TEKSAN İnovatif Medikal Ürünler İstanbul, Bursa ve İzmir'de
View RSS Feed

ENGELLİLER OLİMPİYATl

Yıllar önce, Amerika’nın bir şehrinde sadece engellilerin katılabildiği bir olimpiyat düzenlenmişti. Zaten organizasyonun adı da ENGELLİLER OLİMPİYATl’ydı. Yarışmacıların tamamı, ya bedensel yahut zihinsel olarak engelliydi. Sıra 100 metre finaline geldiğinde, finale kalan dokuz engelli atlet, başlama çizgisinde yerlerini aldılar. Başlama işaretinin verilmesiyle birlikte, bütün güçleriyle ileriye atıldılar. Her biri var güçleriyle bitiş çizgisine doğru ilerliyordu.

Bir tanesi hariç.
O henüz ilk iki metrede tökezleyip yere düşmüştü. Pistin ortasında öylece kalmış ve hüngür hüngür ağlamaya başlamıştı.
Öyle yüksek bir sesle ağlıyordu ki, öndeki sekiz yarışmacı onun sesini duydular, yavaşladılar ve durdular. Geriye dönüp baktıklarında yerde ağlayan arkadaşlarını gördüler ve bitiş çizgisine doğru koşmaktan vazgeçip, düşen arkadaşlarının yanına doğru koşmaya başladılar.
Aralarında Down Sendromlu bir kız vardı. Düşen arkadaşının yanına ilk o vardı ve eğilip göz yaşlarını silmeye, onu öpmeye başladı. Sonra da elinden tutup kalkmasına yardım etti.
Diğer yarışmacılar da, düşen arkadaşlarıyla ilgilendiler. Daha sonra hepsi el ele tutuşarak bitiş çizgisine doğru beraberce koşmaya başladılar.
Bu manzarayı stadyumda seyreden binlerce kişi ayağa kalkmıştı. Pistteki bu dokuz yarışmacıyı gözyaşları içinde alkışlıyorlardı. Hatta yarışma bittiği halde, alkışlar bir süre daha devam etti.
O gün bu olaya şahit olanlar, hayatları boyunca unutamaycakları bir ders almış oldular:
Kazanmak için her yolu denemektense, başkalarının da kazanmasına yardımcı olmak çok daha önemliydi. Evet bu bizi bir miktar yavaşlatacak ve kendi hedeflerimize koşarken gecikmemize sebeb olacaktı belki ama, birlikte kazandığımız küçük şeyler, tek başına kazandıklarımızdan çok daha iyi olacaktı.
(Diane Berke)

nurse1988 kullanıcı adlı üye henüz bir blog girişi yapmamış