Sayfa 2 / 4 İlkİlk 1234 SonSon
Toplam 51 mesajın 16-30 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    Halil Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.11-2006
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    Bayburt
    Mesaj
    820
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Fuzulim in verdiği örneğe benzer bir örnekde ben vermek istiyorum.

    Bizim burada Yaşar diye zihinsel engelli bir adam var 35-36 yaşlarında tek sorunu zihinsel vucud olarak ARNOLD SVANZANEGER e benziyor onunla şakalaşmak isteyenleri eline gecirdiği an işleri bitik konturolsüz bir şekilde yumruksallar kazara bu yumruklar size denk gelirse işiniz bitik böylesi bir adam bizim Yaşar.

    Gelelim yaşar ın cinselliğine Yaşarı çevredeki bir köyde oldukça büyük bir ahırı olan bir vatandaş çalıştırmak için yanına alır Yaşar ahırın yanında bulunan bir odada yatıp kalkar ona tarif edilen işleri yapar.

    Günün birinde meşhur olay patlak verir (neden meşhur olay olduğunu sonra anlatacam) Yaşar köyün çobanının kızını ahırda kıstırır ve ırzına gecer. Tam bir skandal kimse ne yapaçağını bilemez belli bir müddet düşünülür yapılaçak en uygun işin cobanın köyden uzaklaştırılması olduğu düşünülür ve coban köyden uzaklaştırılır..

    Ama çinselliği bir kere tadan Yaşar artık yerinde durumaz bu seferde köyün kızlarına sarkmaya başlar Yaşar ı gözünün döndüğü böyle zamanlarda zapdetmek her babayiğidin harcı değil 2-3 kişi birlikte yaşarı ançak zapdedebilir.Köylü Yaşarla başa çıkamayacağını anlayınca Yaşarı da köyden postalar Yaşar Bayburt a geldiğinde yaptığı vukuatları duyan Bayburt un zibidileri yaşar a bir oyun hazırlarlar güya yaşara bir kız bulmuşlar yaşarı evlendirecekler bu zibidilerden biri kadın kılığına girerek o gece yaşarın koynuna girer diğer zibidilerde bencereden bunları izlemekteler Yaşar lambayı söndürüyor kadın kılığına giren zibidi lambayı yakıyor yaşar lambayı söndürüyor diğeri lambayı yakıyor diğer zibidilerde pencereden dikizlemekteler tabi Sonunda yaşar ın çanına tak demiş olacakki kadın kılığına giren zibidinin üzerine cullanıp donunu sıyırmaya kalkıyor Yaşar ın elinden kurtulmak kolaymı başlıyor bizim kisi arkadaşlarına bağırmaya -ulan olum kurtarın beni ırzıma gececek bu

    Pencereden dikizleyenler içeri girip yaşarın elinden arkadaşlarını kurtarırlar Ama bu olay günlerce yıllarca anlatılır kahvede sokakta orda burda.

    Sonunda yaşara nemi oldu? Yaşarı D.r a götürmüşler ve çinselliğini hissetmemesi için ilaç verdirmişler Doğrumu yapmışlar yanlışmı yapmışlar tartışılır tabi...

  2. #17
    Üye
    grayland Avatarı

    Üyelik Tarihi
    20.09-2003
    Son Giriş
    22.03-2017
    Saat
    17:10
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    175
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bence arkadaşlar bu konu yanlış tartışılıyor.
    Konu engellilerin cinselliği mi yoksa zihinsel engellilerin cinselliğimi.
    Bunları ayırmadan tartışmanın bir anlamı yok bence.
    ŞAyet Konu Zihinsel engellilerin cinselliği ise Prof.Seyyar ın söylediklerine tamamen katılmasamda "" Bütün vücudu kurtarmak adına kanserli olan bir organın kesilebileceği "" mantığından hareketle zihinsel engellilerin cinselliğini yaşaması pahasına etrafına ve diğer insanlara zarar vermemleri için kontrol altında tutulması yerinde olur düşüncesindeyim.

    Akıl medeni kanundada dinde de aranan ilk şarttır.
    Aile hayatındada Sosyal Hayatta da İlk Şarttır.

    Özgürlükler denilince ;
    Kim ne karışır benim cinselliğime gayet zararlı bir yaklaşım bence.
    Kim ne karışır diyorsak kendimiz bildiğimizi yapmalıyız ve at gözlüğünü takıp önümüzde ne varsa aklımız ne biliyorsa onu yapmalıyız.
    Değişik fikirler ve görüşler insanı herzaman geliştirir ileri götürür.

    Özgürlük sınırsız değildir hiçbirzaman.
    Cinsel Özgürlükte böyledir Diğer Özgürlüklerde.
    Biz kabul etsekte böyledir etmesekte.

    Çünkü benim özgürlüğüm başkasının özgürlüğünü engelliyorsa bu özgürlük olmaz bencillik olur.

    Şunun gibi bir yaklaşım düşünebilir insan """" ya arkadaşım ben zaten cinsel özgülüğümü yaşayamıyorum yıllardır engelliyim kimse güzellikle cinsellik yaşamıyor benimle eeee o halde benim hakkım değilmi cinsellik bende gücümün yettiğinden bunu alırım HAKKIM DEĞİLMİ CİNSELLİK BENİM

    Yaşar Örneği bununla aynı mantık bence Yaşar zihinsel engelli ama zihinsel engelli olmayan bir engellide şalterleri atınca bu şekilde düşünebilir pekala.

    İşte Bu yüzden Hiçbir Özgürlük Sınırsız değildir ve olamazda.


    Selam ve Sevgiyle kalın.......

  3. #18
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bazı şeylerin altını kalın kalın çizmek gerekir..Tartışamıyoruz çünkü..

    1- Zihinsel engelli birinin özgürlüğüne tecavüz edilmiyor mu bu şartlarda? Yani onlar azınlık olduğu için mi, onlardan zarar gelir diye mi, yoksa üremelerinden korkulduğu için mi bu kadar fütursuzca, karar verebiliyorsunuz.. Ayrıca zihinsel engelin derecesi ne? Ne kadarı zararlı da ne kadarı zarasız bu işin? Buna bırakın hekimler karar versin.. Ya toplum içinde yaşayabilir, yada yaşayamaz desin.. Toplum içinde yaşayabilir dediklerinin özeline kimse karışamaz.. Toplum içinde kendini sevk ve idare edemez dedikleri adı üstünde ''hasta''dır.

    2- Din insanların özelini düzenler.. İnanan insanların özelini kendi öyle istediği için din ve gelenekler belirler..

    3- Devlet insanların genelini belirler, belirlemeye çalışır, görevi budur.. Devletin temel görevi hiç bir ayrım gözetmeden bireylerin asgari geçimlerini sağlamaktır.. Bu herkes için böyledir.. Devletin görevi, hiç bir engelli ayrımı yapmadan, bireyin asgari insanca yaşayabileceği şartları ona vermektir..

    4- Bu gün zihinsel engellilere yapılan bu IRKSAL saldırıyı düzenleyenlerin yarınki hedefi fiziksel engelliler olursa cevabınız ne olacak? Bununla ilgili de eminim bir sürü dini ritiüel vardır.. Bu nerde biter, sonu gelir mi? Garantisi her şey de olduğu gibi kişiler mi olacak? Bu saldırı ve önermeleri bence tam anlamıyla IRKÇIDIR, SAKATFOBİ'dir.. Toplum yararı gözetilerek tüm engelliler sabun yapılacak önermesiyle aynı şeydir..

    5- Bırakın o yüzden devlet başındakiler devlet şapkasını, dini önderler kendi simgelerini bilim adamları da kendi başlıklarını taksın.. Kişilerin karnından konuşmasın..
    Sorunlar, iyice içinden çıkılmaz hale geliyor.. Bir adam hem devlet adına, hem din adına hem de ilim adına konuşması mümkün değildir.. Bir yüzü vardır insanın.. Yani bir yüz seçme zorunluluğu vardır.. Onların görevi, onuruyla eğitim alan, onuruyla iş bulan, onuruyla yaşayabildiği mekanlar da yaşayan engelli yaratmaktır.. Öbür tarafı ise toplumla engelli arasında bir şekilde çözülür.
    Topluma verilecek tek mesaj şudur: HER ŞEY HERKESİN HAKKI..

  4. #19
    Üye
    hakanarslan Avatarı

    Gerçek Adı
    Hakan
    Üyelik Tarihi
    07.03-2006
    Son Giriş
    29.08-2014
    Saat
    14:31
    Yaşadığı Yer
    Denizli/merkez
    Mesaj
    320
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    boyle bır konunun acılma geregı bıle yoktu. topluma ve burdakı okuyanlara hıcbırsey kazandıracagını sanmıyorum. konu cınsellık oldugundan bıranda herkezın ılgı odagı olabılıyor. (burayı gecce.org la karıstırmayalım bu tür yazı ve haberlerı oraları pek sever)

  5. #20
    Üye
    spastik Avatarı

    Gerçek Adı
    Oğuz
    Üyelik Tarihi
    15.09-2005
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:39
    Yaşadığı Yer
    samsun
    Mesaj
    462
    Alınan Beğeniler
    100
    Verilen Beğeniler
    24

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    NEYE ÜZÜLÜYORUM BİLİYOR MUSUNUZ UKARUDAKİ YAZIYI YAZAN İNSANIN BAŞINDA PROF.DR YAZMASINA. YUKARIDAKİ YAZIYI YAZAN KİŞİ SIRADAN ALT YADA ORTA SEVİYEDE SOSYO KÜLTÜREL SEVİYEYE AİT BİR KİŞİ OLSA GÜLER GECERDİM YADA BİR İKİ İRONİK ESPRİLİ YAZI YAZARDIM FAKAT BAŞINDAKİ PROF. DR ÜNVANI SİNİR KATSAYI MI FAZLASIYLA ARTIRIYOR. ÇÜNKÜ BU ÜLKE O ÜNVANI VEREBİLMEK İÇİN YILDA MİLYONLARCA DOLAR HARCIYOR BÜTÇE ARIYOR. BU İŞİN BİR YERİNDE BİR CARPIKLIK VAR YA BU ÜNVANLARI ALMAK ÇOK KOLAY YADA BÖYLE ÜNVANLARA SAHİP OLMAK İÇİN BÖYLE FİKİRLER BEYAN ETMEK GEREKİYOR. GERCEKTEN İLGİNÇ HUTBELERİ CAMİ HOCALARI CAMİLERDE İMAMLAR VERİR SANIRDIM. FAKAT ARTIK BEN GÖRMEYELİ İŞLER OLDUKCA DEĞİŞMİŞ ARTIK İNTERNET SAYFALARINDA PROFLAR VERİYOR OLMUŞLAR. NEDİYELİM HAYIRLI OLSUN.......

  6. #21
    Üye
    mdz Avatarı

    Gerçek Adı
    Mehmet
    Üyelik Tarihi
    04.03-2008
    Son Giriş
    26.08-2016
    Saat
    17:36
    Yaşadığı Yer
    ANKARA
    Mesaj
    76
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ENGELLİ OLMANIN GETİRDİĞİ SORUNLARDAN BİRİSİ DE CİNSEL İLİŞKİ YAŞAYAMAMAK OLMASA SANIRIM.
    ÖZELLİKLE HAYATI PAYLAŞABİLEÇEĞİ KİŞİYİ BULMAKTIR.
    İNANIYORUM Kİ TOPLUMSAL ETKİLER ÖZELLİKLE ENGELLİNİN DİLENCELİKLE EŞ TUTULDUĞU ÜRETMEYEN ( İŞE YARAMAYAN,BİRŞEYİ YAPAMAZ YARGILARI..) KİŞİLER OLARAK TOPLUMUN HER KATMAN VE SINIFLARIN BEYNİNDEKİ YARGIYI DEĞİŞTİREMEDİĞİMİZ SÜRECE
    EŞ SECERKEN AİLELER KARŞI ÇIKACAK FARKLI DÜŞÜNCELER OLUŞACAK
    EVİ NASIL TEMİZLEYECEKSİN..
    PAZARA NASIL GİDECEKSİN
    O İŞİ YAPAMAZ BİLE...
    GİBİ BİR ÇOK SENİ SEVENDEN YADA TANIMADIKLARIN YARGILARI BAŞLAYACAK.

    BUNLARI HEPİMİZ BİLİYORUZ.
    ÖYLE İSE NE OLACAK.ARKADAŞLARIN YAZDIKLARI GİBİ
    GÖZÜ AÇILMADIK SIĞIRCIK YAVRUSU GİBİ ÖLÜNECEK Mİ?
    ELBETTE HAYIR.
    BİZLER OMIUZ OMUZA EKONOMİDE SOSYAL HAYATTA SANATTA VB.
    BİR HAREKET EDER DOSTA DÜŞMANA BİRLİKTELİĞİN GÜÇÜNÜ
    ORTAYA YANARDAĞIN PÜSKÜRTÜ LAVLAR GİBİ ÇIKARTABİLİRSEK
    BİREYLERİN KENDİNE KURTARMASI DEĞİL ENGELLİLERİN KÖLELİĞİ KIRMASI DEMEKTİR.

  7. #22
    Üye
    karakaya Avatarı

    Gerçek Adı
    Musa
    Üyelik Tarihi
    30.07-2005
    Son Giriş
    02.11-2017
    Saat
    09:18
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    858
    Alınan Beğeniler
    11
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    5

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    www.engelliler.biz sitesi engelli bireylere teknik anlamda çok faydası olan bir site bunu inkar edemem ama ne hikmetse din ve dini termolojilere hep ön yargılı bir yaklaşım var.

    Gelelim yazıya.
    Zihinsel engelli bir birey,ihtilam olduğu zaman yıkanmasa herhangi bir mesuliyeti yoktur.(Yani bazı arkadaşların Sayın Seyyar'ı bu yönde eleştirmesi çok saçma çünkü Sayın Seyyar'ın kasteddiği bu değil,Kaldı ki Sayın Seyyar İslam’ın bu kuralını bilmeyecek biri de değildir.)

    Zihinsel engelli bir birey cünüp olduğu anda guslederse vücudunun rahatlayacağı eğitimi verildiğinde,bu his her hasıl olduğunda banyo yaparak kendisini dizginleyebileceğin öğretisinden bahsediliyor.Çünkü,bu şekildeki insanların öğrenme özelliği farklıdır.

    Zihinsel engelli biri bir çok fiilinin doğru yapamadığı gibi cinsellik konusunda da eksik kalacaktır.Ancak,zihinsel engelli birinin orantısız güç kullanıp sokaktaki birine tokat atmasını,yumruk atmasını ,yumruğu yiyen birine izah edersiniz ve bir çok insanda anlayışlar karşılar.(zihinsel engelli olduğu için)Ancak,zihinsel engelli bir ferdin adamın kızına tecavüz ettiğinde aynı hoşgörüyü bekleyemezsiniz.

    Sayın Seyyar'ın gusulle ilğili önerisi bu insanların cünüp gezmemesi değil onların oto kontrol mekanizmasına sağlayacağına düşündüğü katkıdır.

    Hoş,Oturanboğa'nın bunu anladığından şüphem yok.

    Cinselliği yaşamayı değil, yaşamamayı öğüt veren, ve cinsellik söylemi yoluyla kişilerin bedenleri/benlikleri üzerinde söz söyleme gücünü kendinde bulan bu zihin yapısının maluliyetini göstermek için bence çok fazla şey söylemeye gerek yok.(oturanboğa)

    Zihinsel engelli bir bireyin cinselliğini yaşayabilmesine imkan verelim.Peki bunu nasıl yapacağız?

    Dini tamamen bir kenara bırakıp,tamamen çözüm bulmaya yönelik düşünelim.İlk aklıma gelen;

    1-Zihinsel engelli bireyi evlendireceksiniz: Türkiye’de bırakın zihinsel engelli bir bireyi işi gücü olan,bedeni engeli olan insanların bile evliliğine nasıl bakıldığını hepimiz biliyoruz.Farz edelim evlendirmeyi başardık,bu insanın üremesinden tutunda,topluma sağlıklı bir birey yetiştirmesine kadar karşılaşılacak birçok problemi nasıl çözmeyi hedefliyorsunuz?

    Veya

    2-Zihinsel engelli oğlunuzun cinsel İhtiyacını karşılamak için elinden tutup her hafta bilemedin haftada iki gün geneleve götüreceksin. Peki, engelli kızı olan ebeveynler ne yapacak? Erkek kiralayıp,kızımın cinsel ihtiyacını bir gideriver mi diyecek? Hangi baba veya anne bu kadar çirkefleşebilir?

    Şayet bir görüşü eleştiriyorsanız bu görüşe alternatif görüşü de sunabilmelisiniz.Zihinsel engelli birey cinselliğini yaşamalı diyorsanız,nasıl olacağına dair de somut bir yanıtınız olmalı.

    Ve aileler çocuklarının cinsel güdülerinin önünde durmak için değil, onların bu ihtiyaçlarını gidermek için birşeyler yapmalıdır(oturanboğa)

    Sayın Oturanboğa,zihinsel engelli bir kızınız var diyelim onun cinsel ihtiyacının önünde durmayıp gidermeyi istediğinizi farz edelim.Nasıl bu ihtiyacı karşılamayı düşünürdünüz?

    Sayın Seyyar çıkıp deseydi ki; Tıp ilerlemiştir zihinsel engelli bireylerin cinsel güdülerini iğneyle,ilaçla uyuşturalım,bu dertle aileler hiç uğraşmasın.O vakit bunu eleştirelim derdim ancak oto kontrol mekanizması üzerine bir fikir belirtti diye bu denli eleştirilmesi,üstelik eleştirenlerin farklı bir görüş belirtmemesi bence hiç mantıki değil.

    Afrika kabilelerinde kadınların sünnet edilmelerini nasıl açıklayabiliriz ki.(Oturanboğa)

    Erkeğin sünnet edilmesi tıbbi bir gerekliliktir. Erkeklerin sünnet olmadığı toplumlarda rahim hastalıkları oranı, sünnet olan toplumlara göre çok daha fazladır. Yalnızca Müslüman olanlar değil, farklı dine inanlar hatta dinle bağlantısı olmayanların bile yaptırdığı bir müdahaledir. Kadının sünnet edilmesinde de bazı faydalar vardır.Örneğin,sünnet olmuş kadının orgazm olması daha kolaydır.(tabi ehil ellerde yapılması şartıyla.)

    Yani, insanın en doğal güdüsü olan cinsellik eylendiğinde kişilerin "sosyal gelişimleri engelleniyor", ama yaşamı boyunca cinsellik tatmayınca sosyal açıdan hiç bir sorun olmuyor. Öyle mi?(oturanboğa)

    “Evlilik dışı veya birden fazla değişik kişilerle kurulan cinsel ilişkiler, cinsel hayatın manevi ve estetik boyutunu zedelediği gibi, kişiler arası sevgi ve şefkat ilişkisinin gelişmesini de önlemektedir. Dolayısı ile aile yuvası atmosferinden uzak olan bu gibi ilişkiler, kişilerin fıtri, psiko-sosyal gelişmelerini de engellemektedir.”

    Evlilik dışı ilişki yaşayan erkekte kalıcı psikolojik sıkıntılar olmasa da kadınlarda bu fazlasıyla görülür. Birden fazla kişiyle ilişkiye giren erkek psikolojisi ile kadınınkini denk ise hiç göremezsiniz. Kadınların ruhsal yapısı çok farklıdır, daha duygusal ve narin canlılardır. Kadının doğasında sahiplenilmek erkeğinkinde ise sahip olma içgüdüsü hakimdir.Kaldı ki,çok fazla erkekle ilişkiye giren kadının rahim kanserine yakalanma ihtimali artar.Peki,sağlığı bozulan ,ruhsal yönden çöküntü yaşamasına yol açacak bir yolun eleştirilmesinden daha tabi ne olabilir.

    Sayın Seyyar’ın,
    Evlilik dışı ilişki yaşayan veya birden fazla değişik kişilerle kurulan cinsel ilişkilerin,insana zarar vereceği fikrine katılıyorum.Hiç evlenmemiş bir insanın ise bu kapsamla kıyaslandığında daha sağlıklı bir psikolojisinin olacağı fikrini taşıyorum.

    Sayın Seyyarı bence anlamayı deneyin, anlarsanız bence eleştirecek konuların dahi yüzeysel kalacağını görürsünüz.

    Son olarak Oturan boğa ve Zihinsel engelli bireylerin cinsel ihtiyacının karşılanması gerektiğini savunan arkadaşların, önerisini yazmalarını rica ediyorum.

    Saygılar…

  8. #23
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    22:34
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.873
    Alınan Beğeniler
    935
    Verilen Beğeniler
    1.229

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Abdest almanın suyla temas etmek dışında hiç bir yararı yoktur, olamaz. Yani olduğuna inanabilirsiniz tabii, ama "vardır" demek sahiden anlamsız olur.

    Kadın ve erkekte olduğu varsayılan sahiplenilme-sahip olma vb. ikiliklerin veri olarak alınmasına tamamen karşı çıkıyorum. Kadın da erkek de her şey olabilir. Kadın ya da erkek olmak herhangi bir duygunun ya da yeteneğin olup olmaması konusunda belirleyici değildir. Erkek ne kadar cinsel açlık duyarsa, haz peşinde koşarsa, kadın da aynı ölçüde hareket eder. Elbette toplumsal kurgular sonucu kadın cinsel ilişki yaşamaktan dolayı suçluluk duygusu içine sokulur, ama bu, kadının doğal yapısından değil, toplumsal kurgular sonucunda olur. Aksini iddia etmek bence mümkün de değildir. Zira dünyanın dört bir yanında cinsel özgürlük vardır ve orada kadın da erkek de istediği ilişkiyi yaşamaktadır; kimse de bu sebeple travma yaşamamaktadır.

    Çok sayıda cinsel ilişki yaşamanın (artık o çok sayı ne kadarsa?) ya da birden fazla kişiyle birlikte olmanın (artık o kişilerin cinsel organları nasıl zararlıysa?) zararlarını merak ediyorum? Rahim kanseri konusunda "kocanla olursan rahim kanseri olmazsın, çünkü onun cinsel organını bedenin tanır" mı diyorsunuz? Cinsel yolla bulaşan hastalıklar derseniz tamam, çok eşlilik -eğer korunmazsanız- cinsel hastalıklar konusunda sorun yaşamanıza sebep olabilir, ama rahim ya da testis kanseri konusunda çok eşlilik öne sürülürse, bunun açıklmanması pek mümkün görünmüyor bana.

    Sünnet olmanın yararlı olduğuna dair tek bir şey bilmiyorum Sünnet olmanın mantığı tıbbi değil, dini/sosyolojiktir. Bazı insanlarda bazı sorunların yaşanma riski ortaya çıkarsa, o zaman dinine felan bakılmaksızın sünnet olunur. Onun dışında sünnetin zararı var yararı yoktur. Milyarlarca sünnetsiz insana "sağlıksız" diyemeyiz heralde?
    Kadının sünnet edilmesi ise tam bir zulümdür. Erkek egemenliğinin kadın üzerinde kurduğu baskının en sadistçe tezahürüdür.

    Benim Seyyar hocaya eleştirim çok net: "zihinsel engellilerin cinselliği" diye bir makale yazıyorsa hoca, "abdest alın"dan başka söyleyecek sözü de olmalıdır. Yoksa, o zaman yazmamalıdır o makaleyi! Zihinsel engellilerin cinsellik yaşayamamalsını dert ediyormuş ve birşeyler söylüyormuş gibi yapıp, hiç bir şey söylememek, bence "ikiyüzlü" bir tavır.
    Kaldı ki hoca sınırları çizerken sadece zihinsel engellileri o sınırın içinde tutmuyor. O sınırları sakatlar dahil her insan için geçerli sayıyor. Yani Seyyar hoca sakatlara değil, herkese, "evlilik dışında cinsellik yaşama" diyor. Bu bağlamda, konuyla ilgili en zor örnekleri verip, "kardeşim, zihinsel engellileri bırakalım da herkese tecavüz mü etsinler" demek, kaçamak dövüşmektir bence. Zira, hadi onları tutarken bahanen tecavüz, peki diğerlerini hangi bahaneyle tutacaksın?

    Çözüm adına şöyle fikir yürütebilrim:
    Öncelikle, kimin kiminle ne yaptığından kime ne? Cinsel ilişki iki kişi arasında yaşanır. Bu kişiler hayatlarından memnunsa, iradelerini "öyle yaşamak"tan yana koyuyorlarsa, üçüncü kişilere söz düşmemelidir (Zihinsel geriliği olanlar için doğum kontrolü gerekli olabilir tabii)
    Masturbasyon, yapay cinsel tatmin araçları, seks işçileri ile ilişki ve tabii karşılıklığa dayanan ilişkiler. Bunlara engel olmamak sanırım çözüm için en etkili adım olur.


    Not: Bügüne dek konuyla ilgili hiç bir akademik yazı okumadım. Eminim bu konu literatürde bolca işlenmektedir. Bizimkisi el yordamıyla yolumuzu bulmaya çalışmak...
    Not Not: "ne hikmetse din ve dini termolojilere hep ön yargılı bir yaklaşım var" eleştirine katılmıyorum Zira sende bu sitenin bir üyesisiin ve düşüncelerini özgürce ifade edebiliyorsun. Senin gibi düşünen binlerce üyemiz vardır eminim, onlar da istedikleri gibi tartışmaya katılabilirler. Ayrıca ben ya da başka birisi tartışmalarda görüş yazdığında bu görüşler sadece şahısların görüşleridir. Sitenin misyonu ya da görüşü değildir. Burada her göüşte insan mevcut... Yeter ki senin gibi tartışmayı bilsinler Slogan atıp provakasyon yapmasınlar...

  9. #24
    Üye
    karakaya Avatarı

    Gerçek Adı
    Musa
    Üyelik Tarihi
    30.07-2005
    Son Giriş
    02.11-2017
    Saat
    09:18
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    858
    Alınan Beğeniler
    11
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    5

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sayın Prof.Dr.Ali SEYYAR'ı engelliler üzerine yazdığı kitap ve bir çok makalesinden tanırım.Makalesinin acımasızca eleştirildiğini düşündüğüm için ; Sayın SEYYAR'a sitemizden ve makalesi üzerine yapılan tartışmadan bahsettim,kendisi sitemizi ziyaret ederek yazılan yorumları okudu..Makalesinin Radikal ve Milliyet gazeteleri tarafından çarpıtılarak yayınlandığını ve Makalesinin aslının resmi sitesinde olduğunu ifade etti.Makalesinin bu şekilde yayınlanmasından dolayı insanların farklı algıladığını ve bu durumun kendisini fazlasıyla üzdüğünü sözlerine ekledi.

    Sayın Oturanboğa da sağolsun durumu kendisine ilettiğimde makalenin aslını konunun başına ekledi.Kendisine anlayışından dolayı teşekkür ediyorum.

    Prod.Dr.Ali SEYYAR'ın Makalesi : http://www.sosyalsiyaset.com/documen..._cinsellik.htm

    Sayın SEYYAR,Site üyelerinin konu ile ilğili sorularına yanıt verebileceğini ve sosyal diyalog ile güzel mesafelerin katedilebileceğini düşündüğünü mesajında iletti.Makalesinin arkasında olduğunu ancak kendisininde hata yapabileceğini de söylemeyi ihmal etmedi.

    Sayın SEYYAR'ın makalesini okuyan ve sorusu olan kardeşlerin başlığa yazmalarını rica ediyorum.Kendisine sorularınızı ileteceğim ve Sayın SEYYAR'ın yanıtlarını da aynı şekilde buraya ekleyeceğim.

    Saygılar

  10. #25
    Üye
    karakaya Avatarı

    Gerçek Adı
    Musa
    Üyelik Tarihi
    30.07-2005
    Son Giriş
    02.11-2017
    Saat
    09:18
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    858
    Alınan Beğeniler
    11
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    5

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Prof.Dr.Ali SEYYAR'ın soru ve yorumlara cevapları:

    Türkiye’de Özürlüler İdaresi Başkanlığı’nın Cinsellik ile ilgili bir çalışması var mı? Veya Ali Seyyar Hoca’nın makalesi devletin görüşü müdür?

    Cevap: 2005 yılında Özürlüler İdaresi Başkanlığı, 21 bilim adamının katkılarıyla “Zihinsel Özürlüler ve Cinsellik” ismi altında bir çalışma yapmıştır. Ali Seyyar da bu bilim adamları içinde yer almıştır. Bilim adamları bu katkılarının karşılığında herhangi bir ücret almamışlardır. Çalışmaları tamamen gönüllülük esasına dayanmıştır. Bu çalışma, bilim adamlarının ortak görüşüne dayandığı için, derleme niteliği taşımaktadır ve dolayısıyla genel bilgilendirmeye yöneliktir. BU çalışmanın içeriğini okumak isteyenler ÖZİDA’nın eb adresine müracaat edebilirler: http://www.ozida.gov.tr/egitim/cinselegitim.htm
    Dolayısıyla Ali Seyyar’ın Radikal’de bahsedilen şahsi görüşleri, bu çalışma ile ilgili değildir. Ali Seyyar’ın makalesi, “Zihinsel ve Bedensel Engelli Çocukları ve Aileleri Araştırma Eğitim ve Dayanışma ve Yardımlaşma Deneği” nin talebi üzerine kaleme alınmıştır ve derneğinin çıkarttığı kitapta (sansürlü olarak) yayınlanmıştır. Sansürsüz biçimde yeniden kaleme alınan makale “ÖZÜRLÜLERE ADANMIŞ SOSYAL POLİTİKA YAZILARI” kitabında yayınlanmıştır. Sansürsüz makalede geçen görüşler, Ali Seyyar’ın şahsî görüşlerinin bir yansımasıdır.
    - -
    Spastik: NEYE ÜZÜLÜYORUM BİLİYOR MUSUNUZ YUKARUDAKİ YAZIYI YAZAN İNSANIN BAŞINDA PROF.DR YAZMASINA. YUKARIDAKİ YAZIYI YAZAN KİŞİ SIRADAN ALT YADA ORTA SEVİYEDE SOSYO KÜLTÜREL SEVİYEYE AİT BİR KİŞİ OLSA GÜLER GECERDİM YADA BİR İKİ İRONİK ESPRİLİ YAZI YAZARDIM FAKAT BAŞINDAKİ PROF. DR ÜNVANI SİNİR KATSAYI MI FAZLASIYLA ARTIRIYOR. ÇÜNKÜ BU ÜLKE O ÜNVANI VEREBİLMEK İÇİN YILDA MİLYONLARCA DOLAR HARCIYOR BÜTÇE ARIYOR. BU İŞİN BİR YERİNDE BİR CARPIKLIK VAR YA BU ÜNVANLARI ALMAK ÇOK KOLAY YADA BÖYLE ÜNVANLARA SAHİP OLMAK İÇİN BÖYLE FİKİRLER BEYAN ETMEK GEREKİYOR. GERCEKTEN İLGİNÇ HUTBELERİ CAMİ HOCALARI CAMİLERDE İMAMLAR VERİR SANIRDIM. FAKAT ARTIK BEN GÖRMEYELİ İŞLER OLDUKCA DEĞİŞMİŞ ARTIK İNTERNET SAYFALARINDA PROFLAR VERİYOR OLMUŞLAR. NEDİYELİM HAYIRLI OLSUN.......

    Cevap: Zannederim, Radikal gazetesinin başlığından ve bazı pasajların bağlantısız olarak verilmesinden ve bazı arkadaşlarımızın makalenin bütününü okumadan böyle yorumlar yapabiliyor. Özürlülük bağlamında yaptığım çalışmalarımdan dolayı, bilim dünyasının temsilcilerinden çoğu zaman eleştirildiğimi söylersem ne düşünürsünüz acaba. Ben de her zaman özürlülerle ilgili bilimsel çalışmaların yetersizliğinden yakınarak bu alanda bir katkım olsun dedim. Çalışmalarımın % 95’i özürlülerin sosyal güvenliği, istihdamı, özel eğitimi, sosyal bakımı ve manevi bakımı ile ilgilidir. Cinsel Eğitim ile çalışma da benden istendiği için yazdım. Ben, özürlülere dönük bilimsel çalışmalar yaptığım için, özürlülerden destek alacağımı düşünüyordum. Ne de olsa hiçte mecbur olmadığım halde onlar için bilimsel çalışmalar üretiyordum. Herhangi bir akademik unvanı olan bir bilim adamının sizler için bir makale ürettiğine duyduğumda ben o akademisyeni hep tebrik etmişimdir. Çünkü bu alanda maalesef akademik çalışmalarımız çok az. Sosyal içerikli konularda belirli dünya görüşlerinin ortaya çıkacağı muhakkaktır, bundan dolayı yazarın ciddi düşüncelerine alay edercesine tenkit edilmesi yerinde değildir diye düşünüyorum. O zaman hiçbir akademisyen sizler için bir yazı kaleme almaz. Zaten alması yönde de (maddi) teşvik yok. Tam aksine bilinmeyen konulara el atan bilim adamları kariyerlerine zarar verirler. Bir taraftan cinsel eğitim konusuna bütüncül bakışın bir gereği olarak dinî boyutlara da yer verdiğim için, makalem sansüre uğrar diğer taraftan da “muhafazakar” akademisyenler de profesörlük çalışmalarımı incelerken “ayıp” veya “sosyal politika” bağlantısı bulamadıkları için makalemin bütününü bile değerlendirmeye uygun görmezler. Neden yabancı kaynaklarda “SEKS” geçtiği için. Sosyal Politikaların sosyal pedagoji yönünün olduğunu ben kime anlatacağım? Kısacası, profesör olmak o kadar kolay değil, üstelik farklı çalışmalarımdan dolayı da kariyerimin önüne birçok engeller çıkartıldığını burada söylersen konunun dışına çıkmış olurum. Yukarıdaki cümlelerin bu şekilde düşünülmeden yazılmış olması hakikaten üzüntü verici, Ali Seyyar’ı bilmeden, çalışmalarının %1’ini okumadan, dinin ve dinimizin esaslarını bilmeden, din (İslam) ile bilimin birbirlerini tamamladığını bilmeden ortaya çıkan düşünceler elbette kişilerin sinir katsayısını artırır. Yazdıklarım, dinini bilmeyen ve dolayısıyla tam olarak yaşayamayanlara garip gelebilir, ancak cinsel eğitim noktasında (dinin) din adamlarının da bir görüşü vardır. Ben meseleye bütüncül yaklaştım ve dinin görüşlerine de yer vermeyi uygun gördüm.
    - - -
    Soru: Cinsel eğitim makalenizde olduğu gibi bazı çalışmalarınızda dinî görüşlere de yer veriyorsunuz. Bunu niçin gerekli görüyorsunuz?

    Cevap: İslam dini, sosyal hayatımıza yönelik olarak çok dikkat çekici ve pozitivist bilimlerin de kabul ettiği olumlu mesajlar vermektedir. Bunlardan yararlanmamak, hakikati bulma yolunda bir eksiklik olur. Hata yapmamak adına dinî açılımlı yazılarım, ilahiyatçı hocaların tasvibini alarak kaleme alınmaktadır. Haddizatında sosyal bilimciler, dini konulara da vakıf olmaları gerekmektedir. Ben de dinî konuları inceleyen bir insanım. Nitekim ilahiyatçıların onayını ve desteğini de alarak multi disipliner kitap çalışmalarım da vardır, yani hem dinî içerikli, hem de sosyal içerikli çalışmalardır bunlar. Mesela “YILDILZAR ENGEL TANIMAZ” kitabımda özürlü sahabelerin hayatını inceledim. Bu kitabın önsözünde İlahiyatçı akademisyen hoca Doç DR. Ayhan Tekineş’in bir takrizi (onaylı bir yazı) vardır. Diğer taraftan” SOSYAL HİZMETLERDE MANEVİ BAKIM” kitabımın ikinci baskısında yine ilahiyatçı bir hocanın Prof. Dr. Faruk Beşer’in bir önsözü vardır. Kısacası, çalışmalarımızın içeriği, hem sosyal bilimler açısından, hem de manevî bilimler açısından bütüncül yaklaşım sergileyen bir üsluptadır.
    - - -
    Shukufe: hıh engellının her derdı tamam bı bu eksıktı musluman gecınıp fetva verıyor mubarek zat

    Cevap: Fetva vermiyorum, dinin tavsiyelerinden de yola çıkarak günümüzün meselelerine şahsi önerilerde bulunuyorum. Müslüman geçinmiyorum, Müslüman gibi yaşamaya dikkat ediyorum. Ama benim de şahsi hatalarım vardır elbette. Ama bundan dolayı şahsıma başka türlü yakıştırmalar yapmayınız lütfen, bundan fevkalade üzülüyorum. Söylediğiniz sözlerin doğrululuğunda bir eksiklik olursa bu sefer bu sözlerin muhatabı sizlerin olduğunu unutmayınız.
    - - -
    Saban: İSMİNİN ÖNÜNDE PROFESÖR İMZASI OLAN KİŞİLERİN BÖYLE KONULARLA DEĞİLDE ; O ARKADAŞLARIN TEDAVİLERİNE YÖNELİK ARAŞTIRMA YAPMALARI VE ARAŞTIRMALARI İLE GÜNDEME GELMELERİ BENİM İÇİN DAHA SEVİNDİRİCİ OLURDU.
    TAMAMEN KİTAP SATIŞI İLE İLGİLİ BİR HABER MİŞ GİBİ GELDİ BANA.

    Cevap: Ben hekim değilim, sosyal bilimciyim. Dolayısıyla sosyal pedagojik konulara ağırlık verebilirim. Cinsel istismar vakalarını önlemek açısından çok önemsediğim cinsel eğitimle ilgili çalışmalarım, toplam çalımlarımın içindeki yeri sadece %1-2 oranındadır. Kitap satışına yönelik bir girişim olduğunu söylemek doğru değildir, çünkü makalenin tam metnini kendi web sitemde veriyorum. İsteyen ücretsiz olarak oradan okuyabilir. Diğer makalelerimi de veriyorum. Bilim, paylaşıldığında güzeldir ve faydalıdır. Üstelik makalenin yer aldığı “özürlülere adanmış sosyal politika yazıları” kitabı, ADAPAZARI BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ tarafından basılmış olup ÜCRETSİZ olarak dağıtılmıştır ve dağıtılmaktadır. O kitapta da cinsel eğitimin yer aldığı pay sadece % 5 civarındadır.
    - - -
    Wale: Zihinsel engellilerin din ile ilgili bir mükellefiyetleri söz konusu olmadığından dinin gerekleri ile sorumlu tutulamazlar. Bu Özürlüler Yüksek Kurulu üyesi olan Prof. ile ilgili aklımdan bir çok cümle geçiyor, ancak alenen ortaya söylenemeyecek sözler olduğundan yutkunmakla yetiniyorum!!!!!

    Cevap: Siz de bildiğiniz gibi zihinsel engellileri, (akademik) zeka seviyeleri açısından birkaç kategoriye ayırmak mümkündür. Eğitilebilir ve öğretilebilir seviyesinde olan zihinsel özürlüler, birçok sosyal konuları kavrayacak kapasitedirler. Az çok okuma yazma bilenler sosyal zekalarıyla ve aklî imgelerinin gelişmişlik düzeylerine göre dinî yönden sorumludurlar. Herkes, akıl ölçüsüne göre dini görevler karşısında sorumludur. Ben zihni kapasitesi yetersiz olduğu halde camide cemaat ile namaz kılan insanlar gördüm. Belki tam erkanıyla namazlarını ifa edemeyebilirler, ama şu veya bu şekilde ifa etmekten manevi haz aldıkları ortadadır. Herkes dinini, inancı ve aklı nispetinde yaşar ve yaşamaya hakkı vardır. Yanlış sözler söylemek ve karşınsıdaki kişi haksız yere itham etmek yerine yutkunmak, çoğu zaman daha doğrudur. Bir kez daha yutkunun ve ondan sonra elinizi vicdanınıza koyun, nefsinizle mi konuşuyorsunuz veya akli selimle mi içinizdekini söylemek istiyorsunuz. Eğer objektif olarak bir katkıda bulunmak istiyorsanız veya haklı olduğunuzu düşündüğünüz bir açılım varsa lütfen yazınız ve ben sizden bir şeyler öğreneyim. Hatalarım veya düşüncelerimde bir arıza varsa hemen düzeltmeye hazırım.
    - - -
    Basari ve Halil Yılmaz ve che: “işte zihinsel engellilerde de cunüp söz konusu olamaz bence, normal insanda olabilir ancak...” “Bir barca dini bilgisi olan biri tarafından Prof. Dr Seyyar ın yazısının yanlışlıklar üzerine kurulu bir yazı olduğunu söylemek hiç de zor değil zira islamda zihinsel engelli bir insanın dini açıdan herhangi bir mesuliyeti yoktur dolayısıyla bu kişiden boy abdesti yapması beklenilmez.” “zihinsel engelli kardeşlerim islami kurallarda muaftır hocam.”

    Cevap: Zihinsel özürlüler cinsel ve biyolojik gelişim açısından genelde özürlü değildirler. Dolayısıyla bu yönüyle onlar da ihtilam olabilirler. Cinsel eğitimi, sizler dinden tamamen kopuk olarak ele alırsanız, gusül abdest almak gibi bir tavsiyede bulunamazsınız. Sorumluluğumun bir gereği olarak, zihinsel özürlüler de akli imgelerinin gelişmişlik seviyesine göre gusül abdesti almaları veya aldırtmaları gerektiğini söylemem gerekir. Eğer bu hususta tereddütler varsa ve gerçekten dinî duyarlılığın bir gereği olarak doğruları öğrenmek istiyorsanız (istiyorsak) , Diyanet-DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU’na bu anlamda bir soru yöneltmek mümkündür. İnternet üzerinden böyle bir soruya cevap verilmektedir.
    - - -
    OTURANBOĞA: Her şeyden önce, zihinsel geriliği ya da herhangi bir sakatlığı olan kişilerin cinsel yaşamı dendiğinde, “şehvani duyguların kontrol altına alınması”, “ cinsel disiplinin kolaylaştırılması” ve “kan dolaşımının boy abdesti sayesinde düzene girmesi” diyerek söze başlayan zihniyet bence temelden sorunludur. Cinselliği yaşamayı değil, yaşamamayı öğüt veren, ve cinsellik söylemi yoluyla kişilerin bedenleri/benlikleri üzerinde söz söyleme gücünü kendinde bulan bu zihin yapısının maluliyetini göstermek için bence çok fazla şey söylemeye gerek yok. Gerçekte zihinsel geriliği olan kişilerin cinsel yaşamlarının olabileceğini dahi kabullenemeyen bir görüşün, sanki onların cinsel yaşamlarının olmamasını sorun ediyormuş ve sorunların çözümü için fikir yürütüyormuş gibi yapması da bence ikiyüzlülük.

    Cevap: Bu cümleler, neyi gösteriyor? Bir defa bu sözler, makalenin tümünü okumadan gazete kupürünün sansasyonel başlığından etkilenerek, sarf edilmiştir. Makalemiz, zihinsel özürlülerin de cinsel hakları vardır gerçeğinden yola çıkarak hazırlanmıştır. Nefsime ağır geldiği için söylemiyorum, ama makalenin bütününü okumadan bir insanın fikirlerini saptırarak ona “ZİHNEN MALUL” demek veya “İKİYÜZLÜLÜK” ile itham etmek çok ağır ve sorumsuzca bir çıkıştır. Bu sözleri sarf eden bir kişiye ben ne diyebilirim ki? Onun adına ben üzüldüm. Şuna dikkat edelim bence: Serbestçe tartışalım (müzakere edelim) ama sorumlu olduğumuzu unutmadan birbirimize iftira atmadan ve beğenmediğimiz fikirlerin sahiplerinin zihin yapılarına yönelik bazı tabî yakıştırmalar eklemeden. Aksi taktirde hiçbir akademisyen sizlerle aynı platformda bulunmak istemez. Biraz ciddiyet lütfen.
    - - -
    OTURANBOĞA: Son olarak, sanıyor musunuz ki cinsel haz/deneyim yaşamadan ölüp giden kişilerin “psiko-sosyal gelişimi” ve yaşamdan aldığı tat, doyurucudur? İspanya’da yatak şeklindeki tekerlekli sandalyesiyle geneleve gitmek için yalnız başına yola çıkan 42 yaşındaki adamın, polisler tarafından durdurulduğunda, “Bırakın beni, genelev arıyorum” (Akşam / 11.05.2007) diye bağırması mıdır sizlerin “sosyal politikalara ağırlık” vererek ürettiğiniz çözümün sonucu!?

    Cevap: ?!?!
    - - -
    CHE: toplumumuzda düzenli bir cinsel yaşam ancak evlenilerek elde edile biliniyor. peki engelliler bu imkana sahipmi? hem bu toplum kaç engelli gencini evlendirebilmiş ki?
    bu sadece onların beceriksizliğimi? bu sadece onların günahımı?
    bu insanlar yaşamları boyunca cinsel oruçmu tutacaklar tabiki hayır. ister günah olarak görünsün ister ahlaksızlık bu insanlar cinselliklerini yaşamaya çalışacaklardır. her fırsatta hemde. bu günahı yapmalımı yoksa yapmamalımı büyük bir ikilemle yaşamaktadırlar. zaten cinsel sorun olarak da bu kasdedilmelidir. toplum bu insanların yaşamlarınıda düzenlemelidir ki toplumsal değerlerle birlikte dini değerlerde sapa sağlam ayakta dursun. bu da ancak engellilerin ekonomik ve sosyal sorunlarının çözülmesiyle mümkündür.bunlar olmadığı sürece tüm engelliler cinsel kuralları ihlal etmekten yargılanamazlar. bu değerlerde yıpranmaktan ve yıkılmaktan kurtulamaz hocam.

    Cevap: aynen katılıyorum, onun için özürlülerin de sosyal güvenlik kapsamına daha geniş imkânlarla alınmaları yönde çalışmalar yapmaktayım. Doğrusu, cinsel haklar bağlamındaki gelişmeler dediğiniz gibi özürlülerin hayat standardının yükseltilmesi ile mümkündür. Bunun için de özürlü dostu sosyal politikalara daha çok ihtiyacımız var.
    - - - -
    Pisicik: KAHKAHA ATABİLİRMİYİMM GÜLÜNÇ YAAA HEMDE ÇOKK UĞRAŞTIKLARI ŞEYLER BUNLARMI BIRAKIN KİM NE YAŞARSA NASIL YAŞAMAK İSTİYORSA YAŞASIN KİM OLUYORLAR Kİ ONLAR ÖZÜRLÜ SADECE ÖZÜRLÜYLE EVLENEBİLİR DİYORLAR VE KİM OLUYOR Kİ ONLAR BENİM KENDİME ÖZEL YAŞAMIMA KURALLAR KOYABİLİYORLAR DİNEN O ÖYLE BU BÖYLE DİYEBİLİYORLAR BENCE NE AŞK NE SEVGİ NE DUYGU ADINA BİŞEY YOK ONLARDA AT GÖZLÜKLERİYLE BAKIYORLAR HAYATTA HİÇ BİŞEYİN ÖNÜNE GEÇİLMEYECEĞİNİ BİLEMİYORLAR...

    Cevap: Kimsenin özel dünyasına karıştığımız yok, ancak özel dünyanızın da bir anlamı olmalıdır. Sizleri anlamaya uğraşıyoruz, anlamak isteyenlere de “At Gözlüğü İle Bakıyorlar” diyorsunuz. Galiba ben bu konuyu çok ciddi aldım sizler maşallah gırgırına konuşuyorsunuz. Herhalde biraz magazin biraz sohbet biraz eğlence olsun diyorsunuz. Bunlara bizlerin vakit yok, bizim forumunuza katılmamız bu anlamda ilk ve by seviyede olursa belki de son olabilir.
    - - -
    OTURANBOĞA: Yani buna biz de görüş belirtmeliyiz tabii, ama esasında bunun cevabını bulma işi SOSYOLOG olan Seyyar hocaya, disiplinlere/akademisyenlere düşer. Bir profesör çıkıp da "öneri" diye böylesi şeyler söylerse, saygısızlık etmek istemem ama, bence komik olur. Bu öneriyi ancak "Oflu Hoca" yapabilir, profesör olmaya gerek yok!

    Cevap: Ben sosyolog değilim, genel anlamda sosyal bilimci özelde sosyal politika uzmanıyım. “Oflu Hoca” takıntısından vazgeçin lütfen ve bizleri bu yolla tahkir etmeyiniz. Bu gayri ciddi tavırlarınızdan dolayı hiçbir sosyolog veya sosyal bilimci sizlerin sorunlarıyla ilgilenmez. Bundan sizler sorumlu olursunuz. Kendi kalenize gol atmayınız.
    - - -
    OTURANBOĞA: “gerek masturbasyon gerek -kadın ya da erkek- fahişelerle (bunu bir hakaret olarak kullanmadığımı anlıyorsunuzdur sanırım) gerekse her kimi istiyorsa onunla birlikte olma yollarının açık olması bence en önemli ve özgürlükçü yöntemdir. Yani kimse kimin-kiminle ne yaşadığı hakkında söz söyleme hakkını kendinde görememelidir!”

    Cevap: Elbette nasihatler fayda vermezse kişi, istediğini yapmakta hürdür. Cinsel özgürlük düşüncelerinizi daha da ileri götürebilirsiniz, aile mefhumunu, sadakati, manevi sorumluluklarımızı bir yana bırakarak nefsimizin istediklerine bütünüyle boyun eğerek, sınırsız bir cinsel özgürlüğü savunabilirsiniz ve toplumsal değerlerden de çekinmiyorsanız uygulayabilirsiniz de. Türkiye’de (en yakın akrabaları tarafından) kandırılarak, aldatılarak cinsel istismara uğrayan ve gebe bırakılan zihinsel özürlü kızların durumunu düşündüğümde cinsel özgürlük anlayışının vahim boyutları aklıma gelmese cinsel özgürlük edebiyatına ben de inanmaya başlayacaktım. Sonuç olarak şunları söyleyebilirim: Meşru dairede cinsel özgürlüğe evet, ama meşru dairede. Meşruiyetin ne olduğunu siz düşünün.
    - - -
    Kuyucak: Olaya dini ritüellerden bakan hele hele engelli sorunlarına ÇAĞDAŞ çözüm bulmakla yükümlü kişilerin bile nerelere varabildiğinin en somut göstergesidir bu olay.. ÇAĞDAŞ olmanın ilk ve tek şartı, sorunlara evrensel bakabilmektir.. Ben şu dinsel açıdan bakıyorum dediğiniz anda, hocanın kötüsü nasıl insanı dinden çıkarırsa.. Aynı şey işte..

    Cevap: Dindar ailelere cinsel eğitim konusunda nasıl çağdaş ve evrensel nitelikli tavsiyelerde bulunabilirsiniz? Yoksa çağdaşlıktan din dışı bakışımızı mı ve önerilimizi mi geliştirmemizi istiyorsunuz? Bu gibi önerileri lütfen Çağdaş olan bilim adamlarından isteyiniz. Özürlüler konusunda çağdaş çalışmalar yapan bilim adamları varsa biz de onların değerli bilgilerinden yararlanalım. Doğrusu merak ediyorum, madem ki dinî içerikli cinsel tavsiyeler size göre değil o halde çağdaş cinsel tavsiyelerin içeriğini bir görelim de milletimiz bunları dolayısıyla bu bilim adamları da tanısın.
    - - - -
    OTURANBOĞA: Abdest almanın suyla temas etmek dışında hiç bir yararı yoktur, olamaz. Yani olduğuna inanabilirsiniz tabii, ama "vardır" demek sahiden anlamsız olur.

    Cevap: Bu mantıkî silsile ile düşünmeye devam edecek olursak, namaz kılmanın da fiziki hareket yapmanın dışında hiçbir faydası yoktur, olamaz da, tabi inanabiliriniz ama (manevi) faydası vardır demek hakikaten anlamsız olur. Ben böyle düşünüyorum, çünkü namaz kılmadığıma göre veya namazdan manevi haz almadığıma göre bu böyledir, dolayısıyla namaz kılanlar boşuna namaz kılıyor. Oruç da böyledir, aç kalmanın veya perhizin ötesinde hiçbir fizyolojik faydası yoktur. Zekat vermekte böyledir bazı fakirlere faydası dokunuyorsa da haddizatında hiçbir anlamı yoktur, çünkü din emrediyor, yani din ne emrediyorsa kuşku ile bakmakta fayda vardır, Belki (haşa) Kuran’ın da bu anlamda bize hiçbir faydası yoktur çünkü birçok yasakları vardır, mesela faizi yasaklıyor gayri meşru cinsel ilişkileri yasaklıyor, bunlar benin nefsime ağır geliyor, ben nefsani ve cinsel özgürlüklerden yanayım, Kuran ve Sünnet bunları yasaklıyor, bizi sorumlu olmaya davet ediyor, bu çok zor bir iştir, yükümlülüklerden hoşlanmam, özgürlüklerden yanayım, o halde dinin de yasaklar getirmek dışında bir faydası yoktur. O halde dinsiz olmak daha faydalıdır………Kardeşimizin dinî inançları ve yaşantısı zayıf olabilir ama dinî hakikatleri hafife alması inançlı kesimi rahatsız edebilir. Dinin emrettiklerinde mutlaka bir hikmet vardır, bilim bunları ispatlıyor.

    Prof.Dr.Ali SEYYAR

    Not:Sanırım tartışmanın merkezinde yer alan Prof.Dr.Ali SEYYAR'ında kendini savunma hakkı vardır

  11. #26
    Üye
    masiva Avatarı

    Gerçek Adı
    Fatma
    Üyelik Tarihi
    21.06-2006
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    326
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ellerine sağlık karakaya, değerli zamanını ayırdığın için de ben kendi adıma teşekkür ediyorum.

  12. #27
    Üye
    yagmurlu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    22.09-2003
    Son Giriş
    19.10-2010
    Saat
    22:22
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    32
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Konu bir şekilde İslamiyet ve din olunca nedense tüyleriniz diken diken oluyor zeki gibi görünüyorsunuz ama önyargılarınızla tıkanır kalırsınız

  13. #28
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    22:34
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.873
    Alınan Beğeniler
    935
    Verilen Beğeniler
    1.229

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sayın hocam,

    O halde izin verirseniz önce ‘sakatların cinsel yaşamda karşılaştıkları sorunlar’ deyince neyi anladığımı, neyi sorun olarak gördüğümü, ve çözümün de hangi minvalde olması gerektiğini düşündüğümü çok kısaca ifade etmeye çalışayım. Bunu yaparken sizin makalenize eleştirel yaklaşmaya çalışacağım...

    ‘Sakatların cinsel yaşamda karşılaştıkları sorunlar’ deyince ne anlıyorum?
    Her şeyden önce bir cinsel yaşamın ol(a)mamasını sorun olarak görüyorum. Yapmak isteyip de yapamamanın, önlerine aileleri-toplum-devlet-din ve hatta (sosyolojik süreçlerle zihinlerinin dizginlenmesi/baskı altına alınması sonucu) kendileri tarafından engeller konulmasının, duygulara/eyleyişlere gem vurulmasının çok büyük bir sorun olduğunu düşünüyorum. Hatta hiç uzatmadan söyleyeyim: Yaşam boyunca arzulamaya karşın –her ne sebeple olursa olsun- tek bir bedene dahi dokunmadan/sevişmeden yitip gitmenin büyük bir sorun olduğunu; ve bu engellerin hepsinin sorunsallaştırılıp, sonunda bireyin özgürlüğüne kavuşması gerektiğini düşünüyorum.
    Yani benim için cinsellik “şehvani duyguların kontrol altına alınması”, “ cinsel disiplinin kolaylaştırılması” ve “kan dolaşımının boy abdesti sayesinde düzene girmesi” değil, bir bedene dokunmak, haz alıp/vermektir.
    Gerçi siz de (zihinsel geriliği olanlar dahil) herkesin cinselliği yaşaması gerektiğini söylüyorsunuz... Ama varolan toplumsal gerçekler ve sakatların evlenme konusunda yaşadığı sorunlar ortadayken, onları sadece-evlilik-olduğunda-cinsel-ilişkide-bulunmaya itmek, onları imkânsız-cinselliğe mahkûm etmektir. Pekii, bu imkânsız-cinsellik, ‘sakatların cinsel yaşamda karşılaştıkları sorunlar’a bir çözüm müdür? Sanmıyorum.

    Makalenizde mastürbasyon için, “kendi kendine tatmin araçları da, insanlar üzerinde alışkanlık yapabileceğinden, aile hayatı içindeki gerçek cinsel ilişkileri de olumsuz yönde etkilemektedir” diyorsunuz. Yani mastürbasyon da yapılmamalıdır?
    Yani sakatlara evliliğin dışında bir öneride bulunmadığınız gibi, mastürbasyonu da yapılmaması gereken bir şey olarak görüyorsunuz. Bir yandan “cinsellik, her insan için aynı derecede önemli bir ihtiyaçtır” deyip, öte yandan bütün çıkış noktalarını kapatmak, bir tezat değil midir? Ne yapacak bu insanlar? “Cinsel enerjileri kültürel ve sportif faaliyetlere yönlendirme”k bu insanları ne kadar oyalar?

    Son olarak, linkini verdiğiniz ve altında sizin de imzanız bulunan makalede yer alan, “Toplumdaki cinsel tabular nedeniyle bireyin yeterince bilgilendirilmemesi, bu konudaki soruların geçiştirilmesi ve “ayıp” konular olarak kabul edilmesi önemli bir sorun dur” saptaması, bence sizin makaleniz için de pekala söylenebilir. Çünkü makalenizde, “evlenin” ve “yanlışlıkla boşalırsanız abdest alın”, "masturbasyon yapmayın" önermelerinin dışında cinselliğe dair hiçbir bilgi bulunmamaktadır. “Millî kültürümüze ve ruh sağlığına uygun cinsel tavsiyeler” sadece bunlardan ibaretse, vay halimize. Bu da, başlığı “Türkiye’de Zihinsel Özürlüler ve Cinsellik Eğitimi” olan makaleyi eleştirmek için bence yeterli bir sebeptir. Ve “ikiyüzlülük”, “maluliyet” dediğim de, bu her şeyi söylediğini söyleyip, aslında hiçbir şey söylememeye bir eleştiridir (Yani bu söz elbette ki şahsınıza değil, metodolojinize söylenmiştir. Eğer hakaret olarak anlaşılacak şekilde ifade etmişsem, özür dilerim)

    Kısa kısa:
    “Batı’da cinsel istismarcılık alanında en çok engelli insanların sömürüldüğünü düşünecek olursak...”
    “ %99’u Müslüman olan” Türkiye’de bu istismar olmuyor mu?

    “Diğer taraftan kişinin cinsel tecrübe edinebilmesi veya cinsel doyuma - tatmine erişebilmesi yönünde tavsiye edilen evlilik dışı cinsel ilişkiler, zannedildiği gibi kişinin cinsel mutluluğuna da katkı sağlamamaktadır.[...] uzun vadede kişinin psiko-sosyal sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir”
    Bunu neye dayandırıyorsunuz hocam? Ben gayet mutluyum mesela Milyarlarca insan da gayet mutlu... Böylesi bir haz yaşayınca değil, yaşamayınca “psiko-sosyal sağlığın olumsuz yönde etkile”neceğini düşünüyorum.

    “Şunu da ayrıca belirtmekte fayda vardır ki, hangi gerekçe ile savunulursa savunulsun, evlilik öncesi veya sonrası için teşvik edilen özgürleştirilmiş cinsel hayat, hem toplumsal ahengi bozmakta, hem de fuhşun yayılmasına yol açmaktadır.”
    Bunu ispatlayan akademik çalışmaları çok merak ediyorum doğrusu?

    “Türkiye’de (en yakın akrabaları tarafından) kandırılarak, aldatılarak cinsel istismara uğrayan ve gebe bırakılan zihinsel özürlü kızların durumunu düşündüğümde cinsel özgürlük anlayışının vahim boyutları aklıma gelmese cinsel özgürlük edebiyatına ben de inanmaya başlayacaktım”
    Afedersiniz ama, o haltı yiyen Müslüman ve “güvenilir” dangalağın yaptığı şeyle, “cinsel özgürlük”ün ne ilgisi var? Böyle kolaysa, o zaman ben de kötü emsalleri örnek verip, o kişinin Müslümanlığından girip, “.... Müslümanlık edebiyatına ben de inanmaya başlayacaktım” diyebilirim; değil mi? Kaldı ki o dangalak cinsel özgürlük olduğu için değil, olmadığı için önündeki “fırsatı” değerlendirmiştir büyük ihtimalle.

    “Gusül, insanın fizyolojik ve psikolojik sağlığına son derece önemli katkılar sağlamaktadır. Cünüplüğün vücutta meydana getireceği yorgunluk ve gevşeklik gusül ile giderilmektedir. Bunun sebebi, kan dolaşımının boy abdest’i sayesinde düzene girmesidir”
    Gusül ya da namaz abdestinin banyo yapmak veya suyla temas etmekten farklı olarak fizyolojik bir yararı olduğunu mu söylüyorsunuz hocam?
    Psikolojik derseniz, amenna. İnanan kişi zaten Allah huzurunda hissettiği için, abdest almasına da gerek olmaksızın her an bir şuhu yaşayabilir. Ama bunu “abdestin fizyolojik faydaları” olarak mistisize ederseniz, bence bunu bilim insanı olarak açıklamanız çok zor olur. Ya da, abdest almanın, suyla temas etmenin diğer şekillerinden fizyolojik olarak ne tür bir farkı olduğunu açıklarsanız, bizler de öğrenmiş oluruz?
    Abdest almanın suyla temas etmek dışında hiç bir yararı yoktur, demem buna işaret etmek içindir. Bunu söylediğim için dini hafife almış ve sizin yürüttüğünüz mantık çerçevesinde hareket etmiş mi oluyorum? Tabii ki hayır. Tıpkı sizin her makalenizde dini pencereden görüşlerinizi paylaştığınız gibi (yani her yolu İslam’a çıkardığınız gibi), ben de görüşlerimi paylaşıyorum. Bu da gayet doğal.

    Saygılarımla


    Not: Makalenizin başlığında “İslam açısından” ibaresi olsaydı, inanın bu eleştirilerimi bambaşka bir içerikle yapardım.“Dinen evlilik dışı ilişki yasaktır” Nokta. O zaman, “neden bunlar yok” demezdim en azından.
    Not: Not “Cinsiyetlerine uygun davranış” konusuna girmemeyi tercih ediyorum. Çünkü biliyorum ki cinsel kimlikler/yönelimler konusunda aynı noktaya varmamız imkânsız.
    Not Not Not: Bilim insanları sakatlara iyilik olsun diye akademik çalışma yapmazlar. İşleri bu olduğu için, ilgi alanları “o” olduğu için çalışırlar. Ve yine aynı şekilde, akademisyenler birilerine kızıp sakatlık çalışmaktan vazgeçmezler. Aksini düşünerek çalışan bilim insanları varsa, onların sakatlık çalışmasındansa çalışmamalarını yeğlerim.

  14. #29
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Genellikle yapmam kopyala-yapıştır yöntemini.. Bu sefer şart oldu.. Bu konuda sanki yapılmış hiç çalışma yokmuş gibi göstermeniz hiç hoş değil bence.. Genellikle bilim insanları sizin yaptığınız gibi ''islamcı'' yada ''milli'' koymuyor bilimadamlığının başına.. Sadece fark bu..
    Yazarlara, araştırmacılara alışmıştık fakat, bilim adamlarına da alışacağız galiba ''islamcılığın''..

    ZİHİN ENGELLİLERİN CİNSEL EĞİTİMİ
    Benzer makaleler için buraya tıklayabilirsiniz

  15. #30
    Üye
    masiva Avatarı

    Gerçek Adı
    Fatma
    Üyelik Tarihi
    21.06-2006
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    326
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Verdiğiniz linkler tartışma konusunu, en başından beri sorulan soruları cevaplıyor mu? Ya da alternatif bir bilgi kaynağı olabilmiş mi? Makaleler zihinsel engellilerin cinsel eğitimi üzerine kurulmuş; ancak kabul edilen sorunlar için bir çözüm olamamış malesef.

    Ortada iki devasa sorun var;

    Birincisi engelli/engelsiz tüm bireyleri kapsayan cinsel tabular; toplumumuzda cinsel tabular nedeniyle bireyin yeterince bilgilendirilmemesi, bu konudaki soruların geçiştirilmesi ayıp konular olarak kabul edilip göz ardı edilmesi yahut da sessizliğin tercih edilmesi önemli bir sorundur. Geç (zihinsel engelli) veya normal gelişim gösteren tüm bireylere cinsel eğitim verilmeli, bu bir haktan ziyade toplumsal bir ödev olmalıdır. Burada bir sıkıntı olduğunu zannetmiyorum; zira buna karşı çıkan yok! Mesele eğitimin verilmesi değil ama doğru ama yanlış bütün ebeveynler bir şeyler vermeye çalışıyor, topluma katmaya çalıştığı çocuğuna.. artık kendi elinde ne varsa..

    İkincisi özellikle zihinsel engellilerde çözüm yolunun ol(a)mayışı.. Bu aileler ne yapsın, zihinsel engelli çocuklarının cinsel ilgisinden rahatsızlık duymaktadır; çünkü zihinsel engelli birey bu dürtülerini kontrol edememektedir. İki ucu alev değnek dedikleri bu olsa gerek; bir şekilde bunu bastır(t)sa çocukta gerginlik (sinirlilik) ve davranış problemlerine sebep olacak. Olduğu gibi bıraksa birey kendini kontrol edemeyebileceğinden bu davranışını heryerde sergileyecek ve dolayısıyla cinsel sömürüye maruz kalabilecek ya da yine bu anlamda bir başkasına zarar verebilecek.

    Mesele çözüm yollarındaki tıkanıklıklar.. Bu ihtiyacı karşılama yolunda hangisini seçerseniz seçin sonundaki tıbbi, ahlaki, sosyal ve , hukuki boyutlarının altından kalkamayacaksınız. Bu nedenle bu dürtünün yine tıbbi bir yöntemle sonlandırılmasını daha doğru buluyorum. Bu hem birey hem de toplum için en doğru karardır diye düşünüyorum. (Evlendirilemeyecek ölçüde ağır zihinsel engelliler için)




Sayfa 2 / 4 İlkİlk 1234 SonSon