TEKSAN İnovatif Medikal Ürünler İstanbul, Antalya, Bursa ve Antalya'da
View RSS Feed

erkan1983

Evlilik nedir,niçin olmalıdır, “İslâmî “ olması için nasıl olması gereklidir ?

Değer Biç
Genel mânâda ve kısaca evlilik,bir kadınla bir erkeğin meşrû bir biçimde oluşturduğu birlikteliktir.




Evlilik sadece erkek ve kadının şehevi hisler için bir araya geldiği meşru bir kurum değil aynı zamanda sağlıklı neslin oluşup artması bakımındanda önemlidir.




Yaşadığımız hayat içerisinde evlilik fıtri bir gerekliliktir.evlilik ve aile toplumu oluşturun temel yapı taşlarından biridir.böylesine önemli bir kurum, doğru kişiler ve temeller üzerine kurulursa sağlıklı olur ve devamı sağlanabilir.




Gayri islami, yani islami olmayan ülkelerde evlilik kurumu günümüzde günlük ve gelip geçici flört ve anlık zevkler uğruna bitme noktasına gelmiştir. ikili ilişkiler öylesine kokuşmuş bir hal almıştırki ,her tür sapıklık modernlik,çağdaşlık söylemleriyle yapılırken, yaptıklarını diğer insan kitlelerine meşru göstermek adına algılarda normalleştirme, tepkisizleştirmek için bir takım şeytan işi çalışmalar yapmaktadırlar . bunun için yazılı ve görsel basın,dizi ve filmler kullanılırken, bazı yazar çizer,sporcu,dizi ve film yıldızları çeşitli platformlarda bu konularda kullanılan figüranlardır.




Kur’anı kerimde anlatılan lut kavminin sapıklıkları ve akibetleri sapık ilişkilere verilen rabbani cevap niteliğindedir.




Buna rağmen günümüzde lut kavmini geçen sapıklıkların daha bir çeşitlisi daha uç örnekleri “istediğimi,istediğimizi yaparız kimse karışamaz” zihniyetinde olan çürümüş kişiliklerce yapılmaktadır.




Belki şu anda onlara lut kavmine yapılan helakin aynısı yapılmıyor ama kendi yaptıkları pislik içinden çıkamamak, oldukları yerde bocalamak ve yaptıklarının ziynetlenmesi ile onlar içinde bulundukları hayatları ile dünyalık helakin tam içindedirler.ahirette ise yapılan rezilliğin karşılığı onlara rezil edici azap olarak verilecektir yapılanların tam karşılığının verilmesi sünnetullahın Ca.

Toplumda Müslüman iddiasındaki büyük çoğunluğun bir takım gelenek ve göreneklerini islami bir aile oluşturmada Allah’ın emirlerinin önüne geçirdikleri aşikardır.




Değer yargılarını islamın kitabı olan kur’an dan almayan, nüfus cüzdanında İslam ve ailesinin sen Müslümansın demesiyle kendini Müslüman sanan,kitaptan bi haber yada sadece bazı bireysel ibadetler ve emirleri uyguladığında kendini örnek Müslüman sayan bireylerin oluşturduğu toplumlardaki evliliklerde, halkın büyük çoğunluğunda batıdan devşirme flört sonrası evlilikler olmakta ve sözde çağdaşlık adına “ hangi devirde yaşıyoruz anlayışlı olmak lazım” tarzında mecbur bırakıcı sözler ile aileler çocuklarının isteklere boyun eğdirilmekteler.

Üstüne gelenekselleştirilmiş formaliteyi yerine getirmek kabilinde kabul edilen imam nikahi ile “ki islamda bu kelime formunda bir nikah yoktur Çünkü nikah sadece din’e nispet edilebilir” yapılan nikahları laik sistemin memuru konumundaki imam denen kişilerin gerçekleştirdiği malumdur.

Muhafazakar diye tabir edilen bazı kesimlerde ise ,din’i nikah adı altında hem kur’an hemde mevlid okumaları yapıldığı malumdur. ancak kur’an okumaları genelde adet yerini bulsun kabilinden , sadece arapça bazı sure ve ayetler okunmakta ve gelenler anlaşılması gereken kur’andan hiç bir şey anlamamaktadırlar.

Bu türden yapılan nikahlarda okunan mevlid ise kur’anın indirilişinden çok sonra 1351 – 1422 yılları arasında yaşamış süleyman çelebinin yazmış olduğu bir kasidedir. asla ve kat’a islam’dan değildir.hatta içerisinde bir çok mahsurlu ve şirke varan sözde övgü dizeleri bulunmaktadır.




Kısaca kur’anda evlilik

Evliliği gerçekleştiren kişiler mümin olmalı yani hayatlarında islam yaşanmalı ki gerçekleşen nikahta islamın tavsiye ettiği şekilde islami olarak gerçekleşsin.

Allah’ın indirdiği kitaptaki belirlediği kurallara göre hayatını sürdüren kişilerin gerçekleştirdiği evliliklere İslami evlilik adı verilir.




Mümin erkeğin sahip olduğu malı ve tespit edilecek mihir ile kendisi için helal olan olan eşlerden ailesininde onayı ile evlenmesi gerekir.nikah meşru şartlar içinde olduğu sürece aileler başka islami olmayan nedenler ile keyfi, isteksiz tavırlarda bulunması doğru değildir.




Allah,Müminlerden olan bekarların,köle ve cariyelerden salih olanların “şimdi yok fakat o zaman köle ve cariyelik vardı ” evlendirilmesini mümin topluluğun bir sorumluluğu olarak emretmektedir.eğer ortada bir fakirlik var ise Allah onları fazlı ile rızıklandıracaktır. nur s. 32. Ayetteki emri böyle iken,




Evlenme imkanı bulamayanlar için ise Allah onları fazlı ile zenginleştirinceye yani gerekli imkanları takdir edinceye kadar iffetli kalmalarıda yine onun emri niteliğinde bizlere nur s.33. ayetinin başındaki beyanıdır.




Müslüman kişiler, evliliklerini de İslami sınırlar çerçevesinde gerçekleştirmelidir. Bir evliliğin İslami evlilik adını alabilmesi için İslam din’ine uygun bir evlilik gerçekleşmesi gerekir.Burada ilk önemli olan husus , eş olacak erkek ve kadının mümin olmasıdır.




Müşrik kadınları, iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir cariye, -hoşunuza gitsede müşrik bir kadından daha hayırlıdır. Müşrik erkekleri de iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir köle, -hoşunuza gitsede müşrik bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar, ateşe çağırırlar, Allah ise kendi izniyle cennete ve mağfirete çağırır. O, insanlara ayetlerini açıklar. Umulur ki öğüt alıp-düşünürler. (bakara 221)




Sağlıklı bir evliliğin oluşabilmesi için nikâhtan önce dikkat edilmesi gereken hususlar, faydalı olan tedbirler vardır.




Kadın ve erkek iki müslümanın, belli şartlara ve sınırlara riâyet ederek görüşmesi, konuşması ve tanışması izni verilmiştir.




Bu çerçevede ,evlilik isteğinin karşı tarafa belli edilmesi yada böyle bir isteğin kişinin içinde saklı tutulması Allah tarafından bizim onları anacağımızı bildiği için mazur görülmüş,maruf sözler ile konuşmaya izin verilirken gizli buluşma ve vaadleşmeler ise yasaklanmıştır.(bakara 235)




Allah’ın çizdiği sınırlar dahilinde, nikâhtan önce tarafların birbirini tanıması adına maruf şekilde görüşüp konuşmalarının önemli olduğu açıktır. Bu ölçüde bir görüşme ve konuşma taraflara, sağlıklı bir evlilik birliğinin kurulmasının mümkün olup olmadığı konusunda yeterli kanâati verebilir.




Verilen izinden ötesi hem gerekli değildir, hem de mümkün değildir. Meselâ günümüzde ,üsttede belirttiğimiz gibi gayri İslami ve sözde İslami toplumlarda flört kelimesi ile ifade edilen ve İslâmî sınırları aşan görüşmeler, beraberlikler ile benzetme yapacak olursak deneme evlilikleri taraflara gelecek hakkında bir kanaat oluşturmaz ,üstüne Allah’ın çizdiği sınırlar ve hadler aşılmış demektir.




Hayat içerisinde tanık olduğumuz ve dışarıdan ettiğimiz tecrübeler göstermektedir ki, evlilik öncesi ile evlilik sonrası arasındaki zaman diliminde ,tarafların duygu ve davranışlarında farklılıklar ortaya çıkmakta yahut oluşmaktadır. Bu sebepledir ki, flört sonrası evlenen çiftler arasında da birçok geçimsizlik ve boşanma örnekleri çevremizde bilinmektedir.




Evlilik ile hükmü doğru olarak yerine getirmeye çalışan kişiler, iş boşanmaya geldiğinde, ki evlilikten çok boşanma hukuku ile ilgili hükümler kur’anda daha fazladır maalesef hemen hiç önemsememektedir.




Bir çok beşeri din’in toplumlarını etkilemek adına yaptığı söylemlerden biride kadın ve erkeğin eşitliğidir. Halbuki haddi aşarak Allah’ın hükmü olmayan kendi hükümlerinde ortaya koydukları çeşitli yasalar dediklerinin tersi mahiyetindedir.




Beşer ürünü olan batılı düzenlerin hakim olduğu toplumlardaki modern ve çağdaş kadın portresine baktığımızda ,giyim kuşam açısından örtünmenin değil açmanın,ferc ve ziynetlerin gizlenmesi değil teşhir edilmesi ! doğru ve olması gerekendir ,onlara göre özgürlükte budur !




Gazete,dergi, reklam,dizi,film,klip ,sanal alem vb gibi ortamlarda ,kadın adeta cinsel bir obje haline getirilmiş,sözde modern insanların ! oluşturduğu projelerde çağdaşlık adına her türlü gayri ahlaki konularda bir figüran olarak kullanılmaktadır.

Toplumun sözde çağdaş ve modern kesimi, batıdan devşirme bu zihniyeti hayatına taşıma noktasında kabul etmiştir. Müslüman için ise tüm bunlar asla doğru olmadığı,modernlik ve çağdaşlık değil cahiliye olduğundan asla kabul etmediği ve esef ettiği durumlardır.




Tüm bunlara kur’an dan baktığımızda kadının toplum içindeki rol ve konumu,giyim ve kuşamı bu olmadığı, yapılanların Allah’ın emirlerinin tam tersi olduğu açıktır.




Batılın peşi sıra giden birileri bizlere yobaz ,bağnaz gibi küçük düşürücü,itham edici sözler söyleyebilirler ,varsın söylesinler . biz Allah’ın ne dediğine,hesap günü ne diyeceği ve ne hesap vereceğimiz bilinci ile yaptıklarımıza bakalım.




Eşitlik hakkında Kur’ana baktığımızda kadın ve erkeğin konumunun eşit değil adalet ekseninde olduğunu görürüz.çünkü erkek ve kadın fizyolojik yani fiziki yapıları bakımdan farklı oldukları gibi hayat içerisindeki sorumluluk ve konumlarıda aynı değildir.




Örneğin Allah’ın bazımızı bazımıza üstün kılması gerçekliği nedeni ile erkekler kadınlar üzerinde kavvam’dır. yani idare eden,yöneten, koruyup kollayan kişilerdir(nisa 34).ama bu üstünlük sadece fiziki yapı nedeni ile değildir.




Erkek , evi çekip çeviren kişi olarak hem karısına hem de evlatlarına karşı maddi ve manevi anlamda sorumlulukları olan kişidir.hayat içerisindeki sorumluluğu gereği ,omuzladığı yük kadınınkine göre daha fazladır.tabi günümüzde konu rayından çıkmış bir çok iş dalında kadın erkeğin ,erkek kadının yerini almaktadır.




Bir kadının eşine karşı olan tavrı ve sorumluluğu yine nisa s.34. ayette Allah’ın tanımladığı gibi olmalıdıır yani eşlerine gönülden itaat etmelidir. bu şekilde sürdürülen bir evlilikte sorunların çıkması minimumdur.ve kadınlar Allah’ın koruduğunu (iffet ve namusunu) kendiside gayb ile koruyandır.




Annelerin çocuklarına olan görevleri, maalesef kapitalist sistemde bir çok kadın çalışma zorunda olduğu, daha doğrusu sistemce zorunda bırakıldığı için aksamakta ,çocuklar annelerinden küçüklüğüne göre değişen şartlarda sütünden,ilgi ve sevgisinden ve annenin vereceği eğitimden mahrum kalmaktadırlar.bu yüzden kadın asıl sorumluluk alanı olan anneliği yapamaz hale getirilmiştir , zalimlerin kirli düşünceleri dolayısıyla.




İslamda bireylerin oluşturduğu ailenin çok önemli bir yeri vardır.resuller’de olsa evliliklerde çeşitli sıkıntılar olmuştur.bunlara ibretlik örnekler bakımından nuh a.s ve lut a.s’ın eşlerini gösterebiliriz.




Allah, küfredenlere, Nuh'un eşini ve Lut'un eşini örnek verdi. İkisi de, kullarımızdan salih olan iki kulumuzun nikahları altındaydı; ancak onlara ihanet ettiler. Bundan dolayı, (kocaları) kendilerine Allah'tan gelen hiç bir şeyle yarar sağlamadılar. İkisine de: 'Ateşe diğer girenlerle birlikte girin' denildi. (tahrim 10)




Eşleri resuller a.s olmasına rağmen onlara ihanet etmeleri “ki ihanetlerini vahye karşı olduğunu düşündüğümüzde” kendilerine 'Ateşe diğer girenlerle birlikte girin' denilmiş, eşleri onları kurtarmak için kendilerinden bir şeye engel olamamıştır.




Bu mihvalde benim eşim,babam,anam,kardeşim hacı,hoca diyenler yada diğer yakınlarının başka herhangi bir din’i kimlik ve bilgisi ile övünenler için kısaca şu denebilir; eğer bahsi geçen kişiler aynı değerler üzerinde değillerse yakınlıklar kendilerine hesap günü hiçbir fayda vermez çünkü o gün herkes kendi hesabının peşine düşmüştür.öyleki bu yüzden kişi ana,baba,eş ve çocuklarından kaçar (abese 34,37).




Allah o günün dehşetini ifade ederken mücrimlerin o günün azabına fidye olarak eşlerini,kardeşlerini,ailesini ve aşiretini dahada ötesinde yeryüzündeki herkesi vermek isteyeceğini beyan eder, sırf kendisini kurtarmak için (mearic 11,13)




muhammed a.s ve eşleri ile olan münasebetlerindede çeşitli sıkıtılar olmuştu.müminlerin annesi konumundaki kişilerdede elbet dünyaya meğil ve hatalar olacaktı ki oldu.bizim bildiğimiz konuda kur’an da onlara tahrim s. 1,5. Ayetlerinde ve ahzab s.28,34. Ayetlerinde bahsi geçen konularda sert uyarılarda bulunulmuş ne yapmaları,ne yapmamaları gerektiği gösterilmiştir.

Eşlerin ve evlerin sükün olmaları

Onda 'sükun bulup durulmanız' için, size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet kılması da, O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, düşünen bir kavim için gerçekten ayetler vardır. (rum 21)




Allah bizlere kendi nefsimiz yani türümüzden eşler yaratmıştır. Rum s.21. ayetteki gerekçesi ise kendisi ile sakinleşmemiz ,huzur bulmamızdır.




Sükün bir şeyin hareket ettikten sonra durulması anlamında bir kelime olduğundan, aile içinde eşler ile sükunun olması ,Allah’ın beyanı ile onun ayetlerindendir.ancak ayet içindeki diğer iki kavramıda beraber değerlendirdiğimizde çıkarım olarak şunları diyebiliriz ;




Böyle bir teskinliğin oluşması için iki unsur daha var ki bunlar eşler arasında olduktan sonra teskin’in tam olabileceğini söyleyebiliriz. bunlar sevgi ve merhamet denilen maddi olmayan fakat çok önemli olan his ve duygulardır. Bunlar eşler arasında olmadığı sürece ne eşler teskin edici olur nede evler birer teskin edici mekanlar olabilir.islamın yaşanmadığı ,sevgi ve merhametin olmadığı ev ve evliliklerde güne baktığımızda şiddet,kavga,boşanmalar ve haksız yere ölümlerle sonuçlanmaktadır.




Sevgi ve merhamet değerlerini,kişinin iç dünyasında karşı cinse “erkek yada kadın fark etmez “onun gözünü köreltircesine bir sevgi ve merhamet var ise, ki günümüzde buna aşk denmekte ciddi bir problem vardır.çünkü kişi artık ona öylesine bağlanmıştırki onu ilah konumuna getirmiş ve onsuz bir hayat düşünemez olmuştur.birçok kişinin benzer nedenlerden dolayı haksız yere bazen kendisini,bazen karşısındakini bazende ikisininde taraflardan birinin eliyle öldürme ile sonuçlanmaktadır.




Had ve sınırını aşan kontrolden çıkmış his ve duygular karşı tarafın onu ilahlaştırması derecesinde sevmesi demektir.




Bu türden sevgi ve merhamete haddini,dozajını aşan amacından ve mecrasından uzaklaşmıştır diyebiliriz.çünkü sevgi ve merhamet özelinde tüm his ve duygularda dahil bize verilen her nimet Allah’tandır.ancak onun ayetlerinden olan bu nimetleri belli bir ölçüde kullanmak gerekmektedir.bu ölçüleride yine bize bu nimetleri sunan Allah belirlemektedir..

Evler aileler için sükün yeridir ;

Allah, evlerinizi sizin için bir huzur ve sükûn yeri yaptı. (Nahl, 16/80)

Sosyal yaşamın düzenli ve doğru bir şekilde sürdürülebilmesi için insanların ölçülü ve dengeli ilişkiler kurmaları adına İslam’da aile, çok önemli bir konumdadır.bundan ötürü ailemiz ile hayatımızı devam ettirdiğimiz evlerimiz bizim için sükün yeridir.




Sükun, bir şeyin hareket ettikten sonra durulması anlamında bir kelime olduğundan hareketle şöyle diyebiliriz ;




İnsanın günlük hayatının bir kısmında rızık temini için çalışması gerekmektedir.buna mütaakiben , iş ortamında işi ile ilgili sözlü ve/veya fiili hareketi söz konusudur.




Evlerin sükun yerleri olması kişinin günlük hayatındaki koşuşturmadan çıkıp dinginleştiği beden ve kafa olarak sakinleştiği yerlerdir.olması gereken bu olmasına rağmen günümüzde islamın hakim olmadığı evler artık sükun ve huzurdan uzaklaşmış, aile bireylerinin çeşitli dizi,film ve programlar, telefon,tablet ve bilgisayarlarda sözde sosyal medya ve oyunlar ile herkes ayrı dünyalara dalmış ve ayrı bir hareket/faaliyet alanı kurmuş ve bundan ötürü aile içi asosyal durumlar meydana gelmektedir.günümüzde bir çok ailede maalesef bu saydıklarımızın olduğu bir gerçektir .




Çocuklar bizim neslimizin devamı olan bizden sonraki kuşaklardır.Allah bizlerden kendisinden nasıl nesiller istememiz gerektiğini resuller a.s örnekliğinde öğretmektedir .




ibrahim a.s kavminden hicret ettikten sonra Allah’tan kendisine salihlerden bir evlat bağışlamasını istemiş, Allah’ta onun duasına onu halim bir oğlan ile müjdeleyerek icabet etmişti.ama daha sonra ikiside Allah’ın tabiri ile büyük bir bela yani imtihana tabi tutulmuş ve ikiside yapmaları gerekeni yaparak Allah’a teslimiyetin çok güzel ve imrendirici örnekliğini göstermiş ve imtihanı elhamdulilah başarı ile vermişlerdi.




Ehlimize kendimizde sabırla devam etmemiz gereken namaza yada namazıda içine alan salat kavramının tüm kapsamında olan kulluğu emretmekte bizim görevlerimizdendir. (taha 132)




Furkan suresi 74. Ayetinde hem eş hemde çocuk ve diğer neslide içine alan zürriyet isteğinin nasıl olması gerektiği yine önceki ayetler olan Furkan s.63’den 76’ya kadar süren ve rahmanın kullarının tanımlandığı pasajda onların dua istekleri üzerinden bize haber verilmektedir.




Sonlandırırken ;

Bizler dünya ve ahirette/yaptığımız her şeyin hesabını vereceğimize iman etmişsek o halde Allah’a yaratılış amacımızın gereği olarak, Allah’ın bizden razı olduğu tek din/yani hayat tarzı ,nizamı olan islamın bir bireyi olarak onun indirdiği kitap ile hayatımıza hükmetmeliyiz.




Hayata aktarmada resullerin a.s kıssalarından almamız gereken hisseleri ve örneklikleri almalı, Müslüman kulun teslim olduğunu söylediği Allah nasıl bir eş seçmemizi istiyor ona bakmalı , başlangıcından nikaha kadar hangi emir ve yasaklara riayet etmeliyiz,nasıl bir aile kurmamızı ve hangi ölçüler ile sürdürmemizi istiyor, yaşanabilecek muhtemel sorunlarda ne gibi çözümler veriyor diyerek ona yönelmeliyiz.




Bizler tur s. 21. Ayeti ve rad s. 22,23 ve 24. Ayetlerindeki güzel akibet müjdesine kavuşmak için, iman eden Salih kullar vasfında olur ve neslimizde iman etmiş salihler olarak bize gösterilen yol üzere tabi olurlarsa ve bizler bu durumumuzu ölümümüze kadar sabr ile devam ettirir ve korursak, Allah’ın babalarımız,eş ve çocuklarımız ile beraber vaad ettiği cennetlere meleklerin selamları ile girer, böylece iki alemdede beraber olmuş oluruz .




Selam hidayete tabi olanlar üzerine olsun,Selam gönderilenler üzerine olsun ve Hamd Alemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.
Etiketler: Boş Etiket Ekle / Değiştir
Ana Sayfa Bölümleri
Diğer

Yorum