TEKSAN İnovatif Medikal Ürünler İstanbul, Antalya, Bursa ve Antalya'da
View RSS Feed

mufto 27

Hastalık İlâhî Bir Hediyedir

Değer Biç

Hastalıklar, aslında mânâ âleminde Yaratan’dan sunulan güzel hediyelerdir. Eğer bunlar mânâ boyutuyla güzel şeyler olmasaydı, Yaratan en sevdiği kullarına hastalıkları vermezdi. "En çok musibet (bela) ve meşakkate giriftar olanlar, insanların en iyisi, en kâmilleridir" hadis-i şerif bunu doğrulamaktadır.3 Başta peygamberler (meselâ Hz. Eyyub), sonra veliler (Allah dostları) ve sonra ehl-i salâhat (ihlas sahibi kullar), çektikleri hastalıklara birer halis ibadet, Yaratan’dan birer hediye nazarıyla bakmışlar ve sabır içinde şükretmişlerdir. Hastalığa yakalanmış bir kişi de bu önemli şahsiyetleri örnek alıp sabır içinde şükrederse bu nuranî kafileye katılmış olur.

Aslında hastalık, acziyet ve ızdırap kılığında gelen gizli bir saadet kaynağıdır. Hz. Mevlana, kederlerin ve sıkıntıların insan için bir nimet olduğunu şu şiirinde ifade etmektedir:

“Uğradığın derde, kedere razı oldun mu, hemen sana Cennet kapısı açılır. Gam elçisi gelip kapını çalarsa, onu bir dost gibi karşıla, kucakla”. 4

Allah’ın verdiği gam ve kederlerin perde arkasında birçok hikmet gizlendiği için, kişi, durumuna zahirî boyutuyla değil manevî yönüyle bakmalıdır. Mesela bir hadislerinde Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurur: “Kulunun iki gözünü alıp da sonra da onu Cehenneme sokmak, Allah’ın gücüne gider”.5

Şimdi sormak lazım, iki gözün görmemesine karşılık ahirette elde edilecek güzel sonuç itibariyle körlük büyük bir ilahî hediye değil midir? Mümin, imanın kuvvetliliği ölçüsünde körlüğünü bir mesele yapmayıp, kulluğunu yerine getirmede yanlışlığa girmeyip sabrederse Allah’ın izniyle Cennete girer.

Hayır da şer de Allah’tan geldiğine göre, insanların vefasından, Allah’ın şer ve cefasının daha iyi olduğunu bilmekte fayda vardır. Hastalığın şerri, kişiye verdiği zararlar ve acılardır. İnançlı bir kişi, o acılardan ve zararlardan Allah’a sığınır ve kederlerin hayırlı yönlerini ve gizli lütuflarını düşünür. Belki tam olarak algılayamadığımız o gizli lütuflardan mahrum olmamak için, kişi Allah’a niyazda bulunmalıdır.

“Hele gamın, gerçek inanç ehlinin kulu, kölesi olduğunu idrak eden kişiye, gam daha fazla lütuflarda, ihsanlarda bulunur” 6 diyen Hz. Mevlana, rıza derecesi ile manevî lezzet arasındaki doğru orantıya vurgu yapar.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed aleyhissalâtu vesselâm bu yönde şu hadisleri dile getirir: “Büyük mükâfat, büyük musibetlerle beraberdir. Allah, bir topluluğu sevince onlara bela verir”. Ümmetimin azabı dünyadayken verilir. 7

Bu gerçeklerden hareketle Said-i Nursi hastalığı C. Hak’kın bir manevî hediyesi olarak değerlendirmektedir: “Ey maraza (hastalığa) müptelâ hasta! Bu zamanda tecrübemle kanaatim gelmiştir ki, hastalık bazılara bir ihsan-ı İlâhîdir, bir hediye-i Rahmânîdir” (Hastalar Risalesi; Beşinci Devâ).


3. el-Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 1:519, no: 1056; el-Hâkim, el-Müstedrek, 3:343; Buharî, Merdâ: 3; Tirmizî, Zühd: 57.

4. Mevlana; Divan-ı Kebir; 2675.

5. Câmiü-s-Sağir; C. 3; Yeni Asya Neşriyatı; İstanbul; 2002; No: 2643.

6. Mevlana; Mesnevî Tercümesi; (Tercüme: Şefik Can; Ötüken Yayınları; İstanbul; 2004; s. 294.

7. Câmiü-s-Sağir; C. 3; Yeni Asya Neşriyatı; İstanbul; 2002; No: 2645; No: 2635.
Etiketler: Boş Etiket Ekle / Değiştir
Ana Sayfa Bölümleri
Bugünüme Dair

Yorum

  1. perseküsyon Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    İsyan etmiyorum ama keşke bana şizofreni gibi bir "ilahi hediye" verilmeseydi.
  2. mufto 27 Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    @perseküsyon Isyan etmemen cok iyi kardesim Kolay değil eminim kardeşim seni anlıyorum dersem yalan olur çünkü herkes kendi derdini bilir ve derdi yaşayan bilir herkes derecesi kadar imanı kadar imtihan edilir.. üzülme bu senin için hayırlı bunun farkındaysan zor olanı başarmışsın demektir kardeşim ve üzülme sabret çünkü sabrin sonu Selamettir çünkü her zorlukla beraber bir kolaylık var. (İnşirah suresi).

    Üzüldüğün zaman şu kısa hikayetcik gelsin aklına.
    İbrahimethem hazretleri birini çok Üzgün görürüm ve ona 3 soru sorar.
    1. Soru; Dünyadaki bütün hadiseler takdir-i ilahi olmadan meydana gelebilir mi. Cevap "HAYIR"
    2. Soru; Sana ayrılan rızkı başkası yiyebilir mi? Cevap "HAYIR"
    3. Soru; sana verilen ömürler kısaltma olabilir mi?cevap "HAYIR"

    VE dünyanın geçici olduğunu unutma kardeşim. Kolay değil biliyorum ama geçici bir dünya için ebedi olan dünyanı riske atma.

    Rabbim sana güç kuvvet versin inşa Allah ve sana herseyin hayırlısını versin inşa Allah
  3. mufto 27 Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    2. Soruyu istediğin kadar genişlete bilirsin kardeşim.
    İş ev araba mal mülk eşya telefon eş evlat bunların hepsi nimettir ve hepsini rızkı veren allah verir. Ve bunların hepsi kaderine yazmıştır günü geldiğinde kaderinde varsa hepsini görüp yaşayacaksın yoksa da olmayacak fanı geçici birsey için üzülmene gerek yok
  4. perseküsyon Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Cevabın için teşekkürler. İnancım olmasaydı uzun yıllar önce intihar etmiş olurdum. Ben şunu anlamıyorum; Allah sevdiği kullarını daha zor imtihana tabi tutar... Neden böyle ? Allah neden bazı kullarını daha zor sınavlara sokar veya daha çok sever ?
  5. mufto 27 Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Kardeşim allahın sevdiği kullarına ağır imtihanlar yüklemesi onları tertemiz ahirette cennetine koymak içindir.
    Cennet’in Kur’an’da bazen insanların çalışmasının bir kazancı olarak gösterilmesi, insanı onurlandırmaya yönelik bir iltifattır. Yoksa, gerçekte insanların yaptığı bütün ibadetler, Allah’ın daha önce insana verdiği nimetlerin tam bir şükrü bile olamıyor.

    İnsanı yoktan var etmesi, bin bir çeşit maddî manevî cihazlarla donatması, imanı nasip etmesi, her an muhtaç olduğu ışığı, havayı suyu ve gıdayı kendisine sunması, yeryüzünü kendisine bin bir çeşit nimetlerin dizildiği bir nimet sofrası halinde sergilemesi vs. gibi nimetlerin şükrünü eda etmekten çok uzak olduğumuz bir gerçektir. Bütün dünya verilse, bir gözümüzü vermeyiz ve hakeza... Onun için, bu ibadetleri bundan sonraki hayatta verilecek nimetlerin bir bedeli gibi algılamak, hiç de doğru değildir.

    Bu hakikate Peygamberimiz (a.s.m) şu sözleriyle işaret etmiştir:

    “Hiç kimse kendi ameliyle cennete girmez.”

    “Sen de mi ya Resulallah!” dediklerinde de,

    “Evet ben de; meğer ki Rabbim beni rahmetinin kucağına almış olsun.”(Buharî, Rikak,18; Müslim, Münafikîn, 71-73).

    Hadisi Şerife 500 sene ibadet eden biri hesaba çekildiğinde 500 senelik ibadeti bir göze bile denk gelmiyor. Demekki biz ibadet etsek ibadetimiz ile cennete girmiyoruz ve günahsız olsak bile. Hal böyleyken biz nasıl cennete girebiliriz ayrı ibadet iyilik ederek ki hastalık musibet kaza da bir nevi ibadettir tabiki sabır ve şükür edip elinden geldiğince ibadet ile meşgul olursan.
    Her bir hastalığın ayrı bir derecesi ayrı bir mukafati vardır. Mesela ben omurilik felciyim.
    Risale-i Nurda 22. Deva

    Ey nüzul (felç) gibi ağır hastalıklara müptelâ olan kardeş! Evvelâ sana müjde ediyorum ki, mü'min için nüzul (felç) mübarek sayılıyor. Bunu çoktan ehl-i velâyetten (Allah dostlarından) işitiyordum, sırrını bilmezdim. Diyor
    Allah bizi seviyor bir yandan bizi temizliyor bir yandan bizi yükseltiyor derece atlatiyor..
    Ve bizi bir çok kötülüğü yapmaktan haram dalmaktan alikoyuyor. 3 bir yandan bizim faydamiza

    Bedenin bicaklanmasi bedeninde bıçaklar ile yarıklar açılması çok kötü değil mi birinin seni bıçakladığı duygusu. Evet kötü.

    Ama bunu doktorlarda yapıyor değilmi ama senin kötülüğün için değil seni iyileştirmek tekrar sağlığına kavuşturmak için. terzide çalıştığını düşün ve pantolon dikerken eline parmağına bir çok kez iğne battığını düşün ağrıyor değil mi iyi birsey değil. Ama ben ve genel olarak herkes ağır bir baş ağrısı çektiği zaman koşa koşa hastaneye iğne vurulmaya gidiyor değil mi demekki herseyi yerinde kullanmak iyi. Ve bu kadar güzel iyi şeyi yaratan Rabbim herseyi yerinde ve hayırlı kulananlarin en hayirlisidir
    Ve bu kadar imtihanın ağır olması mukafatinda büyük olduğunun bir göstergesidir

    [Hadis No : 4662]

    Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

    "Mükâfaatın büyüklüğü belânın büyüklüğü ile (orantılıdır). Allah bir cemaati sevdi mi onları musebete müptela eder. Kim bundan razı olursa Allah da ondan razı olur, kim de razı olmazsa Allah da ondan razı olmaz."

    Tirmizi, Zühd 57, (2398).

    Vel hasıl kardeşim allah bir Kulunu ne kadar çok severse o kadar musibet verir zira bu peygamberlerin hayatlarında açıkça görünüyor.

    Son sorun yanlış kardeşim o soruyu sormamis ol

    Evlimisin değil misin bilmiyorum ama
    Farzet ki evlisin ve bir çocuğun oldu. Sen onu çok ama çok seviyorsun ve ona hep sevgi gösterip öpüyorsun gezdiriyorsun hediye alışveriş çık mutlu ediyorsun.
    Ve çocuğunun sana Baba beni neden bu kadar çok seviyorsun demesi ne kadar mantıklı

    Eksiklik ve yanlışım varsa kusuruma bakma kardeşim Rabbim huzurunu mutluluğunu sağlık ibadet aşkı ve imanını arttırsın selam ve dua ile
  6. perseküsyon Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Eyvallah
  7. mufto 27 Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: perseküsyon
    Eyvallah
    Eyvallah kardeşim