TEKSAN İnovatif Medikal Ürünler İstanbul, Antalya, Bursa ve Antalya'da
View RSS Feed

erkan1983

Kutlu doğum ve kandil geceleri.

Değer Biç
Türkiyede kutlanan ve kur’anda hiçbir mesnedi olmayan resulü a.s hristiyanların isa a.s yaptıkları yüceltmenin bir benzeri olan ve bu tezahürün yansıması olarak kutlanan bu haftanın çıkış noktası nedir?adına kandil dediğimiz günler ne zaman başlamış ve bunların,adına fazilet denen o gün ve gecelerde yapılanların kişiye extra bir getirisi varmıdır? bunlarda yapılanlardan sonra sözde rivayet daha doğrusu uydurumalarda bahsedildiği gibi şu kadar bunu yap kurtul gibi,bunları kazan gibi şeyler nerden gelme?kısa alıntı bölüm belki halen böyle düşünenler için bir sorgulama konusu olurda asli kaynağa oradan kitaba yöneliş olur inşeallah.




Kutlu Doğum Haftası, Prof. Dr. Süleyman Hayri Bolay'ın teklifi ile Türkiye Diyanet Vakfı tarafından 1989 yılında başlatılan, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından da desteklenerek sadece Türkiye'de resmiyet kazandırılarak her yıl farklı gündem ile Muhammed'in anlatılmasının amaçlandığı ve doğum gününün miladi takvime göre 20 Nisan kabul edilerek kutlandığı ifade edilen bir etkinlik haftasıdır. Etkinlik son yıllarda 14-20 Nisan tarihleri arasında yapılmaktadir.




Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri 1989′da hicri takvime (Hicret olayı ile başlayan ay takvimine) göre, Mevlit Kandili’nin peşi sıra düzenlendi. Ancak 1994 yılından itibaren, diğer dini günlerin aksine miladi takvime (İsa'nın doğumunu başlangıç kabul eden güneş takvimi) göre kutlanmaya başlandı. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarı ile birlikte devlet kurumlarının yayınlanan genelgeler ile katılımı arttırılarak ülke çapında daha geniş çaplı organizasyonlar düzenlenmeye başlandı.




Muhammed’in doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir.




Bu konuda detaylı bir çalışma yapan Hindistanlı Müslüman ilim adamı Prof. Muhammed Hamidullah’ın araştırmalarına ve hesaplamalarına göre Muhammed’in doğum tarihinin 12 Rebiülevvel (17 Haziran 569) olduğunu doğru veya doğruya en yakın tarihi olarak ortaya koymaktadır.




Mısırlı astronomi bilgini Mahmut Paşa el-Felekî’nin çıkarımlarına göre yaptığı hesaplamalarında Muhammed’in doğum tarihi 9 Rebiülevvel (20 Nisan 571)’dir.




Beaumont Burnaby Sherrard (1901) çalışmasında Mahmut Paşa el-Felekî’nin hesaplamalarındaki yanlışlarını ortaya koymuştur.




Lawrence I. Conrad (1987) Muhammed’in de doğum tarihi araştırmasını içeren takvimler ile ilgili çalışmasında Muhammed’in doğum tarihini kaba bir hesapla 570 yılı olarak vermektedir.




Dünyada İslam Peygamberi Muhammed’in doğumu için bu tarihi kabul eden ve bu şekilde kutlayan Türkiye’den başka bir ülke yoktur.




Kuran'da Kadir Gecesi dışında işaret edilen önemli bir gece bulunmamaktadır. Kadir Gecesi dışında mübarek geceler olarak bilinen kutlamalar, Osmanlı Devleti padişahı II. Selim'in Muhammed'in doğum günü kutlaması için başlattığı Mevlit Kandili örneğinde olduğu gibi Muhammed bin Abdullah'ın ölümünden yıllar sonra ortaya çıkmış ve Osmanlı Devleti padişahları tarafından başlatılan gelenekselleşmiş uygulamalardır. İslam dininde herhangi bir kaynağa dayanmadan kutlanılan bu hafta bir bid'at'tır.




Bu çerçevede Emeviler ve Abbasiler dönemlerinde de devlet eliyle ilk başta geleneksel bir halde oluşturulan ve daha sonra İslam dini yaşamının bir parçası haline gelen başka uygulamalar olduğu bilinmektedir.




Hicretten 300 yıl sonra ilk kez Mısır'da, Fatimiler döneminde Mevlid; 400 yıl sonra da Kudüs'te Mirac, Regaib ve Berat geceleri kutlanmaya, bu geceler camilerde toplu biçimde yapılan ibadetlerle geçirilmeye başlandı. Daha sonra bu kutlamalar İslam dünyasının bazı bölgelerine yayılarak gelenekleşti.




MEVLİD KANDİLİ




Hz. Muhammed (s.a.v.)in doğduğu Rabi'u'l-Evvel ayının 12 gecesi kutlanılan kandildir.

Bu gecenin ne fazileti ve ne de kutlanması hakkında hiçbir rivayet sabit olmamıştır. Dolayısıyla Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem doğum gecesini ne kendisi ne ashabı ve ne de selefi salihin kutlamış değildir.

Bunun üzerine İlim ehli bu geceyi o maksatla ihya etmeyi ve de mevlit okumayı dinde ihdas edilmiş bir bid'at saymışlardır. Nitekim okunan mevlidin de bu babtan sayıldığı (bidat) ilim ehlince malumdur.




Şia dünyasında mevlid merasimi ilk defa, Mısır'da hüküm süren Fatımîler (910-1171) tarafından tertiplenmiştir. Bu merasimler saraya ait olup, sadece devlet erkanı arasında cereyan etmekte idi. Fatimîler, Hz. Ali (r.a.) ve Fatıma (r.anha.)'ın doğum günlerinde de mevlid merasimleri tertip ederlerdi.




Sünnî müslümanlarda ilk mevlid merasimi, Hicri 604 yılında, Selahaddin Eyyubî'nin eniştesi ve Erbil atabeği Melik Muzafferuddun Gökbörü tarafından tertiplenmiştir.




Osmanlılar tarafından mevlid, ilk defa III. Murat zamanında, 1588'de resmi hale getirildi. Merasimler, belirlenmiş teşrifât kaidelerine uygun olarak sarayda tertiplenir, ayrıca, önceleri Ayasofya Camii'nde, sonraları ise Sultan Ahmed Camii'nde yapılan merasimlere, devlet erkanıyla birlikte halk da katılırdı. Rasulullah (s.a.s.)'ın doğumunu ve hayatını medh ve senâ eden, "Mevlid" adını taşıyan çok eser kaleme alınmıştır. Bu eserler daha sonra, mevlid merasimlerinde, mevlidhanlar tarafından teğannî ile okunmaya başlanmıştır. Bunların Türkçede en meşhur olanı Süleyman Çelebi'nin Vesiletun-Necât adındaki mevlididir. Ancak, Süleyman Çelebi hakkında kaynaklarda pek fazla bir bilgi yoktur. Onun, Yıldırım Beyazıt zamanında Divan-ı Hümayûn Hocası olduğu, sonra da Bursa Ulu Camii'ne imam tayin edildiği bilinmektedir.

Mevlid şiirini yazan Süleyman Çelebi, insanlar bu şiiri Peygamberin doğum gününde okusunlar diye yazmamıştır.

Hırıstiyanların İsa (a.s.) doğumunu anma amacıyla yılbaşını kutlamalarına kızanların , Hz. Muhammed (s.a.v) doğumunu kutlamaları çelişkidir ! Üstelik bu kutlamaları esnasında törenler düzenlemeleri , aşırı övme şiirler vs okumalarının şu hadisle de ayrıca tehditi vardır : "Hıristiyanların (peygamberleri) İsâ'yı övmede aşırı gittikleri gibi siz de beni övmede aşırı gitmeyin" (Ahmed b Hanbel, I, 23, 24, 47, 55, V, 32; Dârimî, Rikâk 68; Buhârî, Enbiyâ 48)




Mevlid, halk arasında büyük bir ibadet olarak kabul edilmekte, ölülerin ruhu için mevlidler okutularak, onların günahlarının bağışlanacağı zannedilmektedir. Halkın cehaletinden ve yanlış itikadlarından istifade eden mevlid okuyucu hanendeler, bir piyasa oluşturarak, bunu ticarî bir çıkar aracı yapmışlardır. Bu tip bir kabul ve davranışın İslamî olmadığı hususu ile ilgili herhangi bir ihtilaf sözkonusu değildir. Böyle bir olaya sebeb olan herkes dinen sorumludur. Merasimlerde mevlid okunmasının vazgeçilmez bir âdet haline getirilişinin sakıncalarından biri de, netice olarak insan kelâmı bir şiir olan bu metinlerin, okunması ve dinlenilmesi ibadet olan Kur'an ile eşdeğerde görülmeğe ve değerlendirilmeğe başlanılması tehlikesidir.




REGAİB KANDİLİ




"Reğa-be", ifade olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba harcamak demektir. "Reğib" kelimesi ise, "reğabe"'den türemiş olan bir isimdir ve kendisine rağbet edilen, arzulanan, taleb edilen şey demektir. Kelime anlamı olarak regaib, “çokça rağbet edilen, nefis, kıymetli, değerli, ihsan” manalarına gelmektedir.




(Bu geceninde sözde fazileti hakkında birçok uydurmalar mevcut. örneğin her bir kur’an harfine 10 sevapsa bu gecelerde katlanarak artmakta,resule salat getirme,şefaatini umma,kaza namazları gibi yapılacaklar listesi uzayıp gitmektedir.)




BERAT KANDİLİ




Berat kelimesi, Arapça "berâet" kelimesinden türeme olup borçtan, suçtan, cezadan, hastalıktan kurtulmak; iyileşmek; uzaklaşmak; temizlenmek anlamlarına gelen Türkçe bir kelimedir. Kelimenin kök anlamı, "kurtulmak, iyileşmek"tir.

Bu gecenin mübarek olma vasfıyla ilgili rivayet edilen hadisler vardır. Bunların bir kısmı “zayıf” olup kitabına alanlar tarafından güvenilir kabul edilmemişlerdir.

Berat kelimesi, Arapça "berâet" kelimesinden türeme olup borçtan, suçtan, cezadan, hastalıktan kurtulmak; iyileşmek; uzaklaşmak; temizlenmek anlamlarına gelen Türkçe bir kelimedir. Kelimenin kök anlamı, "kurtulmak, iyileşmek"tir.




Mİ'RAC KANDİLİ:




Mirac olayının gerçekleştiği Receb ayının 27. gecesidir . Tasavvuf kültürünün ağırlıkta olduğu Osmanlı gibi ülkelerde kadir gecesinden sonra en kutsal gece sayılmış ve bu gecenin ibadetle ihyası gelenekleşmiştir. Osmanlılar döneminde, camiler kandillerle donatıldığı için Mirac kandili olarak anılan geceyi izleyen gün, cami ve tekkelerde Mirac olayını anlatan ve Miraciye adı verilen şiirlerin okunması, dinleyenlere süt ikram edilmesi de bir gelenekti.




Daha detayları var edilecek dualar faziletleri vs bu toplum daha kur'anın emrettiği dini öğrenip pratize etmezse daha çok bir kaç gün ve gecede geçmiş olan bozuk hayatı telafi etme düşüncesiyle zanni bilgiler ile yapılanlar bitmez.




Bitmez ekranda şurda burda Allah'ın kitabına rağmen fetva veren kişi yada kuruluşlar.toplumun büyük çoğunluğu böyle bir dini seviyor.kafana göre yap şu gece ve günlerde temizle,sonra nerde kalmıştık diyerek aynı hayata devam.




Din Allah'ın kitabındadır kimi nasıl bağışlıyacağını,nasıl işler yaparsa azab edeceğini beyan etmiştir.




Selam hidayete tabi olanlar üzerinedir....
Etiketler: Boş Etiket Ekle / Değiştir
Ana Sayfa Bölümleri
Bugünüme Dair

Yorum