TEKSAN İnovatif Medikal Ürünler İstanbul, Antalya, Bursa ve Antalya'da
View RSS Feed

erkan1983

Kur'an da kurban ne demektir ?

Değer Biç
ق ر ب kök harflerinden türeyen”kurban” kelimesi yakınlaşmak,yakın olmak gibi anlamlara gelmektedir.mekan,zaman,nispet,mevki,koruma ve güç konularında kullanılır.


Kurban kavramı,anıldığında hemen herkesin aklına belli günlerde “hayvan kesmek” şeklinde yapılan din’i bir uygulama gelmektedir.fakat kur’anın kendi içinde geçmekte olan”kurban” kavramı,arapça metninde “hayvan kesmek” olan uygulamanın hiç birinde bu şekliyle geçmemektedir.o halde “kurban” nedir ? Allah kur’anda bu kavramı nerelerde,nasıl kullanmıştır sorusu doğru bir sorudur.kavram ile ilgili ayetleri kısa başlıklar halinde genel bir çerçeve halinde buraya almakta yarar var.


Kur’anda “kurban” kavramının geçtiği ayetler ;
Adem a.s ve eşinin kendilerine yasaklanmış ağaca ”yaklaşmamaları” (bakara 35, ar’af 19),”yakınlık sahibi” yani “akrabaya” ihsan ve sevilen maldan harcama/infak ve bunun “yakınlık” olması (bakara 83,177,215 ve tevbe 99),vasiyet edilecek kişiler arasında “akraba-yakınlar” (bakara 180),Allah’ın kullarına “yakınlığı” (bakara 186 ve kaf 16)Allah’ın sınırlarına “yaklaşmamak”(bakara 187),Allah’ın yardımının “yakınlığı”(bakara 214) özel günlerinde kadınlara “yaklaşmama” (bakara 222),mehirde mümin erkeğin yapması gereken bağışın takvaya daha ”yakın” oluşu(bakara 237),müminler, içerisindeki münafık kitleyi Allah yolunda çarpışma veya müdaafaya çağrıda onların buna icabet etmeyip sonucunda imandan çok küfre ”yakın” olmaları (ali imran 167),kitap ehli /yahudilerinin muhammed a.s’a iman etme konusunda delil olarak Allah’tan ateşin yiyeceği bir ”kurban” istemeleri (ali imran 183),yapılan kötülüğün ardından “yakın” bir tevbe (nisa 17), “yakın” bir ecel (nisa 77),isa as ve melekler “mukarreb/yakın” (ali imran 45 ve nisa 172),adaletli olmak takvaya daha “yakın” bir durumdur (maide 8),adem’in a.s iki oğlunun sundukları “kurban”(bu illaki hayvan değil başka bir şeyde olabilir Allahu alem) (maide 27),müminlere sevgi olarak “yakın” olanlar (maide 82),firavunun üstün gelmeleri halinde sihirbazlara “mukarreb/yakınlık” vaadi (ar’af 114),müşriklerin pislik olmalarından dolayı mescidi harama “yaklaştırılmamaları”(tevbe 28),kolay, “yakın” sefer (tevbe 42),”karib “ Allah’ın esmasındandır( hud 61 ve sebe 50), kafirlere azabın “yakınlığı”( hud 64 ve sebe 51), zaman anlamında sabah vaktinin “yakınlığı” (hud 81),kişiye herhangi olumsuz bir sebep dolayısıyla “yaklaşmama” (yusuf 60),kıyametin,Allah’ın vaadinin “yakınlığı” ve kıyamet günü (sur/sesin )seslenenin “yakın” yerden seslenişi(nahl 77,enbiya 97,109,kaf 41) ,zinaya “yaklaşmamak”( isra 32),Allahtan başkalarına edilen duadan sonraki “yakın” olan kötü sonuç (hac 13),insanların Allah’a “yakın” olmalarını sağlayacak mal ve evlatlar değil iman ve salih amellerdir (sebe 37),Allah’dan başka edinilen velilerin(ilahlar)edinme gerekçesi Allah’a “yaklaştırmaları” (zümer 3) ve bu “yaklaştırırlar” zannıyla edinilen ilahların hiçbir yardımları olmayacak (ahkaf 28),edilen tebliğ karşılığında hiçbir ücret değil ancak yakınlık sevgisi (şura 23),”yakın” fetih(zafer,galibiyet,başarı) (fetih 18 ),kulun Allah’a “yakınlığı” secde etmesi (alak 19).


Kavram ile ilgili ayetlerin tamamı bu kadar olmamakla beraber ( ben ayetlerin tamamını inceledim.)buraya almadığım diğer hemen hepsi buradaki örnek olanlara mütaşabih/benzer ayetlerdir.peki eğer Allah bunu kurban olarak değilde ne olarak kullanmakta bizlere ?


Ilki birçok mealin “kurban” olarak çevirdiği arapça metinde “behimetil en’am “(maide 1,hac 28, 34)şeklinde geçmekte .“behime” kelimesi konuşamayan hayvana denir çünkü onun sesinde bir anlaşmazlık vardır.genelde yırtıcı hayvanlar ve kuşlar dışındakiler için kullanılmaktadır.buradan anlaşılan o ki bu kelime kesilecek hayvan sınıfını belirlemekte.
Bir diğer kur’anda “kurban” olarak çeviriye konu olan kelime“hedyu,hedyi” şeklinde geçmektedir. bu kelime ه د ي kök harflerinden oluşmakta hidayet kavramı ile aynı kökten gelmektedir. (bakara 196 ,maide 2, 95,97,hac 37).


Son olarak kur’anda “kurban” olarak çevrilen diğer kelime ن س ك kök harflerinden türeyen “nusuk” kavramıdır.nusuk ise kesilen hayvanı ifade etmek için kullanılılan bir kelimedir ve haccın uygulamaları içinde aynı kökten gelen çoğulu “menasik” kelimesi kullanılmaktadır. Ilgili ayetler için bkz ; (bakara 128,196,200,en’am162,hac34,67)


Peki kurban nedir ?aslında adına “kurban” dediğimiz “hayvan kesmek “şeklinde icra edilen uygulama özünde “hac” ile ilgili,haccın ritüellerinden biridir.konuyu ifade bağlamında kur’anda konusu geçen bu uygulamanın geçtiği ayetleri bütünlük halinde okumak gerekmektedir ;


Haccı ve umreyi Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve buna benzer nedenlerle) kuşatılırsanız, artık size kolay gelen kurban(hedyi). Kurban (hedyu)yerine varıncaya kadar başlarınızı traş etmeyin. Kim sizden hasta ise veya başından şikayeti varsa, onun ya oruç ya sadaka veya kurban(nusuk) olarak fidye (vermesi gerekir). Güvenliğe kavuşursanız, hacca kadar umre ile yararlanmak isteyene, kolayına gelen bir kurban(hedyi). Bulamayana da, hacc'da üç gün, döndüğünüzde yedi (gün) olmak üzere, bunlar, tamı tamına on (gün) oruç vardır. Bu, ailesi Mescid-i Haram'da olmayanlar içindir. Allah'tan korkun ve bilin ki Allah, muhakkak cezası pek çetin olandır. Bakara 196


Ey iman edenler, Allah'ın şiarlarına, haram olan ay'a, kurbanlık hayvanlara(hedye), (onlardaki) gerdanlıklara ve Rablerinden bir fazl ve hoşnutluk isteyerek Beyt-i Haram'a gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktınız mı artık avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan alıkoyduklarından dolayı bir topluluğa olan kininiz, sakın sizi haddi aşmaya sürüklemesin.birr ve takva konusunda yardımlaşın, günah ve haddi aşmada yardımlaşmayın ve Allah'tan korkup-sakının. Gerçekten Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.
Maide 2


Ey iman edenler, siz ihramlıyken avı öldürmeyin. Sizden kim onu kasıtlı olarak (taammüden) öldürürse, cezası, hayvandan öldürdüğünün bir benzeridir. Buna da, Kabe'ye ulaşmış bir kurbanlık(hedyen) olarak içinizden adalet sahibi iki kişi hükmedecektir. Veya yoksulları doyurmak veya onun dengi oruç tutmak olan bir keffaret vardır. Böylelikle işlediğinin vebalini tadmış olsun. Allah geçmişte olanı bağışladı. Ama kim tekrarlarsa, Allah ondan öc alacaktır. Allah üstün ve güçlü olandır, öc sahibidir. Maide 95


Allah, Beyt-i Haram (olan) Kabe'yi insanlar için bir ayaklanma (kıyam evi) kıldı; Haram Ay'ı, kurbanı (hedye)ve boyunlardaki gerdanlıkları da. Bu, Allah'ın göklerde ve yerde ne varsa tümünü bildiğini ve Allah'ın gerçekten her şeyi bilen olduğunu bilmeniz içindir. Maide 97


Özellikle hac s.26 ila 37. Ayetleri bütüncül bir şekilde okumak gerekir ki bu pasaj bize “kurban” kesmenin ne için,nasıl,ne maksatla olduğunu ortaya koysun.


Hani biz İbrahim'e Evin (Kabe'nin) yerini belirtip hazırladığımız zaman (şöyle emretmiştik "Bana hiç bir şeyi ortak koşma, tavaf edenler, kıyam edenler, rükua ve sücuda varanlar için Evimi tertemiz tut."
İnsanlar içinde haccı duyur; gerek yaya, gerekse uzak yollardan (derin vadilerden) gelen yorgun düşmüş develer üstünde sana gelsinler.
Kendileri için bir takım yararlara şahid olsunlar ve kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine belli günlerde Allah'ın adını ansınlar. Artık bunlardan yiyin ve zorluk çeken yoksulu da doyurun.
Sonra kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler. Beyt-i Atik'i tavaf etsinler.
İşte böyle; kim Allah'ın haram kıldıklarını yüceltirse, Rabbinin katında kendisi için hayırlıdır. Size okunanlar dışındaki hayvanlar helal kılındı. Öyleyse iğrenç bir pislik olan putlardan kaçının, yalan söz söylemekten de kaçının.
Allah'ı birleyen (Hanif)ler olarak, O'na ortak koşmaksızın. Kim Allah'a ortak koşarsa, sanki o gökten düşmüş de onu bir kuş kapıvermiş veya rüzgar onu ıssız bir yere sürükleyip atmış gibidir.
İşte böyle; kim Allah'ın şiarlarını yüceltirse, şüphesiz bu, kalblerin takvasındandır.
Onlarda sizin için adı konulmuş bir süreye kadar yararlar vardır. Sonra onların yerleri Beyt-i Atik'tir.
Biz her ümmet için bir "Mensek" kıldık, O'nun kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine Allah'ın adını ansınlar diye. İşte sizin ilahınız bir tek ilahtır, artık yalnızca O'na teslim olun. Sen alçak gönüllü olanlara müjde ver.
Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir; kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir.
İri cüsseli develeri size Allah'ın işaretlerinden kıldık, sizler için onlarda bir hayır vardır. Öyleyse onlar bir dizi halinde boğazlanırken Allah'ın adını anın; yanları üzerine yattıkları zaman da onlardan yiyin, kanaatkara ve isteyene yedirin. İşte böyle, onlara sizin için boyun eğdirdik, umulur ki şükredersiniz.
Onların etleri ve kanları kesin olarak Allah'a ulaşmaz, ancak O'na sizden takva ulaşır. İşte böyle, onlara sizin için boyun eğdirmiştir; O'nun size hidayet vermesine karşılık Allah'ı tekbir etmeniz için. Güzellikte bulunanlara müjde ver. Hac 26,37


Buradaki ayetlerdede açıkça görülmektedirki “kurban” kesmek şeklinde bildiğimiz uygulama aslında hac zamanı haccın bir menasiki yani ritüelerindendir. veya hacca kadar umre ile faydalanmak isteyenler için (bakara 196)bir emirdir. burada kendimce “aha bişey buldum” tarzında bir düşünce ve görüşünde olmadığımın altını çizmek isterim.fakat rabbimiz bize birşeyi nasıl emretmişse onun arayışında olan ve bunu mümkün mertebe sorumluluğum gereği paylaşabildiğim herkesle hem aktif hayatta hem sanal ortamda paylaşmalıyım düşünce ve hedefinde olan biriyim.peki “kurban” nasıl hac olmaksızın yapılır hale gelmiş ? bunu mezheblerin görüşlerinde buluyoruz ;


Kurban kesmek İmam Ebu Hanife'ye göre vaciptir. Bu hüküm Hanefi mezhebinin hükmü değildir. İmam Ebu Hanife'nin hükmüdür. Öğrencileri İmam Muhammed ve İmam Yusuf, İmam Hanefi ile bu konuda ayrı düşmüşlerdir. Onlara göre kurban kesmek sünnettir. Bu durumda Hanefi mezhebinde kurban kesmek vaciptir demek doğru değildir.
İmam Şafiî, İmam Malik, İmam Ahmet b. Hanbel ve Hanefi mezhebinin ikinci imamları olan İmam Muhammed ve İmam Yusuf'a göre kurban kesmek sünnettir. Hatta İmam Şafi'ye göre ailede bir kişi ömründe bir sefer kurban keserse sünnet yerine getirilmiş olur. Bu konuda en isabetli hükmü Şafiî âlimleri vermiştir.


Kurban'ı kimler keser
İslâm Âlimleri‘nin belirledikleri ölçüye göre, zengin sayılan müslümanlar kurban keserler. Ancak zenginliğin alt sınırında ittifak edilemediği için kimlerin kurban kesebileceği bile ihtilaflıdır.


Meselâ:


a- Hanefilere göre: Fıtır sadakası verebilen müslümanlar, heryıl kendi adlarına kurban kesmelidirler. Vaciptir. Bu hüküm: „Hali vakti yerinde olupta kurban kesmeyenler namazgahıma yaklaşmasın" hadisiyle! desteklenmektedir.


b- Malikilere göre: Başkasına muhtaç olmadan yaşamlarını sürdürebilenler her yıl kendi adlarına kurban kesebilirler.


c- Şafiîlere göre: Kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin bir yıllık ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir güce sahip olanlar, sünnet-i ayn olarak ömürlerinde bir kez olmak üzere „bakmakla yükümlü oldukları insanlar" adına kurban kesebilirler.


d- Hanbelîler: Mali gücü yeterli olmadığı halde, birisinden borç aldığı zaman onu ödeyebileceğine inanan kimseler de kendi adlarına kurban kesebilirler.


Konuyla ilgili rivayetlerede bakmalıyız ;


Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Hiç bir kul, kurban günü, Allah indinde kan akıtmaktan daha sevimli bir iş yapamaz. Zîra, kesilen hayvan, kıyamet günü boynuzlarıyla, kıl1arıyla, sınnaklarıyla gelecektir. Hayvanın kanı yere düşmezden önce Allah indinde yüce bir mevkiye ulaşır. Öyle ise, onu gönül hoşluğu ile ifâ edin."


Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm kurban kesmek istediği zaman iki tane büyük şişman çift boynuzlu alaca, hadımlaştırılmış koç alırdı. Bunlardan birisini Allah'ın birliğine ve kendisinin peygamberliğine şehadet eden ümmeti adına keser, diğerini de Muhammed ve ÂI-i Muhammed aleyhissalâtu vesselam adına keserdi.


Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Maddi imkânı olup da kurban kesmeyen namazgâhımıza sakın yaklaşmasın.
Zeyd İbnu Erkam radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalâtu vesselâm'ın ashabı: "Ey Allah'ın Resulü dediler, bayram günü kesilen şu kurban nedir?"
"Bu babanız İbrahim aleyhisselâm'ın sünnetidir" buyurdular. Ashab: "Pekiyi, kurban kesmede bize ne gibi sevap var ey Allah 'ın Resûlü!" dediler. "Kurbanın her bir kılı için bir sevap" buyurdular. Ashab tekrar: "(Kesilen kurban, koyun kuzu gibi) yünlü ise ey Allah'ın Resûlü (sevap nasıl olacak)?" diye sordular. Aleyhissalâtu vesselam: "Yünün her bir kılı için de bir sevap var!" buyurdular.


İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselam'a bir adam geldi ve: "Üzerimde bir deve (kurbanı) borcu var. Ben onu satın alacak güçteyim. Ama deve bulamıyorum ki satın alayım" dedi. Bunun üzerine Resülullah aleyhissalâtu vesselâm ona yedi davar satın alıp kesmesini emretti.


Ümmü Bilâl Binti Hilâl babasından naklediyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Koyun nev'inden ceza' (yani altı ayını doldurmuş ve bir yılını doldurandan geri kalmayan dolgun kuzu)nun bayram kurbanı olması câizdir.
Uveymir İbnu Eşkar radıyallahu anh'ın anlattığına göre, "Kurbanını bayram namazından önce kesmiş, sonra da durumu Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a açmıştır. Aleyhissalâtu vesselâm da kendisine: "Kurbanını iade et (yeniden kes, o kurban yerine geçmez)" cevabında bulunmuştur.


Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm kurban ettiği her deveden birparça etin alınmasını emretti. (Toplanan) etler bir çömleğe konulup pişirildi. Sonra Resül-i Ekrem aleyhissalâtu vesselâm ve beraberindekiler etten yediler ve et suyundan içtiler.


Mezheblerin ve resulün a.s söylediği rivayet edilen sözlerin kur’ana sunulmaları öneri ve tavsiyesinde bulunarak devam ediyoruz ;


Peki “kurban”konusu Ibrahim a.s ile nasıl özdeş hale gelmiş ?


"Rabbim, bana salihlerden (olan bir çocuk) armağan et."
Biz de onu halim bir çocukla müjdeledik.
Böylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): "Oğlum" dedi. "Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun." Dedi ki: "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah, beni sabredenlerden bulacaksın."
Sonunda ikisi de teslim olup onu alnı üzerine yatırdı.
Biz ona: "Ey İbrahim" diye seslendik.
"Gerçekten sen, rüyayı doğruladın. Şüphesiz biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz."
Doğrusu bu, apaçık bir imtihandı
Ve ona biżibhin ‘azîm fidye olarak verdik.
İbrahim'e selam olsun.
Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz
Şüphesiz o, bizim mü'min olan kullarımızdandır. Saffat 100,111


Ibrahim a.s’ın kavminden ayrılmasının akabinde"Şüphesiz ben, Rabbime gidiciyim; O, beni hidayete erdirecektir.(saffat 99) sözlerinden (kur’an bütünlüğünde mücadele, iman ve tevekkül örnekliği bize gösterilir ibrahim a.s ve beraberindekilerin “mümtehine 4,6” ve milleti ibrahime hanif olarak tabi olmamız bizden istenir “ali imran 95,nahl 123 “) sonra Allah’tan bir oğul ister Ibrahim a.s. .Allah’ın, ibrahim a.s’ın oğul isteme duasına icabeti sonrasında oğul çalışacak yada koşacak çağa geldiğinde Ibrahim a.s’ın uykusunda gördüğü ve“oğlunu boğazlamak “olan “büyük bir bela” ile imtihan edilir ikisi. (burada şunun altını çizmekte fayda var. bir takım akılcı diyebileceğimiz herşeyi kendi akli terazisi ile değerlendirmek isteyen kişi yada kişiler böyle bir şeyin Allah tarafından emredilemeyeceği ! hezeyanları türetmiştir. Allah haram kıldığa cana nasıl böyle bir şey emreder düşüncesi ile ! halbuki resullerin a.s bazı rüyalarında gördükleri Allah tarafından tasdiklenmiş ve yine Allah’ın diledikleri gerçekleşmiştir bize rabbimiz tarafından bildirilip bildiğimiz kadarı ile. örnek olarak bkz ; “isra 60,enfal 43,fetih 27,yusuf 4” )
Sonrasında ikiside rüyada görülene teslim olup bunu fiili olarak yerine getirmek üzereyken “ey ibrahim” diye kendisine seslenilerek rüyayı tasdik ettiği haber verilir.(emr olduğu oğlunun konuşmasında geçmektedir ; saffat 102) neticede Allah iki muhsin kulunu ödüllendirmiştir.burada rüyayı tasdiklemesinden sonra kendisine verilen “biżibhin ‘azîm” yani “büyük” boğazlanacak” ona Allah tarafından verilen bir fidyedir.buradada”kurban” kavramı geçmemekte.konu rabbimizin tanımlamasıyla “büyük bela” olarak aktarılmaktadır.


Gelelim konuya delil olarak ortaya konulan “kevser” suresindeki “venhar” kavramının “kurban kes” olarak çevrilmesine .oradaki kavramın bildiğimiz anlamda “hayvan kesmek” şeklinde yapılan “kurban” olmadığı sureyi bütünlük,nuzül zamanı ve resul a.s ve müslümanların mevcut durumu düşünüldüğünde aşağıdaki alıntı yazı kısmındaki gibi olduğunu düşünmekteyim
“ven har” emir kalıbında gelen bir kelime öncesindeki“salli” emrinde olduğu gibi .


( Venhar = Nahr
"Nahr" kelimesinin iki anlamı vardır: Elini göğsüne değdirmek, göğüslemek, deveyi göğsünden kesmek.


-"Elini göğsüne değdirmek" ifadesi namaz için yorumlanarak buradan "kıyam" veya "tekbir" ifadesi çıkarılabilir. Fakat Kevser suresi indiğinde, daha namazın farz kılınmaması ve ayetlerin efendimize yönelik direk bir emir içermesi, şekil ifade eden bu anlamı zayıflatır.


-"Nahr" ifadesini kesmek kökünden alırsak "deve kes" gibi bir anlam çıkar ki bu kelimenin en uzak anlamından biridir: Çünkü, bu durumda kurbanın sadece deveden olması, sığırdan ve küçük baş hayvanlardan olmaması gerekir: Çünkü sığır ve küçük baş hayvanları kesmek için zebih kelimesi kullanılır.


Kevser suresindeki, "Fasalli li Rabbike Venhar" ayeti, kurbanın zorunlu ibadet olduğunun kaynağı olarak gösterilir. Oysa kesmek, "Venhar" kelimesinin birçok anlamından sadeci biridir. Kelimenin öz anlamı sabır ve dayanma ile ilgilidir. Kelime, dini ikame ederken, yaşarken, örneğin namaz kılarken karşılaşılan zorluklar karşısında göğüs gerilmesini, sabredilmesini ifade eder.


Kevser suresi Mekkidir.
Bilindiği gibi Kevser Suresi Mekki bir suredir. Mekki surelerin karakteristik özellikleri müslümanların dik duruş sergilemeleri için onları cesaretlendiriyor olmalarıdır. Asıl üzerinde konuşulması gereken şey, bu ayeti "Rabbin için namaz kıl ve kurban kes"şeklinde anladıktan sonra, Allah'ın Rasülünün bunu nasıl uygulamaya koyduğu olmalıdır. Eğer peygamberimiz bu ayeti bu manada anlamış olsaydı, emir gereği Mekke'de mutlaka Kurban keserdi. Oysa peygamberimizin Mekke'de kurban kestiği vaki değildir.


Kurbanı hali vakti yerinde olanlar keser
Hakim anlayışa göre; kurban ibadeti hali vakti az çok yerinde olan her müslüman üzerine vaciptir, bu durumda Mekke'de az çok hali vakti yerinde olan (ki esirler dışında ilk müslümanların hepsinin hali vakti az çok yerindedidir) herkesin başta Rasülüllah olmak üzere kurbanını kesmesi gerekirdi. Ancak Peygamberimizin ve Mekkeli müslümanların böyle bir uygulama içinde olduklarına dair, bir bilgiye ve en azından bir işarete rastlamıyoruz.)


Konuyu hitama erdirirken ;
Burada asla ve kat’a kurban kesmek olarak bilinen hayvan kesmenin “olmadığı” gibi saçma bir düşüncede olmadığımın altını çizmek isterim .Allah’ın kitabında olan bir şiar, emir,nusuk. fakat Allah kur’an da bu uygulamayı sadece hac ile ilgili ayetlerde haccın bir menasiki (bir parçası)olarak zikretmektedir.zaten “kurban bayramı “ dediğimiz hac vaktinden başka bir zamanda değil .bunun için konuyla ilgili ayetler incelendiğinde (ayetler yukarıda)bu apaçık ortadadır.konuya delil teşkil ettiği bilinen saffat suresindeki Ibrahim ve ismail a.s’ın imtihan boyutu emr ile ilgili duruş,teslimiyet ve tasdikleri bize örnek olarak sunulmakta.bir diğer sure olan “kevser” suresindeki düşünceyi üst kısımda paylaştık.buna ek olarak ; eğer “venhar” mekki süreçte bir emr ise vahy geldikten sonra henüz hac veya umre yapmamış resul a.s ve müminler neyin kurbanını kestiler? ki bilinen kurban kesme hac zamanı uygulanmakta.


buradan günümüze kısaca gelmekte fayda var.ülkede din ve dinin bir çok farz ve emrinde olduğu gibi bayramlarda geleneksel hale getirilmiş.”kurban bayramı” et ,kavurma,mangal vs bayramı haline gelmiş .


müslüman iddiasında veya iddiasında bile olmayanlar tarafından maddi durumu olan uygular düşüncesi ile toplumsal baskı altında bazı kısmı tatafından yapılmaktadır.ilk bakışta özünde güzel bir hassasiyet barındırır kesilenden paylaşmak .paylaşmanın burada kalmayıp bir ders niteliğinde olup hayatın tüm alanına sirayet etmesi gerekirken bu hassasiyet Allah’ın kur’anda (kısa örnekler olarak);


zekat(bakara 43,83,110,),sadaka (bakara 264,276,tevbe 60,79,103,104),infak (bakara 2,3,195,215,219,262,264)karzı hasen (bakara 245,hadid 11,teğabun 17) dediği maddi emirlerinde bulunmamaktadır.


toplumun bazı kesimi bu emrlerden biri, bir kaçı,bazısını hatta tamamını yapmamaktadır(istisnalara selam olsun !) müslüman olduğunu söylemesine rağmen.!


bitirirken şunun altını çizmek isterim.Allah kendisine yakın olmak için yapılanların takvalı yapılmasını ve takvalılardan kabul edeceğini(maide 27),kesilenlerin et ve kanları değil ona takvamızın ulaşacağı (hac 37)ve kendi katında üstünlük ölçüsü olarak yine takvaca en kerim/üstün hedefini göstermiştir (hucurat 13)bizlere.


(Rabbimiz bizleri ona ve kitabına teslim olan ve teslim olduğu hak değerlerle hayatını şekillendiren Müslümanlardan kılsın inşeallah.)
Etiketler: Boş Etiket Ekle / Değiştir
Ana Sayfa Bölümleri
Diğer

Yorum