Sayfa 6 / 6 İlkİlk ... 23456
Toplam 79 mesajın 76-79 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #76
    Üye
    daylight Avatarı

    Gerçek Adı
    Aysel
    Üyelik Tarihi
    16.01-2008
    Son Giriş
    28.07-2012
    Saat
    22:26
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    431
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Merhabalar.
    Ben de okumuşken iki satır yazayım dedim.. Arakadaşlar.Bende eng.güzllk.yarışmasına katıldım evet. Ve, Korkut beyle, Arif beyle defalarca konuştum. Bu arada kendilerine çok teşekkür ediyorum ilğilerinden dolayı... Birazda yordugum,, için kendilerinden beni bağışlamalarını isterim tabii...

    Ben 25 Ocak'ta hastaneye yatıp, 10 mart'ta çıktım hastaneden.
    Hiç haberim olmayan bu yarışmaya, kaydım olan bir dernegin beni önermesi ve teşfik etmesiyle katıldım, onlar inanmıştı benim dereceye girebileceğime ...
    Resimlerimi gönderdim,. Aradan fazla günler geçmedi.Beni aradılar , aynı derneğin kaydolan diğer üyelerine sordugumda, benim dışımda tanıdığım kızlardan birini aramamışlardı... Bende artık inanmaya başlamıştım. Çünkü bir kaç defa arandım, her aradıklarında ikna edemediğim ailem için, bahaneler buldum bu gün yarın diye.
    Belk ikna olurlar, ikna ederim diye.

    Sonra, artık bana izin verilmediğini söyledim, yarışma yetkililerine, ozaman benim katılmam ve izin vermeleri için, Arif bey ve diğer birkaç yarışma ile ilğili kişiler ailemi arayıp bana izin vermelerini söylediler... onlara çok minnettarım.... Ama olmadı yinede verilmedi izin...

    Demek isteğim bu ve bunun gibi, engellilere yönelik sosyal - faaliyet olsun vesaire başka bir etkinlik olsun, engel olunmamalı, zaten bizlerin, kısıtlı, daracık olan dünyamız daha da kısıtlanmamalı ....

    O zaman çok üzülmüştüm ... katılamadığıma... İzin verilmediğine... Ama şimdi üzülmüyorum... İnsanın kabullemeyecegi bişey yok, galiba ben bu arada galiba hastalığıda kabullenmeye başladım yavaş yavaş .
    Arkadaşlar.

    Çünkü başka çarem olmadıgını görmeye başladım :cry: :cry: :cry:

    SEVĞİLER...

  2. #77
    che
    Misafir Üye
    che Avatarı

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bence tartışmamız gereken konular yarışmaya katılanların kambur sırtları olmayan bacakları yamuk yumuk bendenleri şaşı gözleriyle güzel olup olmadıkları olamamalı ayrıca buna katılmakla veya katılmamakla verilmek istenen mesajın niteliği niceliğide olmamlı diye düşünüyorum.
    çünkü bu güzellik yarışmaları; güzelliğin tescil işeleminden başka bir şey değildir. insanlar eğitimli olduklarını nasılki diplomasıyla kanıtlıyor ispatlıyorsa, pc kullanıp kullanmadığını nasıl kanunen meb onaylı sertifikasıyla ispatlıyorsa, nasılki engelli olduğunu sağlık kurulu raporuyla kanıtlıyorsa, nasılki ürününü aldığı lisansıyla sahipleniyorsa, güzelliğinide güzellik yarışmasında aldığı dereceyle ispatlıyor, kanıtlıyor. bu gibi yarışmaların gerçek yüzü kimsenin aksini ispat edemeyeceği (kanunen) bir diplomaya, bir lisansa, bir sertifikaya sahip olmak güdüsü ve zorunluluğudur. modern insan, sahip olduğu her şeyi belgelendirmek ve evinde veya toplumda bakılabilecek en güzel yere asmak, iliştirmek istiyor. bütün yaşamı belgelere dayandırma güdüsü veya ihtiyacı diye düşünüyorum. güzellikten daha çok bir tür meşruluk arayışıdır diye düşünüyorum. çünkü her kes güzeldir, her kes bu konuda kendini beğenir yani kendi güzelliğinin farkındadır zaten, örneğin kimse saçını taramadan evinden dışarı adım atmaz veya bir kaç takı takmadan yapamamaz. bunlar kişinin nasıl olursa olsun kendini güzel bulmasına ve güzelliğini beğenmesine kanıttır. insanların meşru bir belge araması belki normal belkide anormal bir durumdur bilemiyorum,karasızım!..
    saygılar

  3. #78
    Üye
    MANOLPAN Avatarı

    Üyelik Tarihi
    05.01-2008
    Son Giriş
    14.06-2009
    Saat
    03:15
    Yaşadığı Yer
    ÇANKIRI
    Mesaj
    31
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    HERKES KENDİ GÜZELLİGİNİN FARKINA VARIR VE BUNU İLLE BİRİLERİNİN GÖZÜNE SOKMA GEREGİ DUYMAZSA BU TÜR YARIŞMALARADA HİÇ GEREK OLMAZDI
    KATILANLARA YİNEDE BAŞARILAR DİLİYORUM

  4. #79
    Üye
    Gothica Avatarı

    Gerçek Adı
    Saliha C.
    Üyelik Tarihi
    26.06-2005
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    15:24
    Yaşadığı Yer
    Kırgız Yurdu Ulupamir
    Mesaj
    6.857
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    2
    Blog Mesajları
    3

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Irkçılığın Estetik Bağlantısı

    NECMİYE ALPAY / RADİKAL

    En esaslı ırkçılık türlerinden biri bu: İnsan bedenine ilişkin standartlar. Her çocuğun ergenliğe doğru gerildiği çarmıh. Özellikle kız çocuklarının. Daha da özellikle, ‘sakat, özürlü, engelli’ gibi sıfatlarla anılan çocukların.

    Çift eksenli bir ayrımcılık söz konusu burada: Birinci eksen, ‘güzel/ yakışıklı’ sayılanlar ile sayılmayanları birbirinden ayırıyor, ikinci eksen ise ‘sakat-sağlam’ ayrımını yapıyor. İşin yaşamsal yanı, bu ayrım eksenlerinin gerçekliğinde değil, bizim onlara yüklediğimiz değer yargılarında ortaya çıkıyor: Bizim çirkin ya da sakat saydığımız bedensel yapıların kendileri gerçekliğe dahil. Ama bu gerçekliğin olumsuzluk sayılması ideolojik bir durum. Ayrımcılık bu noktada başlıyor; gerçekliğin en kolay yoldan ideolojiye konu olduğu noktada.
    Başta feministler olmak üzere, bedene dayalı ayrımcılığın epey sözünü eden oluyorsa da, ırkçılık demiyorlar buna pek; herhalde ırklarda bulunduğu varsayılan süreklilik türünden bir süreklilik özelliği burada bulunmadığındandır. Oysa, ırkçılığı yalnızca kan bağıyla ilgili bir mesele olmaktan çıkarıp insanların bedensel özellikleriyle ilgili diye tanımladığımızda her şey biraz daha farklı bir görünüm alıyor.
    Filmmor’un bugünlerde gazetelerde sıkça rastladığımız, fotoğraflı bir festival duyurusu var. “Bedeniyle barışık filmler” yazılı bir afiş. Festival, 15 Mart’a kadar İstanbul Fransız Kültür Merkezi ve İstanbul Modern’de; sonra Manisa, Urfa ve Trabzon’da olacak. Konu üzerinde düşünüp tartışmak için iyi bir fırsat.
    Afişte, kadın mücadelesinin gerektirdiği üzere mor renkte olan sinema koltukları görüyoruz. Her birinin eni ve boyu birbirinden farklı bu koltukların. Standart dışı yani hepsi. Standart dışı bedenleri temsil ediyorlar. Ve herhalde, “bedeniyle barışık” olma fikrini.
    Kendi bedenimizle “barışık” olmamız, diğer insanların bedenleriyle “barışık” olmamızla yakından ilintili. Bu “barışıklık” ne anlama geliyor? Karışık iş. Sözgelimi, kendi bedenimizle barışık olmamak, bedenimizi beğenmediğimiz, fiziksel yapımız nedeniyle komplekse kapıldığımız, bu yüzden hayatı kendimize zehir ettiğimiz vb anlamına gelir. Başkalarının bedeniyle barışık olmamak konusunda da benzer şeyler söylenebilir: Başkalarının bedenini ya da onun karşısında kendimizinkini, üstün ya da aşağı bulabiliriz. Diğer ayrımcılık çizgilerindeki gibi burada da bir üstün/ aşağı algılaması ya da iddiası geçerli. İlgi ve sevgi görme, beğenilme gibi ruhsal desteklere olan ihtiyacımızla fena halde iç içe olan bir durum. Elbette, bir yığın magazinel, ticari vb yönelimle birlikte.
    “Notre Dame’ın Kamburu” ve “Cyrano de Bergerac” gibi dev edebiyat yapıtları,
    çirkinliğin ve sakatlığın bir yazgı gibi yaşandığını gösterir bize. Bu durum karşısında isyan etmeye de yöneltirler mi? Belki. Carson Mc Cullers’ın “Küskün Kahvenin Öyküsü”
    (sonradan “Hüzünlü Kahvenin” diye çevrildi), başka bir manzara gösterir: Başkalarının,
    daha doğrusu genel dünyanın yargılarını dışlayıp kendi dünyalarını kurarak yaygın estetik
    budalalığı aşabilenler.
    Festivalle henüz ilgilenemedim, neler var, bilmiyorum. Şu tartışmakta olduğum konuyla ilgili olarak bende en çok iz bırakmış olan filmi ise yıllar önce görmüştüm. Ne adını hatırlarım, ne yönetmenini, ne de oyuncularının kim olduğunu. İki genç kadın vardı filmde,
    ikiz kardeştiler, aralarında hiç ama hiç fiziksel fark yoktu. Oysa izleyici olarak, birini çok
    güzel buluyordunuz, diğerini ise çirkin.
    Yönetmen bunu başarıyordu, hem de işin “ruh güzelliği” kısmına çok az başvurarak.
    Beden meselesi, feminist kuramların ve sömürgecilik sonrası çalışmaların önemli motiflerinden. “Renkçilik (chromatism), jenitalizm (genitalism)” gibi kavramlar
    doğmuş bu çalışmalardan. İnsan bedeninin bir metin gibi, egemenlerin söylemiyle oluşturulduğu ve oluşturulan imgenin, o egemenliği sürekli olarak beslediği vb.
    Bedenlerimizin gerçekliğini, yalnızca giysilerimizin değil, onları da işin içine katan bütün algıların, yargıların, söylemlerin bulutları ardında çoktan yitirmiş durumdayız. Tepeden tırnağa bulaşmışız ırkçılığa ya da ırkçılık bize bulaşmış.

    Radikal / Irkçılığın estetik bağlantısı / Kültür Sanat / NECMİYE ALPAY




Sayfa 6 / 6 İlkİlk ... 23456