Sayfa 4 / 4 İlkİlk 1234
Toplam 58 mesajın 46-58 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #46
    Üye
    iremsu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    17.02-2010
    Son Giriş
    Saat
    Mesaj
    485
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    kadının ekonomik özgürlüğünü alması en azından belli kesimde kı bazı erkeklerin o bayanlara karşı tutumunu değiştirecektir.
    konu ile nekadar alakalı olu bılemıyorum ama sırf çalıştığından sebeb kayınvalidesinin gözünde çok değerli olan gelinler biliyorum.

    diğer açıdan çalışan bayanın kendine olan guvenı ...maaş almayan bayana göre,daha fazladır.

    bu ekonomık özgürlüğü erkek dişi falan anlamında ayrımın yapılmasıda bana aslında taciz kısmının dışında incelediğimizde anlamsız geliyor.
    engellı olup erkek ol bayan ol paran varsa nıspeten daha iyisin ,

  2. #47
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:07
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Kadınların ekonomik özgürlüğünü kazanması,kadının kendi düşüncesini söylemesine,kararlarda ortak olmasında,toplumun kadına dair bakışaçını değiştirmesine yarayacak,Vilanjik...Bu süreç devam ettiği sürece de kültürel değişmede kaçınılmaz olarak,kadına nefes aldıracaktır..
    Ayrıca,Anadoluyu tanıyan biri olarak,boş bir şöylem içinde değilim, vilanjik
    Töreleri bir anda değiştirmenin mümkün olmadığını biliyorum,yavaş yavaş olacak,kadın bu bilince vardığında daha da çok hızlanacaktır...
    Kadın çocuk yetiştirir ama kadına çocuk yetiştirme biçimini kültür öğretir..Neden yapar bunu,baba korkusu,koca korkusuyla yapar..Öyle yapmasa ne olacağını sen de çok iyi biliyorsun...Bu kızı o... mu edeceksin,ne biçim davranıyor,nasıl konuşuyor gibi söylemleri de duymuş olmalısın Anadoluyu tanıyan biri olarak Kadın bu durumda yapacağı tek şey,kocasının ve kültürünün istediği gibi çocuk yetiştirmektir..
    Ayrıca,çevrene bakarsan okuyup bir mesleği olan kadınlar,çocuklarını yetiştirirken daha çok söz sahibi ve şu anda çocuklarını hayata daha güzel hazırlamakta olduğunu göreceksin...

  3. #48
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Çiğdemciğim, yazdıklarımın neresinden kadınların ekonomik özgürlüğüne karşı olduğuma dair bir anlam çıkardın bilemedim. Ekonomik özgürlük palavrası kadının eline para geçmesi olayıysa eğer, bunun bütün gün dışarılarda çalışıp bir de evde kocaya ve çocuklara hizmet ederek kazanılması yerine, kocanın kazandığı para ile özgür olmanın daha anlamlı olacağını savunuyorum o kadar.
    Kadınlar eğitim olanaklarından sonuna kadar faydalanmalı, kız çocukları okutulmalı. Gerektiğinde icra edebilecekleri bir meslekleri olmalı ama evli bir kadın yüzyıllardan beri hem dışarıda hem de evinde çalışmak zorunda kalmaktan kurtulamadıysa, bunlardan birisini tercih etmeli diye düşünüyorum.

    Sen bana akşam işten geldikten sonra eline birasını alıp televizyon izleyerek kocasının yemeği hazırlamasını bekleyen, yemeğini yedikten sonra yine televizyon karşısında dalga geçerken kocası çocuklarla ilgilenen kaç kadın gösterebilirsin? Hangi koca bir sonraki akşam ne yeneceğinin planını yapar, yatmadan önce banyoyu, tuvaleti temizleyim der Hangi erkek çalışan karısı hafta sonu arkadaşlarıyla buluşmaya giderken evde kalıp haftalık temizlik, ütü vs gibi işlerle ilgilenir
    Bütün bunları yine çalışan kadın yapmak zorunda kalıyorsa, bari zamanını ve emeğini para karşılığı satmasın da eviyle çocuklarıyla, yapmak istediği işlerle vakit geçirsin diyorum. “Ben karımın ekonomik özgürlüğünü sağlarım” diyen bir erkek varsa, bunu bulan kadınlar hiç kaçırmasın diyorum. Fena mı diyorum?

    Sahi Monalisa’ya sorduğum sorunun cevabını da biliyorum tabii ki. Kızın babasından izinsiz de olsa resmi nikahla evlenmesi namussuzluk olmayacağı için, töre cinayeti gerektiren bir durum değilmiş. Kız sadece kendisini parayla satmakta kararlı olan babasına karşı gelmek, rızasını almadan evlenmek istemedi. Şimdi nasılsın? Ne yer ne içersin? Bir ihtiyacın var mı? diye sormayan, yaptığı kârlı alış verişin keyfini süren cibilliyetsiz babasının kendisini öldürmesinden korktuğu için değil yani.

  4. #49
    Üye
    Cigdem Kuyucak Avatarı

    Üyelik Tarihi
    01.08-2008
    Son Giriş
    20.07-2013
    Saat
    17:25
    Yaşadığı Yer
    Antalya
    Mesaj
    168
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Canım benim ,sen evkadınlığını bir anlattın ki her genç kızın rüyası haline gelmesinden endişelendim.
    Kadının ekonomik özgürlüğünün olması, toplumun bakış açısını yada evdeki adamı
    değiştirmediğini adım kadar iyi biliyorum.
    Senin tarifindeki evkadınlarının azınlıkta olduğunu da biliyorum.
    Sana katıldığım da bir çok da konu var oysa. Bunlarıda daha sonra yazarım.
    Şimdi oğlumu okuldan almaya gitmem gerek.

  5. #50
    Üye
    iremsu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    17.02-2010
    Son Giriş
    Saat
    Mesaj
    485
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    yazdıklarımla aslında en fazla kendimle çelişkili olacağım ama genede yazıyım,
    yaşamın kendisi çelişkilerle dolu değilmi zaten!

    yurt dışında kadın eşinden ayrılırsa ona belediye maaş bağlar sorgusuz...çocuğu 7 yaşına gelene kadar da çalış demez.Kişi isterse çalışır ozaman maaşı kesılır kendi kazandığı ile kalır.Ayrıca belediyenın maaşı ile geçinirken belediye ona extra harcamaları karşılığında fatura ile ödeme yapar.Makul ödemelr(örn:çocuğunu yüzmeye gönderiyorsa onun ödemesi kendisi aerobiğe gidiyorsa onun ödemesi vs)
    buna rağmen arkadaşlarımın kaçtanesi gerek türkle evli gerekse yabancı ile evli olanlar ekonomık özgürlük ve bilinçe rağmen eşleri ile ayrılmazlar dayak yer,aldatılır yakınır söylenır ama kocalarınıda bırakmazlar .bırakanlarda bi şekilde döner(hepsi diyemem tabi)
    dolayısı ile bu noktada vilanjıke katılmamakta mumkun değil.

    ayrıca unı mezunu olup çalışırken patronlarının tacizine katlananlarda var sırf işleri iyi diye,
    kocaları kötüyken çocukları için işleri varken kocalarına katlananlarda....
    bu noktada ekonomık özgürlüğü kişinin kişiliğinden,yaşadığı toplum düşüncelerinden ,sevgidiğini sandığı için hislerinden bağımsız düşünmemek gerekir<

    ama konu ev hanımlılığı ise:bıkmışım o işten ya... istifa da edemiyroum..patronlarımı ve çalışma arkadaşlarımı çok seviyorum.
    bir arkadaşımın lafı geliyor aklıma;
    doktor sigarayı bırakacaksın demşiş.doktora bir döndüm diyor...bunu benden istemeyin,evde eşim ve çocuklarım için yaşıyorum yapıyorum
    akşam olupta tv karşına geçince çaymı onu ailemede çıkarıyorum yemişmi onuda elma soyuyorum ona uzat öbürüne uzat
    ama sigara öyle anasını satayım yakıyorum kendim kendim için yaptığım paylaşmaka zorunda hisetmediğim tek şey''dedim diyordu

  6. #51
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    03:09
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.940
    Alınan Beğeniler
    954
    Verilen Beğeniler
    1.250

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Varolan sistemde ekonomik bağımsızlık sahiden çok önemli. Yaşamak, en temel ihtiyaçlarımızı karşılamak için bir gelir şart. Bu gelirden yoksunluk ise sadece kadınlar için değil, herkes ama herkes için sorun. Yani kadını kocasına, çocuğu anne-babasına, sakatı herkese, sivil toplumu devlete bağımlı yapan şeylerden biri bu ekonomik bağımlılıktır.
    Yalnız, her ne kadar bu konu önemli olsa da, kadını erkeğe bağımlı kılan ya da daha doğru bir ifadeyle erkeklerin kadınları ezmesine neden olan şey tek başına bu değil, olamaz da zaten. Her türlü şiddetten tutun, aile kavramıyla üstlerine yüklenen o korkunç yüklere kadar tüm ilişkilerde ekonomiden çok daha derin sosyolojik ve psikolojik etkiler var. Bu dünyanın her yerinde ve her refah/eğitim düzeyinde böyledir... Toplumun iliklerine işlenen eril dilde çok net olarak ortaya çıkar bu.
    Kadının/sakatın/eşcinselin/başörtülünün/... cebine yüklü bir para koyun, atın sokağa, bakın bakalım cebinde parası var diye toplumsal baskının ne kadarından yırtabiliyor!? Onda birinden kurtulursa, öpüp başa koymak gerek!

    ___
    Başlıkta konu edilen şeyi şöyle özetlersek çok yanılır mıyız, bilmiyorum (?): kadının patronu her yerde... Böyleyken, sırf evdeki patronun öne çıkartılması, bu yanıyla diğer patronların gözden uzak tutulması sonucunu doğuruyor ve bu da kadının mağduriyetini arttırıyor. Evdeki patron dışardaki patronlardan evladır belki de. Belki de dışardaki patronlar evdeki patron hakkında manipülasyon yapıyor kendi çıkarları için...

    Bence, bunun da haklılık payı vardır. Ama bu, bir sömürüyü diğer sömürüye tercih etmek için, ya da birini aklamak için gerekçe olamaz ki. İkisi de aynı derecede mağdur edici mekanizalar içeriyor. Burada önemli olan şey kadının seçme hakkının bulunması, sömürü mekanizmasının ayırdında olması ve bu sömürünün ortadan kaldırılması için kendi iradesini ortaya koyabilmesi...
    - Arkadaşlar, lütfen sorularınızı özel mesajla iletmek yerine ilgili foruma yazarak cevap arayın. Böylece hem soru-cevaplardan herkes yararlanır hem de en doğru cevaba en hızlı şekilde erişmiş olursunuz.
    - Lütfen sorunuza cevap aldıktan, bir sorununuza çözüm bulduktan sonra dönüp gitmeyin. Siz de başkalarına yararlı olmak için bilgilerinizi, tecrübelerinizi, duygularınızı paylaşabilirsiniz. Unutmayın, siz nasıl yana yakıla cevap arıyorduysanız, başkaları da içine düştüğü açmazdan çıkmak için aynı hararetle sorularına cevap arıyor...

  7. #52
    Üye
    Veritas Avatarı

    Gerçek Adı
    Doğa
    Üyelik Tarihi
    20.12-2009
    Son Giriş
    05.08-2015
    Saat
    18:04
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    3.010
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Kadının ekonomik özgürlüğü ile toplumsal cinsiyet eşitsizliği kavramları oldukça karıştırılıyor gördüğüm kadarıyla. Kadının ekonomik özgürlüğü veya işgücüne katılımı, çalışma yaşamındaki yeri başka bir konu.
    Kadınlarla ilgili konuları başlık halinde yazıp onların da alt başlıklarını yerine göre konumlandırırsak sanırım bu ekonomik özgürlük kavramı daha iyi anlaşılacak. Elbette kadın ekonomik özgürlüğünü eline aldığı zaman namus cinayetleri bitmeyecek. Onun için başka bir başlık üzerinde durmak gerekir.
    1. Eğitim
    2. Çalışma yaşamı
    3. Siyaset
    4. Şiddet
    5. Medya
    şeklinde devam eder. Dolayısıyla töre, namus cinayetlerinin kapsamı şiddete girer. Kadının insan hakları bildirgesini kadın erkek herkesin okumasını öneririm. O zaman kültürel, sosyal ve ekonomik özgürlük kavramlarının kadınlar açısından önemi bence çok daha iyi kavranabilir.

  8. #53
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bülent bu başlığı özetlemeye kalktıkça karışıyor..
    Nedeni çok basit aslında.. Tek Türkiye gerçeği yok.. O kadar çok Türkiye varki.. Ortak noktaları hepsi birbirini mutsuzluk temelinde etkiliyor.. Birde kıyaslama yönünde..Bak şöyle diyeyim istersen, benim içinde yaşadığım Türkiye'de kadın erkek ilişkileri aşağıda yazdıklarım gibi.. Hani ben kendime göre yazıyorum ya geceleri.. Tartışmak için değil ama.. Kendimle sohbetlerim bunlar benim;
    4.DÜNYA SAVAŞI

    Çağımızdaki gelişmeler sonucu insanlar değişti mi sizce?

    Mesela erkeklerimizin okuyanları diyelim, öğrendiklerinden, özellikle teknolojinin burunlarına dayadığı yaşam biçiminden etkilenip, ruhlarında değişimlere uğradılar mı?

    Hiç değişmedi demek elbet değişim yasalarının ruhuna ters.. Değişim kaçınılmaz.. Bazen bu değişim olayını dialektiğin üstatlarıyla şöyle günlerce tartışmak istiyorum ben.. Takıldığım yer değişim anı geldiğinde (devrim yada evrimin sıçrama anı) bazen geri dönüveriyor insanlar.. Gerisin geri korkuyla başlıyorlar korkunç bir hızla kaçmaya.. Tamam gene geliyorlar tekrar geriye.. İşte burada şüphelerim var benim.. Düz bir otoban değil galiba bu ilerleme.. Tekrar aynı yere gelip tekrar geri kaçmalar, tekrar geri gelmeler aynı düz yolda gelişmiyor bana göre.. Her seferinde geri kaçarken varabildikleri yerden şeyler götürüyorlar geriye.. Her ileriye çıkışlarında ise başladıkları yerden aldıkları yük artıyor sanki sırtlarında.. Gidip geldikleri yol ise sürekli değişiyor bence.. Devrimlerle yıkılan eski şeyler her defasında değişiyor ve karşı devrimlerle geri gelenler ise o yıkılan eski şeyler değil.. Neyse vardır muhakkak bu konuyla ilgilenmiş bir usta.. Gelişim/değişim düz bir çizgide değil helezonik bir şekilde ilerler deyiverirlerde ben rahatlarım.. Oysa ben başka şeylerden bahsediyorum.. Çizgi yok diyorum.. Patinaj çekince arabanın yönü değişiyor diyorum..

    Erkeklerimiz değişti mesela.. Artık kendilerine köle kadın istemiyorlar.. Onlar şimdi kendilerine eğitimli, akıllı ve dişi kadın istiyorlar.. Fakatttttt o akıllı kadının kendilerine hayran olmasını istiyorlar.. Hayranlığın yanı sıra kendilerine bağımlı olmasını istiyorlar..Üstelikte kendilerine karşı olabildiğince şefkatli ve hatalarına karşıda anlayışlı olmaları mutlaka gerekli diye düşünüyorlar.. Bakın erkeklerimiz ne kadar değişmiş!

    Birde kadınlara bakalım.. Kadınlarımız artık kendilerini kollayacak, koruyacak ve bakacak kendilerini emanet edecekleri erkek istemiyorlar.. Bu erkeğin üstünlüğünü kabul etmek anlamına geliyor çünkü.. Maço erkek tipini kafalarından silip attı kadınlarımız.. Eşitlik temelinde düşünüyorlar ilişkileri/evlilikleri.. Fakat ilişki/evlilik için erkek seçerken önce kendilerini kafalarının içinden esir alacak/sevişecek kişiyi bulmaları gerekiyor.. Kadınlar ekonomik gücü, sosyal statüsü, becerileri için, güzellikleri için kendilerine gelen erkeklerden hoşlanmıyorlar artık.. Onlara bağlanamıyorlar.. Kadınlar önce ruhlarını doyuracak/sevişecek erkekler arıyorlar.. Ruhlarını doyuracak/sevişecek erkek bulduktan sonra kendilerini geyşa gibi bırakıveriyorlar erkeğin kollarına.. Çağdaş maço arıyorlar diyorum şimdiki kadınlara.. Erkek ise çağdaş köle arıyor.. Değişim bu desem şimdi epey kızan olur bana sanırım..

    Tespit doğrumu? Başta sona hatalı yukarıdaki tespitler.. Madem en temel değişmedi niye artık kadınlar ve erkekler çok bağlı/bağımlı değiller birbirlerine.. Sanırım en doğru tespit için soruyu parçalamak lazım.. Şöyle diyeceğim o zaman; Her insan (aslında köle yada efendi olsa da fark etmiyor) bu bağlı/bağımlı olmaktan bıktı galiba .. Kendini ancak egemen olunca özgür hissedeceği bir ilişkiden/evlilikten artık herkes bıktı galiba.. O yüzden çağdaş kölenin ve çağdaş maçonun standartları her gün daha artırılarak akılcılaştırılıp, aslında ‘’yaşasın bekarlık/özgürlük çağı’’ galiba bu çağ.. Arada da karşı cins tatilleri olursa hele değme keyfine iki tarafında.. Ancak kadın çocuğu olmadan kaldıramaz bu çağı.. Çocuk olayı ve miras olayını çözerse Leyla mecnun gerçek anlamda masallarda kalacak bu gidişle..

    İşte insanlık tarihinin en büyük savaşı bu bence.. En kanlı, en çok gözyaşı dökülen, en şiddetli geçen savaşı bu savaş.. Ve şimdilerde en beter şekilde devam ediyor.. Girmediği yer kalmadı

  9. #54
    Üye
    Cigdem Kuyucak Avatarı

    Üyelik Tarihi
    01.08-2008
    Son Giriş
    20.07-2013
    Saat
    17:25
    Yaşadığı Yer
    Antalya
    Mesaj
    168
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Tam kaldığım yerden devam edeyim diyordum ki.Kuyucak'ın yazısıyla dumura uğradım.
    Oysa bir sürü doğru tespitte bulunmuşken, "yukarıdaki tespitler baştan sona hatalı" diyerek asıl hatayı yapmış gibi gözüküyor.
    Tam erkek bakış açısıyla yazılmış olduğunu düşünüyorum bu yazının.
    "Karşı cins tatilleri" kısmını hiç anlamadım doğrusu.
    Anlayamadığım ikinci kısım ise evlenir evlenmez çocuk diye tutturan erkekler daha sonra "kadın çocuksuz olamaz" diyerek yine bizim adımıza karar vermiş gibi gözüküyor.
    Çok çocuk isteyen olursa da bunu da çözdüler Kuyucak ,Sperm bankası bu işi hallediyor.

  10. #55
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Kimse merak etmesin evde kavga çıkmadı..
    -Ben elbet kadın değilim..
    -İlişkilerde/evliliklerde hayatım boyunca eşitliği savundum.. Her tür ilişkimde eşitliği savundum ve yaşadım.. Hayatımda hiç astım ve üstüm olmadı.. Sokaklarda şarapcılar ile en üst ''önemlilere'' aynı değeri verdiğimi (hatta bana yakıştıramadığını) en iyi sen bilirsin Çiğdem Hanım..
    -Bu tartışmadaki konunun dağılmasında etken olan, kadın/erkek eşitliği ile kadınla erkeğin sistem karşısındaki eşitliğini ayrı ayrı tartışmak gerektiğini vurguladım.. Erkek sistem karşısında diğer erkekler ile eşit değil ki, kadınlar ile tam eşit olsun.. Ancak en azından sistem karşısında erkek ve kadının eşitliğini düşünce olarak savunmak zorundayım ben.. Yani isterseniz şöyle devam edelim..
    1- Sistem (ekonomi-kapitalizm-patron) karşısında erkek ve kadının eşitliği: Kadının çalışması (ekonomik özgürlük) sistem karşındaki erkek ve kadını eşitler.. Aslında bana kalsa erkeğin özgürlüğüdür bu .. Çünkü bu aile sorumluluğu palavrası erkeğin köleleşmesidir aynı zamanda..
    2-Erkek ve kadın eşitliği: İşte benim yazımda üzerinde durduğum asıl konu buydu.. Egemenlik savaşı asıl burada kopuyor benim yaşadığım Türkiye’de.. Bu bölümde 1. bölümde sağlanan sistem karşısında eşitler arasında savaş var diyebilirim.. Bu egemenlik savaşı bir tarafın galibiyeti ile sonuçlanınca özgürlük sağlıyor galip tarafa.. Oysa günümüzdeki modern yaşam şeklinde erkek ve kadının mutlaka birlikte yaşamasını gerektiren unsurlar azaldı.. Cinsellik eski önemini yitirdi, çeşitlendi hatta.. Egemenlik savaşından herkes zararlı çıktığını anlamaya başladı, usandı, bıktı.. Gelişmiş ülkelerde aynı cinsler arasında birlikte yaşama oranları aile sistemini kökünden sarsacak hale geldi.. Hatta ülkemizde bile başarılı kadınların çoğunluğu bekar, yalnız ve özgürdür..
    Ancak burada insanın doğallığına ters iki olay var aşılması gereken.. Kadının doğallığı doğurganlığıdır.. Erkeğin ise soyunun devam etmesi.. Birisi analık öteki ise miras şeklinde formüle edilebilir.. Dünyada tüm hukuk bu iki öge üstünde şekillenir.. İşte dediğim budur..
    Sperm bankaları ile analık belki yaşanabilir ancak miras sorunu çözülemez.. O yüzden aile sistemi özel mülkiyet olduğu sürece sürecek sanırım.. Yani 4.Dünya savaşı (aslında ilk) kan ve göz yaşı dökmeye devam edecek..
    3-Çalışan ve çalışmayan kadın eşitliği: İşte burada eşitlik kavramı saçmalık.. Bence birbirine bakış açısı demek lazım.. Bu açıklamada yetmez.. Kime karşı bakış açısı demek lazım.. Bu düşüncede yetmez.. Yine de erkeğe göre derseniz ve erkek gözünden derseniz; El insaf demek lazım.. Bu olayda binlerce değişken , yaşam şekli ve inanç var..

  11. #56
    Üye
    monalisa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.04-2008
    Son Giriş
    14.01-2016
    Saat
    21:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    335
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ben siteye uğramayalı beri bu başlık renklenmiş. Renklendikçe türlü düşünceler ileri sürülmüş. Konu dağıldıkça dağılmış. Kimileyin, toparlanmaya çalışılmış. Araya farklı konular girmiş. Biraz da ben dağıtayım dedim Aldım sazı elime!

    Ben, kadınların hem sosyo ekonomik sistemce hem de aile ve evlilikte erkek egemenliğinin baskısı altında çifte olarak bağımlı olduğunu ve sömürüldüğünü düşünüyorum.

    Hem sosyal düzene karşı çıkıyorum.

    Hem de erkek egemenliğine…

    Ama tabii, tüm bunların kökeninde kadınların yüzyıllar boyunca taşımak zorunda kaldıkları cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanan sorunlar olduğunu düşünüyorum. Namus cinayetleri işlenmesinin bir nedeni de, (belki de en önemli nedeni) Türkiye’de aydınlanma hareketi yaygınlaştırılmadığı içindir. Türkiye'nin en önemli sorunu, aydınlanma sorunudur.

    Erkek egemenliğinin kadında oluşturduğu psikolojiden söz etmek istiyorum biraz.

    Adı belki Fatma, belki Funda, belki Zeynep ; neyse işte! Milyonlarca kadın, yaşamının gidişini bir erkeğin varlığı üzerinden belirledi. Bilinçli mi? Hayır.Üstelik feminizmden ,kadın haklarından söz eden milyonlarca kadın da öyle!

    Ya diğer kadınlar? Tarlada çalışan, ekmek pişiren, evde erkeğe hizmetçilik eden, bankada, devlet dairelerinde, fabrikalarda çalışan kadınlar...Ya genelevlerde, sokaklarda çalışan kadınlar... Onların yaşamlarını erkek egemen düzen belirlemiyor mu?

    Kadınlar, bütünüyle toplumun kadında oluşturduğu psikolojik duruma bağlı olarak bilinçsizce bir yaşam kuruyorlar. Kurdukları yaşam ,gerçekte kendi istedikleri yaşam olmuyor. Erkeğin ,toplumun belirlediği yaşamı yaşıyorlar.
    Öyleyse, toplumun kadında oluşturduğu psikolojik durum üzerinde durmak gerekir.Erkek egemen dünya, kadını şu özelliklerin içine hapsetmiştir:

    “Kadının aklı noksandır, kadın bilmez,kadın erkeğin karşısında fazla konuşmaz(itiraz etmez),kadınlar duygusaldır(zayıftırlar),kadın becerikli olmalıdır, doğurgan kadın iyidir,kadınlar şeytandır(erkek kendi günahlarının nedeni olarak kadını ileri sürer),yuvayı kadın kurar, kadın ağırbaşlı olmalıdır, kadın erkeğin sözünü dinlemelidir(çalışma diyorsa çalışmamalı, örtün diyorsa örtünmelidir),kendini erkeğe beğendirmelidir(güzel olmalıdır, iyi yemekler yapıp kocasını hoşnut etmelidir),güleryüzlü olmalıdır, kadın sağa sola değil yere bakmalıdır , kızlar kocaya gitmek için hazırlanıp çeyiz yapmalıdır, kadın dediğin başıboş olmaz,onu yönlendirecek bir erkek her zaman olmalıdır, kadın erkeğin gerisinde yürümelidir...”


    Kadına biçilmiş tüm bu roller, kadının erkek egemen düzene boyun eğmesini sağlamak içindir.Ancak yukarıdaki özelliklerdeki bir kadın, kolay yönlendirilebilir, yönetilebilir. Eğer bir kadın akıllı olursa erkeğin mantık dışı isteklerini sorgulayabilir.O zaman da kadını yönetmek zorlaşır.Bu nedenle akıllı kadın iyi değildir. Boşuna dememişler kadının saçı uzun aklı kısadır diye.

    Erkekler, akıllı kadın, istemiyorlar.
    Kadınlar akıllarından vazgeçmiştir sonuçta. Akıllıya yüz kere akılsız denmesinin ardından, kadınlar aklının kısa olduğuna inandırılmışlardır..’(Ben bilmem’ ifadesi bunu en iyi biçimde açıklar.)Aklının otoritesine sırt çevirip, geleneklerin ,törelerin ,dinsel dogmaların otoritesi altına girmişlerdir. Yaşamlarını bir yazgı olarak kabul edip suskunlaşmışlardır.


    Küçüklükten başlayarak verilen cinsiyetçi yetişme tarzı kadını psikolojik alt yapısını belirler.Küçük kız çocuğu ileride kocasına hizmet edecek şekilde yetiştirilir.Küçük yaşta eline örgüler, işlemeler verilir, çeyiz hazırlıklarına başlasın diye.Kocasına iyi hizmet etmesi için her şey öğretilir. Yemek, ütü ,terbiye kuralları...

    Kadının yaşam amacı, erkeğin düzenini ,rahatını sağlamak üzerine kurgulanır.Gülüyorsa gülme denir, ağırbaşlı olmalıdır. Bekaretinin koruması gereken en önemli değeri olduğu, daha çocuk yaşta bilinçaltına kazınır, bekaretini yitirmekten, kız kurusu olup ileride kimse tarafından istenmemekten korkar.Öyle ya, bir erkekte kendisini istemezse kadın hangi zeminde yaşayacaktır.

    Çevresinden aldığı mesajlar, kendisinin hep korunması gereken, bakılan ,zayıf bir varlık olduğunu anlatmaktadır.Kendine güvenmez, kendi başına olmaktan korkar.Varlığı hep bir erkekle birlikte anılmasından ileri gelir bunun nedeni.Tek başınalık ürkütücüdür.Kadın bu nedenle kendini bir erkeğin varlığında tamamlamaya çalışır.

    Pek çok yazar, dergilerde ,gazetelerde ,kitaplarda kadınların ummak ve beklemekle cezalandırıldığını yazarlar.Ummak ve beklemek kadına verilmiş cezalardır.Bu ifadeler bir eleştiri taşısa da , kadının cezalandırılmasının bir yazgı olduğu sonucunu verir.Kadınların uman ve bekleyen olduğu yargısının altında yüzyılı aşan dogmaların katmanı vardır.

    Kadın neleri umar ya da bekler?

    Bir erkeği beğenip sevse de erkeğin kendisine gelip arkadaşlık teklifi etmesini bekler.Evlenme teklifi bekler.Erkeğin kendine çiçek almasını bekler.Doğum günlerinin ,evlenme yıldönümlerinin anımsanmasını bekler.Kadın,erkeğin özel günlerini anımsamaması durumunda kendini değersiz duyumsayarak üzülür.

    Tüm kadınlara seslenmek isterim. Bir erkeğin size çiçek almasını beklemeyin. Canınız armağan almak istiyorsa, kendi kendinize armağan alarak önce siz kendi değerinizi belirleyin.

    Bunları Anadolu kadını için söylemek zordur.Çünkü beklemeyi ,ummayı bile bilmez Anadolu kadını.O bir ırgattır, süt sağar, yoğurt yapar,çocuk büyütür.Kendisinden bekleneni yerine getirir, beklemek gibi bir olanağı yoktur.

    Annemi hatırladım birden.

    Kentli kadının erkekten beklemesi belki de bir değer arayışı olarak yorumlanabilir.Kadın ,”sakatlanmış kişilikten “ ( yüzyıllar boyunca Aristo’nun kuramı tüm insanlığı abluka altına aldı) kurtulup kendini aramaktadır aslında.Erkekten çiçek bekleyen kadın, değer arayışının adresi olarak erkeği görmektedir.Bu adresin yanlış olduğu gün gibi açıktır.
    Buna karşılık insanlaşmanın gerisinde kalmış erkekler, kadınla kendisi arasındaki eşitsizliği sorgulamazlar.Kadını kendisinin hizmetkarı olduğunu sessizce kabullenirler.Çünkü eve gittiklerinde hazır sıcak çorba iyidir.Fazla akıllı kadın(eleştiren, sorgulayan ) erkeği rahatsız eder.Erkek, toplumdaki iktidarından hoşnuttur nede olsa. Kadın çalışıyorsa, ‘ikimizde çalışıyoruz, ben eve gelir gelmez mutfağa giriyorum, sen televizyonun karşısında geçiyorsun(kadın adaletsizliği görmektedir), bu durumdan bıktım. " der.

    İktidarındaki rahatından hiçte vazgeçmeye niyeti olmayan erkekle kadın arasında çatışma başlar.Bu nedenle anket sonuçlarından ‘üniversiteli erkekler daha fazla eşlerine şiddet gösteriyor ‘sonucu çıkar. Eğitim alan kadının, yaşadığı sorunları sorgulaması daha fazla olanaklıdır. Ekonomik bağımsızlığı vardır genellikle.Kadın erkeği eleştirir.Çatışma en dayanılmaz noktada şiddete varır ya da boşanmaya.

    Sonuçta, kadına yüklenen rollerinin pek de değişmediğini düşünüyorum günümüzde. Çünkü, erkekler, iktidarlarını kaybetmek istemiyorlar. Ama, kadınlar, söke söke alacaklar haklarını! İşte buna inanıyorum.

    Tabii, kadın sorunu, çok girift bir konu!

    Ne kadar yazsan da, bitmiyor.

    Gerçekten kadınlar/erkekler, bağımlı/bağlı olmaktan bir ilişkiden/evlilikten bıktılar mı?

    Tabii, kadın erkek ilişkisi ayrı bir konu! Ancak, ben birlikteliklerde şunu gözlemliyorum. Eğer, bir ilişki de, birbirini geliştirme yoksa, o ilişki kısırlaşıyor.

    Evliliğin ise, insan doğasına aykırı olduğunu düşünüyorum. Evliliğin ayrı bir başlık altında incelenmesi gerektiğini düşünüyorum.

  12. #57
    Üye
    mehmet_barcin Avatarı

    Gerçek Adı
    mehmet
    Üyelik Tarihi
    24.08-2008
    Son Giriş
    05.03-2015
    Saat
    19:04
    Yaşadığı Yer
    izmir/buca
    Mesaj
    57
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    neptun ben sana katılıyorum aslında güzel bir mizahi siyaset yapmışsın ve güzelde bir yazı olmuş
    senin satır aralarında belirittiğin bazı şeyler yaşadığımız ataerkil toplumun aynası mahiyetinde önemlidir bence
    bende sunu anlamam erkekler calışan kadınlara pek iyi bakmazlar buna hiç anlam veremiyorum sanki calışan kadın işyerindeki bütün erkeklerle yatıyomuş gibi bu ne ahmaklıktır bu ne düşüncesizliktir

  13. #58
    Üye
    KUZEY Avatarı

    Üyelik Tarihi
    17.02-2005
    Son Giriş
    27.08-2017
    Saat
    11:32
    Yaşadığı Yer
    walton/ingiltere
    Mesaj
    706
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Kadinlar ve Erkekler her alanda esit haklara sahip olmali, bir Kadin icin ekonomik ozgurluk cok onemli
    bir erkege ekonomik olarak bagimli olmak kadinin onundeki engellerden biridir.
    Yasal olarak kadinlara is guvencesi verilmeli elbette kadin hamile kaldiginda ve sonrasinda guvende
    olmali diger yandan Ataerkil toplumun getirmis oldugu kafa yapisi degismeli ki bunun bugunden
    yarina degismesi son derece guc bu noktada egitim onemli...




Sayfa 4 / 4 İlkİlk 1234