Sayfa 6 / 8 İlkİlk ... 2345678 SonSon
Toplam 113 mesajın 76-90 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #76
    Üye
    suatmine Avatarı

    Üyelik Tarihi
    12.04-2007
    Son Giriş
    04.12-2008
    Saat
    00:33
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    13
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    toplumda engelliye bazen eski amerikadaki gibi zenci mağmelesi yapıldığına inanıyorum. çünkü öyle şeylere şahit oluyorum; engelli kendi ailesi içinde bile dışlanıyor çocuk mağmelesi görüyor kocaman aklı başında insan olduğu halde.
    bizi engellimizle değerlendiriyorlar. buna çok şahit oldum. ablayken abla yerine konulmuyorsun yapacağınız işi yapamazsın diye engeliyorlar. yaptığınızda da seslerini çıkaramıyorlar.
    bunları kaldıra bilmemiz için insanın kendiyle barışık kendine güvenmesi lazım diyorum ben

  2. #77
    Üye
    shukufe Avatarı

    Üyelik Tarihi
    20.01-2007
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    5.452
    Alınan Beğeniler
    114
    Verilen Beğeniler
    168

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    sahsen ben baykenın ulastıgı fenafıllah mertebesının altı ne olursa ona ulasmak bısıler ogrenmek ıcın okuyorum sıtedekı yazılarını
    peganın ılacı patentını alınca haber versınde sıtece kullanalım :wink:

  3. #78
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    sevgili shukufe benim daha anlaşılır bir dille açıkladığımı sandığım pegasus'un cümlesi gerçekten her engellinin amentüsü olması gereken bir sentez. o yüzden ilaça benzettim. kapak ve prespektüs benzetmem ise pegasus'un kullandığı dilin karmaşıklığına bir serzenişti. :wink:

  4. #79
    Üye
    shukufe Avatarı

    Üyelik Tarihi
    20.01-2007
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    5.452
    Alınan Beğeniler
    114
    Verilen Beğeniler
    168

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    aynen anladım oyle yazdıgınızıda ben anlatamadım galıba cunku anlatmam yetersız
    benım sagır olmam o kadar nefretlık olmasada hıslerımı kendımce anlattım dıyım sız devam edın bızde zevkle okuyalım

  5. #80
    Üye
    narziss Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.07-2007
    Son Giriş
    06.11-2016
    Saat
    02:27
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    57
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Neyden nefret edeceğiz anlamadım...Hayatı olduğu gibi kabul edersin ,sakat olduğun için ne şükür edip bir kenara oturursun,ne de nefret edersin.Annem sık sık ''olan ile ölen in önüne geçilmez ''der.Bir şeyi olduğu gibi kabul edip ,yoluna devam ediyorsak nefret etmek içinde bir nedenimiz kalmaz.
    Burada bazılarınız nefretle yaşanabilir demiş,fakat nefretle geçen bir zamanı ne kadar yaşadım diyebiliriz ki?

  6. #81
    Üye
    Loret Avatarı

    Üyelik Tarihi
    06.06-2005
    Son Giriş
    07.02-2014
    Saat
    21:17
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    13
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bencede nefret yanlış.
    bence mümkün olduğunca engelimizi hayatımızın odak noktası yapmadan yaşamalıyız.

  7. #82
    Askıda Üyelik
    tarelif Avatarı

    Gerçek Adı
    Elif Köse
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İstanbul-Erzurum-Gemlik
    Mesaj
    408
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sizce sakatlığınızla barışık olmak, önünüze çıkan/çıkartılan engelleri doğallaştırmak/içselleştirmek ya da sınırlarınızı daraltmak sonucunu doğurabilir mi?
    Hayır.sakatlığımla barışık olmam yaşama isteğimi artırır.Kendimi hayata dahil eder ve beni sınırlandıracak şeyleri önlerim,tedbir alırım.El atabildiğim kadar olaylara kendimi dahil ederim.95’ten önce böyle değildim.Kendimi her şeyden ,herkesten soyutlamıştım.Ev-okul arasında mekik dokuyarak geçirdim onca yılı.Yaz tatillerinde bunalıma girerdim.Çünkü hayarım okula gitmekten ibaretti.O zaman sakatlığımı bırak kabullenmeyi farkedemiyordum bile.

    Sınırlara karşı hoşnutsuz olmak, hatta o sınırlara karşı (bu sınırlara sebep veya alet olan sakatlığa karşı da) nefret duygusu beslemek, o sınırları zorlamak için bir potansiyel oluşturur mu?
    Evet
    Süt güğümüne atılan kurbağanın sürekli hareket ederek ,süt yüzeyinde oluşturduğu kaymak tabakasıyla hayatta kalması gibi sınırlarımı zorluyorum.

    Adına ister hoşnutsuzluk ister nefret diyelim,kişinin birşeylerden rahatsız olması,değişime ve gelişmeye açık olduğuna karinedir.İnsan bazen olumsuz şeylerden bazen de olumlu şeylerden nefret eder,kaos olsun ister,kaos hayatla kurduğumuz bağ sayısını artırır.Kaosta,streste kendini savunma mekanizması,yaşama 4 elle sarılma mekanızması üretirsin.Vital gereksinimleri idame etmede dinanizm sağlar,moment ,mukavemet geliştirir…Sakatlığımdan nefret ediyorum.(engel ve özürlü kelimelerini ,palyançoya kullanılan renkli boyalara benzetiyorum)Yapamadığım şeyleri yapamamktan,insanlardan yardım istemekten,insanlara minnattar olmaktan ,topluma moral makinesi olmaktan(bana bakıp hallerine şükrediyorlamış),dışarıda o kadar susuzluk hissederken o lanet pet şişeyi açamaktan nefret ediyorum………….vs.Hep görmeye odaklanmışız ya,görme kardeşim düşün,beyin denilen organını çalıştır.Kimsenin duygularına ket vuramayız,bu nedenden karşımdaki bana üzüldüğünde ,izin veriyorum,üzülsün,etkilensin,onun en doğal özgürlüğü…Şahsiyetler bırakıyorum kendi yardım etme yeteneklerini hissetsin,ispatlasın,bu onların en doğal özğürlüğü…
    Yaşamak denilen kimyasal tepkimenin katalizörü nefret,kaos,hoşnutsuzluk,olumlu duygular olabilir.Ama tepkimeden çıkan madde herkeste birdir HAYATA TAHAMMÜL…Sakatlıkla yaşamak zor gelse de,yaşayacak bir nedenin olmasa da tahammül et hayata!

    Geçen bir arkadaşım, maratonda bir kişinin tekerlekli iskemlesini ,hızlansın diye aniden itnesiyle düşürmüş,kolu kırılmış.Bir de sandalyeye yardım edeyim diye düşünürken kişi zararda verebiliyor.Ben yapabileceğim bir şey olursa kişi yardım teklif ederse duymuyorum,bazen de sağol ben hallederim diyorum.Toplumda şöyle yanlış bir kanı var,karşındakine yardım edersen ona istediğin gibi davranabilirsin,onu aşağılayabilirsin.

    Hasan abi o herifi dövmek için kendini yorma ,enerji israfı yapma,ver parayı dövdür başkalarına.(benim bazen böyle düşüncelerim olur,dayak gerekiyorsa,vereceksin biraz para dövdüreceksin,şiddete karşıyım ama kişi ondan anlıyorsa neden olmasın ki)

    Hayat denilen denizde yalpalansak ta,nefretlerimiz olsa da bir şekilde gemiyi taşıyoruz.Rotalarımız farklı olsa da ,biz kaptanlar geminin hızını ayarlamak ve yolu bitirmek için bazı etkenlerden güç alırız.Bazıları yol arkadaşı bulur,bazıları duygularını yol arkadaşı yapar(nefrette dahil buna).Hedefimize ,vuslatımıza ulaşana kadar yolumuzda neler olduğunu herkes kendi bakıp görecek.

    Hasan abi beklide sen o herife duyduğun öfkeyle hayata daha da çok şey katmak isteyeceksin,daha çok yaşamak isteyeceksin.Neden olmasın ki?

    Sakatlığımın ve nefret düşüncemin kişiliğimi etkilediğine inanmıyorum.Arada bırakın çizgiyi ÇİN SEDDİ var.

    Hayat önüme hep köpek balıklarını,fırtınalarını çıkarsan da sana tahammül etmeyi seviyorum,bu olumsuzlukların bana direnme gücü veriyor.



    Ya da şöyle sorarsak: Sakatlık kavramı ile (tüm bedensel ve toplumsal kurgularıyla birlikte) sorunu olmak, varolan ve eleştirilen kabulleri sarsmak, değişim ve dönüşümü yaratmak için bir fişek ateşliyor olabilir mi?
    Yani önyargıları yıkmak,bir değişim/dönüşümü yaratmak için deli fişek ateşler hem de.Önyargıları yıkmak içinde gerçekçi olmaktan,kendimizi tanımaktan başlamalıyız.

  8. #83
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Dün Cevahirdeydim.
    Ramazan nedeniyle çaldıkları tasavvuf müziği bir süre sonra tahammül edilmez oluyor.
    Bir arkadaşımla buluşacağım ve trafik iftar saatinde tamamen açık olduğundan çok erken bir saatte gelmişim.
    Vakit geçirmek için bir kitapçıya giriyorum.
    Kitaplar cazibeli kızlar gibi göz kırpıyor.
    Yanlış bildiklerimiz diye bir kitap ilgimi çekiyor
    İçinde neler yok ki.
    Telefonu Graham Bell bulmamış mesela. Adam düpedüz hırsızmış. Telefonu ondan beş yıl önce bulan birisi parasızlıktan patent ücretini ödemeyince yolladıgı eskizler Bizim Grahamın eline geçiyor. İlginç bilgiler.
    Tıpkı ampulu Edison un bulmadığı gibi.
    Dünyanın en büyük canlısı Mavi balina değil bir mantar türüymüş.
    Zaten 2700 adet insan kütlesine sahip mavi balinanın boğazından ancak bir greyfurt gecebilirmiş...

    Neyse işte böyle bilgilerle dolu yüzlerce ayrıntının anlatıldığı kitaba dalmışken yanımdan bir tekerlekli sandalye geçti.
    Otuzlarında bir kadın. Suratında o bildik "ben önemliyim" ifadesiyle altının neyle doldurulduğunu merak ettiren abartılı özgüvenini takınmış geçiyor.
    Nedense bir sakat bir sakatı görünce ilgilenmesi gerekirmiş gibi selam vermemesini garipsiyorum. Hatta gıcık oluyorum kadına.
    Sonra aynı şeyi kendimin de yaptıgım geliyor aklıma.
    Bir yerde bir sakat gördüğümde sırf sakat diye ne selam veririm ne de ilgilenirim. Sonra kızdıgım için kendime kızıyorum. Çünkü muhtemelen selam verse bu seferde selam verdiği için sinir olacağım...
    Kitabıma dönüyorum.

    Aradan bir süre geçiyor ve ben para vermeden kitabın neredeyse önemli, tüm başlıklarını okuyorum. 15 ytl kardayım

    Derken arkadaşımla buluşmak için kitapçıdan çıkıyor ve sözleştiğimiz yere doğru yöneliyorum.

    Aniden -adı önemli değil- eskiden tanıdıgım bir sakat arkadası görüyorum. Çoktandır görmediğim bu şahısla da konuşmaya pek hevesli değilim. Hiçbir samimiyetimiz yok. İçimden ulan ne konuşacam ben bununla keşke gormeseydi beni diyorum. Çünkü bu arkadaşımızın alameti farikası gereksiz konusmalarıydı bana gore... Kas hastası, durumu oldukça vahim...

    Aramızda şöyle bir konuşma geçiyor.

    -O bülent naber ya neyliyon burda
    -iyi valla bir arkadaşla bulusacam da ona yetişmem gerek
    -ya dur iki dk konusalım.
    -fazla vaktim yok ama
    -Tamam tama nasılsın ya neler yapıyosun.
    -Ne olsun işte ugrasıyoruz sen nasılsın
    - Valla calısıyom bülent bu gördüğün akülü snadalyede işte bişeyler satıyorum. Günde elli ytl falan kazanıyom
    -Oo süper zenginsin yani
    Yok be ne zengini kısın calısamıyom. Hem arabam sürekli bozuluyor. Aküsü fazla dayanmıyor. Daha yeni iki milyara yakın masraf ettim. bir adam var. Kızı universiteyi kazanmıs diye sandalyesini satacakmıs. Onu almak istiyom. Cok iyi bi akulu o. Rahat ederim alabilirsem. ama evdekilerden korkuyom boyle cok para harcarsam. Hayat zor be bülent. Canım cok sıkılıyor.

    Bu arada ben onu dikkatle inceliyorum. Bir elini hiç kullanamadıgı için bir kemerle düşmesin diye baglanmıs. Hafiften kokuyor. Ona aksama dek tuvalet ihtiyacını nasıl giderdigini soruyorum. ellerinden birini sadece bilek hizasından joystigi kullanmak için hareket ettirmenin dısında kaslarını kullanamadıgı için tek basına bu ihtiyacını gormesi imkansız. Bunca yıldır defalarca duymama ragmen "bezliyim" cevabı bir garip geliyor bana. "Bezlenmek" kelimesi içimde acaip fırtınalar koparıyor. İçimden bir insan boyle bir duruma düşünce neden sakatlıktan nefret etmesin ki diye konusuyorum. Kendimi onun yerine koydukça öfkem artıyor. Korkunc bir şeymiş gibi geliyor. Dediklerini duyabilmek için yanına yaklastıgımda kesif kokuyla rahatsız olup geriye cekiliyorum. Karsımda gercekten durumu içler acısı bir insan var diye düşünüyorum.

    Konusmaya devam ediyor;

    -Bülent hyat cok zor. Bazen haddimi bilmiyorum. Allaha isyan gibi diyorum ki niye boyleyim ben. Bak kızları görüyorum. Çok güzeller, üzülüyorum. Benim hiç kız arkadasım olmadı. Zaten beni netsin kızlar. Benim altımı temizlemesi gerekir. Niye yapsın bunu. ama insan üzülünce allaha isyan etmemesi lazım demi. Sen de etmiyon demi bülent. (Susuyorum ne diyeyim bu soruya) Bülent çok üzülüyorum evlenmek istiyorum. ama kimse beni begenmiyor.

    İçimden "ya olm sen de hiç mi beyin yok. Netsinler seni" demek geçiyor. ama hemen aslında benim durumum ondan iyi olsa da kendimin de bir engelli oldugumu ve saglıklı bir insanın ben benzer bir söz söyledigimde aynı seyleri benim için düşünebileceği geliyor aklıma. Ve birden sakatlık derecesi, sosyal vb bir cok yonden ondan cok daha ileride de olsam kendimi onunla benzer bir kulvara koyuyorum. Canım sıkılıyor mu. Hemde nasıl... sonra kendime olm senin cıktıgın kızlarla sağlam arkadaşların bile çıkamıyor falan diyerek kendimi avutmaya calısıyorum. Ama moral bozuldu surlarda gedik açıldı bir kere...

    Devam ediyor usak

    Ya bülent nasıl diim hani biz de insanız ya. Ben cinselli,k yasamak istiyorum. hiç yasamadım. Parayla yapacam emme allahtan korkuyorum. Korkma yap diyorum araya girip. Olurmu cehennem var bülent. Öteki dunyada nasıl hesap veririm diyor. Olm korkma allah affeder diyorum. Ya yapamam ben yanarım orda hesap veremem diyor. Üstelemiyorum.

    Bülent ben allahtan cok korkuyorum. ama bazen soruyorum niye beni boyle yarattın diye. Ben bu güzel kızları gordukçe çok üzülüyorum. Neden benim bir evim eşim cocugum yok diyorum. sonra da kızıyorum kendime. Ben kimim ki allahın verdiğklerini begenmiyorum. ama biliyo musun keske kor olsaydım bülent Onalar kimseye muhtac degiller. Çocukları oluyor evleniyorlar. Beni kim netsin kim evlensin benimle. Param da yok gecim sıkıntısı var. Ben allahtan korkuyorum bülent. ama çok üzülüyorum ya neden ben boyleyim.

    İçim daralıyor. sorduklarına verecek tek bir cevabım yok. Oradan hzıla uzaklasmaktan baska bir şey düşünemiyorum. Sonra bir den söylediklerinin aslında insanlıgın en temel tartısmalarının özeti oldugunu farkediyorum. Çok basit ifadelere sıkıstırılan anlam aslında felsefenin süslü pullu tumturaklı ifadeleriyle milyonlarca kitaplara sıgdırılmış fikirlerin ozeti aslında. O konustukça ben onun yasamıni kendi varolusunun karsısında inancla nasıl avundugunu görüyorum. Avundugu imani degerlerle dunyanın gercekleri karsısında kurmaya calıstıgı denge o denli kaypak ki bir türlü beceremiyor ve bu dengeyi kurmaya calısmaktan ibaret bir hikayesi var. Aslında onca felsefenin özü de bu işte. İnsan içinde bulundugu gerçektler karsısında kendi varolusunu bir dengede tutmaya calısıyor, dinlerle, işle, ideolojilerle, aşkla ya da insanı hayata baglayan her ne anlamlı sey varsa. Onun korkuları da aslında özünde tamamen aynı. Sadece o cok süslü anlatamıyor varoluş sancılarını.

    Onu dinlemeye devam ediyorum. Sitede bütün kızlara nasıl asıldıgını. Kimsenin ona yüz vermedigini. Konustugu kızların gibdip baska engellilerle cıktıgını. Çok üzüldügünü söylüyor gülümseyerek. Bu gülümsemeden gözlerinde eser yok ama. Kabus gibi konusuyor. İnsan duyarlılıgının tüm sinir uclarına dokunuyor sözleri.

    O konusurken ona acııyor, kzıyor, sinir oluyor, üzülüyor, iğreniyor, gülüyor, şaşırıyor bilimum ne kadar duygu arsa girip cıkıyorum.

    Devam ediyor makineli tüfek gibi. Beni yakalamısken ve gitmeden hayatına dair ne kadar acı keder varsa ruhuma doldurup rahatlamak ister gibi konusuyor.

    -Bülent kendime cok kızıyorum ibadet etmedigim için. allahın bana verdikleri için ibadet etmemiz lazım degil mi ama yapmıyorum. Kendime üzülüyom boyle yapınca ama işte kotuyum. Ya bülen ben evlenebilir miyim sence, beni de sever mi birileri? Senin kız arkadasın var mı bülent. He var diyorum. İyi e cünkü sen güzel konusuyon. Agzın laf yapıyor. Çok okuyon demi bir de. İşte bak ben onu yapmıyom.Hemen sıkılıyom.Kızlar bilgili erkekleri severler. Ama ben ilkokulu bitirdim daha gitmedim. Kitap da okumuyom. Netsin kızlar beni.

    Agzım acık dinliyorum.Konudan konuya atlıyor.Sözlerini düşünürken o bambaşka bir konuya geciyor. bir yandan allahtan korkusunu ote yandan kadınlara olan korkunç açlıgını paylaşıyor. Kendi gerceginin de farkında. Arzuları ve gercekleri arasında korkunç bir çığğlıktan ibaret olan bu adam cevabı allaha sıgınarak arıyor ama orda bile huzuru bulamıyor. sıgındıgı hiçbir mistik liman bir sevgilisinin olmamasının verdigi sancıyı gideremiyor gibi.

    -bülent en son bi kızla tanıstım internette. Güzel konusuyorduk ama beni begenmedi. beni cahil buldu. bir de agır sakatım ya ben istemedi. Haklı olabilir netsin beni.Benim altımı neden temizlesin.

    -Ben korkuyorum bülent.Ya anam olurse bana kim bakacak. bir karım olsa o belki bana bakardı.

    Ulan diyorum içimden her,f kendini baktırmak için istiyormus bir sevgiliyi. sinirleniyorum içten içe. Yok sana sevgili mevgili diyorum içimden. Sevgi arayısında bile bir cıkar var lan manyak diyorum. Sonra yine empati yapmak zorunda hissediyorum kendimi. Onun kadar agır durumda olsam ne halt ederdim diye. Neyseki cevabımda oyle bir durumda olsam asla bir ikinci kişiyi trajedime ortak etmezdim diyorum. ama o da rahat ettirmiyor beni. O zaman şimdi de engellisin lan ne diye kızlara sarkıyorsun diyorum. Ama ben kimseye muhtac degilim ki diye itiraz ediyor içimden bir ses. Her işimi kendim gorurum. Kimsenin yardımına bir basamak cıkmayacaksam ihtiyacım yok. Olsun diyor içimdeki ses. Yqardım istemesen bile yapamadıkların var. Sen birlikte oldugun kıza sadece yapabildiklerin uzerinden degil yapamadıkların uzerinden de bakmalısın. Mesela hasta olsa ona yardım edemezsin. Mesela... düşünüyorum aklıma bir şey gelmiyor baska. ama nedense kendimi suclu gibi hissediyorum. İlla onunla ortak bir yanım oldugunu kabul etmem gerekir gibi. Basım agrıyor sinirden. Cıkamıyorum işin içinden. Ve o konusmaya devam ediyor...

    Bülent ben siteye kız bulmak için giriyom. Yazıları okumuyom. Okusam ben de oyle seyler yazsam kızlar ilgilenir mi benle?

    İlgilenir tabi diyorum. Sosyal konulara odaklan. Hayat sadece karı kız degil olm...

    İçimden hastir lan diyorum kendime. Kız meselesini halledememiş bir iç dunyada hangi sosyal konu tutunabilir ki. Bir engelli kız ya da erkek karsı cinsle olan sorunlarını bir standarda baglayamamıssa onun sosyal konulara ilgisi nereye kadar olacak? Bir kızla ilişkisi olmayan bir adam içinde bulundugumuz toplum sürekli cinselliği aşkı sevgiyi vb ekonomik nedenlerden oturu topluma zerkettikçe zerkederken bu cocuk nasıl baska seylerle ilgilensin. Önerimin zayıflıgının farkındayım ama laf olsun torba dolsun...


    İnsan zihni aslında özünde iki temel soru sorar; Nasıl ve Niçin... bu cocugun sorgulamaları da bu iki sorudan ibaretti. Nasıl daha iyi olurum ve niçin böyleyim. Nasıl sorusuna verdiği cevap bir kız bulmak seklinde. Nasıl düzelecek hayatı? bir kız bulacak o onun altını temizlyecek, ona bakacak, ihtiyac duydugu sevgi dolu sözleri ona söyleyecek ve o da dunya gozuyle mutlu mesut yasayacak kalan omrunce.. Öte yandan insan niçin sorusunu da sormadan edemiyor. Niçin böyleyim diyor.Cevabını da veriyor. Allah boyle istemiş. Ben kimim ki itiraz edecem. O niçin sorusunun alanına girince maddi olgulardan cıkar insan. Metafizik boyuta girer. Oda orda cevabı bulmus. Allah diyor beni deniyor bülent. Mükafatını alacam ben. Suratında memnuniyetsiz bir ifade gelip geciyor bunu soylerken. Sanki daha once bunu kendi kendine soylediginde yine kendine itiraz etmiş gibi...

    Haklısın diyorum. Ama sen bence oku biraz daha. Kzılarla illa cinselliği düsünme. Sen sakatlıgından ibaret degilsin en basta. Benim sıkca soyledigim bu soz onun benliğinde anlamsızlasıyor. Çünkü anlıyorum ki bazılarımız aslında sadece sakatlıgından ibaret. Onu sakatlıgının dısında anabilecegim hiçbir ozelligi niteliği yok çünkü. Faşistçe bir yaklasım mı oldu bu?


    İyice gönül bulantısına sokuyor beni. Ben geç kaldım diyorum. sitede kızlara assılma sakın diyorum. Kendine iyi bak. Haline cok fazla takılma! Senin de basaracak seeylerin var bu hayatta. Kitap oku biraz, alısmaya calıskendini geliştir. bak oz aman daha cok arkadasın olacak diyorum.

    Dediklerimin hiçbirine kendim de inanmıyorum.

    Sakatlıktan nefret etmeye gerek yok diyenler geliyor aklıma.

    Gülüyorum...

  9. #84
    Üye
    narziss Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.07-2007
    Son Giriş
    06.11-2016
    Saat
    02:27
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    57
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Pegasus birader çok güzel yazmış.Ben konuya sadece kendi yönümden bakarak yazmışım(amma bencillik),ama sakatlık kavramına genel olarak baktığımızda gerçektende sonsuz nefret edilecek bir durum .Pegasus un anlattığı kimse gibi arkadaşları bir çoğumuz görmüştür zaten .İnsan ne diyeceğini şaşırır kalır onu beylik sözlerle avutmakmı yada gerçeği kafasına vurmak mı daha doğrudur karar veremez...Ve hala da böyle bir durumda ne cevap vereceğimi bilemem...
    Eline sağlık Pegasus bu konu ancak bu kadar anlatılabilirdi..

  10. #85
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yine ben

    Bu başlığın konusu sadece sakatlıktan "HOŞNUTSUZLUK VE NEFRET DUYGUSU" değil ki.. Bir de o duygunun "YAŞAMA GETİRDİĞİ DİNAMİZM" var..

    Yani bir DÖNÜŞÜM işlemi var..

    Kuyucak, üniversite eğitiminden sonra o nefreti olumlu bir dinamizme dönüştürmeyi başarmış!

    Ha keza bayke öyle, sen öyle Pegacım.. (Gerçi sen daha yenisin ) Oturanboğa öyle.. Nefretini bi şekilde dinamizme dönüştürmüş bu siteyi oluşturmuş..

    Beethoven, Paganini hatta Stephen Hawking vb. vb hep öyle..

    Ama bunların bir ortak paydası var: ben "donanımlı olmak" dedim, bayke "fiziksel/zihinsel yeterlilik" demiş, yeterli ve kaliteli EĞİTİM!! Buradaki anahtar kelime de bu!


    Şimdi gelelim sözünü ettiğin arkadaşa: İlkokul mezunu, kendini ayrıca YETİŞTİRMEMİŞ, kitap ve uzun yazılar OKUMUYOR ve forumlara yaz(a)mıyor!

    Bu arkadaş, kendi sakatlığından NEFRET ettiğinde onu OLUMLU BİR DİNAMİZME DÖNÜŞTÜRMEYİ nasıl becerecek? Hangi donanımıyla, hangi eğitimiyle yapacak bunu?.. :?:


    Sen yukarda "savaşlardan nefret etmek"ten bahsetmişsin ya.. E.. savaşlar da NEFRET'ten doğmuyor mu? Daha doğrusu iki ya da daha çok ulusun, yeterli donanımı olmayan bireylerini; birilerinin gaza getirmesiyle, o nefret duygusunu OLUMSUZ BİR DİNAMİZME dönüştürerek birbirlerini kırması değil midir savaşların nefret ettiğimiz türü?

    Savaşları bırak; 30 yıl öncesinin Maraş'ı, Çorum'u 15 yıl öncesinin Sivas/Madımak Otel'i, hatta daha dün yıldönümü olan 11 Eylül olaylarının temelinde hep bu nefret duygusunun cahillikle birleştiğinde ortaya çıkardığı OLUMSUZ DİNAMİZM yok mudur?


    Şimdi tekrar dönelim arkadaşına.. De bakayum.. Bu arkadaşa "sen sakatlığından nefret et" dediğimiz zaman, bu nefretin yaşama getireceği(dönüştürüleceği) dinamizm nası bi dinamizm olacaktır? Olumlu mu, olumsuz mu? :roll:

    Arkadaşlar, gülümsemeniz eksik olmasın yüzünüzden, ama o işlemi yaparken çok yönlü ve analitik düşünmeyi de becerin, lütfen!

  11. #86
    Askıda Üyelik
    tarelif Avatarı

    Gerçek Adı
    Elif Köse
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İstanbul-Erzurum-Gemlik
    Mesaj
    408
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Dinamik;


    1 . Hareketli, her an değişebilen, duruk karşıtı.
    2 . isim, fizik Mekaniğin kuvvet, hareket, enerji arasındaki ilişkilerini inceleyen dalı, devim bilimi.
    3 . felsefe Devimsel.
    4 . mecaz Canlı, etkin, hareketli:
    "Önce bir şey kotarmak, sonra bunun üzerine konuşulanlara kulak vermek, düzeltmek, daha olumlu, daha dinamik, daha sağlıklı bir yoldur kanısındayım."- H. Taner.


    Yaşama getirdiği dinamizm deyince , yaşama getirdiği coşku,hareket anlaşılıyor.Statiğin antagonisti…Pozitif anlamda yani dinamik kelimesi.

    DÖnÜŞÜM deyince Kafka'nın "Metamorfoz"unu anımsadım.Orada bir yabancılaşma var,ama bizim bahsettiğimiz kendimize dönme,özümüze dönme,can olduğumuzu hissetme.

    Hoşnutsuzluk ve nefret (ilki biraz daha cici,ikincisi kaka) insanı rutinlikten,monotonluktan,o penceresinde menekşe olan pancerelerin,sony bilmem kaç ekran plazma tvlerin,lg monitörlerin ardından kafanı kaldırıp merhaba hayat,bende sana müdahilim der vaziyete getirerek dinamizm başlar.Ama yok kişiler ben apartmanın bilmem kaçıncı katında sandalyemde mutlu mesudum,kimseyle işim olmaz,kendimi değiştiremem ben böyleyim,görüyorsun işte imkanlar bu kadar derse,demeye devam etsinler,sakatlıklarını sevsinler,hatta süsleyip püsleyip müzeye koysunlar.
    Psikolojik rahatsızlıkların nedenlerinden biride kişinin değişime kapalı olmasıdır.Değişim olduğu yerde dönüşüm başlar.Bilimsel buluşlarda hep bundan orjinlenmedi mi?Onlarda rahat rahat köşelerinde oturmayı bilirlerdi,bir şeylerin sancısını çektiler.
    Bahsi geçen arkadaş istese,azmetse dışardan okuyup ,üniversite mezunu bile olabilir.İlkokul mezunu olan sakatların,sakatlıklarından nefret etmeleri yaşama dinamizm katamaz mı?O zaman bütün ilkokul mezunları intahar etmeli;,nasıl olsa yaşama coşkuları yok,istekleri yok,belki de tahammüllerei de yok yaşamaya.(işte bu en kötüsü)

    Herkesin yaşama coşkusunu,azmini,isteğini uyandıran,artıran gayeleri var.Sakatlıktan nefret etmek yaşamaktan nefret etmek anlamına gelmiyor,öyle olsaydı sakatlıklarından nefret eden arkadaşlar burada olmazdı,amaaaaaaaan bana ne der,otururdu,burada bu konuları paylaşıyor olmazdık.
    Her ne kadar sakat birey sakatlığından nefret ettiğini,hoşuna gitmediğini dile getirmese de realite kendini göndere çekmiştir.
    İşte savaşların çıkma nedeni de nefret olduğu için,biz de sakatlığımızdan nefret ederek,yapamadığımız şeylere savaş açıyoruz.Sakatlığımız olsa da yaşamda kendimize yeni bir çığır açıyoruz,yeni denklem oluşturuyoruz.
    Beethoven, Paganini hatta Stephen Hawking vb. bu heriflerin ortak paydası beyin gyrus’larının(cevizdeki girinti çıkıntıları düşünün), topografilerinin ve IQ’larının birbirine yakın olmasıydı.(buna deliliği de dahil ediyorum,her dahide birazcık delilik vardır,öyle olmasa çılgınlar gibi usanmadan,bıkmadan tüm olumsuzluklara rağmen çalışmalarına devam etmezlerdi)sonra diğer parametreler donanım,fiziksel/zihinsel yeterlilik diye listeyi sıralarız.



    Savaşları bırak; 30 yıl öncesinin Maraş'ı, Çorum'u 15 yıl öncesinin Sivas/Madımak Otel'i, hatta daha dün yıldönümü olan 11 Eylül olaylarının temelinde hep bu nefret duygusunun cahillikle birleştiğinde ortaya çıkardığı OLUMSUZ DİNAMİZM yok mudur?
    diyor Babür abi(bu kısmı hepimize sormuşsun gibi saydım ve kendimce cevapladım,umarım sana ne denmez)

    Ama her nefret aynı sonucu oluşturmaz,burada nefret cahilliğe olsaydı olay farklı şekilde cereyan ederdi.Olumsuz ile dinamizmi kullanmak şuan çok kullanılar manyak güzel ifadesine olan oran ne şekilde ivme kazanır?

    sadece latife yaptım)

  12. #87
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: tarelif
    O zaman bütün ilkokul mezunları intahar etmeli
    Ben olabildiğince özelleştirmeye çalıştım konuyu, sen alabildiğince genelleştirmişsin.. Oldu mu şimdi? :roll: Ne tartışıyoruz, nereye çekiyorsun konuyu?
    Eğitimin önemini, insana artı değer katmasını vurgulamaya çalıştım! "Madem, fark etmiyor.. O zaman sen niye okudun" demezler mi adama?

    Adam, her türlü nefreti "Allah'a isyan" olarak algılıyor. Bu, sana da ters değil mi? Çelişkiye düşmüyor musun inancınla? Bi sorgula bakalım.

    Sakatlığımız olsa da yaşamda kendimize yeni bir çığır açıyoruz,yeni denklem oluşturuyoruz.
    İyi de nasıl yapıyorsun bunu? :roll: Gerekli ve yeterli eğitimi almamış olsaydın, donanımın olmamış olsaydı yine de açabilir miydin o savaşı ve başarı kazanabilir miydin? :roll:

    bu heriflerin ortak paydası beyin gyrus’larının(cevizdeki girinti çıkıntıları düşünün), topografilerinin ve IQ’larının birbirine yakın olmasıydı.
    Burada "herif" kelimesini kullanmanı hiç yakıştıramadım sana.. ops:
    Neyse.. Bu gyruslar, topografiler, IQ'ler falan uzaydan mı iniyorlar acep? :roll:
    Hadi kuşaklar boyu oluşan genetik yapılanmayı bir tarafa bırakalım, yukarıda anlatmaya çalıştığım "gerekli ve yeterli eğitimi almamış" olsalardı -diyelim ki, ilkokulu anca bitirmiş olsalardı- o "gyruslar, topografiler, IQ'ler" o denli birbirlerine yakın olabilir miydi? Bir işe yararlar mıydı?

    bu kısmı hepimize sormuşsun gibi saydım ve kendimce cevapladım,umarım sana ne denmez
    Sadece o kısım değil, bütün sorularım FORUMA sorulmuştur.. Özel sorum olsaydı MSN ya da ÖM ile sorardım. Belki "kızım sana soruyorum, gelinim sen cevapla" biçiminde algılanabilir.

    Ama her nefret aynı sonucu oluşturmaz,burada nefret cahilliğe olsaydı olay farklı şekilde cereyan ederdi.
    E.. ben de onu diyorum ya..
    Eğitimsiz birinin duyduğu "nefret" ile donanımlı birinin duyduğu "nefret", aynı sonucu oluşturmaaaaaz! "Oluşturur" deme

    Olumsuz ile dinamizmi kullanmak şuan çok kullanılar manyak güzel ifadesine olan oran ne şekilde ivme kazanır
    O zaman aşka bir kelime bulalım hadi.
    Diyelim adı konulmamış bir savaştasın. Güneydoğudasın. Savaştan ve o ortamdan nefret ediyorsun. Ama "canlı, etkin ve hareketli" olmak zorundasın! 'Olumsuz dinamizm'den başka ne gibi bir tamlama kullanırsın?? :?

  13. #88
    Üye
    violatri Avatarı

    Üyelik Tarihi
    19.06-2007
    Son Giriş
    28.06-2010
    Saat
    10:51
    Yaşadığı Yer
    türkiye
    Mesaj
    82
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    PEGASUS DEMİŞ Kİ:"Öte yandan bu yazın Ölüdeniz'de denizin ortasında kız arkadasımın beline sarılarak dans ettim. Etrafta kimseler yoktu, yüzlerce metre acıktaydık. Ona dans edelim dedim ve suyun içinde yalpalaya yalpalaya döndük durduk. Biraz komik biraz acıklıydı benim için, ama güzeldi de...İki insan suda birbirine sarılınca batıyor Ama suyun altında batarken dans devam ediyor. Batarak dans... Sonra suyun yüzüne cıkıp bir tur daha... Müziksiz dans etmenin boşlugunu karga sesimle gidermeye calıstım ama kısa sürede suya battıgımız için kısa kesmek zorunda kalıyordum. Artık ne kadar olduysa... Yani diyeceğim o ki; en cok yapamayacağımızı sandığımız şeylerde bile bir umut var olabiliyor."
    ne diyeyim,çok haklıdır Pegasus.nefret duygusu bazı konularda bizi gaza getirebilir ama sevgi ve umut esastır duyguların Top10 listesinde.ben sağlıklı,doktor yüzü görmemiş halimi şimdiki %45 bedensel özürlü,platinli halimle karşılaştırince diyebilirim ki daha iyi değildim.kişilik,kültür,hayat görüşü,umut.hele ki umut.daha iyi değildim.bu noktaya gelmemi özürüme mi borçluyum?beni özürlü yapan sebebe mi?benimkisi bir "kendim ettim kendim buldum" hikayesi,sağlık herşeyin başı diyorum klasik ifadeyle.ama ben bu durumdan sonra ben oldum.yoksa yaşamaya mı başladım ölmediğimi görünce?acaba insanlara böyle tecrübeler mi lazım.durumlar lazım kendine dışardan bakabilmek için.herkes yorum yapabilir.başkası hakkında.senin hakkında.ama seni en iyi sen bilirsin.bir de kendine dışardan bak.işte hayat kötü dediğimiz olaylarla bu dışardan bakmayı sağlıyor.bazı şeylerin farkına varıyoruz.ailemi daha iyi tanıdım,hiç de kanatlarının altına almamışlar beni sandığım gibi.kanatlarımı kesip kafese kapatmışlar.sen çok değerlisin derken,senden başka herkes değersiz demişler.biz iyiyiz derken,bizden başka herkes kötü demişler. eh bana da yaşam alanı kalmamış ki bu hallere düştüm.düştüm de nereden nereye düştüm?engelli oldum okudum.engelli oldum konuştum.engelli oldum sevdim,benden daha ağır engelli birini.engelli oldugundan neredeyse 24 saatini evde geçiren birine.nedir bu yaşam,önceden kestiremediklerimiz,başımıza gelenler.yazılan senaryolar.oynanan roller.bunların üzerinde düşünmek lazım.ben Allaha inanaıyorum,kadere de.senaryo yazılıyor ve biz okumadan içindeyiz.yaşarken okuyoruz,rolü beğenmedin değiştir.yolu beğenmedin öbür yola gir.hayat işte.hayat.gel de umut etme herşey daha güzel olacak diye,insan umut olmasa yaşayamaz bence.elimde ne var?para,ev,iş.az yada çok.var işte.elimde ne yok?eş,çocuk.onlarla ilgili umutlar var,korkuyorum bazen bu umutlar.onları hayata geçirecek cesaretim var mı?engelim bazen su yüzüne çıkıyor,benimle hayatını paylaşmak isteyen kişi benden daha çok engelli.sorumluluk daha çok bende olacak.ben çalışacağım.ben gideceğim ben geleceğim.al sana engelinden nefret....hayır etmiyorum ama hakkaten engel ya,engel .....
    engele rağmen evleneceğimi düşünüyorum ve çıkmaza giriyorum.kendime de acır mıyım ona bazen acıyorum bu durumda diye.çaresiz hastalıklar grubundan biri.... ne yapacağım ben ya.aşktan sevgiden evlilikten vazgeçeyim mi sebep :ÖZÜR yazayım mı duvarlara.yazayım mı duvarlara korktugumu,standart ölçülerde biri olsa ben evlenirdim.yaaaa.nasıl da işime gelirdi.kızımız olacaktıııı şarkısı da hazır,olurdu tabi.şimdi doğmamış birini hayal ediyorum,doğmamaış kızımı,adı var:HAYAT.evet,kızım olsa adı HAYAT.annesi özürlü babası genetik hastalık grubundan bir hastalıgın sahibi.cesaret mi olacak seni dünyaya getiren?%50 sağlam olma ihtimali mi?azim kararlılık inat mı?bunca çekmişlik mi?ne olsun seni hayata getiren,sen kızarmısın pes etsem,vazgeçsem.ayrılsam baba adayından?kızarmısın özürleri bahane ettim kaderden kaçtım diye.okumuşluk bana birşey kazandırmaz bu saatten sonra,ben umut diyorum.umut tükenmezse cesaret edebilirim herşeye rağmen.kendim için,onun için.hayat ve HAYAT için.aptal cesareti lazım bazen,akıllı olanlar yola çıkarken aptallar döndü bazen.üstüne atladığım imkanlardan hep başarı çıktı.kaçırdığım imkanlarda korkaktım.ne dersiniz,ne yapmalı?

  14. #89
    Askıda Üyelik
    tarelif Avatarı

    Gerçek Adı
    Elif Köse
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İstanbul-Erzurum-Gemlik
    Mesaj
    408
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: tarelif
    O zaman bütün ilkokul mezunları intahar etmeli
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: baben
    Ben olabildiğince özelleştirmeye çalıştım konuyu, sen alabildiğince genelleştirmişsin.. Oldu mu şimdi? :roll: Ne tartışıyoruz, nereye çekiyorsun konuyu?
    Eğitimin önemini, insana artı değer katmasını vurgulamaya çalıştım! "Madem, fark etmiyor.. O zaman sen niye okudun" demezler mi adama?

    Ben şu koşullarda,Türkiye’de bir çocğun eğitim alabileceğine inanmıyorum.Okullar (ki adı bile bizim değil bu kelimenin)eğitim değil öğütüm yuvaları…İstenen bilgiyi alma yeri değil,robot üretme,yarış atı yetiştirme,yetenekleri köreltme yerleri…
    Benim dediğim eğitim illa okulda mı olur?Hala daha düşünceleriyle,teorileriyle yaşadığımız bilim adamları,alimler,düşünürler hep okullarda mı ilim,irfan ışığıyla mı bezendiler.Tabii ki hayır.Kimi daha küçücükken babası ya da annesi tarafından eğitilmeye başlamış.
    Benim ilim ,irfan sahibi donanımlı,dahi annem ve babam olsaydı okula gitmezdimki.Dışardan verirdim sınavları,geri kalan vakitlerde bilgilerimi pekiştirecek çalışmalarda bulunurdum. Güzaf şeylerle vakit kaybetmemiş olurdum.
    Yani, kişi bir diploma alınca mı eğitimli oluyor?Üniversite mezunu diploması da var,ama işiyle alakası bile yok ya da adab-ı muaşeretten,bu mu eğitimli.Hemfikir olmadığımız nokta bu.



    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: baben
    Adam, her türlü nefreti "Allah'a isyan" olarak algılıyor. Bu, sana da ters değil mi? Çelişkiye düşmüyor musun inancınla? Bi sorgula bakalım.
    O zaman her nefret edilen şeylerin,Allah’a isyan olması gerekirdi.Sen kimseden nefret etmez misin?O kişiyi yaradan da Allah olduğuna göre isyan mı etmiş olacaksın.Peygamber olmak lazım ,ki o bile hata etmiş,çünkü insandı.Sorgulanmam elestübirabbikum’le başladı(herkes gibi) ve sorgulamam bu minvalde devam etmekte.

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: tarelif
    Sakatlığımız olsa da yaşamda kendimize yeni bir çığır açıyoruz,yeni denklem oluşturuyoruz.
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: baben
    İyi de nasıl yapıyorsun bunu? :roll: Gerekli ve yeterli eğitimi almamış olsaydın, donanımın olmamış olsaydı yine de açabilir miydin o savaşı ve başarı kazanabilir miydin? :roll:
    Bunun açıklamasını ilk kısımda yaptım

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: tarelif
    bu heriflerin ortak paydası beyin gyrus’larının(cevizdeki girinti çıkıntıları düşünün), topografilerinin ve IQ’larının birbirine yakın olmasıydı.
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: baben
    Burada "herif" kelimesini kullanmanı hiç yakıştıramadım sana.. ops:
    Bari sen yapma sen eski çınar değil misin?Kelimelerin köklerine,hikayelerine,mazilerine bir bak istersen.Senin düşündüğün anlamda herif kelimesini ben de yakıştıramam kendime,ama benim burada kullandığım anlamı,cidden anlamak için bir araştırsaydın,burada böyle bir ibare kullanmazdın.
    Dil, sabit kalan, bizi orada öylece bekleyen statik bir yapı değil ki! Durmadan değişiyor, değiştiriyor. 10 sene önceki sen ile şimdiki sen aynı mısın?Olumsuz anlamı olan bir kelimeyi alıp, biraz arkeolojik çalışma yaptığımız takdirde olumlu bir anlamla karşılaşmamız işten bile değil. Öyle ki bazen tam aksi bir durumla da karşılaşabilir; elimizdeki sözcüğün gerçekte hangi anlamı temsil ettiğinden kuşkuya bile düşebiliriz
    Bu adamlar olarak kullandım,kelimeyi,bu kelimenin arkadaş,meslektaş ve dost anlamları da var.Etimoloji meraklılarına sunulur. Kelimeleri, önce kullanımdaki yaygın anlamlarıyla tanıyor, belliyor; sonra fırsatlar arar ve bulursak ancak, orjinine dair anlam,kavram birleşimine giriyoruz.İşte eğitim sistemimizde bırakın öğrencileri,öğretmenler dağarcıklarındaki kaç kelime ile yaşıyor ki,konuşuyor ki…


    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: baben
    Neyse.. Bu gyruslar, topografiler, IQ'ler falan uzaydan mı iniyorlar acep? :roll:
    Hadi kuşaklar boyu oluşan genetik yapılanmayı bir tarafa bırakalım, yukarıda anlatmaya çalıştığım "gerekli ve yeterli eğitimi almamış" olsalardı -diyelim ki, ilkokulu anca bitirmiş olsalardı- o "gyruslar, topografiler, IQ'ler" o denli birbirlerine yakın olabilir miydi? Bir işe yararlar mıydı?
    Kuşaklar boyu oluşan genetik yapılanma zekayı etkilemez ki.IQ tavan yapmış bir anne babanın çocuğununda IQ’sunun tavan yapması beklenemez.Konumuz bu değildi,yine konuyu dağıttım.Genler algılama,hafıza,kavrama,mantık,iletişim gibi kısımlarda etkili…Dediğin gibi çevresel şartlar(aile,arkadaşlar,aldığı öğütüm pardon eğitim) da etkili;buna dair ikizlerde yapılan deneylerle bunun varlığı kanıtlanmıştır.Bu kişiler ilkokula gitmişler mi, bilmiyorum.Gitmemiş olabilirler de...


    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: tarelif
    Ama her nefret aynı sonucu oluşturmaz,burada nefret ,cahilliğe olsaydı olay farklı şekilde cereyan ederdi.
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: baben
    E.. ben de onu diyorum ya..
    Eğitimsiz birinin duyduğu "nefret" ile donanımlı birinin duyduğu "nefret", aynı sonucu oluşturmaaaaaz! "Oluşturur" deme
    Göreceli konu bu bence.İnsanları kategorize etmek çok anlamlı gelmiyor bana.eğitimsiz derken hangi konuda eğitimsiz,çok kapsamlı,geniş konu.Amerika’nın Irak’a olan tutumu,Bush eğitimli,donanımlı değil mi,ama hangi konuda,buna bakmak gerek.Bu noktada EQ dediğimiz duygusal zekanın önemini unutmamak gerek,tabi şahsiyetide.Hep eğitim,donanım hani nerde şahsiyet.Diploma çıkınca pabucu damamı atıldı.O dam kayıp eşya bürosu gibidir.Eğitim sadece okulda olmaz,hayatın her cihetinde olmalı.


    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: tarelif
    Olumsuz ile dinamizmi kullanmak şuan çok kullanılar manyak güzel ifadesine olan oran ne şekilde ivme kazanır
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: baben
    O zaman aşka bir kelime bulalım hadi.
    Diyelim adı konulmamış bir savaştasın. Güneydoğudasın. Savaştan ve o ortamdan nefret ediyorsun. Ama "canlı, etkin ve hareketli" olmak zorundasın! 'Olumsuz dinamizm'den başka ne gibi bir tamlama kullanırsın?? :?
    Olumsuz dinamizm ifadesini türeten kişi sen olduğuna göre ,bu kutsal görevi yine size iade ediyorum.Orijinal bişi bulursunuz siz.(birlikte düşünelim istersen)

  15. #90
    Üye
    ahmet77 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    04.08-2008
    Son Giriş
    14.05-2011
    Saat
    21:39
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    43
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    İNSAN SAKATLIGINDAN DOLAYI KENDİNİ YERMELİ Mİ?YOKSA KABULLENİP KENDİNE ÖZGÜVENLE BAKMALIMI?
    SAKATLIK ALLAHIN BİR LÜTFUDUR BİLENE CUNKİ KİŞİ OTUR BİR İMTİHANLA DENENİYOR.ÖSS SINAVI GİBİ.NASIL Kİ ÖGRENCİLER SINAV ÖNCESİ GAYRET VE AZİMLE CALIŞIP SONUCA GİDİYOR İSELER ÖZÜRLÜLERDE KENDİLERİ İLE BARIŞIK BİR HAYAT SONUCUNDA CANLI BİR HAYATA GELKEN ACACAKLARINA İNANIYORUM.
    EVET BEN DE BİR ORTAPEDİK ÖZÜRLÜYÜM.ÖZÜRÜMÜN ÖNÜNE İNACIM VE AZMİMLE GECECEGİM KANISINDAYIM.CUNKU BEN BÖYLE BİR YASAM İÇİN HİÇ BEDEL ÖDEMEDİM.BİR GÖZUME DİŞİME HATTA SAKAT AYAGIMA BİR BEDEL ÖDEMEDİM . BEDEL ÖDEMEDİĞİM BEDAVADAN VERİLMİŞ BU BEDENİME SONUNA KADAR SAHİP ÇIKIP SAVAŞACAGIM.......SÜKÜRLER ÖLSUN Kİ İNSANIM.YA ..............




Sayfa 6 / 8 İlkİlk ... 2345678 SonSon