Sayfa 1 / 3 123 SonSon
Toplam 31 mesajın 1-15 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    Veritas Avatarı

    Gerçek Adı
    Doğa
    Üyelik Tarihi
    20.12-2009
    Son Giriş
    05.08-2015
    Saat
    18:04
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    3.010
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Her birey kendi refahından sorumludur ve bireyin bu süreci bütün toplumun refahını yükseltir. Engellilerin ekonomik ve sosyal hayat açısından eşit olarak var olmasını sağlamak amaç olmalıdır. Bu çerçevede, engellilerin özgür ve eşit birer “BEN” olmaları üzerine yoğunlaşmak gerekir diye düşünüyorum. “BEN”in (engellilerin) haklarını her türlü hakim güce karşı savunmak gerektiği inancındayım. Ancak savunulan “BEN” salt kendimiz değilizdir. Öteki “BEN”lerin özgür ve eşit olmaları için çaba gösterilmesi gerekmektedir. Yaşamak, Nazım Hikmet’in söylediği gibi bir ağaç gibi tek ve hür olmalıdır.
    Savunulan değerleri belirleyip destekleyecek ve katkı vermek isteyecek tüm “BEN”lerle birlikte öğrenmek, gelişmek ve çoğalmak durumundayız. Özgün ve özerk kalarak “BİZ” olmanın gereğine inanmak gerekir. Bilerek ve isteyerek “BİZ” olmaya karar verilmelidir. “BİZ” olmanın gücüyle ideallerimize daha yakın olabileceğimize inanıyorum. “BİZ” idealini yaşama geçirmek, “BİZ” kavramının içini doldurmak, “BİZ” “BİZ”e olabilmek üzere bir yaşam alanı yaratmayı hayal etmenin vakti geldiği kanısındayım.
    Farklı bireylerin birlikte yaşayabildiği, eşit ve diğerlerine saygı gösterdiği bir toplumsal yaşam kültürünü geliştirmeliyiz. Düşünen, sorgulayan, üreten ve çözümün bir parçası olan bireyler olarak “BİZ” olabilmeliyiz.
    Hayatın pek çok alanında birlik ve beraberliğe her zaman ihtiyaç duyuyoruz. Dönem dönem de bunu hemen herkes bir kere dile getiriyordur eminim. Ancak bu “birlik ve beraberlik” söyleminin içini doldurabilmek, bu kavramı eylemlerle desteklemek gerektiğine inanıyorum. Birer parçası olduğumuz parti, dernek, sendika, takım, komite, grup, şirket, örgüt gibi yerlerde ortak hedefler, çıkarlar, amaçlar için birlikte hareket etmek, birbirinin eksiklerini tamamlamak; kısaca istenilen birlikteliği oluşturmak oldukça zor maalesef. “BEN”ken “BİZ” olabilmek için ilk adımın atılmasının şart olduğuna inanıyorum.
    Kime ait olduğunu bilmediğim, ancak pek çok insanın daha önce duyduğunu düşündüğüm kısa bir hikayeyi paylaşmak istiyorum. Birlikteliği sağlamak açısından değerli bir bilgi olduğunu düşünüyorum.
    “Yapılması gereken önemli bir iş vardı. Herkes, Birisi’nin bu işi yapacağına emindi. Gerçi işi Herhangi Biri de yapabilirdi ama Hiç Kimse yapmadı. Birisi buna çok kızdı. Çünkü iş Herkes’in işiydi. Herkes, Herhangi Biri’nin bu işi yapabileceğini düşünüyordu. Ama Hiç Kimse, Herkes’in yapmayacağının farkında değildi. Sonunda Herhangi Biri’nin yapabileceği bir işi, Hiç Kimse yapmadığı için Herkes, Birisi’ni suçladı.”
    Bir ekip kurulması ve ilk eylemin birlikte düşünmek ve birlikte hareket etmek olması gerekmektedir. Herhangi bir probleme çözüm bulmak, üretmenin ta kendisidir. Üretmek için de en amiyane tabirle “saçmalamak” gerekir. Saçmalarken, mümkün olduğu kadar çok fikir ortaya koymak, ortaya atılan hiçbir fikri eleştirmemek, başkalarının fikirleri üzerine yeni fikirler geliştirmek ve biraz da sıradışı, sıçrama yapılabilecek fikirlerin üzerinde durulmalıdır kanaatindeyim.
    Uzattığımın farkındayım, ancak “BEN”den “BİZ”e geçiş, üniversitede hocalarımın ’80 kuşağı çocuklarısınız siz şeklindeki sitemkar cümlelerinin sinirimi bozduğundan beri kafamı hep kurcalamıştır.
    “Hayat, sen planlar yaparken başına gelenlerdir” felsefesi güzel bir felsefedir bana göre. Ancak, bundan daha güzeli, yaşamımızın en verimli ve doygunluk veren noktalarını paylaşmayı bilebilmektir. Bireyin kendini geliştirmesi, öğrenmesi, tanıması, aşkını hiç kaybetmemesi gerekir. El ele verilerek, birbirini tamamlayarak, güç, amaç ve inanç birliği yapılarak gerçekleştirilenler ve paylaşılanlar sonunda “BİZ”i yaratacaktır. Birbirini hiç tanımayan, farklı bakış açılarına sahip ve farklı önerileri olan herkesin inandığı tek şeyin “BİZ” birşeyler başarabilir, bir fark yaratabiliriz olmasından yanayım.
    Sahip olduğumuz güçleri kullanabilirsek, ortak bir ruhta, ortak bir inançta buluşabilirsek, başkalarının bize biçtiği, üzerimize oturmayan engelli kıyafetlerini üzerimizden atıp, gerçek ruh elbisesini üzerimize geçirebilirsek, varoluşun o muhteşem ışıkları altında en yanık türküyü söyleyebiliriz... “BİZ”...

  2. #2
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ben kalarak bizi beslemek güzel bir fikir

  3. #3
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İyi de "kaybetme"meden önce bulmak gerekmez mi? Başka deyişle; herkes "BEN" midir, "BEN"liğini bulmuş mudur? -ki kaybedecek onu-

  4. #4
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    herkes ben olamıyor daha doğrusu hangisinin gerçek ben olduğu konusunda problem yaşıyor...ailenin istediği,toplumun dayattığı,kabullenmek için yaratılan ben ler- bu benler uzar gider- arasında bocalayıp duran bir ben zaten biz olabilmek için adım atamaz..birey kendisini tanımakla başlamalı işe eğer tanımadan başlarsa başladığını sanır sadece...devrim kişinin kendi yaşamında başlarsa devam eder...kimim ben sorusunun cevabı nedir?

  5. #5
    Üye
    ahmedd29 Avatarı

    Gerçek Adı
    Ahmet
    Üyelik Tarihi
    22.05-2009
    Son Giriş
    09.02-2017
    Saat
    12:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    1.352
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Veritas;
    Katılıyorum BİZ olabilmek çok önemli, Ama BİZ kimiz de önemli tabii BİZ neyi kapsıyor ve neye hizmet ediyor.

  6. #6
    Üye
    Veritas Avatarı

    Gerçek Adı
    Doğa
    Üyelik Tarihi
    20.12-2009
    Son Giriş
    05.08-2015
    Saat
    18:04
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    3.010
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Elbette herkes "BEN" olamamıştır. "BEN" olmak için doğru soruları sormak, sorgulayabilmek, düşünebilmek, hayatın içinde olabilmek gereklidir. Öyküekin.in sorduğu "kimim ben" sorusunun cevabını vermek hiç de kolay değildir. Belki 3 - 5 cümle ile bir tarif yapabilir herkes kendi çapında. Söylemek uygulamaktan daha kolaydır. Savunduğumuz şeyler, birer birey olduğumuzu hissetmemiz için yaptıklarımız kurduğumuz o 3 -5 kelime ile ne kadar örtüşüyor bu da çok önemli tabii ki. "BEN" sorusunun cevabını verdikten sonra "BİZ" kimiz, neyi kapsıyoruz ve neye hizmet ediyoruz sorularının cevabını da verebiliriz sanırım.

    Aslında amacım forumdaki "tekel işçileri gibi olamaz mıyız" tarzında bir başlık vardı, onun altına yorum yazmaktı. "Elbette olabiliriz!" diyebilmekti. Yazarken "BEN"ler "BİZ"ler kafamda uçuştu ve daha uzun bir yazıyla başlı başına birşeyler ifade etmek istedim.

  7. #7
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bağışla.. Bir hafta sonra ancak dönüyorum konuya..

    Tek paragrafta hem kendi içinde hem diğerleriyle çelişen üç ayrı hata gördüm gibi.. Acaba ben mi yanlış görüyorum?

    "BEN" olmak için doğru soruları sormak, sorgulayabilmek, düşünebilmek, hayatın içinde olabilmek gereklidir.
    Peki, doğru soruları sorabilmeyi, sorgulamayı, düşünmeyi kimden, nasıl öğreneceğiz? Uzaydan mı gelecekler bunların öğretmenleri? Yoksa BİZ mi öğretmeliyiz birbirimize? Ve "nasıl"?

    Belki 3 - 5 cümle ile bir tarif yapabilir herkes kendi çapında.
    Kendi içinde çelişki: "Belki" yapamazsak ne olacak? "Yapamayanlar kapsam dışıdır." mı diyeceğiz?
    Yukardaki alıntıyla çelişki: "3 - 5 cümleyle tarif" yapabilmeyi kim, kime, ne sıfatla öğretiyor, doğru ya da yanlış olduğunu nasıl bileceğiz?

    "BEN" sorusunun cevabını verdikten sonra "BİZ" kimiz, neyi kapsıyoruz ve neye hizmet ediyoruz sorularının cevabını da verebiliriz sanırım.
    Verdik mi "BEN" sorusunun cevabını? Söz meclisten dışarı, birkaç jan janlı kelimeyi bir araya getirerek, ya da anketvarî sorularla alınmıyor (ya da verilmiyor) bu cevap!

    Yanlış anlama.. Seni (ya da başka birini) sıkıştırmak değil amacım.. Sadece sevdiğim konularda beyin fırtınası yapmayı severim.

    Sanırım konunun "big-bang"ine dönmek gerekecek..

    Kullanılan kavramlara somut tanımlar getirmekle başlanmalı..

    "BEN" nedir? "BİZ" nedir? "Birey" nedir? "Sorgulamak", "düşünmek", "hayatın içinde olmak" nedir?

    Kısa ve net cevaplar lütfen! Biliyorum, sözlüğe ya da google'a bakılarak alınabilir cevaplar.. Ama önemli olan: katılımcıların kendi düşünceleri ve asgarî müştereklerde anlaşabilmeleridir.

    ***




    "tekel işçileri gibi olamaz mıyız" tarzında bir başlık vardı, onun altına yorum yazmaktı. "Elbette olabiliriz!" diyebilmekti.
    Ben de o başlığa "Kesinlikle olamayız!" diye mesaj yazacaktım. Gereksiz polemiklere girmeyeyim diye vazcaydım.. Buradaki soruların cevaplarını doğru verebilirsek o konunun da cevabını bir ölçüde bulmuş oluruz..

  8. #8
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    BEN SİZ VE ONLAR

    Ben neleri anlatır, sınırları var mıdır azıcık? Yoksa ben sınırsız bir güç haline mi gelmiştir insanların elinde kendilerine doğrulttukları? Yoksa içinde kayboldukları bir kavram haline mi gelmiştir? Didikleyelim azıcık ha ne dersiniz?

    -Ben (Ego) aslında nesnel ve tinseldir.. Akademik açıdan tini anlatmak için uğraşacak değilim.. Ancak diğer insanlardan ayrılma ve farklılaşma ben duygusu ile gelişir.. Birey kendisini fiziken tanır.. Yapabileceklerini bilir, toplumdaki algılanışını bilir .. Yapamayacaklarını da bilir.. Uyum sağlamaya çalışır, fiziğinin getirdiği avantajları kullanmaya çalışır.. Onu korumaya gayret eder. Fizik olarak doyumlarının egosunuda mutlu ettiğini bilir.. Zamanla fizik ve tinsel yönlerinin ikiz kardeş olduğunu anlar..

    -Ben tinsel olarak ise birikimleri, birikimlerini denemişlikleri, eğitimleri, bencillikleri, bilinen yada bilinmeyen enerjileri içinde bütünleşmeye çalışan bir kişisel örgüttür..

    -Yapacakları ve yapabilecekleri kendisiyle sınırlıyken o kendisini hiç tanıyor mu acaba? Kurnazlıkları sayesinde kendine oynadığı oyunlar sayesinde geçici rahatlamaları ona nelere mal oluyor? Benim aklıma gelenlerin başında o istediği zaman başka kimlikleri kendi beni içine katıveriyor..

    -Ben içine sahip olunan nesneler ve aidat duygusu da katılıverir.Hatta sosyal statüyüde ekleyelim buna..Türk olmak, Müslüman olmak, şu partili olmak, şu takımlı olmak, büyük bir cemate sahip olmak.. Ev sahibi, iş sahibi, diploma ben olarak algılanır.. Oysa insanın kendisini tanımayı gölgeler bunlar..

    -Biz olanlarda ben duygusuna ekleniverir.. Biz olanlar içinde zaten ben olarak varsındır.. Ancak bu yetmez insana.. Biz sayılanlarda benim olarak algılanır.. Bizim olan içindeki her şey ben olana eklenir..

    -Ben olayı için en tehlikeli şey ise O dur, Onlardır.. Ben sırasıyla ‘’sen ve sizi’’ içine alır kurnazca..Sen ve siz, sizi kabul ediyorum ve onaylıyorum anlamını taşır.. Kabul etmek, onay vermek aynı zamanda ben’e eklenen bir şeylerdir.. Siz olanda onay vermekle ben içine alınır.. Oysa ‘’O’’ kavramı, ben içine sokulmayanı tanımlar.. Onlar ise kabul edilmeyenler bütünü, örgütü olarak algılanır.. Benin gelişmesine, kendi ayrımına varmasına Onlar kavramı aklın alamayacağı kadar zararlıdır.. Ben, Onlara göre tanımlarsa kendini, Onlar içindeki her doğruya da, tavır alacaktır.. Onlara göre konumlayacaktır kendini.. Onlar neyse inkar edecektir.. Onlar kötü sanılarak doğru aranacaktır..

    -Ben kendisini tanıyamaz hale gelince de başka bir ben olmak zahmetini bile düşünmez.

    NOT: Bu yazı buraya yakıştımı bilmiyorum? Ancak kafamda kendimle yaptığım tartışmaları bir yerlerde görünce dayanamıyorum.

  9. #9
    Üye
    Veritas Avatarı

    Gerçek Adı
    Doğa
    Üyelik Tarihi
    20.12-2009
    Son Giriş
    05.08-2015
    Saat
    18:04
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    3.010
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yoğun bir haftanın ardından yeniden merhabaaaa
    Son birkaç gün insan üstü çalıştığımdan bugün kendimi deniz kenarına attım ve az da olsa rahatladım sanki
    Gelelim konumuza. Sayın Baben haklısınız az çok saçmalamışım. Özellikle doğru soruları sormak gerek derken. Benim belkilerim kendimden emin olamayışımın dışavurumu sanırım. Bu sanırım kelimesi de öyle. Kendimden emin olamıyorum bazen. Ayrıca sıkışmak, sıkıştırılmak kelimelerini kabul etmiyorum. Konuşuyoruz neticede.

    Yazarkenki ifade güçlüğümü mazur görün. Düzgün cümleler kurmak için epey bir çabalıyorum. Çenem yazarkenkinden daha iyi işliyor.

    Bu sefer konuya kendimden örnek vererek devam edeceğim. Sanırım attığınız taşı görüyor, kafama gelmeden yakalıyor ve cebime koyuyorum. Gelelim bene...

    Birey olabilmek herkes için başka türlü zor maalesef. Kendi açımdan bir örnek vermek istiyorum yanlış anlaşılmayacaksam. Ben mesela yıllarca bir birey olduğumu hissedemedim. Kendi tarzımı, kendi beğenilerimi ortaya koydukça var olabildim. Ancak girdiğim pek çok ortamda kendi alanında ünlü bir kadının çocuğu olarak tanıştırıldım ve insanlara öyle tanıtıldım. Üniversitede hocalarım örnekler verirken bilmem kimin çocuğu da burda zaten gibi abuk cümleler kurardı. O zamanlar hep gölgesinde kaldığımı hissederdim.

    Annem benim başka bir birey olduğumu benim daha çocukken ona verdiğim tepkilerden anladığını söyler, çünkü 4 yaşımdan itibaren annesi ona ne verdiyse aynılarını bana öğretmeye çalışırmış. Kendisi konservatuar mezunu. Benim de onun çaldığı müzik aletini çalmam için ders aldırmaya başlamış ben daha 4 yaşındayken. Hatırladığım tek şey, öğretmenin notaları cam sehpanın üzerine ters çevirdiği ve benim de yere yatıp oyun gibi onu sehpanın altından okuduğum. O kadar ilgisizdim yani. Mesela o yaşlarda daha kendi bildiği dilleri bana öğretmeye çalışırmış. Buna benzer daha çooooooook örnek var. O zamana kadar herkesi kendine benzetmeye çalıştığını, beceremediğinde kızdığını hatta bazen çekip gittiğini bile söyler. Ancak benimle beraber anlamış ki ben ondan başka biriyim ve beni de terk edemeyeceği için diğer insanları kabul etmeyi, onlara toleranslı olmayı, daha esnek bakabilmeyi öğrendiğini anlatır. Ama ben pek beceremedim işte birey olduğumu hissetmeyi. Sonra büyüdüm. Üniversite bitti. Bir süre hayatımı çeşitli dilleri öğrenerek geçirdim ve kendimi yollara attım. Belki de amacım beni bulmaktı. Sonra bir gün anneme geldim ve sordum; "eğer ben senin gibi olamazsam ya da senin ve çevrenin özen gösterdiği işi yapmazsam üzülür müsün?" Ne düşünürsün diye sordum. Annemin o zamanlar bana verdiği cevabı kendimin düşünememiş olmasına çok canım sıkılmıştı açıkçası, ama beni çok rahatlatan bir cevaptı. Belki de beklediğimdi, bilmiyorum. Bana ben ne yapmaktan memnun oluyorsam, neyi istiyorsam, hangi işi yapmayı seviyorsam onu yapmamı, kendisi bu işi bıraktığında kimsenin onu zaten hatırlamayacağını söylemişti. Sonra ben gene pılımı pırtımı toplayıp istediğim işi yapmaya koyuldum. 4 sene bu şekilde yaşadım ve yeni radikal kararlar alarak geri döndüm. Bir işe girdim ve gene aynı şey başladı. İş arkadaşlarıma bile beni tanıştırırken bilmem kimin çocuğu denildi. Ama ben bir bireyim ve kendi adım var, "Doğa" diye cevap verdim ilk günümde. Hem de hiç çekinmeden ve kim olduğumdan emin olarak. Benim onun çocuğu olmaya ihtiyacım yoktu bir yerlerde var olabilmek için, çünkü benim başka özelliklerim, başka yetilerim var ve bu da zaten ortaya çıktı. Giyim tarzımdan, düşünme yapıma kadar annemle aramdaki farkın şimdi ben dahil herkes farkında.

    Hüzünlendim birden.

  10. #10
    Üye
    matematik Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.06-2008
    Son Giriş
    25.06-2015
    Saat
    23:14
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    277
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    "Dünya bizleri kurtarma ve bize iyilik etme aşkıyla dolu insanlar tarafından hep kana bulandı. Tarihteki bütün savaşları yürekleri iyilikle dolup taşan, kendini bir dava uğruna feda ettiğini düşünen kurtarıcılar çıkardı.

    Hitler Almanları, Stalin işçileri, Mao köylüleri kurtarmak için dünyayı kana buladı. Milyonlarca insan kurtarıcıların şefkat dolu ellerinde can verdi. Onlar hep "biz" dediler, hiç ben deyip kendilerini düşünmediler..."

    Alıntıdır...

  11. #11
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bugünlerde keyifsizim biraz.. Zaman zaman dayanılmaz boyuta varan kulak uğuldaması konsantrasyonumu bozuyor ve yazamıyorum.. İdare edin..

    "BEN" nedir? "BİZ" nedir? "Birey" nedir? "Sorgulamak", "düşünmek", "hayatın içinde olmak" nedir?

    Kısa ve net cevaplar lütfen!
    demiştim.. Düşlediğim yanıtları alamadım.. Sağlık olsun.. Ama benden günah gitti.. Bu soruların karşılıklarını, önceki mesajlarımda bazen net olarak, bazen satır aralarında vermiştim kendime göre.. Şimdi onları tekrar etmem gerekecek.. Eski arkadaşlar bağışlasın..

    Ortadan başlayalım önce.. Birey nedir?
    Yaa şu "birey" kavramına bir türlü ısınamadım. Bunun nedenlerinden biri de, birden çok anlamının bulunuşu ve herkesin kafasına göre istediği anlamda kullanıyor olması gerek sanırım.

    "Kişi" sözcüğünü ya da "kendin olmak" deyimini tercih ederim. Hani bir şarkının sözlerinde geçer ya:
    başkası olma kendin ol
    böyle çok daha güzelsin
    Buradaki bütün mesele "kendin olma"yı nasıl becereceksin?

    Bunun cevabı hem çok basit hem çok zor!

    Yaptığın bütün işlere kendinden bir şeyler katacaksın! Bunun için de, her şeyden önce kendinde bir şeyler olacak! Yani başkalarından özentiyle ya da emaneten aldığın düşünceler yerine kendi çabanla ürettiğin, kendine özgü düşüncelerin olacak! (Elbette bu "başkalarının düşüncelerinden yararlanmayacaksın" anlamında değil, tam tersine onların düşüncelerini kendi beyninde sentezleştirip kendine ait ve başkalarıyla paylaşabileceğin, başkalarına karşı savunabileceğin yeni bir 'düşünce'nin ortaya çıkmasıdır.)

    Kısaca; "başkasının düşüncesiyle yargıya varmayacaksın." Bunun için de, donanımlı bir beynin olacak, yani çok çok çok okuyacaksın..
    demiştim bir defasında.. "Birey"; senin anlattığın olayın çok çok ötesinde bir olgu! Sen, kişilik kısmını anlatmışsın. Ama bu sadece bir parçası..

    "BEN", -sanıldığının tersine- henüz "birey" olamamış insandır! 'BİZ OLMAK' BİLİNCİ ÜZERİNE'de sözünü ettiğim:
    Tabii, birden çok kişi olduğunda, sözü edilen "pasta"nın paylaşımı gündeme gelir ki, deyim yerindeyse, dananın kuyruğu da burada kopar!!! Kişiler ya da gruplar "pasta"nın nasıl büyütüleceği üzerine kafa yor(a)madıkları zaman; "pasta"dan kendi paylarına düşen dilimi nasıl büyütmeleri gerektiğini düşünürler ki, bu "ben olmak" bilincidir..

    Oysa, bu kişiler ya da gruplar, "hep bana rab bana" anlayışıyla, "gemisini yürüten kaptan" uyanıklığıyla kendi dilimlerini büyütürlerken, bir de bakarlar ki; "pasta" küçülmüş, dolayısıyla kendi payları da küçülmüştür!!
    "pasta"dan kendi paylarına düşen dilimi nasıl büyütmeleri gerektiğini düşün"en ve "hep bana rab bana" diyen insancıklardır! "BEN"in "Birey" olabilmesi için "BİZ"in olması gerekir önce!

    "İnsan sosyal bir varlıktır!" diyoruz. Ama bu yetmez! Tarihin hiçbir döneminde de yetmemiş zaten.. Ayrışmalar, ötekileştirmeler, berikileştirmeler yapılmış her zaman! Heeep bu "pasta" yüzünden! O yüzden insana; bir bütün olarak bakmak, genelleştirmeler yapmak anlamsız! Herkesin "ben"i kendine..

    "BİZ", adı üzerinde çoğul, yani sosyal ya da toplumsal! Ortak çok şeyleri var.. Paylaşımın yapılabilmesi için "BİZ"in olması şart! Sorun; bunun hakkaniyete uygun olarak yapılıp yapılmamasında. İşte "Sorgulamak", "düşünmek", "hayatın içinde olmak" burada önem kazanır! Bunlar öğretilinebilireylemlerdir. Ama bunu da "BİZ" becerir! "BEN" tek başına bir halt yiyemez!

    "Sorgulama", deyince, aklıma gazetecilerin kullandığı, 5N1K (Kim, ne, neden, nerede, nasıl, ne zaman) gelir! Bunun ve "düşünme"nin doğru yapılabilmesi için de "diyalektik düşünme yöntemi" gerekir! Bu ikisini bir arada yapabiliyorsan: "Diri"sindir! Yani hayatın içindesindir!



    Sevgili matematik,

    Alıntı yaptığın arkadaşa katılmıyorum! Çok şeyi, sapla samanı biribirine karıştırmış, çok düşünmeden, anlamsızca, zorlama bir yorum yapmış.

  12. #12
    Üye
    Veritas Avatarı

    Gerçek Adı
    Doğa
    Üyelik Tarihi
    20.12-2009
    Son Giriş
    05.08-2015
    Saat
    18:04
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    3.010
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sayın Baben çok geçmiş olsun. Umarım tez zamanda iyi olursunuz. Benim de işlerim çok yoğun. Bu bir bahane olmamalı biliyorum ama eve geldiğimde kafamı bile doğru düzgün tutamıyorum. Dünden beri de yarın sabahki toplantı için hazırlanıyorum. Çok önemli bir sponsorluk sunumum var. Sizinle haftada bir de olsa tartışabiliyor olmak gerçekten hoş. Geçen hafta ek olarak yazacaklarım vardı ama olmadı işte. Darısı bu hafta içine. Sadece acil şifalar dilemek istedim. O yüzden yazıyorum. Çok çok çok geçmiş olsun.

  13. #13
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Çoook teşekkür ederim veritas.. Acil şifayı severim Yapacak işlerim var çünkü

  14. #14
    Üye
    Rekursion Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.12-2003
    Son Giriş
    18.03-2017
    Saat
    16:40
    Yaşadığı Yer
    Alamanya
    Mesaj
    618
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    madem öyle, en en en acilinden shifalar diliom sana, babenjim!... düshledigin yanitlar neydi, bilmiom ama beyin firtinalari koptukca keyfinin yerine geldigini bildigim icin seni azicik "kizdirayim/gidiklayayim" diom ...

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Baben Mesajı Gör
    "BİZ", adı üzerinde çoğul, yani sosyal ya da toplumsal! Ortak çok şeyleri var.. Paylaşımın yapılabilmesi için "BİZ"in olması şart! Sorun; bunun hakkaniyete uygun olarak yapılıp yapılmamasında. İşte "Sorgulamak", "düşünmek", "hayatın içinde olmak" burada önem kazanır! Bunlar öğretilinebilireylemlerdir. Ama bunu da "BİZ" becerir! "BEN" tek başına bir halt yiyemez!
    BEN tek bashina kalinca, kimseyle paylashmak zorunda olmadigina göre diledigi halti diledigi kadar yiyebilir, banbenjim! ... o degil de, bana öyle gelio ki, "dogru" sorulari sorabilmek, sorgulamak, düshünmek ne uzaylilar ne de BIZler tarafindan ögretilmesi gereken bishi )... daha cok, her BENin dünyaya gelirken zaten beraberinde getirdigi sheyler degil mi sanki?... senin deyishinle, zaten diri oldugu icin, hayatin icinde oldugu icin yaptigi sheyler degil mi sanki? ... BIZlerin - ögretmek shöyle dursun - elinden geleni ardina koymayarak unutturmaya, kaybettirmeye calishtigi sheyler degil mi sanki? ...

    daglar dolusu kitaplarin yakilmasi, "o soruyu sorma, yanarsin! shu soruyu sorma, carpilirsin!" gibi tehditlerin savrulmasi, en ufak bi "yanlish" düshüncesini acikladi diye insanlara "vatan hainliginin", "din düshmanliginin" vs. yakishtirilmasi, iceri atilip toplumdan (BIZden) uzaklashtirilmasi, "falanca düshünceler aklindan geciosa psikopatsin, filanca fikirler beyninde ucushuyosa sapiksin" gibi teshhislerin konulmasi, (BIZin "kutsal güvenligi" adina) telefonlarin dinlenmesi vs. vs. ve daha neler neler... hepsi sormayi, sorgulamayi, düshünmeyi ögretmek icin mi yapilio yoksa? ... sormak, sorgulamak, düshünmek ögrenilmesi gereken eylemler olsaydi, BIZler meydana gelebilir miydi ki?...



    seni yanlish anlamadiysam özetle shunlari diosun;
    • "BEN", -sanıldığının tersine- henüz "birey" olamamış insandır!
    • "BEN"in "Birey" olabilmesi için "BİZ"in olması gerekir önce!
    • BIREY, bashkasi olmayip kendisi olarak cok daha güzel olan BENdir - yani, kisaca; "bashkasinin düshüncesiyle yargiya varmayan". bunun icin de donanimli bir beyni olan, yani cok cok cok okuyan BENdir
    tarif ettigin, BENin BIREY olma sürecindeki BIZin rolünü tam cikaramadim buradan, babenjim?... BENe okumayi yazmayi öretmek mi?... hangi kitaplari okumasi gerektigini belirlemek mi?... sentezlemek icin özentiyle veya emaneten BENe "verilen" düshünceler midir BIZin rolünü belirleyen... BIREY olmaya calishan BENin üretecegi yeni düshünceleri teslim almak üzere beklemek mi?... yoksa cok cok cok kitap okurken sikilmasin, bikmasin, firar etmesin diye yaninda oturup, elini tutup manevi destek vermek midir? ... nedir?... biraz acar misin?...

    örnegin, dünyanin üc ayri köshesinden birey olmak arzusuyla yanip tutushan ve (hade kolaylik olsun) tesadüfen birbirinin dillerini de su gibi konushabilen üc tane BENi, dört duvari kitapla dolu bi odaya kilitlesek, ortaya pasta koymayi da ihmal etmesek, BEN-BIZ-BIREY olayi nasi gercekleshir?... hangi sürecler, nasil cereyan eder, ya da eder mi?... eksik olan shartlar var mi?... pastaya neler olur?...


    selamlar & muckslar ...




    not; ben sevdim matematik'in yaptigi alintiyi =)...
    veritas'a not; sunumun güzel gecmishtir umarim ...

  15. #15
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Rekucum, saolasın da bu illetin pek acil geçeceğini sanmıyorum. Sanırım FA'dan kaynaklanıyor. Düşün, kafanın içinde bir arı kovanı var ve sürekli vızıldıyorlar..

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Rekursion
    BEN tek bashina kalinca, kimseyle paylashmak zorunda olmadigina göre diledigi halti diledigi kadar yiyebilir

    Var mı ööle bishii yaa? Kim kaybetmiş de BEN bulmuş "tek bashina kal"mayı? Çevresinde kimseler olmayınca tek bashina mı kaldım sanıyor BEN?

    Peki, giydiği elbise, okuduğu kitap, izlediği TV, kullandığı PC ne iş? Tek bashina mi becermiş onları da?

    "Sorgulamak", "düşünmek", "hayatın içinde olmak" dedimdi.. Tek bashina ne işe yarayacak ki öğrensin, de bakayım?

    "İnsan, sosyal hayvandır", dedik.. Robenson Crusoe bile bir süre sonra bir arkadaş buluyor yanına. Kaldı ki, öncesinde hayatta kalabilmek için, yaptığı barınaktan tut, ürettiği yiyecek maddelerine kadar her bişeyi yaşadığı toplumdan (yani -genel anlamda- BİZden) öğrendiği TEKNİKle yapmıştır. BİZe dar pencereden bakma, lütfen..

    Tee iki yıl önce yazmışım:
    "İnsan, çevre yaratığı ve yaratıcıdır." deriz Halilcim.

    Buradaki "çevre" kulağımızın alıştığı gibi; dağlar, kırlar, ormanlar, kuşlar, kelebekler, börtü böcük falan değildir. Adıyla, sanıyla, gelmişiyle, geçmişiyle, yaşayanıyla, ölüsüyle toplum/lardır.

    Hani, ilkokulda öğretilir ya.. "Aile, toplumun en küçük birimidir.." diye.. Hah.. İşte belli yaşa kadar aileler insanın beynini biçimlendirir, diğer bir ifadeyle formatlar. Daha sonra okul yapar bu işi.. Sonra -erkeklerde- askerlik, iş, -Türkiye'de yeterince olmayan ancak olması şart olan- Demokratik Kitle Örgütleri (DKÖ) falan ve buralardaki arkadaşlar, ağabeyler, ablalar, kardeşler yani "yaşayan reel çevre" bu görevi devralır..

    Bir de yıllar, yüzyıllar hatta bin yıllar öncesinde yaşamış; düşüncelerinden, görüşlerinden, buluşlarından, eserlerinden yararlandığımız "ata"lar var.. Bunlara da "bizden önce geçenler" derim ben kısaca..

    Son olarak da; günümüz teknolojisiyle oluşan, bilgisayar + internet olgusunun yarattığı forumlar, haber grupları, chat vb. ortamlarda hayat bulan "sanal çevre" var ki özellikle engelliler için epeyce önemli..
    Buradaki ÇEVREnin yerine -genel anlamda- BİZi koyabilirsin Rekucum….

    Özel anlamda BİZse bütün ÖTEKİLERdir! Onu da blogumda işliyorum.

    "her BENin dünyaya gelirken zaten beraberinde getirdigi sheyler" uzaydan gelmedi ya? Daha önce konuşmuştuk. Genetik denilen bir bilim dalı/bir olgu var..

    BİZler öğretmeye- eğitmeye; ONLAR unutturmaya, yasaklamaya çalışır!

    Ama bu net çizgilerle ayrışmış değildir.. Hatta bazen çok çok bulanıktır..

    Kimi zaman ONLAR, (berikiler, otorite, oligarşi, egemen sınıf vb. ne dersen de..) kendi işine yarayacak elamanları; kurduğu okullarda resmi ideolojisini ÖĞRETerek yetiştirmeye çalışır. BİZ'in ise bir OKULu yoktur! O yüzden okul dışındaki eğitim ve öğretim araçlarını (medya, kitap, DKÖ'lerin seminer, konferans gibi etkinlikleri, hatta bu ve benzeri forumları, news grupları, blogları vb.) kullanarak, ÖĞRETİM işlevini yerine getirmeye çalışır..

    Kimi zaman da yine ONLAR, daglar dolusu kitaplarin yakilmasi diyerek başladığın paragraftaki abuklukları yaparak; işlerine gelmeyen bilgiyi, düşünceyi yok etmeye, unutturmaya çalışırlar! BİZ ise BİREYlerden oluşmuştur zaten! Onun unutturma, yasaklama gibi bir derdi yoktur! Çünkü o zaman biz, BİZ olmaz!

    BİZ'in işlevini yukarıdaki ÇEVRE alıntımda ve son iki paragrafta anlatmaya çalıştım.. O BİZ var mıdır? Yoktur ve hiçbir zaman da olmamıştır! (Sadece BİZimsiler, BİZe benzeyenler olmuştur. Pastayı da onlar yapmıştır.. Ama pastanın büyük dilimini ONLAR yemiştir her zaman) Olmadığı için de; kitapların yakılması, düşüncelerin yasaklanması, düşüncelerin açıklandığında vatan haini, din düşmanı yaftasının yapıştırılması hep olmaktadır!

    Ve bunların sırayla olma şartı da yoktur! Matematikteki kümeler gibi birbiri içine geçmiş olgular olarak düşünebilirsin bu süreci.

    Tamam mı Rekucum (tabii diğer arkadaşlar da), yeterli oldu mu açıklamalarım?




Sayfa 1 / 3 123 SonSon