Sayfa 2 / 4 İlkİlk 1234 SonSon
Toplam 58 mesajın 16-30 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    UYGAR Avatarı

    Üyelik Tarihi
    22.01-2007
    Son Giriş
    30.07-2017
    Saat
    19:26
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL
    Mesaj
    894
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Şehribanu arkadaşımızın düşüncelerine katılıyorum.

    Kadın okumalı,eğitimli olduğu zaman kendine,ailesine ve çevresine faydalı birey olacaktır.Eğitilmi olduğu takdirde meslek sahibi biri olarak toplumda yerini alacaktır.

    Geleceğin kadınları olacak olan kızlarımız okumalı-okutulmalı.

  2. #17
    Üye
    vilanjik Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    02.08-2009
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    13:51
    Yaşadığı Yer
    Eskisehir
    Mesaj
    11.711
    Alınan Beğeniler
    30
    Verilen Beğeniler
    10
    Blog Mesajları
    123

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili Neptün yazdıklarının hiçbirine katılmıyorum diyebilirim.Örneklemelerinde çok saçma olmuşta diyebilirim.Bunun tam tersinide söyleyebilirim.Harika bir yazı olmuşta diyebilirim.Bunu belirleyen kıstas bizim bakış açımızdır.Bakış açımızı belirleyende çogunlukla ahlaksal anlayışımızdır.Ahlaksal anlayışın kaynağıda doğmatiktir.Yani bilimsel bir tabanı yoktur.Genellikle hakim güç tarafından baskı,propaganda türlü yollarla topluma dikte ettirilir.Bugün doğru olduğuna inandığımız bir çok değer yargısının ne işe yaradığını ve kimlerin işine yaradığını sorgulama gereği bile duymayız.Bu bağlamda yazdığın yazı çok güzel.(bak kral çıplak) Farklı bir etik anlayışla sorgulamışsın.Ama bugünkü genel geçer etiksel yapıyı kaale almamışsın.Ahlak göreceli bir kavramdır.Bizim doğrularımız başka toplumlarda yanlıştır.Onların değerlileri bizim için değerli olmayabilir.Bu sorunun toplumun ahlaksal yapısı araştırılmadan bir sonuca varabileceğini düşünmüyorum.Çünkü aynı yere ayrı pencereleren bakılıyor.Küçük bir örneklemde bulunmak istiyorum.Aile kutsaldır.Bu sözün üstüne söz söyleyebilecek var mı? Eğer olursa şimşekleri üzerine çekmeye hazır olsun.Hayır efendim aile kutsal değildir.Ailenin kutsal olduğu fikrinin çürütülmesi kimlerin işine gelmez.Öncelikle kapitalist sistemin işine gelmez.Aileler onlara devamlı sürette yeni köleler üretecek.
    Sehribanu sana yine katılmıyorum.Kadının ekonomik bağımsızlığını elde etmesi neye yarayacak.Kadını daha mı özgür kılacak.En çok şiddet gören kadınların eğitim düzeyi yüksek ve kariyer sahibi kadınlar olduğunu söylememe gerek yok sanırım.Kadınların ekonomik özgürlüklerini elde edip erkeklerle aynı şartlara sahip olacağına inanmak sanırım kadının önündeki engellerden biridir.Resmin tamamına baktığın zaman kadının değiştirmesi gereken şeyin bugünkü toplumun ahlaksal yapısı olduğunu çok açık görürsün.Erkeğin çıkarına olan bu iki yüzlü ahlaksal yapı değişmeden kadının yaşamda yerinin hiç değişemeyeceğini düşünüyorum.
    (Empatizan verdiğin linkte son resim muhteşem.Erkek eğer bira içip maç seyrederek,sanattan felsefeye,spordan.bilime.modadan.ekonomiye her adımda kadının önündeyse kadınların bu çabalamaları boşuna. gibi geldi bana)
    Benim entellektüel çevremden olaylar böyle gözüküyor.

  3. #18
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Kadınlar elbette okumalı, okutulmalı, kendi ayakları üzerinde durabilmeli; kendisine, ailesine, vatana, millete hayırlı olabilmeli. Zaten eğitim ve iş yaşamı konusunda kadın erkek ayrımı yapılmamalı vs vs. Çok doğru, çok olması gereken, çok doğal şeyler bunlar.

    Ben üç kuşaktan beri kadınları yüksek öğrenim görmüş ve çalışmış bir ailenin kızıyım. Kendim dahil, ailedeki hiç bir kuşakta kadının çalışıp da başının göğe erdiğini görmedim. Hani hayat müşterek, hani işbölümü yapılmalı, hani kimse kimseye yük olmamalı falan gibi güzel şeyler sadece bir ütopya. Üstelik sadece Türkiye’de değil, dünyanın pek çok yerinde bu böyle. Kadın da çalışıyor, erkekle aynı miktarda, belki daha da fazla kazanıyor, bu durumda ev işlerinde ve çocuk bakımında işbölümü yapılmalı, harcamalar ve bütçe ortak olmalı falan gibi şeyler masallarda oluyor galiba. Kadın adeta çalışıyor olmasının bedelini ödüyormuşçasına, sırtına daha fazla yük bindiriliyor.

    Hatta son zamanlarda çok iyi kazanan, kocasından kat kat daha fazlasını kazanan, çok iyi bir kariyere sahip olan kadınların, hırslarından saçlarını başlarını yolacak raddeye geldiklerine şahit oluyorum. Özellikle de çocukları varsa…
    Kadın nasıl olsa yeterince, hatta yeterinden de fazla kazanıyor diye erkek kendi kazancını kendi lüksüne harcamaya başlıyor. Arabasını daha lüks bir modelle değiştirmek istediği için, en pahalısından ve markalısından yeni bir takım elbise aldığı için, arkadaşlarıyla bilmem nerede eğlenmeğe gittiği için, üye olduğu spor kulübünün aidatlarına zam geldiği için vs vs cebinde bir türlü para olamıyor. Evin giderleri, faturalar, çocukların masrafları bir şekilde tamamen kadının sırtına yükleniveriyor. Evin yemeği, temizliği, çamaşırı, ütüsü, alışveriş işleri zaten erkeğin yanından bile geçmiyor. Onlar nasılsa kadının asli görevi. Hem çok kazanıyor ya, yapamazsa yaptırıverir birisine.

    Kayınvalideler yemeğe geldiğinde, “kesene bereket oğlum” diyorlar. Arabayla bir yere götürülmeleri gerektiğinde, gelininin ve oğlunun ortak bütçesi ile alınmış o araba, oğullarının arabası oluyor.
    Karı koca üniversitede doçent. Yaşlı kadına oğlunun işi sorulduğunda, “doçent” diyor gururla. Ya gelinin ne iş yapıyor? O da öğretmen. Bak bak bak… gelinim de doçent demeye dili varmıyor kadının. Tamam, neticede ikisi de öğretim işi yapıyorlar ama yıllarını vermişler o unvanı almak için. Gelininin unvanını es geçiyor kaynana.

    Kadın bir iş seyahati için şehir dışına ya da yurt dışına gidecekse, kocaların hepsi de daha yolculuktan önce başlıyorlar dırdıra ve kaprise. E tabi bunu direk olarak yapamasalar da dolaylı olarak kadının iş gezisini fitil fitil burnundan getirmenin yollarını buluyorlar. “Yanında ben olmadan, hem de benim daha önce gitmediğim, görmediğim bir şehre ya da ülkeye nasıl gider!” zihniyeti, beyin kıvrımlarında gizlendiği yerden çıkıveriyor.


    Aaa unutuyordum az daha. Sevgili Rekursion,
    Kadın, kocasının on misli fazla para da kazansa, kocalar hiç utanmadan: “ayakkabi dolabi doluyo tashio da senin gözün doymuyo” demeyi becerebiliyorlar valla. O lafa maruz kalmamak için çoğu çalışan kadın, yeni aldığı ayakkabıyı veya çantayı hemen saklayıp, giymek istediğinde de “aaa bu vardı zaten, hatırlamıyor musun” diye geçiştiriyorlar. Yani kendi kazançlarıyla aldıkları ayakkabı ve çantaları bile ağız tadıyla çıkaramıyorlar ortalığa.

    Öfff yaz yaz bitmez serzenişlerim.
    Bana hiç kimse “kızım, oku ama evlenirsen evinin kadını ol, boşanırsan da kocandan bir ev, bir araba ve hem çocuklarını, hem de seni rahat geçindirecek kadar nafaka istersin ” diye nasihat vermedi. Tabii ki ben de kızlarıma en iyi şekilde eğitim aldırmaya çalışıyorum ama böyle bir nasihat vermeyi de ihmal etmeyeceğim. Yaşasın ev kadınları.

    Not: Sevgili Vilanjik
    Senin yazını şimdi gördüm. Benimle aynı pencereden bakan birisinin olması üstelik bu kişinin kadın değil, erkek olması çok hoşuma gitti. Senin gibi düşünen erkeklerin çoğalmasını diliyorum.

  4. #19
    Üye
    monalisa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.04-2008
    Son Giriş
    14.01-2016
    Saat
    21:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    335
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ben sözümün arkasındayım sevgili Neptün arkadaşım. Siz isterseniz, slogan deyin. Doğruluk ve yanlışlık kişilerin olguyla kurduğu bağa göre değişebilir. Buna da bir itirazım yok. Ne yazık ki, yazdıklarınızdan şunu anlıyorum. Sonuçlar üstünden değerlendirmeler yapıyor, nedenleri sorgulamıyorsunuz.

    Eğer, bu gün kadınlar, düşük ücretlerle ve güvencesiz işlerde çalışıyorlarsa, bunun nedenini sistemde aramak gerekir.

    Eğer kadın emeği, “ikincil” olarak değerlendiriliyorsa, bunun nedenini kadınlara yönelik geliştirilen olumsuz bakış açılarında aramak gerekir.

    Eğer kadınlar, bugün çalışma yaşamında eziliyorsa, bunun nedenini cinsiyet ayrımcılığında aramak gerekir.

    Kapitalizmde erkek emeği sömürüldüğü gibi kadın emeği de sömürülmektedir. Bunun aksinin olduğunu düşünmüyorum. Ama zaten kadınların erkeklerden daha fazla sömürülmesinin altında yine “kadının değersiz olduğu “ düşüncesi yatmaktadır. Çünkü, kadının görevi, aile içi görevlerdir. Böyle bir inanç vardır toplumda.

    Siz nasıl oluyor da, meta üreten bir emekle meta üretmeyen bir emeği birbirine özdeş kılıyorsunuz? Sonra da terazinin iki kefesine koyup birbiriyle ölçüyorsunuz? Bunu da anlamış değilim.

    Kadınların çalışması gerçekten bir özgürlük müdür? Şu an zamanım yok. Bu konuda düşüncelerimi daha sonra yazacağım.

  5. #20
    Üye
    Cetin74 Avatarı

    Gerçek Adı
    Metin
    Üyelik Tarihi
    25.02-2010
    Son Giriş
    Saat
    Mesaj
    44
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Kadına çalışıp çalışmamayı seçme şansı verilsin. Yani bir meslek eğitimi görsün.
    Sonra çalışırsan şu olur, çalışmasan şu olur yaklaşımı yanlış. Kadınlar ne kadar fazla iş ortamına girerse, kısacası çok fazla sosyal hayata görünürse bazı tabular yıkılmak zorunda kalacaktır. Ev işi müşterektir, eşler birbirine yardımcı olur gibi doğru şeyleri dikte etmek daha kolaylaşır.

    Aynı biz engellilerde olduğu gibi ne kadar çok insan bizi sosyal hayatta görürse birçok engelli aşabileceğimiz gibi. Yok sayılmamak için var olmak lazım.

  6. #21
    Üye
    Veritas Avatarı

    Gerçek Adı
    Doğa
    Üyelik Tarihi
    20.12-2009
    Son Giriş
    05.08-2015
    Saat
    18:04
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    3.010
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Başlığı okuduğumda "Hah tam da benim konum" dedim. Sonra ilk yazı beni şaşkına çevirdi. Neyse ki diğer arkadaşların fikirleri ile biraz daha kendime geldim.

    Kadınlar ve ekonomik özgürlükleri tam da benim konum. Bilen bilir.

    Kadının özgürleşmesinin önündeki engeller o kadar köklü ve yapısal ki çözüm bulmak da çok hızlı olmuyor maalesef. Ülkemiz, aile ve cinsellik konularında dünyadaki en muhafazakar ülkelerden biri. Bize kadın veya erkek olalım, bu güne kadar öğretilen herşey muhafazakar kültürü devam ettiriyor. Bizler de bu kültürün birer parçası olarak onun hem öznesi hem de nesnesi oluyoruz.

    100 yıl boyunca dünyanın her yerinde aktivist, feminist kadınlarımızın verdiği tüm mücadeleler, Atatürk gibi vizyoner liderlerin yaptığı reformlar ile edinilen kazanımlar sonucunda geldiğimiz nokta, bize şunu gösteriyor: Karşımızda çok güçlü, muhafazakar ve erkek egemen bir düşünce yapısı var. Kadın üzerinden hayat bulan kültürel muhafazakarlık, toplumsal ve siyasal hareketlerden, kurumlardan besleniyor ve sürekli yeniden üretiliyor.

    Kadın, muhafazakar kültürde ‘aile’ içinde tanımlanıyor ve kadın kimliği eş olmak, anne olmak ile özdeş kılınıyor. Kadından evinin düzenini sağlayan hamarat ev kadını ve iffetli eş olması bekleniyor.

    8 Mart'ta Ipsos'un Reuters Haber Ajansı için yaptığı bir araştırmada, Hindistan % 54 oranında kadının yeri evidir ifadesini kullanıyor. Türkiye ise % 52'lik bir oranla 2. sırada yer alıyor.

    Yine Ipsos'un bir başka araştırması, Türkiye'yi anlama kılavuzu 2010 araştırmasında, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda Türk toplumunun % 60'tan fazlasının kadının çalışmasının kocasının iznine bağlı olduğunu söylüyor. Kısacası kadına denetimli özgürlük sunuluyor.

    Araştırmalarla fazla can sıkmayayım. Böylesi bir hiyerarşik kültür ülkemize adaletsizliği, şiddeti ve eşitsizliği getiriyor. Kadınlarımızın dört tanesinden sadece biri çalışma hayatında yer alıyor, çünkü onlar doğurdukları çocuğa bakmakla yükümlü ve onlara destek olmak üzere kamusal bir destek yok.

    Her 3 kadından biri aile içinde şiddete uğruyor. Şemse taşlanarak öldürülüyor, Medine diri diri gömülüyor. Kız çocuklarının hala hepsini okullaştıramıyoruz maalesef.

    AB reformları, yasal düzenlemeler yapılmıyor değil elbette. Ancak bütün bu değişikliklerin hayata geçirildiğini göremiyoruz.

    Fazla sıkmayayım, kağıt üzerinde olan haklarımızı tez zamanda kazanmamız temennisiyle bitireyim.

  7. #22
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:07
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Vilanjik;
    Kadının ekonomik bağımsızlığını elde etmesi çok şeye yarayacak...Hayır demeyi öğrenecek kadın,sonunda dayak olsa da,ama hayır diyecek, herşeyi sineye çekmeyecek,cahaletin kader olmadığını kadının da insan olduğunu öğrenecek...Eğitimli kadın şiddete maruz kalır çünkü,karşı çıkmayı öğrenir,herşeye evet bey sen haklısın demez..Bunlar da benim doğrularım der,diye bilir...Eşinden boşandığında,baba evine sığınmak zorunda kalmaz,kendine yeni bir hayat kurabilir ve kadının babası senin piçlerine ben bakmam dediğinde çocuklarına sahip çıkabilir,çocukları ortada kalmaz.Bir annenin çocuklarına sahip çıkamamsı bir kadın için ölümdür..Daha ne olsun bundan daha büyük özgürlük mü olur?..
    Evet,vilanjik kadın daha bir özgürleşir,acılara katlansa da sonunda özgürlük vardır..Hiçbir şey altın teps içinde sunulmuyor,özgürlük de sunulmayacak elbet,kadını yüzyıllardır sindiren, ataerkil toplunum yapısı değişirken kadın sancı çekecek,acı çekecek,dayak ve şiddet görecek ama başı göğe erecek

  8. #23
    Üye
    monalisa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.04-2008
    Son Giriş
    14.01-2016
    Saat
    21:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    335
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Aslında Sehribanu söylemek istediklerimi bir çırpıda yazıvermiş. Çok da iyi etmiş. Kendini geliştiren, kadınların önündeki engellerin birincil koşulunun ekonomik özgürlük olduğunun bilincinde olan kadınları görünce seviniyorum. Yine kadın sorununa duyarlı olan erkekleri görünce de seviniyorum. Çünkü, kadın sorunu, yalnızca kadınların değil, erkeklerin de katılımıyla çözülecek bir sorundur.

    Gerçekten de, Sehribanu’nun dediği gibi kadının ekonomik bağımsızlığını kazanması kadına uygulanan her türlü baskının azaltılması anlamına gelmektedir. Kadınlar, dünyanın en çok ezilen kesimidir. Kadının özgürleşmesi toplumun tümünün özgürleşmesiyle mümkündür.

    Bence, kadın sorununu irdelemek için kadınların tarihini de bilmek gerekir. Çünkü, geçmişi bilmeden bugünü sorgulayamayız. Kadın sorunu bu forumlara sığmayacak kadar derin bir konu. Biz ise burada yalnızca temel sorunları gündeme getiriyoruz.

    Önce kadını emeğine, bedenine yabancılaştıran toplumsal yapıyı çözümlemek gerekiyor.

    Kadınlar niye çalışsınlar ki! Otursunlar sıcacık evlerinde… Yuvayı yapan dişi kuştur. Analık kutsaldır. Cennet anaların ayakları altındadır. Bu ve benzeri söylemler ne kadar da tanıdık! Ne kadar da bizden!

    Peki, kadın neden evinde tutulmak istenmektedir?

    Kadının korunduğu düşülünen ev, kadının hapishanesidir.

    Sömürünün, şiddetin en yoğun yaşandığı yerler…

    Kadın, kocasının, babasının mülkiyetidir.

    Nasıl çıkacak bu ev hücresinden?

    Kanıksanan şeyler görülmez. Çünkü, bu toplumsal örgütlenmenin bir sonucudur.

    Kadının bu toplumda ben de varım diyebilmesi için çalışması gerekiyor. Yani, ekonomik özgürlüğünün olması gerekiyor. Çalışmanın, bir meslek sahibi olmanın, kuşkusuz, çeşitli avantajları var. Bunlar belki çeşitli biçimlerde sınıflandırılabilir. Psikolojik, sosyolojik, toplumsal, hukuksal açıdan irdelenebilir. Ancak, ben burada yalnızca ekonomik açıdan bakacağım.

    Birincisi, paranın gücü… Eğer, kocamdan, babamdan, abimden v.b. dayak yiyorsam, param yoksa, bir hiçim.

    Eğer, kocam sürekli aldatıyorsa, benim gidecek yerim yoksa, bu aldatılmayı sineye çekiyorsam, param yoksa, hiçim.

    Eğer, berdel veriliyorsam, törelere kurban gidiyorsam, hayır diyemiyorsam, param yoksa, hiçim.

    Tüm bu örnekler çoğaltılabilir.

    Eğer, paranız yoksa, tasarılarınız gerçeğe dönüşmez. Parasızlıktan dolayı, tasarılarınız yalnızca tasarı olarak kalır. Günümüzde para, insanın geçim aracıdır. Bu bakımdan da, bir erktir. Para, öteki insandır. Paranın gücü ne kadar büyükse, ben de o kadar büyüğüm. Bu anlamda, kadınların birey olabilmesi için ve kendi başlarına yaşamlarını sürdürebilmesi için ilk önce, ekonomik olarak güçlü olmaları gerekmektedir.

    Kuşkusuz, çalışan kadınların da bir çok sorunu var. Empatizan’nın yazdıklarını yadsımıyorum. Ama bu sorunların kaynağına inmek zorundayız. Empatizan’ın söz ettiği sorunlar ya da baskılar yine erkek egemen toplumun kadına bakış açısından kaynaklanmaktadır. Toplumsal yapının korunması ya da erkeğin gücünü sürdürmesi, kadına verilen rollerle gerçekleşmektedir. Çalışan kadınlar ise, bu tutumları doğal olarak görüyorsa, sorunun çözümü daha da zorlaşmaktadır. Eğer, görmüyorsa, kadınla erkek arasında sürekli bir çatışma yaşanmaktadır.

    Artık erkeklerin şunu anlaması gerekiyor. Kadının konumu ya değişecek… ya değişecek… Bizler, erkeklerin kölesi değiliz. Erkek türünün iktidarını reddediyoruz. Sizlerin köleci zihniyetinizi reddediyoruz. Ha! Evet. Acı çekiyoruz. Sürekli çatışıyoruz. Evet, ağlamayan çocuğa meme vermezler. Mücadelemizi sürdüreceğiz.

    Bu demek değildir ki, kadın olarak mücadelemizi sürdürürken, erkekleri yanımızda istemiyoruz. Kadın sorununa duyarlı olan her erkek “ yanınızdayız” diyorsa, onlara da kapımız açık tabii ki…

    Çalışma yaşamında emeğin sömürüsü hem erkek hem kadın için geçerlidir. Ama yine kadınlar değerce aşağı kabul edildikleri daha fazla emekleri sömürülmektedir.

    Aslında daha da derine inersek, kapitalist üretim ilişkileriyle egemen ataerkil düzenin birbirini beslediklerini görürüz. Kadın emeğinin sömürülmesinin altında yine kadının görevlerinin aile içi görevler olduğu yatmaktadır. İşte çelişki buradadır. Bir yanda kadının işgücü pazarında yer alması öte yanda ise, ev yaşamını yürütmek zorunda olması…

    Nasıl mı değişecek? Kadınların bilinçlenmesiyle… Kadınların aklını özgürleştirmesiyle…

    Sancılı bir dönem… Bu dönemde erkeklerin de düşüncelerini özgürleştirerek toplumu dönüştürmek adına desteklerini bekliyoruz.

  9. #24
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:07
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Teşekkür ederim Monalisa,seninle kadın sorunları konusunda aynı pencereden bakıp,sorunları çözme konusunda hem fikir olmak ayrıca gururlandırdı...
    Senin de dediğin gibi,kadının bilinçlenip hayatına sahip çıkması kadar,erkeklerin de destek olması sorunları daha kısa sürede ve daha az acıyla ortadan kalkmasında yardımcı olacaktır.Erkeklerin de kadınlar kadar bilinçlenmesi konusunda çalışmalar yapmamız gerekiyor son tahlilde

  10. #25
    Üye
    Rekursion Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.12-2003
    Son Giriş
    18.03-2017
    Saat
    16:40
    Yaşadığı Yer
    Alamanya
    Mesaj
    618
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    hemfikir olmanin verdigi keyfinizi bozmak istemem ama azicik burnumu sokiym dedim shuraya ...



    Sehribanu isimli üyeden alıntı: viewpost - Kadınlar ve ekonomik özgürlükleri [Tartışma]
    "Bir annenin çocuklarina sahip çikamamsi bir kadin için ölümdür.."


    bi baba icin de hayat iksiri deildir heralde!... baba, sirf eshinden ayrildi diye neden cocuklarinin ortada kalmasina gönlü razi gelsin ki?... kadin, erkek fark etmez, ayrilan eshler gelir durumlarina göre üstlenicekler elbette cocuklarin gecimini... gönüllü olarak yapmasalar bile kanun var, nizam var, yoksa da olmali - hepten dag bashinda kaldiysak o ayri tabe...

    hem nasi yani, sehribanucum ve monacim ve katilan diger arkadashlar; kadin "hayir!" demeyi, hersheyi sineye cekmemeyi, cehaletin kader olmadigini, kendisinin (erkekler kadar) insan oldugunu ekonomik özgürlükten mi örenicek?... ancak ekonomik özgürlükle mi bunlari anlamak ve özümsemek mümkündür?... öyle oldugunu "empoze" etmek pek insanca bi yaklashim gibi gelmio bana... "parayi veren düdügü calar!" anlayishini, "paran kadar konush!" anlayishini, "paran kadar yasha (yoksa da geber)" anlayishini onaylamaktan ne farki kalir ki bunun?...

    ekonomik özgürlük deyince ne anlashildigini tam olarak anlamish olmadigimi da itiraf edeyim bu arada... bashkalari icin calishmaya mecbur kalmicak parasal bir durumda olmaktir diye biliodum ben hep?... sizin burda tarif ettikleriniz ise sosyal güvencenin olmayishindan kaynaklanan sikintilar... bu tür kavramlara pek cok hakim oldugumu iddia edemesem de "sosyal güvence bashkadir, ekonomik özgürlük bashkadir" diyebilirim galiba ...

    nedir gercekten bu ekonomik özgürlük?... "param var, kimse bana karishamaz" mi demektir... ne demektir?... nasi bishidir?... özgürlügün eknomik olani falan mi ... calishan insanlar otomatikmen sahip oluolar mi sizce ona?... neptün'ün verdigi, ev kadininin isterse kocasiyla pazarlik yapabilecegi, hoshuna gitmesse esh degishtirebilecegi türünden, fena halde garipsediginiz örneklere cok fazla takilip kalmadan ve hatta mümkünse kadin-erkek meselelerini karishtirmadan beni aydinlatir misiniz?...


    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: neptune Mesajı Gör
    Bir felsefe filan ortaya koymaya çalismadim, hele kadinlarin evlilige ve ev kadinliga mahkum edilmesini filan hiç aklima getirmedim. Isteyen istedigi seyi yapar tabii.
    aklina getirdigini ve hatta savundugunu söylesen bile inanmam shahsen - galiba ... gerek bu bashlikta olsun, gerekse daha önceleri acilmish bashka bashliklarda olsun, okudugum mesajlarindan anlayabildigimi düshündüklerim müsade etmes buna öle kolay kolay ...

    sen herhangi bi garip felsefeyi ortaya koyma cabasinda degilsin belki ama öle bi felsefe var ki zaten ortada ve "ancak calishan kadinlar ayaklari üzerinde duran kadindir" propagandasini, bahsettigin kötü nietli neoliberaller kendi cikarlari icin kullanabildiyse, bunun sebebi kadinlarin o felsefeden hakli olarak kurtulmaya calishmasidir diye düshündüm... yani kadinlar onca zaman boyunca ev kadinligi ve annelige mahkum edilmeselerdi, o propaganda o denli ragbet görmezdi... birileri kendi cikari icin ortaya sürdüyse bile kadinlarin da ishine yaramadi degil diye düshünüom - yalniz, yagmurdan kaciym derken doluya da yakalanmamak lazim tabe ...

    yani, pek de öyle isteyene istedigi sheyi yapabilme firsati verilmish ve veriliomush gibi gelmio bana... özellikle de, kiz cocuklari icin "ba-ba be-niiiiiiii o-ku-la yol-laaaaa!" türünden boynu bükük kampanyalara hala ihtiyac duyulan türkiye'de buna inanmak zor ... yoksa, söylemedigin sheyleri söylemishin gibi agzina koymak amaciyla yazmadim onlari ama öyle gibi duruyosa özür dilerim gercekten - beceriksizligime say ...


    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: kuyucak Mesajı Gör
    Zaten siz yeni bir şey getirmek yerine, ülkemizde yaşanan aile içindeki kadın ve erkeğin durumlarını bir şekilde onaylamış oluyorsunuz.. Çoğunlukla da dini ritüelleri yoğun yaşayan insanların bakış açısı bu..
    farkli bakish acilarina sahip, farkli kesimlerin ayni konuda öne sürdükleri argümanlar her ne kadar birbirine zit olabilse de onlardan birini sorgulamak, diger kesimin bakish acisini otomatikmen onaylamak anlamina gelmes ille de... kadinlarin iyiligini düshünüomush gibi davranip ama aslinda kendi bakish acisinin egemenliginden bashka hic bi derdi olmayan kesimlerin de, argümanlarinin da al birini, vur ötekine!...

    bi aralar "vatana millete en hayirli kadin, bütün sevgisiyle, shefkatiyle, hersheyiyle kendini cocuklarina, ailesine adayan kadindir" denilior, eshinin kazandigi para yettigi halde ish hayatina katilmayi secenler kücümsenior, aileyi (dolayisiyla vatani milleti ) yüz üstü birakmakla, egoistlikle suclaniodu...

    shimdi ise "eshimin kazandigi para yetio, disharlarda calishmaktansa aile ici görevlere ve cocuklarima ayirmak istiorum zamanimi ve enerjimi" diyen kadinlarin secimleri kücümsenip, meta üretimine katilmadiklari icin egoistlikle, kolaya kacmakla ve hatta bütün sorumlulugunu kocasina (dolayisiyla da vatana millete ) yüklemekle suclanabiliolar... ikisi arasinda hic mi paralellik yok shimdi ...


    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: neptune Mesajı Gör
    Kadinin saygi görmesi egitim almasindan çok, egitim hakki verilmesi, bir birey olarak görülmeye baslanmasi ile basliyor. Tabii bunlar bir döngü içerisinde birbirlerini pekistirebiliyor, ancak baslangici kadinin "insan" olarak görülmesinden geçiyor.
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: monalisa Mesajı Gör
    Eger, bu gün kadinlar, düsük ücretlerle ve güvencesiz islerde çalisiyorlarsa, bunun nedenini sistemde aramak gerekir.

    Eger kadin emegi, “ikincil” olarak degerlendiriliyorsa, bunun nedenini kadinlara yönelik gelistirilen olumsuz bakis açilarinda aramak gerekir.

    Eger kadinlar, bugün çalisma yasaminda eziliyorsa, bunun nedenini cinsiyet ayrimciliginda aramak gerekir.
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: monalisa Mesajı Gör
    Kadınlar, dünyanın en çok ezilen kesimidir. Kadının özgürleşmesi toplumun tümünün özgürleşmesiyle mümkündür.
    birbirinizden cok farkli sheyler söylüomush gibi davransaniz da ikinize de sonuna kadar katiliom ... kurtulushun nerden bashlamasi gerektigi ile ilgili anlashamadiginiz noktaya gelince ; eger bi sistem bi kesimi egemen kilip, sadece onlara nefes almayi müsade ediosa, kadinlarin erkeklere, sakatlarin saglamlara vs. benzedigi oranda saygi kazanmasini amaclamak cözüm degildir (o sistemi desteklemektir/onaylamaktir/onun aleti olmaktir) diyen neptune'ye katiliom... ama bu demek degildir ki, "herkes haddini bilsin, kimse kimsenin yerini ishgal etmesin!"...

    saygi icin insanlari birbirine benzetmeye, "aynilashtirmaya" (pegasus'un kulaklari cinlasin ) hic gerek yok... insanlar binbir ceshit farkliliklara sahip olsalar da (ve iyi ki de öyle) istisnasiz her insanda, her türlü saygiya deger bi "aynilik" var zaten - eger saygi icin ille de "aynilik" gerekiosa tabe ... adi nedir bilmiom ama "mutlu olabilme ve mutlu edebilme kapasitesi" diorum kendimce o ayniliga... farkliliklari yok saymak veya türlü deger yargilariyla kesip bicip bi shekle sokarak aynilashtirmaya calishmak, o kapasitenin körelmesine yarar ancak en cok - eshitlik saglamaya falan degil...


    üf, cok karishik oldu , selamlar ...

  11. #26
    Üye
    Cigdem Kuyucak Avatarı

    Üyelik Tarihi
    01.08-2008
    Son Giriş
    20.07-2013
    Saat
    17:25
    Yaşadığı Yer
    Antalya
    Mesaj
    168
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Kadın ve ekonomik özgürlük deyince kadınların tam olarak ne anladığı pek ortaya
    çıkmadı sanki bu başlıkta.
    Kadın elbette çalışmalıdır, önce kendisi için, aile ekonomisine katkı için, sosyal statü için, kariyer için v.s....
    Tartışmasını bile yapmak manasızdır. Ancak...
    Bazılarımızın anladığı kocadan kolayca boşanabilmek ,"hayır" diyebilmek galiba. Ya da Monalisa'nın dediği gibi ekonomik bağmsızlık kazanınca hertürlü baskının kalkması..
    Bu kadar basit değil diye düşünüyorum..
    Yüzlerce çalışan kadın var sosyal güvencesi olan, işten gelip ev işi ,yemek, çocuk bakımı...v.s .Üstünede koca dayağı yiyen. Bu kadınlar ne boşanabilmektedirler nede baskıları kaldırabilmektedir.
    Çalışmak her kadının özgürlüğüdür demek azınlıktan bahsettiğiniz anlamına geliyor bana göre. Hangi Türkiye'yi nereden görüyorsunuz bilmiyorum ama bakın hala burada "kadının ekonomik özgürlüğü olmalımıdır?" diye düşünen kafa yoran adamlar var.
    "Kadınlar kocalarınadan kafası atınca boşanabilir eğer çalışıyorsa" derseniz ne babası tarafından okutulur ne kocası tarafından çalıştırılır.
    Kadın dernekleri erkeklere neden hep itici gelmiştir?
    Bilinçlendirmeyi bu söylemlerle yapmak inanın hiç inandırıcı değil..
    Haydi bir klasik de benden HAYDİ KIZLAR OKULA.......

  12. #27
    Üye
    CEREN Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.10-2005
    Son Giriş
    27.02-2016
    Saat
    15:38
    Yaşadığı Yer
    İstanbul/Denizli
    Mesaj
    1.605
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Günümüzde kadının çalışma hayatınının içinde bulunmasını yadırgayan düşünceleri görmek beni şaşırtıyor açıkçası . Kadının iş hayatında yer alma sebeplerinin başında ekonomik koşullar geliyor .Böyle bir zorunluluk varken , eğer imkanı varsa neden bir kadın çalışmasın ki.?? Kadın yada erkek sonuçta ikisi de insan , ikisi de farklı yaratık değil .Bir erkek yada bir kadın değil de bir insan ne ister diye bakmak lazım olaya ..
    Zaten böyle bakmayınca bu tartışmalar her çağda sürüp gidecektir
    Günümüzde her yapılan işin , yapılan çalışmanın maddi olarak karşılığı vardır,kadın ya da erkek yapılan iş karşılığında belli bir ücret alır , eğer verilen mebla az ise, zam istenmesi gayet doğaldır.Eğer istenilen ücret verilmezse iş değiştirmek , iş hayatında yaşanan olaylardır. Bu arada hiç bir kadın da patronunu kocası gibi görmez , patronu da onu karısı gibi görmez !!
    Burada anlamadığım evlilikte kadın kocasının işçisi olarak mı görülüyor ??? yoksa ben mi öyle anladım..İnşallah ben yanlış anlamışımdır çünkü karısına işçisi gözüyle bir bakan erkek mantığını yakışıksız buluyorum.
    Unutmayalım ki eşler birbirinin hayat arkadaşıdır.Bu tanımlama sadece karı koca için getirilmiştir ,işçi patron ilişkisi için değil.Lütfen biraz daha insani ve modern düşünmeye çalışalım .
    Tabiki kadın yapı olarak daha narin ve duygusal bir varlık , gerçekten kolay değil hem işte sabahtan akşama çalışmak hem de ev hanımı olarak evinin düzenini sağlamaya çalışmak .
    Eğer şartlar başka olsaydı, ben eminim ki bir çok kadın sabahın 8 inden,akşamın 6 sına değin iş hayatı içinde koşturmak yerine , eviyle , eşiyle , çocuğuyla ilgilenmek kendisine vakit ayırmak isterdi diye düşünüyorum.Tabiki bu düşünce de olmayan bayanlar da vardır ama ben olsam öyle yapardım ...

  13. #28
    Üye
    shukufe Avatarı

    Üyelik Tarihi
    20.01-2007
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    5.454
    Alınan Beğeniler
    114
    Verilen Beğeniler
    168

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bir kadin olarak ilgiyle takip ediyorum yazilarinizi
    anladigim okuduklarimdan cikardigim sanki her kadinin bir erkekle babasi, abisi, kocasi ve veya bir erkekle beraber hayatini yasiyacak illada erkek patron yaninda calisacakmis gibi anliyorum
    ppppeki ailesinde erkek olmayabilir o zaman ekonomik bagimsizlik olmasa nasil olur
    her yasayan kadin ev li diildirya
    her yasayan kadinin babasi yokturya
    zatende gunumuzde bosanmalar artmis cocuklar genelde anneye kalmistir
    erkek egemen toplum desenizde kadinlar her is alaninda basarilidir gunumuzde
    haydi kizlar okula
    kendi ayagi uzerinde duramayan kadi evlenmesin bile gunum uzde
    sanki erkekler o kadar guclumudurki butun erkek calissin biz yiyelim mantigi
    unutulmasin her basarili erkegin arkasinda bir akilli kadin vardir

  14. #29
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:07
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Rekücüğüm Alamanyalarda hayat güllük gülüstanlık sanırım,olaylara Anadolu'dan bakmak mümkünse buradan bakmaya çalış olmaz mı
    (Bu işin şakası tabi,ciddiye alma..)
    Uzun uzun yazmaya vaktim yok (vaktim olduğunda yazmaya açlışacağım),ama ben mesleki olarak işin içinde olduğumdan dolayı,öyle hayatlar var ki, kabusunu bile göremezsin...Öylesine bir çıkmazın içindeki kadınlar,görsen benden daha çok şaşıracağından eminim...Teoride herşey güzel ama pratik hayatta olaylar çok farklı...
    Kısaca,ben her zaman şunu derim,kadın okumalı,meslek sahibi olmalı,sosyal güvencesi ve ekonomik özgürlüğü olmalı...

  15. #30
    Üye
    monalisa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.04-2008
    Son Giriş
    14.01-2016
    Saat
    21:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    335
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Küçüklüğümden beri çok ezilen kadın gördüm. Gerçekten de, bir eğitimi olmayan, ekonomik gücü olmayan kadınların boşandıkları zaman çocuklarına sahip çıkamadıklarına bizzat tanık oldum. Çocukları ellerinden alınıyordu. Kadınların payına yalnızca ağlamak düşüyordu. Hepsi çaresizdi. Baba evine dönmek zorunda kalıyorlardı. Ama babalar, kızlarının çocuklarını kabul etmiyordu. Çünkü, zaten bu toplumda kız evlat olmak değersiz olmak demekti. Bir de kızlarının çocuğuna bakmak ekonomik anlamda yük getiriyordu. Kadınlar, çocuklarını kocaya bırakmak zorunda kalıyorlardı.

    O günden bu güne geldiğimizde bir değişim var. Değişimi yadsımayız. Bu değişim toplumsal yaşamın her alanında var. Bugün, çalışan, kendi ayakları üzerinde duran kadın, kocasından boşandığında, çocuğunun sorumluluğunu üstlenebiliyor. Tabii, nafaka da alabiliyor. Ama bu değişim daha çok büyük kentlerde. Varoşlarda ya da Anadolu'da halen çocukluğumun Türkiye'nde gördüklerim yaşanıyor.

    Bir annenin çocuklarına sahip çıkamaması kadın için ölümdür.

    Bu söz bana çocukluğumda tanık olduğum bir çok kadının dramını hatırlatıyor…

    Yaşamın gerçeğini… Şimdi bile o gerçeğin izdüşümü yüreğimi eziyor…

    Siz ne derseniz, deyin. Sehribanu’nun dediklerine katılıyorum. Eğitim alamayan, erkek egemenliği altında ezilen, tarlada, bağda, ev işlerinde çalışan binlerce hemcinsimi alınlardan öpmek istiyorum şu an. Bu sitede ya da dışarıda, kendi parasını kendi kazanarak, kendi yaşamını kendi başına sürdüren kadınları görünce, hemcinslerim adına gururlanıyorum. Kadınlar, gümbür gümbür geliyor. Bir ordu gibi! Gelecekler, elbette yıkacaklar erkek egemenliğini!

    Tabii ki, özgürlük kavramı çok göreceli bir kavram… Burada bu kavramla ilgili pek derinlere dalmayacağım. Bunun için ekonomik özgürlük yerine ekonomik bağımsızlık terimini kullanacağım. Ekonomik anlamda bağımsız olmak, özgür olmanın tüm kapılarını açmaz tabii ki… Hem hangi özgürlüğün? Çünkü, kapitalizmde özgür olduğumuzu düşünmüyorum ben. (Dediğim gibi konuyu dağıtmamak için buralara fazla girmiyorum)

    Kadının ekonomik bağımsızlığının olması demek, kadınların toplumsal yaşamda çalışmaya katılması demektir. Kadınlarla erkekler arasında eşitliği fiili olarak belirleyen budur. Kadınların toplumsal yaşamda çalışmaya katkılarının artması, kadının aile ve toplum içindeki rollerin değişmesine de olanak sağlayacaktır. Böylece, kişilikleri de gelişecektir. Dünya görüşleri de biçimlenecektir. Kadının kendi çalışmasıyla elde ettiği kazanç, eskiden olduğu gibi koca eline bakmaktan kurtaracaktır kadını. Kadın, bağımsız olacaktır.

    Kadının ekonomik olarak bağımsız olması, kadının kocası karşısında el pençe durmaması demektir. Kadının kendi kendine yetebilmesi demektir. Kadının gerektiğinde kapıyı çekerek gitme cesaretini göstermesi demektir. Kadının ekonomik bağımsızlığı eşine, sevgilisine, babasına muhtaç olmamayı getirir.

    Ne güzel değil mi? Kendi paranı kendin kazanarak birey olmak…

    Ben böyle bir dünya düşlüyorum işte!

    Erkeklerin zincirlerinden kurtulmuş hemcinslerimi her alanda görmek istiyorum.

    Kadının ekonomik olarak bağımsız olması, en başta kadına nesne değil, özne olmanın yollarını açmaktadır. Ben daha önce de söylediğim gibi konunun çok geniş olduğunu, bu nedenle de, temel şeyleri tartıştığımızı yazmıştım.
    Sizin oralarda durum farklı olabilir Rekursion. Ama bizim ülkemizde çalışan insanların bile sosyal güvencesi yok. İnsanlar, sigortasız işlerde çalışmak zorunda kalıyorlar. Geleceklerinin hiçbir garantisi yok. Biz de, kendi ülkemizin koşullarından söz ediyoruz. Olgular, ülkeden ülkeye göre değişebilir.

    Hah işte! Benim de demek istediğim tam buydu. “ Parayı veren düdüğü çalar. “ Ne yazık ki, gerçeklik böyle! Paran varsa, değerlisin. Paran yoksa, hiçsin. İşte kapitalizmin çıkmazı! Para her şeyi belirliyor. Para, tüm insani niteliklerin üstüne çıkıyor. İnsanı parçalıyor.

    Ekonomik olarak küreselleşme, malların hizmetlerin ve her türlü sermayenin ülkeler arasında serbestçe dolaşabilmesi demektir. Sermaye bunu gerçekleştirebilmek için çeşitli yapılanmalara gitti. Dünya Ticaret Örgütü, IMF, Dünya Bankası v.b. yapılanmalarla sosyal devlet anlayışından uzaklaşılmaya başlandı. Bu arada firmalarda ucuz emek gücüyle maliyetlerini en aza indirmeye çalıştılar. Sonra da kadın emeği, en ucuz emek oldu. Özel mülkiyetin olduğu yerde, emek ve emek sonucu elde edilen ürünün de bir değeri yoktur. Yalnızca kapitalizmde kâr önemlidir.

    Demek ki, kapitalizm de, erkek emeğinden daha fazla kadın emeği sömürülmektedir.

    Tabii ki, kadının ekonomik olarak bağımsızlığını elde etmesi tek başına yeterli değildir. Aydınlanmış belleklere ihtiyacımız var. Eğer henüz gelenek ve göreneklerin etkisindeysek, kadınlara yüklenen rolleri kabullenmişsek, halen feodalitenin ve cemaat kültürünün etkisindeysek, bir de buna kapitalizmin kuşatılmışlığı ekleniyorsa, artık kadınların durumunu siz düşünün.

    Ceren’in dediği gibi, kadının çalışma yaşamında olmasını halen yadırgıyorsak…

    Ben ve benim gibiler, kadının çalışma yaşamında olması gerektiğini söyleyip burada düşüncelerimi yazmak için emek harcıyorsam…
    Söyleyecek laf bulamıyorum inanın ki…




Sayfa 2 / 4 İlkİlk 1234 SonSon