Sayfa 1 / 5 12345 SonSon
Toplam 68 mesajın 1-15 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    22:34
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.873
    Alınan Beğeniler
    935
    Verilen Beğeniler
    1.229

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Bülent Küçükaslan

    13 yıldır omurilik felci nedeniyle tekerlekli sandalye kullanıyorum. Bugüne dek sakatlar arasında gördüğüm belki de en hararetli ve duygusal tepkilere neden olan tartışma sakat-engelli-özürlü kelimelerinden hangisinin kullanılacağına dairdir.

    Bazı arkadaşlarımız bu kelimelerden birini tercih edip, diğerlerinden hem rahatsız oluyor hem de duyduklarında bunu hakaret olarak algılayıp, kırılıyor. Bazı arkadaşlarımızsa aralarında hiçbir fark olmadığını söyleyip, “bunlara takılmayalım, işimize bakalım” diye konuyu geçiştirmeyi tercih ediyor. Bazılarımızsa “Sözü kimin söylediği önemli. Söyleyen kişi hakaret amacı gütmüyorsa çok da takılmamak lazım” diyerek orta yolda kalmaya çabalıyor. Ama kim neyi tercih ediyor olursa olsun şu bir gerçek ki, bu konuda bir şeyler söylemeden edemiyoruz...

    Ben, işte tam da bu içe işleyen algıdan, daha doğrusu, söz söylemeyi tetikleyen provokatif yanından dolayı bu tartışmanın sakatlık konusunu politik alana taşımak için önemli bir fırsat yaratabileceğine inanıyorum. Zira bu kelimelerin toplumsal süzgeçten geçip bir sosyal role ve oradan da hitaba dönüşme süreci ile, o süzgeçten param parça halde dökülen bizlerin dönüp o kevgire bakışımızın, maruz kaldığımız dayatmaları fark edişimizin, bu ahmakça kurgulara karşı bilinçlenmemizin aynı anda görünür kılınabileceğini düşünüyorum.

    Ya da şöyle söyleyeyim: “sakat”dan “özürlü”ye, oradan da “engelli”ye geçiş öyle masum bir değişiklik değil. Bu süreç bir yandan bedenlerimiz üzerindeki iktidarın ana hatlarına işaret ederken, bir yandan da “Engelliler”i postmodern kapitalizmin sakatları* olarak raflara diziyor! Onun için, bu kelimelere hak ettiği politik anlamları yüklememizin ve bizlere dayatılan kurgulara karşı politik bir tavır alış olarak “grubumuzun adını koymanın” anlamlı olacağını düşünüyorum.
    Bu bağlamda neden Özürlü veya Engelli değil de Sakat kelimesini tercih ettiğimi izah etmeye çalışacağım...

    Özür(lü)
    Özür, “Bir kusurun hoş görülmesini gerektiren sebep, mazeret” olarak tanımlanıyor. Yani bir pişmanlık, bir mahcubiyet var bu “Özürlü”nün temelinde: “Kusura bakmayın ne olur, sakatım, büyük bir kusurum var, hoş görün” denmiş oluyor. Ayrıca bir şeyi "özürlü" olarak nitelediğimizde (ki bu toplumsal algıda meta’yı çağrıştırıyor), o şeyin değerini başka bir "bütün”le kıyaslamış ve o "özürlü/eksik/hatalı şey"i de değersizleştirmiş oluyoruz.
    Kendi varlığımı değersizleştiren (tersten okursak “Normal”i yaratan, sağlam bedenleri “normal” olarak belleten ve sadece onu değerli sayan), bu da yetmiyormuş gibi varlığım için sağlamlardan hoş görü beklememi vazeden bu kelimeyi sevmiyorum ve reddediyorum. Bedenim bir kusur değil! Arkamdan bakıp sadece kamburumu görüyor ve fısıldayarak yanınızdakine bir şeyler söylüyorsanız, kusura bakmayın ama, sizin için sadece üzülebilirim. Ha, bir de özür dilemek isterseniz bir gün, bunu kabul edebilirim.

    Engel(li)
    Engel, “Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, pürüz” olarak tanımlanıyor. Yani burada da sorumluluk bedene yükleniyor. Bir şeyler gerçekleştirebilmek lazım (bu çok önemli!) ve/fakat “engel”i olan sakatlar bunu yapamıyor! Peki, ne oluyor bu durumda? Her şeyden önce “normal” denen şey bedenine söz geçirebilmek ve koşmak, zıplamak, uzanmak, görmek, işitmek, zıpkın gibi olmak, yorulmamak şeklinde kodlanıyor. Bu kurguyu kabul ettikten sonra iş geliyor “sakatlığı engel olduğu için” bunları eyleyemeyenlerin değersizleştirilmesine. Buradan sonra oraya sıçramak kolay: Merdiven çıkabilmek lazım, ayakları sakat olduğu için bunu yapamıyorsa biri, o engellidir (Yazık). Önünüzde iki seçenek var, ya sorunlu bedeninizi tamir ettirecek ya da bu eksiklikle yaşamaya alışarak “merdivenin dibinde” dolanacak ve orada olan her neyse onunla yetineceksiniz.
    Bir şeyleri yapıp etmeye bir değer atfedip, sonra onu yapamayan/edemeyen kişiyi o eyleyememek üzerinden anlamlandırmak çok kurnazca! Hem “neden o merdiven var?” sorusunu unutturup toplumsal sorumluluğu yok saydırıyor, hem de kendi bedeniyle sorunlu hale getirilen insanların “ne oluyoruz” diyerek kafasını kaldırmasının önüne geçiliyor. Ve tabii bu da yetmiyor... Taştan su çıkaran kapitalizm, “Kaderin üstünüze boca ettiği engelinizi aşabilirsiniz. Bunun için reçetelerimiz ve ürünlerimiz var! Hey, sağlamlar... Sizler de bu kader kurbanlarına yardım etmelisiniz” diyerek, sakatları müşteri haline sokuveriyor.
    Tüm bu nedenlerden ötürü postmodern kapitalizmin sakatı olmayı da reddediyorum. Elde kalıyor “sakat”.

    Sakat
    “Vücudunda hasta veya eksik bir yanı olan” şeklinde tanımlanmış. Bence içinde sorunlu yanlar olsa da (Bir gözü olan kişi ne hastası? Peki ya elinde 6 parmağı olan kişinin eksiği ne? Kim neye göre tam? Tam denen şeyi kim belirliyor?..) tanım özünde sade bir hâl tespiti içeriyor denebilir. İyi niyetli bir bakışla bu tanım için, “kişinin bedeninde kontrolünde olmaksızın var olan alışılagelmişin dışındaki fiziksel veya ruhsal durum” diyebiliriz. Burada Özürlü ve Engelli’ye kıyasla bir değer biçme yok, bahane uydurma yok, hiyerarşi yok, dışlama yok.

    Hasılı, yeri geldiğinde “Sakat Bülent” diye anılmam gayet güzel. Evet, sakatım, bu kadar basit.
    Ama Sakat kelimesini sahiplenmemi sağlayan çok önemli bir şey daha var... O da bu kelimenin çağrıştırdığı bedenin, insanlar tarafından “düşük, döküntü, ürünün düşük nitelikli olanı” olarak kabul ediliyor olması. Yani benim bedenim sağlamların gözünde böyle! Döküntü. Değersiz.
    Yanılıyorlar! Sakat bedenim en az onlarınki kadar güzel, onların kendilerini sevdiğinden daha çok seviyorum kendimi. Birbirinden farklı sonsuz sayıda beden olduğunu ve herkesin birbirinden farklı hissettiğini biliyorum. Gerçek özgürlüğün kurgulanmış ve aslında hiç var olmayan beden kalıplarından kurtulmak olduğunu, aynaya bakıp kendime burun kıvırmamın ne kadar aptalca olduğunu ve yaşamı ne kadar dayanılmaz kıldığını da biliyorum. Kendine yabancılaşmış insan şu kısacık yaşamdan keyif alabilir mi?
    Kilomdan, burnumdan, sırtımdan, belimden, bacaklarımdan huzursuz oluyorsam, yaşamımın aslında kendi ellerimde olmadığını da kabul etmiş olurum. Ben o kadar ahmak değilim. Onun için, Sakat güzeldir ve Sakatlık politiktir.


    * Çağrı Doğan’ın Birikim’deki güzel yazısının başlığından alıntılanmıştır: "Engelliler: postmodern kapitalizmin sakatları"
    - Arkadaşlar, lütfen sorularınızı özel mesajla iletmek yerine ilgili foruma yazarak cevap arayın. Böylece hem soru-cevaplardan herkes yararlanır hem de en doğru cevaba en hızlı şekilde erişmiş olursunuz.
    - Lütfen sorunuza cevap aldıktan, bir sorununuza çözüm bulduktan sonra dönüp gitmeyin. Siz de başkalarına yararlı olmak için bilgilerinizi, tecrübelerinizi, duygularınızı paylaşabilirsiniz. Unutmayın, siz nasıl yana yakıla cevap arıyorduysanız, başkaları da içine düştüğü açmazdan çıkmak için aynı hararetle sorularına cevap arıyor...

  2. #2
    Yasaklı Üye
    saww Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2011
    Son Giriş
    17.09-2012
    Saat
    14:38
    Mesaj
    2.171
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    An itibarile bende sakatım

    Sosyal devlet gelirse engelleri kaldırırsa engelliyim

  3. #3
    Üye
    seker kiz Avatarı

    Gerçek Adı
    Melike
    Üyelik Tarihi
    05.08-2008
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    00:37
    Yaşadığı Yer
    Antalya
    Mesaj
    1.848
    Alınan Beğeniler
    23
    Verilen Beğeniler
    17

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    kelimelere takılmak bir anlamda sakatlığı kabul etmemek beğenmemek ve bunu kelimelere yansıtmak durumu gibi geliyor bana. sakatlığımı çok normalmiş gibi algılamak ve onu sevmek de benim için aynı şey.sadece bir savunma mekanızması.halbuki sakat , özürlü, engelli kelimeleri arasında hiç bir fark yok.sakat olduğunu kabul etmeyen bir birey engelli olduğunu da kabul etmmeli..sakat, engelli, özürlü, benim için hiç bir şey değişmiyor.ben yine aynı benim.bundan hoşlansam da hoşlanmasam da.. kendimize muhteşem bir sıfat bulduk diyelim. kelimelerin bize kendimizi daha değerli hissettireceğini hiç sanmıyorum ..

  4. #4
    Üye
    Cumali Avatarı

    Gerçek Adı
    Cumali
    Üyelik Tarihi
    11.08-2006
    Son Giriş
    08.12-2017
    Saat
    14:38
    Yaşadığı Yer
    ELAZIG
    Mesaj
    249
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bazılarınında gecmıste sakat kelımesıne olan uzuntusu ve takıntısıda olabılır mesela kucuk cocukların sakata bak dıye alay etmesı yada hor gormesı dıslanmasından yana takıntı yapabılır...bende o tur kelımelerı hıc aldırıs etmıyorum ama soylene baglı onuda burda demek ıstemıyorum

  5. #5
    Üye
    NAR-İ Avatarı

    Üyelik Tarihi
    19.03-2007
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    14:45
    Yaşadığı Yer
    xxxx
    Mesaj
    35
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Önemli olan sakat, engelli, özürlü hangisiyle hitap edildiği değil, önemli olan önümüze çıkardıkları engeller. Bütün toplum bunu yapmasın yeterli bizim için. Bize fırsat verilsin. Şeklimize bakılıp, isteklerimiz red edilmesin bu bizler için yeterlidir.

  6. #6
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    22:34
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.873
    Alınan Beğeniler
    935
    Verilen Beğeniler
    1.229

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu, sakatlar içinde de çok hararetli bir konu. Sakat olmayan biri için bu tartışmaya katılmak ya da taraf olmak sahiden zor. Ben ki on yılı aşkın süredir sitede "sakat" kelimesini kullanıyorum ve hala bundan alınan, "kullanma, ayıp" diyen insanlar var. Sakat olmayanları düşünemiyorum bile...

    Aslında bakılırsa kim neyi istiyorsa kullansın. Kelimleri kullanırken onlara anlam yüklemiyorsanız, hangi kelimeyi kullandığınızın çok bir önemi de yok. Sadece, Sakatlık mevzuunu politik bir alana çekme derdi olan insanlar bu kelimelere hak ettikleri anlamları yükleyerek kullandığında, bu kullanım, sakatlar arasında kullananın niyetine uygun olarak algılansın, derdim bu. Sakatlar Amerika'da, İngiltere'de, Almanya'da vs. nasıl sakatlık temelinde politize olmuşsa, akademia sakatlık çalışmaları konusunda nasıl önemli bir yol katetmişse (bkz), bizde de bu yol açılsın, sakatlar açılan bu yoldan içeri bir girsin, alanda yerini alsın istiyorum.
    - Arkadaşlar, lütfen sorularınızı özel mesajla iletmek yerine ilgili foruma yazarak cevap arayın. Böylece hem soru-cevaplardan herkes yararlanır hem de en doğru cevaba en hızlı şekilde erişmiş olursunuz.
    - Lütfen sorunuza cevap aldıktan, bir sorununuza çözüm bulduktan sonra dönüp gitmeyin. Siz de başkalarına yararlı olmak için bilgilerinizi, tecrübelerinizi, duygularınızı paylaşabilirsiniz. Unutmayın, siz nasıl yana yakıla cevap arıyorduysanız, başkaları da içine düştüğü açmazdan çıkmak için aynı hararetle sorularına cevap arıyor...

  7. #7
    Yasaklı Üye
    Mesut. Avatarı

    Gerçek Adı
    mesut
    Üyelik Tarihi
    30.10-2010
    Son Giriş
    20.03-2016
    Saat
    01:07
    Yaşadığı Yer
    Diyarbakır
    Mesaj
    812
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    5

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu kelimelerın politikayla ne ilgisi var ben çözemedim+ kapitalizmle ne ilgisi var çözemedım fkt sanırım maksat idioloji karalamaktır.
    Özür kelimesine bende karşıyım, Bir insan engellinden dolayı değil ahlakından dolayı özürlü duruma düşmelidir. Bir insanı engellinden dolayı özürlü konumunda göstermek, insanlığa en büyük hakkarettir. Bir insanı insan yapan onun bedenınden çok düşünce ve ahlakıdır. bu durumda özürlülük düşünce ve ahlakta aranmalıdır bedende değil.

    Engelli, en uygun kavramdır. nitelim kulak sağırsa duymaya engeldir, göz kör ise görmeye engeldir, ayak felç ise yürümeye engeldir. Bunda karşı çıkacak ne var anlamış değilim. makalede merdiven neden var sorusunu sormuş, merdiven yukarı çıkmak için vardır, kişi ayağı felç ise merdivenı çıkamaz buda onun ayaktan dolayı engelli olduğunu gösterir. Kapitalizme gelince evet reçeteleri var, işitme cihazı, gözlük yada tekerlekli sandlye. Bunun neresi yanlış? Evet engellimizden dolayı devletin bizler için imtiyazlı kanunlar çıkarması lazım. bunun neresi yanlış? Buna müşteri olmak demekse neresi yanlış? müşteri olup cihazları almayalımda ne yapalım? duymayalım mı, görmeyelım mı. tekerlekli sandalyeyle yürümeyelim mi?

    Sakat kelimesi ne anlama geldiğini bilmiyorum ama yukardaki tanımlara bakarsak kulanılmasında bir sorun yoktur bencede.

    İşin aslı niyet önemlidir, bu kelimelerı kulanan bir çok insan bizim gibi bu kavramlrı derınden düşünerek kulanmaz. onların açısından bunların hepsi eş anlamlıdır. Yanı alınganlığa gerek yok. tabiki doğru olanı kulanalım fkt yanlış kulananıda hemen ard nıyetli sanıp kırılmayalım.

  8. #8
    Üye
    H.P Avatarı

    Gerçek Adı
    Fatih
    Üyelik Tarihi
    23.10-2003
    Son Giriş
    17.05-2014
    Saat
    21:02
    Yaşadığı Yer
    Malatya
    Mesaj
    193
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Hangi kelimeyi kullanırsanız kullanın, noksanlığı ifade ettiği sürece hakaret olarak kullanılmaya mahkumdur. Kaldı ki, "akıllı"yı bile yeri geldiğince hakaret amaçlı kullanabiliyoruz. Politikaya malzeme olacak kadar önemli bir konu olduğunu da zannetmiyorum.

    A Partisi > Beni seçerseniz size engelli diyeceğim.
    B Partisi > Beni seçerseniz size özürlü diyeceğim.
    C Partisi > Beni seçerseniz size sakat diyeceğim.
    Ç Partisi > Beni seçerseniz size sevgi kelebekleri diyeceğim : )

    Geçelim artık bunları

  9. #9
    Üye
    MeTePe Avatarı

    Gerçek Adı
    Hastalık Sormayın
    Üyelik Tarihi
    24.02-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    21:48
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    4.656
    Alınan Beğeniler
    535
    Verilen Beğeniler
    149
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Muhteşem bir konu başlığı...

    Ben sakat, engelli veya özürlü değilim. Ama yıllardır işim gereği bu tür bireylerle içiçe yaşıyorum. Açık konuşmak gerekirse hangi sözcüğü kullanmam gerektiği konusunda bunca yıla rağmen hala sıkıntı yaşıyorum.

    Benim için kişinin, sakat, engelli, özürlü, yeşil, ateşli, kırmızı veya beş diye sıfatlandırılmasının bir önemi yok. Çünkü hangi sözcüğü kullanırsam kullanayım benim için ifade ettiği anlam aynı. Yani özürlü dediğimde "bu kişinin özür dileyecek bir kusuru var" veya engelli dediğimde "bu kişinin kendini engelleyen zaafları" var diye bir algım olmuyor. Benim için her 3 sözcüğün de anlamı aynı: Bir durum belirtiyor ve bu durum o kişinin "özel" olduğunu, özel gereksinimleri olduğunu ifade ediyor.

    Ama bu sözcüklerin hangisini kullanırsam kullanayım, karşımdaki bireyin bunu nasıl algılayacağını düşünmeden edemiyorum. Ben "özürlü" dersem bundan rahatsız olur mu? "Sakat" dersem hakaret gibi kabul eder mi? Herhalde biraz yeni bir sözcük olduğundan "engelli" sözcüğü çoğu kişi tarafından temiz bir başlangıç gibi algılanıyor.

    Sözcükler algılarla doğrudan ilgilidir. İngilizcede "handicapped" olarak bilinen sözcüğün ayıp kabul edilerek "disabled" şiklini alması da sanırım benzer bir süreç.

    Şimdi algı kısmına girmişken... İngilizce "Dumb" sözcüğünün 2 anlamı vardır. Hem sağır, hem aptal anlamına gelir. Çünkü bundan 80-100 yıl öncesine kadar sağırların birşey anlayıp konuşamadıkları için aptal oldukları düşünülürmüş. Bu sözcüğün 2 anlamlı kullanılması tamamen bu algıdan kaynaklı. Eh şimdi hepimiz işitme engeli ile zekanın yakından uzaktan alakası olmadığını biliyoruz. Sözcüğün semantik yapısı değişmiş oluyor.

    Bence burada önemli olan boyut, kişinin kendini hangi yere oturttuğu ile ilgili.. Biz yazılarımızda "özel gereksinimli bireyler" demeyi tercih ediyoruz. Çünkü bir sınıflandırmadan çok kişinin durumunu ortaya koyuyor.

  10. #10
    Üye
    BaY_Cin Avatarı

    Gerçek Adı
    DeVRim
    Üyelik Tarihi
    18.06-2005
    Son Giriş
    08.03-2015
    Saat
    19:33
    Yaşadığı Yer
    Buralardan
    Mesaj
    801
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sakat, Özürlü, Engelli, başka ne diyolardı bize eksik, noksan, yarım, çarık çürük, yav arkadaş vücudunda bir şekil bozukluğu uzuvlarında fazlalık noksanlık yada yine şekil bozukluğu herhangi bir organında noksanlık yada hastalık vs vs örnekler çoğaltılabilir, bunlar varmı var, eee bunlar varken ve bunların varolduğunun bilincindeyken, sağda solda vücuttaki eksikliğin bi önemi yok sakatlık kafadadır ifadesini kullanırken, söylenen söze takılmak hakkaten sakatlık

    Ben sakatım engelliyim özürlüyüm hıyarım cacığım noksanım yarımım çarığım çürüğüm AMA NE OLURSA OLSUN BU HAYATTA VARIM . . !!

  11. #11
    Yasaklı Üye
    saww Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2011
    Son Giriş
    17.09-2012
    Saat
    14:38
    Mesaj
    2.171
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Mesut. Mesajı Gör
    Bu kelimelerın politikayla ne ilgisi var ben çözemedim+ kapitalizmle ne ilgisi var çözemedım fkt sanırım maksat idioloji karalamaktır.
    Engelli paragrafını bi kaç kere okursan alakasını anlarsın!
    Kapitalizm biz engelliler üzerinden kar ediyor ya. Bir protez almak ancak zenginsen mümkün!
    Kısacası paran yoksa yürümek yassak! Kapitalizmin acımasız gerçek yüzü!

    Kaldırmı sana göre düzenlemiyor. Asansör yapmıyor.
    T.sandalye, protez vermiyor.
    Bugün iyi bir t.sandalyenin, iyi bir protezin insan hayatını nasıl kolaylaştırdığı aşikardır.
    E bunları devlet karşılamadığı için insanlar bu araçlara ulaşmak için kapitalizm in kirli ideolojisine alet olmak zorunda.
    Bunlara ulaşmak için kapitalistler gibi düşünmek, başkalarının kaynaklarından çalmak zorundaki bu araçların ücretini cebinden verebilsin!
    Bir insan zengin oluyorsa. En az on kişi fakirleşiyordur.
    Kapitalizm budur. Kapitaliz başkalarının yaşamsal haklarını engellemektir. Kendi lüksü için insanların yaşam kalitesini düşürmektir.
    Dünya kaynaklarının adaletsiz dağılımıdır.

  12. #12
    Üye
    code Avatarı

    Üyelik Tarihi
    26.08-2011
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    227
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bülent beyin tüm yazdıklarına katılıyorum.

  13. #13
    Üye
    deryaaslanturk Avatarı

    Gerçek Adı
    Derya
    Üyelik Tarihi
    11.05-2005
    Son Giriş
    30.11-2017
    Saat
    15:21
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    385
    Alınan Beğeniler
    12
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ya akadaşlar ben sizleri okuyunca valla hayretler içerisinde kalıyorum.
    Bizlere okuyamıyor eğitim alamıyor konuşmayı bilmiyor kültürsüz diyenler halt etmişler gelsinler de şu satırları bir okusunlar. En bilgilisi sizlerin yazdıklarınıza yetişebilirse atayım kendimi ODTü'nün en yüksek binasının penceresinden.

    Neyse ben diyeceğimi diyeyim sonra yazdıklarınızı okuyup bir şeyler kapmaya çalışayım.

    Vallahi de billahide benim için hiç fark etmiyor. Özürlü de diyebilirler engellide. Sakat da diyebilirler hatta topal da. Sağır deseler nolmuş kör deseler nolmuş. Sonuçta ben bilmiyormuyum eksik olduğumu. Siz bilmiyormusunuz eksik olduğunuzu. Bir arkadaşımız demiş ya hani diyenin bunu nasıl ne amaçla söylediği önemli diye. İşte buna katılmamak mümkün değil. Bana sakat engelli topal yada herneyse diyen kişi bunu derken beni aşağılayarakmı söylüyor bu önemli sadece benim için. Gerisi vız gelir tırıs gider.

    Ben ortezimi protezimi rahat rahat yaptırabiliyormuyum, tekerlekli sandalyemi akülü sandalyemi alıp hayata karışabiliyormuyum, çocuğuma çocuklarıma bakarken gerekli desteği alabiliyormuyum, maddi olarak kendime aileme yetebiliyormuyum, sokaklara çıkıp rahatca gezebiliyormuyum, sinemaya tiyatroya gidebiliyormuyum yardımsız, bir cafede bir barda arkadaşlarımla oturabiliyormuyum özgürce, yollar rampalar bana uygunmu, yaşadığım mekan çevre özrüme uygunmu ? Ben bunlara bakarım. Yoksa bana ha sakat denilmiş ha özürlü ha topal denilmiş ha engelli hiç farketmez hemde hiç.

  14. #14
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    09.12-2017
    Saat
    01:35
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bizler bu 'engelli' terimini yasadigimiz sorunlarin merkezini bedenimizdeki sakatliga esitleyen anlayisa bir baskaldiri olarak kullaniyorduk. Engelli diyorduk cunku bedenimizdeki sakatligi bahane edenler bizim sosyal hayata dahil olmamiza gerek art niyetleri gerek umursamazliklari gerekse bilincsizlikleri nedeniyle engel oluyorlardi. Bizler de bedenimizdeki sakatlik sorun degil sorunun kaynagi sizin sakat bedenlerimiz icin yarattiginiz engellerdir anlaminda bir tavir almistik kendimize engelli diyerek. Ancak bu yazida dogru bir sekilde tespit edildigi gibi zaman icinde engelli kelimesinin bizim vurgu yaptigimiz sekilde meselenin sosyal mahiyetine bir vurgu olmaktan cikip 'ozurlu' kelimesinde oldugu gibi bedenimizdeki sakatligin -dolayisiyla bizlerin- mahkum edildigimiz bir tur suclama sifati gibi kullanildigini gorduk. Eger bir seyler yapilamiyorsa sakat yani engelli bedenin kendiliginde olan dogal bir 'eyleyememe' sorunuydu bu...

    Buradan sunu anliyoruz ki bizi tanimlayan terim ne olursa olsun aslinda sorunun ozunu olusturan sey kelimelerden ziyade kelimelerin kullanildigi toplumsal kodlarin o kelimelere yukledigi dogru/yanlis anlamlardan ibaret. Icinde yasanilan toplumun sembolik kodlarinda engelli kelimesi de sakat veya ozurlu gibi yasanilan sorunu bedensel niteligin dogal bir ciktisina indirgeyerek toplumsal hayatin dislayici kurgusunu yok sayiyor. Ve bu toplumsal kod degismedikce sorunun kaynagini surekli gizleyen anlayis sakat kelimesine de ayni seyi yapacak. Ozurlu kelimesiyle sorunu bedensel "yetersizlikle" esitleyen birileri bizim kurtulus akcemiz engelli kelimesine bunu yapmaya devam ettiyse sakat kelimesinin de kurtulusu oldugunu sanmiyorum. Cunku bizi tanimlayan terim ne olursa olsun kolektif kodun carpik mahiyeti ona yine kendi rengini verecektir. Yazi engelli kelimesine bizim yukledigimiz sosyal boyutun umursanmayip kelimenin icinin yine birilerinin anlayisina katkida bulunacak sekilde dolduruldugunu tespit etmesi acisindan yerinde bir degerlendirme. Ancak 'sakat' kelimesinde israr etmenin sorunu cozme adina bize ne katabilecegi sorusu ortada kalmis.

    Ote yandan bu meselede hakli sekilde ortaya cikan tepkilerin gereksiz sekilde sakat bedene ovguler icermesi kacinilmaz mi acaba diye sormadan edemiyorum. "Tavrinizi reddediyorum cunku benim sakat ama cok guzel bir bedenim var" vurgusunu garip bir tavir olarak goruyorum. Sakatliga veya sakat bedenin guzelligine dair ovgunun verdigimiz mucadelenin hakli mahiyetiyle alakasiz bambaska bir konu oldugunu dusunuyorum. Sorun 'haklilik' ise bedenimizin guzelligi ya da cirkinligi uzerinde durulmasi son derece yanlis zira. insanin kendisini sevmesi veya degerli olmasinin olcutu sakat bedenini estetik gorme zorunlulugundan mi gecer? Bireysel anlamda sakat bedeniyle yildizi hic barismamis bir kisi kendisini sevmiyor mudur da israrla boyle bir tavir aliniyor? bunu kabul etmekte zorlaniyorum.

  15. #15
    Yasaklı Üye
    sevgisizz Avatarı

    Üyelik Tarihi
    06.02-2010
    Son Giriş
    21.11-2014
    Saat
    16:13
    Mesaj
    47
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Eeee o zaman kendi kurduğun siteni neden "sakatlar.biz" com,net vs değilde "engelliler.biz" diye sormazlarmı adama?




Sayfa 1 / 5 12345 SonSon

LinkBacks (?)

  1. 05.10-2011, 22:35
  2. 05.10-2011, 19:40
  3. 30.09-2011, 00:34
  4. 27.09-2011, 22:59
  5. 27.09-2011, 14:59