Sayfa 1 / 3 123 SonSon
Toplam 31 mesajın 1-15 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    08:18
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.853
    Alınan Beğeniler
    932
    Verilen Beğeniler
    1.222

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Sakatlara Mahalle Baskısı

    Bülent Küçükaslan

    BİANET / 26 Kasım 2007
    • "İktidar her yerdedir; her şeyi kapsadığından değil, her yerden geldiğinden dolayı her yerdedir." M. Foucault
    Mahalle baskısı derken, toplumsal baskılar sonucu bireyin olmak istediği gibi olamamasını, yapmak istediklerini yapamamasını, istemediği şeyleri yapmak zorunda kalmasını ve başkalarınca belirlenen sınırlara hapsedilmesini anlıyorum. Bir başka deyişle, bireyin -kendisi farkında olmasa bile- yaşamının toplumsal baskılarla terörize edilip kendi kontrolünden çıkarılmasından, kendi kararlarını verme gücünün elinden alınıp nesneleştirilmesinden, özneliği elinden alınıp yapamaz/edemez hale düşürülmesinden bahsediyorum. Böyle olmayacaksın-şöyle olacaksın, bu değilsin-şusun, bunu yapacaksın-şunu yapmayacaksın, aksi halde seni dışlarım-ezerim, diye diye, bireyin üstüne çullanılmasıdır mahalle baskısı. J. Holloway'in, "Bütün dünya, birinin içinden kurtulsak diğerine dolanacağımız örümcek ağlarının bir toplamı mı?" sorusuna karşılık gelen cevaptır mahalle baskısı.

    Pekii, sakatlığı olan bireylere nasıl uygulanır bu baskı? Ne talep edilir sakatlığı olan insanlardan? Nasıl olmaları beklenir? Hangi alanlarda/sınırlarda yaşamaları dayatılır? Peki ya sakatlığı olanlar bu sınırların ötesine geçerse, geçmek isterse, o zaman ne olur, ne yapar toplum? İşte tüm bu sorulara -sakatlığı olan- arkadaşlarımın yaşadığı –sıradan- olayları aktararak cevap vermek istiyorum.

    Bakalım ne diyor mahalleli
    - Henüz yeni doğum yapmış bir anneye bir yakını: "Sakat doğacağına keşke ölseymiş"
    - Televizyonda bir dizide, sakat doğan çocuğu kastederek buyuruyor biri: "Kim bilir anne-babanın hangi günahın bedelidir bu çocuk"
    - Trafik kazası sonucu felç olan bir kişinin annesine –felçli kişi de odada olduğu halde- bir komşusu: "Keşke ölseymiş, daha iyiydi; böyle sana da zor olur"
    - Bir anne ev kiralamak istiyor, ev sahibinden aldığı yanıt: "Sana evi kiralamam, çünkü çocuğun sakat. Komşular rahatsız olur"
    - Çocuğunu okula yazdırmak isteyen bir anneye okul müdürü buyuruyor: "Ne işi var bu çocuğun okulda hanım. Götür evde ömrünü tamamlasın, uğraşmana değmez"
    - Anaokulu öğretmenine bir grup veli toplanıp ültimatom veriyor: "Ya o çocuk gider okuldan (tekerlekli sandalye kullanan yavrucağı kastediyorlar) ya biz gideriz"
    - Ayağında sakatlığı olan ilkokul öğrencisi çocuk, öğretmenin tahtaya yazdığı kompozisyon ödevi konusunu defterine not ediyor: "Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur"
    - Ortaokulu ve liseyi birlikte okuduğu samimi arkadaşının annesi, çocuğuna öğüt veriyor: "Oğlum, şimdiye kadar yaşın küçüktü, söylemiyorduk, ama şimdi sen büyüdün; bırak artık bu arkadaşını, o engelli, seninle aynı şartlarda değil, bu yüzden çevrendeki insanlar da senden soğumaya başlar"
    - Birbirini seven ve benzer sakatlıkları bulunan iki kişi evlenmek istiyor; görece daha az sakatlığı olan kişinin ailesi: "Yok, bizim kızımızın sakatlığı daha az, bizim size verecek kızımız yok"
    - Sakatlığı olan kadınla uzun süredir flört eden adam: "Seni seviyorum, sakatlığın da benim için hiç önemli değil, ama seninle dışarı çıkmaya utanıyorum"
    - Sakatlığı olan kişilerin otomobilleri için ayrılan özel park alanına park eden kişiyi, "lütfen aracınızı buraya park etmeyin" diyerek uyaran kişiye cevap veriyor hazret: "Sana ne! Allah belanı vermiş zaten, git bir de benden bulma"
    - Sakat damgası bulunan plakaya sahip otomobille seyahat etmek zorunda bırakılan kişiyi trafikte sıkıştırıp, bağırıyor insan müsveddesi: "Ne işin var kardeşim sakat halinle dışarıda! Yürüü! Git evinde otur"
    - Mükemmel derecede dudak okuyan işitme engelli bir üniversite öğrencisinin derste hocasına, "Hocam, konuşurken başınızı biraz dik tutar mısınız, o zaman daha kolay anlayabilirim" ricasında bulunması üzerine hocanın cevabı: "Bana ne! Bana mı sordun okula gelirken"
    - Kamu binasının önüne gelip, merdivenleri aşamayınca işini halledemeyen kişiye verilen yanıt: "Bana ne kardeşim tekerlekli sandalye kullanıyorsan, işlemi yapmak için yukarı çıkmalısın"
    - İşitme engelli çocuğu daha iyi eğitim alsın diye didinen ailelere, Milli Eğitim Bakanlığının en üst bürokratlarından biri buyuruyor: "Ne diye uğraşıyorsunuz, Allah onları öyle yaratmış, Allah'ın veremediğini siz mi vereceksiniz, 124 Murat ile Mercedes'i yarıştırmak istiyorsunuz; bu çocukları neden lise giriş sınavlarına sokmak istediğinizi anlayamıyorum"
    - Konservatuar eğitimi almak isteyen kişiye okul müdürü: "Benim okulumda sakat öğrenci olamaz"
    - Bastonuyla yolda yürüyen birinin yanına küçük bir çocuk yanaşıyor: "Al amca, bu parayı babam gönderdi". Alışveriş etmek için mağazaya girmek isteyen tekerlekli sandalye kullanan kişiye içerden çıkan görevli: "Al şu gömlekleri, giyersin".
    - Üniversite eğitimini tamamlamış, mesleği için önemli sertifikalara sahip ve 3 yıl da iş deneyimi olan –sakatlığı olan- biri, kariyerine daha iyi bir yerde devam etmek için iş başvurusunda bulunuyor. Aldığı yanıt: "Size ancak santralde istihdam edebiliriz"
    - Telefonda iş görüşmesi yapıyor, cv gönderiyor, her şey mükemmel; bir gün sonra işe başlamak niyetiyle işyerine gidiyor, ve sakatlığı gören işveren: "Biz o kadro için biraz önce başkasını aldık". Kapıdan çıkıp sesini değiştirerek aynı yeri aynı iş için arıyor, gelen cevap: "Buyurun görüşelim"
    - Neden herkesle aynı işi yapmama ve aynı eğitimi almama rağmen maaşım herkesten düşük, diyen çalışana verilen cevap: "Çünkü sakatsın"

    Örnekler çoğaltılabilir...

    Kısacası, evde oturun diyor mahalleli, sizin için çizdiğimiz kaderiniz bu! Sinik ve yitik şekilde, önünüze konulanlarla yaşamak zorundasınız. Sessiz, uysal, boynu bükük, minnettar ve sınırlarını bilen "şeyler" olduğunuz sürece, şuracıkta durabilirsiniz.

    Pekii, mahallelinin bu insanlarla ne alıp veremediği var? 'Kadın' diyoruz, 'namus' diyorlar; 'cinsel özgürlük' diyoruz, 'günah' diyorlar; 'inanç özgürlüğü' diyoruz, 'Müslüman mahallesi' diyorlar; 'başörtüsü' diyoruz, 'kamusal alan' diyorlar... Ya 'sakat' deyince! Ona ne bahane buluyorlar?

    Cevap basit aslında: Farklısınız. Farklısınız ve bizden/çoğunluktan değilsiniz. Bundan dolayı da güçsüzsünüz. Hey hak! İşte fırsat! Üzerinizde iktidar kurabilirim.
    - Arkadaşlar, lütfen sorularınızı özel mesajla iletmek yerine ilgili foruma yazarak cevap arayın. Böylece hem soru-cevaplardan herkes yararlanır hem de en doğru cevaba en hızlı şekilde erişmiş olursunuz.
    - Lütfen sorunuza cevap aldıktan, bir sorununuza çözüm bulduktan sonra dönüp gitmeyin. Siz de başkalarına yararlı olmak için bilgilerinizi, tecrübelerinizi, duygularınızı paylaşabilirsiniz. Unutmayın, siz nasıl yana yakıla cevap arıyorduysanız, başkaları da içine düştüğü açmazdan çıkmak için aynı hararetle sorularına cevap arıyor...

  2. #2
    Üye
    şovmen Avatarı

    Üyelik Tarihi
    18.12-2006
    Son Giriş
    05.11-2009
    Saat
    21:08
    Yaşadığı Yer
    KKTC
    Mesaj
    45
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    abi saol ya okurken önce güldüm ama uzun sürmedi bitince buruk bir şrkilde sonrada sesli bir şekilde ağladım bunları sadece ben gurur yapıyorum yok böyle bişiler diyordum ona güldüm okurken ama herkese yapılan bi ayıpmış ne deyim gülsemmi ağlasammı ama sanırım bana ağlamak yakışıyor ellerine sağlık

  3. #3
    Üye
    berkecan12 Avatarı

    Gerçek Adı
    berk
    Üyelik Tarihi
    22.07-2007
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    sivas
    Mesaj
    75
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    evet maalesef bunların daha fazlası var benim zihinsel engelli bir oğlum var söylenenlerin yapılanların farkında değil ama anne baba olarak biz en derinden etkileniyoruz helede bunu en yakınlarımız yaptığında

  4. #4
    Üye
    Yurdagül Avatarı

    Üyelik Tarihi
    18.11-2007
    Son Giriş
    18.10-2009
    Saat
    01:49
    Mesaj
    32
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bunun mahallelisi var. Apartman ahalisi var.

    Kardeşimde kaldığım bir gün anlaşılamayan çığlık gibi bağırışlar duymuştum. Daha sonraları öğrendik ki üst katında zihinsel engelli bir komşu kızı varmış. Kardeşime gittiğim başka bir gün zihinsel engelli komşu kızının annesiyle ayaküstü sohbetimiz oldu. Yaşlıca bir teyze ve kızının bu bağırışları yüzünden komşularının yöneticiye şikayet ettiklerini söyledi. Canı sıkılıyor beklerim birisi gelince çok mutlu oluyor, daha sakinleşiyor dedi.. Çok şaşırdım.. Aklım hiç almadı.. Kendimi teyzenin yerine koydum içim çok acıdı.. Çok zor bir durum.
    İnsan başındaki derdemi yansın.. Extra çevreden arıza çıkaranlara mı?
    Malesef ateş düştüğü yeri yakıyor.

  5. #5
    Üye
    botanical Avatarı

    Üyelik Tarihi
    29.07-2004
    Son Giriş
    09.08-2015
    Saat
    15:23
    Yaşadığı Yer
    samsun
    Mesaj
    39
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Maalesef bu tür şeyleri herkes bu kadar açık ve net şekilde yaşamasa da düşününce dolaylı da olsa herkesin yaşadığından eminim. Gerek ikili ilişkilerde gerekse toplumla ilişkilerimizde bu tür davranışlarla sıklıkla karşılaşıyoruz. Engelliliğin verdiği zorlukların yanısıra birde bu tür toplumun dayatmaları karşısında yılgınlığa düşmemek içn birey olarak ruhsal açıdanda kendimizi geliştirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Diğerlerine göre iki kat daha mücadeleci olmamız gerkiyor. Ne kadar mümkün olabilliyorsa kendi kendmize yetmemiz gerektiğini öğrenmemiz gerek. Diğerleri derkende kendi kendime ayrımcılık yaptığımı hissettim, belki düşününce başka bişeyde bulabilirdim bunun yerine yazacak ama ne yazıkki ailemizin dışındakiler için bizler diğerleriyiz.

    Buraya yazarken biraz karamsar davrandım. Yazıyı okurken ister istemez insanın yaşadığı birsürü olumsuz şeyler geliyor aklına.

  6. #6
    Üye
    deryaaslanturk Avatarı

    Gerçek Adı
    Derya
    Üyelik Tarihi
    11.05-2005
    Son Giriş
    30.11-2017
    Saat
    15:21
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    385
    Alınan Beğeniler
    12
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Doğru söze ne denebilirki.
    Malesef bunların hepsini birden yaşamasakda mutlaka bize uyan bir şık vardır diye düşünüyorum. Ki ben o şıklardan kendi yaşadıklarıma uyanı buldum bile.

    Ama bu böyle gitmemeli.
    Artık dur deme zamanımız geldi.
    Bizde varız ve yaşamın içindeyiz. Hoşunuza gitsede gitmesede biz bu hayatın içindeyiz. Koltuk değneklerimizle, tekerlekli sandalyelerimizle, beyaz bastonumuzla, duymayan kulaklarımızla, özürlü plakalarımızla, hoşunuza gitmeyen dış görünüşümüzle, aksak yürüyüşümüzle, kamburumuzla bizde varız. Bu dünyayı sizlerle paylaşıyoruz. Unutmayın sakın her an bir kaza bir deprem bir facia bir afet sizlerden bir kaçının aramıza katılmasına sebep olabilir. Bunu unutmayın ve bize bakışınızı tekrar gözden geçirin.

  7. #7
    Üye
    ada Avatarı

    Üyelik Tarihi
    09.01-2007
    Son Giriş
    01.09-2017
    Saat
    20:41
    Yaşadığı Yer
    İzmir/Karabağlar...
    Mesaj
    527
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    3

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    tek kelimeyle mükemmel bir yazıydı..baştan sona her kelimesi ne yazıkki gerçekleri temsil etmekte..hani şu 3 aralık dünya özürlüler gününde engelli federasyonlarının basın önünde yapması gereken bir konuşma metni olmalı bu..

  8. #8
    Üye
    bahattin Avatarı

    Üyelik Tarihi
    18.10-2007
    Son Giriş
    10.01-2009
    Saat
    15:26
    Yaşadığı Yer
    sivas
    Mesaj
    6
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    çok güzel bir yazıydı .burdan çıkaracagımız sonuç birlik olmamız mı?

  9. #9
    Üye
    Hoskal Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.08-2004
    Son Giriş
    08.01-2016
    Saat
    17:02
    Mesaj
    69
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yazıyı okurken bu kadar da değildir diye düşündüm bir ara. Sonra yaşadığım, o hala olanca rengiyle, sesiyle, duygusuyla capcanlı 'anı'm geldi aklıma. Ortaokuldayım. Türkçe dersinde çok başarılıyım. Ama o yazılıda düşük almışım. Türkçe Öğretmeni yazılı kağıtlarını dağıtmış, nelerden not kırdığını görmemizi istiyor. Kağıda dalmışım ve hocanın kağıtları istediğini duymamışım. Birden ağzından tükürükler saçarak üzerime gelen öğretmeni gördüm başımı kaldırdığımda. Neden vermediğimi sordu kağıdı, duymadığımı söyledim. Elime, kafama cetvelle vurdu, cetvel kırıldı. Yüzüme tokat vurdu. Sonrası o an! "Topal(!) diye dün derste konuştuğuna da sesimi çıkarmamıştım." dedi, sınıfa dönerek. Ergenlik çağında bir erkek, bir çocuk! Ve psikolojisi!

  10. #10
    Üye
    Laus_Deo Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.03-2005
    Son Giriş
    22.08-2009
    Saat
    22:38
    Yaşadığı Yer
    Erdek
    Mesaj
    616
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Mahallesinde Gaziye >>> Vahh vahh vahh gencecik aslan gibi de çocuktu.


    Eeee şimdi ne oldu gazi olunca :?: gençlik ve aslanlık gitti sanırım :evil:

  11. #11
    Üye
    ada Avatarı

    Üyelik Tarihi
    09.01-2007
    Son Giriş
    01.09-2017
    Saat
    20:41
    Yaşadığı Yer
    İzmir/Karabağlar...
    Mesaj
    527
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    3

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Hoskal, nasıl bir eğitimci..eğitimciye de geçtim nasıl bir insanmış yazıyı okuyunca çok üzüldüm

  12. #12
    Üye
    E®KAN Avatarı

    Gerçek Adı
    ERKAN
    Üyelik Tarihi
    11.05-2007
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    1.348
    Alınan Beğeniler
    4
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İnsanları engellerinden çok bu mahalle baskısı daha fazla üzüyor. İnsanlarımızın bu konuda bilinçlenmesi lazım. Tabi bu da çocukluktan başlar eğitim verilirken, ama bizde nerdeee...

  13. #13
    Üye
    Hoskal Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.08-2004
    Son Giriş
    08.01-2016
    Saat
    17:02
    Mesaj
    69
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Mahalleli, engelli bir öğrencinin yaramazlığını dahi hoşgörmez. Engelliyse uslu efendi olmalı, karşı çıkmamalı!

  14. #14
    Üye
    parexelence Avatarı

    Gerçek Adı
    Sanem
    Üyelik Tarihi
    08.11-2007
    Son Giriş
    04.02-2014
    Saat
    00:46
    Yaşadığı Yer
    Ankara.
    Mesaj
    20
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    OturanBoğa paylaşım için teşekkürler.Aklıma bu yazıyı okurken ve hayatın içinde bole manzaraları yaşarken,kendi yaşamımda da hep şu dizeler gelir aklıma ; DÜNYANIN EN TUHAF MAHLUKU

    Akrep gibisin kardesim,
    korkak bir karanlik içindesin akrep gibi.
    Serçe gibisin kardesim,serçenin telasi içindesin.
    Midye gibisin kardesim,
    midye gibi kapali rahat.
    Ve sönmüs bir yanardag agzi gibi korkunçsun, kardesim.
    Bir degil,
    bes degil,
    yüz milyonlarlasin maalesef.
    Koyun gibisin kardesim,
    gocuklu celep kaldirinca sopasini
    sürüye katiliverirsin hemen
    ve adeta magrur, kosarsin salhaneye.
    Dünyanin en tuhaf mahlukusun yani,
    hani su derya icre olup
    deryayi bilmiyen baliktan da tuhaf.
    Ve bu dünyada, bu zulüm
    senin sayende.
    Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eger ve hala sarabimizi vermek
    için üzüm gibi eziliyorsak
    kabahat senin,
    -demege de dilim varmiyor ama-
    kabahatin çogu senin, canim kardesim

    NAZIM HIKMET

  15. #15
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Yıl 1979, liseden mezun olduktan sonra en çok istediğim okullar arasında olan İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesine kayıt yaptırdım. Aylardan ekim sonu kasım başı filan...

    Okullarda o dönemde kapılarda polis kontrol noktaları var. Kimlik gösteriyorsun, detaylı bir üst aramasından sonra okula alınıyorsun... Ben o dönemde mobyletten bozma bir sakat motoruna sahibim. Motoru okul kapısına en yakın yere park edip yerde birazda çömelerek gidebiliyorum. Şöyle anlatayım; Dört ayaklıyım... Ellerimde de terlik var.. Çömelerek yürümeyi canlandırın kafanızda, ellerinde yere değmesin diye terlik takın... Neyse bi şekilde görmüşsünüzdür... O şekildeyim yani...

    Yine aynı o günlerden birindeyim... Dışardan bakınca biraz komik, biraz da acıklı bir durum çıkıyor ortaya.. Üst aramasına giriyorsunuz, ama polis sizi eğilerek, daha doğrusu çömelerek arayabiliyor. İşte böyle bir anda ak saçlı, nur yüzlü bir adam polise çıkıştı;'' Bunun burada ne işi var '' diye. Bana da adeta git başka yerde ara kısmetini der gibi bir şeyler mırıldanarak bastı gitti. Polisin' 'o da öğrenci Hocam'' dediğini duydu mu hala bilmiyorum. Ben o zamanlar demir leblebiyim... Beni yıldırabilecek bir güç yok... Ama yine de acaip zoruma gitmişti. Yaralamıştı, yine de sınıfta yerimi aldım. Ders başladı, sosyoloji...

    Aaaaa, o da ne... Biraz önceki aksaçlı... Prof.Dr.Cavit Orhan Tütengil... Ben onu, o beni görünce ikimizde şaşırdık... Bocaladı beş on saniye... Sonra normale döndü her şey...
    Dersin ortalarına doğru yanıma geldi, yan taraftan, çaktırmadan elimi tuttu.. En az bir dakika bırakmadı... O an anladım işte ne kadar yaralandığımı... Ders çıkışında doğru Yenikapıya gittim... Bir köpek öldüren ile bir köylü cıgarası bitinceye kadar, gözümde yaşlar, denizle konuştum. O gün kendime bir söz verdim.. Sürünün içinde, akan selin içinde sürüklenmek yok... Çerden, çöpten bir ada yapacaksın kendine... Bu ada senin olacak... Ailenin bile yardım etmesine müsade etmeyeceksin, başına kakarlar ilerde diye... O ada sadece senin emeğinle kurulacak... Doğru, yanlış önemli değil... O ada senin olacak... Orayı sen bezeyeceksin, yeşerteceksin...

    Sonrası biraz kötü bu hikayenin... Her derste geldi yanıma Hocam.. Hiç özel konuşmadık, ama her derste bir şekilde dokundu elime, sıktı samimiyetle... Sonra onu Aralık'ta vurdular! Ben de o okuldan soğudum...




Sayfa 1 / 3 123 SonSon