Sayfa 8 / 9 İlkİlk ... 456789 SonSon
Toplam 134 mesajın 106-120 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #106
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: bayke
    aydına değişik bakışın yorumunu bekliyorum.
    mao ve polpot'da marks'ı okuyup yorumlamıştı.
    çin'de ki kültür devriminde milyonlarca aydının yok edildiğini çalışma
    kamplarına sürüldüğünü konu ederek böyle bir soru sormuştum.
    küflü bilgilerimi biraz deşeleyip o dönemin şu savlarına ulaştım.
    belki bu aydın katliamının gerekçelerini merak eden vardır.
    özetle maocular:
    aydınlar asalaktır.
    onların varlığının halka hiç bir faydası yoktur.
    madenlerde çalışamazlar,
    tarlada çalışamazlar,
    fabrikada çalışamazlar.
    üretim çarkının hiçbir kademesinde onlara ihtiyaç yoktur
    sadece laf üretip birbirlerini yerler.
    emekçi (proleter) halkın kafasını karıştırıp onları birbirine düşürmekten başka bir işe yaramazlar.
    bu ülkenin (çin)lafa değil işe ve aşa ihtiyacı vardır.
    ...diyorlardı.
    belki de çin'in ABD ye kafa tutup rakip olabilecek düzeye gelmesinin temelinde
    bu aydın katliamı yatıyordur ne dersiniz ?

    ---------
    BİRAZ DA AYDIN GEYİĞİ:

    eskiden bağazın iki yakasında sandallarla yolcu taşınırmış..
    beşiktaş'dan sandala okumuş ya da aydın her neyse bir yolcu binmiş.
    yol uzun, kol gücüyle geçiliyor tabii karşıya.
    aydın kişinin canı sıkılmış hadi demiş şu sandalcıyla laflayayım vakit geçsin.
    konuşacak konu arayışıyla:
    sen demiş; felsefe bilir misin?
    hayır demiş ihtiyar sandalcı.
    - gitti ömrünün dörtte biri
    - peki sen hendese bilir misin?
    - hayır..!
    - gitti ömrünün yarısı
    ..
    ..
    uzun bi suskunluk süreci..
    birden fırtına çıkmış sandal ceviz kabuğu gibi sallanmaya başlamış battı batacak.
    bu sefer kayıkçı sormuş adama
    - sen yüzme bilir misin?
    - hayır.
    - gitti ömrünün tamamı

  2. #107
    Üye
    Halil Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.11-2006
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    Bayburt
    Mesaj
    820
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Konu nerelerden nerelere gelmiş bende cemaate uyayım bari tıbbı tartışırken yumuşak bir kayış yaparak aydın ın tartışmasına geçeyim..

    Aydınların halkın üzerindeki etkisin en tipik örneğini Fransız devriminde görebiliriz o dönemin Fransa sında Devrimin öncüleri diye adlandırılan Monteskiyo,Volter,Dalamber,Jan Jak Russo gibi Fransız aydınları yazdıkları eserlerde Fransa nın rejimini eleştirerek halkı krallık rejime karşı kışkırtarak Fransız ihtilalini hazırladıkları söylenir.

    Bugünün Dünyasın da halk üzerinde yazdığı eserlerle bu ölçüde etkili olabilecek bir aydın kesiminden söz edebilirmiyiz? Bu tartışılır işte

  3. #108
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Son günlerde çok şaşırdığım bir şey oldu ; Elektronik sigara yasaklandı…Hem de sağlık Bakanlığı
    tarafından.. Sigarayla mücadele çalışmalarına engel oluyormuş.(!) Ve de e.sigara da bağımlılık
    yapıyormuş…

    -Sağlık bakanlığının elinde buna benzer yetkiler varsa, bunu ‘’asıl düşmanlara’’ karşı niye kullanmaz
    o zaman? Asıl düşman sigara ise, elinizde de yetki varsa, (olduğu anlaşılıyor) ona karşı niye kullanmıyorsunuz bu yetkileri, doğrudan…Öyle yan yollardan değil, ‘’mücadele ediyoruz’’ laflarıyla
    değil, doğrudan niye saldırmıyorsunuz? Biliyorsunuz ki, hangi zammı yapsanız, hangi reklam kampanyası
    ile uğraşsanız, hangi geriletici yasak koysanız, onun gerileyeceği, % 04 kadardır…Onu da nüfus artışından kapatır..Bence olayı perdeliyorsunuz…Asla ondan kurtulmak değil amacınız…Devletin
    vergi sistemi içinde çok ciddi bir yeri var sigaranın…Sağlık sistemi içinde sigaranın zararlarından beslenen
    ilaç sanayi, asıl sigaraya bağımlı durumda…Bence e.sigarayı yasaklayarak, ona rakip çıkmasına bile
    tahammülünüzün olmadığını gösteriyorsunuz…

    Sağlık sistemlerine şu soruları açıktan sormak lazım bence…Bu güne kadar aşağıdaki maddelerden
    hangileri, insanoğlunu hasta/sakat bırakmıştır….Hangileri insanoğlunun geleceğini tehdit eder hale
    gelmiştir…kabaca, hangisin kaç leşi vardır, kaç leşi olacaktır? Bunların mutlaka cevabı vardır elinizde…

    Sıralayalım: Tarım sektöründe kullanılan hormonlar, vücut ısısında erimeyen donmuş yağlar, tekrar
    Kullanıma sunulan kullanılmış kızartma yağları, hız canavarına dönüşmüş otomobil/motosikletler,
    hiçbir denetime tabi olmayan silah sanayi (hadi sivil kısmı diyelim),gazlı içecek sanayi, sigara sanayi,
    alkol sanayi,eroin, esrar, kokain…Sıralasınlar bakalım hangisinin kaç leşi var, kaç leşi olacak?

    Bütün mesele bence, sömürü…En kolay sömürü…Bu sömürünün artık milli olması, uluslar arası olması
    önemli filan değil…Bu sömürüden herkes kendi payını alıyor…Buna bütün sistemler dahil….Günlük
    iki paket sigaranın, 35 yıl içilse o kişiye maliyetini bir hesaplayın…

  4. #109
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İşte anlatmak istediğim çoğu şeyi tek bir haberle anlatan başlık; Tüketim-Tüketıp-Medya...Yani şeytan üçgeni...

    Yeterki tüketin, gerisini biz hallederiz çığırtkanlığı yani...


    • Mucize hap

      İsrailli bilim adamlarının geliştirdiği hapla hamburger, gibi yiyeceklerdeki yağlar kanda çözülmeden vücuttan atılıyor.

      İsrailli bilimadamları yemeklerdeki yağların vücutta depolanması yerine dışarı atılmasını sağlayan bir hap geliştirdi. Hapın yaratıcısı Dr. Joseph Kanner, şarap ve taze meyvede bulunan polifenol adlı maddeyi içeren hapın, hamburger ya da kızarmış patates gibi besinlerde bulunan yağların kanda çözülmesini engellediğini söyledi. Yemekten hemen önce alınan hap, vücudun yağları atık olarak algılayıp dışarı atmasını sağlıyor. Vücuttaki yağ oranının azalmasıyla kalp hastalıkları ve kanser gibi rahatsızlıklarda da düşüş yaşanacağını belirten Kanner, “Bazı insanlar yedikleriyle yeterli miktarda polifenol alıyor. Ancak bazıları bunun için hapa ihtiyaç duyuyor. Bu hap aslında sağlığımız için kötü olan şeylerin zararını azaltıyor” dedi.

      Hapın birçok sıkı testin ardından gelecek yıl İngiltere’de piyasaya çıkması bekleniyor. Üretici bir firmayla görüşmeleri sürdürdüğünü belirten Kanner, “Bu ilaç vitaminler gibi tedavi amaçlı değil, destekleyici ilaç olarak satışa sunulacak. Ancak biz yine de insanlara bu ilaçlar yerine taze sebze meyve yemelerini öneriyoruz” dedi.

  5. #110
    Üye
    neptune Avatarı

    Üyelik Tarihi
    24.04-2005
    Son Giriş
    04.07-2010
    Saat
    11:05
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    459
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Michael Moore adını çoğunuz duymuşsunuzdur. Bu topikle oldukça yakından ilgili bir belgeseli var:


    sicko l200706261531 - Tıp İnsanlığa yararlı mı yoksa zararlı mı? [Tartışma]


    Bu aykırı yönetmen, liberalizm, kapitalizm hatta sosyalizm ile örnekleyerek tıp sektörünü ve insanlarla olan ilişkisini çok güzel yansıtmış. Amerika, liberalizmin beşiği Fransa, birçok Avrupa ülkesi, bunların yanında Küba bile sağlık sistemleri ile hastalara getirdiği fayda ve zararları yönünden yansıtılmış. İzlemenizi kuvvetle öneririm; özellikle örnek verdiğiniz Amerika'daki "müthiş" hasta haklarından, kapitalist Avrupa'da insanların tıp sektörü tarafından sömürülmesine kadar kafanızda yer etmiş birçok düşüncenizi yeniden yargılayabilirsiniz.

    Eğer izlerseniz daha sonra hem filmi ve düşündürdüklerini hem de topikte birçok yazıda yansıyan "bilgi edinmeden fikir edinme" yaklaşımını tartışabiliriz.

    Herkese selamlar.


    Not : Filmin linki: http://www.imdb.com/title/tt0386032/
    Not2: Film afişinin en üstündeki yazının anlamı: "bu biraz acıtabilir"

  6. #111
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili Neptün ilk defa bir yazıya cevap verip vermemekte tereddüt ettim… Çünkü öyle bir yerden girmişin ki konuya pek fazla yapacak seçeneğim kalmadı… Bir kere o filmi inceleyebileceğim dil bilgim yok… İkincisi de yazında kime hakaret, kime yol gösterme, kime sataşma, belki de övgü var yazında… Bilmiyorum yani, çünkü verdiğin örneği inceleyebilecek biri değilim…

    Ama bir şeyi iyi bilirim; Zeki adamı/kadını … Adım atışından, bıyık altı gülüşünden, mevzuuya girişinden amacının alt etmek olduğunu anlarım… Bunlar olaya karşı bakış getirirken, sen ekonomik girmişsen karşı görüş hukuksal olur… Hukuksal girmişsen, ahlaksal karşı görüş olur… Ahlaksal girsen, tarihsel tarihsel girsen sosyolojik bakış açısı ile karşılaşırsın… Neyse illa zayıf bir nokta, ek yeri aranır…

    Aslında Neptün bu sitede saysam ilk beşe girer, karşısındakini anlayabilme yetisi olarak…

    Fakat nedense bu konuda bırakın anlamayı, alt etmeyi görev saydı.. Benim görüşlerimde değişiklik Olmadı… Hala insanoğlunun yirminci yüzyılda hak etmediği, hazır olmadığı, bir tüketim çılgınlığı yaşadığına inanıyorum… Bu tüketim, hız ve çılgınlık sayılabilecek şeyleri de TIP denilen neredeyse ideoloji sayılabilecek oluşturulmuş bilince güvenerek yapmaktadır diyorum… Tıp bile bu güvene hazır değildir diyorum… Bunun sonuçları da yavaş yavaş ortaya çıkacak diyorum.. On yıl içinde yirmi milyon Türkiyeli kanserden ölecekse, bunun sorumlularından biriside Tıp ve ona duyulan güvendir… Tıp’bı anlamaya çalışmak, kanserin nedenlerini sıralamak aslında bu olayı MEŞRULAŞTIRMAKTIR diyorum…
    Görev onun ve o görevini eksik gedik, hatta şikeli bir biçimde yapmaktadır diyorum…

  7. #112
    Üye
    Anti Oksidan Avatarı

    Gerçek Adı
    @vni
    Üyelik Tarihi
    19.08-2007
    Son Giriş
    04.07-2017
    Saat
    00:50
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL
    Mesaj
    2.658
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    tıbbı sağlık sektörünün içinde düşünürsek tabiki dünyadaki sağlık politikaları ile birlikte değerlendiririz..

    ama bence bilim ve teknoloji ayrı şeylerdir...
    teknoloji her ne kadar bilimsel ilerlemenin bir gereği olsa da bilim bilinmeyenleri keşfeder.. teknoloji ise o bilinmeyenleri insan hayatında kullanıma sunar...

    bu anlamda ben tıp bilimini sağlık sektörünün (teknolojinin) dışında tutuyorum...

    tıp biliminde tek amaç vardır o da insan sağlığıdır...

    ha tıp bilimindeki ilerlemeler sağlık sektöründe farklı amaçlara hizmet eder, o ayrı bir konudur..

    sadece bunu düşünerek "tıp bilimi yararlı ya da zararlı mı" diye tartışmak yanlıştır bana göre..

  8. #113
    Üye
    narziss Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.07-2007
    Son Giriş
    06.11-2016
    Saat
    02:27
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    57
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bende bu ağabeye bir dereceye kadar katılıyorum.Ama sağlık sektörü artık tıp bilimiyle içiçe geçti,tıp bilimini sağlık sektörü finanse ediyor.Bence bu konu herşeyin bir bileşimidir,bir bakıma herşey tıpta bitiyor gıda sektörü,ulaşım sektörü bizleri zehirleyip sağlık sektörüne yolluyor.Tıp bilimi ne kadar ilerlesede başta gıda sektörü olmak üzere diğer sektörlerin gelişmeleri ile at başı gidemiyor.

  9. #114
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu konuyu açtığımdan beri ilginç tepkiler alıyorum…Eşim bile ‘’frene bas artık, hekim arkadaşların
    bu yazıları okusa senle konuşmazlar. Ayrıca onlara bir şey yapılsa kendini suçlu hissedersin’’
    gibi laflar edebildi…Sanki hekim düşmanlığı yapıyormuşum gibi…

    Bazı kişiler ise özel mesajla destek veriyorlar, sağ olsunlar…Bunlar alttan güreşmeyi severler nedense.
    En yakından tanıdığım bir insan ‘’Risk almazlarsa tıp ilerleyemez’’ dedi, haklı olabilir…

    Ama Narziss’in yazdıklarından etkilendim…Biraz bir yerlerim acıdı…Bana destek vermek için mi,
    yada bizim ona söylediklerimizden mi bilinmez ama biraz buruldum…O dializ hastası…Yani tıp
    sayesinde yaşamını sürdürebiliyor…

    Ancak oda tıpba olan güvencinden, bir dializ hastası nasıl yaşamaz derseniz, o öyle yaşar…Olsun
    yinede narziss tıp sayesinde ayakta durabiliyor…Her kırksekiz saatte bir elini öpüyor…

  10. #115
    Üye
    shukufe Avatarı

    Üyelik Tarihi
    20.01-2007
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    5.449
    Alınan Beğeniler
    112
    Verilen Beğeniler
    168

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    narzıss neden dıalız hastası olmustur bence buyuk bır kısmının sebebı tıptır
    doktora gıderız dayarlar ılacları dayarlar rontgenı ınceleme adına emar dıye radyasyonun bını bır para

  11. #116
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Mail kutuma gelen ''Onurunu Mesajından'' alan bir ses..
    Haydi Türkiye'nin tüm tıp adamları, iki günlük eylem yapın şu iş için..İş bırakın, iş yavaşlatın..Şu işi gündeme bi taşıyalım..Bak artık herkes kral çıplak diyor..
    Yoksa siz hala siz kanser olun biz iyileştiririz mi diyorsunuz? Yakında insan içine çıkmakta zorlanacaksınız..Gelin bu işlere siz önderlik edin..Bu iş sizin.. Bu iş size yakışıyor..Benim görevim değil demekten vazgeçin artık..

    Bakın artık aksini iddia edenler çoğalmaya başladı ;

    Tuz Kokuyor !!!
    Artık tuz yemeyin yedirmeyin ! Nedenine gelince aşağıdaki yazıyı okuyun. Neden yememeniz gerektiğini anlayacaksınız.

    • TUZ GÖLÜ

      Aşağıdaki bilgiler maalesef doğru...

      Sonra; Türkiye neden kanserden kırılıyor..'diye soruyoruz..!?
      Tuz Golü, Van Gölü'nden sonra ülkemizdeki ikinci büyük golüdür... Uzunluğu 80 km olan Tuz Gölü'nün genişliği 48 kilometreyi bulur... Geniş bir alanı kapsamasına karşılık çok sığ bir göldür... Dünyanın en tuzlu gollerinden biridir... Litresinde 329 gram gibi çok yüksek oranda tuz ihtiva etmektedir... Gölün bu özelliğini değerlendirerek tuz elde etmek amacıyla kıyılarında çok sayıda tuzla kurulmuştur... Bu tuzlalardan elde edilen tuz Türkiye'nin gereksinimi olan tuzun büyük
      bölümünü karşılamaktadır...
      Türkiye'nin oldukça kurak bir yerinde yer alması nedeni ile bu sığ bölgelerde çok yoğun bir şekilde buharlaşma görülür... Doğu kısmındaki körfez dışında tümüyle kuruyan Gölün tabanında, kalınlığı yer yer 30 cm.'yi bulan mevsimlik bir tuz katmanı oluşmaktadır... Tuz Gölü'nün en derin yeri sadece 2 m.'dir. Öteki kesimlerin derinliği sadece santimetrelerle ölçülebilmektedir.
      Göle dökülen en önemli akarsular? Peçeneközu deresi' ile Melendiz çayı'dır. Coğrafya bilgileri aynen böyle diyor. Coğrafya bilgilerine girmemiş aci gerçek ise şudur:

      Tuz Gölüne dökülen en büyük akarsu Konya' nın şehir kanalizasyonudur... Çumra yönüne verilen kanalizasyon bu doğrultu üzerinden maalesef herhangi bir arıtmaya tabi tutulmadan doğrudan Tuz Gölü'ne akıtılmaktadır...

      Bir milyonu gecen şehir nüfusunun sanayi artıklarını da taşıyan şehir kanalizasyonu bizlere iyotlu ya da iyotsuz tuz olarak geri dönmektedir...

      Bu faciaya dur demek ve tuzun kokmasına fırsat vermemek için her sorumlu vatandaşın üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerektiği inancı ile bu mesajı ulaşabileceğimiz her kişiye gönderelim ve ilgilileri göreve davet edelim... Yoksa hepimizin yemeğinde Konya'lıların katkısı olmaya devam edecek.'

      Yrd. Doc. Dr. MUSTAFA DURAN
      PAMUKKALE UNIVERSITESİ
      FEN-EDEBIYAT FAK. BIYOLOJI BOL. 20017
      DENIZLI
      TEL:+90 258 2134030-1178
      CEP:05334361297
      FAX:+90 258 2125546

  12. #117
    Üye
    neptune Avatarı

    Üyelik Tarihi
    24.04-2005
    Son Giriş
    04.07-2010
    Saat
    11:05
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    459
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: kuyucak
    Yrd. Doc. Dr. MUSTAFA DURAN
    PAMUKKALE UNIVERSITESİ
    FEN-EDEBIYAT FAK. BIYOLOJI BOL. 20017
    DENIZLI
    TEL:+90 258 2134030-1178
    CEP:05334361297
    FAX:+90 258 2125546
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Yrd. Doc. Dr. MUSTAFA DURAN
    İnternet'te adıma dolaşan Tuz Gölü ile ilgili e-mail ile bir ilgim bulunmamaktadır. ... Yrd. Doç. Dr. Mustafa DURAN Biyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı ...
    Kaynak:http://biyoloji.pamukkale.edu.tr/mduran/index.htm
    Sevgili kuyucak, bilgi edinmeden fikir edinmenin bir başka örneğini daha vermişsin. Bu topiğin birçok yerinde de göründüğü gibi hayata kendi önyargılarımızın penceresinden bakıp,-iki dakika bile sorgulamadan- uyan verileri doğru, uymayanları yanlış kabul ediyoruz. Akılla değil duyguyla yaşıyoruz. İsteklerimiz bile duygusal; hijyeninin, temel sağlık hizmetlerinin sorumlu olanlarca yani kamu kurumları ya da düzenlemeleri ile sağlandığı bir şehir değil de; neler istiyoruz bak:

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: kuyucak
    TIP DEDE’ler lazım diyorum.

    Not: Bu TIP DEDE'nin beyaz bir sakalı ile elinde de bir asası olacak mı?

  13. #118
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu mesaj Turkquad'dan yayıldı..Bildiğim kadarıylada bu mesaj ağı şimdiye
    kadar asparagas hiç bir işe el atmadı..Büyük ihtimal bu kişinin bulgularını
    başka biri yayınlamıştır..En kötü olasılık budur..

    Bence önemli olan bu bulguların doğruluğu yada yanlışlığıdır..Bu yayınlanan
    bilgiler doğru mu yanlış mı o konuda da bir araştırmanız varmı acaba?

    Madem bu kadar hızlı bir şekilde Mustafa Beyin tekzibini buldunuz, bakın ben hala nasıl ve nerden diye sorma gereği duymuyorum, çünkü anlayabiliyorum nedenini.
    Bu bilgiler de yanlış mı doğru mu birde onu öğrenseniz..Bak bunu bende araştıracağım..

    Siz hala bunların sorumlusu biz değiliz diye bağırın..Şimdiye kadar ücretlerimiz
    düşük diye, çalışma koşullarımız kötü diye onlarca eylem yaptınız..Bir şekilde
    bu insancıklar sizleri hep el üstünde taşıdı..Yemedi yedirdi sizlere..Sıra sizde..

    Bir kerede sizin sağlığınızın düşmanı işte bunlar diye eylem yapın..İnsancıklara
    düşmanı olanları işaret edin..O işaret edilenler bir hoplasınlar o koltuklarında..
    Bakalım rahat oturabilecekler mi o koltuklarında?

    Onlarla ORTAK olmadığınızı görmek istemem çokmu yanlış neptün? Öyle fısıldayarak değil, sessiz değil, saman altından değil..Alenen o insanlık
    düşmanları ile ortak olmadığınızı görmek istemem çokmu komik?

  14. #119
    Üye
    atamer Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2008
    Son Giriş
    19.08-2008
    Saat
    00:00
    Yaşadığı Yer
    Çanakkale
    Mesaj
    14
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Aylar önce posta kutuma gelen bir mail ile katkıda bulunayım istedim
    'Kolesterol icat edilmiş bir hastalıktır'

  15. #120
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Galiba ''TIP DEDEYİ'' buLdum ; PROF.DR. ZEKİ KILIÇASLAN..

    Sabah ''Dobra dobra'' proğramında seyrettim..Tekstil işçilerinin özellikle de kot beyazlatma işinde çalışanların içinde
    bulundukları durumu anlatıyordu..Daha otuzuna varmamış gencecik insanların ciğerlerinin nasıl iflas ettiğini ve kaçınılmaz
    sonlarını, bir belgeselci titizliği ile anlatıyordu..

    Ciğerlere yapışan kimyasalların ve tozların ciğerleri nasıl iflas ettirdiğini ve tıp adına yapılacak şimdilik bir şey
    olmadığını anlattı..Bu hastalık bilinen bir hastalıkmış..Daha çok maden, tünel işçilerinde görülürmüş..Ancak 2006 yılından
    sonra az gelişmiş ülkelerdeki tekstil sanayinde de görülmeye başlanmış..2006 yılına kadar ve hala bu hastalıktan yatan
    hastalara yanlışlıkla verem tedavisi uygulanmış ve uygulanmaktaymış..Gelelim asıl üzerinde durmak istediğim konuya..

    Bu bilim adamı elinden gelse bu işi yapanların başlarına dünyayı yıkacak..Ben onu gördüm..Bireyleri suçlayan tavır yerine
    doğrudan sistemin işleyişinİ suçluyordu ..Devletin bu işyerlerine ruhsat vermekle doğrudan sorumlu olduğunu, ruhsat
    olmadan çalışan işyerlerini bulmamak, denetlememek ise sosyal/hukuk devleti olduğunu iddia eden devletimizin daha büyük
    ayıbı olduğunu iddia ediyordu..Vahşi kapitalizm dönemlerinin kölelerine benzettiği insanlarımızı korumanın devlete düştüğünü
    ancak sistemin işlemediğini anlattı..Özel sektör temsilcilerinin de ''ihracattan gelen dövizin büyüklüğü'' adına ondan
    ''anlayışlı olması'' gerektiğini beklediklerini anlattı..

    Devlet görmüyor, denetlemiyor..Özel sektör kar hırsı, döviz hırsı içinde, yapılanı görme diyor..Tıp çaresiz hatta 2006 yılına
    kadar bu sektörde görmediği düşmanla başa çıkamıyor..İnsanlar sapır sapır dökülüyor, sakat kalıyor...Ölüyorlar..

    Fakat Zeki Hocam orda durmuyor işte..Benden bu kadar, bundan sonrası başkalarının işi demiyor..Başlıyor bütün tv kanallarını
    gezmeye..Elindekilerini ve bildiklerini paylaşıyor..Kamu oyu yaratıyor..İnsanları uyandırıyor...Kimse onu, böyle bir bela var
    ne dersiniz diye aramıyor..Aksine o herkese, böyle bir bela var dikkatli olun diyor..Kocaman yüreğiyle, bu belayla başa
    çıkamayanları, çalıştığa kuruma, Çapa göğüs hastalıkları bölümüne çağırıyor..Güvenceli güvencesiz neyse ney diyor, gelin
    ben halldeceğim diyor...

    Haaaa..Benim övünç kaynağımda şu olsun; Çok etkilemişliğimiz var birbirimizi..Gerçi on beş yıldır gözden ırağız ama hiç
    gönülden ırak olmadığımızı aynı yerler de olduğumuzdan anladım..




Sayfa 8 / 9 İlkİlk ... 456789 SonSon