TEKSAN İnovatif Medikal Ürünler İstanbul, Antalya, Bursa ve Antalya'da
View RSS Feed

erkan1983

(zikir kavramı ile ilgili kısa ve kısmi bir çalışma )

Değer Biç
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…
Zikr ذ ك ر (z-k-r) kök harflerinden türemiş olup lügatte; “anmak”, “bir şeyi muhafaza etmek” demektir. Unutmanın zıddıdır. İki kısma ayrılabilir dil ve kalp ile zikr .unutulan şeyi zikretmek/hatırlamak , bazende unutulan değilde hafızada var olan bilgiyi zikretmektir. Istılahta ; “gafletten kurtulup, kişinin diliyle, uzuvlarıyla ve kalbiyle devamlı surette Allah ile beraber olmasıdır.” Sözlük anlamı ise; Düşünmek, hatırlamak, hatırlatmak, anmak, öğüt, ihtar, uyarı gibi anlamlara gelmektedir.
Kur’ân-ı Kerim’de geçen önemli kavramlardan biri olan zikir kelimesi, türevleriyle birlikte Kur’ân-ı Kerim’de 268 yerde geçmektedir. 37 yerde ise emir kipi olarak gelmektedir. Bu da zikrin Allah katında büyük bir öneme sahip olup, yapılmasının gerekliliğini belirtmektedir.
ALLAH’IN İNDİRDİĞİ KİTAPLAR ZİKİRDİR
Kur’an’ın, kendisine zikir adı verildiği gibi,Allah’ın bütün vahiyleri hatırlatma,uyarı ve öğüt olduğu için zikirdir. Allah her kavme uyarıcı olarak resuller a.s göndererek hatırlatmalarda bulunmuştur içerik olarak özetlersek ; İnsanlara doğru yolda yürümeleri için, cennet ve cehennemi hatırlatarak, mükafat ile müjdelemekte, azap ile uyarmaktaydılar
“Kendisi için bir uyarıcı olmaksızın, biz hiç bir ülkeyi yıkıma uğratmış değiliz.
Hatırlatma yapılmıştır. Biz zalimler değiliz. (26/Şuara:208,209)”
“Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a, takva sahipleri için bir aydınlık ve bir öğüt (zikir) olarak, hak ile batılı birbirinden ayıran (furkan)ı verdik. (21/enbiya:48)”

Ayette Musa ve Harun a.s’a indirilen tevrat’ın üç özelliğinden biri olarak “zikr” de belirtiliyor.
Allah’ın kitaplarına “zikir” ,bu kitaplardan sorumlu olanlara “kitap ehli” denildiği gibi “zikir ehli” de denir.
“Kendilerinden önce helak ettiğimiz şehir halkları da iman etmemişlerdi. Bunlar mı iman edecek? Senden önce de kendilerine vahyettiğimiz adamlardan başkasını göndermedik.
Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline sorun.(21/Enbiya:6-7) “

“Senden önce de kendilerine vahyettiğimiz adamlardan başkalarını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız zikir ehline sorun .(16/Nahl :43)”
Ayetteki "zikir ehli" ifadesi, ayetin kendi bütünlüğü içerisinde yani bağlamında düşünüldüğünde, Ehli Kitap, kitap gönderilen toplumlar, geçmiş toplumların bu konudaki durumlarını bilen alimler, Ehli Tevrat, Ehli incil, Ehli Kitab'ın müminleri manalarına geldiği görülecektir.
KUR’AN ZİKİRDİR
Allahu Teala kitabının bir çok yerinde Kur’an’ın bir zikir olduğunu belirtir;
“Andolsun, size zikrinizin içinde bulunduğu bir Kitap indirdik. Yine de akıllanmayacak mısınız? (21/Enbiya:10)”
“Sad, Zikir dolu Kur'an'a andolsun. (29/sad:1)”
“O (Kur'an), alemler için yalnızca bir zikir (öğüt ve hatırlatma)dir. (29/sad:87)”
“Bunları biz sana ayetlerden ve hikmetli zikr'den (Kur'an'dan) okuyoruz. (3/Ali İmran:58)”
“Andolsun Biz Kur'an'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı? (54/kamer:17)”
“Zikr’i/Kur’an’ı biz indirdik, Onu koruyacak olan da biziz.(15/Hicr:9)”
“Onları apaçık delillerle ve kitaplarla gönderdik. Sana da, insanlara, kendilerine indirileni açıklayasın diye zikri/Kur’an’ı indirdik. Belki düşünürler. (16/Nahl: 44)”
Nimetleri Zikretmek/Hatırlamak:
Allah’ın bizim üzerimizdeki nimet ve lütuflarını hatırlamak ve şükretmek de zikrin bir yönünü oluşturur;
“Ey Meryemoğlu İsa, Sana ve annene verdiğim nimetimi zikret / hatırla! (5/Maide:110) “
“Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetlerimi (zikredin)hatırlayın, bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki, ben de size vâdettiklerimi vereyim. Yalnızca benden korkun. (2/Bakara:40)”
“Ey insanlar, Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın. Gökten ve yerden sizi rızıklandıran Allah'ın dışında bir başka yaratıcı var mı? O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse nasıl olur da çevriliyorsunuz? (35/Fatır:3)”
“Ey iman edenler, Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani size ordular gelmişti; böylece biz de onların üzerine, bir rüzgar ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı görendir. (33/Ahzab:9)”
“Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın üzenizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar. (3/Ali imran:103)”
Kur'an, resulullah(a.s)ın müzekkir, yani ilahi emirleri hatırlatan, onların unutulmaması için gayret gösteren, öğüt veren, tebliğ eden ve nasihat veren olduğunu, zorlayıcı olmadığını bildirmektedir.
“(Bu), kendisiyle insanları uyarman, inananlara öğüt vermen için sana indirilen bir kitaptır. Artık bu hususta kalbinde bir şüphe olmasın. (A’râf/2)”
“Şu halde eğer öğüt fayda verecekse öğüt ver.(87/A’la:9)”
“Artık sen, öğüt verip-hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici-bir hatırlatıcısın. Sen, onlar üzerine bir zorlayıcı değilsin. (88/Ğaşiye :21,22)”

Konuyla ilgi resulullahtan a.s rivayeten : “Rabbini zikreden ve zikretmeyen kimselerin durumu ölü ve diri kimselerin durumu gibidir.” (Buhari) benzetmesi yapılarak zikrin hayat vericiliğine,zikirden yüz çevirenin bir ölü mesabesinde olduğuna atıf yapılmıştır.
Uyarmak/hatırlatmakla müminlerde sorumludur ;
“Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.Takvalılar üzerinde onların hesabından herhangi bir şey (sorumluluk) yoktur. Ancak (bu,) bir hatırlatma(zikr). Umulur ki takvalı olurlar. (6/En’am:68,69)”
ZİKRİN GERÇEKLEŞMESİ
Zikir kelimesinin, düşünme, hatırlama, anma, öğüt ve uyarı anlamlarını taşıdığını görmüştük. Öyleyse zikrin gerçekleşmesi için bu anlamların bir bütünlük arzetmesi gerekir.
Kitabın zikir olması ile kişinin zikretmesi arasında bir bağlantı vardır. Zikir sadece dil ile bir “anış”tan ibaret değildir. Bir ismi tekrar tekrar söylemek tek başına bir zikir sayılmaz. Söylemenin ötesinde olması gereken şartlar vardır.

Örneğin “tezekkür” Kur'an'da zikrin en çok kullanılan şeklidir. Bu salt bir düşünce değil, özellikle ilahi emir ve yasakları dikkate alarak zihnimizi, kalbirnizi ve eylemlerimizi o iradenin isteği doğrultusunda yönlendirme gayreti içinde olmaktır. Tezekkür, iyice düşünme, anlama ve unutmama kararlılığı içinde olmaktır. Allah, peygamberleri vasıtasıyla insanlara ayetlerini bildirerek, onların ibret ve öğüt almalarını istemektedir. ibret ve öğüt alma, tezekkür faaliyetinin sonucudur. Çünkü bu tarz bir düşünce, bizlere vahyin gerçeklerini kavratacağı gibi, bizim şeref ve haysiyetimizi de yüceltecektir.
“Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kimse, (inkâr eden) kör kimse gibi olurmu? (Fakat bunu) ancak akıl sahipleri zikreder (Ra’d/19)”
“Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilirse, ona pek çok hayır verilmiş demektir. Ancak akıl sahipleri zikrederler.(2/Bakara:269)”
“Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki 'Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen subhansın, bizi ateşin azabından koru.' (3/Ali İmran: 191)”
Yukarıdaki ayetlerde görüldüğü gibi, zikir her zaman her yerde Allah’ı düşünmek ve Allah’ın yarattığı varlıkları ,yaratılış gayelerini düşünmek ve Allah’a dua etmek şeklinde gerçekleşmektedir.
Tezkira/Hatırlamak/Öğüt almak: hatırlatma, öğüt, hatırlatan şey, kendisi sebebiyle bir şeyin hatırlanması, unutulanın zihne döndürülmesi,kötü işlerden uzaklaştırıp salih arnellere yönelten yani öğüt ve ibret veren şey demektir.
Kitabın zikir olduğunu hatırlarsak, bu zikrin sahiplenilmesi için kitabın gösterdiği yolda yürümek gerektiğini ve verdiği öğütleri düşünmek zaruretini anlarız.
“Kendilerine hatırlatıldığında düşünmüyorlar. (37/Saffat: 13)”
“Rabbinizden size indirilen Kur'ana uyun . Allah'dan başka veliler edinip onlara uymayın. Siz ne az düşünüyorsunuz! (Tezekkerun) (7/Araf:3)”

Nimetleri Zikretmek/Hatırlamak:
Allah’ın bizim üzerimizdeki nimet ve lütuflarını hatırlamak ve şükretmek de zikrin bir yönünü oluşturur;
“Ey Meryemoğlu İsa, Sana ve annene verdiğim nimetimi zikret / hatırla!(5/Maide:110) “
“Ey iman edenler, Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani size ordular gelmişti; böylece biz de onların üzerine, bir rüzgar ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı görendir. (33/Ahzab:9)”
“Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetlerimi (zikredin)hatırlayın, bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki, ben de size vâdettiklerimi vereyim. Yalnızca benden korkun. (2/Bakara:40)”
NİÇİN ZİKİR?
Zikir, Allah’ın bir emridir. İnsan, zikrederek ya doğru yolda yürür yada zikirden uzaklaşarak sapıklığı hak eder. Allah’ın zikri/Kur’an insanı hem dünyada felaha erdirir hemde ebedi hayatın saadetine .
“Allah, müteşabih (benzeşmeli), ikişerli bir kitap olarak sözün en güzelini indirdi. Rablerine karşı içleri titreyerek-korkanların O'ndan derileri ürperir. Sonra onların derileri ve kalpleri Allah'ın zikrine (karşı) yumuşar-yatışır. İşte bu, Allah'ın yol göstermesidir, onunla dilediğini hidayete erdirir. Allah kimi saptırırsa, artık onun için bir yol gösterici yoktur. (39/Zümer: 23)”

Zikir, Allah’ın verdiği nimetlere hem şükrün bir ifadesi, hem de o nimetlerin devamının gereğidir.
Nitekim Salih a.s’ın kavminden bahseden ayette Ad kavminin yerine getirilişleri hatırlatılırken, Onların uğradığı felakete uğramamaları için Allah’ın nimetlerini zikretmeleri isteniyor kendilerinden.
“Hatırlayın ki Allah, Âd kavminden sonra sizi hükümdarlar yaptı ve yeryüzüne yerleştirdi. O yeryüzünün düzlüklerinde saraylar yapıyorsunuz. Dağlarında evler yontuyorsunuz. Artık Allah'ın nimetlerini hatırlayın da, yeryüzünde bozgunculuk yapıp karışıklığa yol açmayın” dedi. (7/Araf:74)”
Rabbin isminin zikredilmesi;
Rabbimizi en güzel esmalarıyla zikretmeli ve ona onlarla dua etmeliyiz, ancak zikir ve dualarımız bağıra çağıra değil onun bize öğrettiği şekilde olmalıdır;
“Allah; O'ndan başka ilah yoktur. En güzel isimler O'nundur. (20/ta-ha:8)”
“İsimlerin en güzeli Allah'ındır. Öyleyse O'na bunlarla dua edin. O'nun isimlerinde 'aykırılığa (ve inkâra) sapanları' bırakın. Yapmakta oldukları dolayısıyla yakında cezalandırılacaklardır. (7/A’raf:180)”
“Ey iman edenler, Allah’ı çok zikredin, sabah akşam onu tesbih edin!”(33/Ahzab:41-42)
“Rabbinin ismini sabah akşam zikret. Geceleyin de O’na secde et, ve gecenin uzun bir bölümünde O’nu tesbih et.!(76/İnsan:25-26)”
“Herşeyden kesilip, Ona yönelerek Rabbinin ismini zikret. (73/Müzzemmil:8)”

“Rabbini, sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Gafillerden olma. (7/A’raf:205)”
Biz Allah’ı zikrettğimizde oda bizi zikredecektir ; “Öyleyse (yalnızca) Beni anın, Ben de sizi anayım; ve (yalnızca) Bana şükredin ve (sakın) nankörlük etmeyin. (2/Bakara:152)”
Namaz Allah’ı zikretmektir, aynı zamanda bu zikir bizler için değişim ve dönüşüm olup hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyacaktır, böylelikle iyilikler kötülükleri giderecektir ;
“Muhakkak ki ben, yalnızca ben Allah'ım. Benden başka ilâh yoktur. Bana kulluk et; beni anmak için namaz kıl. (Tâ-Hâ/14)”
“Sana vahyedilen Kitab'ı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki, namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir. (Ankebût/45)”

“Gündüzün iki ucunda, gecenin de ilk saatlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri (günahları) giderir. Bu, öğüt almak isteyenlere bir hatırlatmadır. (Hûd/114)”
Ayetlerde zikrin sayısal değerinden bahsedilmiyor. Yani “şu isimleri şu kadar tekrarlayın” şeklinde bir emir yok. Zikrin, sabah akşam çokça yapılması, her yerde her zaman Allah’ı zikretmenin istenmesi gösteriyor ki, sadece dil ile çok tekrarlama yerine zikr olan kur’an ile düşünme, idrak etme, ifade etme ve öğüt alma gibi yaptıklarımız bize Allah’ı ve hatırlatmalarını hayatımızın gündemi haline getirecektir. Bilinçsiz bir şekilde yapılan çok tekrarın ise bir faydası ve anlamı yoktur. Gerçek zikir, anlamını bilmeden tekrarlanan sözler değil; düşünerek, ibret alarak, ne dediğini,ne yaptığını bilerek yapılan hareketlerdir.

Allah’ın zikri ile kalplerin titremesi: Zikir tam anlamıyla gerçekleştiği zaman mümin kalpler onunla uyanır, titrer,kendine gelir ve onunla mutmain olur ;
“Müminler, Allah anıldığı zaman kalpleri titreyen kimselerdir. (8 Enfal:2)”
“Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah'ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalbler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur. (13/Rad:28)”
Bu konuda müminler kitap ehlinden kalpleri katılaşanlar gibi olmaktan sakındırılmaktadırlar ;
“İman edenlere, Allah’ın zikri ve hak olarak nazil olan (Kur’an) için kalplerinin titreme vakti daha gelmedi mi? Sakın ola ki daha önce kendilerine kitap verilip de aradan uzun zaman geçince kalpleri katılaşan ve çoğu yoldan çıkan kimseler gibi olmasınlar. (57/Hadid:16)”
Kalbin titremesi, duyarlılık göstergesidir. Allah’tan bahsedilmesine, kendisine Allah’ın hükmü hatırlatılmasına rağmen yanlışını değiştirmeyen,onlarla ürpermeyen ve gidişatını düzeltmeyen mümin olma vasfını kaybeder. Böylesi bir duyarlılıktan uzak olarak yapılan zikirler zikir değildir.
Hacda, yaya veya binek üzerinde Allah’ın zikredilmesi ;
“(Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizden gelecek bir lütfu (kazancı) aramanızda size herhangi bir günah yoktur. Arafat'tan ayrılıp akın ettiğinizde Meş'ar-i Haram'da Allah'ı zikredin ve O'nu size gösterdiği şekilde anın. Şüphesiz siz daha önce yanlış gidenlerden idiniz.(2/ Bakara:198)”
“Eğer (herhangi bir şeyden) korkarsanız (namazlarınızı) yürüyerek yahut binmiş olarak (kılın). Güvene kavuştuğunuz zaman, siz bilmezken Allah'ın size öğrettiği şekilde O'nu anın. (2/ Bakara:239)”
ZİKİRDEN UZAKLAŞMAK:
Zikirden uzaklaşmak, kişinin özünden uzaklaşması demektir. Çünkü zikir akıl, düşünce ve duyguların faaliyette olması demektir. İnsanın doğru yolda yürüdüğünün işaretidir. Zikirden uzaklaşmak ise batıla geçiş ve çöküşün bir başlangıcıdır. Allah’ın kitabı zikir olduğunu için Allah’ın kitabından uzaklaşmak delalete düşmektir. Allah’ın kitabının(nurundan) ışığından mahrum olmak, (zulümatta)karanlıkta kalmaktır.
Rabbimiz, kitabına karşı ilgisiz kalan kimselerin kalplerinin katılaşmış olduğunu bildiriyor ve onlara “yazıklar olsun!” kınamasında bulunuyor.
“Allah’ın göğsünü İslam’a açtığı kimse, Rabbinden gelen bir nur üzerinde değil midir? Kalpleri Allah’ın zikrine karşı katılaşmış olanlara yazıklar olsun! Bunlar apaçık bir sapıklık içindedir. (39/Zümer: 22)”
Allah’ın zikrinden uzaklaşanlar şeytanın kardeşi olurlar. Şeytan da onları doğru yoldan uzaklaştırır. Batıllarla oyalar. Fakat, insanın bundan hiç haberi olmaz da kendini hidayette zanneder;
“Allah’ın zikrini kim, umursamazsa, ona bir şeytanı musallat ederiz de, artık o, ondan hiç ayrılmayan bir arkadaş olur. O şeytanlar onları doğru yoldan ayırırlar da onlar kendilerinin hala doğru yolda olduklarını zannederler.(43/Zuhruf:36-37)”
Bunun sonucunda kıyamet günü Allah’ın zikrinden uzaklaşmış olan kimse feryad ederek şöyle der;
“O gün, zulmeden, ellerini (hınçla) ısırarak (şöyle) der: 'Ah keşke, elçiyle birlikte bir yol edinmiş olsaydım, 'Vah yazıklar bana, ne olurdu da filanı dost edinmeseydim.''Çünkü o, gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden (Kur'an'dan) saptırmış oldu. Şeytan insanı 'yapayalnız ve yardımsız' bırakandır.' (25/Furkan :27-29)”
Resul a.s da kavminin kur’anı terk edişini rabbine şikayet eder;
“Ey Rabbim, kavmim bu Kur’an’ı terketti. (25/Furkan:30)”

Rabbimizin zikrinden uzaklaşmak kişiyi şeytanın hizbinden yapar mal ve evlatlarıda olsa aslında onların dar/sıkıntılı bir geçimliği vardır. kıyam günü kör olarak haşredilip ağır bir yükün altında kalarak kendisine ağır bir azabı getirecektir;
Allah, onların hepsini dirilttiği gün, sana yemin ettikleri gibi O’na da yemin edecekler ve kendilerinin bir şey üzerinde olduklarını zannedeceklerdir. Haberiniz olsun, işte asıl yalancılar onlardır.Şeytan onları hükmü altına almış ve Allah’ın zikrini unutturmuştur. İşte bunlar, şeytanın taraftarlarıdır. Haberiniz olsun ki asıl hüsrana uğrayacak olanlar, şeytanın taraftarlarıdır.” (58/Mücadele:17-18)
“Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir! Muhakkak ki biz, günahkârlara, lâyık oldukları cezayı veririz.(Secde/22)”
“Her kim de benim zikrimden (Kur'ân'dan) yüz çevirirse, (bilsin ki) ona dar bir geçim vardır ve onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz.
(O zaman Kur'ândan yüz çeviren kimse) "Rabbim! beni niçin kör olarak haşrettin, oysa ben gören bir kimseydim" der.
Allah: "Böyledir, sana âyetlerimiz gelmişti de onları sen unutmuştun, bugün de öylece unutulursun" der. (20/Ta-ha:124-126)”

“Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, Allah onu çok ağır bir azaba sokar. (72/Cin: 17)”
Müşrikler, kendileri için bir uyarı olan ve gerçeği gösteren Allah’ın zikrini/Kur’an’ı işittikleri zaman, son derece sinirlenirler, öfkelenirler ve ellerinden gelse kendilerine Allah’ın zikrini okuyan kimseyi gözleriyle yerin dibine geçirmek isterler. Oysa, Allah’ın ayetleri hatırlatıldığı zaman dinlemeleri, düşünmeleri ve öğüt almaları gerekir. Ona karşı düşman kesilmeleri kendilerini ateşe atmaktan başka bir şey değildir.
“Onlara karşı apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman, sen o inkâr edenlerin yüzlerindeki 'red ve inkarı' tanıyabilirsin. Neredeyse, kendilerine karşı ayetlerimizi okuyanın üzerine çullanacaklar. De ki: 'Size, bundan daha kötü olanını haber vereyim mi? Ateş... Allah, onu küfredenlere va'detmiş bulunmaktadır; ne kötü bir duraktır. (22/Hac:72)”
“Kafir olanlar, zikri işittikleri zaman, neredeyse, gözleriyle seni yere yıkacaklardı. “O, bir mecnundur.” diyorlardı. Oysa, O, herkes için bir uyarı/öğütten başka bir şey değildir. (68 Kalem: 51-52)”
ZİKİRDE YANLIŞ VE BATIL ANLAYIŞLAR

Zikir;Allah’ın,kitabının,düşünmenin,anlayış,hatırl amanın ve gündem yapmanın adı iken: Kur’an’la hiçbir ilgisi olmayan ve bilinçsizce yapılan adına zikr denen bazı törenler vardır. bunların Allah’ın kur’andaki zikr emri ile bir ilgi ve bağlantısı bulunmamaktadır şöyle ki ;
Zikir, bilinç uyanıklığının, düşüncenin esası iken, zikir adı verilen bazı toplantılarda insanlar kendilerinden geçirilmekte, adeta uyuşturucu kullananlar gibi kendilerinden geçmekteler. Kimi çeşitli müzik aletleriyle ve oyunlarla zikir yaptığını zannetmekteyken ;
Kimi de kendini kaybedip, hipnotize edildikleri kimseler tarafından çeşitli yerlerinden şişlenerek zikr yaptıkların sanmaktalar.
Bazıları zikri geleneksel bir şekilde tesbihle, bazıları modernist olarak numaratörle, bazıları da taşla, çakılla, anlamını bildikleri yada bilmedikleri bazı kelime yada Allah’ın isimlerini tekrarlamaktan ibaret kılıyorlar. Kimileri bağıra çağıra taşkınca; kimileri de sessiz sakin ama şaşkınca “zikir” yapıyor,yaptıklarını zannediyorlar.
Sonuç olarak ;
Allah kitapta resulleri ibrahim,ismail,ishak,yakup,musa ve diğer tüm resulleri a.s zikretmemezi istemektedir, kavimlerin kıssaları kur’an içerisinde hisseler almamız gereken ibretlikler olarak bizlere sunulmaktadır.Hemen her kavmin büyük çoğunluğu kendilerine gelen resulleri a.s’ın getirdikleri zikr/hatırlatmalara yalanlamakla karşılık vermişlerdir.ancak zikre tabi olan resuller ve müminler kurtarılmış, diğerleri ise hatırlamak istememeleri sonucunda helak edilmişlerdir.

Kur’an’ın bize öğrettiği zikir anlayışında belirli sayıda, belirli isim ya da kelimelerin salt sadece tekrarı yoktur.Zikir, hayatın bütün boyutlarında, düşünce,anlayış,duygu ve hareketlerimizi Allah’ın gösterdiği şekilde zikredip yani hatırlayıp onunla gündem yapmaktır. Hayata bakışımızı, Rabbimizin hatırlatmalarıyla kulluk bilinci içerisinde şekillendirmektir.
Zikr olan Allah’ın kitabını hakkı ile okumalı ,hatırlamalı,kendimize uyarıları almalı ve hayat rehberi olarak benimseyerek gündemimizi kur’an ile belirlemeliyiz.insanları bir adıda “zikr” olan kur’an ile uyarmalıyız rabbimize bir mazeretimiz olsun ve onlarda umulurki takvalı olurlar diye. zikr ile inşa edilmiş bir hayatta “Allah’ın otoritesine boyun eğmek” gerekir buda hayatın her alanında Allah’ı söz sahibi kılarak mümkün olur.
selam hidayete tabi olanların üzerine olsun !
Etiketler: Boş Etiket Ekle / Değiştir
Ana Sayfa Bölümleri
Diğer

Yorum