Sayfa 2 / 8 İlkİlk 123456 ... SonSon
Toplam 113 mesajın 16-30 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Anlaşıldı Kuyucak,

    Arabanın tekerine kızmışsın, hırsını engelinden alıyosun.. Bir başka tekere kızmışsın, hırsını yine engelinden alıyosun.. Bize de burada beyin fırtınası yaptırıyosun..

    İki olumsuza bir olumlu.. Benim yaptığım gibi 'muhasebe'sini yap bakalım bir.. Muhasebeci sensin! Engelli olmasaydın burada olur muydun? Seni tanıma onuruna erişebilir miydik?

    Sen de Pegacım,

    Otur bi muhasebe yap..

    Engelli olmasaydın o sözünü ettiğin yüzlerce kitabı okuman, okulunu başarıyla bitirmen söz konusu olabilir miydi? Bu forumu bilebilir miydin, seni tanıyabilir miydik? Tamam.. Birçok şeyden mahrum olmuşsun ama onların boşluğunu doldurmanın yolunu bulmuşsun.. Engelin o kadar da suçlu değil aslında.. Zaten onun da sana baba dediği yok ki, oturmuş yoğurdunu yiyor! :twisted:

  2. #17
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bana soracak olursanız burada görüş açılarımız önem kazanıyor.

    Nefret duygusu hiç te yabana atılacak bir duygu değildir, ilkeldir, değildir tartışmasından öte önemli bir duygu diye düşünüyorum. Ben tehlikeli bulanlardanım.Korkarım nefret etmekten, çünkü kendimi biliyorum, o nefret duygusu bir anlık gelip geçici bir duygu olarak kalamz bende yer bitiririm kendimi. Kendimi korumak adına nefretten olabildiğince kaçarım.

    Engeline karşı nefret duymak, neden olamasın? Sadece engel değil, bazen ben bir kadın olarak ah bir erkek olsam dediğim olmuyor değil, yada tıpkı kuyucağın içinde kabaran duygu gibi 45 kilo değilde şöyle kodu mu oturtan bir fiziksel güce sahip olsam da şunun ağzını burnunu kırsam dediğim oluyor.

    Bir şekilde hepimiz insan olmanın getirdiği çoğu özelliklerimizle, sahip olmadıklarımız gibi algıladığımız çoğu olayda "ah ulennnnnn" naraları atıyoruz. Bunlar çok doğal. Bunları yanlış bulmak bana anlamsız geliyor.

    Gelip geçici bu durumların süreklilik kazanması durumunda kaybedeceğimiz çok şey var, tehlikeli olursa işte pegasus un dediği gibi bu tehlikeli olur.

    Gerçekten en nefet ettiğim şey, bir şeylerin arkasına saklanıp kendine yalan söyleyenlerdir.

    Kadın kocasından dayak yer, ama sevdiği için olduğuna inanır yaaaaaaaa

    Bu anlamda sizleri gerçek şekliyle anlayabilme şansım yok.Tabikii insan sakatlığından hoşnut olamaz zaman zaman. değiştiremeyeceğimiz bir gerçek olsa bile, bu ne ya dediği zaman yoksa ben zaten şüpheyle bakarım o işe.

    Önemli olan bizleri kavurup gitmesine izin verip vermemektir.Haaa birileri de sakatlığıyla aşk yaşar şeklinde sizlerin tabiriyle lay laylomu tercih ediyorsa, bence ona da dokunmayın. Her insan çıkış yolunu bir şekilde kendine göre bulacaktır.

  3. #18
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Babür abim hani öyle bir ele almıssın bizi ki sanki biz hayatı bırakmısız manyak gibi agzı dili olmayan engelliliğimizle Don Kişotvari bir savaşa tutuşmuşuz.

    Canım abim don Kişot romanının en temel yanı nedir bilir misin? O roman hayalindeki dünyayı gerçekle karıştıran insan aklının tasvirini yapar. ama bizim yaptıgımız bu degil, aksine çok farklı. Biz engelimizin gerçek oldugunun farkındayız ve onun karşısında gerçekçi ve makul bir duruş edinmeye çalısıyoruz.

    Yani engelliliği ortaya çıkartan sosyal algıların, bu algıları yaratan sosyo-kültürel, sosyo ekonomik yapıların falan farkındayız. Ama bunların hepsi düzeltilse bile canım abim ben işte o kızla ayağa kalkıp dans edemeyeceğim, bunu sen anlamazsan kim anlar...

    İşte biz de diyoruz ki, sakatlıgımızın bizden alıp götürdüğü çok şey var. Evet var ve bunları dürüstçe dile getirip, bunlarla hesaplaşmak neden korkutuyor bizleri bu kadar. Bunun neresi yanlış? Kimbilir belki birbirimizin kanayan yaralarını yalamakdır bu. Ha ardından durup yola devam etmedik mi biz. Hayır tabiki. Benim neler yaptıgımı en iyi bilenlerdensin. Burada nefret duygusunu ifade edenler ben de dahil hayatın gırtlagına pencesini geçirmiş insanlar. Felek ne kadar sıkarsa sıksın bizim pencemiz de onun boğazında. Ama acıtıyor be abim. Yalan mı söyleyelim şimdi... Hadi felege karsı "acımadıkiii" dedik sana da mı yalan söyleyelim...

    Benim G. doğuda yaralanan arkadaslarım vardı. Bunlardan bazıları küçücük sıyrıkla bile dagları yerinden oynatırcasına bagırırdı. Kimi de ölüm derecesinde agır yaralı olmasına ragmen gıkı cıkmazdı. Sakin sakin vucudundaki tepkimeleri soylerdi. Komutanım başım biraz dönüyor, komutanım biraz üşüyorum. Sakin sakin durumunu söyleyen bu çocukalrın bazılarını daha sonra kaybettiğimizde delice bir üzüntüm kaplardı içimizi. Şimdi biz de o cocuklar gibi gibi basımıza gelenlerle gercekçi bir şekilde yüzleşiyoruz. Hepsi bu. Nasıl ki o cocukların yedikleri kursunlara övgü düzmesi beklenemezse felegin yağlı mermilerine de biz şiir düzmeyelim izninle...

  4. #19
    Üye
    seker kiz Avatarı

    Gerçek Adı
    Melike
    Üyelik Tarihi
    05.08-2008
    Son Giriş
    16.12-2017
    Saat
    18:49
    Yaşadığı Yer
    Antalya
    Mesaj
    1.848
    Alınan Beğeniler
    23
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ben engelimden hiç bi zaman nefret etmedim ve etmemde.bunun bana verilmiş bir hediye yada allahtan gelen deneme sınama v.s.gibi kendini kandırmaca şeylerin sonucu olduğunu da düşünmüyorum.ancak bunu hayatın bir gerçeği olarak algılıyorum.eğer biz mutlu olmak istiytorsak gerçekleri ve kendi gerçeğimizi kabul etmeliyiz daima.nefret bize artı bir avajtaj getirmez asla.tam tersi zarar verir gerileme sağlar.engelimizi kabul etmek bi dezavantaj deyildir.önüme çıkan zorlukları kabul edeceğim anlamına gelmez.ayrıca bütün insanlar engellidir.kimisi zihinsel kimisi düşünsel kimide bedensel.tamamiyle sağlıklı bi insan yoktur.sağlam insanların önüne engeller çıkmıyormu peki hayatta?elbetteki çıkıyor.heerkes okuyamıyor herkes i,stediği işe sahip olamıyor,herkes sevdiğiyle evlenemiyor.önemli olaz zihnini mümkün olduğuı kadar sağlıklı tutabilmektir gerisi gelir kendiliğinden.çünkü bedenin deyil sevginin aşamayacağı engel yoktur sevgili arkadaşlar. :wink:

  5. #20
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Pegasus
    ..
    Canım abim don Kişot romanının en temel yanı nedir bilir misin? O roman hayalindeki dünyayı gerçekle karıştıran insan aklının tasvirini yapar. ama bizim yaptıgımız bu degil, aksine çok farklı. Biz engelimizin gerçek oldugunun farkındayız ve onun karşısında gerçekçi ve makul bir duruş edinmeye çalısıyoruz. ...
    Bu tür romanlarda amaç; hayatın gerçeklerini bir başka pencereden bakarak görmek/göstermek ve dersler çıkarılmasını sağlamaktır, benim bildiğim. Yani tamamen hayal ürünü değil. Teşbih, metafor gibi sanatlar da var içerisinde..


    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Pegasus
    Yani engelliliği ortaya çıkartan sosyal algıların, bu algıları yaratan sosyo-kültürel, sosyo ekonomik yapıların falan farkındayız. Ama bunların hepsi düzeltilse bile canım abim ben işte o kızla ayağa kalkıp dans edemeyeceğim, bunu sen anlamazsan kim anlar...
    Buna da "gülün dikeni" diyelim.. ('Gül' benzetmesi burada olmadı ya.. Neyse idare et.. Başka bi şey gelmedi aklıma şimdilik.. )

    "Olanı olduğu gibi gör(E)MEmek" diyorum ben buna.. Değiştiremeyeceğimiz gerçekliklerden nefret etmek yerine, onları kabullenip, daha pratik ve akılcı çözümler üretmek; nefreti de 'değiştirebileceğimiz' gerçeklikler üzerine yoğunlaştırmak daha doğru değil mi?

    Bak, Kuyucak'ın örneklerindeki tekerin gireceği çukuru andante'nin geçenlerde anlattığı Basel'de ara ki bulasın ; öteki teker/dallama gibi tiplere de oralarda rastlamak sanmam ki kolay olsun.. Ama buralarda ibadullah :evil: Hani oralardaki engelli arkadaşlar kişisel takılıp, sakatlıklarından nefret etseler, diyeceğim bir şey yok da.. Burada da aynı tribe girmek biraz garip oluyor.

    Çünkü oradaki garibanların nefret edecek bişeyleri kalmamış Yasıııık.. :P Bizde de sıra bile gelmiyor, kişisel engellerden nefret etmeye.. :evil:



    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Pegasus
    İşte biz de diyoruz ki, sakatlıgımızın bizden alıp götürdüğü çok şey var. Evet var ve bunları dürüstçe dile getirip, bunlarla hesaplaşmak neden korkutuyor bizleri bu kadar. Bunun neresi yanlış? Kimbilir belki birbirimizin kanayan yaralarını yalamakdır bu. Ha ardından durup yola devam etmedik mi biz. Hayır tabiki. ...
    Kişisel/bireysel (benim deyimimle 1-eysel) nefret, hedef saptırır! Gücünü, asıl kanalize etmen gereken noktadan uzaklaşırsın. Arabeske kadar yolu var!

    Herkes sen değil ki, Pegacım! "Hobaaaa" deyince engeli koyanların yerine engeline düşman olacak, "nerede lan benim engelim, vuracam onu" diyecek bir sürü eleman var! Sen(ben/biz) bunu aşamamış görüntüsü verirsen/verirsek işin içinden çıkamayız ki!


    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Pegasus
    Ama acıtıyor be abim. Yalan mı söyleyelim şimdi... Hadi felege karsı "acımadıkiii" dedik sana da mı yalan söyleyelim..
    Bazen gerekir yalan söylemek de! "Beyaz yalanlar" deniyor bunlara.. Hani "Kan tükürüp 'kızılcık şerbeti içtim' diyenler" vardır ya.. İşte öyle bir şey..

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Pegasus
    ... Nasıl ki o cocukların yedikleri kursunlara övgü düzmesi beklenemezse felegin yağlı mermilerine de biz şiir düzmeyelim izninle...
    Ben sana "lay lay lom" diye şiir düz demiyorum ki.. "İlkel, cahilce, hedefi saptıran bir nefret"in yerine engeli kaale almadan, engelleri koyanlara karşı kanalize edelim gücümüzü!

  6. #21
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    21:45
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Beni engelleyen engelimden nefret etmesemde negatif bir duygu hissediyorum.Hayatın engelimden dolayı benden esirgediği şeylere karşı kızgınlık var..Engelimin engellediği yaşamımı çok fazla sindiremeden,bazen başkasının hayatımış gibi izlediğimi hissediyorum,yaşamın elimden kayıp gittiğini ve geriye dönüşü olmadığını...Elimde olanlarla elimde olmayanların muhasebesini yaptığımda şu andaki şeyleri engelli olmasam başaramazdım,ama yine de sağlıklı olmak,deli dolu, hayatın her alanına katılabilmek,yaşayamadıklarıma keşke diyemeden yaşayabilseydim diyorum ama...Geçmişin pişmanlığı ve geleceğin kaygısıyla yaşamakda yıkıcı bir şey...
    Nefret etmek insana zarar verir,o kadar gözümde büyüttüğüm zaman yıkıcı olacağımı ve kendimi yok edeceğimi düşünüyorum....Hayatın bana çok gördüğü şeylerin eksikliğiyle yaşamak nefret boyutunda olmasa da olumsuzluk katıyor...Ama hayata ve engelime karşı nefret beslemedim...Hele de, mesleğim icabı, hayatta mutlu olmanın engelsiz olmak anlamına gelmediğini görmeye başladığımdan beri...

  7. #22
    Üye
    Mehmet YALCIN Avatarı

    Üyelik Tarihi
    07.04-2007
    Son Giriş
    14.01-2012
    Saat
    22:54
    Yaşadığı Yer
    kırşehir/merkez
    Mesaj
    1.311
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    konuya geç dahil oldum ama dikkatle okudum fikirlerinizi bir çogu düşünceye muhalif olacagım..

    ben nefretle ayakta kalmanın büyük saçmalık oacagını, nefretin hayatta bir insana engelli engelsiz gözetmeksizin kazndırabilecegi birşey olduguna şiddetle karşışıyım karşıyım karşıyım.
    sevgi şart havayı, dogayı, insanı yaşamayı, umudu hatta engeli bile sevmenin onunla birlik içinde olmanın bizleri daha iyi ayakta tutabilecegini düşünüyorum ben kendimden başka birşeyden nefret etmedim tek nefretim kendime yaptıklarıma geçmişteki hatalarımadır..


    diyelimki sayın arkadaslarım dediginize varım dedim;
    herşeye engele hayata yaşamaya azmime nefretle baktım açıkcası hayatımda etrafıma baktıgım gözlerim herşeyi nefretlerle görmeye başladı bunun bana hiç bir getirisi olacagını düşünmüyorum.
    hani herkes şiddete karşıdır ya öyle bi tabir vardır toplumda, işte bende nefrete karşıyım nefretin hayatta bize gtirisi olmaz olamaz.
    dedimya işte tek nefretim hayatta yaptıgım hatalar yedigim kazıklar. bunu bile bir nebze sevdim yedigim kazıklar bana hep tecbübeler kazandırdı ama ben nefretle aldatılmayla kazanılan tecrübeyede karşıyım.

    ben diyorum ki sevmenin hatta en kötü mahlukata bile ışıkla sevgiyle bakmanın bize hiç bir zararı olmaz herşeye sevgiyle bakan sever sevilir.
    seven sevilen hayata gerçekten baglı kalır.


    engele nefret etmek bana biraz düşünce olarak ters geldi herkesin demiyorum ama bir çogumuzun engeli kendi hatalarımızdan kaynaklanmıştır insan kendi yaptıgı hatadan nefret duyarmı duyar bende hatalarımdan nefret duyuyorum ama sevgiyle bakmak beni daha mutlu ediyor.


    kısacası nefretle yaşama tutulma degil sevgiyle yaşama tutulma taraftarıyım ve iyi bir fanatik gibiyim bu konuda.

  8. #23
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Mehmet yazılanları dikkatle okudum demişsin ama ben senin yazılanları gerçekten okuduğundan emin değilim.

    Okusaydın eğer bizleri düşünmekle suçladığın o fikirlerin bize ait olmadığını görürdün. Biz burada senin garip şekilde abartığın gibi sevgisizlikten falan bahsetmiyoruz. Tabiki sevginin olmadığı yerde insan bile olamaz.

    Biz burada hayatımızı nefret üzerine kuralım demiyoruz. Ama insan ve hayat senin zannettiğin şekilde sevgi kelebeklerinnin hayatı da değildir. Hayatın doğasında sadece sevgi değil acı, hüzün, nefret gibi duygular da vardır. Bizi insan yapan annemize duyduğumuz sevgi yanında onu kaybettiğimizde hissettiğimiz derin acıdır da...Yani insan olmak sadece sevebilmek değil aynı zamanda olumsuza karşı hissedilen derin hoşnutsuzluktur da... bunların birisi olmasa insan insan olmaz. Senin zannettiğin gibi salt sevgiden oluşmuş bir kişiyi bu yeryüzü görmedi. Bak peygamberler bile yeri geldiğinde "kafir" demiş "düşman" demiş kendilerince olumsuz olana savaş açmıştır. İşin dini yönüne girmiyorum ama dinlerdeki o şeytan imgesi de aslında insanlığın doğasında hep var olan evrensel "kötü" yü tanımlaması için yaratılmıştır.

    Kısaca hayat iyi kötü zıtlığında vardır ve bizler hayatımızdaki olumsuzlukları tespit ettik diye senin sandığın gibi sevemeyen kişiler değiliz. Ben evet engelimden nefret ediyorum -abartmadan- ama öte yandan bu hayatla bu şekilde de olsa savaşmaktan mutluyum. Hayattan bu şekilde de olsa kopardıklarımdan mutluyum. İnsanları -çoğunu- seviyorum, hayvanları ve doğayı da... Kendimi seviyorum. Kadınları seviyorum - güzel olanlarını- , ülkemi seviyorum, başka ülkeleri ve başka milletleri de seviyorum, kuru fasulye, cacık ve pilavı seviyorum. Yüzmeyi, bağlama çalmayı seviyorum. Başarmayı seviyorum, Meyve yemeyi seviyorum. Kitap okumayı, dostluğu seviyorum. Güzel bir kızın gözlerine bakmayı seviyorum, sevgilinin kokusunu içime çekmeyi nefesinin nefesime karışmasını seviyorum. dokunmayı seviyorum. Ormanları, çiçekleri gökyüzünü, denizleri ırmakları seviyorum. Sabahları çay içmeyi seviyorum. Canım istediğinde çekip gidebilmeyi -zor da olsa- seviyorum. Hayatın bana sunduğu şeyler görece az da olsa geleceğin belirsizliğindeki olası mutluluklar için savaşmayı seviyorum. İstanbulu seviyorum, bu gezegeni seviyorum. Şöyle ormanlık ve toprak bir yolda camları açıp araba kullanmayı seviyorum. Sevgilimle ormanın derinliklerinde kaybolmayı seviyorum. Anlattım yukarda yüzmeyi seviyorum, hele yanımda güzel bir kız varsa daha da çok seviyorum...Öğrenmeyi seviyorum. Belki de en önemlisi ailemi çok seviyorum...

    Bu listeyi sayfalarca uzatabilirim. Gördüğün üzere sevdiğim çok şey var. Ama ben bu sevgilerin hiçbirine engel olamasa da sakatlığımın kendisini sevemiyorum. Ne alakası var bunun sevgisizlikle? Zaten bizim nefret etmemizin asıl sebebi sakatlık nedeniyle sevdiğimiz şeylere daha fazla ulaşamamaktan ibaretken hemde...İnsan belli bir olumsuzluğa karşı negatif bir duruş belirledi diye tüm hayatına karşı o negatif duruş üzerinden bakmaz. İnsan dediğimiz canlı tüğrü böyle bir şey değil...Bir çok duygu barındırıyoruz bağrımızda. Ve ben evet sakatlığımdan nefret ettiğim tespitini yaptıktan sonra artık onunla uğraşmamayı ve hayata dahil olmayı seçiyorum. Tıpkı gerçekten hiç sevmediğim ve muhatap olmak istemediğim bir akraba gibi. Bir şekilde hayatımızdadır ama onunla görüşmek istemezsinizdir. Ama bunun için de ondan nefret ettiğiniz gerçeğini su yüzüne çıkarmanız gerekir. Ardından işte bakarsınız hayatınıza...Sevilecek başka insanlar var çünkü...

    Yazılanları kabul etmeyebiliriz. Ama doğru dürüst anlamak sorumlulugumuzdur...

  9. #24
    Üye
    consiglier Avatarı

    Üyelik Tarihi
    29.02-2004
    Son Giriş
    13.12-2017
    Saat
    16:57
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    127
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    kuyucak hocam kendini ifade etmiş ve buradan bir perspektif açmış.

    Her insanın karakteri farklıdır. Birimizi nefret kamçılarken bir başkasını yok oluşa götürebilir. Hırs kimine zafer kazandır kimini mahfeder. Bize göre göre umut fakirin ekmeğidir ama Nietzsche'ye göre umut işkenceyi arttırır vs vs...

    Ortada tek amaç var ise:Tüm engellerimize rağmen ayakta kalabilmek.
    Bunu başarmak için tek reçete kullanmak gerekmiyor. Kaldı ki böyle birşey mümkünde değil.
    Önemli olan hedefe ulaşmak bunu nasıl yapılacağı kişinin kendisine kalmış.
    Saygılar

  10. #25
    Üye
    Mehmet YALCIN Avatarı

    Üyelik Tarihi
    07.04-2007
    Son Giriş
    14.01-2012
    Saat
    22:54
    Yaşadığı Yer
    kırşehir/merkez
    Mesaj
    1.311
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ben dikkatle okudum sayın pegasus
    sizlerin filozofların yazarların nefret için getirdigi notları aktarmışsınız.
    ben şahsıma diyorum ki ben nefretin hiç olanından yanayım nefret duymak her neye olursa olsun çok nahoş bir durum.
    Ve sizlere sevgi duymuyorsunuz herşeye nefretle bakıyorsunz demedim! ben herşeye nefretle bakmanın insandan götürülerini yazdım ve sevgini gerçek getirilerini yazdım.

    ve yineliyorum sevgi harika her ne olursa olsun insanın öldürmek zorunda kaldıgı hasımını bile sevmesi gerçekten güzel.
    nefret nereden bakarsak bakalım neye nefretle bakarsak bakalım kötü bence nefretin hiç dozu olmaz az nefret bile insanın beynini yer bitirir.

    aklıma şimdi hemşo filminde cebrail karekterinde ki okan bayülgen ve ona dedesinin verdigi nasihat geldi;
    düşamanın açsa açıktaysa, muhtaçsa, acizse elinden tutacaksın gerekirse yarasını saracaksın demişti düşmana bile sevgiyle yaklaşmayı anlatmıştı sanki.
    ben sizlere hayatta herşeyde pozitif merhametsiz nefretlerle baıyorsunuz demedim sadece ben şahsıma sevginin güzelliklerini nefretin kötülügünü anlattım belki sevginin dozunu aşmış olabilir ama ben herşeyi öyle sevmek hiç birşeyden nefret duymamak istemişimdir onu anlatmaya çalıştım..
    sizler yazarlardan kısa örnekler verdiniz bende dedimki;
    nefrete karşıyım az dozu olmaz nefret şahsıma hiç olmaz dedim sizlere hayatınızı nefretle yaşıyorsunuz demedim ama azda olsa nefret zararlı diye düşündüm.

  11. #26
    Üye
    Cigdem Kuyucak Avatarı

    Üyelik Tarihi
    01.08-2008
    Son Giriş
    20.07-2013
    Saat
    17:25
    Yaşadığı Yer
    Antalya
    Mesaj
    168
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    SEVGİ-UMUT-NEFRET

    Oğlumuza birgün öğretmen "çöpçü,doktor,manav,mühendis,bakkal ...hangi meslek önemlidir."demiş
    o da hepsine ihtiyacımız var"her insan ve meslek önemlidir" diye cevap vermiş.
    Öğretmen bunu bana anlattığında "hah" dedim içimden,
    "başardık ;hümanist bir insan yetiştirmek istiyoduk sanırım oldu"
    O zaman 7 yaşındaydı şimdi 10 yaşında.O her insanın farklı ama değerli olduğunu bilir.
    Biz ona bu konuda belki çok şey anlatmadık ama o bizi izledi.
    İnsanları sevdiğimizi; bizimde (farklıda olsak) sevildiğimizi bilir.
    Şimdi ona sorsak "hümanist birimisin?" diye ."Hayır ben futbolcuyum" der.
    Hümanist nedir bilmez ,ama biz onun hümanist olduğunu biliriz.
    ---------------------

    Ben 6-7 yaşlarındayken anneme ne zaman bu hastalıktan kurtulacağımı sorardım.Çünkü
    evimizde sakat,engelli,topal...gibi sözcükler hiç kullanılmadı.Bu kelimeler
    bir çeşit küfür gibiydi.O yüzden de adına hastalık derdik.Annem de bir sabah uyandığımda
    herşeyin biteceği masalını anlatırdı.Aklım ermeye başladığında annemin beni incitmekten
    korktuğu için bunu söylediğini anladım. Umut etmenin çok şey kazandırmadığınıda anlamıştım.
    Ama evimizde kullanılmayan sözcükler yüzünden olsa gerek kendimi hep sağlam sandım.
    Taa ki onu tanıyana kadar.Kendisiyle barışık,özgüveni yerinde,komplekslerinden arınmış
    olan bu adam bizim sakat olduğumuzu ama yaşamak için bir yol bulunduğunu ,hayatı
    kendimize göre kolaylaştırılacağını bana anlattı.o güne kadar hiç kimse ile sakatlığa dair
    konuşmayan ben, ayağıma taktığım cihazı göstere göstere etek giymiştim.
    Umutlanmak sanırım buydu.
    Yoksa, saçma sapan umutların peşinden hiç koşmadık, elimizin uzandığı gücümüzün
    yettiği herşeyi elde etmeyi başardık.
    Şansımız mı yaver gitti? Hayır. Birileri gelsin elimizi tutsun diye beklemedik.
    Arkamızda hiç kimsenin olmadığı bu yolda yanlız olduğumuzu
    düşe kalka da olsa kendimize güvenerek yürümemiz gerektiğini biliyorduk.
    UMUT edip bekleseydik acaba ne olurdu.? Eminim hala umutla bekliyor olurduk.
    Umudun yerini özgüven almalıydı.


    Geçici hırslar yaşadım,oğlumun peşinden koşamadığımda ,ertesi yıl onunla top oynayamadığımda,
    daha ertesi yıl başka bir şey ama adını nefret koymadım.Çünkü anlık hırslardı.
    Kimseyede sızlanmadım bunun faydasız olduğunu biliyordum.
    Yerine başka birşeyler koymalıydım. Bunu da oğluma bakınca başardığımı sanıyorum.
    Bizim gibi,insanlarla barışık olanların nefretle işi olmayacağını
    bunun geçici özlemler ve hırslar olduğunu çok iyi biliyorum.
    Savaşımız ,nefretimiz,hoşnutsuzluğumuz insanlarla yada her an birşeylere olamaz.
    Her insanın olduğu gibi biz sakatların savaşı hayatla ,zaten 1-0 malup başlamışken
    yaşamaya savaşımız daha da sert geçecektir.

  12. #27
    Üye
    ruzgargulu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    18.08-2008
    Son Giriş
    26.02-2017
    Saat
    12:14
    Yaşadığı Yer
    Antalya
    Mesaj
    80
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ben bu sitede ve internet alemişnde yeniyim.Ama Engelimizin , nefret umut ve sevgi üçgeninde ki konumu hakkında ki yazılarınızı çok beğendim. Özellikle pegasusun yazdıkları ....Hani bazen olurya düşünürsün hissedersin ama bir türlü ifade edemessin.Pegasus benim düşüncelerime tercuman olmuş.Beni ben yapan özelliklerimin içinde engelli oluşum büyük bir yer kaplamıyor.Ben kendime acımayı sevmiyorum.Sanki sağlıklı olanların hiç derdi yok mu ? Bu hayat yolu bir insan ne surekli mutlu olabilir nede sürekli mutsuz olabilir.Bu yüzden her üzüldüğümüz olayı engelimize bağlamamamlıyız.
    Kusura bakmayın baştata dedimya acemiyim ama bu güzel yorumları görünce yazmadan edemedim...

  13. #28
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    08:10
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.943
    Alınan Beğeniler
    959
    Verilen Beğeniler
    1.251

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bedenimizden nefret etmek değil burada kastedilen. Bedenin performansı ile, yapmak/etmek/olmak istediklerimiz arasındaki çelişkiye bir kızgınlıktan bahsediliyor. Sakatlığımızın bizi sınırlandırmasına; yapmak isteyip de yapamıyor olmamıza veryansın ediyoruz.
    Bir ada düşünün... Helikopterle adanın üstünde tur atıyrsunuz... Adanın her bir köşesinde iştahınızı kabartan, arzularınızı tetikleyen güzellikler/şeyler/etkinlikler/insanlar var. Ve bu adanın tam göbeğine sizi bırakıyorlar. Aklınızda biraz önce gördüklerinizin heyecanı. Gülerek helikoptere el sallayıp, biraz önce gördüğünüz güzellikleri iştahla düşünüyorsunuz. Ufka bakıyorsunuz, her şey ilerde sizi bekliyor. Dört bir yanınız karnaval tadında. Vira! Ama o da ne! Zemin yoğun bir kumla kaplı, tekerlekli sandalyeniz adanın zemininde gitmiyor. Karnavala bir an önce yetişmek istiyorsunuz, ama yok, sandalye sürekli patinaj yapıyor... Bir vira! İki vira! Üç vira! Dördüncüde başlıyorsunuz küfretmeye... Sandalyesine de, kumuna da, heyecanına da, umuduna da, gelmişine de, geçmşine de!

    Enstantane bu...

    Şimdi kuyucak diyor ki, ben o adanın ortasında kalakalmaktan nefret ediyorum. Ağzıma ne gelirse sayıp sövüyorum! Karnavala katılıp ter içinde kalmayı isterken, enerjimi kumda bata-çıka patinaj çekmeye harcıyor olmaktan nefret ediyorum. Kuma saplanan tekeri döndürmek için her seferinde hırsla küfrede küfrede debeleniyorum...
    O karnavala katılma isteğimi inatla besleyen de işte bu nefretim ve hırsım! Beni oraya bırakan helikoptere de, bu adayı bu kadar kum yapana da, yol yapmayana da, sandalyeme de, sakatlığıma da sinkaf!

    Hoşnutsuzluk ve nefret duygusunun yaşama getirdiği dinamizm derken, tam da bu, hırsla bir kum çukurundan diğer bir kum çukuruna dalıp çıkmayı anlıyorum ben. Küfrede küfrede ilerlemeyi...

    Arabası patinaj yapıp kuma saplanmışken kim küfretmez ki? Kim kuma ve tekere methiyeler düzebilir? Kim o çukurda kalmayı hayatın güzelliği sayabilir?

    Ve bence bu nefret ve hoşnutsuzluk olmasa, karnavalı uzaktan seyretmeyi kabullenebilir insan. Nefret, çığlık, hoşnutsuzluk nidaları hem umuda dairdir aslında, hem de karnavaldakilere bir sesleniş. Farkındalık yaratmak bi anlamda.

  14. #29
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yaşı uygun olanlar bilir.. (andante koooş )
    fiddler on the roof/damdaki kemancı diye muhteşem bir müzikal/film vardı. Ve bunun da if i were a rich man /ah bir zengin olsam diye, içeriğine pek katılmadığım ama müziği çok hoşuma giden bir şarkısı vardır.. Onun sözlerini Türkçeye şöyle çevirmişler:
    ah bir zengin olsam
    sana neler neler alırdım
    yaşardın gönlünce sen
    bir zengin olsaydım ben
    çalışmazdık asla
    ne isterdim tanrıdan bundan başka ben
    her akşam votka rakı ve şarap
    şarkısını sana öğretirdim ben
    geçip gider kalmazdı hiç keder
    ömrümüz zevk ve neşeyle dolu
    sürer giderdi hayat boyu
    işte böyle zengin olsaydım ben

    belki de böyle bir zenginlik içinde olsaydık sevgilim
    bunca rahat yine de bedbaht mutlu olmazdım ben
    Ve Ek$i sözlükteki yorumlardan en çok hoşuma gideni şu oldu:
    "her akşam votka rakı ve şarap şarkısını, sana öğretirdim ben" satırlarıyla beni benden alan parçadır. ayrıca bütün şarkı boyunca zenginliğin güzelliğini anlatıp son paragrafta ayarı vermektedir.

    belki de böyle bir zenginlik içinde olsaydık sevgilim
    bunca rahat
    yine de bedbaht
    mutlu olmazdım ben...
    Şimdi söyleyin bakalım.. Buradaki "zengin/lik" yerine "sağlam/lık"'ı koyabilir miyiz? Koyabiliriz. Uyar mı? Önemli değil! Uysa da, uymasa da …

    Tevye'nin fakirlikten nefret etmesi gibin olmuyor mu bizim de sakatlıktan nefret etmemiz?

    O, fakirleşmesinin nedenlerini bir kenara bırakıp suçu "fakir"likte arıyor, biz, engeli koyanları/kaldırmayanları bir kenara bırakıp engelimize kalayı basıyoruz.. Ne fark var?

    Öteki elemanların (engeli koyanların/kaldırmayanların) işine geliyor bu durum zaten: "At kedinin önüne yün yumağını.. Oynasın.. Bize bulaşmasın." "Sakat, kendi sakatlığına küfretsin.. Bize sıra gelmesin." :evil:



    Bülentçim ne işin var allasen halikopterle adaların, modaların üzerinde dolaşıyorsun? :P Başka yer mi kalmadı dünya üzerinde?..

    Diyelim Hasan Kuyucak, tekerin girdiği çukur yüzünden kendi engeline küfretti, rahatladı, dallamayı evire çevire dövemediği yüzünden yine kendi engeline küfretti, rahatladı.. "Kumla kaplı zemin" yüzünden yine yine kendi engeline küfretti, rahatladı!.. Özne "kendi engeli" yani.. Ama o "tekerin girdiği çukur", "dallama", "kumla kaplı zemin" olduğu gibi duruyor! O engelleri koyanlar/kaldırmayanlar nasiplerini aldılar mı o nefretten, küfürlerden.. :? Sanmıyorum..

    Sonra bir tane Hasan Kuyucak mı var bunlardan muzdarip? Çiğdem Kuyucak var, Dante Kardeşim var, hasankrmn var, melpomene var, QuetZalCoat var, UTOPYA var.. vb. vb.



    Karnavaldakilere de sesleniş falan değildir.. Onlar Hasan Kuyucak'ı tanıyo olsalar değil engelli yolu yapmak, kırmızı halı döşerlerdi bea.. :P Onu yapmadıklarına göre ya çıtkırıldım sosyete taifeleridir, ya da maganda tiplerdir.. Mangal partisi veriyorlardır.. Her ikisi de kalsın, almıyim..

  15. #30
    Üye
    seker kiz Avatarı

    Gerçek Adı
    Melike
    Üyelik Tarihi
    05.08-2008
    Son Giriş
    16.12-2017
    Saat
    18:49
    Yaşadığı Yer
    Antalya
    Mesaj
    1.848
    Alınan Beğeniler
    23
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    peki insan o kum birikintisinden nefret etmeden ama severek isteyerek ben başarırım diyerek te yol alamız mı??




Sayfa 2 / 8 İlkİlk 123456 ... SonSon