Sayfa 2 / 3 İlkİlk 123 SonSon
Toplam 31 mesajın 16-30 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    15:37
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    O farkı yarattığımızı düşünüyorum ben...Kendi hayatımızda 'Benim' ama Engelliler bize'de 'Biziz'...

    Sanal olmayan sosyal hayatı düşündüğümüzde ben yok,biz var..Engelli kişileri bizin içine katanda var katmayan da var,ama engellinin bizin içinde ben olabilmesi çok zor..Engelli kişinin kendi kararlarını vermesine,bir meslek sahibi olmasına,evlenmesine,çocuk sahibi olup olmamasına aile karar verir,engelli kişi uymak zorunda kalır,çünkü fazla bir seçeneği yoktur...Engelli kişinin yapacağı basit bir harekete bile izin vermeyen aileler var,sen yapamazsın edemezsin,sen sakatsın,sen taşıyamazsın..Koruyucu ve kollayıcı kültürel yapımızla tüm benlikleri çepeçevre sararak bireyselleşmesine,toplum içinde söz sahibi olmasına izin vermiyoruz...Bu sadece engelliler için değil toplumun tüm insanları için geçerli...Güç ve güçsüzlük üzerine kurulu bizim ilişkilerimiz...
    Bunu değiştirmek çok kolay değil...Toplum için de birey olmak çok zor....Biz ötekinin ötekisiyiz...
    Şimdi çevresel koşullar ve toplumsal baskılardan,kültürden bahsetsek,Baben abiyle bu işi 1 yıl tartışırız

  2. #17
    Üye
    Veritas Avatarı

    Gerçek Adı
    Doğa
    Üyelik Tarihi
    20.12-2009
    Son Giriş
    05.08-2015
    Saat
    18:04
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    3.010
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Herkese merhaba,
    Uzun zamandır siteye giremiyorum maalesef. Neler olup bittiğini de çok merak ediyorum ama okuduğum şeyleri kolay anlayamıyorum bu ara. Baben'in bahsettiği konsantrasyon bozukluğu bende de var. Annemin rutin kontrollerinden birinde mamografi çektirdiği zaman ışıl formunda bir kist bulundu geçen hafta perşembe günü ve salı günü de hemen ameliyata aldılar. Dün de patoloji sonucu geldi. Kanser olduğunu öğrendik. İkinci bir ameliyat olacak ve sonra radyoterapi falan filan. Dolayısıyla ben de birkaç gündür doğru düzgün uyku uyuyamıyorum. İşin de yoğunluğu üstüne ekleniyor. Kafamı toparlayamıyorum çok fazla.

    Rekursion, sunum harika geçti. Sorumlusu olduğum projeyle ilgilenmediler maalesef yeni olduğu için olsa gerek ama zirvemiz için hem oturum sponsoru olmaya hem de bir corner almaya ikna ettik kendilerini. Bundan iyisi can sağlığı hesabı.

    Yazdıklarınızı okumaya çalıştım ama dediğim gibi kafamı veremiyorum bir türlü. Sizler gibi tek tek cevap vererek gitmek isterdim ama yapamayacağım maalesef. Belki daha sonra.

    Şimdi daha önceden yazmak isteyip de o sefer iş sebebiyle yazmaya fırsat bulamadığım şeyleri yazmak istiyorum. Off ne çok gereksiz bilgi veriyorum. Neyse başlıyorum, gerçekten!! Sorduğunuz soruların cevabını birebir bulamayacağınız bir başka yazıya merhaba deyin

    Şimdi daha önce kendimden verdiğim örneği de hatırlatarak ilerlemek istiyorum. Önce BEN'i arıyoruz. Şeytan bul sana altın verecem şeklinde değil tabii. Gerçi o da bir yöntem. BEN'i arayan biziz. Bulan da biziz, ancak bunun sosyalleşmekle, hayatın içinde olmakla bulunabileceğini düşünüyorum. Yoksa elbette bir dersliğe alınıp öğretmen eşliğinde alınabilecek, bulunabilecek birşey değil. Dersleri deneyimleriyle insanın kendisinin çıkarması gerekir. Ne istediğini bilmek, amaçlarını, tutkularını, korkularını, sevgilerini tanımlayabilmek, bunları özgüvenle ortaya koyabilmek, BEN'i bulmak yıllar, yaşanmışlıklar gerektirir kanısındayım. BİZ, güzel bir duygu, güzel bir sözcük. BEN'in yalnızlığını, bencilliğini aşan, BEN'e güç katan, güven sağlayan bir öz var BİZ'de. İnsanlık tarihi de zaten BEN'den BİZ'e evrilme tarihi değil miydi? Aile, kabile, cemaat, aşiret, tarikat, dinsel gruplar, siyasal partiler, çeşitli örgütler, dernekler, birlikler BİZ'leşmenin aşama ve biçimleri değil mi?

    Peki burda bir de nasıl bir BİZ diye sorsak? Dayanışmacı, etik bir değer, güç ve güven kaynağı olarak yücelttiğimiz biz, öteki bizleri alt etmeye, yok etmeye, aşağılamaya, öteki bizler üstünde baskı kurmaya yöneldi mi, kanlı savaşların, ölümcül kavgaların, çözümsüz anlaşmazlıkların, düşmanlıkların kaynağı olabilir. Ötekine düşman bir BİZ, ötekine düşman BEN'den çok daha tehlikelidir. Gücümüzü, aklımızı, yüreğimizi birleştirip biz olmak güç kazandırır. Ancak bunun iki koşulu vardır. Biri demin söylediğim başka Biz'lere, ötekine düşman bir BİZ değil, öteki BİZ'lerle epati kurabilen, daha geniş birlikteliklere açık bir BİZ. Diğeri de BEN'i ezen, tek tipleştiren, bireyin özgür iradesine ve seçimine engel koyan bir BİZ değil, bireyin tüm yaratıcılığı ve farklılıklarıyla BEN kalarak birliğe katkı verdiği özgür bir BİZ.

  3. #18
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili Veritas, çok çok çok geçmiş olsun. Acını anlıyorum.. Ben de annemi o yüzden kaybetmiştim.. 29 yıl oldu.. O zamandan bu yana teknoloji gelişti.. Umarım tehlikeli dönemde değildir.. Fazla acı çekmez ve daha uzuuuuun yıllar birlikte olursunuz.

    İletinin sonraki bölümlerine daha sonra yanıt vermeyi düşünüyorum. Konu güzel..

  4. #19
    Üye
    Veritas Avatarı

    Gerçek Adı
    Doğa
    Üyelik Tarihi
    20.12-2009
    Son Giriş
    05.08-2015
    Saat
    18:04
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    3.010
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sayın Baben, çok teşekkür ediyorum. En büyük tesellimiz rutin kontrollerde çıkmış olması ve sadece 3mm olması. Meme kanserinin de en büyük tesellisi erken teşhis sanıyorum. Ayrıca dediğiniz gibi teknoloji çok gelişti. Biz kadınların baş belası hastalığı işte. Gene biz dedim, kategorize ettim. Moralimizi yüksek tutuyoruz ve tabii ki daha çooooooooooook uzun yıllar beraber olacağız.

  5. #20
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    çocukluktan başlamak gerekiyor ben kavramının nereye itildiğini bulmak ve neden ilk bulunması gerekirken en son bulunduğunu anlamak için..gerçi çoğu kendi benini bulamadan yaşar...bulup bulmadığıyla da ilgilenmez...ilgilenemez çünkü kendisi olduğuna inanmıştır

    doğan her çocuk ailesine benzemeli zorunluluğunun bir getirisiyle başlar bu sancılı dönem..sanki elma ağacından armut çıkmazmış gibi...farklı bir renk olundu mu aile baskılar..bu çocuk kime çekti...aman bizden farklı bir renk çıkmasın...bilmezler ki kendi rengini aradığını ya da bilirler de nasıl kontrol edeceklerini bilmedikleri için baskılarlar kendi olmaya çalışan küçük bedeni..isterler ki hep aynı renk olsun..tek kıyafetle çıkalım hayat sahnesine...yeter ki toplum ailemizi övsün...yeter ki elma armut doğurmadı densin..

    istedikleri aslında kendi üretkenliklerinin kutsanmasıdır...bunu örtmek içinde hep başkaları ne der sorusu ile örterler üstünü...

    büyürüz elbet de aile rahat etsin diye içimizdeki beni sıkıştırarak büyürüz..büyürken de toplum için ailemiz için kabul görmek için benler yaratırız...bu benlerin örtüşmediği anlar geleceğe ekilen çarpık kişiliklerin oluşumunun döllenmesidir...farkında olmadan büyürüz...

    okula başlarız ailenin yerini öğretmenler alır...kompozisyon yazılacak kendi bakış açısını ortaya koyan çocuğu baskılarız..bizimle aynı bakış açısını tutturamadığı için..resim çizilir yorum gücü istenir ..farklı bir boyut kazandıran çocuğu yine baskılarız...bir yandan kendini bul deriz diğer yandan yıllar önce derinlerimize ekilen öğretilmiş ,şartlandırılmış benlik hortlarda armudu elmaya benzeştirme dürdütümüzün debreştiğini göremeyiz..baskılanan benler aslında kendilerini gördükleri küçük benleri baskılarken geçmişim heyezanını yok etme adına bunu yaparlar...çünkü kendi olmayı başaran benleri gördükçe içlerinde bir türlü dışarıya salamadıkları benin hırsı yönlendirir dışta ki beni...

    ya da farkında olmadan aile ,toplum vb vb benlerin yine kendine hakim olduğunu görememesidir bunu yaptıran...kendini keşfedemeyenlerin yaratacağı da budur....

    Ben kimim?sorusunun açılımını yapmalıyız içimizde...ben ne istiyorum?ben nasıl mutlu olurum?ben neden bunu alıyorum? vb vb...kendini bulamayan birey egosundan kurtulamaz...biz olma yolunda adım atamaz..herkesin benini bulması için kendi sorusunu üretmesi gerekir...ben öyle düşünüyorum..çünkü zaten ortak sorularda beni bulmayı zorlaştırır..etkilendiğimiz kültürler,çevre bunda etkilidir...

    eee attın tuttun öykü de küçük bir çevrede bunu nasıl yapacağız sorusu çınlıyor akıllarda..bence herkes kendi rengini bulmalı önce..ne istediğini bilmeli..ve yavaş yavaş kendi rengini vermeli çevresine..yoksa değişim başlamaz ki..kim diyebilir ki değişim kolaydır diye...zorludur..en çok zorlu olan insanın kendisiyle olan savaşıdır...savaş başlamalı ki değişimler köklü olsun..belki biz yaşadığımız çevrenin yeterince değiştiğini görmeyeceğiz ama bizim başlattığımız değişim devam edecektir..yeterki benzerlerimizi yaratma huyumuzdan vazgeçmeyi başaralım...

    yoruldum arkası yarın..eee dizilerde böyle değil mişaka bir yana şu merak duygumuzu birazda kendimize yönlendirsek fena olmaz gibi

    evet ne yapmalı ..ne yapmalı..etrafımızda tur atıp da aman böyle geldi böyle gider mi demeli...ya da kendi benini bulanların toplumdan nasıl yalıtıldığını görüp içimizdeki bene otur oturduğun yerde mi demeli...bilinir ki penguenler arasında papağan olmak zordur...

    kişi ne istediğini,kimin sunduğu hayatı yaşadığını sorgulamalı...mutlu olmayan psikolojik tedavi gören birçok insanın kendi bunalımı ile boğulmasının sebebi kendisi ile konuşamamasıdır..ne yazık ki kendisi ile arkadaş olamaması kaynaklıdır..çünkü bizler doğduktan sonra bile görünmez bir kordon bağı ile birbirimize zorla bağlanılmışızdır..bize sunulan beni giydiğimiz fark ettiğimizde şaşkın şaşkın bu ben miydim diyerek bakarız aynaya..
    ve savaş bu şaşkınla başlar(evet arkası yarın olsun yahuu)

  6. #21
    Üye
    Veritas Avatarı

    Gerçek Adı
    Doğa
    Üyelik Tarihi
    20.12-2009
    Son Giriş
    05.08-2015
    Saat
    18:04
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    3.010
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ne kadar hoş ifade etmişsiniz
    okurken kendimi attığım uzaklar geldi aklıma
    ve evet ben de kendini bulma konusunda benzer soruları insanın kendisine sorması gerektiğini düşünüyorum. sosyalleşmek de bunun artısı işte.
    gene bende biz olma duygusu kabardı. ne olacak benim sonum yaaa?

  7. #22
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    beni bulalım biz olmak kolaysayın veritas...
    dizi bu arkası yarın..merak edelim biraz değil mi

  8. #23
    Üye
    Veritas Avatarı

    Gerçek Adı
    Doğa
    Üyelik Tarihi
    20.12-2009
    Son Giriş
    05.08-2015
    Saat
    18:04
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    3.010
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ediyoruz zaten, amma ve lakin yarın ola hayrola diyorum.
    saat tam 12 Arabam balkabağına dönüşecek şimdi. Yarın işe gidemeyeceğim.

  9. #24
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    aman bozulmadan kendinizle buluşun benimde ayakkabımı kaybetmeden gitmem gerekiyor sanırım...iyi akşamlar ..yeni gün için gün aydın olsun

  10. #25
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    kendini kabullendirme ,kabul görme duygusu da ben kavramını bulmayı geciktiren en önemli unsurdur bence...

    kişi kendisinde kendini kabul görmeyi,kendini sevmeyi unutur...kendinde kendini kabul görmemiş kişi hep ister ki çevresinden kabul görsün...bu kabul görme duygusu beni tanımayı zorlaştırır...

    büyürken hep benliklerimizi başka benliklere peşkeş çeker kendimizi unuturuz...

    önemli bir sorunda bence beni buldum işim bitti demektir...yetiştirildiğimiz çevre,yetiştiren kişiler sayesinde,bir sürü ben olduğunu unutuyoruz..bu yüzden yaşanan bir olay karşısında tanıdığı benin yabancı ben olduğunu görmesi de ürkütür kişiyi...

    şöyle ki evlenmeyen bir kişi erkek ya da kadın beni ile karşılaşmamıştır...herkes için mükemmel olan bir benin kadın ya da erkek beni neden iyi değildir bunu bir türlü algılayamıyoruz..neden boşandınız çok iyi bir insandı der toplum...yaşamadıkça diğer benlerimizle tanış olmadığımızı düşünemeyiz....

    Sayın Kuyucak'ın kodlamalar yazılarını okuduysanız ben kavramı daha da belirginleşecektir...

    Baben Usta'nın biz olmak bilinci üzerine yazılan yazısıda buna örnektir

    birde sitede isteğiniz yaşamımı yaşıyorsunuz sunulan yaşamımı başlığı da buna örnektir...

    bence sitede birçok kişi kendi benini sorguluyor ama bunu şu tartışma konusu içine taşımıyor..sitede açılan başlıkları okuduğunuzda bunu görebilirsiniz...



    demem o ki yaşanan olaylar sonrasında beni tanımak için yine sorulara ihtiyacımız var...

  11. #26
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Buradaki tartışmalar rüzgardı fırtınaya dönüştü, Sevgili Öykü'nün gelmesiyle kasırgalaştı.. Tam süper oldu..

    İlkin;
    Aile, kabile, cemaat, aşiret, tarikat, dinsel gruplar, siyasal partiler, çeşitli örgütler, dernekler, birlikler BİZ'leşmenin aşama ve biçimleri değil mi?
    Koyuyla vurguladıklarım; burada konu edindiğimiz çağdaş anlamda BİZ'in aşaması da değil, biçimi de değil!!

    Çünkü BİZ; her şeyden önce "demokratik" olmalıdır! Bir kabile reisinin, bir aşiret ağasının, bir cemaat/tarikat şeyhinin/şıhının demokratik yolla gelip-gittiğini duydunuz mu siz? Ben duymadım! Ama siyasal partiler, çeşitli örgütler, dernekler, birliklerde "sözümona" bile olsa demokrasi vardır!

    Yukarıda sözünü ettiğin "doğru soruları sormak, sorgulayabilmek, düşünebilmek, hayatın içinde olabilmek" öğretilir mi buralarda? Sanmıyorum!

    Bu, her din ya da feodal yapı için böyledir. Tersi, doğasına aykırıdır! "Laiklik" konusu buradan yola çıkmıştır. Reform ve Rönesans'ını tamamlayan yörelerde başarılı olmuştur..




    İkincisi,
    Diğeri de BEN'i ezen, tek tipleştiren, bireyin özgür iradesine ve seçimine engel koyan bir BİZ değil, bireyin tüm yaratıcılığı ve farklılıklarıyla BEN kalarak birliğe katkı verdiği özgür bir BİZ.
    Yine sorayım.. "Bireyleşmiş 'BEN'i bulduk mu ki de kaybedelim.. Ya da kim buldu ki kaybetsin?"

    Geçenlerde çok sevdiğim alperstein arkadaşım, Tınaz Titiz'in bir yazısını gönderdi. Buraya "cuk" oturduğunu düşündüğümden hemen alıntıladım. Bir de siz bakın..
    Küme Zekası (swarm intelligence)
    Tınaz Titiz

    Bir canlı hayvan küme'sinin, belirli bir iç veya dış liderden komut almaksızın, ama yine de bir uyum içinde hareket edebilmesine genelde bu isim veriliyor. Aslında robot biliminde kullanım için geliştirilen bu kavramın en iyi örnekleri hayvanlar aleminde görüldüğü için de açıklaması hep hayvan toplulukları yoluyla yapılıyor1. Kuşlar, balıklar ve karıncalar bu örnekler içinde en iyileri.

    Bu zeka türü aslında -bazı alanlarda- insanlar tarafından da kullanılıyor. Bir basketbol oyununda toplu hücum eden takımın oyuncuları bir kümedir ve hızlı hücum sırasında karşılarındaki savunmanın aldığı pozisyonlara göre ani kararlarla top kullanımının şeklini değiştirmektedirler. Bu esnada bir iç veya dış lider ne yapılacağını söylememekte, oyuncular -uzun süre birlikte oynamanın yarattığı bir kolektif zeka ile- olabilecekleri tahmin edip küme içinde uygun yerlere doğru ani hareketler yapmaktadırlar.

    Diğer yandan, bu zeka toplumsal yaşam alanlarında da kullanılmaktadır. Örneğin bir spor kulübüne, bir siyasi partiye ya da bir ideolojiye sempati duyan gruplar herhangi bir liderden talimat almadan belirli bir eylemin içinde yer almakta, o eylemi destekleyecek yolda bireysel kararlar alabilmektedir.

    Bunun aksi de olabiliyor. Aynı toplumsal yaşam alanlarında, bu defa o alanların liderlerinden talimat alan kitleler birbirleriyle uyumlu -hatta diğerinden çok daha uyumlu- eylemler üretebilmektedir.

    Birinci tür kolektif eylemde lider, kitledeki bireylerdir. Her birey kendi özgür alanına müdahale ettirmeden kümenin ana amacı doğrultusunda gereken hareketlere karar verip uygulamaktadır.

    İkinci tür kolektif eylemde ise kişiler özgürlüklerinden vazgeçmekte, sadece talimatları uygulamaktadırlar.

    Hayvan kümelerinde her iki tip kolektif eyleme de rastlanmaktadır. Kırlangıçlar, yaban kazları, leylekler, balık sürüleri birinci türe örnektirler. Küme zekası tam olarak bunlar için kullanılabilir. Hayvanları dürten etki, ya genetik kodlarındaki talimatlar ya da sürünün diğer bireyleriyle uyum içinde olma konusundaki sezgileridir. Milyonlarca hayvandan oluşabilen kümenin her bir üyesi yakın çevresiyle uyum içinde olmaya ve içinde bulunduğu ortamın sürükleyiciliğine kendini bırakmış, kümenin yanlış bir iş yapmayacağına güvenmektedir.

    Bununla beraber bazı uçucu hayvanların biyolojik saatlerindeki bir genetik hata nedeniyle henüz uçamayacak durumda oldukları bir dönemde toplu olarak göç hareketine başladıkları ve yürümek zorunda kaldıkları hata periyodu boyunca vahşi hayvanlara hedef oldukları da biliniyor. Yani kümenin asla yanlış karar vermeyeceği garanti edilebilir bir olgu da değildir.

    İkinci tür kolektif eylemler ise sirklerde gruplar halinde gösteri yapan hayvanlarda söz konusudur. Bu durumdaki kolektif eylem ya korkuya (dayak, acı çektirme vb yollarla) ya rüşvete (çok sevdiği bir yiyecekle ödüllendirme gibi) ya da çok sayıda tekrar yoluyla koşullandırmaya dayalıdır. (Okullarımızda uygulanan tekrar yöntemi B.F. Skinner adlı bir araştırmacının hayvanlar üzerinde yaptığı çok sayıdaki koşullandırma deneylerine dayanmaktadır.)

    Görüldüğü gibi iki tür eylem arasında dış görünüş benzerlikleri varsa da temel dürtüler tamamen farklıdır. Birinci türdekiler bireysel özgürlüklerinden vazgeçmeden bir uyum sergilemekte, ikinciler ise bunu korku ya da rüşvet yapmaktadırlar ve bireysel özgürlük söz konusu değildir. M. Tinaz Titiz'

    Küme zekası basketboldan başka bir işe de yarar mı?

    Evet yarar, hem de çok. Bireysel özgürlüğüne, zihinsel bekaretine2 düşkün insanların bir araya gelip bir liderden talimat almalarını beklemek gerçekçi değildir. O insanlar lidere saygı duyabilirler, ama yapılması gerekenlerin başkalarınca dikte edilmesinden hoşlanmazlar. General Patton'un bir sözü şöyle: "İnsanlara ne yapacağını söyleyin, nasıl yapılacağını kendilerine bırakın!"

    Burada "ne yapılacağı" ile kastedilen "vizyon"dur. Özgürlüğüne ve zihinsel bekaretine düşkün insanlar mutlaka birer vizyoner olmak zorunda değillerdir. Vizyoner nitelikli liderlerin ortaya koyacağı düşünceler bu insanların akıllarına yattığı (yani değer yargılarıyla bağdaştığı) takdirde o yönde hareket ederler; ama her biri kendi özgür iradesine göre seçtiği yoldan yürümek kaydıyla.

    Bu durumda bir dış göz tek tek bireylere bakarsa -asker deyimiyle- başıbozuk gibi görünebilirler. Ama tümüne bakıldığı zaman bir "Brownian motion" içinde bir vizyon doğrultusunda hareket ettikleri anlaşılır. Hatta bu türlü bir "Gevşek Bağlantılı Birliktelik", talimat ile idare edilene nazaran daha da etkilidir. Çünkü gevşek bağlantılı birlikteliğin dış etkilerle bozulması çok güç iken, diğeri yine talimat yoluyla işlevsiz kılınabilir.

    Peki bu süreç kendiliğinden oluşur mu?

    Ne yazık ki hayır. Bireysel özgürlüklerine düşkün insanların Gevşek Bağlantılı Birliktelik oluşturmaları süreci otomatik olamaz. En azından üç koşul var gibi görünüyor:

    1. "Ne yapılacağını" (vizyon) ortaya koyabilecek lider(ler),

    2. "Ne yapılacağı"nı, bireysel "nasıl yapılabilecek"lere çevirebilmek için gereken her tür çabayı (zihinsel, parasal, zamansal, bedensel vd) harcamaya istekli özgürlükçü insanların varlığı,

    3. Bu insanların, kendini lider olarak lanse eden kişilerce ortaya atılabilecek vizyonlar içinde en işe yarayanları, en parlak olanlar içinden ayırabilecek sezgilere sahip olmaları.

    J.F.Kennedy'nin şu ünlü sözü özellikle son madde için bir açıklama niteliğindedir: "Her başkana yüzlerce parlak görünüşlü öneri getirilir. İyi başkan, bunlar içinden işe yarayanları seçebilendir."

    Anahtar soru!

    Yukarıda sıralanan üç özelliğe (biri veya birkaçına) sahip kişiler nasıl bulunacaktır?

    Rastlantılar -eğer şanslı iseniz- bu tür kişileri karşınıza çıkarabilir. Tek yapmanız gereken, karşınıza çıkabilecek o kişilerin, sürekli şikayet eden, eleştiren, ne olup bittiğini anlamaya çalışmadan boyuna ezberlerini benimsetmeye çalışan ama bir şey yapmaya, vermeye niyeti olmayan, böylece kurnazlık ederek hem gizlenen hem de kendini tatmin eden kalabalıklar arasında gözden kaçmamasına dikkat etmektir.

  12. #27
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Tamam da.. Bu BEN başka BEN ama.. Büyük harfli BEN

    BİREY olabilmek için yola çıkmış olan, kendi aklıyla düşünecek olan, doğru soruları sorup, sorgulayacak, tartışacak, yargılayacak, daima hayatın içinde olup, diri kalacak bir BEN.. Yoksa; sürü elemanı olup o psikolojiyle hareket eden, olumsuz provokasyonlara (kışkırtmalara) düşünmeden kapılan, paranoya (kuruntu) sahibi bir "ben" aramıyoruz biz.. Çok var onlardan.. İbadullah..

  13. #28
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yok.. Fırına atıp sabun yapalım

    Zaten aranmaz ki onlar.. "Elini sallasan ellisi ..." anlamında söylemiştim ben ibadullahı.. İşte yapılması gereken; BEN yapabilmek onları da..

    Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele!

  14. #29
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Aslında ilgiyle izliyorum ben bu tartışmayı .. Her zaman dediğim gibi kavramlar iletişimi tam sağlamıyor bana göre..
    BİZ sayması için BEN in kendisini, BEN gibi insanların arasında olması gerekir…
    Yoksa BİZ in yetiştirdiği BEN ler burada tartıştığımız BEN ler olamaz.. Zaten şu anda sürü diye adlandırdığımız Milyonlarca BEN i oluşturan zaten BİZ dediğimiz toplum değilmidir? O BENLER ve BİZLER de buradaki tartışılan şablonun aynısıdır .. O zaman aslında burada herkesin düşüncesini aşağı yukarı bildiğim için benim algıladığım tartışmadaki BEN, toplumsal kimliği (BENİ) yıkıp yeni bir kimlik (YENİ BEN) kazananların oluşturması gerekli, yeni toplumu yaratma düşüncesidir( YENİ BİZ)..

    Öyküekin benim kodlamalarla ilgili yazılarımı referans göstermeniz inanın çok mutlu etti beni .. O yazılar devam edecek .. Umarım küçük bir kitap haline gelir..
    Çünkü gerçekten amacımın YENİ BEN ve YENİ BİZİ yaratmak olduğunu hissetmişsiniz .. Bu yazıların burada, engelliler biz de ne işi var diyenlere hep şunu dedim; Herkes bulunduğu yerde yapsın ne yapacaksa.. Bir yerde toplanmaya çalışmak, BİZİ yarattık salaklığının daniskasıdır.. BEN olan, oldum sanan yirmi kişi toplanıp kendi adacıklarını kurdular mı, BİZ yaratıldı olur onlar için .. Oysa her kes dağılmalı araziye, yaşamını yaşadığı yerleri BİZ yapmalı..
    Ukalalığımı bağışlayın, BEN de şimdiki BİZDEN çok şey öğrenir arazide..

    Benim o yazdıklarımı çok kısaca şöyle anlatayım.. Önce gerçek bir anarşist sayılırım ben.. Şimdiki BEN in nasıl oluşturulduğunu biliyoruz hepimiz.. Fakat kişi kafasına sokulan her düşüncenin, kendi özgür iradesiyle kendisi tarafından üretildiğini sanıyor.. Aynı Bilgisayar programı gibi programlanmış ..Oysa o kendisini kendi programladım diye ortalıkta dolanıyor.. Özgür sanıyor kendisini..
    Benim amacım ona işte kafasının nasıl kodlandığını göstermek .. Şöyle yada böyle ol diye bir telkinim olmaz.. İnsan kendini tanıyınca YENİ BEN olacaktır..

    Azıcık kendimi övdüm galiba .. Baben bu seferlik idare et..
    NOT: Öyküekin hazır birkaç yazı var.. Bakıp yakında koyarım

  15. #30
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Hasanım, yıllar önce buradaki bazı kavramların içini TEPKİ yazılarımda doldurmuştum.. Bir kez daha çizeyim altlarını:

    biz: örgütsüz + bilinçsiz elemanlar sürüsü

    BİZ: örgütlü + bilinçli BİREYler topluluğu..

    ben: yukarıdaki "biz"i oluşturan elemanlar..

    BEN: BİZ'ce BİREYleştirilecek insanlar!

    Yani burada 5 ayrı kavram var. Ama; hepsi aynı çağda, aynı dünyada yaşıyor! (sadece BİZ, birkaç çağda birden yaşamaktadır.. Ama henüz yoktur! Yukarıda dediğim gibi "BİZİMSİ"ler olmuştur ama BİZ tam anlamıyla olmamıştır henüz.. İşin paradoksal yanıdır bu.. O yüzden, anlatmak kolay olmuyor!)


    Kalemle girdiğim gemi-fırın geyiğine şunları da ekleyim..

    Kim, kimi atıyor gemiden; kim, kimi atıyor fırına?? Herkes otursun oturduğu yerde, herkes "mecbur" birbirine.. "Başka İstanbul yok!!" Bi tanecik var dünyada!!

    İşte ezberleri bozacak olan da yukarıdaki BENler.. Ezberlerini bozdukça BİREYleşecekler ablası..




Sayfa 2 / 3 İlkİlk 123 SonSon