Sayfa 1 / 3 123 SonSon
Toplam 31 mesajın 1-15 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    01:32
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.853
    Alınan Beğeniler
    932
    Verilen Beğeniler
    1.222

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Birarada Yaşamak...

    * Sizce farklı -bedensel- özellikleri ve/veya düşünceleri olan kişilerle birarada yaşamak bireylere ve toplumsal yaşama ne kazandırır, ne kaybettirir?
    * Sakatlığı bulunan (ve bu haliyle çoğunluktan farklı olan) biri olarak, yaşam alanınızda alışkın olmadığınız (hatta rahatsız olduğunuz) kişilerin, fikirlerin ve davranışların olması sizi nasıl etkiler; "onlarla" (kader birlikteliğinizin olduğunu düşünüp) fazladan bir duygudaşlık kurar mısınız?
    * Tüm farklılıkların eşit değerde ve koşullarda varolabilmelerini sağlamak (hatta kabullenmek) mı toplumsal huzuru ve barışı sağlar, yoksa farklılıkları yoketmeye çalışmak ve/veya yoksaymak mı?

  2. #2
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu sorulara bu siteden iki kişiyi örnek vererek cevaplamak istiyorum... Birincisi Dr.Alper Bey İkincisi de Pegasus. Nasılsa ikisi de bilinen kişilikler... Bilinenden yola çıkarsak sorunu daha basitleştiririz.

    - Dr.Alper Bey bir yazı yazd ; Usta-çırak ilişkisi üzerine... Ben hayatım boyunca kendimi ''Yamak'' olarak adlandırdım... Günlüklerimden bakabilirsiniz... Benim için sağ yada ölü, bir sürü ustalaşmış benden çok ilerilere varmış, gönül adamları vardır... Onları anlamaya, benim de evrilmemi sağlayacak düşüncelerini, yaşam pratiklerini anlamaya çalışmak... Kendimi hep yamak sayarım onların yanında.... Ayrıca günlük yaşamın içinde belli konularda uçlara varmış ustalarım olmuştur.
    Tam ben bi şeyler düşünürken Sevgili Semra Çetin bir yazı yazdı; Her insan başkalarına çırak, ama aynı zamanda başkalrına usta da olabilir diye... Demek ki yalnız değilim dedim, sevindim...
    Bana düşen, onların eserlerini bulmak, yoksa da beklemek olur...

    Herkesin usta saydığı, çırak olacağı kişiler aynı olmak zorunda değildir... Önemli olan onların insanın hedefinde olmasıdır. Bu niye bu kadar önemlidir? İnsanlar iki türlü okumaya çalışırlar...
    Birincisi, öğrenmeye, eğlenmeye, kendi dar kalıplarından kurtulup, yeniye uçmak için, okurlar, araştırırlar, tartışırlar, dinlerler... Bu insanlar genellikle neyi, niçin, nasıl, ne kadar ve ne zaman okuyacağını bilirler... Kafalarını abur/cabur bilgi pisliği ile doldurmazlar... Onları yan sokaklarda pek görmezsiniz...
    İkincisi ise, kafasında var olan doğruları kanıtlamak, teyit etmek, kendini göstermek, kavga etmek için okur...

    Gelelim Pegasus'a... Kendi gençliğimi hatırlatan heyacanından dolayı ona hep saygı duydum... Bir çok yerde her kelimesine, her cümlesine karşı olduğum halde ''O doğruyu bulur, bulmalı, insanlara ve halka saygı duymayı öğrenmeli'' dedim... ''Ondaki, hayata dair öğrendikleri, bir çok kişide olmayan öğrenme merakı, onu elbet ağırlaştıracak, agresif olmaktan kurtaracak'' dedim... Bilgi insanın en çok kendine, evrilmesine lazım dedim... Hala da demekteyim...

    Annncccaaaak.... Pegasus öyle bir agresifleşebiliyor ki; zararı en çok kendine, ona en yakın olanlara ve en yakın saydığı düşünsel yapıya zarar veriyor...

    Tıp başlığında ki tartışmada ne yaşlılığımız kaldı, ne aydınlığımız... Seda Sayan'a öykünmemiz yada halka küfretmemiz seçeneğiyle başbaşa bıraktı bizi...

    Bizim de kendimize göre tespitlerimiz var oysa; En başta bu halk, ''böyle düşünüyorsa aptaldır, kurnazdır, biz onun için neler yaptık, o arkadan vurdu'' etiketlerini hiç hak etmiyor... Halk eğitimsiz olabilir, geri kalmış olabilir, her şey olabilir... Ama art niyetli değildir... Kötü değildir... Değişim, batı değerleri, Cumhuriyet değerleri diye diye kanını emen vampirlere karşı bir ders verdi sadece... Bunu örgütlü, çoluk çocuk gibi görmediği, yerleşmiş bir sol olsaydı, onun eliyle verirdi... Ben buna inanırım...
    Halk genel olarak, hiç ayırmadan, solu şöyle görür; Üç solcu bir araya gelse, ellerinde üç yumurta olsa, bu yumurtalardan menemen mi, yağda yumurta mı, yoksa rafadan mı yapmayı tartışmaktan başka bi şey yapmazlar... Önce kavga ederler, sonra ayrılırlar, birbirine düşman olurlar, yumurtalar bozulur, onlar açlıktan ölür... Solu böyle gören halkım aptalda, solcular mı akıllı şimdi?
    Ayrıca Pegasus'un yazılarında bahsettiği, ders kitaplarındaki gibi, şu adam şunu diyor, bu adam bunu diyor tarzı çok ilkel... Benim Ustam diyebileceğim bir sürü insanı, Nietzche'yi Sartre'ı, Camus'u Marks'ı ,daha bir sürü insanı iki kelimeye indirgemek... Ben hala bir Nietzche'ye ulaştım diyemem... Ona değilse bile, ona saygı duyanlara, saygı lütfen...

    Bence Oturanboğanın sorularına verecek en güzel cevap bence ; İnsanların karşısındakini ''değiştirme'' misyonu yoktur.. Aynı tip insanlar sıkıntı verir insana zaten...

  3. #3
    Üye
    Rekursion Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.12-2003
    Son Giriş
    18.03-2017
    Saat
    16:40
    Yaşadığı Yer
    Alamanya
    Mesaj
    618
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    son cümleni okuyuncaya kadar "bu okuduklarimin oturanboa'nin sorusuyla ne ilgisi var acaba?" die merak ettim, sevgili kuyucak ... dogru alakayi kurabildigimden hala tam emin degilim ... ama son cümlene kismen katiliorum (katilmadigim kisim cok kücük)...


    * Sizce farklı -bedensel- özellikleri ve/veya düşünceleri olan kişilerle birarada yaşamak bireylere ve toplumsal yaşama ne kazandırır, ne kaybettirir?
    • gerek bireylerin gerekse toplumun "olaylara" cok yönlü bakabilmesini kolaylashtirir... ve bi kayip degil, kesinlikle kazanctir cök yönlü bakabilmek... neyi mi kaybettirir? bilemicem ... tembelligimizden biras ödün vermek zorunda kalabiliris belki :P....

    * Tüm farklılıkların eşit değerde ve koşullarda varolabilmelerini sağlamak (hatta kabullenmek) mı toplumsal huzuru ve barışı sağlar, yoksa farklılıkları yoketmeye çalışmak ve/veya yoksaymak mı?
    • hic uzatmaya gerek duymadan birinci shik diom ... yoksaymak, korkmak huzur muzur birakmaz girdigi yerde... bu yüsden sadece yoksayilanlarin degil, farkinda olunmasa bile yok sayanlarin da huzurunu kacirir bence... "korkulanla/rahatsiz olunanla" biras hashir neshir olmak, onu farkli yönleriyle "anlamaya", daha dogrusu tanimaya calishmak, kacan huzuru geri getirebilir belki... tabii bu karshilikli olmali ki farkliliklara eshdegerde varolabilme koshullari daha kolay bulunup saglanabilsin...

    * Sakatlığı bulunan (ve bu haliyle çoğunluktan farklı olan) biri olarak, yaşam alanınızda alışkın olmadığınız (hatta rahatsız olduğunuz) kişilerin, fikirlerin ve davranışların olması sizi nasıl etkiler; "onlarla" (kader birlikteliğinizin olduğunu düşünüp) fazladan bir duygudaşlık kurar mısınız?
    • kader birlikteligi diyemem de sakat olmasaydim saydiklarindan ayni shekilde etkilenir miydim yoksa daha mi farkli etkilenirdim tam olarak bilemicem shimdi... bir yandan, yashadigim, gördügüm, hissettigim, anladigim, anlamadigim hershey, sahip olup olmadigim bütün gerceklerim shu anki "ben"i olushturduguna inandigima göre bunlardan biri olan "sakat olma / cogunluktan farkli olma" gercegim de etkiliodur kesin meseleleri algilayishimi... ama sakat olmayip ta ayni benim etkilendigim/etkilenmedigim kadar etkilenen/etkilenmeyen insanlari da taniom... gerci bu da onlarin farkli bi farkliligindan dolayi olabilir tabe ... amaaaan! derin konu, cikamiom ishin icinden, kafam karishio, raat birak beni :P:P:P... ama eet, bazen bu yüsden "onlarla" duygudashlik kurdugumu düshünüom...


    shimdiye kadar karshilashtigim, "farkliliklari entegre etmek" adi altinda sunulanlarin cogu "benim gibi olursan, mümkün mertebede bana benzersen yashama hakki veririm sana, ama farkliligin üzerinde israr edersen gözüme görünme!" türünde "kaynashtirma" girishimleri gibi gelio bana ...

    sevgiler ...

  4. #4
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sorulara kendime göre yanıt vermeye çalışayım;

    * Sizce farklı -bedensel- özellikleri ve/veya düşünceleri olan kişilerle birarada yaşamak bireylere ve toplumsal yaşama ne kazandırır, ne kaybettirir?

    Hep aynı şekilde düşünen birbirinin aynısı olan insanlarla birlikte olmak düşünce boyutunda bana çok ama çok zor gelir. hatta kendimi çok sıkılmış gibi bile hissedebilirim. Farklılık insanın yaşantısına kesinlikle derinlik, anlamlılık ve ivme kazandıran bir olgudur.

    Eğer bu soruyu farklı bedensel özellikler şeklin de de yorumlayacak olursam düşüncemde bir değişiklik olmayacaktır. Toplum bize birbirinin aynısı düşünceleri ve davranışları yapmamamız gerektiğini fısıldayıp yaşantımızı daraltıyorsa aynı şeyi aklınıza gelebilecek her türlü insan bedeniyle ilgili konularda da yapabiliyor.

    Öylesine şartlandırılmış bir toplum olmaya başladık ki bir çok kişi örneğin, zayıf olabilmek ve güzel diye adlandırılan sınıfa dahil olabilmek için aç gezebiliyor.

    Özetlersem bu soruya vereceğim cevap farklılık her anlamda son derece iyidir ve olması gerekendir diye düşünenlerdenim. Birbirinin aynısı diye bir şey söz konusu olamaz.

    * Sakatlığı bulunan (ve bu haliyle çoğunluktan farklı olan) biri olarak, yaşam alanınızda alışkın olmadığınız (hatta rahatsız olduğunuz) kişilerin, fikirlerin ve davranışların olması sizi nasıl etkiler; "onlarla" (kader birlikteliğinizin olduğunu düşünüp) fazladan bir duygudaşlık kurar mısınız?

    Bu soruya benim verebileceğim bir yanıt yoktur. Çünkü soruda sakat biri olarak diye belirtilmiş bir özellik var.


    * Tüm farklılıkların eşit değerde ve koşullarda varolabilmelerini sağlamak (hatta kabullenmek) mı toplumsal huzuru ve barışı sağlar, yoksa farklılıkları yoketmeye çalışmak ve/veya yoksaymak mı?


    Farklılıklarımız bizim zenginliğimizdir hangi konu da olursa olsun. Farklılıkları ortadan kaldırmak diye bir şey söz konusu bile olmamalıdır.Farklılıklarımızla birey olabilme yolunda bizleri tıkayan bir şey varsa orada savaşılır... Savaşılmalıdır da. Ancak bu konu bir çok tartışmaya yol açabilecek bir görüşü içinde barındırıyor.

    Farklılıkları kabul etmemek benim için anlamsızdır. Farklılıklarımız nedeniyle toplumda ayrı bir yerde olmak, insanca yaşama hakkının elimizden alınması kabul edemeyeceklerimdendir kuşkusuz. Ama öz olarak farklılıklarımız bizlerin zenginliğidir.

    Bu yüzden bu anlamda bir savaşı ben farklılıkları yok etmek üzerine değil, farklılıklarımız yüzünden toplumda yer edinememe üzerine, daha farklı bir alanda yapmaya razı olanlardanım.

  5. #5
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    * Sizce farklı -bedensel- özellikleri ve/veya düşünceleri olan kişilerle birarada yaşamak bireylere ve toplumsal yaşama ne kazandırır, ne kaybettirir?

    biraz ironi
    aynı bedensel özelliklere ve aynı düşüncelere sahip örnek bi topluluk var önümüzde.
    askerler..! yani TSK . bu gurubun farklı düşünce yapısındaki bireylerden oluştuğunu düşünmek bile bi kabustur.
    zaten onlar da mensubu oldukları ve içinden çıktıkları toplumun kendileriyle aynı fikri yapıda olmasını isterler hatta lüzum gördüklerinde buna zorlarlar. herkes aynı düşünce yapısında olsaydı elbette huzur ve barış daim olurdu. dolaysıyla farklı düşünceler toplum için anarşi kaos ve huzursuzluk demektir.
    -----------------------------
    fikri yobazlığı olmayan insanlarla birlikte olmak, tartışmak gerçekten keyiflidir.örneğin; fikirdaş biriyle memleket kötüye gidiyor muhabbeti yapıp birbirimizi onaylayan doğrulayan konuşmalar yapmaktansa, benim düşüncelerimin fikirlerimin tamamen zıttını savunan bi kişiyle tartışmayı birlikte olmayı tercih ederim. bunun duşünsel yapıma derinlik kazandıracağına inanırım.

    her ilişki insanı geliştirir zenginleştirir. zenginliğimin artması için benden çok farklı fikri, ahlaki, sosyal ve ekonomik konumdaki insanlarla aynı ortamda olmayı severim. bana, benim bilmediğim şeyleri söyleyemediği sürece ,benimle paralel koordinatlardaki yaşam biçiminde ve fikri yapıda olan bi insanla sadece iyi vakit geçirebilirim ama onun düşünce ve görüşlerinin bana artı bir değer katmayacağına inanırım.

    * Sakatlığı bulunan (ve bu haliyle çoğunluktan farklı olan) biri olarak, yaşam alanınızda alışkın olmadığınız (hatta rahatsız olduğunuz) kişilerin, fikirlerin ve davranışların olması sizi nasıl etkiler; "onlarla" (kader birlikteliğinizin olduğunu düşünüp) fazladan bir duygudaşlık kurar mısınız?

    şöyle örneklesem:
    diyelim ki dünyanı bi ucunda gavur ellerindeyim yani "öteki"yim. (içinde bulunduğum bir sosyal ortamda) bi engelliyle karşılaştığım zaman vatandaşımla karşılaşmış gibi bi duyguya kapılırım. eğer o, bi de benimle aynı engele sahipse o vatandaşım değil aynı zamanda hemşerim gibidir. çünkü yaşamak ve var olmak için verdiğimiz mücadele aynıdır. önce var olabilme kavgasının ortak savaşçısıyızdır. bu savaş/mücadele içinde o kişinin fikri yapısı ne olursa olsun benim için önemli değildir.

    * Tüm farklılıkların eşit değerde ve koşullarda varolabilmelerini sağlamak (hatta kabullenmek) mı toplumsal huzuru ve barışı sağlar, yoksa farklılıkları yoketmeye çalışmak ve/veya yoksaymak mı?


    fikri ayrılıkları, çok sesli bir orkestranın icra ettiği müzik gibi görürüm. her enstrümanın sesi ve çıkardığı nota farklıdır ama buna rağmen hoş bir uyum vardır. beste ise demokrasiye uygun anayasadır. orkestra şefi ise meclisdir.
    sanırım batı toplumlarının çok sesliliğe tahammül sınırlarının doğu toplumlarından daha yüksek olmasının temelinde bu yatıyor. malum doğu zihniyetinin çok sesliliğe tahammülü yoktur ve müziği de tek seslidir. orkestra şefi de ordudur.
    evet; dinlenen ve tercih edilen müzikin toplumsal yaşama etkisi bu kadar geniş boyutta ele alınabilir mi...? top müzik hocamızda

  6. #6
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Açıkcası tam isabet sevgili bayke

    dinlenen ve tercih edilen müzikin toplumsal yaşama etkisi bu kadar geniş boyutta ele alınabilir mi...?
    Bu cümlenin tartışılacak hiç bir tarafı yok. Çok daha uzun cümlelerle bu düşüncenin doğruluğunu kanıtlayan şeyler yazabilirim. Ama gereği yok. Binlerce yıl önce Konfüçyus öyle bir laf etmiş ki, ona yazayım sadece.

    Bir ülkenin nasıl yönetildiğini anlamak istiyorsanız, müziğini dinleyin

  7. #7
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu mesaja geçen hafta başlamıştım, ama bitiremedim. ops: Araya başka şeyler girmişti.. OturanBoğa haftanın konusunun tarihini uzatınca bendeki sevinci görmeliydiniz.



    Sevgili Kuyucak, o tartışmanın buraya da taşınması pek şık olmamış gibi geldi bana.. Bir başlatırsak bunu, her şey arapsaçına döner. İçinden çıkamayız.. Tamamen haklı olduğumuz konularda bile haksız duruma düşmek riski var.

    Bir de "İnsanların karşısındakini ''değiştirme'' misyonu yoktur.." demişsin. Ben de o kısma katılmıyorum! "İnsan çevre yaratığı ve aynı zamanda çevre yaratıcıdır." şiarına inanırım ben.. Ama "çevre" yaratmak "aynı tip" insan yaratmak değildir ki…




    Neyse.. "bütün genellemeler yanlıştır.. bu da dahil." deyu başlayım.. Çünkü aşağıda bazı genellemeler yapmayı düşünüyorum. "İstisnalar kaideyi bozmaz" demek yerine bunu demeyi tercih ettim.




    * Sizce farklı -bedensel- özellikleri ve/veya düşünceleri olan kişilerle birarada yaşamak bireylere ve toplumsal yaşama ne kazandırır, ne kaybettirir?

    W.Lippman "Herkes aynı şeyi düşünüyorsa, hiç kimse fazla bir şey düşünmüyor demektir." demiş..

    Mao Amcam da "Bin çiçek açsın, bin fikir yarışsın." demiş.

    "İnsan, nasıl yaşıyorsa öyle düşünür." de dediğimize göre; farklı ve sağlıklı yaşama biçimlerinin olması, kabul görmesi, yeni ve sağlıklı düşüncelerin gelişmesini beraberinde getirir. Bundan daha keyif veren şey var mıdır, şu dünyada acep?

    * Sakatlığı bulunan (ve bu haliyle çoğunluktan farklı olan) biri olarak, yaşam alanınızda alışkın olmadığınız (hatta rahatsız olduğunuz) kişilerin, fikirlerin ve davranışların olması sizi nasıl etkiler; "onlarla" (kader birlikteliğinizin olduğunu düşünüp) fazladan bir duygudaşlık kurar mısınız?

    Otobüs yolculuklarında, öğrenci yurtlarında, (sanırım askerlikte de) ve benzeri yerlerde koyu bir muhabbetin anahtar kelimesi: "Nerelisin hemşerim?"dir! Muhabbetin ortalarına doğru elemanların akraba çıkma olasılığı bile vardır. Aradan zaman geçtikten sonra çok şey yerli yerine oturur; ilk başlarda olan önyargılar kırılır ya da tam tersi ilk başlarda az olan/olmayan önyargılar yerleşir iyice. E.. Bu sakatlararasında daha kolay olur tabii de düşünce ve davranışları benim kriterlerime uymayan hatta taban tabana zıt birileriyle (sakat olsun/olmasın!) ne diye "fazladan duygudaş" olayım yaaaaa? Kafayı mı yedim ben? :P Yalakalığın, dönekliğin kitabını yazmış elemanla duygudaş olacağım ben ha? Neymiş? "Eşcinselmiş de, ayrımcılığa uğruyormuş da, o yüzden -öteki mide bulandırıcı özelliklerini yoksayarak- 'duygudaş' olmalı"ymışım. Hadi canım sende? :evil: Ya da sahtekârlık vb. yüz kızartıcı suçlar paçalarından aksın, (ki örneğini "sahtekar tiyatrocular" başlığında bu sitede de yaşadık) sonra "sakat" diye duygudaş olayım ben? Hiç olacak şey mi?

    * Tüm farklılıkların eşit değerde ve koşullarda varolabilmelerini sağlamak (hatta kabullenmek) mı toplumsal huzuru ve barışı sağlar, yoksa farklılıkları yoketmeye çalışmak ve/veya yoksaymak mı?

    E.. Hitlervari fırın ya da gaz odası teknolojisi kullanmanın, "toplumsal huzur ve barış" yerine, tam tersine "toplumsal ve toplumlararası huzursuzluk ve savaş"ı körüklediği 60 hatta 70 küsur sene önce gayet net biçimde -acı acı - yaşandığına göre, bu soruyu ayrıca cevaplamaya gerek yok sanırım..

  8. #8
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    baben demiş ki
    düşünce ve davranışları benim kriterlerime uymayan hatta taban tabana zıt birileriyle (sakat olsun/olmasın!) ne diye "fazladan duygudaş" olayım yaaaaa? Kafayı mı yedim ben? Razz Yalakalığın, dönekliğin kitabını yazmış elemanla duygudaş olacağım ben ha? Neymiş? "Eşcinselmiş de, ayrımcılığa uğruyormuş da, o yüzden -öteki mide bulandırıcı özelliklerini yoksayarak- 'duygudaş' olmalı"ymışım. Hadi canım sende? Evil or Very Mad Ya da sahtekârlık vb. yüz kızartıcı suçlar paçalarından aksın, (ki örneğini "sahtekar tiyatrocular" başlığında bu sitede de yaşadık) sonra "sakat" diye duygudaş olayım ben? Hiç olacak şey mi?
    karşıt fikirleri bu yüzden seviyorum. baben doğru bi yerden yakalamışsın konuyu.
    benim yaklaşımıma ters ama bu konudaki düşüncelerimi tekrar gözden geçirmeme sabep oldun.

    yafu mao amcam bi şii daa demiş bilmiyom orjinali seninki mi benim ki mi?
    bin çiçek açsın bir çiçek koksun.
    bunun açılımını da şöyle yapabiliriz.
    herkes konuşsun ama bi kişinin dediği olsun.
    yanılmıyorsam çin'deki binlerce fraksiyonu kastetmişti.

  9. #9
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Valla o sözü ben öyle biliyordum. Guugula aratınca -değişik versiyonları da- çıktı:
    Bin çiçek açsın, bin fikir yarışsın

    Seninkini de arattım:
    bin çiçek açsın bir çiçek koksun

    Takdir sayın seyircilerimizin. :P

  10. #10
    Üye
    Rekursion Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.12-2003
    Son Giriş
    18.03-2017
    Saat
    16:40
    Yaşadığı Yer
    Alamanya
    Mesaj
    618
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Baben
    Yalakalığın, dönekliğin kitabını yazmış elemanla duygudaş olacağım ben ha? Neymiş? "Eşcinselmiş de, ayrımcılığa uğruyormuş da, o yüzden -öteki mide bulandırıcı özelliklerini yoksayarak- 'duygudaş' olmalı"ymışım. Hadi canım sende? :evil: Ya da sahtekârlık vb. yüz kızartıcı suçlar paçalarından aksın, (ki örneğini "sahtekar tiyatrocular" başlığında bu sitede de yaşadık) sonra "sakat" diye duygudaş olayım ben? Hiç olacak şey mi?
    "ben melegim, sheytanlarla ishim olmas" diosun yane, he? :P... yaw farkli davranish, fikir, görüntü vs den bahsetmeye calishilio burda... neden hemen karshit fikiri yasa ve etik dishi durumlarla tanimlama geregi duyuluyo?... sanmiorum ki duygudashlik kurmayi "ahlaksizlari, yankesicileri, dolandiricilari, yalakalari vs koruyun ve onlar gibi olun!" anlaminda kullanmish olsun oturanboa ...

    evet!!! kishi eshcinsel oldugu icin ayrimciliga ugruyosa, örnein birilerinin kulagina bishiler ilishti diye calishtigi yerden ya direkt kovuluyo ya da kendisi "gönüllü" olarak gidinceye kadar mobbinge uuruyosa elbette ki duygudashlik kurarim ve elimden geldigince destek olmaya calishirim ayrimciliga ugramamasi icin... bu demek deildir ki ben de hemen eshcinsel olucam!!!... veya "herkes eshcinsel olsun, cok güzel bishidir" mesajini vermek anlamina geldigine de inanmiom destek vermenin... o kishinin varsa bütün olumsuz yönlerini özümsemek anlamina da gelmes... beni ilgilendiren tek nokta, kimseyi ilgilendirmeyen özel bi tercihi (ki tercih oldugundan bile emin deilim) yüzünden haksizliga ugramasidir! nokta!... ha o kishi etrafta dolaship eshcinsellige vs reklam yapio insanlari kendine benzetmeye calishiosa ve bu yüsden hor görülüosa o ayri tabe, o konuda kimse destek beklemesin benden...


    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Baben
    düşünce ve davranışları benim kriterlerime uymayan hatta taban tabana zıt birileriyle (sakat olsun/olmasın!) ne diye "fazladan duygudaş" olayım yaaaaa? Kafayı mı yedim ben? :P
    duygudashlik kurmayi, tanidigin bi duyguyu bashka birinin de hissettigini cok iyi sezdigin bi an olarak algiliom ben... dostkluk kurmakla, birileriyle siki fiki olmakla karishtirma bence babenjim, öle yaparsan gercekten de kafayi yersin, naneyi de yersin, benden sölemesi :P...



    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Baben
    Bir de "İnsanların karşısındakini ''değiştirme'' misyonu yoktur.." demişsin. Ben de o kısma katılmıyorum! "İnsan çevre yaratığı ve aynı zamanda çevre yaratıcıdır." şiarına inanırım ben.. Ama "çevre" yaratmak "aynı tip" insan yaratmak değildir ki…
    elbetteki insan cevresinden etkilenir ve cevresini etkiler... ama bu, dünya haritasinda dolaship herkesi kendine benzetme misyonunu üstlenme hakki vermes kimseye!!!... hatta tam da bu yüsden cok uyuz olurum öyle davrananlara!!!... itici gelirler bana... beni deishtirmeye/etkilemeye calishanlardan pek fazla etkilendigimi hatirlamiom... ama hicte öle bi nieti olmayanlardan (ya da bu nietini saklamayi becerenlerden ) öle cok etkilendigim olmushtur ki, ohoooo!!!... bu yüsden her insanin en büük (belki de tek) misyonu kendini deishtirmek, kendini gelishtirmektir diye düshünüom... bunu yapanlar ister istemes ve hic farkinda bile olmadan cevreyi (beni) öyle bi etkileyebiliolar ki; kasten yapmaya calishsanlardan cok cok daha fazla ...



    sevgiler ...

  11. #11
    Üye
    serdarbarak Avatarı

    Üyelik Tarihi
    22.10-2007
    Son Giriş
    27.04-2010
    Saat
    20:57
    Mesaj
    9
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    * Sizce farklı -bedensel- özellikleri ve/veya düşünceleri olan kişilerle birarada yaşamak bireylere ve toplumsal yaşama ne kazandırır, ne kaybettirir?
    - Eğer bir arada yaşamayı biliyorsak kazanacağımız çok şeyler var demektir. Yok eğer bilmiyorsak zaten kaybedecek bir şeyimiz kalmamıştır.

    * Sakatlığı bulunan (ve bu haliyle çoğunluktan farklı olan) biri olarak, yaşam alanınızda alışkın olmadığınız (hatta rahatsız olduğunuz) kişilerin, fikirlerin ve davranışların olması sizi nasıl etkiler; "onlarla" (kader birlikteliğinizin olduğunu düşünüp) fazladan bir duygudaşlık kurar mısınız?
    - Klasik bir cevap olacak belki ama fikirlerin hiç önemi yoktur benim için önemli olan her ne olursa olsun insan olduğumuzu unutmamaktır. Yapacağım tek şey Alışkın olmadığım kişilere, fikirlere ve davranışlara alışmaya çalışmaktır.


    * Tüm farklılıkların eşit değerde ve koşullarda varolabilmelerini sağlamak (hatta kabullenmek) mı toplumsal huzuru ve barışı sağlar, yoksa farklılıkları yoketmeye çalışmak ve/veya yoksaymak mı?

    - Biraz düşününce bütün savaşların, ölümlerin, acıların ve mutsuzlukların tek sebebinin çeşitliliğin ve farklılıkların tanınmaması ve tüm farklılıkların yok edilmek, törpülenmek istenmesi neticesinde ortaya çıktığını kavramak çok da zor değil bence

    Birlikte yaşamayı öğrenebilmemiz dileğiyle

  12. #12
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Şimdi sevgili baben işi biraz daha karışık bir duruma getirdi. Aslında söylemek istediğini anlıyorum. Farklılık, ister kabuledelim ister etmeyelim olması gerekendir. Gerçekten de birbirinin aynısı olan hiç bir şey yoktur. Çok küçük belki de gözle görülemeyen biçimde bile olsa her canlı kendisidir.

    Bu anlamda bilim adamı Kinsey i ben çok severim.Adam yaban arılarını araştırırken, binlerce birbirinin aynısı gibi duran yaban arılarının birbirlerinden ne kadar farklı olduğunu görmüş ve belkide hepimiz için hayatın akışını değiştirecek yeni konularla bilim dünyasını şaşırtmıştır.

    Gerçekten de birbirinin aynısı diye bir şey olanaksızdır. Farklılıklarımız bizim zenginliğimizdir derken baben in değindiği gibi aşırı uçları masaya yatırmak niyetinde değilim. Farklılıklarımız nedeniyle bir red olayıyla karşı karşıya kalmak çok ayrı bir şeydir diye düşünüyorum. Kuşkusuz benim de kabullenmekte zorlandığım binlerce konu var.Kabullenmiyorum diye yok saymak herşeye rağmen yanlıştır ı savunanlardanım. Ama kabul etmekte böyle aykırı durumlarda "sen çok yaşayasın, sen bir tanesin " anlamında bir kabul ediş değildir.

    Bu anlamda en güzel açıklamayı açıkcası Rekursion yapmış, bu sebeple sözü uzatmanın bir anlamı yok.

    İnsanı değiştirmek ve değiştirmeye çalışmak ise bencillikten başka bir şey değildir benim gözümde .Eleştirmek çok ayrı bir şey. Aynı düşüncede olmamak kadar doğru bir şey göremiyorum ama eleştiriyi kabul edemeyenleri ise zavallı gibi gördüğümü de söylemeden geçemeyeceğim.

    Eleştiriyi bir türlü hazmedemeyenler kendi dünyalarında boğulmuş ve kendilerini haklı görmekten başka bir şey bilemeyen zavallılar bana soracak olursanız. Ve yer gök te onlarla dolu açıkcası.

  13. #13
    Üye
    Gülcan83 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    19.01-2005
    Son Giriş
    17.09-2017
    Saat
    22:51
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    398
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    * Sizce farklı -bedensel- özellikleri ve/veya düşünceleri olan kişilerle birarada yaşamak bireylere ve toplumsal yaşama ne kazandırır, ne kaybettirir?
    Yaşama farklı pencerelerden bakmayı öğrenerek daha olumlu olmayı kazandırır.

    * Sakatlığı bulunan (ve bu haliyle çoğunluktan farklı olan) biri olarak, yaşam alanınızda alışkın olmadığınız (hatta rahatsız olduğunuz) kişilerin, fikirlerin ve davranışların olması sizi nasıl etkiler; "onlarla" (kader birlikteliğinizin olduğunu düşünüp) fazladan bir duygudaşlık kurar mısınız?
    Her yönde farklılıklar hep dikkatimi çekmiştir.Bana ters gelen düşüncelerin üstüne giderim rahatsız olmam.Kader birlikteliğimizin olduğunuda her durumda düşünmem.

    * Tüm farklılıkların eşit değerde ve koşullarda varolabilmelerini sağlamak (hatta kabullenmek) mı toplumsal huzuru ve barışı sağlar, yoksa farklılıkları yoketmeye çalışmak ve/veya yoksaymak mı?
    Tabiki kabullenmek ve düşünceyede yaşamada saygı duymak toplumsal huzuru ve barışı sağlar.Yaşadığımız tüm sorunlarda bu nedenden çıkmıyormu?

    Saygılar...

  14. #14
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Rekursion

    "ben melegim, sheytanlarla ishim olmas" diosun yane, he? :P... yaw farkli davranish, fikir, görüntü vs den bahsetmeye calishilio burda... neden hemen karshit fikiri yasa ve etik dishi durumlarla tanimlama geregi duyuluyo?... sanmiorum ki duygudashlik kurmayi "ahlaksizlari, yankesicileri, dolandiricilari, yalakalari vs koruyun ve onlar gibi olun!" anlaminda kullanmish olsun oturanboa ...
    Bu sıralarda gündeme gelmiş olan F.Say-C.İpekçi polemiğinden yola çıktım.. Başkaca bir somut örnek vermemiş ki Oturanboa! Onu tartışalım.. Ben nereden biliim niyetini? Müneccim deilim ya :P

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Rekursion
    ... bu demek deildir ki ben de hemen eshcinsel olucam!!!... veya "herkes eshcinsel olsun, cok güzel bishidir" mesajini vermek anlamina geldigine de inanmiom destek vermenin... o kishinin varsa bütün olumsuz yönlerini özümsemek anlamina da gelmes...
    İşte burada içinde yaşadığın toplumun önyargılarını vb.'yi de dikkate almak durumundasın! Onunla aynı fotoğraf karesinde yer aldığında damgalanırsan, istediğin kadar dil dök forum sayfalarında "bu demek deildir ki" diye, o önyargıları kırmaya çalışman bile çok çok pahalıya mal olabilir senin için!..



    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Rekursion
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Baben
    düşünce ve davranışları benim kriterlerime uymayan hatta taban tabana zıt birileriyle (sakat olsun/olmasın!) ne diye "fazladan duygudaş" olayım yaaaaa? Kafayı mı yedim ben? :P
    duygudashlik kurmayi, tanidigin bi duyguyu bashka birinin de hissettigini cok iyi sezdigin bi an olarak algiliom ben... dostkluk kurmakla, birileriyle siki fiki olmakla karishtirma bence babenjim, öle yaparsan gercekten de kafayi yersin, naneyi de yersin, benden sölemesi :P...
    Yaa ben burada duygudaşlığa değil "fazladan duygudaş"lığa takılmıştım. Hani senin aşağıda dediğin herkesi kendine benzetme'nin bir başka ifadesi..



    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Rekursion
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Baben
    Bir de "İnsanların karşısındakini ''değiştirme'' misyonu yoktur.." demişsin. Ben de o kısma katılmıyorum! "İnsan çevre yaratığı ve aynı zamanda çevre yaratıcıdır." şiarına inanırım ben.. Ama "çevre" yaratmak "aynı tip" insan yaratmak değildir ki…
    elbetteki insan cevresinden etkilenir ve cevresini etkiler... ama bu, dünya haritasinda dolaship herkesi kendine benzetme misyonunu üstlenme hakki vermes kimseye!!!... hatta tam da bu yüsden cok uyuz olurum öyle davrananlara!!!... itici gelirler bana... beni deishtirmeye/etkilemeye calishanlardan pek fazla etkilendigimi hatirlamiom... ama hicte öle bi nieti olmayanlardan (ya da bu nietini saklamayi becerenlerden ) öle cok etkilendigim olmushtur ki, ohoooo!!!... bu yüsden her insanin en büük (belki de tek) misyonu kendini deishtirmek, kendini gelishtirmektir diye düshünüom... bunu yapanlar ister istemes ve hic farkinda bile olmadan cevreyi (beni) öyle bi etkileyebiliolar ki; kasten yapmaya calishsanlardan cok cok daha fazla ...



    sevgiler ...
    Yaf "kasten yapmaya calish" dedim mi ben şimdi? :P O uyuz olduğun misyonerler gibi dünya haritasında dolaşıp "değişecek Rekursion vaa mı, değiştireyim" diye çalışanlardan da söz etmedim!


    Bir roman yazarı, bir sinema yönetmeni vb., vb. yapıtlarını ortaya koyarken hep bu 'misyonu' yerine getirirler. İnsanı değiştirirler. Sen dar anlamda almışsın misyonu, ben geniş anlamda aldım. Buradan çıktı anlaşamazlığımız. Oki

    Bir öğretmen; yıllar boyunca öğrendiği/edindiği bilgileri/deneyimleri çocuklara öğretir/onları değiştirir. (andante ööretmeniiim top yine sende :P ) Amma ve lâkin, sen de "değiştirmek"i dar (ve olumsuz) anlamda almışsın..

    Hiçbir zaman; kaliteli bir romanı okumamış, kaliteli bir filmi izlememiş Rekursion, andante, Baben vb.. ile okumuş/izlemiş Rekursion, andante, Baben vb.. birbirinin aynı değildir!!

    Aynı şekilde; Rekursion'un, andante'nin, kuyucak'ın, bayke'nin, oturanboa'nın vb.., vb. yazılarını okumamış Babenle okuduktan sonraki Baben arasında bazen büüüyüüük farklar olmakta.. Yani sizler de, farkında olmadan o misyonu yerine getiriyor, insanları değiştiriyorsunuz. Hadi bakem.. Nie uyuz ediosunuz milleti, nie bencillik yapıosunuz?.. :P Çekiim mi kulaklarınızdan ha? :P

  15. #15
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Canımcım sevgili babenciğim,

    Şu an okuldayım eve döndüğüm zaman daha ayrıntılı bir şekilde yazmaya çalışırım ama bir konu da kısa da olsa fikrimi söylemeden edemeyeceğim.

    Biraz önce yazdıklarını okuduğum zaman, zaman zaman öğrencilerimin bana niye garip bir şekilde baktıklarının cevabını da almış oldum.

    Çünkü ben, bir eğitimci olarak öğrencilerimin değişiminin gelişim olmasından yana olduğumdan ve onların özlerini hiç değiştirmeden bu yolda gelişmelerini istediğimden derslerde diğer öğretmenlerden çok farklı davranırım.

    Örneğin;

    Derse ilk girdiğimde benimle ilk kez tanışan öğrencilere; " Size bir şey öğretmek için burda değilim " diye başlayan bir cümlem vardır. Garip garip bakar tabii öğrenciler bana "ne diyor ya bu kadın "şeklindeki bir ifadeyle.

    Gerçekten bir şey öğretmek için orada değilimdir. Öğrenmenin bireysel bir olgu olduğunu asla unutmayanlardanım. Kimseye bir şey öğretemezsin sevgili babenciğim. Kişi ancak isterse öğrenir. Ve öğrenmek için bir sürü alternatife sahiptir ve ben de bu alternatiflerden sadece bir tanesiyimdir.

    Kısacası ben bir aracım. Kişi isterse beni, bir araç olarak bilgilerimi kullanabilir. Ben bir eğitimci olarak bendeki bilgilerin aktarımının yapılması için öğrenci de öğrenme duygusunu ateşleyebilirim sadece. Bunu başarabilirsem görevimi yapmış olurum.

    Ve benim sevgili öğrencilerimden her zaman istediğim tek bir şey vardır. Asla ama asla benim gibi düşünmeyin. Benim düşüncelerimin doğru ya da yanlış olmasının bir önemi yok.Önemli olan kendi doğrularını bulabilmeleridir. Bana uysun ya da uymasın.

    Gerçekçi olmam gerekirse bu yöntem iyimidir değilmidir bilmiyorum.Ben iyi olduğuna inanırım. Benim dersimde daima düşüncelerin çarpışması vardır. O düşünceler sınıf ortamında çarpışırken aldığım hazzı hiç bir şeyde almam. Hatta onları kendi düşünceme yakın bir düşüncede gördüğüm anda dahi başka düşüncelere sevk edebilmek için yapmadığım şaklabanlık yoktur.

    Benim öğrencilkerim, kabul u en zor yaşayanlardan olmuştur bu sebeple. Daima red eden bir mantık içermese de düşünceleri hep irdeleyen, hep sorgulayan bir yapıya ister istemez ulaşırlar. Ne kadar farklı düşünce üretebilirsem aralarında kendimi o kadar mutlu hissederim.

    Onları inan bana oldukları gibi kabul etmek onları bir birey olarak var olmalarını sağlamak benim birincil görevimdir. İşte bu yüzden belki de aradan 25 yıl geçmesine rağmen neredeyse benimle yaşıt öğrencilerimle hala beraberim.

    İşin ilk başlarında beni gerçek anlamda anlayabildiklerini sanmıyorum. Bunun peşinde de değilim biliyormusun. Sadece inandığım gibi yaşadım tüm yaşantımda ve eğitim anlayışımda ister istemez bana göre oldu.

    Şimdi ben böyleyken, herhangi bir öğrencimi farklı olmasını beklemek bana yakışır mı dersin? Ya da onu değiştirmeye çalışmak bu felsede yer alabilir mi?

    Gelişimlerinde katkım oldu mu?

    Aaa evet, yaptığım herşey onları değiştirmek için değil, geliştirmek içindi zaten.




Sayfa 1 / 3 123 SonSon