Sayfa 6 / 9 İlkİlk ... 23456789 SonSon
Toplam 134 mesajın 76-90 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #76
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    E.. sen öyle der "yanlış" olanı savunursan, öteki de "beni anlamayan google'a baksın" der.. Konuşma dili için haklısın da yazı kalıcı oluyor.. Can babanın yüzlerce şiiri var.. Hepsinde de öyle sinkaf edebiyatı yok di mi?

    "Terbiye bozulması"nı ben söylemedim.. Rahatsız oluyorlar dedim sadece.. Bir de o dili kullanan kaç tane bayan (hatta erkek) var sitede? Senin ayrıcalığın ne peki? Ayrıca o edebiyat ne kazandırıyor katılımcılara?

    Bedri Rahmi'nin şiirindeki diğer öğütleri tutmayıp, sadece ve sadece ana-avrat düz gitmeyi matah sayan bir toplumumuz var. Bu mudur olması gereken?

  2. #77
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yahu beni de en fazla kızdıranlar bir konuda genellemeye katılanlar. Çok ciddi anlamda ifrit oluyorum böyle anlarda.

    Yok uzun cümleler, yok kısa cümleler..... halkın içine girmek, halkın arasında kalmak ne bunlar yaaaaa

    Hangi halk? ne için?.... Hadi saldırın şimdi...

    Anlaşılır olmak tabikii tüm insanların derdi. iyi de biz anlamaya çalışıyormuyuz ki?.

    Anlaşılır olmak için kurallar::::::

    Ne bunlar yaaaa, gerçeten ne??

    Sevgili angel sanırım senin hocan William Faulkner adını duymamıştı. Adamın bir tek cümlesi 1600 kelimeden oluşuyor. Ve bunun dışında aynı cümlede parantez içinde kullanılan 500 kelime daha var.. Yani bir cümlesi 2100 kelime.

    Bunun nedenini sordukları zaman William Faulkner çok şaşırıyor. Sizce uzun mu bu cümle diyor şaşkınlıkla. Ve hemen arkasından ekliyor ama ben daha kısa anlatamam ki. Öyle bir an vardır bir tek kelimeyle anlatırsın bir şeyi diye ekliyor.

    Tek kelimelik cümleleri de var adamın.Edebiyat köşesi olmadığından çok daha detaylara girecek değilim açıkcası.

    Hep suçladığımız bir şeyler var hemen her konu da. Pekii bizim bu suçtaki payımız ne kadar bunu her zaman unutup farklı davranışlar sergilemiyormuyuz gerçekten anlamakta zorlanıyorum.

    Gerektiğinde en edepsiz kelimelerin bile son derece anlamlı bir açılımı vardır. Kişilerle bütünleşmiş bazı özellikleri yine bütüne yaymak ne kadar doğru olur tartışılır derim bu konuda da.

    Bir öğretmen olarak sınıf içersinde normal hayattaki Sanem nasıl olamıyorsam herşeyimle, herkesi ilgilendiren ve herkese ait bir yerde de kişiye özel davranış ve yazımların olmasına karşıyım açıkcası. İşte burada özgürlük ve serbestlik kavramları yine birbirine giriyor.

    Valla Türkiyede osmanlı İmparatorluğuna dönüşü isteyen yazar, alacakaranlık ( benim deyimimdir bu, yani aydın), sanatçı olmaz mıııııııı??? Türkiye burası, her an her şey mümkün.

  3. #78
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Azıcık uzun yazacam ama valla cok az uzun

    Evet bayke abimizi anlıyorum ama dediklerini kabul etmiyorum.

    Öncelikle şu "üniversite okumuş (Hemide dört yıllık) arkadaşların burada yazılan bazı yazıları anlamaması ifadesine hiç şaşırmadım. Doğrusu üniversitemde böyle arkadaşların oranının oldukça yüksek olduğunu biliyor ve etrafta bazılarına denk gelmeyi yadırgamıyorum. (Çok mu ukalaca oldu. varsın olsun anasını satayım. Okudugunu anlamayınca kendini degil de anlamadıgı yazıyı sorgulama ukalalıgından yeğdir...)

    "Halkın diline inmek" deniyor. Halk üç yüz kelimeyle hayatını idame ediyor. Üçyüz kelimeye inip hangi düşünceyi üretmekten bahsediyorsunuz? Gündelik hayatın diliyle bunca karmaşıklığa sahip evreni anlayabileceğinizi mi sanıyorsunuz? yoksa bildik populizm mi yaptınıgınz şey? Ben niye iniyorum halkın seviyesine de halk benim seviyeme çıkmıyor? Burada kazanımlarım için bir ürün mü satıyorum ben? Hayır. Ne yapıyorum. düşünce üretmeye, hayatın karmaşık gerçekliklerini, kavramaya çalışıyoruz. birileri anlamıyor diye kısmamızı istediğiniz aslında düşünmek farkında bile değilsiniz. Bir toplum ilerleyecekse çoğunlugun dilini anlamadıgı Hegel, Marks, Dekart, Spinoza, Witgenştayn ve benzeri yüzlerce düşünür sayesinde ilerleyebilir.

    Ha diyeceksin ki iyide bu beyinleri yorumlayıp halkın anlayacağı dilde sunan aracılar değil midir aydın dediğimiz. Öyledir tabi. ama aydınları anlamak için de halka mensup bireylerin çaba sarfetmesi gerekir. "halka inin" diye halk goygoyculugu yapmanın bir alemi yok. Yemişim halkı. Burda siyaset yapmıyorum. siyasetçi olsaydım oy için halkın anlayacağı dilden konuşur Tayyip gibi ikiyüz kelimeyi buladığım ucuz hamasi üslupla büyük teveccüh de görürdüm.

    Bir de madem bu inme binme meselesi açıldı size bir sır vereyim. Halk aslında kendi diline inen insanları düşünceleriyle ikna oldugu için takip etmez. Halkı düşünceyle değil onların hisleriyle avlarsınız. İşte bu yüzden güzel yurdumda insanların korkularını, beklentilerini emziren dini ele aldınız mı oyları toplarsınız. Yani biz burda halkı duygularına oynayarak ikna etme yöntemini seçmiyoruz. Ne yapıyoruz peki..

    Biz üniversitede iletişimi asimetrik ve simetrik olarak iki farklı şekilde uygulandıgını öğrendik. (Bak bak baaak yine halk anlamayacak. Tüh...)
    Buna göre bir şekilde halkı ikna etmeye çalışırsanız bu asimetrik iletişimdir. Simetrik (yani doğru iletişim) ise iknaya değil diyaloğa dayalı olandır. Yani sevgili abicim burda kimseyi ikna etmek zorunda değiliz. burda bir diyalog içindeyiz. Birileri kendi çapınca sunulan bilgiyi alır. alamıyorsa da o universiteleri boşuna okumuştur çünkü üniversite size herşeyden önce öğrenmeyi öğretir; "ben bunu anlamıyorum bu yuzden ben oynamıyorum" şeklinde mızıkçılık yapmayı değil. (bilmiyorum abi size mimarlık fakültesinde nasıl anlattılar.)(Bak yine ukalalıgım tuttu.


    Buraya kadar mantıgınızı yanlışlamak için anlattım bunları. Yoksa asla bu sayfalarda öyle iddia edildiği kadar derin bilgiler sunarak konustugumuzu dğüşünmüyorum. Arada gerçekten insanlıgın en derin sorularına vurgu yaptıgımız doğrudur. Ama bu bile öyle abartılacak seviyede degil. aksine belki site üyesi arkadaşlarımızı daha derin düşünmeye teşvik edecek kadar denilebilir.Üniversitede birinci sınıfta derste yaptıgım bir konusmanın ardından bazı kızların gelip bana yaptıkları bir sitem geldi aklıma. Kızlar benim anlamadıkalrı kelimeler kullandıgım için zorlandıkalrını söylüyor ve bu yuzden beni yadırgaddıklarını söylüyorlardı. Onlra anlamadıkları kelimelerin neler oldugunu sordum. Düşündüler ve üç kelime söylediler. bu üç kelimeyi yazayım da buraya halkın diline inmek nedir daha iyi anlaşılsın. bu kelimeler; dogma, yeti ve muğlaklık idi...

    Ha isteyen ve beni yarı aydınlıkla kavramları bilmemekle suclayan arkadaslarımla daha derin noktalara da kayabiliriz. O zaman ben de onlara ideoloji kavramının içerdiği kaypaklıgı, asla net bir anlamının omayısını, idealizm denilen şeyin bir yanıyla maddi dunyadan kopuk düşünmeyi içerirken öte yandan yine maddi dunyanın yansıması olan sosyo-kültürel açılımlarda kendi dogruları için ölebilmeyi de kapsayabileceğini anlatırız. Yani sosyalist dava için ölümü göze alanların idealliğidir bu. yoksa felsefi anlamda maddi dünyanın karşılıgı olan ve platonla başlamış idealar evreni değil. bir arastırın bakalım Marks la Lenin ideoloji kavramını ne anşlamda kullanıyorlardı. Marksa göre ideoloji hegelci gerçekdısılıgı yansıtırken Lenin ise sosyalist anlayısın üzerine oturdugu temel degerler bütünü olarak bu kavramı olumluyordu. Yani yok öyle net bir kavram kullanımı. (Biliyorum çok sevgili halkımın buyuk kısmı bunları anlamayacak ve kalayı basacaktır ama işte neylersiniz ki sevgili halkımın arasından angel im gibi bazı hırtlar da cıkabiliyor ve onlara da cevap yetiştirmek gerek. Şimdi anlamayanlar cekip gidiyor diye aglarken bu arkadasımız gibi anlayanları da sitenin sıglıgı yüzünden kacırmanın bir alemi var mı?) Bak ne güzel eleştiriler getirmiş arkadasım bana. Yarım aydın demiş, kafası karısık demiş, kavramları birbirine karıstırmıs demiş. Demiş de demiş arkadasımız. İyiki de söylemiş. Belki vereceğimiz cevaplar halkın içinden cıkacak birilerini derinlemesine düşünmeye sevkeder de üçyüz kelimeyle ne kendimize ne de insanlıga hiçbir katkıda bulunamayacagımızı anlarız.

    Mesela bu kardeşimizin benim sosyalizmin özünde romantik oldugu yönündeki söylemime itirazını bazı abilerimiz "ne kadar zeki oldugumu ispatlamak için çırpınısıma vermezse eğer" cevaplamak isterim. Güzel halkımın anlayıp anlamamısını da hiiiiiç umursamama cüretini göstererek tabi.

    Marks öncesi ütopist sosyalistler olarak bilinen Simon, Robert Oven ya da babeuf (tüketim sosyalizmini savunan) gibi öncüllerine hiç girmeden neden romantik olduğunu şöyle açıklayayım. Romantikti çünkü Marks mükemmel tespitlerinin ardından ortaya koydugu tedavi yöntemlerini tıpkı Roussau gibi özünde insanın "iyi" oldugu tezine dayandırıyordu. Okumussun bilirsin. Özetle ne diyordu; üretim araçları sömürücü elitlerin elinden alınarak adına sosyalizm denilen bir rejimle devlete yani kollektif unsura verilecek bu sistem proleteryayı ve halkı öyle bilinçlendirecekki sonunda devletinde ortadan kalkacagı komünist sistem inşa edilebilecek. Neden edilebilecek? E çünkü "insanlar özünde iyi oldukları için"prangalarından kurtulduktan sonra asla bencilce davranmayacaklar. İhtiyaclarının baskısı altındaki birey temel ihtiyacları devletçe karsılanınca bencil olmayacak ve içinde yasadıgı toplumun duyarlılıklarıyla hareket edecek.... İşte romantizmin dikalası budur kardeşim. Bunun nasıl bir romantizm oldugunu anlaman için sana Marks öncesi ütopist sosyalistlerden robert Owen ın "new Harmony" denemesini en ince ayrıntısına kadar okumanı öneririm.Oysa gözardı edilen gerçek şuydu ki insanın temel ihtiyaclarını karsılasanız o zaman insanın arzuları devreye giriyor. Ve arzu evreni sevgili dostlar öyle işin içinden cıkılacak gibi bir yer degil. Ucsuz bucaksız insanın henüz keşfedilememiş kendisinin bile tam bilmedigi beklentilerini içeriyor. İşte o alana maalesef sosyalizm degil kapitalizm hükmediyor. bu yuzden kapitalizm ihtiyaclarını gidermiş insanların asla geri dönmeyecegi yeni arzular evreninin tek hakimi. Kimileri bu doneme postmodern donem diyor.

    Sosyalizm özünde romantiktir. Onlarca farklı anlamda kullanılabilen bu kelimeyi ben, gerçekten bagımsız, duygusal düşünceler anlamında kullanıyorum. Romantizm kötülük değildir. ama kötü olabilir. Çünkü gerçeklerin aksine içeriğinde fazla duygusallık vardır. Bak bu yanıyla da aslında Marks ın idealist oldugunu bile söyleyebiliriz. Çünkü insanı kafasında idealleştirmiştir. Oysa kapitalizm insanı çözmüş, özünde tıpkı Hobbes in dediği gibi kendi mutlulugu için eyledigini anlamıstır. Arzu toplumu demiştik degil mi...

    Biliyorum olaylara bu kadar yukardan bakmak sıkıcı olabiliyor. ama inan cok geniş bir alanı görebiliyorsun bu yükseklikten. Sosyalizm de sonucta insana dair bir acıklamadır. O insanın içinde bulundugu maddi kosulların kişileri etkileyecegini söylerken haklı, ama iş çözüme gelince fazla romantikdi. bunu yukarda bahsettiğim new harmony denemesinde görebilirsin.

    Ha butun bunların dısında sosyalizm tabiki sadece sosyalist rejim demek degildir. Toplumsal düşünmek baskadır bunu düşünüyorum diyerek pratige dokmek baska. düşünce eylem npktasına tasındıgında ortaya bambaska olgular cıkabilir. bu anlamda sizlerin toplumsal düşünme egiliminizi, bireysellipğin ötesine yasmıs bireyciliği aşmaya calısmanıza saygı duyuyorum. ama bunu asmak için ortaya koydugunuz rejimlerin basarılı olabilecegine inanmıyorum. İnan bana keşke uygulamad toplumsal düşünmek insanlıgın ortak kabulunu elde edebilecek bir deger olsaydı bundan cok mutlu olurdum. ama maalesef degil işte. Bak ne diyor bir zamanların marksisti olan kemal abimiz; "herşey karsılıklıdır " diyor bu dunyada. Al bu sözü evir cevir sosyalizme yedir yedirebilirsen...

    Sonuc itibariyle bana dair soyledigin ve "kafası karısık" anlamına gelebilecek ifadeni de reddetmiyorum. Gerçekten kafam karısık. ama inan seinn sandıgın konularda degil. ayrıca bu ifade sanki baskalarının kafası karısık degilmiş gibi algılanabilecek nitelikte. Bu sayfada yazan, hatta dunyanın en önde gelen düşünürlerinin de kafası karısıktır dost. Hatta sasıracaksın belki ama o Marks ın bile gençliğiyle sonraki düşünceleri arasında inanılmaz karısıklıklar vardır. Genç Marks ile Engels le birlikte çalısan Marksın arasında baba farklar vardır.

    Bu konular uzar gider. Hem baslıgı iyice terorize etmiş oluruz hem de sitede iyiden iyiye ukalaya cıkmış adımı pekiştirmek istemem. Ama lütfen yazılanları iyice anlamadan, her denileni anında kavramıs moduna girerken dikkatli olalım. Kavradıgımızı sandıgımız düşünceler kendi kavrayısımızdan bir kaç adım ötede olabilir. bu dediğimi ukalaca bir kendini begenmişlik olarak degil de kendimi de içine koydugum bir degerlendirme olarak al lütfen. sunumu demek istedin diye sormak yerine işte söyle adam boyle adam demek bizi bi yere götürmüyor maalesef.

    Yok ben okuyorum ve sana eksiklerini gösterebilirim diyorsan, ben asla bulundugum noktanın son durak oldugunu iddia etmiyorum, var buyur bana eksiklerimi göster. düşüncenin namusuna inanan bireyler olarak yanlıslanabiliyorsak fikirlerimizi degiştirmeye karsı olmamamız gerektigini öğreneli çok oldu.

    Sevgiyle.

  4. #79
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Oh be 2 !!!!!

    Valla pegasus, harika!!!!.

    Uzun zamandan beri yapmak istediğim bir şeyi nihayet sen yaptın.

    Sakın bana halktan söz etmeyin yesinler o halkı diyecektim açık açık diyemedim, sen yazdın. Sağolasınnnnn

    Eğtim düzeyi ilkokul üç olan bir halkın içinde olmak istemiyorum arkadaş.Sakın şimdi bana, bu halkın suçu mu pekiii gibi duymaktan bıktığım halkçı edebiyatı yapmayın. Evet halkın da suçu, bu kadar basit.

    Özetle bir kez daha teşekkürler pegasus, anladığım ama tartışılabilir bulduğum bir konuyu daha detaylı anlattığın için çok daha iyi anladım.Kesin kararımı vermedim ama haklısın gibi geliyor bu konu da...Şu romantik yaklaşımın.

  5. #80
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bişey daha ddim de halka inmiş olalım.
    Şimdi bi pazarda mercede si, bmw si, porche si Audi si Ferrari si oldugu gibi lada sı ya da şu bizim dandik kuş serisi tofaşlar, clio lar, dahiatsu lar da var. Yani işinize, cebinize uygun olanı alırsınız değil mi.

    Şimdi bazı vatandaşlarımız mercedes alamıyor hatta gidip bir trilyon verip ferrari alamıyor diye ne yapalım bu aracların satısını yasaklayalım mı. tabiki hayır değil mi..

    Bu sitede kutsal halkımın üçyüz kelimesiyle anlayabileceği onlarca basit başlık var. Halkımız buralara girip istediği bilgileri alıyor. Mesela girin cinsellik sayfalarına kuş serisi tofaşlar gibi gelen giden bişeyler almış...

    E o zaman bırakın da burda hadi ferrari desek haddimizi aşmış oluruz da yani standartların üstüne taşmış düşüncelere de nefes aldıralım da abiler. Çok mu fena olur ey cemaati müslimin...

    Birde arkadaşlarımız çok bilge insanların çok karmaşık olayları basitleştirerek anlatabileceğini yazmış sağolsunlar. Valla şiddetle reddediyorum. bunu diyen arkadaşlar belli konularda haklı olabilirler tabi ama her karmasık konu çok basit anlatılabilseydi zaten ortada cehalet diye bişey kalmazdı. En derin konuları en angut kesimlere anlatabilecek kitaplar yazılar yazılırdı.


    Şimdi bi örnek vereyim. Sevgili angel sen bilirsin. Hani bir kitap var meşhurdur. "Felsefenin temel ilkeleri" adında. Politzer o kitabı sosyalist mantıgı işçi sınıfına onların diliyle anlatabilmek için yazmıstı o kitabı. Şimdi o kadar basit bir mantıkla yazılan o kitap bile sizin sosyalist bir gelenekle kutsayığp durdugunuz halkımızın büyük kesimince anlaşılmaz. Çünkü diyalektik gibi oldukça karmasık bir konu yüzlerce harika örnekle anlatılmasına ragmen konu üzerinde kafa yormayan birinin anlayabileceği kadar basit degildir.

    Hem nerde öyle yagma yav. Hayatın en karmasık gerçekliklerinin öyle hap gibi basitleştirilip "aç bakayım agzını sana gerçeğin hapını verecem" der gibi insanlara anlatıldıgı nerde görülmüştür.

    Yok uşaklar katılmaz bu bünye bu çemkirmelere...

  6. #81
    Üye
    angel'm Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.11-2005
    Son Giriş
    31.03-2013
    Saat
    23:03
    Yaşadığı Yer
    ...
    Mesaj
    45
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Birilerinin tam bam teline bastım demek ki! Bu ne şiddet bu ne celal! İsterseniz elimize kılıçlarımızı da alalım düello yapalım? Ne dersiniz?

    Kimi insanlar vardır. Okuduklarını anladıklarını sanırlar. Kendilerine güvenleri sonsuzdur. Kendinden kuşku duymaz. Böylece kendi varoluşlarını görmezler. Yanlış varoluşun içinde kaybolur giderler.

    Evet, evet böyle tipler tanıyorum. Hem çevremden. Hem de romanlardan. Dostoyevski’de, Tolstoy’da, Çehov’da görürüz bunları. Hele hele Çehov’daki tipleri okuyunca gülmekten kırılırım. Ne de güzel anlatır insanı. Onun için şaşırmıyorum aslında.

    Bilirim halka tepeden bakanları… Neden halkla bütünleşemediklerini… Sonra da kendi yalanlarının çemberinde uzayın içindeki göktaşları gibi oradan oraya savrulup giderler.

    Kitap diliyle konuşmak farklıdır. Onu özümseyip basitleştirerek, somutlaştırarak anlatmak farklıdır. Bana göre öğrenmek kendi diline çevirmektir. Kendi diline çevirmek ise, Türkçe’yi güdükleştirmek değil, tam tersine Türkçe’yi zenginleştirmektir. Örneğin, Sosyalist gerçekçiliğin adı toplumcu gerçekçiliktir. Çünkü sosyalist gerçekçilik Frenkçeden gelmektedir.

    İletişim altın kuralı, doğru zamanda, doğru sözcüklerle, doğru mesajı vermektir. İletişim altın kuralı, kendi halkına yabancılaşmadan onun beklentilerini, korkularını, duygularını iyi analiz ederek onlarla iç içe yaşamaktır. Evet, bunun adı diyalogdur. Ama toplumun önünü açanlar, halka ulaşmak için doğru sözcükleri bulmak zorundadır.

    Eğer üniversite öğrencileri kimi sözcükleri anlayamıyorsa, bugünkü eğitim sistemi sorgulanmalıdır. Ama aynı öğrenciler, otuz kişinin yazdığı makaleyi anlıyorsa sizi anlamıyorsa sorun siz de demektir.

    Eğer bir insanın düşünceleri size yanlış geliyorsa o yanlış düşünceyi çürütün. Yoksa “ angel’m gibi hırtlar” diyerek bireysel şekilde birbirimize saldırılar yaparak hiçbir yere varamayız. Ben kendimin ne olduğunu biliyorum. Söylediklerinizin hiçbir anlamı yok benim için.

    Ben özellikle sizi işaret ederek “yarım aydın” diye bir sözcük kullanmadım. Aydın kavramının yarısı, bütünü olmaz. Bir kişi ya aydındır. Ya da değildir.

    İnsanın doğruları bulabilmesi için kafasının karışık olması anlaşılabilir bir durumdur. Eğer bir kişi sorgulamıyorsa, düşünmüyorsa orada bir sorun var demektir. Ben yalnızca kavramları doğru anlamında kullanalım demek istemiştim.

    Sizin Marks’ı mı, ütopik sosyalistleri mi, yoksa hepsini mi romantik olarak nitelediğinizi anlamadım. Bu da benim cahilliğim! Eğer ütopik sosyalistlere romantik diyorsanız, bir düşünceyi eleştirirken bugünün koşullarına göre değil, o günün koşullarına göre düşünerek eleştirmek gerekir. Saint Simon’da toplumun değişebileceği düşüncesi vardır. Peki toplumu kim değiştirecektir? Çünkü proletarya yoktur. Bu anlamda ilerici bir entelektüeldir. Owen’e gelince… O kitabını okumadım. Ama o kitabın adını duydum. Marks’ın eleştirdiği ütopik sosyalistlerin görüşleriyle Marks’ın görüşlerini çürütemezsiniz.

    Kaba komünizmle ile Marks’ın komünizmi arasındaki fark özel mülkiyetin kaldırılması değildir. Fark, özel mülkiyetteki zihniyettir. Burada önemli olan akıldır. Bu toplumdaki insan, Niçe’nin üst insanına yakındır. İnsanda türsel bilinç olmalıdır. İnsandaki duyuların gelişimi insanın tarihsel gelişimidir. Bu gelişim içinde insan kendi bütünselliğini sağlar. Kapitalizm ise, bunu paramparça eder. İnsanın dayanağı vardır. İnsanın dayandığı amaç, insani bir amaç ise bu doğrudur. Para kazanmak için yaşıyorsa bu yanlıştır. Bunun da nedenlerini Marks çok güzel temellendirir. Bunu şöyle somutlayabiliriz. Hergün duyarız çevremizde. “Paran kadar konuş. Ye kürküm ye, “diye. Para ne satın alırsa ben oyum. Para herşeyi satın alır. Çirkini güzel, güzeli çirkin yapar. Param varsa yemek yerim. Param varsa okurum. Param yoksa bir hiçim. İnsanın parasızlık yüzünden tasarımları yarım kalır. Kapitalizmde para bir erktir. Kendi gerçekliğini yitiren insanda çalışma ve para kazanma yaşamın mutlak amacı olur. Sonra kendi kendine, işine, o eyleme, topluma yabancılaşır.

    Bence siz Marks’ın yolunu kafanızda idealleştiriyorsunuz. Hem de kafanızda öyle bir dünya kurmuşsunuz ki, Marks’ın nesnel gerçekçiliğini unutuyorsunuz. Kapitalizm insanını bize örnek gösteriyorsunuz. İnsanın bilgileri doğuştan mı gelir? İnsanın bilinci nasıl oluşur? Marks’a göre bilgi, nesnel gerçekliğin bilince yansımasıdır. Siz diyorsunuz ki, insan öyle aç gözlü bir varlık ki, temel ihtiyaçları karşılansa bile arzuların sonu yoktur. Ben de buna yanıt olarak diyorum ki, insan aklını kullanabilen, eğitilebilen bir varlıktır.

    Marks insanın kendi yaşamının nesnesi olmasından söz eder. Bu ne demek peki? İnsanın kendisini işlemesi demektir. İnsan, pratik, felsefi, bilimsel, estetik olarak eğitimden geçmelidir. Bunlardan geçen insan, özgür insan demektir. İşte kapitalizm türsel bilince darbe vurur. İnsan entelektüel olarak gelişen insandır. Çalışma böyle olursa insanın özüdür.

    İnsanları anlamak için tanımak gerekir. Kendi kendinize öyle kuruntularınız var ki, her ne kadar şaşırmıyorum desem de son yazdıklarınızı okuyunca şaşırdım.

    Bana gelince... Biçarenin biriyim işte. Bilginin bilgi edinmekten başka bir şey olmadığını biliyorum yalnızca… Hepsi o kadar…

  7. #82
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Angel sabaha projem var cok kısa yazacam. buram buram varoluşçuluk kokan sosyalizm anlayısına da sonra cevam veririm uzun uzun. Ha bu arada burda uzun bir mesaj görürsen cok kızmısız deliye donmusuz sanma sakın. benim mesajlarıma bakarsan uzun yazmak gibi bir sorunum oldugunu görürsün. sana özel bişey degil yani. O yuzden kızmıs falan degiliz.

    Herşey bir yana da o okullardaki atılgan cocuklar için kullanılan "hırt " lafını yanlıs anlamana üzüldüm. bu sitenin en hırt tiplerinden birisi olarak biraz kendi familyamdan gördüm seni ve o kelimeyi onun için yazdım ama yanlıs anlaşılmaya müsait oldugunu şimdi anlıyorum. Bu yuzden afedersin. Asla o anlamda kullanmadım bilesin.

    Dediğim gibi şimdi şu işi yetiştireyim sonra Satre ın varoluscu sosyalizmine hak getirecek yazılarına cevap veririm.

  8. #83
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yahu angel ım,

    Beni de bu katogoriye aldığını varsayarak yazıyorum. Kızmak!!!!

    Yok öyle bir şey... tam tersine ne kadar farklı düşünce olursa mutluluktan havalara uçarız.

    Yalnız bir şey söylemek istiyorum canımcım;

    Düşünceler suçlanamaz. Düşünceleri yüzünden insanları suçlamak hatta cezalandırmak insan haklarına aykırı diye biliyorum.

    Farkında olmayarak senin gibi düşünmediğimiz için suçlayıcı, hatta hakaret edici cümlelerinin farkındamısın?

    Örneğin;

    Kimi insanlar vardır. Okuduklarını anladıklarını sanırlar. Kendilerine güvenleri sonsuzdur. Kendinden kuşku duymaz. Böylece kendi varoluşlarını görmezler. Yanlış varoluşun içinde kaybolur giderler.
    Şimdi bu kimi insanlardanmıyız senin gözünde acaba?

    Evet, evet böyle tipler tanıyorum. Hem çevremden. Hem de romanlardan. Dostoyevski’de, Tolstoy’da, Çehov’da görürüz bunları. Hele hele Çehov’daki tipleri okuyunca gülmekten kırılırım. Ne de güzel anlatır insanı. Onun için şaşırmıyorum aslında.
    Çok yakından tanıdığın ve seni gülme krizine sokan bu insanlarla aynı tarafta mı gözüküyoruz?

    Bilirim halka tepeden bakanları… Neden halkla bütünleşemediklerini… Sonra da kendi yalanlarının çemberinde uzayın içindeki göktaşları gibi oradan oraya savrulup giderler.
    Şimdi bizde savrulup gidecek olanlardanmıyız?

    Ya bu böyle sürüp gider ve ben senin yazını ikinci kez kopyalamış duruma düşerim.

    Benimle, kendi adıma konuşuyorum, pegayı da katabilirim bu işe izin verirse eğer; tartışmak istiyorsan düşüncelerinle tartış. Düşüncelerimizi kabul etmen gibi bir niyet taşımazken, sadece farklı bir düşünceyi ortaya koymak gibi bir amaçla yola çıkmışken senin tarafından çeşitli benzetmelerle düşüncemizle birlikte birey olarak bizlere de saldırdığının farkındamısın acaba?

    Valla ben hala kızgın değilim....Çok samimi söylüyorum kızgın değilim.

    Ama yanlış bir tartışma biçimi bunu da ortaya koymadan edemeyeceğim.

    Sevgiler.

  9. #84
    Üye
    angel'm Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.11-2005
    Son Giriş
    31.03-2013
    Saat
    23:03
    Yaşadığı Yer
    ...
    Mesaj
    45
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yok valla! Ben yalnızca evrensel olandan söz ediyorum. :lol: :lol:

  10. #85
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    angel'm düello deyince aklıma geldi

    OTURANBOĞA'YA BİR TEKLİFİM VAR

    cevap cevabı doğuracak gittikçe sertleşilecek
    eleştiri sınırları zorlanacak ve kırgınlıklar olacak kalpler
    kırılacak.ne gerek var.
    karakterim gereği ben uzun tartışmaları sevmem ve girmem de.
    doğal olarak herkes kendi tarzını savunuyor .
    bu sitenin belirli ilkeleri ve hedefi var.
    öncelikle burası kanarya sevenler sitesi değil. engelliler sitesi.
    diyorum ki kendi tarzını savunanlar engellilikle ilgili yepyeni bir konu
    başlığı açsın, o konuyu "tarzını koruyarak" yönetsin.
    belli bir süre sonra bakalım kimin konusunun katılımcısı daha çok
    olacak. (görüntüleme değil)
    yalnız reytingi garantili olan sex,futbol,siyaset ve dinle ilgili
    olmayacak. HODRİ MEYDAN İYİ OLAN KAZANSIN.
    ne demiş marks amcam HALEP ORDAYSA ARŞIN BURDA

  11. #86
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    08:10
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.943
    Alınan Beğeniler
    959
    Verilen Beğeniler
    1.251

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Herkesin bir düşünce sistematiği ve ifade tarzı vardır. Hatta bazen, her tartışmada farklı yöntemlerle kendisini ifade edebilir insanlar. Açıkçası içerik yeteri kadar iyiyse, ifade yöntemlerini çok önemsemem (edebiyat hariç tabii). Elbette, "ben olsam şöyle ifade ederdim" dediğim olur, ama bundan ileri gitmem. Ne "ağdalı kelimeler kullanarak hava atıyorsun", ne "ağdalı kelimeler kullanarak aslında birşey söylemediğini gizliyorsun", ne de "elitist davranıp halktan kopuyorsun" demem. Benim için önemli olan şey kişinin tartışmaya kattığı derinlik ya da tartışmadan aldığı keyiftir.
    Bir konuda farklı bakış açılarını görmek inanılmaz heyecanlandırır beni. Hele içinde anlamaya çalışmak, diyalog, derinlemesine sorular, eleştiriler varsa; değmeyin keyfime! Ve bu durumda bilmediğim sulara açılmak, yeni şeyler (kelimeler, kavramlar, yöntemler vs) duymak/öğrenmek bu keyfin sürmesinin olmazsa olmazıdır.
    1- Asla yukarıdan bakmam. Her zaman (birilerini ezmeyi, ötelemeyi, yoketmeyi amaçlamayan her düşünce ve kişi ile) diyalog kurmaya çabalarım ve böylesi bir çabaya her zaman karşılık veririm.
    2- Bir konuda bildiklerimin/okuduklarımın mutlak doğrular olmadığını bilirim. Her konunun ve herkesin (hiç bir istisna/tabu olmaksızın) eleştirilmesi gerektiğini düşünürüm. Bir adım ileri gitmenin tek yolunun (sistemli ve iyi niyetle olmak koşuluyla) eleştirmek olduğunu bilirim.
    3- Eğer bugün hala x süre önce durduğum yerdeysem, bilirim ki mutlaka bir yerlerde yanlış yapıyorumdur. Her an her şeyin değiştiği bir yaşamda, X kişinin X süre önce söylediğ/olduğu yerde kalmak, yaşamamak, hiç varolmamak demektir benim için.
    4- Dayanamadığım tek şey, "Sus! O konuyu konuşma, şunu eleştirme, öyle deme, bunlarla birlikte olma" ve benzeri men-etmelerdir. İçinde küfür ya da şiddet olmayan her düşünce benim için varolmayı hak ediyordur. Beğenmesem de, eleştirsem de, kızsam da, hatta nefret etsem de, düşüncen ifade edilmesini sonuna kadar savunurum. Karşılığında tek beklediğim şey ise, benim ifade özgürlüğümün savunulmasıdır.
    5- Yazarken okunmak, anlaşılmak ve etkilemek/düşündürmek isterim. Hedef kitleme göre dilimi ayarlamaya çalışırım. Bunları yapıp yapamadığımı ise, yazdığım şeyin ne kadar eleştirildiği, konuşulduğu ve hakkında ne kadar sorular sorulduğu ile anlarım.

    Biraz daha somutlarsam: İsteyen istediği şekilde kendini ifade etsin Yeter ki doğrudan hakaret/aşağılama, şiddete davet ya da karşı görüşü susturmaya/men etmeye yönelik bir girişim olmasın.

    Son olarak, burada yazılanları anlamayan üniversiteli arkadaşlara önerim: Neyi anlamıyorsanız, konu hakkındaki düşünceniz neyse, lütfen bunları o tartışmada ifade edin. Burası sidik yarışı yaptığımız bir yer değil, diyalog kurduğumuz bir yer. Birilerinin sustuğu yerde diyalog olmaz; herkes kadar sizin de konuşma hakkınız/özgürlüğünüz var. Lütfen konuşun...

  12. #87
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Meleğim sana anlatayım bu gün niye bu kadar rahat cevap veremediğimi;

    -Bir kere hala Marks’ın cennetine inananlardanım…Tarihin süreci oraya götürüyor insanları..Ama sosyalizm normal, tarihi bir süreç değildir…Bir ara rejimdir…Tarihin hızlanması gerektiğine inanların
    şekillendirdiği bir sistemdir. Bu sisteme katkısı olanların kimler olduğu (Yani ustaların), sayıları,
    değerli olup/olmadığı beni şu anda ilgilendirmiyor…Onlara saygım sınırsız/sonsuz…Denediler….
    Yaşamlarını verdiler…Önlerinde saygıyla eğiliyorum…

    -İnsan tam olarak kendini çözüp değiştiremiyor daha…Yani bilincine vardığı nesnelliğini, oluşturamıyor…
    Bilmek ayrı bir şey, değiştirebilmek, dönüştürebilmek ayrı bir şey…Bu bir süreç…Okuyarak, görerek,
    deneyerek, nesnel gerçeğin oluşturduğu bilinci yaşamak ayrı bir şey…Yani güzelim, bilmek ayrı bir şey
    bildiğin insan olmak ayrı bir şey…Sosyalist bilince ulaşmak ayrı bir şey, kapitalist ruhun bütün olumsuzluklarından kurtulup, her tür ‘’pislikten’’ arınmış bir egoyu oluşturmak ayrı bir şey…İşte bana
    göre mim noktası burası…Aslında yüzlerce nedeni sıralayabilirim…Emperyalist kuşatma, tüketim
    propagandası vs.vs.Ama bana göre burası önemli…Her sosyalist ruhunda kapitalizmin oluşturduğu
    kişiliklerdir. Evrim sonucu arınmamışlardır...İnsanın oluşturulmaya çalışılması, kendini oluşturmaya
    çalışması çok uzun bir süreçtir…İyi ki öyledir…Yoksa tarihsel süreçte her sistem insanı oluşturmaya
    çalışmıştır. İnsanın oluşması o kadar kolay olsaydı, tek tip hayvana çok çabuk dönüşülür ve asla da
    kurtulmak mümkün olmazdı…Bu gün dünya da yüzlerce kültür, yüzlerce kültür içinde yüzlerce alt
    kültür, yüzlerce alt kültür içinde milyonlarca ayrı kişilik varsa, bu insan doğasının güzelliğidir.

    İşte kısaltmaya çalıştığım bu düşüncelerim içinde, hemen, kısacık reçetelerim olsa bile,bunların insana
    pek yarar sağlamadığını düşünüyorum…O sistemle her şey çözülecek demek aslında çok kolay…
    Fakat o sistem GELİNCEYE kadar bizlerin sağlam ve sağlıklı KALMAMIZ gerekiyor…Çok amiyane
    bir örnek ; İnsan yoksul olabilir, kafanda mülteci olabilirsin, eğitimsiz kalabilirsin…Ama illa insanın
    NAMUS dediği bir son kalesi vardır…Ondan ötesi de yoktur…Birkaç yaşında bir çocuğa işkence yapan
    kendi anası/babası bile olsa, o çocuk yine ana/baba diyerek yardım ister…İşte bana göre TIP insanlığın
    NAMUSU olmalıdır…Her kurum, her şey kirlenebilir…Ama tıp asla… Çünkü o küçük çocuk gibi, insanlığın
    gidecek başka yeri, yardım isteyecek başka birileri yok…Çok mu romantik oldu? Saygılarımla…

  13. #88
    Üye
    Oya Tekin Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.07-2004
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    567
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: bayke
    angel'm düello deyince aklıma geldi

    OTURANBOĞA'YA BİR TEKLİFİM VAR

    bu sitenin belirli ilkeleri ve hedefi var.
    öncelikle burası kanarya sevenler sitesi değil. engelliler sitesi.
    diyorum ki kendi tarzını savunanlar engellilikle ilgili yepyeni bir konu
    başlığı açsın, o konuyu "tarzını koruyarak" yönetsin.
    belli bir süre sonra bakalım kimin konusunun katılımcısı daha çok
    olacak. (görüntüleme değil)
    yalnız reytingi garantili olan sex,futbol,siyaset ve dinle ilgili
    olmayacak. HODRİ MEYDAN İYİ OLAN KAZANSIN.
    ne demiş marks amcam HALEP ORDAYSA ARŞIN BURDA
    Hım meydan okuma. :wink: Bu konuya hiç dahil olmadım en başından beri hala da olmaya niyetim yok. Fakat şu son cümleleri görünce dayanamadım konuyla alakası yok söyleyeceklerimin ama. Sevgili bayke kendine çok güveniyorsun hodri meydan dediğine göre. :wink: Karizmana mı yoksa kalemine mi güveniyorsun bilemedim ama böyle bir başlığın açılması beraberin de kişilerin hayranlarının sayısını da gösterecek. Ee kurtlar arasında kalacak diğer erkek arkadaşlarımıza şimdiden üzülüyorum. Benim hayranlarım seni döver gibi birşey olmuş bu meydan okuma. :wink: Bunu söylemeden edemedim ne yapayım. :roll:

  14. #89
    Üye
    neptune Avatarı

    Üyelik Tarihi
    24.04-2005
    Son Giriş
    04.07-2010
    Saat
    11:05
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    459
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: bayke
    HODRİ MEYDAN İYİ OLAN KAZANSIN.
    ne demiş marks amcam HALEP ORDAYSA ARŞIN BURDA
    Heheh, seni kapitalist. :mrgreen: :mrgreen:

  15. #90
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Ya sevgili kuyucak,

    Her kurum her şey kirlenip bir tek tıp ı bundan ayrı tutmak gerçek anlamda ütopya değilmidir?

    İstemek ayrı bir şey bunu hayal etmek hakkına tabikii sahipsin, ama gördüğümüz gibi tıp bundan ayrı kalamıyor. Bu , yani senin romantik istemin doğanın kendisine aykırı.

    Diyalektik söylemle, ve işin gerçekten özünde bir bozulma varsa bu bütüne yayılmak zorundadır. Bir şeyler kötüyken bir başka şeyin iyi kalabilme olasılığı diye bir şey yoktur.

    Eğitim, sağlık sektörü, hukuk vs. hepsi bildiğin gibi bir üst yapı kuruluşlarıdır. Ve bizim eski düşünme sistematiğimizle, bir toplumun alt yapısındaki bozukluk üst yapısını etkiler değil mi?

    Alt yapısı hemen hemen hiç olmayan benim güzel ülkemde üst yapı kuruluşlarının doğru gitmesini beklemek bildiğim herşeye aykırıdır.

    Bir de şuna takılıyorum...

    Sanıyorum bazı arkadaşlarımız, yaptığımız tartışmalarda benim düşüncem senin düşünceni döver mantığıyla mı hareket ettiğimizi sanıyor.?

    En azından kendi adıma söyleyeyim; Hiç bir zaman böyle bir duygu ve düşüncenin içersinde olmadım, olmayacağımda. Bana göre yanlışı gördüğümde bu yanlışları ortaya koymak ve bu konudaki fikirlerimle cevap vermek, ve doğal olarak gerçeği bulmak adınadır yazdığım her cevap.

    Cevap yazarken kendi düşüncelerimi ortaya koymakla beraber karşı düşüncedeki kişiyle düşüncelerin çarpışmasıyla doğru olanı bulabilmek adınadır yazdıklarım.




Sayfa 6 / 9 İlkİlk ... 23456789 SonSon