Sayfa 2 / 3 İlkİlk 123 SonSon
Toplam 45 mesajın 16-30 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    03:09
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.940
    Alınan Beğeniler
    954
    Verilen Beğeniler
    1.250

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Bu öğrenilmiş çaresizlik konusu önemli. Bunun politik karşılığı için SİNİZM kavramını kullanmak yanlış olmaz sanırım.

    Çok çok kabaca iki tür ana akım politik tavırdan söz edilebilir. Birisi muhafazakarlık, diğeri radikallik.
    Muhafazakarlık, geçmişe özlemle bakar. Geçmişte "atalarımız" her şeyin doğrusunu belirledi, neyin güzel neyin çirkin, neyin faydalı neyin zararlı, neyin tercih edilen neyin uzak durulması gereken, neyin güzel neyin çirkin vs. olduğu o muhteşem geçmişte o muhteşem atalar tarafından ortaya koyuldu. Bize düşen sadece ve sadece o güzelliklerin üzerinden geçmektir. Bu kadar basit. Tabii bazı yenilikler olabilir, ama o sınırları aşmamak koşuluyla. Bu edilgen bir yaşamın kabulünü ima eder...
    Radikallik ise, geçmişe onu eleştirmek ve sarsmak için bakar, asıl meselesi hep gelecekledir. Her şey için yeni şeyler söylemek gerektiğini, normal diye önümüze çıkartılan şeylerin silkelenmesi gerektiğini, sürekli özne olarak yaşamımızı şekillendirmemiz gerektiğini savlar. Hiç bir tabusu, hiç bir değişmezi yoktur. Yani, yaşamın her anında söz söylemeyi ve tavır almayı ima eder.

    Böyle bakınca, yine burada ele aldığım bağlamdadeğerlendirerek, muhafazakarlık için apolitik-durağanlık, radikallik için politik-aktiflik kavramlarını kullanabiliriz. Öyleyse, sorunların farkında olmak, her söz söyleyişte bunları çok net olarak ortaya koymak, efendime söyliim, sorunların devasalığını öne sürüp birşey yapılamayacağını ima etmek pekala muhafazakar bir tutum diyebiliriz. İşte, aslen muhafazakar olmayıp (aksine belki de kendine göre solcu/radikal olup) pratikte devasa sorunların karşısında birşey yapılamayacağını ifade ederek apolitik olmayı ima etmek, sinizmdir. Bugün sol politikanın düştüğü durum... Politik olarak karşı oldukları konuları ve sorunları en ince ayrıntısına kadar anlatabiliyorlar, ama hem bunun çözümünü ortaya koyamadıkları hem "devrimi beklemek"ten başka yol aramadıkları hem de "küçük işlerle uğraşmayı" "davaya ihanet" saydıkları için sinizmin batağında öylece kalakalıyorlar. Yani, karşı oldukları şeyin yanına düşüyorlar pratik olarak...

    Yıllar önce bu siteyi hayata geçirdiğimde, büyük hayallerim vardı. Onbinlece insanı sakatlık davasında politize edecektik, sistemi deşifre edip tüm mağdurlarla dayanışma içine girerek sistemle savaşacaktık vs.vs. Yani, sürekli bir büyük işler peşinde koşma hali... Kulağa hoş geliyor. Ama sonra baktım ki, yok, büyük hayaller, büyük hedefler beraberinde büyük hayal kırıklıklarını ve sinizmi getiriyor! Büyük iş yapacağım diye köşede paslanıp gitmek var...
    Bunu fark edince, burada tek tek birilerine dokunmayı, onlarla konuşmayı, onlarla dertleşmeyi, onların gündelik yaşamlarına etki edecek çözümler aramayı/bulmayı çok daha politik saydım. Bir yerde birilerinin aklını karıştırabiliyorsan, birileri ile iletişim kurduğunda değişebiliyorsan, birbirinden etkilenip sürekli sorular sorabiliyorsan, sorular sorulmasına vesile olabiliyorsan, işte, biri hastanede heyetin karşısına çıkıp, protezini eline alıp, "bana düşük rapor verenin kafasına geçireceğim bunu" diyorsa, öbürü haksızlığa uğradığında bunun altında ezilmeyip sakatlık gururuyla karşısındakinin başının etini yiyorsa, sakat kadın sokağa eteğiyle çıkıyorsa, plajda protezini çıkartıp herkesin bakışları altında keyifle bikinisiyle salınıyorsa, bedenini ve yaşamı seviyorsa, bunların olmasına bi parça katkı sağlayabiliyorsak yani, işte en büyük politik varoluş budur. Ve bu devrimin ta kendisidir... Tek bir kişi bile öğretilmiş çaresizliğin ayırdına varıp "hoop!" diyorsa, birinin kafasına protezini geçiriyorsa, sistem tarafından mağdur olan kişilerle aynı safta yer almak konusunda tereddütsüz bir irade ortaya koyuyorsa, al sana çare!
    - Arkadaşlar, lütfen sorularınızı özel mesajla iletmek yerine ilgili foruma yazarak cevap arayın. Böylece hem soru-cevaplardan herkes yararlanır hem de en doğru cevaba en hızlı şekilde erişmiş olursunuz.
    - Lütfen sorunuza cevap aldıktan, bir sorununuza çözüm bulduktan sonra dönüp gitmeyin. Siz de başkalarına yararlı olmak için bilgilerinizi, tecrübelerinizi, duygularınızı paylaşabilirsiniz. Unutmayın, siz nasıl yana yakıla cevap arıyorduysanız, başkaları da içine düştüğü açmazdan çıkmak için aynı hararetle sorularına cevap arıyor...

  2. #17
    Üye
    biri Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.03-2009
    Son Giriş
    16.02-2011
    Saat
    16:45
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    49
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu insan dedikleri,
    El, ayakla baş değil.
    İnsan manaya derler,
    Suret ile kaş değil

    _KAYGUSUZ ABDAL-

    Bence öğrenilmiş en büyük ve gerçek çaresizlik bir gün bu dünyadan istesekte,istemesekte gideceğimiz gerçeğidir. ölüm neresinden bakarsanız bakın çok kötüdür.hayallerimizin,sevinçlerimizin,umutlarımız ın,beklentilerimizin vs. bittiği noktadır kısacası son noktadır.
    insanların değişriremeyeceği.karşısında iliklerine kadar çaresiz kaldığı bir gerçektir.
    bunun dışındaki bütün çaresizliklerin bir çaresi vardır. yeterki bir çaresizliği çare görmeyelim.
    şuna gerçekten inanıyorum, birgün gelecek isanlar,hastalıkların hepsine bir çare bulabilecekler.belki birgün engellilik diye birşey kalmayacak. ekonomik sorunların hepsi bitecek. bugün dünyanın enbüyük sorunu olan şiddet, paylaşmayı öğrenince bitecek.
    bunların olacağına gerçekten inanıyorum. şöyle bir tarihe bakarsanız, nerden nereye geldiğimiz görülebilir.artık dünya teknolojisi ve sanayi öyle bir noktaya geldiki herkeze herşeyi üretecek bir sanayimiz var insanlık yüzyıllarca kıt olan kaynakları elde etmek için bir birini katletti.artık kaynaklar kıt değil birbirini katletmek için bir sebep kalmadı.
    bundan sonra insanoğlunun en büyük sorunu kendini geliştirip insanca paylaşmasını öğrenmesidir. yavaş yavaş öğrenmektedir de ,
    işin ironik yanıda buradadır işte .birgün açlık ve kıtlık sorunlarını aştığımızda işte o zaman insanca sorunllarla uğraşmaya başlayacağız.yani bir açıdan baktığımız da insanlık (açlık, yokluk, eksiklik, kıtlıkvs.)gibi fiziksel sorunlarını aştığın da (bunların hepsi hayvanların da sorunudur) işte o zaman insanca sorunlarla uğraşmaya başlıyacağız.
    işte o zaman biz engelli insanların kimimizin doğuştan, kimimizin sonradan zaten uğraşmaya başlamış olduğu insanca sorunları o zaman bütün insanlığın sorunları olacak. işte bizim buradaki rolumüz her zaman yaptığımızı devam ettirmekten ibarettir
    yani ; engelimize ve engellere rağmen mücadeleye devam etmek çaresizlik gibi bize empoze edilen herşeyi yıkarak yolumuza devam etmektir.
    yolumuz daki en büyük engel ilk önce kendi engelimizdir

  3. #18
    Üye
    mask Avatarı

    Gerçek Adı
    mehmet
    Üyelik Tarihi
    05.07-2009
    Son Giriş
    14.07-2017
    Saat
    20:13
    Yaşadığı Yer
    Zonguldak
    Mesaj
    157
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Evet, bu olasılık hiç yok! "Vaziyet-i coğrafyayı" bilen bir eleman, çok az kimsenin günlük hayatında kullandığı o "janjanlı kelimeleri" sıkça kullanarak kendini dışlamaz, sıradan insanlara tepeden bakıyormuş izlenimi yaratmaz vb! -Ki bunun içimizden biri olması ya da olmamasının hiçbir önemi de yoktur! Kendi bilir -
    ifadeler ağır olmuş üstadım kimin nerden nasıl baktıgından ziyade(hakir görenden feyz almak değildir kastım..) kişinin tepeye çıkarken edindingi bilgi ve birikimden yararlanmalı kanısındayım..yani bu zat bıraksın millete empoze ettiği gazı,alsın eline sazı ağıt yaksın dahamı iyi..amaç aynı tercihler farklı..kimisi janjanlı kimiside sizin gibi daha gerçekçi kelimeler kullanarak ifade etmeye çalışır deneyimlerini..dün Mümin Sekman'dan,bugün sizden,yarın hasan abiden ömrüm boyunca daha nicelerinden birşeyler kapıp yogurarak kişiliğime kuvvet katabiliryorsam ne mutlu..
    eee şimdi ben kendime gaz veriyorum derken,cahil cesaretimi toplayıp ya Allah bismillah Allahu ekber nidalarıyla biryerlere çökme gayretinde degilimki..nereye gidiyorsun der,daha bir karış ilerlemeden haddini bildirirler..elbetteki bu kozu ellerine vermeyip yeterli donanımı/bilinci edinerek yorumlama yetenegini geliştireceksin..en basitinden örnek: dün bilgisayar açmasını bilmiyordum,bugün sevgili Babür'ün karşısına geçmiş kıt bilgimle zırvalıyorum ..şimdi mayam yetersizdir,yarın şekeri fazla kaçırırım öbürsü gün tuz eksik olur, gün gelir düşünceler kıvamını bulur ..engelli kardeşlerime demem şuki : potansiyelinizin farkına varın ,fiziksel eksikliginizi meziyetlerinizle, zekanızla kapatabilirsiniz..verdigim gaz ve alacagınızı düşündügüm haz bundan ibarettir

  4. #19
    Üye
    Sema Avatarı

    Gerçek Adı
    Sema
    Üyelik Tarihi
    28.07-2004
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    17:16
    Yaşadığı Yer
    A.
    Mesaj
    4.345
    Alınan Beğeniler
    33
    Verilen Beğeniler
    17
    Blog Mesajları
    28

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ah bir de kendini, "kendi kafasıyla düşünebilen, sorgulayan, tartışan" iki düzine insan içine dahil gören bu bilge zihniyetin, yazıp çizmekten başka faideli işlerini de görmek nasip olsaydı şu platformda Ama belli olmaz kimbilir , yine de insanlardan umutluyum ben

  5. #20
    Üye
    körbıçak Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    26.06-2008
    Son Giriş
    27.05-2016
    Saat
    15:20
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    1.441
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu öğrenilmiş çaresizlik ile ilgili bir akvaryum deneyi yok muydu ben karıştırıyor muyum .Hani akvaryumun tam ortasından bir cam levha koyuyorlar bir tarafında büyük bir tarafında küçük balıklar var .Atıyor muyum yoksa

  6. #21
    Üye
    Bacıbey Avatarı

    Gerçek Adı
    Havva
    Üyelik Tarihi
    30.06-2008
    Son Giriş
    24.06-2015
    Saat
    01:19
    Yaşadığı Yer
    Samsun
    Mesaj
    8.245
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yahu ben bu öğrenilmiş çaresizlik meselesi hakkın da ilk mesaj da yazılanlar da kendimi buldum diyorum.. Sonra çıkıyor birileri yok köpekler için yazılmıştı yok balıklar için diyor..

    Kendimi tuhaf hissetmeye başladım amaa..

  7. #22
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yok fazla ağır değil, sevgili mask;
    Daha ağırları bende saklı Ama hakarete girer diye burada yazmıyorum.. Şimdi değil de.. Daha sonra anlatacağım, OturanBoğa'nın yazısına bazı şerhler düşmem gerekiyor..

    "Potansiyelinizin farkına varın" sözüne katılıyorum.. Lâkin, önce de yazdım; "depo tamtakır" olunca "potansiyel" de olmuyor! Önce depoyu doldurmak gereklidir..



    Sema çok üzdün beni.. Beklemezdim senden..

    Elimden geldiğince kişiselleştirmeden, çoğu hataları görmezden gelerek, "benim sakatlığın senin sakatlığını geçer" mantığına hiç kapılmadan 5 senedir "yazıp çizmeye" çalışıyorum şurada.. Bu yaklaşımın hiç şık olmamış.. Oysa severdim seni kardeşçesine..

    Sen benim hastalığımı biliyor musun peki? FA'daki limit yaşın "50" olduğunu ve 3,5 ay önce bu limiti doldurduğumu, ve yine hastalığımdan dolayı "yazıp çizmekten başka hiç ama hiç bir faideli iş" yapmayı beceremediğimi, bunu yaparken bile çok çok zorlandığımı, bu tür "kişisel ve gereksiz polemiklerin", bu hastalıktan olmayanlardan çok çok daha fazla, günlerce sarstığını biliyor muydun? Artı burası "bilgi paylaşma platformu" yaa!! Yazıp çizmekten başka ne iş yapılabilir ki burada?

  8. #23
    Üye
    mask Avatarı

    Gerçek Adı
    mehmet
    Üyelik Tarihi
    05.07-2009
    Son Giriş
    14.07-2017
    Saat
    20:13
    Yaşadığı Yer
    Zonguldak
    Mesaj
    157
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yahu ben bu öğrenilmiş çaresizlik meselesi hakkın da ilk mesaj da yazılanlar da kendimi buldum diyorum.. Sonra çıkıyor birileri yok köpekler için yazılmıştı yok balıklar için diyor..

    Kendimi tuhaf hissetmeye başladım amaa..

    sevgili modum Havva=> araştırmayı yapanlar : bu kavramı hayvanlar üzerinde deney yaptıktan sonra ortaya atmışlar..kobay olarak beni kullanacak degillerdi yaa

  9. #24
    Üye
    Bacıbey Avatarı

    Gerçek Adı
    Havva
    Üyelik Tarihi
    30.06-2008
    Son Giriş
    24.06-2015
    Saat
    01:19
    Yaşadığı Yer
    Samsun
    Mesaj
    8.245
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Hayvanlar da biliyormuş haa demekki çaresizliği ilginç..

    Potansiyelimizin farkındayız da her zaman heryer de kabul görmüyor işte.. Sen istediğin kadar ver gazı kendine istediğin kadar meziyet sahibi ol toplum karşısın da pek bir anlamı olmuyor.. Sana bakar bakmaz o insanlar gördükleri ilk şey sakat bir insan.. Çook uzun bir zaman istiyor insanın kendini fark ettirmesi.. Meziyetlerime bak, karakterime bak bende ilk gördüğün şey potansiyelim hayattaki duruşum yaşama sevincim olsun diyebiliyor musun?

    kendin de gördüğün artıların etrafında ki insanlar tarafından yok sayılmasını kaç defa yaşadın? Saydın mı yani Mask..

    Hadi diyelimki sen bir iki kez yaşadın.. Ama bunu defalarca yaşayan insanlar var o kadar basit değildir yani toplum içinde eksikliğinle var olabilmek kabul görmek.. Sadece meziyetlerinle değerlendirilmek..İstersin çabalarsın ama sonuç hep aynı olur döner dolaşır başladığın yere geri gelirsin.. O zaman da al sana bir cesaretsizlik işte.. Ne yapsam olmayacak denemiştim olmamıştı diyeceksin..

    Haa birde gücünün yetmediği ama edinmek istediğin meziyetler varsa ne olacak? Elindekilerle yetinmek kalacak yanına.. Sonuç yine çaresizlik yüzünden yetinmeyi öğrenmek olacak..

    İnsanın kendini bilmesi her zaman içinde yaşama tutunmak için sebepler üretmesi güzeeel Hoş ama her insan için geçerli değil senin bu mantığın..

    Eee ne yapmalı peki?..

    Yaa hiç pes etmeden kendine gazı vermeye (o gazın her defasın da fosdadanak sönme ihtimalini göze alarak) devam eder insan..

    Yada kazandıklarıyla yetinip, kaybettiklerine alışmayı dener durur..

  10. #25
    Üye
    Sema Avatarı

    Gerçek Adı
    Sema
    Üyelik Tarihi
    28.07-2004
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    17:16
    Yaşadığı Yer
    A.
    Mesaj
    4.345
    Alınan Beğeniler
    33
    Verilen Beğeniler
    17
    Blog Mesajları
    28

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Hastalıklar hakkında yeterince fikir sahibi olduğumu düşünüyorum , gündelik aktivitelerde ne kadar zorlanıldığını tahmin edebilmek için çok da bilge olmaya gerek yok üstelik. Bunu düşünebilmek ve anlayabilmek için iki düzineden çok fazla sayıda insan olduğuna emin olun .

    Bence asıl şık olmayan yaklaşım ; Kendini muhteşem yetilere sahip azınlık insan grubu içine dahil ederek , burada yıllardır bazılarını yazılarından gözlemleyerek tanıdığım , bazılarını gerçek hayatta tanıdığım binlerce engelli arkadaşımın kendi kafasıyla düşünemediğinin , sorgulayamadığının , tartışamadığının ima edilmesi ve yıllardır aynı üslupla küçümsenip , hor görülmesi. Buradaki ifadeleri sandığımızdan çok fazla sayıda kişi okuyor. Siz benim ifademi sert bulup nasıl üzüldüyseniz , sizin tarzınızdan rahatsız olup üzülen düzinelerce engelli arkadaşım var. Gündelik hayatta her gün ayrı bir problemle mücadele eden , çaresizliklerinin üzerine giden , imkanları olmadığı halde kendini aşmaya çalışan arkadaşlarımın hiç birisi böyle bir ifadeyi hak etmiyor. “Faideli iş”e hor görme üslubunu bi kenara bırakarak insanlara manevi destek olmakla başlayabilirsiniz. Bunu kişisel polemik olarak değil , kardeşçesine tavsiye olarak alın
    Artık değişim zamanı ... Dediğim gibi insanlardan umutluyum ben…

  11. #26
    Üye
    mask Avatarı

    Gerçek Adı
    mehmet
    Üyelik Tarihi
    05.07-2009
    Son Giriş
    14.07-2017
    Saat
    20:13
    Yaşadığı Yer
    Zonguldak
    Mesaj
    157
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    kendin de gördüğün artıların etrafında ki insanlar tarafından yok sayılmasını kaç defa yaşadın? Saydın mı yani Mask.. => çevremdeki insanların bu tür eksikliğinin olmaması benim şansımmış demekki ? (ki öyle takdire şayan bir artımda yok,ama gözlerinde bana karşı bir acıma duygusuda yok)
    İnsanın kendini bilmesi her zaman içinde yaşama tutunmak için sebepler üretmesi güzeeel Hoş ama her insan için geçerli değil senin bu mantığın.. =>iç dünyasında daha derin girdaplar yaşayan engelli kardeşimin halet-i ruhiyesiyle süzemem hayatı..kim bilir bana ahkam kesmeyi bırak,yaşamayan bilmez çektigimiz sıkıntıları diyorlardır..yadırgayamam haklılar çünkü..hadi her engelli bireyin asgari yaşadıgı sıkıntılarla yogruldum diyelim..yol ayrımı yaşamadımmı bu hayatta ? elbette yaşadım, 2 kere intiharın eşiğinden döndüm..1,5 yıl ayık gezdiğim gün yoktu..işimi kaybettim,olabilecek eşimi kaybettim..varolan maddi birikimlerime ek kredimi tükettim..ayrıntıya girmeyeyim,bir şekilde tekrar tutunduk hayata,kaybetmekte oldugum güveni ve cesareti geri kazandım..anlaşamadıgımız nokta şurası :ya tamam ne yapsak boş ne zaman yaşama dair duygularımız kabarsa toplum tarafından sindiriliyoruz..iyi o zaman çekilelim kabugumuza vademizin dolmasını bekleyelimm.çok dogru bir davranışmı bu?
    makul düşünceleriniz var ve çevreniz tarafından algılanmayıp yok sayılıyorsa o sizin eksikliginiz degil..elbette birileri tarafından kabul görülecek sizde yogunlugunuzu o tarafa yönlendireceksiniz..işe sizi en iyi tanıyan ailenizden başlarsınız..aslan gibi 2 tane yegenim var..yardım niyetine tek bir aspirin dahi almadıgım,verdigi kimligin getirisiden çok götürüsü olan devletimize(oturduğu makamı kişisel çıkarları için kullananlara serzeniştir) yararlı,miletimin hakkını koruyan birey olarak yetişmesinde emek sarfetmek boş bir uğraşmıdır.gider egitmen olur ,daha geniş topluluga hitap eder vs vs..

    körpecik bedenleri topraga vermiş şehit anaları: vatan sagolsun bu uğurda gerekirse diger evladımıda gömerim derken,biz engelliler oluşması için çabaladıgımız hayalleri her seferinde yaşadıgımız hayal kırıklıklarına ragmen defalaca gömsek ne çıkar ...

  12. #27
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu başlığa özellikle Havva Hanımın yazısından sonra bir kez daha yazma gereği duydum..
    Bu olaya birey açısından ve toplum karşısında birey/engelli açısından ayrı ayrı bakmak lazım.

    Bireyin nasıl öğrenilmiş çaresizliği yaşadığını anlatmak için hayvanlar üzerinde çeşitli deneyler yapılıyor..Şartlanma ile öğretilir çaresizce boyun eğmek.. .. Bazıları şöyle;
    -Kurbağanın içine atıldığı, istese de kaçamayacağı derinlikteki süt ısıtılıyor.. Kurbağa kaçmaya çalışıyor ancak başaramıyor.. Ölüme razı oluyor bir şekilde.. Daha sonraları ise süt ısıtıldığında kaçmayı denese kaçabilecek derinlikteki kaplardan da kaçmaya çalışmıyor..
    -Ayılar tef sesi duyunca niye oynar bilirmisiniz? Ayıların ön ayakları arka ayaklarına göre daha hassastır.. Zalim eğitici onun altına bir sac koyar ve başlar ısıtmaya.. Aynı anda başlar tef çalmaya.. Ayı sac iyice ısınmaya başlayınca zorunlu olarak arka ayaklarının üstüne kalkar.. İşte Ayının oynaması budur.. Sonraları ise tef her çaldığında, Ayı altında var sandığı ısıdan korunmak için arka ayakları üzerine kalkar.. Yani oynar..
    -Hayvan çiftliklerinde çitlere elektrik verilip o tele yeni doğmuş hayvanların burunları özellikle değdirilip hayvanın canı yakılır.. O çitlere ondan sonra elektrik verilmez ama hayvanlarda uzak durur oradan..
    -Sirk hayvanlarının her birine ne korkunç işkenceler ile o ‘’gösteriler’’ öğretilir bir yerlerde okumuştum.. Sanırım Jack London’un bir romanı idi tam hatırlamıyorum..
    -Cengiz Han orduları Anadolu’da aklın alamayacağı bir kırım yapmıştı.. Tarihte ilk defa halkın kendisini öldürecek insanlara, korkudan kendilerini öldürmeye yardım ettiği anlatılır.. Hatta istese tükürükle boğabileceği kadar az sayıda düşmana..

    Sonuçta öğretilme yoluyla birey/hayvan öğrenilmiş çaresizliği yaşar hayatın her alanında.. Aslında karşı çıkmayı siler kafasında.. Oysa her canlı özünü korumak, acıdan kaçmak ve özgür olmak üzerine kurgulanmıştır.. Özünü yaşayamayacağı yaşam ona çaresizlik öğretilerek kodlanır.. Yine tekrarlıyorum, aslında karşı çıkmak, direnmek kırılır.. Bu çaresizlik öğretilir insana.. Direnme kırılır kafada.. Bu kırılma insanda şiddetten çok kodlanma ile yapılır.. Ancak o kodlama/ikna yapılırken ilk kural, bunlara uymazsan başın ezilir.. Bunlara uyarsan rahat yaşarsın ise ödül.. Karşı çıkışı kırmaktır bütün mesele.. Kabullenmek asıldır yani ..

    Oysa dikkat edin; bütün verdiğim örneklerde karşı çıkış devam etseydi eğer o öğrenilmiş çaresizlik yaşanmayacaktı.. Özgür iradeye karşı olan her şey kırılacaktı.. Ayı oynamayacak, buzağılar kaçmayı deneyecek, sirk hayvanları beyinlerini o acılara teslim olmuş saymayacaktı.. Cengiz han orduları Türklere bu kadar kötülük edemeyecekti..

    Hani engelli toplum karşısında çok ezik diyorsunuz yaa.. Engelli kendini dolduruşa getirse bile ilk çıktığı sokakta bozguna uğrar diyorsunuz yaaa.. İşte bu öğrenilmiş çaresizliktir.. Dediğim gibi toplum gözüyle bakıyorsunuz kendinize demektir.. Siz toplumun gözünü yok sayın.. Ona direnin, karşı çıkmayı öğrenin.. Hatta en iyisi bana ne deyin.. Ama ona muhtaç olmayın.. Bakın bakalım o öğretilen çaresizlik yaşam olurmu?

    Dediğim gibi genelde tüm birey/toplum özelde ise engelli insanlar için ufacık bir ayrıntı yeter bu öğretilen çaresizliği kırmaya; Karşı çıkmayı elden bırakmayacaksınız.. Kendinize otoritenin/toplumun gözünden bakmayacaksınız, değerinizi onun değerleriyle değil, kendi değerlerinizle hatta evrensel değerler ile ölçeceksiniz.. Hele hele kabul görüp alkış almayı beklemenin size en büyük kötülük olduğunu bileceksiniz.. Kendinizi mutlu etmeyi otoriteye/topluma bırakmayacaksınız.. Bakalım ondan sonra öğrenilmiş çaresizlik kalırmı beyinlerde.. Lanet olsun deyip geçin öğretilenlere, Aq.

  13. #28
    Üye
    Bacıbey Avatarı

    Gerçek Adı
    Havva
    Üyelik Tarihi
    30.06-2008
    Son Giriş
    24.06-2015
    Saat
    01:19
    Yaşadığı Yer
    Samsun
    Mesaj
    8.245
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Tüm bu dediklerini hayata geçirebilmek için Hasan abi çoook güçlü bir bünyeye sahip olmak gerekiyor.. İnsan ne kadar sivrilirse hayatta o kadar da hedef oluyor.. Sıkı bir mücadele istiyor "banane" diyebilmek hatta gözden çıkarılması gereken bir şeyler yada kişiler de olmasını gerektirebiliyor..

    Ben merkezli olmak herkese göre değil o herkesden biride benim.. Amman ne marifet Havva diyor kendime kızıyorum o ayrı konu..

    Toplumun değerleriyle yaşamak, yada toplumun alkışını almak için bir şeyler başarmayı amaç edinmek benim onayladığım bir mantık değil.. Huzurumun ve mutluluğumun toplumun bana yaklaşımı yada bana yaşattıklarına endeskli olması da nahoş bir şeydir benim için .. Ama diyorum ya herkese göre değil baş etmek bunlarla.. Mantığını kullanabilen insanlar hayata hep mantık çerçevesi içinde bakan değerlendiren insanlar için sanki daha kolaymış gibi geliyor çaresizliklerle baş etmek bana göre.. Bir kez yenilince etrafına örülen duvarları yada kendi kendine ördüğü duvarları aşmaya ya hevesi kalmıyor yada cesareti duygularıyla var olanların..Duygusalların..

    Mesela eskiden sakatlık konularında ileri geri konuşanlar olduğu zaman yorulana kadar konuşur kavga ederdim ailemde dahil buna.. Ama şimdi kolum kanatım düşüyor içime bir yorgunluk çöküyor bu konuda sindirdi beni toplum..Defalarca denedim zihniyeti değiştirmeyi başaramadım.. Ve gerçekten çok ama çok derinden yaralıyor beni olumsuz yorumlar.. Pes ettim sustum,, Sindim...Başaramadım.. Başaramam!

    Çünkü yok içinde yaşadığım toplumun anlama potansiyeli! yok yani yok işte

    Ne yapsın şimdi Havva çaresizliğe düşmesin de? Benim yıllardır başarmayı istediğim defalarca da başarmayı denediğim ama başaramadığım birşey bu mesela..

    Neden bu kadar çok önemsiyorum bu konuyu?

    Önemsiyorum çünkü benim hayatım hatta karakterim çok başka olacakdı başarabilseydim bunu..Benim için anlamı çok büyük bir adımdı vs,vs,

  14. #29
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Havva..
    Enseyi karartma.. Başarmak önemli tabiki.. Fakat başarmaktan daha önemlisi hedef için uğraş vermek.. O uğraşı verirken kendini oluşturur insan.. Başarı asıl budur işte.. Kendini istediğin gibi oluşturmak.. Yoksa hedefe vardığında zaten daha varılacak onlarca hedef olduğunu göreceksin..

  15. #30
    Üye
    femmy Avatarı

    Gerçek Adı
    ismail
    Üyelik Tarihi
    22.04-2010
    Son Giriş
    28.11-2012
    Saat
    20:35
    Yaşadığı Yer
    kayseri
    Mesaj
    430
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    10 adımda bir dinlenmem gerekiyor çok yavaş yürümem gerekiyor yoksa göğsümde sıkışma oluyor nefes alamıyorum yüksek tansiyonda cabası ve devlet benim raporumla oynuyor oran düşürmeye çalışıyor sizde bana polayannacılık oynayın diyosunuz !!!!!! vaçgeçmeyin mücadele edin ne için daha çabul ölmek için mi ???




Sayfa 2 / 3 İlkİlk 123 SonSon