Sayfa 5 / 9 İlkİlk 123456789 SonSon
Toplam 134 mesajın 61-75 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #61
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Sevgili Pegasus; Bir gün seni elle tutulur kadar bi anlayasabilsem diyorum...Ya tamam insan değişkendir, bir tek ölüler değişmez...Ama senin değişim hızına ben
    yetişemiyorum...Senin elinden yazı çıkıyor, çıktığı anda sen başka biri oluyorsun...
    Tamam Sartre' de var bunlar...İnsan neyse, o değildir...Yada insan ne değilse o' dur...Yani önünde bir ''orası'' var...Oraya varıncada, orası, burası oluyor...(Bay Kemal'den bir araklama)...

    Ya demem şu; Ben sistem diyorum, devrim filan düşündük diyorum, sen olmaz
    sosyal demokrasi filan daha iyi diyorsun...Ben, yaşlandık artık, deviremedik bari
    evirelim diyorum, sen bu seferde marks diyorsun, sistem diyorsun...
    İstediğin zaman milliyetçi, istediğin zaman militarist/devletçi...İstediğin zaman marksist...Sen bunları aynı potada pişirebiliyosun, ben sana bi şey demem...Helal
    olsun derim, anlamaya çalışırım, tadı nasıl derim...Ama sen bana temiz bi ağaçı,
    çok görüyosun...Ormanı gözden kaçırıyorsun diyorsun...Ormanı anlamak için ilk
    temel şart, en azından bir ağacı bilmek lazım diyorum...

    Benim bildiğim sosyal demokrat bakış açıları benim evirelim dediğime çok yakındır...Sistemi, kurumları her gün hizaya getirmek, daha yaşanılır bir dünya
    için her fırsatta yeni kazanımlar elde etmek...Çok ters şey değil bunlar sana...

    Özdemir Asaf'ındı sanırım, tam hatırlamasam da ''tüm renkler içinde en çabuk beyazlar kirlendi'' sözünde olduğu gibi, en çabuk tıp kirlendi diyorum...Bu kirli
    haliyle yararı kadar zararıda var diyorum...Saygılar.

  2. #62
    Üye
    angel'm Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.11-2005
    Son Giriş
    31.03-2013
    Saat
    23:03
    Yaşadığı Yer
    ...
    Mesaj
    45
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yazdıklarınızı okuyunca gazetelerdeki köşe yazarları, televizyonlara çıkıp konuşan sözde aydınlar aklıma geldi. Türkiye'de hangi köşe yazarı bir olguyu çözümlemeye gidiyor? Düşünce özgürlüğü diye diye demokrasinin de anasını ağlatıyorlar! ( Pardon yani! ) Kimileri Allaha şükür! solcuyum diye kendini betimliyor. Nasıl oluyor böyle solcu olmak! Kimi liberalleri okuyorum. Her türlü düşünce özgürlüğünü, bireysel hak ve özgürlükleri sonuna kadar savunuyorlar. Sonra da sınır kapılarında memurlar Ramazan ayında mesai saatlerinde oruç bozmaya gidince vay efendim böyle şey olur muymuş diye havalara hopluyorlar. Yerim sizin liberalliğinizi. ( Pardon yani) Başka birisi komünist manifestodan alıntı yaparak bir olguyu ön plana çıkarıyor, onu yüceltiyor. Ertesi gün, komünizmi ayaklar altına alarak çiğniyor. Be ne perhiz bu ne lahana turşusu!

    Dünyada en zor şey nedir ? Bana göre insanın kendini görmesidir. Kendini göremeyenler paldır küldür yuvarlanır gider. Kimileyin demokrat olur. Kimileyin liberal. Kimileyin Marksist. Belki de ne olduğunu bile bilmez. Tabii sözüm meclisten dışarı. Kimse üstüne alınmasın! Kimi de, ben özümde değişmedim diyerek sosyal demokrat bir partiden muhafazakar bir partiye geçer. Yani hiç de dönek değildir. O ak gibi temiz alnıyla halka hizmet etmektedir. Vay be! Daha neler neler göreceğiz. Ne de olsa Türkiye burası!

    Bence yalnızca "tıp" kirlenmedi. Herşey kirlendi. Ama ne hikmekse herkes bundan şikayet ediyor. Herkes aynı şeyi söylüyor. Peki dünyayı biz kirletmiyorsak kim kirletiyor öyleyse!

  3. #63
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Teşekkürler valla. Hoş eleştiriler.

    Kemal abimizden başlayalım.

    Abi o bıçkın bakışları yakinen tanırım. Ucu ucuna tutturduğumuz bilgilerimizle tüm gerçeği kavradığımızı sandığımız gençlik çağlarından bizde geçtik. Hala geçiyoruz diyeyim de çatla...

    Ancak ben herşeyi marksa falan bağlamadım. Zaten her fırsatta söylerim ben Marksist değilim. (Bu sözü Marksın kendisi de demiş diyorlar )
    Yani Marksist-sosyalizme inanmıyorum ben. Görece tüm farklı yorumlanışlarıyla okuduğum bu sistem aslında henüz nihayetine ermiş bir sistem de değil. sürekli yeni açılımlarla kendini yenilemeye çalışmasına rağmen temelinde bana göre varolan "romantizm" nedeniyle başarılı olabileceğini sanmıyorum. Bu yüzden sana daha öncede söylediğim gibi ben asla marksist değilim.

    Ancaaak tamda burada sevgili Hasan abinin söylediklerim nedeniyle kafasının karışmasını da önleyecek bi açıklama yapayım.

    Ben evet Marksist değilim ama bu sadece "tedavisine" inanmadığım için böyle. Ama teşhislerinin büyük kısmına aynen katılıyorum. Yani Marks toplumsal sorunlara yönelik inanılmaz yerinde ve doğru tespitler yapmıştı. İşte bu yüzden bu tartışmayı belli bir sistem bağlamında görmeye çalışıyorum. Buraya kadar eğer Marksistlikse bu ben de öyle olayım. Ama aslında Marksist olmak buradan sonra başlıyor. Çünkü mükemmel tespitlerine karşın ben Marksın çözümlerine inanmıyorum.

    Yani bir zamanlar Kemal abinin yaptığı gibi tutup her haltı oraya bağlayacak değilim. İşte Hasan abi senin bana yönelik neredeyse "döneklik" noktasına taşıdığın kafa karışıklıgının sebebi budur abicim.

    Ama haklısın. Ben Sultan Galiyev gibi yeri geldiğinde olayları bilimsel ve reelden beslenerek değerlendirmek için sosyalist, çözüm için idealist ve gerçekçi olduğum için de nasyonalist olabilirim. Bunların hepsi ben de mevcuttur ve eğer sen bu durumu döneklik kabul ediyorsan başım gözüm üstünedir. Ama yok benim hızımı takip edememen söylediklerimi gerçekten irdelemediğin içinse bunu sana yakışmayan bir özensizlik olarak görmeme izin ver. Ama her halükarda sen bizim büyüğümüzsün. Bazı noktalarını kabul etmediğimiz yazılarından bile çok şeyler öğreniyoruz.

    Hani haddimize değil ama sen de bizim yazdıklarımızdan nacizane bişeyler almalısın desek çok mu haddimizi aşmış oluruz?

    Aydın olmanın yolu ne rotasız olmaktır ne de rotayı belli bir istikamete sabitleyip sonu nereye varacağı bilinmeyen yollara girmektir. Aydın olmak belli bir hedef sahibi olmaktır önce. Sonra da o hedefe gidecek yolları çağa, koşullara göre hayatı çok ama çok iyi okuyup yerine ve zamanına göre yeni koordinatlara uydurabilmektir.

    İşte ben bu yüzden kendime Atatürkçü diyorum dostlar. Devrimcilik anlamında solsa sol, yurtseverlik anlamında nasyonalizmse nasyonalizm, evrensellikse evrensellik.

    Tıp eleştirisini getirip böyle bi açıklamaya dayandırmak pek doğru değil belki ama işte muhabbet de yerinde durmuyorki abiler.

    Hoş görün ama ne olur söylenenleri "hava atmak", "kültürlü olduğunu ispatlamak" gibi abuk sabuk şeylere bağlayıp konuşma hevesimizi almayın elimizden. olar mı?

  4. #64
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ya pega bak seni üzdüğüme, üzüldüm şimdi...Tam tersi ya, ne dönekliği...Ben
    sana ''beni anla diyorum''...Tek bir ağaç gibi hür/Ve bir orman gibi kardeşçesine
    mısralarındaki hep ormandan bahsediyosunuz ya...Esas sorun ormanı görmek diyosunuz ya...Ağaçlara takılı kalma diyosunuz ya be kardeşim...

    Birey olan/kurum olan anlaşılmadan orman anlaşılmaz diyorum...Burada bırak
    yazılanları, sevdiğim insanların ruhuna, düşünce sistematiğine ulaşmanın yollarını
    bile ararım ben...Arkasında yatan bilgi birikiminin, yaşam pratiğinin nelerden oluştuğunu bile sorgularım...

    Bundan otuz yıl önce böyle konu karşıma çıksaydı, şablonlarımla kısa sürede
    ölçer, biçer, on dakka sürmeden kesin, net ve değişmez cevabımı verirdim...Şimdi
    veremiyorum...Neden mi? Çünkü otuz yıl önce bu ''sistemle'' yaşamak zorunda
    olduğumuzu bilmiyordum...Nasılsa bu belalar ''kökten'' çözülecekti...Ya şunu daha
    öncede söyledim, ben bu tartışmanın seviyesinden de, gidişinden de memnunum...
    Yazan, fikrini söyleyen herkese, kendi adıma teşekkür ederim...Adı üstünde tartışma bu...Kesin, katı, değişmez tutum içinde olsam ilk yazımdan sonra bir daha
    yazmazdım..Bakın ileride bu tartışmaya başka kurumlarda ilgi gösterecek, bundan eminim...Yani istediğin kadar ''hava'' atabilirsin...Benim de azıcık atmama izin ver yeter...Diyorum ya pişirilen değişik çorbaların tadını severek tadanlardanım ben....

  5. #65
    Üye
    angel'm Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.11-2005
    Son Giriş
    31.03-2013
    Saat
    23:03
    Yaşadığı Yer
    ...
    Mesaj
    45
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Aslında bu foruma başlığın dışında fazla bir şey yazmayı düşünmüyordum. Ama yazılanları görünce dayanmadım. Birkaç şey söylemek istiyorum.

    Bir şeyin kendisinden meydana geldiği, kendisinden doğup yine kendisine döndüğü şey o şeyin nedenidir. O şeyin nedeni onun ilkesidir. Peki belli bir nedenin eseri olan olay, bu etkene bağlı olarak ortaya çıkan olgu sonuç ise, siz bir ilkenin yarısına nasıl inanıyor, yarısına nasıl inanmıyorsunuz? Bir şey ya vardır, ya yoktur. Bir şey ya güzeldir, ya değildir. İşte bunu anlamakta güçlük çekiyorum.

    Burada Pegasus’un romantizme yüklediği anlamı anlamadım. Romantizm bir duygusal olgu mudur? Yoksa romantizm bir geriye dönüş müdür?

    İnsan hem idealist hem de sosyalist olabilir mi? Hem varlığın kavram ve düşünce türünden söz edeceksiniz. Hem de varlığın insan zihninde bağımsız olarak var olamadığını söyleyeceksiniz. Hem de gerçekçi ve nasyonalist olacaksınız. Ya da kavramların anlamı değişti de ben bilmiyorum.

    Bence aydın kimdir? Önce onu tartışmak gerekiyor. Her önüne gelen aydınım diye şişim şişim şişiniyor. Aydın olmak, kafası karışık olmak herhalde.

    Atatürkçülük bilim ve aklı öne çıkarmaktır. Bugün yüzde yetmişin doğmalara gömüldüğü bir dönemde Atatürkçülerin oturup şunu düşünmesi gerekiyor. Niçin aydınlanma başarıya ulaşamadı?

    Bir de başka bir sorum var. Birey tek başına mı vardır? Birey, toplumsal öğelerin bütününden ortaya çıkmaz mı? Bu nedenle insanın adı toplumsal varlık değil midir? Sizlerin söz ettiği birey, toplumdan izole olmuş bir birey anlaşılan. Yaşamın pratiğinden söz eden bizzat Marks’ın kendisidir. Bilinç, toplumun bir ürünüdür.

    Bir insan okuyorsa, bilgisini paylaşıyorsa neden hava atıyor diye algılanıyor anlamıyorum. Bilgili ve kültürlü olmak bir ayrıcalıktır. Çünkü insana bir değer kazandırır. Herkes yazsın düşüncelerini o zaman.

    Niye bugün yanıt veremiyorsunuz Kuyucak. Değişen birşey yok. Kapitalizm yine vahşi kapitalizm. Ha! Demek istediğinizi anladım. Sosyalizm pratik olarak sınanmış ve çökmüştür. Oysa Marks'ın teorik öncülleri dimdik ayakta durmaktadır. Artı değer, sermaye, monopolleşme. İkincisi, Marks'ın teorisi geri kalmış ülkenin gerçeklerine uyarlanırken çok kırılmadan geçebilir. Bilmem anlatabildim mi?

  6. #66
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ben bu tartışmalarda açıkcası daldan dala atlayışımızı çok seviyorum.

    Aklıma daima takılı kalmış olan şu "romantizm " meselesi benim için büyük bir sorun oluşturur. Niyese romantizmi öylesine farklı yönlerden ele alırız ki, romantizmin doğuş sebebi ve romantizmin özünde ki gerçekçiliği gözden kaybederiz.

    Bildiğiniz gibi romantizm, Klasik anlayışa bir tepki olarak doğmuştur. Klasik düşünce yapısının özündeki o katı kurallar, görkem, akılcı yaklaşımlar, uyumlar vs. ler insanı çileden çıkarak noktaya geldiği andan itibaren;

    "en güzel kural, kuralsızlıktır" gibi aslında anarşizme varan düşünce yapısıyla, kişiselliği ve aklın sınırlarını yada hemen herşeyin sınırlarını zorlayan bir düşünce yapısıyla ortaya çıkmıştır. Bu yönüyle bakılması gereken romantizm aslında öyle bilinenin tersine pembe falan değildir.

    Bana soracak olursanız da romantizm, her akımın içersinde olan bir olgudur.

    Sevgili pegasus un bu anlamda romatizm nedeniyle başarılı olunmayacaktır düşüncesini aslına bakarsanız anlayabiliyorum. Kabul ediyormuyum? işte bu tartışılır...

    Romantizm bir başkaldırı hareketidir, geriye dönüşüm olup olmadığı tartışılabilir ama yukarıda da söylediğim gibi romantizmin özü gerçek anlamda farkına varıldığında her dönemde romantizmi görebileceğimiz söz konusudur. Dün de, bugünde, yarın da...

  7. #67
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Oy oy oy, Sevgili Kuyucak şiirden girmiş bu kez de.. Ben de şiirden devam edeyim.. Hepsi de Nazım Ustanın şiirleri.. Biri

    Denizin üstünde ala bulut
    yüzünde gümüş gemi
    içinde sarı balık
    dibinde mavi yosun
    kıyıda bir çıplak adam
    durmuş düşünür.

    Bulut mu olsam,
    gemi mi yoksa?
    Balık mı olsam,
    yosun mu yoksa? ..
    Ne o, ne o, ne o.
    Deniz olunmalı, oğlum,
    bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.
    Diğeri çok sevdiğim Şeyh Bedrettin Destanı'ndan alıntı:
    ...
    Hep bir ağızdan türkü söyleyip
    hep beraber sulardan çekmek ağı,
    demiri oya gibi işleyip hep beraber,
    hep beraber sürebilmek toprağı,
    ballı incirleri hep beraber yiyebilmek,
    yarin yanağından gayrı her şeyde
    her yerde
    hep beraber!
    diyebilmek
    için
    ...

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Sevgili angel'm de


    Bir de başka bir sorum var. Birey tek başına mı vardır? Birey, toplumsal öğelerin bütününden ortaya çıkmaz mı? Bu nedenle insanın adı toplumsal varlık değil midir? Sizlerin söz ettiği birey, toplumdan izole olmuş bir birey anlaşılan. Yaşamın pratiğinden söz eden bizzat Marks’ın kendisidir. Bilinç, toplumun bir ürünüdür.

    Hadi bu üçünden bi çorba yapalım.. :P Ortaya nasıl bişey çıkacak?

  8. #68
    Üye
    Rekursion Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.12-2003
    Son Giriş
    18.03-2017
    Saat
    16:40
    Yaşadığı Yer
    Alamanya
    Mesaj
    618
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    afiet ossuuuun ...

    koca orman dururken icinden tek bi agaci secip, sanki ormani ormanliktan cikaran oymush gibi eleshtirilmesine karshi yapilan eleshtirilere ben de katiliorum... ayrica, madem belli bi agac secilmish, bütün acilardan bakmak gerekio o agaca, onu bu kadar agir bi shekilde yargilamadan önce diye düshünüom...

    "tip insanliga yararli mi zararli mi" gibi gayet evrensel olan bi soruyla yola cikip, türkie'deki doktorlarin yaridan cogu yanlish calishio, tip etigine uymuyo gibi "tespitlerle" buna cevap veriomush gibi davranmayi pek dogru bulmuyom... bütün sektörlerde kapitalizmin hertürlü mekanizmalari ishlio ama tip "sektöründe" ishlemesin, kim yaklashirsa yaklashsin o mekanizmalara ama doktorlar yaklashmasin, kim etkilenirse ektilensin onlardan ama doktorlar etkilenmesin! demek ne kadar dogru?... o koca ormanda hepimis gibi yashayan doktorlara biras haksizlik yapilmio mu?...

    elbette ki biliorum; hangi sektör olursa olsun, ishin icine insan hayati, insan sagligi girdi mi akan sular durmali!... tam da bu yüsden "shu doktor bana bunu yapti/yapmadi, bu doktor ona shunu söyledi/söylemedi, shu kadar shu kadar doktor hatasi var, pis-kaka-kötü doktorlar! hicte iddia edildigi kadar tanri deiller" gibi eleshtirileri yaparken o beenmediimis doktorlarin hangi shartlar altinda calishtigini (ve yashadigini) gözden kacirmamaliyiz (neptune biras deginmeye calishmish ama pek ilgilenen yok gibi, herkes kendi derdinde )...

    madem o koca ormandan koparip cikariorus tr'deki saglik sistemini, birilerine camur atmak icin acele etmektense daha yakindan incelemek isterim o sistemi; camur attiklarimis, beenmediklerimis ne kadar sös sahibi olabiliorlar o sistemde? ne kadar belirleyebiliorlar o sistemi?... kimin, neyde ve nerde, ne kadar söz hakki var?... ögrenmek isterim yakindan... bütün mesleklerde oldugu gibi doktor olmamasi gerekenler de doktor olabilio malesef; sirf "ahlakli insanlar" yetishtirebilen, "ahlaksiz insanlarin" yetishmesine katiyyen izin vermeyen, kesinlikle engel olabilen bi sistem mümkün müdür, mümkünse ne kadar bi zamanda kavushabiliris öle bi sisteme, bilmiom ama insanin iyiye de kötüye de yönelebilicegi gercegini göz ardi etmemek lazim diye düshünüom... ve insanin, icinde bulundugu shartlar ne kadar kötüyse kötüye yönelmesi de o kadar kolaylashabilio malesef (yanlish da görüo olabilirim tabe)... bu yüsden de (kuyucakin beklentileri gibi) "olaganüstü" beklentilerimisle birilerine yönelmeden önce, onlara bu beklentilerimisi karshilayabilicek "olaganüstü" bi ortami da saglayabilmeliyis ve bütün bu "olaganüstülüklerden" kimselerin bashi dönüp te bashkalarina zarar vermesin diye bi miktar denetleme de (hastalarin hakkini koruyanindan hani) gerekio tabe ...


    almanya'daki saglik sistemi cok süper, cok ii ishlio, hic bi kusuru yok diemem malesef (zaten who da teee 24. siraya atmish almanya'yi )... ayrintilariyla inceleyebilmish de degilim sistemi ama türkie'ninkine göre daha ii calishio diebilirim galiba ... hem hastalarin hem de doktorlarin haklari biras daha ii korunabilio gibi... örnegin burdaki doktorlar, oturanboga'nin 37 numarali mesajinda yazdigi "haklari" ööle kolayca ayiramiolar kendine (bu arada; mr'nin radioaktif veya herhangi bashka bi ishinla calishmadigini bu yüsden de hem daha saglikli hem de daha "keskin" teshhislerin daha rahat konabilmesine izin veren bi alternatif oldugunu biliodum ben hep? yanlish mi bilio mushum? :?)... cantalar dolusu ilacla eve gönderemesler öle kolay kolay hastalarini, receteye üc ilac yazdiktan sonra dördüncü ilaci yazarken terlemeye bashlayan bi doktorla bile karshilashtim ... gözlük kullanan göz doktoruna "yaw sen nie gözlük kullaniosun da bana ille de lens diosun?" diye sormayan hastada hic mi sorumluluk yok?... öte yandan da calishma koshullari biras daha iyidir türkie'dekilerine göre, belki bu yüsden de biras daha az ihtiyac duyarlar gerekisiz tedavilere :P:P (yapilmio diye bi iddiada bulunamam tabe asla)...

    hic unutmuyom; bundan on iki sene evvel yengem dogum yapmak icin hastaneye gittiginde ben de takilip gitmishtim, hem yanlarinda olabilmek icin hem de büük bi heecanla bekledigim yegenimi bi an önce görmek icin... o gün almanya'daki hastenelerden pek alishkin olmadigim, daha önce hic görmedigim bi telash vardi kadin doum bölümünde... neymish efendim, alti mi, yedi mi (tam hatirlamiom shu an ama 10un altindaydi, kesin!) kadin birden gelmish doguma ... elleri ayaklari birbirine girmishti calishan personelin, bi stres, bi telash, bi telash ki görmein ... ilk cocugunu türkiye'de dünyaya getiren yengem, ordaki dogumunu hangi shartlar altinda yaptigiyla karshilashtirdiginda ya burdaki doktorlara "shimarik sheyler, nolucak!" diesi gelio insanin ya da (hastalarin yashamak zorunda kaldigi olumsuzluklara ragmen) türkie'deki doktorlarin önünde saygiyla eyilesi (genelleme yapmaktan cekinerek tabe)... yine de yurt dishina, özellikle de skandinav ülkelerine "kacan" alman doktorlarin sayisi cok artmish son bikac yilda... almanya'ya göre cok daha iyi koshullarda ve daha olmasi gerektigi anlamda hizmet verebiliolarmish oralarda insanlara (afrika ülkelerine kacip orda niye "olmasi gerektigi anlamda" hizmet vermiolar demeyin, bilmiom, belki yeteri kadar zengin olmadiklari icindir ya da romantik olmadiklari icin )... duydukduklarimin, okuduklarimin yalancisiyim walla ...

    hippokrattan bu yana bi kac yil gecti ve bikac bishiler de deishti ... "tip" kapitalizmden kurtulmush demagojisi ne kadar yapilio, yapilmish mi burda pek farkinda deilim ama hani "koshullar" denir ya her firsatta, cevredeki koshullar falan... doktorlara da, onlari "kontekstlerinden" söküp, söktügümüz yerle pek fazla ilgilenmeden yaklashirsak ne kadar önyargisiz olabilir bu yaklashmamiz, bilmiom?... öyle bi yaklashim da her firsatta önyargilara karshi koymaya calishan "biz"lere yakishir mi?...


    saygi & sevgi & selamlar ...

  9. #69
    Üye
    Rekursion Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.12-2003
    Son Giriş
    18.03-2017
    Saat
    16:40
    Yaşadığı Yer
    Alamanya
    Mesaj
    618
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    önyargi demishken;

    kendimi bildim bileli doktorlara ve ögretmenlere, artik üstümden attigimi düshünsem de hala arada bi su yüzüne cikan, antipatim vardir benim ... hep benden, benim istemediim sheyleri yapmami isteyen, bana kötü günler yashatan, "ishkence" yapan yaratiklar olarak tanidim onlari ... uhiyyy, hele ki doktorlar!!! daha dört bucuk yashimdayken beni yaklashik bir yil boyunca (birer ay arayla üc defa, ücer ay) ailemden uzaklashtiran doktorlar... el üstünde tutuldugum o sicacik sevgi dolu yuvamdan koparip buzzzZzsss gibi suya -pardon- hastane (*) ortamina atan doktorlar... iyileshtirmek icin annemlerin elinden zorla almishlardi beni kesin!... bashka bi aciklamasi olamazdi bunun, imkansiz! ... istemiodum!... doktorlari da istemiodum, iileshmek de istemiodum... ailemi istiodum... nafile!... baktim ki istemeyishime aldirmiolar, kolay kolay da birakmicaklar beni, iyileshmeye karar verdim... dedikleri hersheyi yaparsam cabucak iileshirim, cabucak iileshirsem de cabucak eve gidebilirim diye düshündüm galiba (allam ya! sevesim gelio bazen o zamanki beni :P)... ne dedilerse yaptim... garip garip hareketler mi yaptirmadilar bana? garip garip ortezler mi giydirmediler bana? garip garip bastonlarla yürümeyi mi denetmediler bana... hatta fotomodellik bile yaptigimi hatirliom onlara... üc kelimeden ibaret olan almancami kisa sürede (bayke'nin demesiyle) sular seller gibi shakur shukur bi almancaya mi cevirmedim onlar istedi diye? her gördügüm eti domuz eti sandigim halde ögüre ögüre, kusmamak icin kendimi zorlaya zorlaya yemedim mi önüme koydular diye? (sadece ilk zamanlarda yaptim bunu tabe, sonra da 15, 16 sene boyunca yanindan bile gecemedim etin )... hic istemedigim neler yaptim, neler!... ama nafile!... ne iyileshtim, ne de eve biraktilar beni... pis, manyak, eshek doktorlar! ... bi de onlardan daha da uyus olan suc ortaklari, pis, manyak, eshek hemshireler, terapistler vs.ler! ... (öretmenleri de bashka bi firsatta cekishtiririm artik :P)...

    anlatmadan gecemedim bunlari ...


    sevgiler ...


    (*) hastane dedigim aslinda sakatligi olan cocuklar icin bi rehabilitasyon merkeziydi, okul yashim gelmeden "kendi ayaklarim üzerinde durabileyim" diye rehabilite etmek istemishler beni... ama bunlarin farkinda deildim tabii ki; benim icin hastenydi ve iyileshme yeriydi =)... faydasi olmadi mi? elbette oldu -en azindan annem öyle dior =) ama aileme cok uzaktaydim yaw =(...

  10. #70
    Üye
    angel'm Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.11-2005
    Son Giriş
    31.03-2013
    Saat
    23:03
    Yaşadığı Yer
    ...
    Mesaj
    45
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İnsanlığın gelişimine bakarsak bu gelişimin tuğla üstüne tuğla koyularak bu günlere geldiğimizi görebiliriz. Evet, Emar çekiminde radyoaktif madde kullanılmaz. X ışınlarının bulunmasından sonra Kurilerin çalışmaları sonucunda radyoaktivitenin keşfine ve tıbbın bugünkü duruma gelmesinde birçok bilim insanının emeği vardır. Geçen gün Emar çektirdiğimde Madam Kuri aklıma gelmişti. Onun yaşamı beni öyle etkiledi ki, yoksulluk içinde yaşayan bu kadının radyumu bulduğunda hiçbir para kabul etmemesi ve bilim insanlığın malıdır diyerek geri çevirmesi hiç aklımdan çıkmadı. Sonuçta bugün Emar çektirdiğimizde her ne kadar radyoaktif madde kullanılmasa bile tomografiden Emara giden süreç içinde Kurilerin de dolaylı katkısı vardır. Ama sen de haklısın.

    Romantizme gelince… Türkiye’de Osmanlı İmparatorluğu’na dönüşü isteyen, yazar, sanatçı var mı acaba? Biraz da ülkemizin gerçeklerinden yola çıkarak düşünsek diyorum.

  11. #71
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: angel'm
    Bir insan okuyorsa, bilgisini paylaşıyorsa neden hava atıyor diye algılanıyor anlamıyorum. Bilgili ve kültürlü olmak bir ayrıcalıktır. Çünkü insana bir değer kazandırır.
    soralım oturanboğa'ya bu sitenin üyelerinin genel eğitim düzeyi nedir?
    öyle konularda öyle üst düzeyde entellektüel tartışmalar yapılıyor ki
    söyleyecek bi iki lafı olan sıradan bi lise mezunu arkadaş o sayfada yazılanları okuduğu zaman tırsıyo.
    ben nereye düştüm? burası neresi? ben kimim oluyor.

    konu ne? "tıp insanlığa yararlı mı zararlı mı?"
    istisnasız bu siteye üye olan herkesin bu konuda söyleyecek yazacak bi iki lafı vardır.
    ama sayıyorum 15 kişi fikir beyan etmiş.
    nerede binlerce üye..?

    “konuşmasını biliyorsan konuş da ilham alsınlar konuşmasını bilmiyorsan sus da adam sansınlar" sözünde olduğu gibi susuyorlar.
    adam olmadıkları için değil, çekindikleri için, o düzeyin altına düşmekten korktukları için susuyorlar.

    kuyucak'a bu siteye üye olan, msn de görüştüğüm üç kişinin ismini verdim.
    tabii burada yazacak değilim. bu üç kişi de üniversite mezunu. öyle trışkadan değil 4 yıllık eğitim veren,
    üniverlise olmayan gerçekten üniversiteye benzeyen okullardan mezun olmuş ve kitap da okuyan kişiler.
    bazı kişilerin yazdığı bazı yazıları anlayamıyoruz dediler.
    netten ve gazeteden olmak üzere günde 30 a yakın makale okurum.
    hiçbirinde böyle bir sorun yaşamadığım halde bu sitedeki bazı yazılarda ben de aynı sorunu yaşıyorum takmayın dedim. sorun biz de değil.

    ilaç reçetelerini anlaşılır olmamasından şikayetçiyiz.
    reçetede "erektil disfonksiyonun semptomatik tedavisinde endikedir" yazınca kızıyoruz. "cinsel organdaki sertleşme sorununu geçici olarak tedavi eder" diye yazmasını istiyoruz ama bu problemi dile getirirken biz terminolojiye boğuluyoruz. bu ne yaman çelişki anne.
    tabii reçetede **kin kalkmıyosa at bundan bi tane keser sapı gibi olur" diye de yazılmasın.
    o kadar da avam olmayalım.

    akıllı kişi, zeki kişi en karmaşık konuyu kitabi cümlelerden sıyırıp en basit ve en anlaşılır şekle getirebilen kişidir.
    solun problemi de bu; hitap ettiği kitlenin anlayamayacağı dilde konuşuyor.
    adamla otur konuş beynine biraz sondaj yap sol fikirlere yatkın olduğunu anlarsın, ama o adam gidip sağ partiye oy veriyor.
    çünkü solun dilini çözemiyor.
    das kapitali yazmak akıllı adamın işidir ama laz kapital'i yazabilmek için sadece akıllı olmak yetmez zeka da gerekir .
    başkalarının bilgisiyle bilgili olunabilir ama insan sadece kendi aklıyla akıllı olabilir.
    bilgili=akıllı demek değildir.
    akıllı o bilgiyi kullanabilen ve kullanıma sunabilen insandır.
    google icat oldu bilgi hamallığının da önemi kalmadı. hiç anlamadığım bi konu verin bana mesela "paralel evren teorisinin kuantum fiziğine yansımaları" iki saat içinde google sayesinde bu siteye öyle yazılar döşenirim ki okuyan vay bee der, ne kafalı ne bilgili adam..!
    ama olayımız bu değil ki. olayımız bu bilgiyi bu site üyelerinin büyük çoğunluğunun anlayabileceği şekle getirebilip servis yapabilmektir.
    üç kişi orta sahada ayağında top çeviriyorsa o maç sıkar.

  12. #72
    Üye
    angel'm Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.11-2005
    Son Giriş
    31.03-2013
    Saat
    23:03
    Yaşadığı Yer
    ...
    Mesaj
    45
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bayke’nin yazdıklarından bir hocamın dediklerini anımsadım. Uzun uzun tümceler kuranlar ya o konuyu iyice özümsememişler ya da anlaşılmamak için yazıyorlardır derdi. Haklısınız. Bir olguyu özümseyen kişi o olguyu en kısa tümcelerle, anlaşılabilir duruma getiren kişidir. Galiba sorunumuz bu. Okuduklarımızı tam olarak özümseyemiyoruz. Bende yaşıyorum bunu. Örneğin, Marks’ın “1844 El Yazmalarını” aldım, okumaya başladım. Bir tümce öbeğini okuyorum. Hiç bir şey anlamıyorum. Bir daha. Bir daha. Olacak gibi değil. Kendi kendime düşünüyorum sonra. Neden? Çünkü kitabın çevirisi çok kötü. Bir de bu kitabı anlamak için birikiminiz çok olmalı. Kaba sosyalizm nedir? Feuerbach kimdir? Hegel ne yapmıştır? Marks neyini ters düz etmiştir? Daha birçok şeyi bilmeniz gerekiyor. Artık oturuyorum. Teker teker kişileri, kavramları araştırmaya başlıyorum. Marks’ın ekonomi politiğini anlamak için Saint Simon’u bilmelisiniz. Yoksa benim gibi kitap size bakıyor, siz kitaba. Ben Simon’u araştırırken birçok ekonomik terim ortaya çıkıyor. Hadi sil baştan.

    Aslında bilgili ve kültürlü olmak çok özveri gerektiriyor. Şimdi demişsiniz ya! Kuantum fiziği diye… Bir ara kafaya zaman kavramını takmıştım. Google’de zaman yazdığımda karşıma kuantum fiziği çıkıyor. Valla! O zamanlar çözememiştim. ( Hala da öyle) Baktım olmayacak en başından başlayayım dedim. Eylemsizlik ilkesinden başladım da bir türlü Kuantum fiziğine gelemedim. Sonra canım sıkıldı, bıraktım. Kitap fuarında bununla ilgili kocaman bir kitap gördüm. İçine şöyle bir baktım. Benim bu kitabı anlamam için bir fırın ekmek yemem lazım diyerek almaktan vazgeçtim. Eğer bunu anlamak bu kadar kolaysa bana da anlatır mısınız?

    Ama söylediklerinizde haklısınız. Halka inmek için o dili bulmak gerekiyor. Çıkarımlarınız bence son derece doğru…

  13. #73
    Üye
    Rekursion Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.12-2003
    Son Giriş
    18.03-2017
    Saat
    16:40
    Yaşadığı Yer
    Alamanya
    Mesaj
    618
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: angel'm
    Ama söylediklerinizde haklısınız. Halka inmek için o dili bulmak gerekiyor. Çıkarımlarınız bence son derece doğru…
    shuna bi yerlerden bi yerlere "inmek" demesek de anlashilmak istiosan, tarafindan anlashilmak istedigin kishilerin dilini bulup konushabilmelisin, en azindan bunu yapmaya cok gayret göstermelisin desek? ... gerci bazi yazilari okurken epey zorlansam da hepsinden de keyf aldigimi (ve bu arada türkcemi düzelttigimi 8)) itiraf etmeliyim gercekten ... herkesin ellerine saglik walla...


    (benim gibi kendi dilini (rekursioncasini) kullanmakta inat eden birinin bunlari söylemeye hakki var mi, orasini karishtirmayalim shimdi lütfen :P)

  14. #74
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Valla Bayke,

    Haklısın haklı olmasına da haklı olduğun konularda bile -inceden de olsa- sinkaf edebiyatını kullanman yok mu?.. Bence o da seni bozuyor.. :wink: Çünkü hiçbir bayan arkadaşımız o dili kullanamıyor.. (+ Rahatsız oldukları için onlar da tarışmaya girmememeyi tercih ediyorlar.) Erkek arkadaşlarımız da kullanmaktan kaçıyor. Bu da sana özgü bir ayrıcalık oluyor. Sorarsan "Ayrımcılıkla Mücadele, bıdı bıdı" forumundayız.. :twisted:

    "Halkın dili bu, ben onların dilinde konuşuyorum" mu diyorsun.. Yemişim öyle halkın, öyle dilini.. :evil:



    Harikasın Rekursoncum.. Sana laf yok!! Önce beni bulur karşısında sana ses çıkaran.. :twisted:

  15. #75
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    sevgili baben
    sözün bittiği yerde küfür girer devreye
    bedri rahmi eyüboğlu'da öyle diyor bak.
    isterseniz bi de can yücel'den örnekler vereyim...
    ama bayanların terbiyesi bozulur bu riski göze alamam.
    tabii terbiyesi eğreti/dandik olanlarınki bozulur.
    sağlam olanların iki üç kelimeyle bozulacağını sanmam.
    var mı bu sitede terbiyesi çabuk bozulacak kadar dandik olan bi bayan?
    var diyen yazsın ben de yazdıklarımı sileyim


    en azından üç dil bileceksin
    en azından üç dilde
    ana avrat dümdüz gideceksin

    en azından üç dil bileceksin
    en azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin
    en azından üç dil
    birisi ana dilin
    elin ayağın kadar senin
    ana sütü gibi tatlı
    ana sütü gibi bedava
    nenniler, masallar, küfürler de caba
    ötekiler yedi kat yabancı
    her kelime arslan ağzında
    her kelimeyi bir bir dişinle tırnağınla
    kök sökercesine söküp çıkartacaksın
    her kelimede bir tuğla boyu yükselecek
    her kelimede bir kat daha artacaksın

    en azından üç dil bileceksin
    en azından üç dilde
    canımın içi demesini
    kırmızı gülün alı var demesini
    atın ölümü arapadan olsun demesini
    keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini
    İnsanın insanı sömürmesi
    rezilliğin dik âlâsı demesini
    ne demesi be
    gümbür gümbür gümbürdemesini becereceksin

    en azından üç dil bileceksin
    en azından üç dilde
    ana avrat dümdüz gideceksin

    en azından üç dil
    çünkü sen ne tarih ne coğrafya
    ne şu ne busun
    oğlum mernuş
    sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun




Sayfa 5 / 9 İlkİlk 123456789 SonSon