Sayfa 4 / 7 İlkİlk 1234567 SonSon
Toplam 95 mesajın 46-60 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #46
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Burada altı çizilmesi gereken yalnış şu; bir arkadaşımızın kendi engeli ve bu engelle alakalı olarak ifade edilen kelimelerin kendisinde çağrıştırdığı olumlu ya da olumsuz ruh halini kendinden taşırarak genelleme çabası içine girmesi. Ben ilk mesajımda tammen kişisel fikrimi söylememe karşın fuzulim in eleştirisiyle karşılaştım. Kastettiğim sadece kendi fikrim olmasına rağmen onun "tüm engellilerin adına fikir beyan ediyormuşum" gibi göründüğüm eleştirisini kabul ettim. Doğrusu bu eleştiri haklı ve yerindeydi. Niyetim o olmasa bile o şekilde algılanmamak için bu topal kelimesine başkalarının benden farklı anlamlar yükleyebileceği düşüncesini kabul ettim. Ancak tam da bu noktada bu sefer Fuzulim ve bazı arkadaşların ısrarla bana atfettikleri hataya düştüklerini görüyorum. Sanki hepimiz bu kelimeden rahatsız olmak zorundaymışız, olmazsak da "densizlik yapmış olurmuşuz. Yani bu tür ifadeler en azından talep edilen demokrasiyi ne kadar içselleştirdiğimizin göstergesi. Bir yandan mazlumu oynarken öte yandan insanın nasıl da baskıcı bir zihniyeti temsil edebileceğinin somut bir göstergesi. Bu konudaki tavrı baskı yapma fırsatı bulunamadığı zaman mazlumu oynayarak anı kurtarma stratejisi olarak görüyorum. Çünkü gerçek bir demokrat kendi fikri kadar karşısındaki fikre de önem verir ya hani...

    Bu vesileyle ben geri adımımı sadece kendi adıma konuştuğum ve topal kelimesinden rahatsız olan arkadaşlarımı yargılama hakkımın olmaddığını ifade ettiğim noktaya fiksliyorum. Bu noktadan geri adım atmam. Çünkü topal, sakat cart curt hiçbir şekilde beni rahatsız etmiyor. Çünkü bir kelimeyi rahatsız edici kılan kelimenin kendisi değil aksine kullanıldığı bağlamdır. Bir hikaye okumustum yıllar önce. Aziz Nesin in olabilir. Tam emin değilim. Hapisten çıkmış bir gençle köyden komşusu olan bir kapıcı İstanbul da sohbet etmektedir. Adam gnce "la köpeğin dölü" "la gavat" gibi ifadeler kullanmaktadır. Genç bütün bunlara gülmektedir. Sonunda kapıcı hapse neden girdigini sorar gence. Cevap şöyle; " onu vurdum çünkü bana lan dedi..."

    Bu hikayede görüleceği üzre bir kelimeyi hakaret ya da övgü haline getiren şey kelimenin kendisi değil onun kullanıldığı bağlamdır. Ben de topal kelimesine değil onun kullanıldığı bağlama bakarım. Bu kelime beni buna göre çok rahatsız da edebilir, hiç umursamayabilirim de...Bu türküye gelince ben bu türküde içerdiği bağlamsal anlam itibariyle bir sıkıntı görmedim. Aksine Bayke nin dediği gibi bir olumlama var gizil olarak.

    Kısaca ben hoşlanmayanların bu duygularına mudahale etmeyeyim onlar da benimkine. Kardeş kardeş yaşayalım işte...

  2. #47
    Üye
    shukufe Avatarı

    Üyelik Tarihi
    20.01-2007
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    5.451
    Alınan Beğeniler
    113
    Verilen Beğeniler
    168

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    sanırsam kımse kımsenın dusuncesıne mudahale etmez ben dogustan ısıtme zorlugundan baska bı zorum yok topal sakat kor sagır denılebılırde bunu o ınsanın ısmınden once gelmesı bıraz ıtıcı olmuyomu olmuyo dıenlerede eyvallah burda anlatılan halka maloldugunu zanneden turku ve sanaatcı hazretlerıdır
    genede olsunda gozumun onune topal dıye turku cagırıp taklıt
    ben buna kıl oluyorum
    yoksa ıcını acıtan yokluguyla barısmak kolay degıldır

  3. #48
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Shukufe o kelimenin birini incitmesi kelimenin kendisiyle alakalı değildir. Şöyle izah edeyim. Geçtiğimiz günlerde Amerika da bir üniversitede yapmayı planladığım yüksek lisans başvurusu için gerekli işlemlerin yapılması gerekiyordu. Bu işlemlerden birisi için uluslararası ilişkiler direktörümüz benim yanımda mütevelli heyet başkanını aradı. Adımı söyledi adam anımsamadı, tarif etti yine anımsamadı. En sonunda açıkça engelli öğrencimiz hocam dedi. Karşı taraf anlamıştı ama direktör de kıpkırmızı olmuştu. Benden defalarca özür diledi bu kelimeyi kullandığı için. Tıpkı önceki sayfalarda arabası için tamirciyi arayan arkadaşımız gibi ben de kendimi tanımlamak için bu özelliğimin ifade edilmesinden rahatsız olmadım. bir adım var tabi ama onun da yeterli olmadığı yerlerde benim kimliğimin baskın bir motifinin kullanılmasında sakınca yok. Tabi eğer alay edilme sözkonusu değilse. Yani bizim nasıl bir kelimeyle tanımlandığımız o kelimenin kullanılma amacıyla alakalı olarak olumlu ya da olumsuz bir nitelik arzeder. Yoksa hiçbir kelime tek başına olumlu ya da olumsuz değildir. Bu yüzden işte benimde dahil olduğum bir takım insanlar bizzat kelimeyle didişmek yerine o kelimenin kullanım amacına bakarlar. Tabiki sizin adınıza o kelimeyi nasıl algılamanız gerektiğini söyleme lüksümüz yoktur. Ama kimsenin de bize hangi kelimeden rahatsız olup olmayacağımızı öğretme lüksü olmamalıdır. Kısaca herkes her türlü kelimeden içinde yaşadığı koşullar çerçevesinde rahaatsız da olabilir, umursamayabilir de...Ben hiç umursamıyorum mesela. Umursayan arkadaşıma da neden umursuyorsun amaan boşver derim belki ama o umursuyor diye onu densizlikle suçlayamam...

  4. #49
    Üye
    shukufe Avatarı

    Üyelik Tarihi
    20.01-2007
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    5.451
    Alınan Beğeniler
    113
    Verilen Beğeniler
    168

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    gordunuzmu bakın pega tahsıllı kulturlu ınsanlarda kullanılması gerektıgı yerlerde bıle sıkılarak kullanıyor
    burdaysa sanatcı gecınenler sov ıcın taklıdını yaparak dunyaya bagırıyor

    kusura bakmayın ben ılkokulda kalca cıkıgı olan canım arkadasım fatmacıgım onu hıc unutamıyorum bensagır o topal nelerle karsılasıp o haın cocuklarla okulda nasıl kavgalar etmıs bırbırımıze destek olmustuk kavgalarımızda
    sıze basarılar dılıyorum ne guzel yurtdısına gıdıyorsunuz topal turkusu sanaatcı bozuntularını arkanızda bırakarak
    hadı kurtuluyorsunuz

  5. #50
    Üye
    Fuzulim Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.07-2005
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    Erzurum
    Mesaj
    328
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili Baben ben kimsenin gıyabında konuşmuyorum. Aksine bu sitenin aleni olduğunu ve birçok kişi tarafından takip edildiğini bildiğim için belki malum şahıslarında kulağına gider düşüncesiyle bu konudaki fikirlerimi açık beyan ilan ediyorum.
    Kaldı ki ben kubatı en azından ekranlardan tanıyorum. Ama kubat beni hiç tanımıyor. Kubat hiç tanımadığı insanları rencide eder tarzda şarkısıyla gıyabımızıda hakaret etmiyor oluyorda, her kesime açık bu platformdaki bizim söylediklerimiz mi gıyabında konuşma oluyor?

    Sevgili pegasus anlayışından dolayı sana teşekkür ederim. Ama senin çok çok iyi bildiğin bir meselede hatırlatma yapmak istiyorum.
    Başkalarının hakkına tecavüz edildiği nokta özgürlüğün sınırı kabul edilir. Demokrasi, özgürlük adı altında birileri rencide edilebiliyorsa burada demokrasiden söz edilemez.
    100 kişi içinden 99 unun rahatsız olmadığı bir olayda sadece 1 kişi rahatsız oluyorsa bu olay üzerine bu 1 kişinin düşünceleri 99 kişinin düşüncesinden önde gelir. Çünkü 99 kişi için değişen bir şey yoktur. Olaydan etkilenen bu 1 kişi söz sahibidir. Davacı olmaya hakkı vardır. Demokrasi budur.
    Demokrasilerde çoğunluğun sözü, azınlık haklarının da savunulduğu sürece geçerlidir.
    Ayrıca:
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Pegasus
    Shukufe o kelimenin birini incitmesi kelimenin kendisiyle alakalı değildir. Şöyle izah edeyim. Geçtiğimiz günlerde Amerika da bir üniversitede yapmayı planladığım yüksek lisans başvurusu için gerekli işlemlerin yapılması gerekiyordu. Bu işlemlerden birisi için uluslararası ilişkiler direktörümüz benim yanımda mütevelli heyet başkanını aradı. Adımı söyledi adam anımsamadı, tarif etti yine anımsamadı. En sonunda açıkça engelli öğrencimiz hocam dedi. Karşı taraf anlamıştı ama direktör de kıpkırmızı olmuştu. Benden defalarca özür diledi bu kelimeyi kullandığı için. Tıpkı önceki sayfalarda arabası için tamirciyi arayan arkadaşımız gibi ben de kendimi tanımlamak için bu özelliğimin ifade edilmesinden rahatsız olmadım. bir adım var tabi ama onun da yeterli olmadığı yerlerde benim kimliğimin baskın bir motifinin kullanılmasında sakınca yok.
    Pegasus diyelimki senin engelin olmasaydı. Böyle bir durumda direktörün seni karşı tarafa nasıl tanıtacaktı? Bir yolunu bulmaya çalışırdı dimi? Senin hiç bir özelliğin yokmu engelinden başka. Mesela ben olsam seni şöyle tanıtırdım. Hani şu siyaset meydanına katılan öğrencimiz varya işte o.
    Bu sadece benim bildiğim bir özelliğin. Kimbilir daha ne kadar farklı, olumlu özelliklerin vardır.
    İnsanlar tembellik yapmayı, düşünmeye tercih ediyorlarsa bunun haklı bir izahı olamaz.
    Sen böyle bir durumdan rahatsız olmadığını söylüyorsun. Ne güzel bu senin + bir özelliğin. Ama karşı taraftaki kişi senin bundan rahatsız olup olmayacağını bilmeden bu şekilde konuşuyorsa bu onun düşüncesiz olduğu manasına gelir. Pekala sen bu şekil bir anlatımdan rahatsız olan biri olabilirdin.

  6. #51
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Daha önemli bir ''işimiz'' çıkıncaya kadar devam edelim tartışmaya..

    Olaya bakan arkadaşların öne çıkardıkları düşünceler belirli yerlerde kümelenmeye başlandı aslında..
    Bende kendi açımdan bu kümelenmeleri değerlendireyim..

    1-Bu kelime/ler/den rahatsız olunmaması gerektiğini, kendilerinin olmadığını anlatan arkadaşlarımız
    var..Ben bunlara katılıyorum..Doğup büyüdüğüm köyümde benim lakabım hala ''Topal Hasan'' dır.
    Ben bundan gocunmam. Herkes onu bir ''Köroğlu'' ifadesiyle söyler ve içinde ''saygı'' barındırır..
    Engelli olmak benim için bir OLGUDUR ve bu olgunun bir çok isimlendirmesi vardır..Kaba olanı da var
    acıtanı da vardır, benim tercih ettiğim de vardır onlar içinde..Bunlara bir şekilde alıştım. Hoşgörülü
    olmak yada zorunluluk deyin, farketmez..

    2-Oysa ''hain topal türküsüne'' bu olgunun nasıl adlandırıldığı için karşı çıkmadım ben..Bu olgunun
    eğlence aracı haline getirilmesine karşı çıktım..Fuzulim olayı nasıl senaryolaştırdıysa bende başka
    bir senaryo yazmıştım kafamda..Engelli bir fahişenin arabada bir şeyler çalması gibi filan..Daha ilk
    açış yazımda da belirtmiştim, ''engellisin ama, olsun..Beni böyle de mutlu ediyorsun gibi''..Bunu
    bir çok kişide ben gibi anlamasa da, eğlenceye alet edilmek olarak algıladı ve rahatsız oldu..

    3-Birde şu pencereden bakalım işe; Güçsüz olan, istenmeyen, kabul edilmeyen, bir sürü olgu var yaşamın
    içinde..Örneğin şöyle türküler çıksa;

    Seni gidi hain kocakarı..Birlikte olunmaktan zevk alınan ama yaşından dolayı aşağılanan birisine söylense..
    Seni gidi hain moruk..Bu da emekli maaşı olan, fakat varlığına kızılan, aksi erkekler için söylense...
    Seni gidi hain homo..Birlikte olunan, vazgeçilemeyen, hemde aşağılanan birisi için söylense ...

    İşte benim rahatsız olduğum konu burası..OLGUYA ad vermek değil..Onu eğlence masalarına MEZE yapmak..

  7. #52
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Fuzulim bak burda resmen retorik yapıyorsun. elinde öyle bir veri mi var. 99 a 1 kişilik oranlama yapıyorsun. bu haksız orantı üzerinden de kendi düşünceni haklı kabul ediyorsun. Gerçi dediğin gibi ya da oran tam tersi bile olsa bişey değişmez. Evet özgürlük başkalarının özgürlük sınırlarlarında biter ve sırf bu yüzden başkası bizim gibi düşünmüyor diye onun fikrini "densizlik" olarak tanımlamak demokratça bir yaklaşım olmuyor değil mi? Oluyor mu yoksa? Bu memlekette olur diyorsan ona da eyvallah...

    İkincisi bak şu çekincen çok güzel ve yerinde doğrusu;

    Sen böyle bir durumdan rahatsız olmadığını söylüyorsun. Ne güzel bu senin + bir özelliğin. Ama karşı taraftaki kişi senin bundan rahatsız olup olmayacağını bilmeden bu şekilde konuşuyorsa bu onun düşüncesiz olduğu manasına gelir. Pekala sen bu şekil bir anlatımdan rahatsız olan biri olabilirdin.
    Bak burada bir ayrımı yapmamışsın. Ben orada kadının hitabını olumladım diye bir şey söylemedim. Rahatsız olmadığımı söyledim. Haklısın ve engelli kelimesine yönelik herne kadar bana abartı gelse bile bahsettiğin tarzda bir duyarlılık olabilirdi ve kadın belki de bir insanı incitmiş de olabilirdi orda. Ama tekrar ediyorum benim sorguladığım şey o değil. Ben benim bu konudaki yaklaşımımın sorgulanmasından rahatsızım. Üstelik böyle 99 a 1 gibi işkembei kübradan oranlarla yapılınca bu rahatsızlığım katmerleniyor.

    Yoksa senin bu tür ifadelerden rahatsız olmanı anlamak düşer bana, tabi sen de benim bu ifadeleri bağlamına göre umursamamamı densizlik olarak görmezsen.

  8. #53
    Üye
    cemil_58 Avatarı

    Gerçek Adı
    Cemil
    Üyelik Tarihi
    13.09-2005
    Son Giriş
    12.10-2017
    Saat
    11:09
    Yaşadığı Yer
    ANKARA
    Mesaj
    79
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    proğramıda izlemedim şarkıyı da dinlemedim sözlerinide bilmiyorum. ama oğuz yılmazın topal şarkısını dinledim dinlediğim zaman severekte dinlerim hatta ve hatta havamda olursam o parçada oynarımda üstelik topal taklidi yapmama gerekte yok zaten oynarken beceremiyorlar topal takliti yapmayı. ben engelimle hiç bir zaman utanmam, aşağılayıcı küçük düşürücü sözler olmazsa hiç alınmam. bu tür eserleri hatırlanmak bazında değerlendirebiliriz.

    Dün, sahilde karşılaştık.
    Bir an boş bulundum,
    Sendeler gibi oldum.
    Öyle bir baktı ki,
    Ben o gözlerde
    Bir ömrün bütün acılarını buldum

    Bir şeyler söylemek ister gibiydi.
    Başını eğip gitti, çocuklarının yanına
    Nedendir bilmiyorum, fakat
    Girmek istemedi sanki,
    Kocasının koluna


    Ardından koşup durduramadım,
    Ona soramadım.
    Öylece donakaldım
    Çünkü o anarşik eylemden beri
    Ben artık
    Değnekli bir topaldım!

    Yusuf Hayaloğlu

  9. #54
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Fuzulim

    Kaldı ki ben kubatı en azından ekranlardan tanıyorum. Ama kubat beni hiç tanımıyor. Kubat hiç tanımadığı insanları rencide eder tarzda şarkısıyla gıyabımızıda hakaret etmiyor oluyorda, her kesime açık bu platformdaki bizim söylediklerimiz mi gıyabında konuşma oluyor?...
    "Kısas-a kısas" diyosun..
    "Hem sorgularım, hem yargılarım, hem mahkum ederim" yani "hem savcıyım, hem yargıcım, hem infaz memuruyum" diyosun.. Hukuk eğitimin de var mıydı? Bunların hepsini birlikte yapmak, hiç de kolay değildir de, ondan sordum.. :roll:
    Ya da haktan, hukuktan, demokrasiden falan bahsedip olayı yanlış yorumlama..

    Kubat orada "Topal Fuzulim" demiyor.. Genellemiş.. Ama sen özele indirgiyor/kişiselleştiriyorsun.. Yapılan eylem birbirinin tam tersi..

    Ayrıca çağdaş hukukta; "sui misal, misal olamaz" diye bir kavram vardır.. "Kötü örnek, örnek alınamaz" demek.. Sen "o bana hakaret etti, ben de hakaret edebilirim, benim ağzım yok mu" dersen hukukçular sadece güler buna.. Eleştirdiğin kişi "yannış" yapıyor diye sen de "yannış" yapmak zorunda değilsin.. Yanlışla yanlış düzeltilmez çünkü..

    Bir de, bildiğim kadarıyla; "rencide etmek" diye bir suç yoktur! Çünkü kişiseldir. Senin rencide olduğun şeye bir başkası olmaz.. Ama hakaret ve kışkırtıcılık suçları vardır.. Burada da o yoktur.. Her hangi bir hukukçuya sor istersen.. "Hakaret var mı" diye.. Cevabı da bizimle paylaşırsın..

    Hani"İslâm dini 'hoşgörü' diniydi? :roll: Burada hoşgörü gösteremeyeceksen nerede kaldı o ilke? Takiye mi var yoksa ortada?.. İşine geldiği yerde kullan, gelmediği yerde kullanma.. :roll:

  10. #55
    Askıda Üyelik
    LaiLa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    29.01-2007
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    Kalbimin attığı yerdeyim..
    Mesaj
    5.559
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    6

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili baben abiciğimm..
    Bundan daha anlaşılabilir bir yorum yapılamazdı başkası tarafından..
    Tarzınıza bir kere daha hayran oldum.Süpersiniz.. : ))
    Siz hep yazın..bizlerde hep okuyalım..Teşekkürlerr... : ))

  11. #56
    Üye
    ertandagli Avatarı

    Gerçek Adı
    ertan
    Üyelik Tarihi
    29.10-2005
    Son Giriş
    09.11-2017
    Saat
    13:16
    Yaşadığı Yer
    k. maraş
    Mesaj
    111
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bol bol sövüyorum içimden bu nasıl şarkı diye

  12. #57
    Üye
    Fuzulim Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.07-2005
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    Erzurum
    Mesaj
    328
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Pegasus 99-1 misaldi sadece. Sen bunu 99999- 1 kabul et. Farketmez mantık aynıdır.

    Sevgili forvet bu şiir çok hoş ve içinde topal kelimesi geçmesine rağmen hiçte rencide olmadım. Çünkü hiç kimseyi aşağılamadan hayatın gerçeklerinden bahsediyor. Şuda varki şiirdeki özne şairin kendisi.
    Hain topal türküsü bundan çok çok farklı.

    Baben son bir umutla beni anlayacağını umut ederek bu türküyle alakalı olan başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum.
    22-23 yaşlarındaydım. Bir arkadaş cafe dükkanı açılışına benide davet etmişti. Bende kendimi adam sıfatına koyarak bir çiçekle açılışa katıldım. Oraya gittiğimde arkadaşım beni sağolsun çok hoş karşıladı ve ilgilendi. Orada çok hoşlandığım ve ona açılmakta çekingeler içinde olduğum bir bayan arkadaşımı gördüm. Ayrı masalardaydık. Ona anlatılmaz bir şekilde aşıktım ama sakat olduğum için bir türlü cesaret edip açılamıyordum.
    Herneyse o anki ortam çok müsaitti. Kaçamak bakışlarımla kıza baktığımda onunda sevgi dolu bakışlarını hisseder gibi oldum olacakki biraz cesaretlenir gibi oldum.
    - İşte tam zamanı gidip söylesemmi, açsammı duygularımı?
    - Yok ya kala kala banamı kaldı? Ben kim o kim.
    - Ama bellimi olur belkide kabul eder. Bir denesemmi şansımı.
    - Ya iyide terslerse beni?
    - Yok yok medeni bir insan neden terslesinki. en fazla hayır olmaz der.
    - Evet evet galiba gidip konuşsam iyi olacak en azından içimde uhde kalmaz.
    Şeklinde düşünce fırtınaları geçirirken
    O an kasette çalan bu türkünün nakaratı başlamıştı. "seni gidi topal."
    Aman Allahım bu da ne? Bu nasıl türkü? Bu nasıl zamanlama? Bu nasıl bir şanssızlıktır. Ne oluyor ben kimim?
    Bu patavatsız şarkıyı benim gibi orda olan herkes dinliyor ve beni tanıyan herkes aynı benim gibi kızarıp bozuluyordu. Bense gözlerim yerde Allahım biri gitsin şu teyibi kapatsın diyordum kendi kendime.
    O an yüzüm kaç renge girip çıktı bilmiyorum ama öylesine kendimi kötü hissediyordumki Oraya gittiğime gideceğime bin pişman olmuştum.
    Kendi kendime:
    Ulan salak! topallığın dillere türkü olmuş, birde kalkmış kendi kendine aşk oyunu oynamaya kalkıyorsun. Sen kimsin ki git kıçını kır evinde otur.
    Hayatımda yaşadığım en zor anlarımdan biriydi. O an nasıl geçti, nasıl bitti inanın bilmiyorum. Tam bir şok içindeydim.
    Tek hatırladığım beni davet eden arkadaşım benim bu zor halimi sezmiş olacakki ya bu ne saçma şarkı böyle diyip kapatmak üzere müziksetine yönelmesiydi.
    Öylece oturduğum yerde kalakalmıştım. Ağlamak istiyordum. Acilen yalnız kalmam gerekiyordu. Siz hiç ağlamaya ihtiyaç duyup sıkışmış bir insanın tuvalet araması gibi kuytu bir yer aradınızmı? İşte ben o an öyle bir hal içindeydim.
    Sanki dünya yıkılmış ve ben altında kalmıştım.
    Ne hakları vardı böyle bir şarkı yazmaya sanki? Eğlenceleri uğruna benim gibi bir gencin gururuyla oynamaya ne hakları vardı? Ben onlara ne yapmıştım ki. Suçum neydi? İnsan oğlu bu kadarmı düşüncesiz olur?
    O şarkıdan o kadar etkilenmişim ki o günden sonra toplum içindeyken nerde bir ankara türküsü duysam kumandayı elime alıp sesini kısma eyilimine gidiyorum. Yada kanalı değiştiriyorum. Ankara türkülerinden nefret eder hale geldim.
    Gençlik yıllarım da böylesine derin bir yarası vardır bu şarkının bende. Şu an o zamanki gibi aşırı kırılgan değilim elbet. Ama gençlik gururu başka bir şey.

    Son sözüm:
    Şunu anlayamıyorum.
    Bacağı topal birisi, bu şarkıda ne varki. Hiç gocunmuyorum hatta çalınca çıkıp oynarım bile diyorsa bu kişinin bu işi önce bir ayna karşısında yapmasını tavsiye ederim. Seni gidi topal, bu gecede burda kal diye bir şarkı çalacak ve bu kişi çıkıp sahnede oynayacak.
    Vallahi ben engelli olmasam bile bacağı topal birisinin bu şarkıda çıkıp oynamasını yadırgar ve o kişide psikolojik bir bozukluk olduğunu düşünürüm. Bir erkek gözüyle helede bu kişi bir bayansa ondan nefret ederim. Bayan olsaydım ve oynayan kişide erkek olsaydı onun aptal ve dangalak olduğunu düşünürdüm.
    İnsan onuru kadar birazda gururuyla yaşar.
    Tamam belki ben fazla sorun ediyorum ama bu meseleyi hiç sorun etmememek bence o kişi açısından daha büyük bir sorundur.
    Kalın sağlıcakla...

  13. #58
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ya bağışlayın beni sevgili dostlar.

    Çok ciddi bir biçimde kafam karıştı.

    Bu türküyle ilgili o kadar hikaye üretildi ki hangisi yaşanmış hangisi sanal bu sanal alemde dağıttım. Bana yardım edin.

    Şimdi sevgili fuzulim;

    Senin bu türküye karşı olduğunu biliyorduk. Neden karşı olduğunu bilmiyorduk aslında.

    Ben yine farkında olmadan " yaralıyız" derken haklımıymışım yani????

    Derin bilinç altında sakın kusura bakma, türk filimlerini hiç te aratmayacak bir senaryonun gerçekleşmesi olayı mı bu türküden nefret etmene sebep?

    İnan bana senaryoyu okurken cidden senaryo gibi okuyordum, ki birden bire bu senaryonun aslında gerçek olduğunu fark ettim.

    Doğru mu anlamışım dostlar?

    Sevgili fuzulimin bu türküden nefret etmesinde ki ana sebep, bir kıza aşkını ilan edecekken tam o esnada bu türkünün çalınıvermesimiymiş?

    Valla söyleyecek bir şey bulamıyorum....

    Valla benim kafam büyüktür bu yazdıklarımdan sonra; sen ki sakat bile değilsin ne anlarsın bizim durumlarımızdan, bize hakaret etmeye ne hakkın var, go home yanki nakaratları tekrarlanabilir ama inanın anlamaya çalışıyorum.

    Anlamaya çalıştıkça anlamsızlıklar dehlizinde kayboluyorum.

    O zaman daha mı az kırılgandın.Uzun yıllar ankara türkülerini duyduğunda sesi kısman hangi döneme giriyor şimdiki mi, geçmiş mi vallahi kafam karıştı da ondan soruyorum...

    Bir de ne olur birileri adına karar verme olur mu?

    Sakat değilim, bu türküde oynamak isteyen topal birine de hiç sakat gözüyle bakmaya çalışmıyorum.Sana göre dangalağım farkındayım ama yinede ilan etme ya dangalaklığımı, çok ayıp!!!

    Bir kendime geleyim devam ederim.

    Kendime kolay kolay gelemeyeceğim belli oldu. Sevgili fuzulimin yorumlarını birazcık yanlış anlamışım

    Şöyleki;

    Bayan olsaydım ve oynayan kişide erkek olsaydı onun aptal ve dangalak olduğunu düşünürdüm.
    Benden hiç söz etmiyor çok büyük bir haksızlık etmişim, lafımı geri alıyorum.Bu arada dangalaklıktan paçayı yırttım.



    Vallahi ben engelli olmasam bile bacağı topal birisinin bu şarkıda çıkıp oynamasını yadırgar ve o kişide psikolojik bir bozukluk olduğunu düşünürüm.
    Burada durum erkek ve kadın diye ikiye ayrılıyor demek. Hımmm, anladım Ayrımcılık yaniiii. Bu sebeple daha ilk başta "bizimde yıllardan beri sırtımızdan sopayı, karnımızdan sıpayı eksik etmeyin " sözüme yanıt gelmediiiiiiiiii

    İnsan onuru kadar birazda gururuyla yaşar.
    İkiside aynı be fuzulim, birisi sadece fransızca bir kökenden geliyor... ama konu bu değil, vaz geçtim.

  14. #59
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Anlıyorum seni Fuzulim, çok iyi anlıyorum..

    Çok kişinin başından buna benzer olaylar geçmiştir.. Sendeki olumsuz olmuş.. O nedenle o türküyü söyleyene de, söyletene de 'düşman' gibi bakıyorsun. Gayet normal.. Tersi olsaydı anormal olurdu.. Buraya kadarı psikologların işi.. Beni aşar..

    Benim muhalif olduğum durum; olayı gereğinden çok abartman, genellemen ve kişiselleştirmen!

    Yukarıda söyledim.. Nispeten küçük yerdesin.. Oralardaki insanlar (bırak sakatlara sağlamlara karşı bile) çok çok katı ve acımasızdır.. Böyle bir ortamda senin de farklı düşünmen beklenemez zaten..

    Ama çözüm ne? Benzeri olaylarda hemen silahları kuşanıp tavır almak, safları belirleyip savaş açmak mı? Yoksa soğukkanlılıkla irdeleyip, bireylerin ve toplumun engelli bilinci konusunda eğitimine destek vermek mi?

    Çok değil bir parça daha esnek bakabilmeyi başarırsak; kimi önyargıları kırar, insanları yakından tanımadan, birkaç hareketiyle onurlu-onursuz, gururlu-gurusuz diye kategorize etmenin/yaftalamanın/etiketlemenin yanlışlığını anlarız, diye düşünüyorum..

  15. #60
    Üye
    mezopotamyali kederi Avatarı

    Gerçek Adı
    ASYA
    Üyelik Tarihi
    02.02-2008
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    1.371
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    "DENSİZLİK" kelimesine takılıp da "topal" kelimesini ağız dolusu gülücüklerle ifade eden pek sevgili objektif arkadaşlarım.Sizler "alınganlık", "içerlenmek", "burkulmak" gibi duygularınızı hangi operasyon esnasında aldırdınız bilmiyorum.Ama başarılı bir ameliyat olmuş. Tüm "alıngan" arkadaşlara doktorunuzun adresini verin.Verin de bitsin bu çile.Yaralarımızın daha fazla kaşınmaması için bu şart görünüyor...Düzene uymak lazımmm...

    Topallık,körlük,çolaklık üzerine yakılan binlerce türkü var.İçlerinden bu türkü mü günah keçisi seçildi?Hayır...Tartışma konusu olarak önümüze sunuldu.Fikri olanlar,hislerini paylaşmak isteyenler söylemek istediğini söyledi.Kimse kimsenin düşüncesini benimsemek zorunda değil.Bu zamana kadar defalarca duyduğum,dinlediğim ,beni rahatsız etmeyen bu türkü bazılarımızı "acıtıyor." Normal gördüğüm bu...Anormal gördüğüm, artık bazı eksikliği olan insanların lakabıyla anılması...Birinin size eksikliğinizi hissettirmesi şaka yollu bile olsa ne çirkin...Her an her dakika üstümde taşıdığım kederin birilerinin ağzında sakız olması ne acı...Beni üzen,"yaralayan" şeyi birinin gülerek karşılaması ne garip...

    Hayata tutunmak adına birşeylerin en azından "benzer" olmasını istiyoruz.Fakat farklılığımızı bir türküyle,bir şakayla,bir deyimle meşrulaştırmak ve buna "özgüveni olan alınmaz" diye kılıf uydurmak çok saçma...Her defasında güçlü olmak bize mi düşmeli?Yani bu milletin ağzı torba olsa da büzülemez mi?




Sayfa 4 / 7 İlkİlk 1234567 SonSon