Sayfa 1 / 4 1234 SonSon
Toplam 58 mesajın 1-15 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    neptune Avatarı

    Üyelik Tarihi
    24.04-2005
    Son Giriş
    04.07-2010
    Saat
    11:05
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    459
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Kadınlar bir meslek edinip herhangi bir sektörde çalıştıkları zaman onlara para havadan gelmiyor ki. Bir patronları var ve para onlara patronları tarafından ve yaptıkları bir iş karşılığında veriliyor. Üstelik ne yazık ki arada sevgi ve hatta çoğu zaman saygı olmadan, işini iyi yapma şartı ile ve çoğu zaman piyasa koşulları içerisinde verimi yüksek ise ödeniyor. Çalışma saatleri esnek olabiliyor, eve geç gönderilebiliyor, kimi zaman evliliklerine, hatta hamile kalıp kalmamalarına bile karışılabiliyor.

    Ev kadınlığı ise bu düşünce ile sanki bir meslek olarak görülmüyor. Patronla maaş konusunda pazarlık yapmak çok doğal ama kadının kocasından biraz daha fazla para istemesi sanki kadını küçültücü bir davranış gibi kabul ediliyor. Çalışan kadınlar ayakları üzerinde duran, diğerleri de popo üzerine oturan olarak düşünülüyor. Ekonomik özgürlüğü olup da ayakta duran, ya da bir başka deyişle mesleği olan kadının, eğer isterse iş değiştirebileceği söyleniyor ama öte yanda bir ev kadınının hoşuna gitmezse eş değiştirebileceği de hesaba katılmıyor. Yaşı ileri ve çocukları olan bir kadının yeni ve cazip bir evliliği kolay yapamayacağıı söyleniyor, sanki yaşı ileri ve çocukları, sorumlulukları olan bir kadının yeni ve cazip bir işi çok kolay bulabileceği mi düşünülüyor?

    Herşeyden önemlisi bir kadının hiç tanımadığı bir adamdan bir iş yapıp karşılığında para alması, hayat arkadaşının, sevdiği insanın verdiği paradan daha olumluymuş gibi düşünülüyor, yani patronun para vermesi sanki kadının eşinden para almasından daha doğruymuş gibi irdeleniyor.

    Bu konuda ne düşünürsünüz?

    Not: Neo-liberal sistem acaba kadınları ekonomiye katarak insanları daha fazla mı sömürme peşindeydi diye bir düşünce aklıma geldi. Bu yazı bu düşünceden çıktı. Öyle ya; özellikle Avrupa ülkelerinde bir yaşam standardı oluşturmak için gereken para belli. Sadece erkekler çalışırsa, şu anda şirketlerin iş gücü yarıya inecek ve gelişmiş ülkelerde bu yaşam standardı için şirketler erkeklere iki katı para verecek. O zaman ne yapalım? "Ayakları üzerinde duran kadın" propagandası?

    Not 2: Ondan da para alalım, bundan da para alalım, hepsini alalım düşüncesi konu dışıdır. Erkekleri o kadar da sömürmeyin

  2. #2
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    biraz daha açar mısınız konuyu

  3. #3
    Üye
    hebunebru Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.07-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    Diyarbakır
    Mesaj
    487
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    siz evliliği bir iş yeri olarak mı görüyorsunuz.eş te patron oluyo bu durumdaöykü hanımın dediği gibi konuyu acarmısınız

  4. #4
    Üye
    ELWAN* Avatarı

    Gerçek Adı
    elwan
    Üyelik Tarihi
    06.01-2010
    Son Giriş
    Saat
    Mesaj
    475
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    çalışmıyorum ev hanımıyım hiç böle küçük hesaplar yapmayız kendini bilen ev kadınıda durup dururken eşine yüklenmez varsa harcanır yoksa harcanmaz.
    evlilikte patron işçi hesabı yapılmaz ev hanımı olarak saçma geldi bana.
    burası türkiye yaşam şartlarıda belli sanıyorum hiç kimse eşini sömürmez.
    istisnalar hariç.

  5. #5
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    22:23
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Neptun,kocanın verdiği para harçlıkken,işverenin verdiği para iş karşılığı alınan bir ücrettir.Erkekler için de aynı şey söz konusu değil mi ki?
    Çalışma konusunda kadın erkek ayrımı yapılmasına hoş bakmıyorum,bu dünyada yaşıyorsak,kendi yaşamımızı idame ettirmemiz gerekiyor..Ev hanımların hayatı da devam ediyor,ama eh hanımlarıyla çalışan kadınlar arasında en büyük fark boşandıklarında ya da eşini kaybetmek zorunda kaldığında ortaya çıkıyor.Ev hanımı olan kadın boşanıncında baba evine gitmek zorunda kalırken çalışan kadın,hayatını devam ettirebilmek için birilerine ihtiyacı olmadan kendine yeni bir hayat kurabiliyor,baba evine dönmek zorunda kalmıyor..Bu bizim ülkemizde zor,ama kararlı olunca imkansız değil...
    Baba evine dönmek kötü mü,değil elbet ama hiç bir şey eskisi gibi olmayacağı için dul bir bayan olarak gittiğinde sığıntı konumuna düşüyor,hiç birşeye benim diyemiyor,kendine ait bir dünyası olmuyor,başkalarının kurallarıyla yaşamak zorunda oluyor ve bunun sonucunda zamansız bir evlilik daha yaparak yağmurdan kaçarken doluya tutluyor....İşte ben bu nedenle,özelllikle kız çocukların okuyarak bir meslek sahibi olmasını savunurum...
    Kadınlar iş yaşamından çekilsin,erkekler işsiz kalmasın tezini savunan insanların fikrine de hiç sıcak bakmıyorum..Hem kadın hem erkek sömürülüyor,ama sömürülüyoruz diye çalışma yaşamından çekilmek bana anlamsız geliyor,kalıp mücadele ederek bir çok şey çözülebilir diye düşünüyorum...İş yaşamındaki sömürü,kültürel alandan çok fazla değil...Kadının duyguları,düşünceleri,vücudu sömürülürken bu kadar tepki göstermiyoruz,ama kendi yaşamında ben de varım dediğinde kocasından alacağı parayla patronundan alacağı para kıyaslanınca bu durum tuhaf bir kıyaslamaya giriyor..
    Eşinden alacağı harçlıkla sadece zorunlu ihtiyaçlarını giderirken, düzenli bir gelir,sosyal güvenceyle kurullan bir hayatla birbirinden oldukça farklı olsa gerek...
    İşte bu nedenlerden dolayı,kadınlar kendi yaşam alanını genişletmek zorundadır...

  6. #6
    Üye
    Selma Güneş Avatarı

    Gerçek Adı
    Selma Güneş
    Üyelik Tarihi
    12.03-2008
    Son Giriş
    04.08-2014
    Saat
    01:09
    Yaşadığı Yer
    Antalya
    Mesaj
    141
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    3

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sehribanu;
    Yazınızı okurken , bu yazıyı yoksa ben mi yazmıştım diye düşündüm. Bu kadar duygu ve fikir birliği ve de gerçekleri tüm çıplaklığı ile gören ve gösteren bir yazıyı kaleme alan bir hanımla aynı sitede olmakdan gurur duydum .Bravo size ve sizin gibi kadının yerini bilen, bilmeyenlere öğreten tüm kadınlara selam olsun. Bu konuda benim tekrar yorum yapmak yerine ödüllü bir şiirimle katkıda bulunmak isterim. Adı KADIN .Siteye kendi yazılarınız ve şiirleriniz bölümüne ekliyeceğim.
    Dostluk ve sevgi ile kalın. Tekrar tebrikler.

  7. #7
    Üye
    Sema Avatarı

    Gerçek Adı
    Sema
    Üyelik Tarihi
    28.07-2004
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    17:16
    Yaşadığı Yer
    A.
    Mesaj
    4.345
    Alınan Beğeniler
    33
    Verilen Beğeniler
    17
    Blog Mesajları
    28

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Meslek edinmenin ve çalışmanın cinsiyeti olmamalı bence

    Diyelim ki evliyim ve eşim çalışmıyor , "evbeyliği" yapıyor ve bunun karşılığı bir bedel (harçlık) veriyorum. Hangisi daha olumlu olur, dışarıda çalışıp patronundan aldığı para ile ekonomik özgürlüğünün mü olması , yoksa evde tanıdığı birisinden mi para alması

  8. #8
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ev kadınlığı bir meslek olmamakla birlikte, hep imrenerek baktığım, kariyerin doruğu olarak nitelediğim bir kavramdır.
    Benim gözümde ev kadını olmak, kocaları evi geçindirecek, ev ahalisine yetecek kadar para kazanabilen şanslı azınlığa mahsus bir ayrıcalıktır.
    Ohh ne hoştur, ne aladır sabah kocayı işe, çocukları okula gönderdikten sonra bütün günün sefasını sürmek.
    Akşama ahalinin önüne bir iki kap yemek koymak için mutfakta en fazla 1 saat geçirmek yeterlidir. Hatta zamandan tasarruf edeyim derseniz, bu 1-2 saatin içine birkaç günlük yemeği bile sığdırabilirsiniz.
    Öyle her gün dip köşe temizlik yapıldığını zannetmesin erkekler. Birkaç günde bir elektrik süpürgesini, çıplak zeminlerin üzerinde de nemli bir temizlik bezini şöyle bir dolaştırırsınız, al sana temizlik. Eee ne kaldı geriye? Çamaşırı bulaşığı zaten makine yıkıyor. Ütü dediğin de haftada 4-5 gömlek. Eğer küçük çocuk varsa, ev hanımı olmak çok daha büyük bir ayrıcalık. Bebek büyütmek; düzenli beslenip temizlendikten ve uyku saatlerine riayet edildikten sonra son derece hoş, zevkli, eğlenceli bir şey. Dünyanın en güzel işlerinden birisi. Sabahın köründe bebeğini bir bakıcıya, bir kreşe ya da büyükanneye bırakıp işe gitmek zorunda kalan annelerin içi kan ağlar aslında. (ben ücretsiz izin almıştım çocuklarım küçükken).

    Bir ev hanımının yaptığı tüm işleri çok daha alasıyla çalışan hanımlar da yapıyor. Kazandığını yine evine, ailesine, çocuklarına harcıyor. Ev kadınları ise altınlarını şıngırdatarak, kocalarının kazancının sefasını sürüyor. Anladığım ve gördüğüm kadarıyla kocalarının gözündeki saygınlıkları da çalışan bir kadından çok daha fazla oluyor.
    Eğer bir daha dünyaya gelme şansım olursa, ev kadınlığını bir meslek olarak icra etmek istiyorum. Tüm günü hobilerimle uğraşarak, hobi kurslarına giderek, gezip tozarak, çocuklarımla ilgilenerek, istediğim yemekleri telaşsız, sakin, zevkle pişirerek, arkadaşlarımla buluşarak, alış veriş yaparak, film izleyerek geçirmek ve bir de tüm bunların üstüne para almak kadar harika bir şey olabilir mi. Ayrıca bana tüm bu imkanları sağlayan bir eşi bulmuşsam, ne diye değiştireyim ki? Zaten akşamdan akşama görecem. Gönlünü hoş tutarım olur biter.

    Yazımı okuyan varsa, bir de şu linke göz atıversin derim : kaynak: http://www.herice.com/mail/6097/

  9. #9
    Üye
    Rekursion Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.12-2003
    Son Giriş
    18.03-2017
    Saat
    16:40
    Yaşadığı Yer
    Alamanya
    Mesaj
    618
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    neptune: "Patronla maaş konusunda pazarlık yapmak çok doğal ama kadının kocasından biraz daha fazla para istemesi sanki kadını küçültücü bir davranış gibi kabul ediliyor."


    eh, patronla pazarlik yaptiginda, "napiosun o kadar paralari, nerelere harciosun, aklim ermio bi türlü! ayakkabi dolabi doluyo tashio da senin gözün doymuyo - gecemi gündüzüme katip calishsam gene yetishemem sana!" gibi seni kücültücü vaazlar dinlemek zorunda kalmiosun ama ...


    kimin kimden para almasinin daha dogru/yanlish oldugunun dikte edilerek irdelenmesini irdelemeni hakli buluorum ve katiliorum tabii ki... ev kadinligi ve anneligin en az diger meslekler kadar kiymetli oldugunu, kadini asla ashagilamadigini, ve hatta bircok meslekten daha cok özerklik saglayabiliceni düshünsem de elinden bütün seceneklerin alinip o role/meslege itelenmesini oldukca ashagilayici, insan onurunu kirici buluyorum...

    kadinlari ish gücünün dishinda tutarak erkeklerin (güyya eshleri ve cocuklari icin) iki kati para kazanmasi fikri ilk bakishta mantikli ve iyi nietli gibi gelse de yakindan baktigimda insanlarin mutsuzlugunda payi hic de az olmayan kaskati kaliplardan bashka bishi olarak göremiom...

    her kadin anne ve/veya esh olma arzusuyla yanip tutushmuyo ki... icerde tik tik tiklayan biolojik saatin abartildigi ve dogdugumuz günden bu yana kulagimiza fisildandigi kadar güclü olduguna inanmiorum ben ... o fisiltilar biraz azalsa sema'nin dedigi gibi disharda el alemle ugrashmaktansa evinin erkegi olup cocuklariyla daha cok vakit gecirmeyi yegleyebilicek erkeklerin sandigimiz kadar az olmadigini da görebiliriz belki, kimmmbili?! ...

    sahi! baba ve esh olmak istemeyen bekar erkekler de ish gücünden uzak tutulucaklar mi peki? ... öyle ya! onlar da aradan cekilirse evli erkekler eve bir degil, iki degil, üc kati para götürebilir, cocuklarini ve eshlerini üc kati mutlu edebilirler ...


    ah ah, yazabilicek, kafamda ucushan o kadar cok shey var ki, birazdan misafirlerim gelmicek olsa bi kac sayfalik mesaj olabilirdi bu ... özetle shunu da söyliym tamam;

    ev kadinligi ashagilanip, yerlere batirilirken, "ish kadinliginin" göklere cikartilmasini eleshtirmeni sonuna kadar hakli buluyorum... üstelik de "güclü erkeklerin güclü dünyasina" girmeyi bashardigini düshündügü icin kendini "güclü" ilan eden kadinlar tarafindan yapildigini gördügüm zaman hepten afalliom...

    yine de empatizan'in baktigi gibi tozpembe bakamiom shu anki evkadinlarinin hayatina... cok cok büük haksizliklara ugradiklarina (nankörlükle karshilashtiklarina) inaniom, hem aileleri, hem toplum, hem de devlet tarafindan... mini mini minnacik bi azinliktir empatizan'in tarif ettikleri...


    argghhhhh, zil caldi ...

  10. #10
    Üye
    neptune Avatarı

    Üyelik Tarihi
    24.04-2005
    Son Giriş
    04.07-2010
    Saat
    11:05
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    459
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!


    Bir felsefe filan ortaya koymaya çalışmadım, hele kadınların evliliğe ve ev kadınlığa mahkum edilmesini filan hiç aklıma getirmedim. İsteyen istediği şeyi yapar tabii.

    Ancak, özellikle entellektüel kesimde, bir ev kadınının erkeğe muhtaç ve şansı yaver gitmezse sudan çıkmış balığa döneceği, rezil rüsva olacağı söylenerek oldukça güçlü savunulan, çok onurlu olduğu söylenen ve alternatifinin sanki biraz onursuz olduğunu hissettiren, kadının ekonomik özgürlüğü ve kendi ayaklarının üzerinde durması kavramının aslında o kadar da sağlam temeller üzerinde durmadığını düşündüm.

    Dediğim gibi birileri yoksa art niyetle "çalışmak size özgürlük ve demokrasi getirecek" dedi de millet peşinden mi koşuyor diye aklıma geldi.

  11. #11
    Üye
    monalisa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.04-2008
    Son Giriş
    14.01-2016
    Saat
    21:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    335
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ben genç emeklilerdenimYeni tanıştığım insanlar ne iş yaptığımı sorduklarında "emekliyim" diyorum. Herkes neden erken emekli olduğumu soruyor. Geçen gün bir bankacıyla tanıştım. Kendiminde bankacılık yaptığını söyledim. Bu arada konu eğitimden falan açıldı. Aslında İletişim Fakültesi mezunu olduğumu, bu dalı isteyerek seçtiğim halde yaşamda farklı alanlara kaydığımı söyledim. Bir gazetenin "mutfağında" çalışmak isterdim dedim. Güldü karşımdaki. Şimdi evin mutfağında çalışıyorsunuz, dedi. Güzel yemekler yapıyor musunuz bari, dedi. Güya espri yaptı. Ama ev hanımlığını hafife aldığı her davranışından belliydi.

    Bulunduğum entelektüel çevrede, kimileyin sohbet aralarında, ne yapıp ettiğimizden söz edildiğinde, eğer bir ya da iki günümü temizliğe ya da diğer ev işlerine harcamışsam, insanlar, tuhaf bir biçimde yüzüme bakıyorlar. Ev işlerini önemsemiyorlar. Ya da zamanımı boşa harcamışım gibi konuşuyorlar... " Aman! Ev işleri mi! Salla gitsin" diyorlar...

    Oysa, gerçekten de, bir evin temizliği, ütü, yemek, bulaşık v.s. v.s. çok zaman alıyor. Çalışırken haftada bir temizliğe zaman ayırıyorsunuz. Çünkü, sabah gidip akşam geliyorsunuz. Çocuk kreşte... Yalnızca akşam yemeklerinde buluşuyor aile... Ama evde olunca, kahvaltı, öğle yemeği, akşam yemeği derken vakit çoktan akşam olmuş bile... Üstelik, evde olunca, benim gibi tüm odaları kullanıyorsanız birde, yandınız.

    Çalışan insanların gözünde ev işlerinin hiç bir önemi yok. Size sanki büyük bir çoğunluk boş oturuyormuşsunuz gibi davranıyor. Bunu da bir biçimde hissettiriyor.

    Kendi öznelimden çıkarak, konuya daha genel boyutlarıyla bakacak olursam,

    Evet, Sehribanu'nun dediği gibi kadınların ekonomik özgürlükleri olmalıdır. Çünkü, erkek egemen toplumda kadınlar, her anlamda ezilmektedirler. Bu ezilmişlikten kurtulmanın tek yolu ise, kadınların bir mesleğinin olmasıdır. Çünkü, nerde olursanız olun, para kimdeyse, güç ondadır. Bu bir ailede de böyledir. Kadınların kendilerine yüklenen rolleri sineye çekmemesinin tek yolu, kendi bireyselliklerini kazanmaları, kendi yaşamlarını idame ettirmeleri, kendi başlarına ayakta kalmalarıdır. Kadının özgürlüğünün yolu, ekonomik özgürlükten geçmektedir. Yoksa, feodal değerlerin, gelenek ve göreneklerin, kalıpların arasına sıkışır kalır.

    Ancak, Neptün'ün kıyaslamaları bana pek anlamsız göründü. Her insanın çalışma özgürlüğü vardır. Çünkü, çalışarak hem üretime katılacak hem de toplumsallaşacaktır. Böylece, üretimden de bir pay alacaktır. Yani, çalışma en önemli insan haklarından biridir. Bunun kadın/erkek olmakla ilgisi yoktur. Her insan için bir haktır.

    Eğer, çalışma yaşamında kadın, erkeklerden daha az ücret alıyorsa, cinsiyetinden dolayı cezalandırılıyorsa, bu kadınlara yönelik ayrımcılıktan kaynaklanmaktadır. Zaten kadınların mücadelesinin ana konularından biri budur.

    Ev kadınlığına gelince... Ne yazık ki, günümüzde ev hanımlığı küçümsenmekte, kadınların akşama kadar yan gelip yattığı düşünülmektedir. Oysa, ev kadınlığı, en ağır işçiliktir. Ev kadınlığının küçümsenmesinin bir nedeni de, yine kadınlara yüklenen rollerden kaynaklanmaktadır. Kadın ev işlerinden, annelik görevlerinden sorumludur. Erkek ise, evi geçindirmekle yükümlüdür. Bu ise, gerek ilkel toplumda kadınla erkek arasındaki işbölümüne dayanmakta, gerekse feodal düzenin bıraktığı etkilerle ve erkek egemen anlayışıyla keskinleştirilmektedir.

    Ancak, Türkiye ne aydınlanmayı yaşamış, ne de modern toplum aşamasına gelmiştir. Henüz bizler, cemaat ve töre kültürüyle yaşamaktayız. Dolayısıyla, kadın, kendine yüklenen rollerden kurtulamamıştır. Çünkü, erkekler, güçlerini kaybetmek istemiyorlar. Bunun içinde, kadın çalışsa bile, ev işlerinin ve çocuğun sorumluluğundan kurtulamıyor. Yani, bu sorumlulukları erkekler yüklenmek istemiyorlar. İşte o zaman ortaya büyük bir kargaşa çıkıyor. Kadın hem çalışıyor. Hem de ev işlerini ve diğer sorumlulukları yüklendiğinden kişiliği bölünüyor. Parçalanıyor. Bir de buna kadınlara yönelik ayrımcılığı ekleyin. Kadının yükünü bir düşünün artık.

    Ben de dahil olmak üzere, çevremde gördüğüm çalışan kadınlar, en çok eşlerimizle mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Yıllarca, dilimde tüy bitti. Evi ben süpüreceğim, sen paspas yapacaksın diye... Bir gün yapıyor, ikinci gün bırakıyor... Hadi yine sil baştan... Ağlamayan çocuğa meme vermezler... Mücadeleye devam...

    Kısaca, kadınların kurtuluşu, önce ekonomik özgürlüklerini sonra da akıllarını özgürleştirmekle olanaklıdır. Sonrasında ise, ev işlerini ve diğer sorumlulukları ortak olarak paylaşmakla...

  12. #12
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Neptün çok itirazım var bakış açınıza onu baştan söyleyeyim..

    -Her şeyden önce kadın kapitalist dönemde neo-liberal anlayışın etkisiyle üretime katılmamıştır.. Kadın her dönemde zaten üretimin içinde yer almıştır.. Sadece Kapitalizmin ilk dönemlerinde beden işçiliği gerektiren üretim şekillerinden ve büro işçiliğinin olmayışından, hatta şehirlere yeni eklemlenmelerden dolayı kısa bir dönem işsiz kalmıştır Kadın.. Yoksa kapitalist dönem öncesindeki toprağın işlenmesinde, hayvancılıkta hatta toplayıcılıkta üretimin asıl güçlerinden birisi olmuştur..
    -Kadınların üretime teşvik edilmesi ucuz işçilik olsun diye değildir.. Üretimin gerektirdiği iş gücüne ulaşmak için kadınlar çalışmak zorundadır.. Burada ucuz iş gücü görüntüsü, erkeklerin ayrımcılık politikasıdır..
    -Aile bir üretim birimi değildir.. O yüzden aile içi ücretlendirme olmaz.. Üretim birimi olabilmesi için yapılan üretim yada hizmetin aile dışı birimlere ücret yada takas karşılığı satılması gerekir.. Burada erkeği hizmet alan konumuna getirmek, aile kavramını yok eder.. Zaten kötü örneklerden yola çıkarak, erkeği işveren konuma koyarsanız kadını da başka isimlerle adlandırmanız gerekir.. Asla eş değil ama..
    -Aile (Evli yada birlikte yaşam ve her türü) iki kişinin topluma karşı örgütlenmesidir.. Duygusal bir temeli vardır.. Yanlış temelde olan evlilikler yüzünden ve erkek egemen olmasından, iki kişinin topluma karşı örgütlenmesinin hatalı olduğu anlamı çıkmaz.. Adı ne olursa olsun, sürekli olmasa da, partnerler sürekli değişse de aile olmaya devam edecektir..
    -Peki ortada yaşanan dramların hatta trajedilerin asıl nedeni nedir? Bence işin püf noktası budur.. Erkeğin sorumsuz, duygusuz ve gaddar olduğu ilişkiler nasıl adlandırılacaktır? Kadın burada nedir? Kadın bu ev hanımlığı statüsünden kurtularak çözüm bulabilir mi kaderine?

    Çözüme nerden başlarsanız başlayın varacağınız yer aynı olur.. İster kadından, ister erkekten yani.. Kitleler mesleksiz ve işsizliğe çok yakındır ülkemizde.. Çevremizde yüzlerce örnek var, genelde ailenin ekonomik yükü erkeğin üstündedir.. Erkek kendi kazanabildiği ile kadının ve çocuklarının sorumluluğunu taşır.. Bu sorumluluk düzenli iş ve orta halli gelir olduğu sürece iyi kötü yürür.. Ancak bu olmayınca bu evlilik her kes için kabus haline gelir.. Erkek ne olursa olsun bu sorumluluğu taşımak isterse, bir canavar haline dönüşebilir.. Herkes hisseder bu canavarlığı.. En çok kadın ve çocuklar.. Kadın bu sorumluluğu hala erkek devam ettirsin diye diretirse, erkeğine kendi bedel öder aynı zamanda ödetir.. Başa dönelim; Hiçbir insan başkasının sorumluluğunu tam anlamıyla üstlenemez.. Kendisinin tüm sorumluluğunu da başkasına veremez, emanet edemez.. Gereken duruma göre değişebilecek donanıma sahip olmalıdır herkes.. Bir erkek yada kadın değişecek her duruma göre anında adaptasyon sağlayacak donanıma hazır olmalıdır.. Yani ev hanımlığı diye bir meslek olamaz.. Olmamalıdır.. Ev hanımlığı gerekli zamanlarda, şartlar oluşursa, tercih edilirse, çocuklar için daha iyi olacaksa elbet tercih edilebilir.. Ancak bunun karşılığı kadının tüm yaşamsal sorumluluğunu erkeğe devretmesi yada erkeğin bu sorumluğu devralması olmamalıdır.. Zaten yaşamda tüm sorumluluğu devretmek ve devralmak cinnettir, cinayettir.. Kadın kendisini ev hanımlığı diye bir mesleğe asla teslim etmemelidir.. Kendi sorumluluğunu da ne kendi ailesine, nede erkeğine ne yüklemeli, nede devretmelidir.. Bunun adını ne koyarsanız koyun, ister kutsayın, ister lanetleyin, kimse kimsenin sorumluğunu taşımak ve taşıtmak zorunda değildir.. Güzel değildir, tüm kötülüklerin kaynağıdır..

  13. #13
    Üye
    neptune Avatarı

    Üyelik Tarihi
    24.04-2005
    Son Giriş
    04.07-2010
    Saat
    11:05
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    459
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: monalisa Mesajı Gör
    Kısaca, kadınların kurtuluşu, önce ekonomik özgürlüklerini sonra da akıllarını özgürleştirmekle olanaklıdır. Sonrasında ise, ev işlerini ve diğer sorumlulukları ortak olarak paylaşmakla...
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: kuyucak Mesajı Gör
    Üretimin gerektirdiği iş gücüne ulaşmak için kadınlar çalışmak zorundadır..
    Bunlar sloganlar. Doğruluğu ya da yanlışlığı bir yana, ayrı bir tartışma zemini oluşturmak istiyorsanız tabii üzerinden tartışılır; ancak bunlardan yola çıkan argümanların, ana fikir olarak ekonomisi neo-liberalizm temelinde işlemeye başlayan, bir ölçüde sosyo-kültürel gelişmesi olan toplumlarda, çalışmak yerine ev hanımı olunmasının tercih edilmesinin küçümsenmesinin çok da mantıklı entellektüel bir zemini olmayabileceğini söyleyen benim yazımla pek ilgisi yok. Öyle ki yazıda bahsedilen, kadınların eğitim almamaları, meslek sahibi olmamaları değil, daha çok çalışmamaları. Hatta söz edilen toplumlarda, eğer kadın eğitimli ve meslek sahibi ama buna rağmen çalışmıyorsa, sanki kendisine iyice yazık etmiş gibi bakılıyor. Acınacak durumda olduğu bile düşünülebiliniyor.

    Ayrı bir tartışma konusu olarak, üretime katılan emekçi kadın fikri ile nasıl ekonomik özgürlük kazanılabileceğini, ev hanımları ile karşılaştırarak ve lütfen kalıplaşmış söylemlerden uzak durarak felsefi temelde açıklayabilir misiniz? Daha çok kollektivist bir anlayıştan yola çıkıldığına göre patron olan bir kadından bahsedilmiyor. Emekçi kadın çalışmaya başladığında, işyerine girdiğinde kafasına şartsız olarak para tomarları mı düşmeye başlıyor? Kocasına bağlı olmaktan çıkıp, patrona bağlanıyor. Evlilik kaynaklı geliri, iş yapma karşılığında para almaya dönüyor. Paradoksu görebiliyorsunuzdur umarım. "Ben bir erkeğin malı değilim, kocamın soyadını istemiyorum" söylemiyle, babasının malı olduğunu gösteren başka bir erkeğin soyadına sarılma paradoksu gibi.


    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: monalisa Mesajı Gör
    Ağlamayan çocuğa meme vermezler... Mücadeleye devam...
    Sebeplerle sonuçları da birbirine karıştırmamak de gerekir. Kadının saygı görmesi eğitim almasından çok, eğitim hakkı verilmesi, bir birey olarak görülmeye başlanması ile başlıyor. Tabii bunlar bir döngü içerisinde birbirlerini pekiştirebiliyor, ancak başlangıcı kadının "insan" olarak görülmesinden geçiyor. Bazı bölgelerde kadın doktorlara "doktor bey" denir. Halk onlara "doktor hanım" diye hitap etmez. O bölgelerde eğitim ve meslek sahibi olmak kadının saygı görmesi değil, "kadın" gözüyle bakılmamasına neden olur. Eğitimli ve meslek sahibi bir kadın, artık sınıf değiştirmiş ve erkek olmuştur; saygı görmeyen bir sınıftan, saygı gören bir sınıfa yükselmiştir. Temel anlayış değişmemiştir ama. Kadınlar hala ikinci sınıftır. Sadece doktor hanım artık kadın değildir. Ancak bizim istediğimiz kadının, "kadın" olarak ayırımcılığa uğramaması. Bunun sağlıklı çözümü ise söylediğiniz gibi kadının da silah sahibi olup meydan savaşı çıkartmasından çok, toplumun bilinçlenmesinden geçer. Ancak eğitim ve meslek sahibi olma hakkı senin yazına göre kadının ayırımcılığa uğramaması için bir araç olarak görülmekte, yani savaş çıkartıp söke söke saygı almak yolunu açmakta ve bu şekilde kadının ayırımcılıktan kurtulabileceğini düşündürmektedir. Bana göre ise aslında bunlar amaç olmalıdır. Zira bu mantık, temelinde, erkek şiddetinin şekil değiştirmiş olarak kadınlar tarafından da karşı cinse uygulanmasıdır. Özünde kötülenen bir kültürün kadınlar söz konusu olduğunda benimsenebilmesidir. Amerikan filimlerindeki önce karısının ve çocuklarının şiddete uğradığı kovboyun ortalığı kırıp geçirdiğinde herkesin "oh olsun, eğer insanlık yoksa böyle olur işte" demesi gibi.
    Kültürel temelde olması gereken, iki cins arasında mücadele değil, erkeğin eğitime hakkı varsa, kadının da hakkı olmalı düşüncesinin yerleşmesi. Yolları tartışılabilir.

  14. #14
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    -Gerçekle bağları zayıf bir şablon kurduğunuz için ve illa o şablonu tartışmak istediğiniz için haklısınız, sizin konunuz dışına çıkılabiliyor Neptün.. Neredeyse sanki kişiselleştirilmiş bir durum var ortada sanıp hayırlı olsun diyeceğim.. Fakat benim düşüncelerimi slogan olarak nitelemeniz gerçek değil.. Eğer böyle olsaydı daha güzel sloganlar bulurdum.. Zaten inandığım slogan kalmadı benim.. Aksine sloganları kırmak için uğraşıyorum uzun zamandır..
    Çalışan kadının ev hanımından statü/değer olarak üstün olmaması gerektiğini ısrarla vurguluyorsunuz.. Ev kadınlığının küçümsenmesinin asıl karşılığı kadının toplumdaki statüsüdür.. Yoksa değer olarak herkes eşittir.. Buradaki gerçek kavramı yerine koyarsak;
    -İnsan olarak her kesin değeri en temelde eşittir.. Kadının erkeğe göre eşitliği/değerli olması gerekiyor önce.. Sizse erkek gözünden kadının çalışanı ile çalışmayanını değerini tartışmak istiyorsunuz.. Erkeğin ‘’daha eşit’’ gücü çalışmaktan geliyor çünkü.. Ev içinde de parayı kadına erkek verdiğine göre ‘’patron’’ da o oluyor..
    -Yaşam dayatırsa eğer, ev kadınlığı/erkekliği yapılabilir.. Ancak bu kadın erkek arasındaki eşitliği zedeliyorsa, bir tarafın efendiliği haline geliyorsa, kadın kendisine başka ev hanımlığı yapacağı ev aramak yerine, iş hayatına girmelidir.. Çünkü erkekle olan eşitlik/duygusal ilişkisini baştan zedeler.. O yüzden kadın meslek sahibi ve eğitimli olmayı asıl hedef seçmelidir..
    -Sizin bu tartışmadaki bakış açınızı oluşturan kadınların, erkeğe ve patrona çalışmasının ne farkı var anlayışı vahim sonuçlar doğuruyor pratikte.. Zaten siz yeni bir şey getirmek yerine, ülkemizde yaşanan aile içindeki kadın ve erkeğin durumlarını bir şekilde onaylamış oluyorsunuz.. Çoğunlukla da dini ritüelleri yoğun yaşayan insanların bakış açısı bu..
    Bazı itirazlarım ve tespitlerim olacak yine:
    -İlki patron karşısında iki eşiti bozuyorsunuz.. patron karşısında kadın ve erkek eşittir.. patron karşısında ikiside iş isteyendir/yapandır.. Kadın ne kadar sömürülense erkek o kadar sömürülendir.. İkisi de o konumda eşittir.. Orada eşit olmayan patrondur.. Siz patron yerine erkeği koyarsanız aile içinde duygusal eşitliği de bozuyorsunuz.... Çünkü ev hanımlığını bir meslek gibi düşünüyorsunuz ve ev için yapılan her hizmeti, kadının erkeği için yaptığından hareket ediyorsunuz.. Ev için yapılan hizmetlerin çoğu, kadının kendisi ve yine kendisinin de olan çocuklar içindir..
    -İkincisi kadının sosyal statüsünü kendisinin sosyal yaşamı belirler..Aile içinde çalışan kadının daha değerli olduğu anlamına gelmez bunu kabul ediyorum.. Statü ile değer karıştırılır hep.. Değer olarak eşit bile olsalar, çalışan kadının sosyal statüsü kendisine aittir.. Ev hanımı ise erkeğinin sosyal statüsü ile yetinmek zorundadır.. Statü ise kadının toplum içindeki değeridir..
    -Üçüncüsü ise kadınların ucuz iş gücü kaynağı olarak kullanılması.. İşte bundan hiç emin değilim.. Sistemin yeni getirdiği üretim şekillerinde çoğu işi kadınların daha iyi yaptığını ve erkeklerden çok daha iyi kazandıklarını kendi çalışma hayatımdan biliyorum.. Kendi oluşturduğum kadromun içinde iki yardımcım kadın (hatta biri doğumda yaptı) ve erkeklerden daha iyi kazanıyorlar.. Kadınların ucuz işgücü kavramı daha çok feodal üretim ilişkilerinde oluyor diyorum ben.. Hadi azda işsizliğin yoğun olmasından kaynaklı diyelim ama bir şartla, eğitimsiz iş gücü ihtiyacı duyulduğunda..

    Gelelim felsefi temelde çalışan kadının özgürlüğü tezine;
    Yukarıda aslında anlattım bu olayı.. Kadının burada anlatılan özgürlüğü sisteme karşı bir özgürlük değildir elbet.. Sisteme karşı erkeğin durumu NORMAL kabul edilir.. Kadının üzerinde ayrıca, (erkekten farklı olarak) erkeğin, ailenin ve toplumun,( kendi yaşamını sürdürecek para kazanamamasından kaynaklı) baskısı vardır.. Erkeğin, ailenin ve toplumun karşısında kazanılan ekonomik özgürlük işte budur..

  15. #15
    Üye
    Cetin74 Avatarı

    Gerçek Adı
    Metin
    Üyelik Tarihi
    25.02-2010
    Son Giriş
    Saat
    Mesaj
    44
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Sehribanu' ya aynen katılıyorum.




Sayfa 1 / 4 1234 SonSon