Aktüel Engelli Perspektifi

Dünden bugüne gelişen olayların müteakiben bugünkü engelli biçimlenim şeklini tümel bir bağlamda değerlendirdiğimiz zaman çok farklı bir halin ortaya çıktığı görülmektedir. Engelli konseptine bakış açısından tutalım da, yaşam tarzlarına kadar, düşünce farkından, kitle oluşumuna kadar nice alanda başkalaşım sürecinden geçtiği görülmektedir.

Bunların oluşumunda çeşitli envalerin olduğu, bu gelişmelerin olgunlaşmasıyla ortaya çıkan bugünkü perspektifin değerlendirmesini yaparsak olayları daha aydınlık bir görme mülâhazasında olacağız.

“Sakat”
Bedensel özürlü anlamında, argoda tehlikeli demek…

“Engelli”
Doğuştan ya da sonradan olan kimi uzuvları ya da beynin kimi fonksiyonlarını kaybeden insanlar için kullanılan bir sözdür.

Diye tabir ediliyor lügatimizde…

Engelliyi kelime olarak değerlendirmemizde kısaca bunlar çıkıyor karşımıza. Bize verilen mahlasların benim nazarımda hiçbir ihtimamı bulunmamaktadır. Her ne kadar buna psikolojik etkileşmeyi mazeret göstererek takılan kişiler olsa da bunun yersiz olduğunu söylemden geçemeyeceğim.

Geçmişten geleceğe yapılan değerlendirmede geçmişten yaşananları atfederek şimdiki zamanımızın çok mümtaz olduğunu söylemek yanılmanın ve iltimasçı bir düşüncede olmanın en aleni şeklidir.

Bazı olguların düzenlenerek bir kılıf şeklinde örnek teşkil etmesi bizi yanıltmamalı… Bunların gerçekçi ve muhlis bir yaklaşım olduğunu kabul etmek için yapılan düzenlemelerin tüm toplumun geneline yayılacak bir model haliyle sunulmalıdır. Bu şekilde mecmu herkes bu yapılan düzenlemenin istifadesini hissedebilmelidir.

Engellilerin yararına kurulan birçok teşekkülün ferdî yararlar hasebiyle fraksiyonlu bir çalışma yapamamaktadır. Adeta kendi egolarını doyuma ulaştırmak isteyen guruplaşmış insanların inisiyatifinde göstermelik olarak kâğıt üzerinde faaliyet göstermektedirler.

Oysa engelli sorunlarının günümüz dünyasında uluslar arası boyut kazanarak, vizyonunu belirlemesi gerekirken bunların olması günümüz şartlarında ne kadar geri bir zihniyetin esaretinde olduğumuzu göstermektedir.

Ehil olmayan kişilerin üç beş lafazanlığıyla gelişmekte olan bu süreç geleceğe olan kaygıların insanların kafasında oluşmasına neden olmaktadır.

Özlü bir çözüm yolu çizilmemiş, safi istisnaların öne çıktığı bir düzenin toplumun kitleselliğine ne kadar cevap vererek nitelik kazandıracağı konusunda geçmişte akıp giden zaman en güzel cevabı vermiştir. Köhnemiş zihniyetlerin işe yaramaz çözümleri veya sadece yandaşlarının sorunlarını çözme gayretlerinin bizi bu durumda bomboş geçen zamanların kaybolmasıyla cezalandırmıştır.

Belki bunlar bize anlık kayıplar olarak zayiat vermese de bunun bugün karşımıza çıkabileceği devasa bir sorun olduğunu “Keşke” o zamanı kaybetmeden öğrenebilseydik….