Sayfa 3 / 4 İlkİlk 1234 SonSon
Toplam 58 mesajın 31-45 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #31
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Ekonomik bağımsızlığın olması görüşüne katılmakla beraber;
    Kadının ekonomik bağımsızlığını kazanması tam anlamıyla özgürlüğünün sahibi olduğu anlamına gelmez diye düşünüyorum.Etrafınızda çalışan bayanların büyük bir bölümünün bankamatik kartı ya da kredi kartı eşinin elindedir.Yani aileden verilen erkek evin temelidir görüşünü aşamayan kadınların çalışmayan kadınlardan farkı yok gibi .ekonomik özgürlüğünü kazanan kadın kavramı tek başına yetersiz kalıyor.Kadın başta kadın kimliğini oluşturmalı edilgenlikten kurtulmalıdır...Ne kadar maaş aldığını bilmeyen kadınların kazandığı ekonomik özgürlük ne kadar özgürlüktür ....

    Kadın özgürleşirken yaşamına eş kabul etiği kişiyi de özgürleştirmeyi unutmamalı.Hatta yetiştirdiği çocukları arasında cinsiyet ayrımı yapmamlıdır ki sorun temelinden çözülsün.Sonuçta erkekleri de kız çocukları gibi büyüten kadınlardır.

    Çalışmayan bazı kadınların çalışan bazı kadınlardan daha rahat hareket ettiğide olur.Tam terside mevcuttur....Kadın ekonomik bağımsızlığını kazanırken özgürleşirken kendini de köle olarak görmeyi bırakmalıdır ki mücadele tam anlamıyla sonuç bulsun...Yetiştirme tarzından kaynaklanan yanlış öğretileri ya da dikte edilmiş öğretileri de aşabilmelidir...

  2. #32
    Üye
    iremsu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    17.02-2010
    Son Giriş
    Saat
    Mesaj
    485
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ekonomik özgürlüğü olup ezilen,
    çalışıp ezilen,
    ev hanımı olup saltanat süren,
    ev hanımı olup horlanan
    bunların yanında bu olguları olumlu olumsuz benimseyenlere gerek kendimizden gerekse çevremizden yüzlerce örnek gösterebiliriz.

    ben 27 yaşına kadar okudum.okurken çocuğum oldu ev hanımlığı da yaptım ayrıca çalıştımda
    27 yaşımdan sonra çalıştım ev hanımlığı yaptım çocuk baktım çalışırken ıkıcı çocuğum oldu
    37 yaşından sonra ev hanımlığı yaptım raporlu olduğumdan maaşım vardı
    3 ay ne maaş aldım ne çalıştım ama ev hanımlığı yaptım...

    ev hanımlığı işinde çalışan tüm bay bayanlara allah kolaylık versin diyorum...
    maaş al alma toplumda bayan olarak ev hanımı misyonunuz var.Maaş alınca tabi biraz daha höt deme hakkınız oluyor olmasınada bu yıpranmamanızı
    kendinizi paralamamanıza engel değil

    ben çalışırken hafta sonu eşimle kahvaltı keyfimiz vardı ...şimdilerde brunch mı deniyor hanı sofra başında saatlerce süren keyfe işteondan....
    beraber kurar beraber toplardık eğer o hafta yoğun geçtiyse dışarda yerdik...

    benım haftam yoğunda geçse eşim oh be diyor bir hafta sonum var...bende ona bakıp yazıktır ya adam hersabah 6 da işe gidiyor otursunda hazıra konsun diyorum derken bir bakıyorum benımhiç bir hafta sonum yok!
    eee vicdanda taşıyorsunuz üstelik eşimde kadın yapar erkek oturur zihniyetinden yoksun biri herşeyi beraber yapalım der genede ...
    eziliyorsun senı eşin ezmese kendin eziyorsun...başkası baskı yapmasa sen yapıyorsun!
    bu ezilmişliğin bir boyutu.....diğer boyutlarınıda kendi açımdan yazacağım...


    işte alsana sorun bunu yazacağım ,ne yazacağım derken pişlavı yaktım!bunu bile yaparken ev hanımı misyonum var ya !!!!valla bıkmışım ev işlerinden ev hanımlığından ....al istifada edemiyorsun
    yandı pilav...maskara olduğunda cabası

  3. #33
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Çalışan ve üreten kadınların dayanışması sayesinde gerçekleştirebildiğim bir tatilden döndüm henüz. Bu tatili koca parası ve imkanlarıyla gerçekleştirmeyi tercih eder miydim bilemiyorum. Neden olmasın? Bana bu imkanı sağlayan erkeğe müthiş bir saygı ve hayranlık duyardım herhalde.
    Ben yokken bu başlık hayli hareketlenmiş.
    Sosyal güvence kavramı iyi hoş da, şu kadının ekonomik özgürlüğünün ne menem bir şey olduğunu ben de Rekursion gibi tam olarak çözebilmiş değilim. Eğer kadın evli ve çocuklu değilse, çalışıyor ve iyi kazanıyorsa, kazandığı parayla aile bireylerinden herhangi birisine bakmakla yükümlü değilse, evet ekonomik özgürlükten söz edilebilir çünkü kazancını istediği şekilde harcama ya da tasarruf etme lüksüne sahiptir. Giderlerini istediği şekilde belirleyebilir. Ödeyeceği faturalar sadece kendisine ait olacaktır. Canı isterse pişirir, istemezse pişirmez. Para harcamak istemezse peynir ekmek yer, canı istediği zaman dışarıda kendisine mükellef bir yemek ısmarlar. Bütçesine uygun istediği tatili seçip seçmemekte özgürdür. (Zaten bütün kadınlar aptal değildir, bazıları bekardır)
    Evli ve çocuklu bir kadın eğer çalışıyorsa, çalışmak zorunda olduğu için, ekonomik özgürlüğü olmadığı için çalışıyordur. Hangi kadın günde en az sekiz saat mesai yaptıktan sonra eve gelip yemek hazırlamak, ortalığı toparlamak, çocuklarıyla ilgilenmek, temizlik, ütü vs gibi ev işleriyle ilgilenmek ister ki? Üstelik kazancının hadi tamamını demeyelim ama büyük bir bölümünü evine, çocuklarına, işe gidip gelirken eskittiği pabuçlarını yenilemeye, faturalara falan harcarken, ekonomik anlamda nasıl özgür olabilir? Bugün canım yemek pişirmek istemiyor, dışarıda yiyelim deme lüksüne ayda kaç gün sahip olabilir? “Benim ekonomik özgürlüğüm var” diyerek, parasını dilediği gibi harcamak ya da tasarruf etmek ayrıcalığına sahip midir? Çalışan kadınlar bu ayrıcalıkları yaşayamazken, kocası asgari ücretle çalışan bir ev hanımının mutfak masraflarından kısıntı yaparak bankada yüklü miktarlarda para biriktirdiğini de bilirim ben. Hatta altın günleri için ne yapıp edip para alırlar kocalarından. Çalışan kadın her akşam üç- dört kişilik sofrayı nasıl kuracağının hesabını yaparken, ev hanımları kabul günlerinde 20- 30 kişiyi alınlarının akıyla sofraları donatarak ağırlayabilirler. Aklım ermiyor bunun sırrı hikmetine.

    Şehriciğim, senin sözünü ettiğin, o akıl almaz çıkmazlarda olan kadınların tek dertleri para kazanamamaksa eğer, kim alıkoyuyor onları çalışmaktan? Hadi eğitim alamamak onların suçu değil ama, herkesin yapabileceği ve para kazanabileceği bir iş olduğu konusunda ısrar ediyorum ben. İş beğenmiyorsa, elinden hiç bir halt gelmiyorsa, kendisine verilen, hiç bir vasıf gerektirmeyen basit işleri bile beceremiyorsa kimse kusura bakmasın ama bu kendi kabahati. Ben insanların tırım tırım vasıfsız kadın işçi arayıp da bulamadıklarını bilirim. Demek ki bütün kadınlar çok vasıflı ki bulunamıyor vasıfsız işçi.
    Vasıfsız işçi olarak bir devlet kuruluşunda işe başlayan bir hanımın, ilk maaşının tamamından da fazla tutarda ultra modern bir cep telefonu aldığına şahit oldum geçenlerde. Çok zor durumda bu hanım. Kocası da işsiz. Tam “ayranı yok içmeye tahtırevanla gider .ıçmaya manzarası.”

    Eğitimli kadın, işe giderken küçük bebeğini bırakacak bir kreş bulamamış, bakıcı bulmuş bir şekilde. Bakıcı oturmuş, neden daha fazla kazanamadığının- en azından bebeğine baktığı kadın kadar kazanamadığının hesabını yapıyor. Aldığı paraya mırın kırın ediyor, sabahları erken kalkmak zor geliyor. Yahu bu kadın maaşının yarısını sana veriyor zaten bebeğine bakasın diye. Küçücük bebeğini sana bırakıp sabahın kör karanlığında yollara düşüyor senin de maaşını ödeyebilmek için. Sen sıcak yatağında uyurken o uykusuz geceler geçirmiş bir diploma sahibi olacağım diye. Okulun yolunu tutmuş her sabah. Maaşının tamamını sana vermesi mi adalet olacak?
    Pek çok ilde, pek çok belediyenin ücretsiz meslek edindirme kursları açtığını biliriz hepimiz. Bütün kadınlar meslek sahiymiş gibi, fazla talep olmaz bu kurslara. Ya da bir iki gün gelip bıkarlar. Hadi kursu bir şekilde tamamladılar diyelim, artık meslek sahibi oldular ya! İş beğenmezler falan filan.

    Açmışım yine şom ağzımı. Ne yapayım; çaresizlik, fakirlik, engellilik, acizlik edebiyatını sevmiyorum ben. Tuzu kuru olduğumdan değil, gerektiğinde yırtıcı olabildiğimden kaynaklanıyor galiba bu insanoğlunun kuyruğunu daima dik tutması gerektiği saplantısı. Ağzımla kuş da tutsam, erkek egemen zihniyetlere meydan okumanın zorluğundan kaynaklanıyor. Cehalete ve tembelliğe tahammülsüzlüğümden kaynaklanıyor. Hak verilmiyor, alınıyor. Dişiyle, tırnağıyla söke söke alıyor hakkını alan bu dünyadan.

    Lafın ucu kaçmış gitmiş. Eğer bağlayacak olursak, dönüp dolaşıp aynı şeyi söyleyeceğim. Ne mutlu çalışmak zorunda olmayan evli kadınlara- ev kadınlarına. Ekonomik özgürlük diye onlarınkine derim ben.
    (Kızma bana monalisa. Yoruldum galiba artık çalışmaktan)

  4. #34
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    15:37
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Empatizancığım sen aslında bunları benden daha iyi biliyorsun,beni yorma yaf
    Seçimler bizim elimizde diyoruz,biz kadınlara olanaklar veriyoruz ama kullanmıyorlar diyorsun hangi kadına böyle bir olanak verilmiş de kullanmamış, zaman o kadının kafasında iki gram beyin yok demektir
    Bize hiç birşey altın tepsi içinde sunulmadı,çaba göstermesem ben de o kadınlardan biri olacaktım,ama benim şartlarım farklıydı,elimden tutan biri vardı,bir kızın ve özellikle engelli bir kızın okuyup meslek sahibi olarak yaşamına sahip çıkması gerekir diyen...Herkes desteğe sahip olmayabiliyor...şu konuda haklısın,öğrenilmiş çaresizliği öğrenmek konusunda uzmanız,toplum olarak..Böyle gelmiş böyle gidecek,ne değişir ki bundan sonra diye..Herşeyi sineye çekmeyi öğrenip,gerçekliğini bal gibi bilsek de, üç maymunu oynamak konusunda uzmanız,sana bu konuda sonuna kadar katılıyorum

  5. #35
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Tüm insanların ortalama olarak aynı ağırlıkta beyine sahip oldukları kesin Şehriciğim. (1400 gr civarı olduğu söyleniyor).

    İnsanları ve toplumları birbirinden ayıran fark ve acziyeti, mağduriyeti, çaresizliği doğuran sebepler de bu beyinleri nasıl ve ne kadar kullandığımızla ilintili olsa gerek.

  6. #36
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    15:37
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Önemli olan ağırlık değil,işlevselliği
    İşlevselliği de yetmiyor, bu durumu etkileyen o kadar etmen var ki...
    Atalarımız ne demiş. "Eşekten düşmeyen eşekten düşenlerin halini bilmez.." Sonsuz olanakları olan bir kadın,Anadolu'nun köyündeki çaresiz bir kadını anlaması hele de empati kurup anlaması çok çok zor,empatizancığım
    Bir gün bir araya gelip görüşmek mümkün olursa,uzun uzun konuşuruz bunları...

  7. #37
    Üye
    murat01_80 Avatarı

    Gerçek Adı
    murat
    Üyelik Tarihi
    14.04-2008
    Son Giriş
    24.03-2017
    Saat
    16:47
    Mesaj
    712
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ne kadar uzuuuuuuuuuuuunnnnnn uznnnnnnnnn yazmıssınız..okuyamıcam valla hepsını...

  8. #38
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ah be Şehricim, ben başka bir gezegende ya da camdan kalemde yaşamıyorum. Biliyorum nice çaresizlik, sefalet öykülerini. Gözümle görüyor, iliklerime kadar hissediyorum. Ama o çaresizliğin içinde başarı öykülerini yazanları, imkansızı başaranları da yabana atmayalım diyorum.
    Sen benden çok daha iyi biliyorsun insanoğlunun inandıktan, kendine güvendikten ve bir yola baş koyduktan sonra elinden hiçbir şeyin kurtulamayacağını, kadere teslim olmanın şart olmadığını, kader dediğimiz yolu aslında kendi seçimlerimizle süsleyip güzelleştirebileceğimizi…
    Gerçekten yüz yüze konuşmak gerek bunları. Afaki kalıyor bazı fikirler forumlarda. Beklerim Davetim her zaman geçerli.

  9. #39
    Üye
    monalisa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.04-2008
    Son Giriş
    14.01-2016
    Saat
    21:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    335
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ne güzel Empatizancığım! Çalışan bir kadın olarak bir tatil yapmışsın. Gel seni çocukluğumun geçtiği mahalleye götüreyim. Orada İstanbul’un neresi olduğunu bilmeyen kadınlar var. Orada henüz kendi mahallesinden dışarı adım atmayan kadınlar var. Orada kocasından yediği dayağı sineye çeken kadınlar var. Daha bir sürü şey…

    Lütfen kendi öznelimizi nesnel gerçeklik sanmayalım. Evet, sorun burada. Tabii, bir de sorgulanması gereken bir evlilik kurumu var. Bu ülkede bir çok kadın, evliliği geleceğin sigortası olarak görüyor. İşte yanlış burada. Kocaya sırtını dayayarak, geleceğini bir insanın keyfiyetine bırakarak bir kadın değil, bir insan, nasıl bireyselliğini kazanabilir? Sizin deyiminizle, nasıl özgür olabilir?

    Gerçekten inanamıyorum yazdıklarınıza… Ben boşu boşuna mı yazıyorum? Eğer, ekonomik bağımsızlığın” ne olduğunu anlatamıyorsam, yazık bana!

    Biz nasıl oluyor da, ev hanımlığıyla, çalışmayı aynı kefeye koyuyoruz? Sonra da birbiriyle kıyaslıyoruz? Zira, her ikisi de, birbirine karşıttır. Karşıtlık, zaten farklılık demektir. Her ikisi de, ayrı ayrı incelenmesi gerekir. Ev hanımlığı başkadır. Çalışmak başkadır. Ev hanımı olmayı kendi içinde sınıflara ayırarak, çalışmayı da kendi içinde sınıflara ayırarak, teker teker sorunları gözler önüne sermek gerekir. Tabii, bir de evlilik kurumu var. Onu da, ayrıca sorgulamak gerekir.

    İşte çelişki buradan kaynaklanıyor. Çelişkinin içinde çelişkiyi arıyoruz.

    Çalışan kadının bir çok sorunu var. Kesinlikle bunu yadsımıyorum. İyi de, bu sorunlar, yine kadınların kendisinden kaynaklanıyor. Neden hem çalışıp hem de evin ve çocukların yükümlülüğünü üstüne alıyorlar? Ataerkil düzenle, kapitalizm birbirini besliyor demedim mi ben? İşte sorunun nedeni…

    Çalışmak tek başına bağımsızlığın kapılarını açmak için yeterli değildir, demedim mi? Önce, bilinçlerin aydınlanması gerekiyor. Bizlere öğretilen rollerinden kurtulmak için, bilinçlerimizi gelenek ve göreneklerin kalıplarından kurtulamazsak tabii ki, her alanda eziliriz.

    Evet, seni anlıyorum Empatizan. Çalışmak… Kapitalizm de, insan ilişkileri öyle metalaşmış ki… Öylesine, insanlar, birbirine yabancılaşmış ki… Ben de nefret ederdim sabahın köründe kalkıp servise koşarken yaşamın tadına varamamaktan… Sonra da, iş yerinde sürekli bir rekabet… Sürekli bir işe koşulma… İşte, bir zamanlar erdem olarak bilinen, “çalışmaya” düşman olup çıktık şimdi? Neden dersiniz?

    İnsan ne kadar üretirse o kadar sefaleti artar. Ne kadar meta üretirse o kadar ucuz meta olur. Sonra da, kendine, ürettiğine, doğaya, topluma yabancılaşır. Bu aşamada insan, nesnenin kölesi olur. İşte bu yüzden sevmiyoruz çalışmayı…

    Her neyse! Ben düşüncelerimi yazayım da… İsteyen inanır. İsteyen araştırır. İsteyen inanmaz. Çünkü, ne kadar yazsam da, (sözüm meclisten dışarı) söylenenler, karşınızdakinin anlayacağı kadardır. Nerden mi biliyorum? Yine kendimden… Bir de, teoriyle, pratik her zaman uyuşmuyor. Valla! Yine kendimden biliyorum. Kendime bakıp ,insanı anlamaya çalışıyorum da ondan.

  10. #40
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    15:37
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Davetin çin teşekkür ederim,umarım bir gün gerçekleştirme şansımız olur...

    Kadınlar töre cinayetleriyle öldürülürken,bedenine,kadınlığına,çocuğuna,eşine sahip çıkamazken, bizim camdan köşklerimizde hayat ne kadar da kolay görünüyor,empatizancığım
    Hayatta bazı şeyler var ki anlatılsa da anlaşılması mümkün olmuyor,gerçekdışı görünüyor,forumlarda kendi afakileri savunmak gibi görünüyor,ama öyle değil!!!!

  11. #41
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Güneydoğu’dan göç etmiş 3 çocuklu bir ailenin kızı. Annesi hiç Türkçe bilmiyor, Baba derdini anlatacak kadar konuşuyor Türkçeyi. İnşaatlarda, bulduğu gündelik işlerde çalışıyor. Kızın 5 yıl İlkokula gitme şansı olmuş. Okula devam etmek istediyse de okutmayıp, 16 yaşında evlendirmişler.

    Hemen 2 oğlu olmuş bir sene arayla. Kocası da işsiz sayılır. Bulabildiği götürü işlerde çalışıyor. Derken koca epilepsi hastası oluyor ve daha sonra da beyin ameliyatı geçirerek bakıma muhtaç bir hale geliyor.
    Kadın eğitimsiz ama akıllı, çalışkan. Ne yedirip içirecek iki çocuğuna, sağlık güvencesi bile olmayan kocasına?

    Belediyeye, valiliğe sağa sola gidip iş ve yardım aramaya çalışıyor. Yakacak, giyecek kira yardımı almaya ve ev işlerinde gündelikçi olarak çalışmaya başlıyor. Dürüstlüğü ve çalışkanlığı ile, tanıştığı herkese sevdiriyor kendisini. Gel zaman git zaman ona sigortalı ve kadrolu işler de bulunuyor ama yaptığı işten memnun. Haftada 6 gün çalışıp, oldukça iyi para kazanıyor. Tek dileği oğullarını okutup iyi bir meslek sahibi yapmak.

    Oğullarının önüne elinden gelen tüm imkanları sunuyor okumaları için. Yaşadığı evin koşulları ve evde hasta bir babanın varlığı çocukların ders çalışmaları için elverişli olmayabilir diye çocukları konforlu bir yurdu olan liseye gönderiyor tanıdıklarının vasıtasıyla. Çocuklar hafta içi okulun yurdunda kalıp, hafta sonları eve geliyorlar. Bir dershane, çocukların ücretsiz olarak üniversite sınavına hazırlanmaları için yardımcı oluyor. Hatta, gerekirse çocuklarıma özel ders de aldırırım diye, bazı öğretmenlerin evine ücret almadan temizliğe gitmeye bile razı kadın. Çocukları dışında kimse onun emeğini istismar etmiyor ayrı mesele.


    Bu arada kocası vefat etti. Küçük oğlu, iki yıllık bir yüksekokula yaptırdı kayıdını. Ama devam etmedi. Şimdi çıraklık yapıyor bir tamir atölyesinde. Annelerinin bütün çabalarına rağmen ders çalışmayı sevmedi hiç bu oğlanlar.

    Büyük oğlu iki denemesinde de kazanamadı üniversite sınavını. Açıköğretim Fakültesine kayıt oldu, onu da sürdürmedi. Sonra bir şekilde devlet memuru oldu. Daha ilk maaşını aldığında, “ben evleneceğim” diye tutturdu. Sevdiği bir kız varmış. İyi hoş, sevgiye saygımız sonsuz ama, kızın babası 25 tane Reşat altınını başlık parası olarak almadan veremezmiş kızını (yaklaşık 10.000 TL yapıyor galiba). Düğün de istermiş. Tabii bir de yeni ev kurmak için yapılacak masraflar var.

    - Şart mı oğlum o kızla evlenmen?
    - Şart.
    - Hemen evlenmen şart mı? Para biriktir öyle evlen.
    - Yok bekleyemem, kızın isteyenleri varmış.
    - Kızını parayla satan bir babaya 25 altın vereceğine ve yok canınla düğün yapacağına, o parayı eviniz için harcarsınız!
    - Kız ailemin sözünden çıkmam diyor.
    - Yahu bu kız 18 yaşını geçmiş. Aklı başında, hatta okumuş bir kız. Kendisini parayla satan babanın sözünden çıksa ne olur çıkmasa ne olur. Evlenin, olsun bitsin.
    - Yok, olmaz diyor kız.


    Annesinin hatırına araya girip kızın babasıyla konuşmaya gidenler oluyor. “Yapma, etme, o parayı sana verse borcunu nasıl öder bu çocuk. Bırak bir yuva kursunlar, kendi yağlarıyla kavrulup gitsinler. Kızın satılık mal mı senin? “
    Adam anlamıyor laftan. Ben diğer kızlarımı da başlıksız vermedim diyor.


    Eh, oğlumuz artık devlet memuru oldu ya, istediği bankadan istediği kadar kredi çekebilir. 25 Reşat altını, düğün parası, kızın istediği ev eşyaları…. Boğazına kadar borç. Annesi “seni evlatlıktan reddederim diye yırtınsa da” etraftan nasihat verenler olsa da evleniyor sevdiği kızla.


    Karısıyla birlikte, İstanbul’un neresi olduğunu bilmeyen kadınların yaşadığı bir mahalleye yerleşiyorlar. Maaş daha eline bile geçmeden banka kredilerine kesildiği için, elde yok, avuçta yok. Oğlumuz, sevdiği kızın babasına verdiği 25 Reşat altının ve yaptığı düğün masraflarının hırsını, çoook severek evlendiği karısını hırpalayarak çıkarmaya çalışıyor. Üstelik karısı hamile. O bebek ne şartlarda doğacak? Karısı da çocuğu da İstanbul’un neresi olduğunu görebilecekler mi bir gün?

    Bu bir hikaye değil. Çok yakından bildiğim bir kaç hayatın minik bir profili. Aptallıktan, cehaletten, tembellikten, yoksulluktan nasıl kurtulamayıp, kendimizden sonra gelen nesilleri de aynı kadere nasıl sürüklediğimize dair küçük bir örnek.

  12. #42
    Üye
    monalisa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.04-2008
    Son Giriş
    14.01-2016
    Saat
    21:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    335
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Çevremizde bunun gibi binlerce örnek var sevgili Empatizan. Binlerce dram… Bunun altında yatan nedenleri irdelemek gerekir.
    İnsanlara bir yafta yapıştırarak işin içinden çıkamayız.
    Feodalitenin izleri halen yaşamımızı belirliyorsa,
    Kadınlar, “mal” gibi satılıp alınıp veriliyorsa,
    Yeni kuşaklar, bilgi edinmeyi, sevmiyorsa,
    Bu ülkede yoksulluk yüzünden insanlar sefalet içinde yaşıyorsa,
    Bu ülkede çocuklar köprü altlarında yatıyorsa,
    Bu ülkede çocukların geleceği çalınıyorsa,
    Bu ülkede, kadın “namus” olarak görülüyorsa,
    Bu ülkede, boşanan kadına bile erkeğin malı olarak bakıyorsa,
    Bu ülkede töre cinayetleri işleniyorsa,
    Bu ülkede kadın bedeni metalaşıyorsa,
    Bu ülkede binlerce kadın, fahişeliğe zorlanıyorsa,
    Bu ülkede, kadın bedeni cinsel sömürü için kullanıyorsa,
    Bu ülkede, şiddetin her türlüsünü kadın görüyorsa,
    Önce, kadınların, o kadınların yaşamına sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum.
    Biz kadınlar, çocukları yetiştirenleriz. Çocuklarımızı kız/erkek modeline göre yetiştirmeyelim.
    Evliliği kadınların sigortası olarak görmeyelim.
    Kadınlara yönelik ayrımcılık varsa, bu ayrımcılığın oluşmasında her birimizin sorumluluğu var diye düşünüyorum.
    Kadınlar olarak kadınlara yönelik geliştirilen her türlü ayrımcılığın önlenmesinde birlikte mücadele edelim.
    Yaşasın kadın dayanışması!

  13. #43
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Monalisacığım, sadece verdiğim örnek üzerinden gidelim.

    Bu sözünü ettiğim delikanlının annesi, yoksulluk yüzünden çocukları ve hatta gelinleri ve torunları sefalet içinde yaşamasın diye, zincirleri kırmak için elinden geleni yaptı.
    Onun durumunda zincirleri kırmanın tek yolu çocuklarını okutmaktı. Mücadeleci, dürüst ve çalışkan bir insan olduğu için, çevresindeki herkes ona destek oldu. Karşısına çıkan tüm kadınlar onunla dayanışma içerisindeydiler.
    Oğullarının geleceğini çalan olmadı hiç.
    Ama çocuklar annelerinin tüm çabalarına, kendilerine sunulan tüm eğitim imkanlarına rağmen gelecekleri için kıllarını kıpırdatmadılar.

    İyi tamam, herkes okumak zorunda değil. Neticede bu oğlumuz da ekmeğini aldı eline. En azından töreye karşı koyabilirlerdi. Sevdiği kızın babasına 25 altını sayıp, anlı şanlı düğün yapmak için aldığı kredileri nasıl ödeyeceğini düşünememek aptallık değil de nedir?

    Kız kendisini bir mal gibi satan babasına karşı koyup da evlenseydi sevdiği delikanlıyla ne kaybederdi? Vurur muydu babası onu? 18 yaşını geçmiş reşit bir kızın evliliğini hangi töre bozabilirdi? Bunlar uzun uzun anlatıldı kıza. Şu anda yaşadığı sefaletin resmi koyuldu önüne. Onun ve doğmamış çocuğunun gelecekteki yaşamına sahip çıkıldı ama o kıramadıysa zinciri bu kimin kabahati?

    Binlerce olmasa da yüzlerce dramın altında yatan pek çok sebebin, artık yapıştırmaktan çekinmeyeceğim yaftalar yüzünden olduğunu biliyorum monalisa. Zaman zaman kendi dramlarım da dahil buna.

    Elbette yaşasın kadın dayanışması. Hatta kadın- erkek diye ayırmayalım, “Yaşasın insan dayanışması.”
    Birileri hep omuz veren olmasın. Herkes destek versin bu dayanışmaya.

    Sahi bu arada sen nerelerdesin neptun
    Bak açtığın başlık bambaşka yerlere sürüklendi gidiyor. Gel de toparla şu konunu.

  14. #44
    Üye
    Cigdem Kuyucak Avatarı

    Üyelik Tarihi
    01.08-2008
    Son Giriş
    20.07-2013
    Saat
    17:25
    Yaşadığı Yer
    Antalya
    Mesaj
    168
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Evet yaa konu başka yerlere gitti ama iyide oldu sanki...
    Empatizan dışında bütün kadınlar kadınların ekonomik özgürlüğünden yana sonuçta.


    Ahh canım empatizancığım ,biraz maydanoz olmak geldi içimden.
    Monalisa'ya bir soru sormuşsun da (cevabını bilmezmiş gibi).
    Cevabını Türkiye'de yaşayan her insan bilir. Başlık parası isteyen babalar,
    kızları sevdiğine kaçınca bellerine silahı koydukları gibi kızlarını aramaya başlarlar.
    Yani babasına karşı gelecek ,kendisinin bir mal olmadığını anlatacak yada onu dinleyecek baba, o senin söylediğin yörelerde çok değil. Öyle "18 yaşına geldi töre işlemez artık" diyen baba varmı oralarda ben bilmiyorum; varsa da çok değildir.
    Kısacası herkez kıramıyor işte zincirlerini. Bazı insanlar gelecekte başına nelerin
    geleceğini görüyor temkinli gidiyor bazıları görmezden gelip anın tadını çıkartıyor.

  15. #45
    Üye
    vilanjik Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    02.08-2009
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    17:45
    Yaşadığı Yer
    Eskisehir
    Mesaj
    11.711
    Alınan Beğeniler
    30
    Verilen Beğeniler
    10
    Blog Mesajları
    123

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Kadının ekonomik özgürlüğünü eline alması neyi sağlayacak ben gerçekten anlayabilmiş değilim.Kadının en büyük problemi erkek eğemen anlayışın ona bakış açısı değil mi?Ekonomik özgürlüğünü eline aldığı zaman bu bakış açısı değişecek mi? Kadınların ekonomik özgürlüğünü alması berdeli töre cinayetlerini bitirecekmi? Töre cinayetlerinin altındaki temel mantık kadını namus olarak gören anlayış değilmidir?Bu anlayışı kadınların ekonomik özgürlüğümü bitirecek.Anadolu metropoller gibi değil demek,gel olaylara burdan bak demek anadoluyu tanımayan birinin edeceği bir söylem tarzıdır.Tarlada bağda bahçede çalışan hep kadındır.Fındık tarlasında,pancar tarlasında çalışanlarda kadındır.Evin ekonomisi bir anlamda kadının sayesinde döner.kadının ekonomik bağımsızlığı,kadının kurtuluşu olacak söylemi, bizzat sistemin devamını isteyenlerin duymak ve tartışmak istediği bir tartışmadır.Ben bu tartişmanın hiç bir fayda vermeyip geçmişteki yapılan tartışmaların tekrarı olacağı kanısındayım.Olaya felsefik açıdan yaklaşırsak kadının ekonomik özgürlüğünü sağlaması sadece nicel bir değişimdir.Bunun gibi yüzlece nicel değişim sayesinde kadın ve erkeği eşit değerlendiren ortak bir ahlak anlayışı olan nitel değişime ulaşacağız.Zaten buraya yazan bir kaç istisna dışında tamamı kadının ekonomik özgürlüğünü sağlamasının kadının kurtuluşu için yeterli olamayacağı yönünde.Büyük bir filozof der ki, Hedefin bir yıllıksa pirinç ek.Hedefin on yıllıksa ağaç ek.Ama hedefin yüzyıllıksa insan yetiştir.Burada çocuğun yetiştirilmesinde temel faktör olan annelere büyük görevler düşüyor.Çocuğunu(Erkek yapınca hovardalık,kadın yapınca namussuzluk) gibi iki yüzlü bir ahlakla değil.(Kadında erkekte yaparsa namussuzluk yada kadınında erkekte yaparsa hovardalık olur) gibi cins ayrımı gütmeyen ahlak anlayışıyla donatmalıdır.Bu anlayışın yerleşmeside zaten kadının ekonomik anlamda özgür kalıp kalmaması sorununu kökten halleder.




Sayfa 3 / 4 İlkİlk 1234 SonSon