Sayfa 3 / 6 İlkİlk 123456 SonSon
Toplam 79 mesajın 31-45 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #31
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Dün dersten dönüyorum, ve deniz otöbüsünü bir dakika arayla kaçırdım. :cry:
    Hemen yanındaki kafeye giderek soğuk ve yağmurlu bir İstanbul akşamında diğer deniz otöbüsünü beklemeye başladım sıcacık tavşan kanı bir çayın eşliğinde.
    Hemen yanı başımdaki masaya bir kadın oturdu.Buraya kadar benim için hiç bir dikkat edilecek konu yok.Ama daha sonra kadını son derece dikkate alacak ve hiç tanımadığım bu kadını çok sevecektim.
    Kadıncağız bir kumpir almış onu yiyiyor büyük bir iştahla ve garsondan bir kola istedi.Garson doğal olarak artık alışılmış sorusunu sordu;
    Diyet mi, normal mi?
    Ve kadın normal dedi.
    Doğal olarak garsonumuz siparişi hemen yanındaki diğer garsona iletti.
    Bir normal kola...
    Diğeri itiraz etti..
    Çok ciddiyim, aynen şu cümlelerle;
    OLur mu diyet olsun!!!!!!
    Ve kadına bir kez daha sordular; diyet mi normal mi?
    İşte kadını sevmeye başladığım an o an.
    Sen ne terbiyesiz bir insansın.Normal diyorum ve sen diyet diye tutturuyorsun,Yapmaya çalıştığın şeyi anlıyorum.Yaptığın şeyin tek izahı var, hakaret ediyorsun.
    Sesler yükselmeye başladı. Ortalık bir anda kaynadı. Garson cidden çok büyük bir terbiyesizlik ediyordu. Çünkü kadınımız oldukça şişman. Ve ona göre diyet kola alması son derece uygun. :twisted:
    Nasıl herşey kulağımıza fısıldandığı gibi yer etmiş.Şişmansan zayıflamak zorundasın.Ve diyet yapmalısın. Bu halinle mutlu olmak gibi bir hakkın yok.
    Öylesine kuşatılmışız ki, bu kuşatma altında kendi benliklerimiz ve kabullerimizle yaşayabilmemiz hemen hemen olanaksız hale gelmiş durumda.
    Benim için işin trajik ve düşünülmesi gereken ve ivedilikle sonuçlanması gereken kısmı bu.
    Bu kafedeki kadın gibi üstüne üstüne gitmekle başlayacak ilk adımlar.

  2. #32
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Şöyle bir şeyler olmuyor mesela
    44 bedenlik 'İngiltere Güzeli' adayı

  3. #33
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    12:36
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.882
    Alınan Beğeniler
    937
    Verilen Beğeniler
    1.231

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    mdz çok güzel yazmış: "KENDİMİZİ TANIMAYA ÇALIŞIRKEN DAHİ NORMAL SAYILAN KRİTERLERE GÖRE DEĞERLENDİRİYORUZ. 'BEN HER ŞEYİ YAPABİLİYORUM, HATTA ENGELSİZLERE GÖRE DAHA İYİ YAPARIM' GİBİ BİR ÇEMBERİN İÇİNE GİRİYORUZ. NEDEN Mİ? ÇÜNKÜ ENGELSİZ OLMANIN GEREKLİLİĞİ BEYİNLERE KAZINMIŞ.
    KARDEŞİM, EVET ENGELLİYİM VE O DEDİĞİNİ SENİN GİBİ YAPMAK ZORUNLULUĞUM YOK, HATTA YAPAMAM"

    Ve ben ekliiim: N'oooolmuş?!
    - Arkadaşlar, lütfen sorularınızı özel mesajla iletmek yerine ilgili foruma yazarak cevap arayın. Böylece hem soru-cevaplardan herkes yararlanır hem de en doğru cevaba en hızlı şekilde erişmiş olursunuz.
    - Lütfen sorunuza cevap aldıktan, bir sorununuza çözüm bulduktan sonra dönüp gitmeyin. Siz de başkalarına yararlı olmak için bilgilerinizi, tecrübelerinizi, duygularınızı paylaşabilirsiniz. Unutmayın, siz nasıl yana yakıla cevap arıyorduysanız, başkaları da içine düştüğü açmazdan çıkmak için aynı hararetle sorularına cevap arıyor...

  4. #34
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Burada bir gerçek atlanıyor. Bu yarışmayla kimsenin bir yere eklemleneceği yok. Çünkü bu sistemin doğasına aykırı. Ama yapılan şey buna rağmen bir isyan. Surların dışına itilenler kapıları yumrukluyor sesleri duymuyor musunuz?

    Bakın içerdeki dünya bir yalan ve bir sömürü dünyası olsa bile alternatifsiz insanlara içeri girmeye cüret ettikleri için kızamazsınız.

    Çünkü siz sömürüden bahsederken neden bunların o sömürü sistemine dahil olamadıklarını açıklayamıyorsunuz.

    Güzellik sömürülüyor diyorsunuz ama işte bu insanların güzelliği sömürülme değerinde bile görülmüyor. Sonuçta görülse ne mi olacak hiçbir şey. Ama en azından onlar da sömürülmeye değer görülecekler. Ya bunun aslında ne kadar önemli olduğunu görmenizi isterdim.

    Baben abi mezenin baskaldırısı mı olur diyorsun. ABi bu ne peki?
    Nasıl açıklayacağız bu si,steme dahil olmak için insanları dehşet içinde bırakacak bu meydan okumayı.

    Diyorsunuz ki sistem güzelliği sömürüyor. Tamam anladık bunu biz de biliyoruz.

    Peki devamla anladık ki bu engelliler de güzellik yarısması yaparsa aynı sistemin köleleştirme, ikileştirme, ötekileştirme mekaanizmasının çarkı olacaklar. Eyvallah.

    İyi de kardeşim onlar bunu yaparken milleti aynı zamanda dehsete de düşürecekler. Çünkü sistemin bu ikilikleri yapmak için kurguladığı kalıpları da darmadagın edecekler.

    Onları izleyen insanlar korkacak, iğrenecek, nefret edecek belki.

    Butun bu olumsuz duygulara karsı oraya cıkmak bir isyan degil de nedir?

    Sonucu o iğrenen insanların sistemine dahil olmak olsa bile yapılan bir isyan degil mi?

    Mezeliği mi kaldı bu işin?

    Tama biz de biliyoruz nihayetinde yapılanın kapitalizmin kalıplarından kendimize don biçmek oldugunu. Ama kapitalizm bu konuda çaresiz görmüyor musunuz?

    Kapitalizmin biçtiği kalıplar kullanılıyor belki ama kalıplar kullanılırken yine o kalıplar dagıtılıyor. Anlamsızlaşıyor.

    İşte bakın tam burada gelin olayın özünü ifşa edelim.

    Engelli güzeller aslında sisteme eklemlenmek istiyorlar ama mevcut halleriyle sistemin kalıplarını kesinlikle istemeden ve farkında olmadan da parçalıyorlar.

    Yani onaların yaptıklarında kendi niyet ve emellerinden bagımsız bir şeyler var.

    Evet organizasyonu yapan kadın tam bir kompleks abidesi ve onun niyeti tam da eleştirdiğimiz şeyi yapmak. Yani sisteme eklemlenmek. Arzulanmak için sistemin bizden istedigini yapmak yani güzelliğe tapınmak, mümkünse güzel olmak vb.

    Ama onlar bunu bir sistem onaları istemediği halde yapıyorlar ki bu bir başkaldırıdır. İkincisi hiç mi hiç farkında olmadan da sistemin altını oyuyorlar. Bakın birincisi onların bilinci dahilinde gerçekleşirken ikincisinden hiç haberler yok. Çünkü onalar sistem eklemlenmek için isyandalar sistemi yıkmak için değil.

    Bu arada dilimizi agır bulan arkadaşlar da haklılar. Velakin biz burda bakkal ökkeş emmiye derdimizi anlatmıyoruz. Burada kuramsal bazda belli konsensüsler olustuktan sonra o elde edilen bilgiler halkın anlayacagı şekle nasıl olsa dönüşür. Lütfen bizim düşünsel olarak ilerlememizi "köydeki hatçe teyze annamıyor emme" geyigiyle eleştirmeyi bir kenara bırakın. doğrular derinlerdedir dostlar, onları bulmak için herkesin kullanmadıgı malzemeler yani kavramlar kullanabiliriz. Ama doğrular bir kez su yüzüne cıkarıldı mı artık herkesin malı olurlar. Herkesin anlayacagı şekilde ifade edilebilirler. Bu yüzden allah askına bırakın da istediğimiz gibi istedigimiz kavramlarla konusalım.

  5. #35
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Baben abi mezenin baskaldırısı mı olur diyorsun. ABi bu ne peki?
    Nasıl açıklayacağız bu si,steme dahil olmak için insanları dehşet içinde bırakacak bu meydan okumayı.
    Her toplumsal hareketin bir usulü-adabı, yolu yordamı vardır Pegacım

    TEPKİ köşe yazılarımda bir parça anlatmaya çalışmıştım.. Çağdaş toplumda ses getiren ve kalıcı tepkilerin ancak ve ancak bilinçli + örgütlü hareketlerle yapılabileceğini vurgulamıştım. Burada ikisi de yok! Ya da olması gerektiği gibi yok!
    Sevgili Bülent’in bir yazısında yerden yere vurduğu "Lay Lay Lom Derneği", “Kermes, Konser ve Plaket Derneği",
    de demiştim orada.. İşte buradaki organizasyon böyle bir şey. Sözün kısası; Yemişim böyle başkaldırıyı, böyle meydan okumayı! :evil: Üzme beni!

  6. #36
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Şair ''yüzleştir hayatla bildiklerini demiş'' ya .. Bizler yıllarca köylülere işçi sorunlarını, sendikal örgütlenmeyi ve
    proleterya devrimini anlattık..Gecekonduları oluşturmayı denedik, oralar da kayıplar verdik..Hayatla yüzleştirilemeyen
    bir düşünceydi onlar..Bakmayı öyle öğrenmiştik..Merkezlerimizi öyle oluşturmuştuk ve o merkezden bakıyorduk..Peki çok mu
    kötüydü, yanlıştı o düşünceler? Hayır, kesinlikle hayır..Ama şunu da görebilirdik; Bu köylüler işçi olmak, iş bulmak için
    çırpınıyorlar..İşe yerleştirdiğin adam önce sana kuşkuyla bakmaya başlıyor..Gecekondusunu yaptığın adam da önce sana karşı
    korumayı öğreniyor, dört duvarını..

    Sevgili o.boğa haklısın, haklısın da...Her şeyi kafada çözmüş olmak yetmiyor..Eğrisiyle doğrusuyla koca bir nehir akıp
    gidiyor önünden..Ya atlayacaksın içine, yada ''nereye gidiyorsunuz'' diye bağıracaksın..Sen bu ikileme getirdin olayı..
    Seninle aynı şeyleri canı gönülden söylerim ben..Fakat, sen de o nehire girmek, yıkanmak/kirlenmek yada doymak/teslim
    olmak isteyenleri anlasan biraz..Merak etme her şey aslına rücu eder..Senin söylediklerin de ancak o zaman, o eylemi
    yaşayan/gören insanların kafasına ''dank'' eder..

    Yoksa kapitalizm şöyle der, modernizm de, postmodernizm de şunlar olur demek, düz bakmaktır bu olaya..

    Kapitalizm denen olay, sürekli bir denge hali değil ki..Sürekli yıkılıp-bozulan denge halidir..Modasızlık bile moda
    olabilir..
    Modernizm de belirli, aynı olan ideolojik bir yapılanma değildir..Benim bildiğim bu çağda sayısız sistematik düşünce
    akımı oldu..Hangisini temel alacağız bunlardan..Postmodernizm denen olay ise ''kafana göre takıl'' değişkenliğidir.

    Bu düşüncelerle bakarsak bu olaylara yanılırız..Burada ki olay, ''normal'' olmanın dayanılmaz hafifliğidir..Yanıp
    tutuşan yürekler senin karşı çıktığın her şey için atmaktadır..Onlar yaşanmadan senin söylediklerin, iyi söylem olarak
    kalır, kalacaktır..Sen gel en iyisi, misafirim ol, bizde bir basın bildirisi okuyalım orada..Ama yarışmadan sonra..

  7. #37
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    12:36
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.882
    Alınan Beğeniler
    937
    Verilen Beğeniler
    1.231

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Keşke bu tartışmayı bu güzellik yarışması hiç ortada yokken yapsaymışız. Çünkü bu haliyle öyle algılanıyor ki, sanki ben bu yarışmayı düzenleyenlere, yarışmaya katılanlara ya da yarışmayı destekleyenlere, "yapmayın, katılmayın, desteklemeyin" diyorum. Oysa benim için bu tartışma bu güncellikten tamamen bağımsız. Hatta sırf bu yakınlık kurulmasın, varolan organizasyon temelinde tartışmayalım diye senin açtığın başlığı (bkz) ayırmıştım. Yani hem kimin ne yapacağına dair yorum yapmaktan kaçınmaya çalışmıştım, hem de bana -haklı olarak- "sanane yahu, sen kimsin" denmesini istemiyorum Sahiden de bana ne, isteyen istediği şeyi yapar...
    Benim amacım bu yazıyı/tartışmayı okuyan kişilerin zihilerini karıştırmak, onların soru sormalarını sağlamak. Birilerini yönlendirmek ya da -an itibarıyla- doğru olduğunu düşündüğüm şeyleri birilerine empoze etmek benim işim değil... Yazdıklarımdan "şunu yapın-bunu yapmayın" gibi bişey algılanıyorsa, o da sanırım bu sitede yönetici olmamdan dolayı. E ne yapayım o da benim dezavantajım işte.

    Tekrar edeyim: Burada anılan organizayonu düzenleyenler/katılanlar/destekleyenler kendilerini kişisel anlamda bu tartışmanın dışında tutsunlar lütfen. Ben hiç bir sözümle onları doğrudan kastetmiyorum. Herkes keyfine baksın... Benim için önemli olan şey bir fikir tartışması yapmak ve onun insanlarda bırakacağı izler.
    - Arkadaşlar, lütfen sorularınızı özel mesajla iletmek yerine ilgili foruma yazarak cevap arayın. Böylece hem soru-cevaplardan herkes yararlanır hem de en doğru cevaba en hızlı şekilde erişmiş olursunuz.
    - Lütfen sorunuza cevap aldıktan, bir sorununuza çözüm bulduktan sonra dönüp gitmeyin. Siz de başkalarına yararlı olmak için bilgilerinizi, tecrübelerinizi, duygularınızı paylaşabilirsiniz. Unutmayın, siz nasıl yana yakıla cevap arıyorduysanız, başkaları da içine düştüğü açmazdan çıkmak için aynı hararetle sorularına cevap arıyor...

  8. #38
    Üye
    everest Avatarı

    Üyelik Tarihi
    20.03-2008
    Son Giriş
    25.06-2009
    Saat
    14:30
    Mesaj
    12
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    entegrasyon projesidir saygı duyarım ama şöyle de bir realite var ki neyi neye entegre ediyorsun, efendim tekerlekli sandalyeli tango dans gurubu kurmuşsun, ne alaka şimdi diye sorasım geliyor bir sakat her şeyi yapmak zorunda mıdır. işte bu bir dayatılan şablondur, bana da yapıldı okulda hoca beni odasında sözlü yapacak adam daha ilk sözde vucut bazı eksiklerini gidermek için başka yönlerini kuvvetlendiriyor senin de hafızan gelişmiştir şimdi dedi, güldüm durdum halbuki dün ne yediğimi bile hatırlamam mesela öyle bir insanım.

  9. #39
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Geçtiğimiz uma günü okulun içinde bulunan Fazıl Say Salonundan çok güzel müzik sesleri geliyordu.

    İçeri girdiğimde inaılmaz güzel dans eden bir hoca eşliğinde öğrenci arkadaşlarımın dans dersi aldığını gördüm.

    Eskiden bedenimle ilişkilerim çok iyiydi. Çok güzel dans ederdim. Gerek yıllarca uzakdoğu sporlarıyla uğraşmam gerekse dans ederken çok mutlu olmam nedeniyle vucudumu kullanmayı her zaman çok sevmişimdir.

    Tapınılan bir mabed gibi içinde kendimi iyi hissettiğim bedenimle mutluydum. Onu kullanmak, sınırlarını keşfetmek harika bir duyguydu. Uzakdoğu sporlarını yaparken bedenimin içinde hissettiğim kudret duygusu, ve yine bedenimle dans derken hissettiğim fiziksel estetik beni kendimden alır götürürdü.

    Bedenimi hayatım boyunca hep çok etkin kullanmışımdır. Bu yüzden daha beş yasındayken yüzmeyi öğrenmiş, kimsenin çıkamadığı ağaçlara çıkmış, daha on yaşındayken büyüklerimi şok edecek denli binici olmuştum. Uzun yıllar sonra yaptığım sporda ülke çapında başarıları da hep bedenimle olan güzel ilişkim sayesinde elde etmiştim.

    Kaza geçirdikten sonra daha önceleri kilometrelerce mesafeyi rahatlıkla yüzebildiğim denizle olan ilişkimi yeniden sorguladım. Başarısız bazı denemelerden sonra yeniden yüzmeyi öğrendim. Şimdi eskisi kaddar olmasa da yine yüzebiliyor ve kendimi çok iyi hissediyorum.

    Uzakdoğu sporları bedenin kullanılabileceği en son formları içerdiğinden artık ona geri dönmem imkansız. Ama ya dans bu kadar sevdiğim, yaparken kendimi öylesine iyi hissettiğim dansa geri dönebilirmiydim acaba?

    Bunu dans hocasına sordum. ABD de aldığı eğitim esnasında bir sürü engelli dansçıyla tanışmış. tekerlekli sandalyesinde kimin ne düşüneceğini umursamadan sırf istediği ve müzikle bedenin senkronize hareketlerle sevişmesine aşık olduğu için dans eden insanlar...

    Hocayla anlaştık. Ruhu gibi kendi de dünyalar güzeli bu kız bana yeniden dans etmeyi öğretecek. Bu arada dans hip hop Gerçi ben tango tercih ederdim ama...

    Neyse lafı uzatmadan diyeceğim o ki; şimdi ben bunu yaptım diye acaba sağlamların dünyasına mı eklemlenmeye çalışıyorum? Beni bu başlıkta bana muhalefet eden arkadaşların bir çoğu bilir. Hayatın ne kadar içindeyim, psikolojik olarak nasıl bir yapım var çok iyi bilirler. Şimdi sormak istiyorum. Ben dans etmeyi ne için istiyorum acaba? Bu mevcut sisteme eklemlenme çabası mıdır yoksa içimden geleni yapma adına kurulu kalıpları iplememe halimi?

    Bunun cevabı verilirse konu açıklığa kavuşmayacak belki ama en azından eleştirilerimiz daha bir anlaşılır olacak. Bunu derken bir ayrımın da altını çizelim. Güzellik yarışmasıyla bir engellinin dans etmek istemesi tabiki aynı şey değil. Peki ya engelliler için düenlenmiş bir dans yarışması olsaydı? Bilemiyorum ben bu güzellik yarışmasına kıvırdığım burnu ona da kıvırır mıydım. Hele bir de üç beş senedir dans dersi almışsam ve gerçekten de dans etmeyi istiyorsam. Ne derdim/derdik acaba?

    Güzellik yarışmasıyla alakasız mı olurdu? Benim dans etme isteğimle kadınların beğnilme, arzulanma isteği arasında bir paralellik kurulabilir mi?

    Sakın şam şeytanlığı yağtığım düşünülmesin. Gerçekten bu tartışma aslında biraz da kendi içimde çıktığım bir yolculuk. Nereye varacağımı ben de çok merak ediyorum.

    Tartışma sona erdiğinde baştaki düşüncelerimi reddedersem beni döneklikle suçlamak için bazılarımız istediği fırsatı bulmuş olacak. Ya da belki söylediklerim konusunda daha da bir katı olacağım. Her halükarda samimi şekilde yürüyoruz, bu biline...

  10. #40
    Üye
    everest Avatarı

    Üyelik Tarihi
    20.03-2008
    Son Giriş
    25.06-2009
    Saat
    14:30
    Mesaj
    12
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    "Güzellik sömürülüyor diyorsunuz ama işte bu insanların güzelliği sömürülme değerinde bile görülmüyor")))

    bir kolu olmayan kız arkadaşım şöyle diyor du "istisnasız görüştüğüm her kadın bana kızım ne kadar güzelsin diyor ama iş evlenmeye gelince hiç biri oğlunu vermiyor nefret ediyorum bu iki yüzlülükten madem güzelim ver oğlunu o zaman, ya da güzelsin demeyin bana yeter artık"

    valla pegasusun mesajından kendime pay çıkarayım heyyy kızlar beni her türlü kötü emellerinizde kullanıp sonra isterseniz bir buruşuk mendil gibi fırlatıp atabilirsiniz

    söz valla vay niye etimden yararlandınız da sonra terk ettiniz diye çirkeflik etmiyeceğim)

  11. #41
    Üye
    everest Avatarı

    Üyelik Tarihi
    20.03-2008
    Son Giriş
    25.06-2009
    Saat
    14:30
    Mesaj
    12
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    şu tango olayını şöyle açayım isterseniz...

    ben kazadan sonra 70.yıl fizik tdv. de yatarken oraya bir derneğin t.sandalyeli halk oyuncuları geldi kafkas oynuyorlar... bilenler bilir kafkas oyunu bedenin transa geçtiği bir oyundur ve muazzam bir beden bütünlüğü ister. neyse ben 1 baktım annem ağlıyor, şimdi benim itirazım bakın biz olmayacağımız bir şey için taklit ediyoruzun o acınası, o mahveden ümitsizliğin çıplaklığının hüznüdür...

    yoksa benim gibi tarkan çıktığında 300 500 DİSCO HOBA HAYDİ ELLER HAVAYA MODUNDA edilecekse dans buna ne itirazım olur ki

  12. #42
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Gerçekten olaya sadece güzellik yarışması olarak baktığımızda farkında olmadan yanlışlar yaparız.

    Özetle, güzellik yarışmalarının kadının fiziksel özelliklerinin kullanılması olarak ele aldığımızı söylemeye çalıştık. Ve işin başında kadının fiziksel özelliklerinin kullanılmasının yanlışlığını savunduk.

    Ama aynı zamanda dikkatili okuyucular farkındadırlar mutlaka, bu karşı çıkışımızın bir işe yaramayacağını söylemeye çalıştık. Çünkü sistem bu anlamda ağını kurmuş durumda ve kadınlar bir şekilde fiziksel özellikleriyle sömürülecekler.

    Söz konusu engelli olduğunda, engellilerin sömürüldüğü bir durum sistem içinde olmasına rağmen durum çok daha vahimdir. Sömürülmek için her şeyden önce bir kabul gerekir. Ama biliyoruz ki engelliler her alanda bir hiç yerine konulduğundan sömürülmenin ötesinde bir durumla karşı karşıyalar.

    Engelliler bir çok anlamda yoklar. Eğitimde, sağlıkta her alanda sanki engelli insan yokmuş gibi bir yaşam sürdürülmüyor mu?

    Evet sürdürülüyor ve bir yerden birileri ister başkaldırı deyin ister demeyin ne derseniz deyin engellilerle ilgili bir güzellik yarışması düzenliyor.Engelli kadınlarımız farkında olarak yada olmayarak, bana soracak olursanız farkında olmayarak sistemde var olan bir sistemin içinde bulacaklar kendilerini. Bu yanlış bile olsa şimdiye kadar hiç yapılmamış bir “ aa sende varsın “ ın bir mesajı olarak ele alıyorum .

    Yanlış içinde doğru aranır mı?

    Evet aranır, ve şu anda benim anlatmaya çalıştığım şey bu. Bizler ne yaparsak yapalım, ne kadar sistemli bir şekilde örgütlenirsek örgütlenelim kapitalist sistemin yoğun çarkları altında ezilmeye mahkumuz.Bu yoğun çarkın içinde ezilirken belki biraz daha az acı çekerek ezilmek doğrumudur yanlışmıdır bilmiyorum ama yapmaya çalıştığımız şey bu olmalıdır.

    Düşmanı yok edebilmemiz mümkün mü? Keşke mümkün olsa, ben olmadığına inanalardanım. O halde düşmanla mücadele etmenin en iyi yolu onun yöntemlerini kullanmaktır.

    Bu arada bu yarışmaya katılacak engelli kadınlarımızın burada tartıştığımız şeyleri düşündüğünü falan hiç sanmıyorum.Hiç umurlarında bile değil aslına bakacak olursanız. Olamazda zaten.Bu anlamda onları suçlamak gibi bir yaklaşım da değilim .

    Var olan güzellik anlayışıyla daima kendini bu güzellerin dışında gören kadınlarımız kendilerine sunulan fırsatı hangi anlamda olursa olsun kullanma yolunda ilerliyorlar.Hiç kimse bu anlamda yaptıklarına yorum getirebilme hakkına sahip değildir açıkcası.

    Sadece bizler kadınlarımızın bu ilerleyen yollarında olasılıkları düşünüyoruz. Niye düşünüyoruz?

    Çünkü ciddi anlamda engellilerle ilgili bir sürü sorun var.Ve bu konu engellilerin bir çok anlamda hiç yerine konulmasından ayrı bir konu değil.Bu sebeple kalkıp, onca yoksulluk varken bunu mu tartışıyoruz vari bir yaklaşım ciddi anlamda engelli sorunlarına uzak olduğumuzun işaretidir.

    Bunları yazarken müzik dinliyordummmmmmm.

    İşte şu anda hissettiklerimi ve anlatmaya çalıştıklarımı yansıtan bir müzik, Hiç böyle algılamamıştım.

    Türkiyenin güzel rock guruplarından Pilli Bebek söylüyor;

    Olsun
    Demek te zor artık
    Çocuk düşlerimiz
    Yok artık…..


    İster güzellik yarışması, ister dans, ister başka bir şey, insan olduğumuz için içinde yapmayı arzuladığımız ama sistem içersinde yapılamayacağı tarafımıza duyurulmuş ve kabullenerek düşlerimizi yitirdiğimiz dünyada, bende varım demenin yolları…

    Denenmeli, ve yapılmalı….. Yapmayı istediğimiz süre içersinde.

  13. #43
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Everest o bahsettiğin derneği de halk oyunları ekibini de biliyorum. Gerçekten onları izleyince ben de derin bir hüznün pençesinde buluyorum kendimi.

    Hatta yıllar önce bana neden basket oynamıyorsun dediklernde de benzer şeyleri hissetmiştim.

    Yani evet, engellilerin bazı şeyleri yapmaya çalışması beni sinir ediyor.

    Ama farkettim ki bunlar benim yapmaktan hoşlanmadığım şeyler. Yani mesela gidip tekerlekli sandalye de okçuluk yaptım ve bunu yapanlar bana hiç de hüzün vermiyor. Benim hoşuma gittiği için olabilir mi acaba?

    Galiba biraz kendimizden kaynaklanıyor. Bizim hoşlandığımız şeyi yapmaya çalışıyorsa engelli arkadaşlar destekliyor aksi durumda da red mi ediyoruz?
    Hı?

  14. #44
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    12:36
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.882
    Alınan Beğeniler
    937
    Verilen Beğeniler
    1.231

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Kişi (her ne sebeple olursa olsun) istediği her şeyi yapsmalıdır; yapsın da zaten. Dans etmekten hoşlanıyorsa etsin, şarkı söylemek istiyorsa söylesin, makyaj yapsın, mini etek giysin, dağcılık yapsın, bisiklete binsin, paraşütle atlasın, her türlü riski alsın, çapkınlık yapsın, fahişelik yapsın, sarhoş olsun, ayyaş olsun, sokakta yaşasın, hırslı olsun, okulu birincilikle bitirsin, müdür olmak için yırtınsın, okula gitmesin... her ne yapmak istiyorsa yapsın yani, her ne olmak istiyorsa olsun...
    "Güzel/yetenekli/başarılı" desinler diye güzellik/dans/bilgi/spor yarışmasına katılmakla, "bu halinle ne işin var o işlerde" derler diye "o işler"den geri durmak, benim açımdan neredeyse aynı eleştiriyi alır. Her ikisi de toplumsal baskıyla hareket etme(me)yi öngörür. Keza yarışma mantığına karşı çıkmamın temel nedenlerinden biri de bu. İşin içine "başkaları"nı kattığınızda sorun oluyor diyorum ben. "Güzelliğinizi" sergilemek mi istiyorsunuz, sokaklar sizin. Bol makyajdan, mini etek giymekten, çapkınlık yapmaktan, dans etmekten mi hoşlanıyorsunuz; hep beraber Taksim'e gidelim Ama bunu biz istiyoruz diye yapalım. Başkalarına birşey ıspat etmek ya da başkalarının ne diyeceğini umursadığımız için değil.
    "Güzellik yarışması düzenleyerek engellilerin de güzel olduğunu herkese göstermek, engelliler konusunda toplumdaki önyargıları yıkmak istiyoruz" derseniz, yani kendinizi başkalarıyla mukayese eder, bedeninizi kompleks yumağı haline getirir, bedeninizi halden-hale sokarak "sempatikleşmeye" çalışırsanız, bu o sakat bedenlerinizde sırıtır. Başkalarının ne dediğine bakarak yaşamaya çalışan kişiler -hele bir de o değer yargılarını "normal" sayıyorsalar- bence aradıkları huzur bulamazlar. Bizlerin kendimizle çatışmaya değil, bize biçilen rollerle, çizilen sınırlarla çatışmaya ihtiyacımız var. "Dans etme" dediklerinde -eğer istiyorsak- dans etmemiz, "makyaj yapma" dediklerinde makyaj yapmamız, "denize girme" dediklerinde denize girmemiz, "sarhoş olma" dediklerinde sarhoş olmamız... gerek. Ancak bu itirazları yaparsak varolan kurguları yıkabilir, kendimize nefes alacak alan açabiliriz. Ve inanın bu alan sadece sakatlara değil, herkese derin bir "ohh!" dedirtecektir.
    - Arkadaşlar, lütfen sorularınızı özel mesajla iletmek yerine ilgili foruma yazarak cevap arayın. Böylece hem soru-cevaplardan herkes yararlanır hem de en doğru cevaba en hızlı şekilde erişmiş olursunuz.
    - Lütfen sorunuza cevap aldıktan, bir sorununuza çözüm bulduktan sonra dönüp gitmeyin. Siz de başkalarına yararlı olmak için bilgilerinizi, tecrübelerinizi, duygularınızı paylaşabilirsiniz. Unutmayın, siz nasıl yana yakıla cevap arıyorduysanız, başkaları da içine düştüğü açmazdan çıkmak için aynı hararetle sorularına cevap arıyor...

  15. #45
    Üye
    Fuzulim Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.07-2005
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    Erzurum
    Mesaj
    328
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Şunu öğrenmek istiyorum:
    1-) Bu engelliler güzelik yarışmasına bütün engel guruplarımı katılacak?
    2-) Yoksa bu yarışmaya sadece aynı engel gurubundan olan mesela tekerlek sandelyeli güzeller mi katılacak?

    1. seçenek doğruysa jürilerin işi çok zor olacak. Çok çeşitlilik içerecek fiziki yapılar içerisinden hangi kritere göre seçim yapılacak? Düşünebiliyormusunuz podyumda onlarca farklı çeşitli, enteresan şekilli yaratıklar. Bunların arasından en güzeli seçmeyi nasıl başaracaklar? Bu iş Lahanayla-Turşuyu kıyaslamaya benziyor.

    2. seçenek doğruysa, yani herhangi bir engel gurubu için bu yarışma düzenleniyorsa bir kere bu yarışma kesinlikle adil değil derim ben. Ne yani mesela körler yarışmaya katılacakta, sağırlar katılamayacakmı? Diyelim ki bu yarışma körler arasında geçecek olsun. İyide körler bütün engel guruplarını temsil etmiyorlarki. Madem öyle bu yarışmaya engelliler güzellik yarışması deil, körler güzellik yarışması ismini versinler. Hiç değilse bu yarışmaya katılmayı düşünen diğer engelliler boş yere heveslenmemiş olurlar.

    Anlayacağınız bu yarışma çok absürt mantık üzerine kurulu.
    Güzellik yarışması değilde Çirkinlik yarışması diye bir yarışma olsa bu yarışmaya engellilerin katılması daha mantıklı olurdu belkide.
    Kabul görmüş standartlara göre istenilmeyen biçimde, şekilde, tipte (yani çirkin) olan insanlar arasında en güzeli bulmayı hedefleyen bu yarışmayla, Çirkinler arasından en az çirkini bulma yada başka deyişle En güzel olan çirkini bulma amaçlanıyor gibi.

    Bu yarışmadan 1. çıkan güzel, en güzel ünvanına değil, en az çirkin ünvanına sahip olacaktır. Oturanboğa nın da değindiği gibi normal insana en yakın, onun en iyi taklidi olan anormal insan seçilmiş olacaktır.
    Bu yarışmada dereceye giremeyen engelliler ise çirkinin çirkini olacaklarından hilkat garibesi ünvanını elde etmiş olacaklardır.
    Hele birde bu yarışmaya girmeyen, girmeye cesaret edemeyek derecedeki engellileri düşünün. Bunlara tayin edilecek ünvanı düşünemiyorum bile.




Sayfa 3 / 6 İlkİlk 123456 SonSon