Sayfa 3 / 9 İlkİlk 1234567 ... SonSon
Toplam 134 mesajın 31-45 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #31
    Üye
    Laus_Deo Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.03-2005
    Son Giriş
    22.08-2009
    Saat
    22:38
    Yaşadığı Yer
    Erdek
    Mesaj
    616
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Rekursion
    hem de ne duman!
    birileri oturanboa'nin OMOsuyla etrafi accik silip süpürse de gözümüzün önünü görsek biras :P...
    Anlaşılmayacak birşey yok aslında.

    Bence konu şu; Tıp tıplığını,insanlığın sağlığı açısından üzerine düşen görevleri yerine getiriyormu :?: hımm getiriyorsa daha sağlıklı olalım ve hatta geçirdiğimiz yada geçirmekte olduğumuz hastalıkları ettikleri hipograt yeminine bağlı va sadık olarak insanlık içinmi yapıyorlar :?:

    Örneğin Hipograt andında der ki ;"hayatımı insanlık hizmetlerine adayacağıma" Böyle bir söze sadık kalan kaç hekim tanıyorsunuz :?: Salt bütün varlığı ile insanlık adına harcanmış topyekün bir hayat.Bu hayatta maaş kaygısı olmayacak,türlü akademik entrikalar da olmayacak.Sadece sağlık için verilmiş bir yürek olacak.Bütün bunlar insanlık için öngörülür ve hayata geçerken devlet de tabiki yan gelip yatmayacak.Yatmayacak ki oturan boğanın da yazdığı gibi bizler sadece beyazlığın temiz olduğunu düşünmeyeceğiz ve ötekileşmeyeceğiz.

  2. #32
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili oturanım önce acaba yanlış mı anladım diye çekinmiştim hafiften ama cevabına bakılırsa sen harbiden ama harbiden deterjan reklamındaki "beyazlatma" özelliğini ırk anlamında "beyazlaşma" mantığına bir paralellik arzettiğini düşünerek yadsımaktasın.

    Sevgili kardeşim orda söz konusu olan beyazlıktan kastedilen temizlik. Ne yani şimdi dünyada bazı beyazlar "beyaz" kavramını bir şekilde kendi iktidarlarını yüceltmek için kutsuyor diye artıık temizlik kavramını sembolize etmek için "siyah" mı kullanalım?

    Yani tamam anladık iktidar ilişkilerine ve onların kendi iktidarlarını çağrıştıracak sembol kullanımlarına dikkat çekmeye çalışıyorsun da burda ipin ucu kaçmış resmen. Deterjan reklamını deterjan kullanımının kitlesel tüketime yöneltici mantıgını irdelesen kendi içinde bir tutarlılık bulacağım ama burda "beyaz" üzerine resmen paranoya yapmışsın kardeşim.

    Buna göre zenciler deterjan üretse herhal de onalrın deterjanı siyah olacak! Ve yıkadıkları çamaşır da kopkoyu bir siyahlıkta...Ve reklam söylemi de şöyle olur sanırım; "Gecenin en karanlığını çamaşırlarınızda DOMO ile yakalayın..." "kararmak güzeldir" zenci zenciye baka baka kararır, neden; çünkü baktığı da domo kullanır da ondan"

    Valla hayal gücü iyi bişeydir de abartmayalım lütfen...



    Tıp meslegine yonelik eleştirilere serpiştirilen ve hafif marksizm kokan eleştirel yaklaşım bence kapitalizme yönelik karşıtlığının zayıflıgını da gözler önüne seriyor. Söylemler hep deontolojik etik kapsamında sekilleniyor. Buna karsılık kapitalizmin kendince bir mantıgı var ve bu mantıga karşı gercekten küçük bir cocuk sızlanması dısında geliştirebildigimiz bir tarzımız yok. Marksist eleştiri frankfurt okulundan, Gramschi ye Lukas tan Althusser e bir çok çırpınış içi,ne giriyor ama hepikmizin bildiği kapitalizmin iğrençliklerine bir alternatif getiremiyor. Çünkü maalesef gerek tıp gerek hukuk ve diğer meslek dallarında da bireysel mutlulugu esas alan teleontolojik yani sonuç ahlakı olarak ifade edilen mantıga alternatif geliştiremiyor. Ancak mızmızlanmakla yetiniyoruz. Çünkü maalesef insan dediğimiz şey bu ve insanı anlamakta kapitalizm bu marksist temelli sol kanırtmalardan daha basarılı. Kapitalizm insanın "iyi" olmadıgını çoktan çözmüş. Sizin gibi romantik arkadaslarımız hala " ama insan iyidir insanı kötü yapan bu sistemdir" deyip duruyor. Hayır bu sistem kötüdür ve bu yüzden de bir doktor bu sistemde kendi karını düşünen bir ücretliden ibarettir. Tıpkı sizin gibi. Bu genel olarak çok olumsuz olabilen sonuclar doguruyor evet ama neylersiniz ki insanlık maalesef (sizler bile) o sosyalist ütopistlerin sandıgı kadar iyi olmadıgını her seferinde tanıtlamakta ve Hobbes hep haklı cıkmaktadır.

    Yav bi düşünün, niye hiç savaşlar bitmiyor. Sürekli savasan, birbirini katleden insanoğluna siz neden karınızı düşünüyorsun sen doktorsun avukatsın esnafsın cartsın curtsun denir mi?

    Denmez

  3. #33
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    -Güneş tutulması şu tarihte, şu saat, şu dakika filan ülkenin üzerinde gerçekleşecek ve çıplak gözle
    görülebilecektir. Bu bir bilgidir.
    -Dünyanın içinde sıvı halde bulunan magma tabakası , dünyanın dönüşünden kaynaklanan bir dönme
    olgusuna tabi kalmakta, ancak buna direnen yer kabuğunu da zaman zaman kırmaktadır.Bu depremdir.
    Bu da bilgidir.
    -Bilgi insanlığın uzun yıllar deneylerinin, birikimlerinin bir toplamıdır. Ancak şunu hemen belirteyim,
    Güneş tutulması, yada depremler insan biliyor diye olmaz…Onlar olduğu için biz biliriz. İnsan bu bilgiyi
    elde edince, biz bildiğimiz için bunlar oluyor sanrısına kapılabilir. En kötüsü de ‘’insan’’ olduğunu
    unutarak ‘’müdahale’’ edebileceğini sanır. Değiştirebileceğini (bu düşünce ne kadar soyluda olsa)
    sanır…Şimdilik, yani şu anki bilgi birikimi ile insan ancak ve ancak doğaya uyum sağladığı ölçüde
    güçlüdür. Sizinde çok iyi bildiğiniz şu deprem tartışmasını kısacık bir hatırlayın;
    -Bütün medya (istisna yok) bütünden bir eksik, yerbilimcileri toplayıp, aylarca hatta yıllarca bize
    depremle ilgili bilgiler aktardı…Belki de dünyanın , yer bilimlerini en iyi bilen ulusuyuzdur.
    Arabistan yarımadası bir kafa atıyor Anadolu’ya…Anadolu’da kıçın kıçın gidiyor Marmara’ya doğru…
    Marmara kırılmadığı içinde beklenen depremin şiddeti acayip olacak…Bu bilgidir…İnsana nerede yarar?
    Bir tek soylu adam çıktı orada, diğerleri kendilerini medya maymunu yaparken, halkı psikopatlaştırırken;
    O dedi ki: Bunları sizin bilip bilmemeniz önemli değil…Sizin bilmeniz gereken korunma yollarıdır.
    Siz bunları bilseniz de deprem olacak bilmeseniz de…Evlerinizi sağlamlaştırın…Evlerdeki eşyalarınızı
    sabitleyin..Kamu binalarınızı gözden geçirin, yollarınızı çoğaltın…Ona depremin zamanı ve şiddetini,
    önceden haber verilip verilemeyeceği sorularını hep tersledi…Korkmayın , ona uyum sağlayın dedi…
    Bu soylu adam Ahmet Mete Işıkara’dır.

    İşte tıp’ta böyle…İnsanları, sakat bırakan, hasta eden, mutsuz eden nedenler, bilgi birikimi olarak var
    elinde. İnsanlığın belki de acılarının % 90 nın şu anki (sistemden demezsem bazıları kızıyor, ama ben
    yine de) tüketim endüstrisinden kaynaklandığını en iyi tıp biliyor. Ancak;

    -Yukarıda değindiğim gibi, bilmekle, değiştirme gücü at başı gitmiyor. İnsanların üzerinde yap/boz
    deneylerle bir yerlere varmaya çalışıyor. Çoğu zamanda insanlar üzerinde korkunç hasarlar da bırakıyor.
    Aynı sitede doktor hataları diye bir bölüm var, vakalar tüyler ürpertici, taammüden olmasa da ikinci
    derece cinayet…Bu durumunu saklamasa bile, halkın anlayabileceği dilden anlatmıyor. Üstüne üstlük
    rekabet konusu yapıyor, gerçeklerin üzerine tül örtüyor. Sağlığına kavuşmak isteyen her hastaya
    saygım sonsuz, ancak merhum Yıldırım Aktuna bile bu yaratılan sahte büyüye kapılıp, acılarına
    son vermek için ‘’olmayan bir tıp’’ peşine düşebiliyor.

    -Yine tekrar ediyorum…Bu ‘’ büyülü tıp’’ insanların bir şekilde olağanüstü saygısını kazanmış durumda.
    Bu saygı insanların bilinçaltına kazınmış bir ön yargı…İnsan bu ön yargı ile fütursuzca bir tüketim
    sarmalı içinde, hem kendine, hem diğer insanlara hem de yabancılaşmış durumda…Yani her şeyi
    yok ediyor, hem kendini, hem diğer insanları hem de doğayı… Çocuklar artık kendini çizgi film
    kahramanları gibi, kırılırsa hemen tekrar eskiye dönüverecek gibi görmeye başladı dersem abartmış
    olmam. Buna hepiniz şahitsinizdir. Uçmaya kalkışanlar bile var.

    -Kendimi tekrarlamak/vurgulamak adına diyorum ki; Tam tersi bir işlev görerek, insanı tüketimin
    kölesi durumuna getirecek tüm bilgileri de, tüketim endüstrisi emrine veriyor. Çünkü insan denilen
    yaratığın zaaflarını en iyi o biliyor…

    İşte benim buradan vardığım sonuç; Tıp kendi IŞIKARA’ larına kavuşmalı…Bilgileri yine onların olsun
    ama bize tüketimi asgaride tutarak yaşamayı öğretecek, çocuklarımıza buna anlatacak, kötü tüketimi
    anlatacak bir DEPREM DEDE gibi TIP DEDE’ler lazım diyorum. Tüketimden kastımı sanırım anlatmıştım.
    Deprem dede bunları anlatırken: Benim görevim değil demedi...Bu işlerin sorumlusu siyasilerdir demedi…
    Belediyelerdir demedi…Mimarlar ve mühendisler odası demedi…Uzatılan her mikrofona; Kendinizi koruyun dedi ve diyor.
    Sevgili Andante, ne anladıysan , doğru anlamışsındır. Ben balığı yakalamaya çalışıyorum, malum çok
    kaygan olduğundan, neresinden tutacağımı bilmiyorum bazen…Minerva teşekkür ederim..
    Sevgili Oturanboğa, ben yordum, sen de vur, devir…Saygılarımla.

  4. #34
    Üye
    Laus_Deo Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.03-2005
    Son Giriş
    22.08-2009
    Saat
    22:38
    Yaşadığı Yer
    Erdek
    Mesaj
    616
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: kuyucak
    Sevgili Oturanboğa, ben yordum, sen de vur, devir…Saygılarımla.
    Misaller ii de sevgili oturanboğamı silah gibi kullanmakta mecazi sanırım.Mecazi de olsa kim kimi deviriyo. yada hakkaten devirilmesimi yoksa yapılanmasımı lazım malumun :?:

    Anlayamadım sorry :?

  5. #35
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İşte tıp’ta böyle…İnsanları, sakat bırakan, hasta eden, mutsuz eden nedenler, bilgi birikimi olarak var
    elinde. İnsanlığın belki de acılarının % 90 nın şu anki (sistemden demezsem bazıları kızıyor, ama ben
    yine de) tüketim endüstrisinden kaynaklandığını en iyi tıp biliyor.
    Hasan abi burada kastettiğin tüketim kültürünün insanı mutsuz ettiği eleştirine katılabilirim kısmen ama tıp burda bu mutsuzlugun neden muhatabı olsun ki? Yani Tüketim kültürü insanları mutsuz ediyorsa onların medikal ihtiyaçlarına cevap veren tıp neden suclu olsun.

    O zaman gel bi ayrım yapalım. Tıbbı insanların ihtiyaçlarına ve arzularına hitap edecek sekilde ikiye ayıralım. İnsanların normal hastalıklarına care arayan tıpla insanların estetik yoluyla daha da güzelleşmek isteyenlerin arzularına cevap veren tıbbı ayıralım. Çünkü ikincisi tam da tüketim kültürünün yansıması olan arzu toplumunun ihtiyaçlarını gidermeye yarayan bir pratik halinde. Ama bu ayrım da ne kadar sağlıklı olur bilemiyorum. Bedenini bir arzu nesnesi haline getirmek isteyen biri evet tüketim kültürünün tam da istediği kişi kıvamına gelmiştir ama buradaki arzuya cevap vermek tıp bilimini suclu kılar mı? Tıp insanların arzularının dısında kalmayı basarabilir mi dahası bunu yapmalı mıdır?

    Dahası biz vahşi viktorya donemi kapitalizmine karşı geliştirilmiş söylemlerle "işçi" kavramının bile nerdeyse tarihten silineceği yeni düzeni kavrayabiliyor muyuz? Tamam kapitalizmi eleştirelim de bu yeni düzene karşı nasıl bi konumlanma içindeyiz? Bunları biliyor muyuz?

    Çok mu karıştı. Haklısınız bencede...

  6. #36
    Askıda Üyelik
    tarelif Avatarı

    Gerçek Adı
    Elif Köse
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İstanbul-Erzurum-Gemlik
    Mesaj
    408
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Haticeciğim anlamadım derken konu amacından sapıp başka mecralarda bo göstermiş,buna istinaden öyle dedim.Hem konu tıp insanlığa yaralı mı zararlı mı insanlıkta sadece biz Türkler mi varız.Çoğunlukla Türkiyeden esintiler yapılmış eleştirilerde.
    Öncelikle tıbbın tanımı ile başlıyorum,çünkü biraz kelime anlamından fırlayıp zavallı nerelere gitmiş.
    Tıp, sağlık bilimleri dalı. İnsan sağlığının sürdürülmesi ya da bozulan sağlığın yeniden düzeltilmesi için uğraşan, hastalıklara tanı koyma, hastalıkları tedavi etme, ve hastalık ve yaralanmalardan korumaya yönelik çalışmalarda bulunan birçok alt bilim dalından oluşan bilimsel disiplinlerin şemsiye adıdır. Hem bir bilgi alanı – vücut sistemlerinin ve bunların hastalıklarının ve tedavilerinin bilimi – hem de bu bilginin uygulandığı meslektir.
    .Kuyucak kişi bas bas ben sigara içip intahar edeceğim diye tutturuyorsa,bırak koruyucu tıp en alası destek olsa yine bir işe yaramaz..Kişi kendi kendinin dr.udur.
    Bu mesleğe olan saygımdan diyorum bu kadar olumsuz eleştiriyi tıp haketti mi?O zaman gitmeyin dr.'a ya da hastaneye...Kendinizin dr.u olun.
    Kanserojen etki yapan ajanlar zaten araştıran öğrenen bilinçli tüketicilerin malumudur,onları kullanmamaya özen göstereceksin.Tıp kime demiş bu ajanları kullan ben sizi iyileştiririm.Hem sihirli değnek mi bu.Hemen herşeyi iyileştirecek.Tıbbın çözemediği ve çözemeyeceği çok hastalıklar var ve olacaktırda.Konu parçalanmış ,gitmiş yine izmlere.Tıp bir izm miydi yoksa?
    Deprem baba örneğine gelince.Işıkara şöhret yaptı ve diğerleri gibi bitti.Var mı şimdi adı sanı medyada,yok.Işıkara koruyun kendinizi derken,tedbirinizi alın(devamındada şunu dedi dilinden çıkmasada takdir Allahtan diye) dedi.Bu hastalıklar içinde geçerli al tedbirini o zaman.Tıp dedeye ne hacet,bir İbni Sina’mız,Lokman Hekimimiz vardı onlarda malum.İbni Sina’nın(batıda avicenna olarak tanınır)Batıda tıp fak.lerinde okutuluyor,ama bizde gölgesi bile yok. el-Kanun fi't-Tıb1593, "Tıpta Kanun"(Tıp ile ilgili zamanının bilgilerini ihtiva eder. Orta çağda dört yüz yıl Batı'da ders kitabı olarak okutulmuştur. Latinceye on çevirisi yapılmıştır.) Tıp dedemiz vardı zaten,sahip çıkıldı mı ona.
    Nice bilime önem veren parlak kişiler Türkiyede yapamayınca kapağı yurt dışındaki john Hopkins kliniklerine,harwardlara attı.Beyin göçü gerçekleşti.Bilimsel araştırmaya ayrılan bütçe belli.Hala bilimsel araştırma merkezimiz bir tane,TUBİTAK.Tabi ne kadar araştırma yapılıyor orası da muğlak.
    Kuyucak:
    -Yine tekrar ediyorum…Bu ‘’ büyülü tıp’’ insanların bir şekilde olağanüstü saygısını kazanmış durumda.
    Bu saygı insanların bilinçaltına kazınmış bir ön yargı…İnsan bu ön yargı ile fütursuzca bir tüketim
    sarmalı içinde, hem kendine, hem diğer insanlara hem de yabancılaşmış durumda…Yani her şeyi
    yok ediyor, hem kendini, hem diğer insanları hem de doğayı… Çocuklar artık kendini çizgi film
    kahramanları gibi, kırılırsa hemen tekrar eskiye dönüverecek gibi görmeye başladı dersem abartmış
    olmam. Buna hepiniz şahitsinizdir. Uçmaya kalkışanlar bile var.

    Ben bu düşünceyi paranoid olarak algılıyorum.Bu bilinçaltını tıp mı inşa atmiş yoksa evlerdeki mabedlerin baş köşesi tv mi?Her gün yeni ürünlerin reklamı.Çöken aileler.Hem halkımız bilinçsiz ve araştırıp öğrenmeye kapalıysa tıp ne yapsın bunlara.

    Tabiiki insanlar tıbba saygı duyacak,hastalanınca koşacakları yeri biliyor.Tıp dediğimiz bilimsel disiplinin nadide elemanları dr.lar bu mesleğe ulaşmak için nelerini feda ediyor bir bilsen.Gerçi dr. arkadaşlarınız da varmış bilirsiniz muhakkak.

    Paradigmamız ne ise o şekilde düşünürüz.
    Not:kuyucak beyefendi konuyu siz açtığını için ve ifadeleriniz o kadar çarpıcı ki bu sebepten sizin yazdıklarınızı alıntıyorum.
    Kuyucak:
    İşte tıp’ta böyle…İnsanları, sakat bırakan, hasta eden, mutsuz eden nedenler, bilgi birikimi olarak var
    elinde. İnsanlığın belki de acılarının % 90 nın şu anki (sistemden demezsem bazıları kızıyor, ama ben
    yine de) tüketim endüstrisinden kaynaklandığını en iyi tıp biliyor. Ancak;

    -Yukarıda değindiğim gibi, bilmekle, değiştirme gücü at başı gitmiyor. İnsanların üzerinde yap/boz
    deneylerle bir yerlere varmaya çalışıyor. Çoğu zamanda insanlar üzerinde korkunç hasarlar da bırakıyor.
    Aynı sitede doktor hataları diye bir bölüm var, vakalar tüyler ürpertici, taammüden olmasa da ikinci
    derece cinayet…Bu durumunu saklamasa bile, halkın anlayabileceği dilden anlatmıyor. Üstüne üstlük
    rekabet konusu yapıyor, gerçeklerin üzerine tül örtüyor. Sağlığına kavuşmak isteyen her hastaya
    saygım sonsuz, ancak merhum Yıldırım Aktuna bile bu yaratılan sahte büyüye kapılıp, acılarına
    son vermek için ‘’olmayan bir tıp’’ peşine düşebiliyor.

    Sakat kalan kişiler tıptan mı sakat kaldı yoksa tam ehil olmayan kişilere emanet edildiği için mi?Bilinçli olacaksın,dr.a gittiğinde soracaksın araştıracaksın.Mesela kişi dr.a gidiyor ilaç veriyor dr. Ne verdi diye soruyorum bilmemki diyor.Sor kardeşim,neye yararmış,yan etkileri ne imiş.Bilmezsen soracaksın.Ama eğer soru sormayıda komplex haline getirirsen,kullandığın ilacın yan etkilerini görmeye başlarsın.
    2003 yılında mitral kapak repairing operasyonu geçirdim.Tıp bu kadar ilerlemiş olmasaydı şuan burada bu yazıyı da yazamıyor olacaktım.İlk seferde yapılan tetkiklerde trombositlerim düşük çıktı,ben ısrarla söyledim dr.a bizim genetik hastalığımız diye.Sonra dr. Beni ameliyata almaktan vazgeçti ve bir süreliğine hastalığım araştırıldı.Yurtdışındaki benim gibi hastalara ne uygulanıyor ona bakıldı.Önceki şartlarda benim bu ameliyatı gerçekleştirmem olanaksızdı.Pıhtılaşma hücrelerim kemik iliğindeki yetersizlikten dolayı adet olarak yeterli değil.Kalp ameliyatı sürecinde kalp pompaya bağlanır ,kan dolaşımı onun sayesinde olur.Yurtdışından getirilen pıhtılaşmayı önleyici ilaçlar sayesinde kanamam kontrol altına alındı.Bolca da trombosit enjekte edildi.Elhamdulillah şuan sağlıklıyım.
    Bu son yazdıklarım bizzat kendim canlı şahit olduğum için.Laf olsun diye anlatmadım kendi ameliyat hikayemi.
    Hakkını yememek lazım bu tıbbın.Yoksa tıp artık öcü mü oldu?
    Kuyucak:

    Bu yeni ''ideoloji'' aslında ne zaman anlatacak insana, kendini; Kardeşim sen, bir el araba dolusu sakatat ve kemikten ibaretsin... Kendine dikkat et... Sen kırılgan, hassas ve zayıfsın... Benim yapabileceklerim asla eskiye döndürmez seni. Dikkatli ol... DER Mİ ACABA? Yada bu yaratılan TÜKETIP TİP dinler mi onu?

    Peki nerde bu insanın ruhu ve iç organları denir insanlarda.Sakatat ise veterinerlikte kullanılır.Bu tıp hiç mi dikkatli olun demiyor.

    Siz kendi kendinizin dr.u olun.



    halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
    olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi...

    Tıp faydalıdır elbette.Halk arasında her söylenene tıp olarak kalmaz isen.
    Kalın sağlıcakla.(servisi kaçıröak üzeryim)

  7. #37
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    00:19
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.909
    Alınan Beğeniler
    949
    Verilen Beğeniler
    1.237

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Tıp da bir tüketim sektörü ve kapitalizm tüm mekanizmaları orada da işliyor, diye iddia ediyorum. Eleştirdiğim de bu yanı. Yoksa doktorları yokedelim demiyorum :=

    Şunu söylüyorum:
    Bugün Türkiye'de gerçekleştirilen stand takma işlemlerinin yüzde 90'ının, by-pass ve bel fıtığı ameliyatlarının yarısından fazlasının gereksiz olduğu iddia ediliyor.
    Türkiye MR başta olmak üzere (radyoaktif anlamda büyük tehlikelere yol açan) görüntüleme cihazlarının çöplüğü halindedir. Neredeyse bütün Avrupa'daki MR vb. görüntüleme cihazları kadar cihaz Türkiye'de kullanılmaktadır! Her doktor ota-b.ka MR ve benzeri tetkik talep etmektedir. Ve tabii ki bu işlemler ÖZEL laboratuvar veya hastanelerde gerçekleştirilebiliyor; devlet kurumlarında 6 aydan 2 yıla kadar sıra beklemeniz gerek! Paranız yoksa, ve tabii bir de doktorun dediği yerde çektirmiyorsanız MR'ı, yandınız...
    1 yıla yakın bir süre hastanede yattım ilk felç olduğumda. Gidip gelip doktorlar telkinde bulunuyorlardı: "senden 3-4 defa -şurada!!- ürodinami çektirmen şart", mutlaka -şurada!!!- özel fizik tedavi almalısın", "şu uzun bacak cihazını -şurada!!!- yaptırmalısın, sağlığın için çok önemli" vs.vs.vs Oysa sağlıklı benim için 3-5 yılda bir ürodinami çektirmek bile gereksiz, fizik tedavi hareketlerini evde yapmak mümkün, binlerce dolartlık o uzun bacak yürüme cihazı tamamen çöpe gitti (çöpe atmayan bir kişi varsa dişimi kırarım!). Dahası, bana, "şunu mutlaka yapmalısın" vs. diyen kişiler, yan odadaki yoksul insanlara, "yapacak bişey yok hanım, eve gidin" diye kolayca söyleyebiliyor.
    Artık teşhis için de tedavi için de ne kadar paranızın olduğu önemli. Ne kadar paran varsa o kadar değerli(bir müşter)sin. Devlet hastanesinde hastalara köpek muamelesi yapan doktor, özel muayenehanesine yönlendirdiği hastalarına -hem de aşağıladığı yoksulların arasında- "baba şfkati" gösterebiliyor kolayca.
    Acil kapısından parası yok diye içeri alınmayan hastalardan, parası yok diye rehin tutulan bebeklerden, sağlıksız olduğu halde sırf çıkarı olduğu için ameliyatlarda kötü medikal ürün kullanan doktorlardan, hastalardan ameliyata girmek için "bıçak parası" adı altında alınan haraçlardan, "oda yok" diye kapıdan çevrilen hastaları özel muayenede 200 YTL yatırınca "buyrun odanız hazır" diye kapıda karşılayan hastane yöneticilerinden, "siz de topallıyorsunuz, neden protez taktırmıyorsunuz" diyen ahbabına, "yahu ne gerek var, insan bünyesine yabancı bir şey koymak akıl karı mı" diyen ortopedi profösörlerinden, hergün onlarca hastasına lens, katarakt ameliyatı vb. tedaviler öneren ama kendisi gözlük kullanan göz doktorlarından, ailesine -bırakın ağır ilaçları- basit bir ağrı kesici dahi kullandırtmayan doktorların hastalarına torba torba ilaçları -sırf ilaç firmasından çıkarı olduğu için- yazdığından vs. hiç bahsetmiyorum bile!
    Hele ilaç sektörü... Maliyeti arttırır diye ilaçların yüzde 90'ı kadınlar için yeteri kadar test edilmiyor bile! Prospektüslere bakıldığında, "hamile kadınlarda, çocuklarda etkisi konusunda yeterli çalışma yapılmamıştır" diyorlar utanmadan! Bugün piyasada olan ilaçların büyük çoğunluğu erkekler üzerinde yapılan deneylerle piyasaya sürülüyor. İlaca erişemeyen ve ölen milyarlarca insan var bugün; ve aynı dünyada milyarlarca kutu ilaç son kullanma tarihi geçtiği için çöpe atılıyor! Afrika'da aids'ten ölen milyonlarca insan var... Aşı yokluğundan sakat kalan veya ölen milyonlarca çocuk var. Beslenemediği için ya da başka sebeplerle anne karnında ölen ya da sakat doğan milyonlarca insan var. "Öksüz hastalık" dediğimiz hastalıklarla mücadele eden yüzbinlerce insan, "araştırması maliyetli" diyerek kaderlerine terk ediliyor.

    Ve tıp bunları görmüyor, sadece önlerindeki -paralı- insanlarla doktorculuk oynuyor.

    Böyle sıralayınca biraz sert gelebilir, ama "her şey süper" denilince bunlar da görülsün istiyorum. ETİK diye bir şey var, bu hatırlansın istiyorum. Ayrıca etiğe uyan kişileri tabii ki tenzih ediyorum, ama işte sonuçta bunlar da var; hatta bunlar çoğunlukta bugün.

    Sadece şu soru sorulabilir kanımca: İyi de hangi sektör kapitalimzden kurtulmuş da tıp kurtulacaktı?
    İyi ya, madem kurtulamadı, o zaman bari "kurtulmuş" demagojisi yapmayalım.

  8. #38
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İşte bu, son derece açık bir dille anlatmışsın sevgili bülent!!!!

    Bu yazdıklarına "hayır " diyebilen birinin olabileceğine kesinlikle inanmıyorum. Kuşkusuz yazdıkların tıb ı genel anlamda içine almıyor. Bunun çok dışında ciddi anlamda tıb hizmeti vermeye çalışanlarda var. Ama ben yine de diyorum ki daha önce yazdıklarımı da hesaba katarak bu mükemmeller bile var olan koşullarda bir şey yapamaz durumdadır.

    En doğru ve net cümleni sonunda kullanmışsın.

    Sadece şu soru sorulabilir kanımca: İyi de hangi sektör kapitalimzden kurtulmuş da tıp kurtulacaktı?
    İyi ya, madem kurtulamadı, o zaman bari "kurtulmuş" demagojisi yapmayalım.
    :lol:

  9. #39
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ehehe.. :lol:

    Bu tartışmayı izlemek giderek daha keyifli oluyor.. Ping pong maçı gibi oldu. Ya da sanırım :roll: Şansal Büyüka'nın futbol terminolojisine kazandırdığı şu geyikteki gibi: "Top bir o kalede, bir bu kalede."

  10. #40
    Askıda Üyelik
    tarelif Avatarı

    Gerçek Adı
    Elif Köse
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İstanbul-Erzurum-Gemlik
    Mesaj
    408
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    hehehe...Babür abi birde şu topa doğru bakıpta ne olduğunu anlasak, değil mi ama.Tekrar yazıyorum konumuzu Türkiye'deki sağlık sektörünü sorgulamak ya da olumsuzlukları değil.Eğer böyle olsaydı da önce olumlu olandan başlardım,sonra olumsuzluklarından.Ama konumuz tıbbın insanlığa etkisi.Yok eğer Türkiyedeki sağlık sistemi konuşulacaksa başlığı değiştirelim.Kavram,terim,kelime karmaşası olmasın diye yazıma tıbbın tanımıyla başladım.Bu da olmadı,dam üstünde saksağan,vur beline kazmayı.Başlığa bakınca aaaa süper bir konu açılmış dedim,birde baktımki sağlık sektörünün ki bu da Türkiye'de olan kısmının tartışması.Bende konuyu anladığım şekilde irdeledim.Omo,beyazlar falan filan derken ,dr.ların giydiği beyaz önlükler çağrışım yaptı bende.


    Ne TOPu Babür abi konumuz TIP.

  11. #41
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Buradaki bazı arkadaşların garibine gidiyor ama; tartışılan konularda çok kelalaka şeyler olmadıkça sınırlama olmamasından yanayım. Ortaokul münazarası yapmıyoruz di mi? :wink:

    Bir de "laf lafı açar" diye bir deyime sahip Türkçemiz.. İzin verin "güneşin altında söylenebilecek her kelime söylensin" burada.. "Konu başlığına uymak" adına kendinizi ve başkalarını kasmayın. :wink: Hair müzikalindeki gibi: "'Let the sun shine in' -Bırak güneş içeri girsin!" Çok ters bir durum olursa admin ve moderatör müdahale eder zaten..

    Ayrıca konu başlığına ne yazık ki bir cümleden fazla yazılamıyor.. Tersi olsaydı en az bir paragraf yazmak durumunda kalırdık başlık olsun diye.. Ama pek şirin durmazdı.

    "TIP bir o kalede bir bu kalede" mi diyecez yani şimdi? O da pek olmadı gibi. :roll:

  12. #42
    Askıda Üyelik
    tarelif Avatarı

    Gerçek Adı
    Elif Köse
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İstanbul-Erzurum-Gemlik
    Mesaj
    408
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Tamam Babür bey ,güneşe izin verelim...Çok güneşli günlere ihtiyacım ve ihtiyacımız var.Dediğiniz gibi yazılanlarda kelalaka yok.Ben abartmışım demek.

    :lol:

  13. #43
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bundan 3 gün önceydi Antalya/ Falezler’e oturup 6 kişi uzo’ladık… Yaşamla ölüm arasında sadece 25 cm.lik bir kaldırım vardı… Fakat biz uzo’layıp, türküler tutturduk… Katılanlar;

    Kuyucak; Çocuk felci, önleyici tıp yetersizliği kurbanı (?)… tekerlekli sandalyeli…
    Dante; Bir yerini düzeltirlerken mi desem, hayatını kurtarırlarken mi desem, beli kırılmış selvi…
    Kuetzakoalt; En gencimiz ve en fırlama olanımız… Ben anlatmamayım, günün birinde kendi anlatacakmış hekimlerin ona yaptıklarını… tekerlekli sandalyeli… Yani o da tıp kurbanı…
    Kaan; Doğum esnasında oksijensiz kalmış, spastik… Akülü sandalyeli… Cinsel açlığı başına vurduğunda, ondan uzak durun…
    Emel-Ulaş siyam ikizleri; Ulaş doğarken oksijensiz kalmış, zihinsel engelli yani… O günden beri annesi Emel hanımla ikiz olmuşlar… Hangisinin yaşamı daha zor diye bahse tutuşulabilir.
    Ulaş bizim Dante’nin uzun saçlarına aldanıp, yanından hiç ayrılmadı…

    İyileştirici Tıp elbet çok şeylerde başarıyor… İnkar etmem… Ama buradan gözükenlerde bunlar…
    Korunmak en iyisi… Hani bir halk sözü var ya ,‘’ Allah insanı hastahanelere düşürmesin’’ diye.. ‘’Amin’’ demenin ötesine geçip, hastalık/sakatlık üreten bataklıklara savaş açmak şart… Madem insanlık adına yemin eden ve eğitilen tek meslek hekimlik, buyrun görevinizi yapın diyorum…
    Çıkın dışarı, göreviniz saha sizin… Hız yapanı, silah kullananı, kötü gıda üreteni, çocukların her birini götürün ortepedi, kardiyoloji yada beyin hastalıkları servislerine.. Deyin ki; Sen busun biz de buyuz…

  14. #44
    Üye
    Halil Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.11-2006
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    Bayburt
    Mesaj
    820
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Allah insanı hastahanelere düşürmesin
    Üç dört yıl öncesiydi bağırsaklarımdaki sorun nedeniyle hastanede bir hafta kadar yatmış ve nihayet taburcu olacağım gün gelmişti işlemleri bitirdikten sonra veda etmek için Doktorum olan Prof.d.r Mehmet derya onuk beyin odasına gittim bir iki konuştuktan sonra “- Allaha ısmarladık deyip elini sıktım oda “- Güle güle umarım yine görüşürüz dedi. Yine görüşürüz sözünü hiç sevmemiştim hafifce gülümseyerek “-Bir daha görüşmesek daha iyi olur dedim kendisine. Önce biraz kızardı sonra espiri yaptığımı anlayarak hastane ortamın da değilde başka şartlar altında görüşmeyi kasdettim diyerek kıvırdı..

    Kuyucak ağabeynin sözü bana bu anım hatırlattı neyse konuya döneyim.

    Türkiye’deki en ünlü kalp cerrahlarından biri olan Binnur Sönmez katıldığı bir t.v programında kolesterol oranlarının yükseltilmesini ilaç firmalarının baskısı sonuçu olduğunu söyleyerek bunun tıbbi hiçbir dayanağının olmadığı yönünde çok çiddi iddialarda bulunuyordu programa katılan başka D.r lar bu konunun halka acık bir t.v kanalında konuşulmasının doğru olmadığını söyleyerek konuyu kapatmışlardı taaa o zamandan beri bu konuya çok kuşkulu yaklaşırım..

    Birde hiç dikkatinizi çektimi bilmem ben sık sık karşılaşıyorum D.r ların özel muayahanelerine gittiğimde muhtemelen bir ilaç firmasının elamanı olan bir şahıs elinde içi ilaç dolu bir çantayla d.r un odasına gidip o ilaçların tanıtımını yapar iki saat bu olayda beni çok huylandırır bir d.r yeni cıkan ilaçları takip edemiyormuki birileri bunlara ilaçların tanıtımını yapıyor? Sorular sorular daha bir ton soru çıkar bu tartışmadan…

  15. #45
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: kuyucak

    Hani bir halk sözü var ya, "Allah insanı hastanelere düşürmesin" diye.. …
    Sevgili kuyucak, o sözün öncesinde ya da sonrasında söylenen bir söz daha var. Onu da söylemeden geçince biraz eksik kalıyor gibi.. "Allah insanı hastanelere düşürmesin. Ama hekimleri de başımızdan eksik etmesin." derler..

    Bu aslında gerçekçi bir paradoks.

    Bir de; 'eleştiri' yaparken 'özeleştiri'iyi de yapamazsak ya da -onu yapamıyorsak bile- "hem nalına hem mıhına vurma"yı beceremezsek eleştirimiz havada kalır, bence..

    Ayrıca tıp'ı bir ideoloji, bir din vb. gibi abartarak görmek ve göstermek asıl düşmanı gizler. Ve bu daha tehlikelidir!

    Çünkü; tıp da benzeri her kurum gibi, sömürü aracı olarak kullanılabilir ve kullanılmaktadır. Ama sadece araç olabilir, 'aracı kullanan' olamaz!

    Eğitim, TIPın aslî görevi değil! O görev başkalarına verilmiş.. Ama becerememişler ya da işlerine öylesi geldiği için becermek istememişler. Öyle bir toplum ki; ortalama eğitimi ilkokul 3 düzeyinde, günlük ortalama kitap okuma süresi 12 saniye.. Tıp ne yapsın buna..

    Tamam.. yanlışları, hataları vardır mutlaka.. Onları da objektif olarak görüp değerlendirmek gerekir.. Somut olarak ortaya koyup, sonuna kadar ve hep birlikte mücadele etmek gerekir..

    Ama Sevgili Elif'in de dediği gibi:
    Kuyucak kişi bas bas ben sigara içip intahar edeceğim diye tutturuyorsa,bırak koruyucu tıp en alası destek olsa yine bir işe yaramaz..
    Ya da tıp, alkollü içki tüketimini -sınır aşıldığında- olumsuz olarak görüyor, gösteriyor..

    E.. bunlara "bireysel tercihim, kimse bana karışamaz" gibi bir kalkanla karşı koyarsan, tıp ne yapsın.

    Yani bilmiyorum sigara kullanıyor musun, alkol sınırını aşıyor musun? O yüzden üstüne fazla gelmiyorum.

    Ama diyeceğim; ilkin, olanı olduğu gibi görmek ve iğneyi önce kendimize batırmak gerekli..




Sayfa 3 / 9 İlkİlk 1234567 ... SonSon