşd kavramı ayette şuayb a.s'ın kavminin ona karşı raşid aklı başında sözlerinde geçmektedir. şöyle demekteler "daha önce sen halim ve raşid idin ,ama şimdi bize karışıyorsun sana karşı bu bakış ve düşüncemiz değişecektir" demekteler.




hud s.87.a ve ankebut s. 45 a. bağ kurduğumuzda şunları diyebiliriz ; medyen halkı bir fahşa ve münker içinde bulunmaktaydı şuayb a.s bu türden fiilleri salatı yani kıldığı namazı ile yapmıyor yapan kavmini bu konuda uyarıyordu.




salat kavramının daha geniş perspektifinden baktığımızda Allah'a ettiği kulluk(kendisi elbet Allah'ın resulü olması nedeni ve bunun sonucunda kendisine vahy edilmesiyle hak bilgilere sahipti. ama kavmi resullüğünü ve getirdiği uyarıları kabul etmemekte/kafir olmaktaydılar.) ile kavmini adaletsizlik ve haksızlıklardan men etmekteydi.




onlar kendi çarpık ve adaletsizlikleri kendilerine uyarı konusu olduğunda bunu kabule yanaşmamışlar aksine şuayb a.s ve ona iman edenleri milletlerine yani kendi hevalarınca koydukları kural ve ölçülere uymaları gerektiğini dikta etmişler ve uyulmadığında ise onları yurtlarından çıkarma tehdidinde bulunmuşlardı(araf 88) .




(Kavramın diğer sure ve ayetlerindeki kullanımlarıda gelecek inşeallah)
Etiketler: Boş Etiket Ekle / Değiştir
Ana Sayfa Bölümleri
Diğer

Yorum