TEKSAN İnovatif Medikal Ürünler İstanbul, Antalya, Bursa ve Antalya'da
View RSS Feed

perseküsyon

Hezeyan

Değer Biç
Sen dünyaya gelmeden önce de hayat vardı. Sonra babanın spermlerindeki genlerde var oldun. Ardından da annenin karnındaki merhametle dünyaya gözlerini açtın. Her çocuk gibi masumdun. Sonra Tanrı'nın varlığını idrak etmeye başladığın ilk yaşlarda zihinsel algısal bazı değişimler yaşamaya başladın. Ama bu diğer çoğunluktaki insanlarınki gibi değildi. Senin gerçekliığin onlara tuhaf geliyordu. Psikiyatrler de buna "hezeyan" diyorlardı.

Şizofreniyi yaşayan birisi olarak bu hezeyanları kendi algısal gerçekliğimle örneklendirmeye çalışacağım. Piyer Loti tepesinde , Haliç manzarasına karşı çayını yudumlarken sağ çaprazındaki masada oturan iki kişinin senden bahsettiklerini (REFERANS hezeyanı) hissediyordun. Arada onlarla göz göze geldiğinde bu inancın pekişiyordu. Psikiyatristin bunun mantıksız bir yanılsama olduğunu söylese de sana göre gerçekti. Zaten işin sırrı burada; hezeyanları "bastırmaya" çalıştıkça daha kötü oluyordun. Sonra masadan kalkıp teleferiğe doğru giderken herkesin sana baktığını hissediyordun. Onlarla göz teması kurmasan bile. Sadece kendi önüne baksan bile...

Herkes sana bakıyordu. Çünkü sen diğerlerinden farklı ve önemli birisiydin. (GRANDİYÖZ) Aslında değersizlik duygusu da yaşıyordun. Bu büyük bir tezat yaratıyordu. Ergenlik yıllarında ailen taraf
Etiketler: ndan Etiket Ekle / Değiştir
Ana Sayfa Bölümleri
Diğer

Yorum

  1. perseküsyon Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Ergenlik yıllarında ailen tarafından sürekli eleştirildiğin için oluyordu. Veya hataların sürekli yüzüne vurulduğu için. Aferin vs olumlu pekiştireç de pek kullanmazlardı. Yaşıtlarından gördüğün alay edilme , dışlanma ve ötekileşme de bu durumu kronikleştiriyordu. Onlara gücün yetmediği için içindeki öfke kendine yöneliyordu. İlk yıkımlar da bu zamanlarda başlıyordu. Galiba bu kendini aşırı önemli hissetme durumu ironik olarak değersizlik duygularına paralel şekilde ve belki de bilinç dışı bir oluşumla meydana geliyordu. Çünkü artık yetişkin bir insan olmuştun ve bu ruhsal kısıtlamalardan sıkılmıştın. Biraz Narsizme kaysa da bulabildiğin tek çıkış yolu buydu..
  2. perseküsyon Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Sonra başka bir hissiyat daha vardı. Küçüklükten beri insanlardan korkuyordun. Babandan dayak yemen veya yaşıtların tarafından şamaroğlanı muamelesi görmen seni ezik birisi haline getirmişti. Sonra bu öğrenmeler yabancılardan zarar göreceğim (PERSEKÜSYON) şeklinde bir inanca dönüşmüştü. Psikiyatrler sürekli bunun mantıksız olduğunu söylerseler de gerçek bir durumdu. Bunu ispatlayacak maddi manevi istismarlar da yaşamıştın. Artık istediğin sadece huzurlu, sağlıklı ve güvenli bir hayat yaşamaktı. Kendi içine çekildin. İletişim donanımların zamanla gelişse de tercihen kendine dönük bir yaşam tercih ettin. Elindeki en büyük avantajın da MESLEK sahibi olmandı Çünkü günümüzde Türkiye'de şizofrenlerin %70 i işsiz güçsüz. Çoğunluğu malulen emekli. Veya ailesine bağımlı yaşıyor. Çalışabilecek durumda değiller. Allah hepsine tüm hastalara şifa versin. Okuduğunuz için teşekkürler.
  3. perseküsyon Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)

    Ben de sana şükranlarımı sunarım Senden başka yazıan olmadı.
  4. mufto 27 Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Çok güzel bir yazı biraz kendimi de gördüm bu yazında kardeşim. @DURU'nun dediği gibi okurken bende yaşadım hatta beni çok eskilere geçmişe götürdü. Geçmişte ailelerin gerek bilerek gerek bilmeyerek farkına varmayarak yaptığı bazı hataları bazı yanlış davranışları cocukları üzerinde bıraktığı etkiyi bir bilseler. Gerçekten çok uzulup pişman olacaklardır. Bir çocuğun her hangi bir hastalığı olması şart değil normal bir çocuk üzerinde de bu tür yanlış davranışlar hayatında çok büyük etkiler bırakabilir. En önce ailenin şunu (" eğitim okulda değil ailede başlar") dusuncesini kavramasi ise herseyideğiştirebilir. Ailenin cocuklarina küçük yaşlarda kendi kendilerine guvenlerini sağlaması, onlara destek olduklarını hissettirmesi, o çocuğa her hangi bir rahatsızlığı olsa da olmasada çocuğun bambaşka güzel bir hayat yaşamalarını sağlayabilirler.. ve dediginiz gibi ikinci önemli bir mesele ise meslek kardeşim meslekte o kişiye Kendine güveni arttırır.

    Rabbim ŞAFİ ismi hurmetine tüm hastalara hayırlı şifalar versin amin.

    Bende bu yazıyı yazdığın için teşekkür ederim
  5. mufto 27 Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    @DURU Müslümanlık gerçekten birbirine guven duymaktadır ama maalesef seninde dedin gibi şu zamanda güvene bilecegimiz insan çoook az malesef.
    Haklısın en sağlam arkadaş kagit kalem gibi duruyor ama oda sadece duruyor. Ama ben kağıda yazmayada sıcak bakmıyorum çünkü ben birsey anlatırken derdimi sıkıntımı söylerken dinlenmek isterim ve o duyguyu hissetmek isterim söyler misin kağıda yazdın peki ne oldu ?. AMA onun yerine Sessiz bir kenara çekilip gozlerini kapatıp ya Rahman ya Rahim ben geldim ey âlemlerin yaratıcısı olan ALLAH'ım demek kadar güzel bir duygu yok ve dinlendiginin izlediğinin farkindasin hemde her şeyin ile dille değil kalben dinlenmen ve kalben sıkıntılarını düşünmen bile yeter de artar sana. Sonra tek bir kelime ELHAMDULİLLAH. ) işte dinleyici işte izleyici. ) ve burada Allah azzè ve celle değil bizim kanaatkar olmamız yeterli

    Mutlu olmak istiyorsanız,sıkıntınızı içinizden söküp atmak istiyorsanız ALLAH azze ve celle yeter

    Sevgili @DURU orayı yanlış yazmisim (geçmişte aileler derken belli bir yaşa gelmiş bir çocuğun ailelerin çocuklarına geçmişte davranışları demek istedim ama) siz yine kanayan yaralara vurgu yapmışsınız ve malesef ki haklısınız geçmişin cahilleri (ki bizce cahil benceonlar dahi) simdinin okumuslarına göre daha cahil ve tehlikeli malesef ki. Buyuklerimizden hep duyarım bizim zamanımızda birsey yoktu ki derler hep. Ve su cumleyi eminim sende duymussundur. Büyüklerimiz hep (" biz okusaydik profesör olurduk") derler ben buna gerçekten de inanıyorum.

    Ve yine size katılıyorum eğitim eğitim eğitim....

    Saygı ve sevgilerimle
  6. _çalıkuşu_ Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Psikiyatrik sıkıntıları olanlarda gözlemlediğim şey genellikle çocukken ailenin onlara yanlış davranışları...
    En çok da annenin...
    Ve bir doktor kaygı bozukluğu olan akrabama günlük yazmayı önermiş.ben de neden olmasın dedim ve yazmaya karar verdim.mufto27 nin dediği gibi yazıyorsun ama duruyor orada.fakat yazdıklarını hic tanimadigin kimselerle paylastiginda durmuyor orada bunu keşfettim.birilerinin okuyup hak vermesi de rahatlatiyor.velhasıl bu yol beni rahatlattı hatta rahatlama sonucu bunalımdan çıkmış olmamla maneviyatimin güçlenmesine de hizmet etti.tavsiye ederim
  7. mufto 27 Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    @DURU
    İnsanın tabiki mutlu olması en doğal hakkı. Benim sizin yazınızdan çıkardığım sonuç çok tehlikeli
    Ama cumleniz yanlış bir cümle biraz. Tamam siz kağıda yazın mutlu olun ama sizin cümleye bakan biri mesela söyle düşünebilir. Başkalarının uzulmesi beni mutlu yapar başkalarına zarar vermek beni mutlu yapar hırsızlık vb şeyler beni mutlu ve huzurlu yapar diyebilir mesela diyebilirler. Ben sizin kağıda yazıp içinizi dokmenize birsey demedim tam aksine güzel bir yöntem size katılıyorum. Benim sıkıntılarımızı Rabbimiz ile paylaşmamız bir öneriydi ve senin kağıda yazma meseleni de bende bir çok kişiye onermisimdir. Ama gözlemlerime göre o kişilerde hep bir tatminsizlik var. Ve ben de metot değiştirerek size Önerdiğim yani Rabbimizle paylaşma yöntemini onermeye başladım ve alınan sonuç kağıda yazılanlardan aldığım sonuçtan çok çok daha iyi

    Bir kusurum olduysa lütfen soyleyin
    Sizi eleştirmiyorum sakin yanlış anlamayın )
  8. mufto 27 Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    @DURU @_çalıkuşu_ tabiki günlük tutmak ve bir kağıda sıkıntılarını yazmak rahatlatiyor insanı ben yönteme yanlış veya zararlı demiyorum yanlış anlamayın lütfen
  9. _çalıkuşu_ Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Sıkıntı yok
  10. mufto 27 Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    teşekkür ederim
  11. perseküsyon Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Burada paylaşım yapan herkese teşekkürler.
    [ARG:5 UNDEFINED] tarafından güncellendi [09.03-2017 saat 13:02]
  12. perseküsyon Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: mufto 27
    Çok güzel bir yazı biraz kendimi de gördüm bu yazında kardeşim. @DURU'nun dediği gibi okurken bende yaşadım hatta beni çok eskilere geçmişe götürdü. Geçmişte ailelerin gerek bilerek gerek bilmeyerek farkına varmayarak yaptığı bazı hataları bazı yanlış davranışları cocukları üzerinde bıraktığı etkiyi bir bilseler. Gerçekten çok uzulup pişman olacaklardır. Bir çocuğun her hangi bir hastalığı olması şart değil normal bir çocuk üzerinde de bu tür yanlış davranışlar hayatında çok büyük etkiler bırakabilir. En önce ailenin şunu (" eğitim okulda değil ailede başlar") dusuncesini kavramasi ise herseyideğiştirebilir. Ailenin cocuklarina küçük yaşlarda kendi kendilerine guvenlerini sağlaması, onlara destek olduklarını hissettirmesi, o çocuğa her hangi bir rahatsızlığı olsa da olmasada çocuğun bambaşka güzel bir hayat yaşamalarını sağlayabilirler.. ve dediginiz gibi ikinci önemli bir mesele ise meslek kardeşim meslekte o kişiye Kendine güveni arttırır.

    Rabbim ŞAFİ ismi hurmetine tüm hastalara hayırlı şifalar versin amin.

    Bende bu yazıyı yazdığın için teşekkür ederim
    mufto 27;

    sizde de aileden kaynaklı böyle kimlik bunalımları oldu mu ? Yazıda biraz kendimi gördüm dediğiniz ayrıntılar nelerdi ? Cevabınızdan ötürü ben de teşekkür ederim.
  13. perseküsyon Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: mufto 27
    Ve ben de metot değiştirerek size Önerdiğim yani Rabbimizle paylaşma yöntemini onermeye başladım ve alınan sonuç kağıda yazılanlardan aldığım sonuçtan çok çok daha iyi )
    Valla mufto27.. kağıda yazmasam da sürekli Rabbimle içsel konuşma durumundayım Cehenneme gitme takıntısı da yaşıyorum Sürekli ölümü ve sonrasını düşünüyorum. Sence bu iyi midir yoksa kötü müdür ? İbadete yoğunlaşmam lazım...
  14. perseküsyon Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: _çalıkuşu_
    Ve bir doktor kaygı bozukluğu olan akrabama günlük yazmayı önermiş.ben de neden olmasın dedim ve yazmaya karar verdim.mufto27 nin dediği gibi yazıyorsun ama duruyor orada.fakat yazdıklarını hic tanimadigin kimselerle paylastiginda durmuyor orada bunu keşfettim.birilerinin okuyup hak vermesi de rahatlatiyor.velhasıl bu yol beni rahatlattı hatta rahatlama sonucu bunalımdan çıkmış olmamla maneviyatimin güçlenmesine de hizmet etti.tavsiye ederim
    Günlük tutardım eskiden ama orada çok özel şeyler paylaşıyorsun. Bazen başkalarından sakladığın sırların vs. oluyor. O yüzden herkesin okumasını istemem.
  15. perseküsyon Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: DURU
    Aslında çevremize baktığımızda (gerek sanal gerek reel) pek de güven duyabileceğimiz insan kalmadığını görürüz.Hal böyle olunca en sağlam arkadaş kağıt kalem gibi duruyor.En azından nankör değil.Sen ne yazarsan o oluyor.Yanlış anlaşılma yok,sen kızsan bile o susuyor.Söylesene şu devirde kim bir kağıt kalem gibi kanaatkâr.
    Çok yerinde analizler...
  16. mufto 27 Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    @DURU teşekkür ederim.
  17. mufto 27 Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: perseküsyon
    mufto 27;

    sizde de aileden kaynaklı böyle kimlik bunalımları oldu mu ? Yazıda biraz kendimi gördüm dediğiniz ayrıntılar nelerdi ? Cevabınızdan ötürü ben de teşekkür ederim.
    Küçükken gördüğümüz baskılar ve anlaşılmamak vb sorunlar ayrıntıya giremicem kusura bakma kardeşim
  18. mufto 27 Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Kardesim tabiki iyidir. Rabbin ile içsel olarak konuşmak seni Rabbinden haberdar eder Rabbine yakın eder ve bu senin beynine Rabbim beni görüyor ve benden haberdar düşüncesini yerleştirir ve buda seni büyük oranda kötülük haram ve günahlardan uzak tutar )

    Aynı şekilde cehenneme de girmeyi düşünmek yine seni hatalardan günah ve haramlardan korur ve kötü işler yapmaktan alıkoyar.
    Ama bunun yanında cennete girme umudunda olsun kardeşim çünkü

    ALLAH azze ve celle kuran-ı Kerim'de söyle buyuruyor;


    Secde Suresi 16. Ayet - Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için), vücutları yataklardan uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.

    Havf ve reca arasında olunuz buyuruyor allah . Yani korku ve umut arasında olun diyor.
    Sen kork zira bu korku seni İbadete yaklaştırır
    Ve diğer yandan da umutlu ol buda senin korkarak yaptığın ibadete tat almana ve ibadeti dahada arttirmana vesile olur.

    Sen Hz Ebubekir radıyallahu anh gibi düşün

    "Cehenneme bir kişi girecek deseler okişi ben miyim diye korkarım..Cennete bir kişi girecek deseler O kişi benmiyim diye umutlanırım."Hz Ebubekir r.a

    Ben kötü birsey göremiyorum kardeşim. Rabbim seni muvaffak eylesin ibadetlerinde
    Şunları unutma kardeşim
    1. İslam dini pratik dinidir.
    Kuran okumayi alışkanlık haline getir namazları devamli kıl vaktinde kıl
    2. Ney ile ugrasırsan onunla haşır neşir olursun
    Camilerde kıl namazını hocalar ile sohbet et konuş sohbete gidebileceğin bir yer varsa gidebilirsin


    Rabbim seni ibadet ile haşır neşir olan kullarından eylesin Rabbim seni sevdiği rahmet merhabet ve mağfiret ettiği kullarından eylesin.
    Rabbim sana hayırlı olanı versin kardeşim
  19. Duman6Kestik Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Perseküsyondan nasıl kurtuldun? Yada Nasıl kurtulabiliriz? İlaçlar çok az işe yarıyor neredeyse problemin %90ı hala var perseküsyon