Sayfa 9 / 16 İlkİlk ... 5678910111213 ... SonSon
Toplam 226 mesajın 121-135 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #121
    Üye
    mezopotamyali kederi Avatarı

    Gerçek Adı
    ASYA
    Üyelik Tarihi
    02.02-2008
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    1.371
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    pegasus, bu soruları kendimce yanıtlamaktan asla kaçınmam.Birincisi,Kur'anda geçen bir çok ayet ve sure diyanetin aktardığı şekilde olunca anlatılmak istenen şey özünden çok uzaklaşıyor...Bunu yakalamak için ya da daha doğrusu bulmak için islam dinini özümsemek gerekiyor...Bu uzun araştırmalar ve samimiyet istiyor.Şimdi seni burda samimiyetsizlikle itham etmiş gibi olacak ama böyle olmadığını bil...

    İslam akıl ve mantık dinidir.Biliyorum bu söylemi çok duydun ve gına geldi...İnan bana da... Çünkü bunu söyleyen kişi bir zaman sonra tıkanıyor örnek verirken.Bu da yeterli donanıma sahip olmamasından kaynaklanıyor.Tıpkı benim gibi...

    Dikkat edersen din kitapları insanların çoğaldığı nispette kalınlaşmış.İnsanlara "kendinize gelin" demek için benim söylemimle...Ben taaa başa gidiyorum. Son'da bir ödülden ya da cezadan bahsetmiyorum ben...Yaşanan zaman içinde olduğu sanılan ödül ya da cezadan bahsediyorum...

  2. #122
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Mezopotamyalı bülentin ve benim sorularıma ısrarla cevap vermemişsin. Sana bir daha soru sormayacağım. Temel sorulara dair cevaplara yönelik acziyetinin altını çizmek de bir erdemdir. Neyse belki üsluplarıyla her şeyi çözdüğü kanısındaki arkadaşlarımız sorularımıza cevap verir de ben de aydınlanırım.

    Aslında bu sorulara kimsenin konuyu saptırmadan verebileceği bir cevap olmadığının farkındayım. Ben sadece herşeye hakimiz pozlarıyla ortalıkta gezinen arkadaşların durdukları zemin hakkında bilgi sahibi olmalarını istedim. Yoksa mantıklı bir cevap falan bekliyor değilim. Böyle bir cevap olsa en çok ben sevinirdim. Öyle ya düşünmeye taşınmaya gerek kalmaz her sorumun cevabını bulmuş olur sonra da yan gelir yatardım düşünme adına.

  3. #123
    Üye
    mezopotamyali kederi Avatarı

    Gerçek Adı
    ASYA
    Üyelik Tarihi
    02.02-2008
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    1.371
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    pegasus,
    Son sayfayı açtığımda gözüme ilk çarpan şey Bülent'in son sorusuydu.Diğerlerini kendi yorumumu yazdıktan sonra okudum.Hatta İslam dünyasının ağlanası durumda olduğundan bahsetmişsin,buna da haklı bir tespit dedim...Kendi fikrimce de Bülent'in sorusuna cevap vermişim... Evet... Neyi savunduğum belli...İnsan yaptıklarından Allah'ı sorumlu tutamaz.Kendi iradesi vardır...

    Gelelim senin soruna...Ben anlattığımı sandım ama başarısız olmuşum.Bizim meslek tekrarı çok sever... Bıkmam ben yine anlatayım ama başka metodlar deneyeyim...

    Sizin dünyevi işlerde insiyatifin bireyde olduğu düşünceniz bu ayetlerle neden çelişiyor?
    Ben diyorum ki, ayet başka şeyden bahsediyor.Ben başka şeyden...Ayetlerdeki anlam ,Sonrası için mi yoksa Öncesi için mi söylenmiş?Oysa ben Şuandan bahsediyorum.İnsanların kendi saçmalıklarına Allah'ı ortak etmelerine tepkiliyim.

    Bakara suresi 7. ayet.

    7
    . Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerine de bir çeşit perde gerilmiştir ve onlar için (dünya ve ahirette) büyük bir azap vardır. (Kaynak diyanet Vakfı Meali)
    Bu ayet mi seni ateşleyen pegasus? Burda sen insanlara çok önceden yön verildiğini,onlar için karar verildiğini düşünebilirsin.Türkçeden bakınca öyle görünüyor.Kur'an da bunun anlamı "önceden mi sonradan mı " belli mi? """İnsanlara bir ceza reva görülecekse bunlardır""" gibi bir anlam da çıkabilir.Kur'an da bazı ayetler "Biz" diye başlar...Kur'anın Allah kelamı olduğunu bilen birinin ilk sorduğu soru,"biz mi? Allah neden Biz" diye seslneiyor?Yoksa birkaç tane mi?" Diye aklından geçirebilir.Oysa ordaki "Biz" ifadesi ululuk ve büyüklük için söylenmiştir.Sonra Kur'anda geçen zaman kipleri?Bunlar da kafa karıştıran şeylerdir.Türkçe de bile vardır zaman kayması denen kural...Bazı ince noktaları anlatmak zor işte...
    Hasılı Kur'an dilini idrak etmeden bazı şeylerin açıklamasını yapmak da öyle...

    Adına ne dersen de...Kaçmak de,cahillik de,donanımsızlık de...Ama işe anlamaya çalışmakla başla...Sizden ve diğer forum arkadaşlarımdan tek ricam bu...

  4. #124
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yok yok hiçbir şey demeyeceğim mezopotamyalı. Eğer sen yazdıklarında samimiysen -ki öyle olduğun görülüyor- bir şey diyecek hal bırakmadın bende.

    Diğer arkadaşımıza gelince Demek kuran kendi dilinden başka bir dile çevrilince anlaşılmaz oluyor, anlamı değişiyor öyle mi?

    Yani başka ulusların asla ve asla dogru dürüst anlayamayacağı bir kutsal kitabımız var. Bu durumda dünyada herkes dinini doğru öğrenmek için arapça öğrenmeli sanırım. E bu kitapları çeviren alimler de bütün ömürlerini kuranı anlamaya adamalarına rağmen yanlış çeviriyorlarsa mesele bitmiştir zaten. Biz neyin tartışmasını yapıyoruz ki. Asla gerçek özü kavranamayacak bir kutsal kitabımız ve dinimiz var deyip çıkalım işin içinden. bu yaklaşım da beni pek ikna edemedi doğrusu.

  5. #125
    Üye
    elyasa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    20.12-2007
    Son Giriş
    18.04-2013
    Saat
    01:14
    Mesaj
    57
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAHIN ADIYLA

    1 - (Elif, Lâm, Mîm.)
    2 - İşte o kitap, bunda şüphe yok, müttakiler (kötülükten korunacaklar) için hidayettir.
    3 - Onlar ki gaybe iman edip namazı dürüst kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) harcarlar.
    4 - Ve onlar ki hem sana indirilene iman ederler, hem senden önce indirilene. Ahirete de bunlar kesinlikle iman ederler.
    5 - Bunlar, işte Rabblerinden bir hidayet üzerindedirler ve bunlar işte felaha erenlerdir.
    6 - Şu muhakkak ki inkâr edenleri uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir. Onlar inanmazlar.
    7 - Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde bir de perde vardır. Ve büyük azab onlaradır.
    8 - İnsanlardan öyleleri de vardır ki, inanmadıkları halde, "Allah'a ve ahiret gününe inandık." derler.
    9 - Allah'ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. Halbuki sırf kendilerini aldatırlar da farkına varmazlar.
    10 - Kalplerinde hastalık vardır. Allah da onların hastalığını arttırmıştır. Yalan söylemelerine karşılık onlara elem verici bir azab vardır.

    Cımbızla ayet alarak kendi ön yargılarına göre Allaha ve Allhın kitabına iftira atmayın.
    İnsanların işledikleri kötülüklerden dolayı kalbi katılaşır vicdanın üzeri örtülür.
    Böylece onlar kördür, göremezler sağırdır, işitemezler Zalim bir Allah tasavvuru çok vicdansızca bir tasavvurdur. Allahın bize verdiği nimetleri saymakla bitiremezken nasıl olurda zalim bir Allah tasavvuru olur.
    Allah merhamet kaynağıdır. Hayatın her anına müdavimdir. Her an yaratmaktadır.

    90-BELED:

    1 - Andolsun bu beldeye
    2 - Ki sen bu beldede oturmaktasın.
    3 - Ve and olsun baba ve çocuğuna.
    4 - Biz insanı gerçekten bir sıkıntı içinde yarattık.
    5 - İnsan, kendisine karşı kimse güç yetiremez mi sanıyor?
    6 - Ben, yığın yığın mal yok ettim diyor.
    7 - Kendisini bir gören olmadı mı sanıyor?
    8 - Biz ona iki göz vermedik mi?
    9 - Bir dil ve iki dudak?
    10 - Ona iki yolu gösterdik.
    11 - Fakat o, o sarp yokuşa göğüs veremedi.
    12 - Bildin mi sen, o sarp yokuş nedir?
    13 - Köle azat etmek,
    14 - Veya salgın bir kıtlık gününde yemek yedirmektir,
    15 - Yakınlığı olan bir yetime,
    16 - Veya hiçbir şeyi olmayan yoksula.
    17 - Sonra da iman edip de sabrı tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır.
    18 - İşte bunlar, amel defterleri sağlarından verilenlerdir.
    19 - Âyetlerimizi tanımayanlar ise, onlardır işte amel defterleri sollarından verilenler.
    20 - Onların üzerlerine bir ateş bastırılıp kapıları kapanacaktır.


    Bu Sure Bence yeterince sarsıcı

  6. #126
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Cımbızla ayet almazsak ve bakara suresinin diğer ayetlerini koysak, ki sen yapmıssın, bizim burda anlamaya çalıştıgımız şey değişmiyor. Ayeti tek de koysan hepsini de koysan anlamı açık. Tanrı kuran da kişinin insiyatifi dısında belli bir karar alıp onların kalbini mühürlediğini söylüyor.

  7. #127
    Üye
    mezopotamyali kederi Avatarı

    Gerçek Adı
    ASYA
    Üyelik Tarihi
    02.02-2008
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    1.371
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Pegasus,

    Biri karşına çıksa ve sana "çok ukalasın" dese dese;bozulur musun? Soruma "evet" dediğini farzediyorum...Çünkü bu sözcük genelde insanlara itici gelir.Hatta Türkçe'de bu sözcük olumsuzluk ifade eder. Lakin bu sözcük Arapça kökenlidir ve "fazla akıllı" anlamına gelir."Ukala" kelimesinin kökü "akıl"dır. Akıl kelimesinin gramerde çoğul şekli ukaladır.Bunu bir Arap'a söylesen bir Türk'ün vereceği tepkiyi vermez.Memnun bile olur...

    Sözcüklerin arasındaki gizli ilişkiyi ,bir dilden başka bir dile geçişini ,geçerken neler kaybettiğini,ya da hangi anlamlar kazandığını bilmek bir beceridir sonrasında ise tecrübe...

    Alanım olan bir konuya değinildiği için düşüncemi sunmak istedim...Öte yandan sadece mealleri kuru bir ifadeyle yazıp "işte bu" deyip söylenmesi gerekeni söylediğine inanan aynı taraftaymış gibi durduğumuz arkadaşlara da bir çift sözüm var.Bu tartışma platformunda kimsenin tarafında değilim... Kendi düşüncelerimle bu sayfalarda yalnızım. Özellikle kuru kuru bir kaç ayet yazıp da bunu zafer nidalarıyla süsleyenleredir bu mesajım.Benim davamda "slogan atmak" yok...

  8. #128
    Üye
    ismayil Avatarı

    Gerçek Adı
    ismail
    Üyelik Tarihi
    15.12-2007
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    denizli
    Mesaj
    600
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    arkadaşlar boşa nefes tüketmeyin,
    ÇOK SAÇMA BİR FORUM BAŞLIĞI BU,
    bu konuda yazılan herşeyi sadece saçmalıyorsunuz gözüyle bakıyorum........................

  9. #129
    Üye
    masiva Avatarı

    Gerçek Adı
    Fatma
    Üyelik Tarihi
    21.06-2006
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    326
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Öncelikle sadece isminin geçtiği yerleri değil de yazımın tamamını okuduğun, demek istediğimi anlayabildiğin ve objektif bakışın için teşekkür ediyorum sevgili OturanBoğa...

    Özetle ben diyorum ki; Allah'ın kullarını anında cezalandırması diye bir şey yok, O zaten yine ayetleriyle ödül/ceza zamanını bildirmiş. Bu nedenle depremlere, su baskınlarına, hastalıklara, kazalara "Allah'ın cezası” demek doğru değil.. Kendi sorumsuzluklarımızın, baştan savma işlerimizin, tahrip ettiğimiz özümüzün faturasını O’na kesemeyiz. İnsanı soktuğunda ölümüne sebep olabilecek yılanın, akrebin, yüzlerce zehirli hayvan ve bitkinin doğadaki asıl görevini hatırlayalım.

    Kulun bütün gayretlerine/önlemlerine rağmen, başına gelen iyi/kötü işlere ödül/ceza mantığıyla değil de Allah'ın imtihanı (ya da direk sahibi, tasarruf hakkı ona ait) olarak bakmayı daha doğru buluyorum..

    OturanBoğa: Konumuz, sakatlık bir caza olarak algılanıyor mu, algılanmıyor mu? Ben algılandığı konusunda neredeyse kuşku duymuyorum. Tanıdığım herkesin dili böyle nerdeyse... Bu veriyse (?), sence buna ne sebep oluyor? Kim-ne yapıyor da dindar insanlar sakatlandıklarında ilahi bir müdahaleye inanıyor? Bu sebepleri biraz deşelim mi?
    Doğru, evet maalesef böyle bir inanış var.. Zaten var olduğu için biz sakat çocuklarımızı gözlerden saklıyoruz ya da neden olduğunu anlamsız bir şekilde açıklama ihtiyacı hissediyoruz. Çünkü bu düşünce hem çoktaaan nakşedilmiş beyinlerimize hem de çok acımasız ve sabırsız.. İnsanın böyle düşünmesine sebep olan yine kendi içindeki öfkesi, bencilliği ve sabırsızlığıdır. Mesela bir şekilde güç yetiremeyeceğimiz birinin bize haksızlık ettiğini düşündüğümüzde neredeyse gözlerimiz havada başına taş düşmesini bekleriz. (Oysaki bu dinin peygamberi tek bir kez böyle bir yönlendirme yapmış mı, gururu da kırıldı canı da acıtıldı; ama yine de "onlar bilmiyorlar Allah'ım" dedi..)

    OturanBoğa: Merakımdan soruyorum; "Bu dünya"da ödül-ceza olmadığını, yani Allah'ın "bu dünyaya" müdahale etmediğini söylüyorsun anladığım kadarıyla?

    Hayır yaratılış devam ettiği sürece Allah'ın dünyaya müdehalesi vardır; ama sadece yaradılış anlamında- diye düşünüyorum; yoksa dünya bir saat gibi kurulup bir kenara kendi haline bırakılmamıştır.

    -Bence- müdehalenin olmadığı yer direk insan faktörü ve uğradığı her yer.. yani akıl ve irade. İslamın en temel prensiplerinden biri adalettir.. İnsan hürdür ve kendi fiillerini kendisi yapar. Allah insanlara bir eylemi yapıp yapmama gücü vermiştir. Eğer insan herhangi bir şeyi yapmak hürriyetine sahip değilse, o insanın işlediği iyi veya kötü fiillerden dolayı mükafat veya ceza görmesi anlamsız olur. Eğer Allah insanları belirli fiilleri yapmaya zorlamış olsaydı o zaman Allahın o fiillerden dolayı insanları cezalandırması zulüm olurdu. Halbuki Allah adildir, kulların fiillerine müdahale etmez..

    "Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerine de bir çeşit perde gerilmiştir ve onlar için (dünya ve ahirette) büyük bir azap vardır."

    Bu ve benzeri ayetler hep aynı soruyu gündeme getiriyor, halbuki getiren de aslında gerçekten ne denilmek istediğini de verilecek cevabı da çok iyi biliyor.

    Allah bu ayetiyle bahsedildiği gibi, insanların iradelerine müdehale edip onları sapıklık içinde bırakmıyor. Kuranın ayetlerini bir bütün halinde -araştırılan konuyla ilgili- değerlendirdiğimiz zaman sorun kendiliğinden halloluyor zaten.

  10. #130
    Üye
    Halil Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.11-2006
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    Bayburt
    Mesaj
    820
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sakat olmak /kalmak ilahi ceza

    Peki sağlam olmak Allah`ın lütfümü?

    Sakat olmanın/kalmanın İslam dininde ilahi ceza olarak kabul edildiğini kaynaklara dayanarak ispatlayan biri çıksın bikini giyip resmimi Site Albümünde Yayınlayacağım.

    Bir ayet den örnek vermek bir hadis i göstermek tek başına kriter değildir İslam dini bir bütündür onu tek tek parçalara ayırarak anlamamız mümkün değil hele hele dini bilgisi az olan insanlar için bu son derece güçtür.

    İslam dini her şeyden önce akıl mantık dinidir Ben dini bir konuda ayetlere hadislere bakmadan önce kendi mantığıma bakarım tıpkı bu konu da olduğu gibi.

    Sakat olmanın/kalmanın İslami terminolojide cezamı ödül mü olduğunu hiçbir ayete hadise bakmadan kendi mantığımla sorgulamaya çalışıyorum;ters mantıkla düşündüğümde sakat olmanın/kalmanın İslam dini acısından ceza olduğunu düşünmek sağlam olmanın da bir ödül olarak kabul edilmesi gerekmezmi? Sağlam olmak bir ödül peki sağlam insanlar için yürümek son derece normal bir olay onlar bunun bir ödül olduğunu düşünmüyorlar ki insan ihtiyacını duymadığı şeyin özlemini çekmez yürümenin koşmanın o insanlar acısından bir ödül olduğuna kim nasıl inandırabilir?

    Bu dünyada sakat olmayı sağlam olmayı ilahi cezaya bağlamanın hiçbir mantığı yok sonu da yok ailevi sorunlarım var ilahi ceza maddi acıdan hiç yüzüm gülmedi ilahi ceza her şeyi ilahi bir güce dayandırmak ne kadar sağlıklı bir düşünce?

    Bir çiçekle bahar olmaz derler hiçbir şey tek başına ne mutlu olmamızı ne mutsuz olmamızı sağlar. Bu dünyada amaç mutluluksa sağlam olmak nasıl ki tek başına insanın mutlu olması için yeter sebep değilse sakat olmak da tek başına mutsuz olmasına sebep değildir.

    Benimde sakatlığıma lanet okuduğum günlerim çok oldu olacak da ama bazen öyle insanlarla karşılaşıyorum ki yarabbi sağlam olup bu insan gibi olmaktansa beni böyle yarattığın için sana sonsuz şükürler olsun diyorum.

    Bülent Ecevit evinin kapılarını gazetecilere açmış ev içerisindeki yaşamından bahsediyordu yanda ki kana peyi göstererek -Rahşan la şu kanepede içtiğim çay dan aldığım mutluluğu hiçbir şeyden almıyorum demişti bu söz beni çok düşündürdü eski bir kanepede içilen çayın mutluluğunu hiçbir şeyde alamamak yaşam bu işte mutluluk ayrıntılar da gizli kendinizi mutlu edecek şeyler bulun bırakın sakat olmayı sağlam olmayı unutmayın Bir çiçekle bahar olmaz…

  11. #131
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Tartışmanın dil felsefesine kayacağını tahmin etmiştim. Ancak fenomenolojiyle başlayan ve gerçeklerin dilsel keyfiyetle tamamen göreceli bir hal aldığını iddia eden yaklaşım din söz konusu olduğunda bizzat söz sahiplerinin tezlerini yerle bir edecek bir silah olur çıkar.

    Daha sonraları fenomenoloji, Sosyoloji ve Felsefede adına 'yapısalcılık' denilen ve dil içerisindeki bir takım yapıların gerçeğin yansımasını belirlediği gibi boyutlar kazanmıştır. Günümüzde dinler de dahil olmak üzere her türlü "kesin bilgi"yi reddeden bir düzlemi savunan bu fikirlerin bu tartışmaya çok şey katacağı açıktır ama savunan arkadaşlar ellerine aldıkları silahın sadece kendilerini vurabileceğini göz önünde bulundurmalılar. Bu yaklaşımlarda bilgi, (Ki kurani bilgi de dahil olmak üzere) sadece ve sadece yorumlayanların insiyatifi üzerinden ele alınır. Kişisel yorumlayanlardan bağımsız olarak tam ve eksiksiz bir bilgi düşüncesi reddedilir. Bu yaklaşım her şeyden önce İslam dininin zaman uzam farkı olmadan epistemolojik etkinlik iddiasını yerle bir eder. Çünkü dini söylem dogmadır. Değişmez ve reddedilemez. Ne zamana göre ne de yere göre farklılaşmaz...Din ısrarla açık seçik bir şekilde insanlara doğru yolu gösterdiğini söyler. Bu bilgiyi reddetmek ve dilsel keyfiyetlerin dinlerin algılanışında temel rol oynadığını iddia etmek bizleri çok farklı bir noktaya götürür. Çünkü dinlerin iddiası apaçık şekilde gerçeği-ve doğruyu- temsil ve ifade ettikleri, ol nedenle insanların da bu "apaçık" gerçeklere ve "doğrulara" itaat etmek zorunda oldukları yönündedir. Zaten yine din mantıgıyla cezanın (Cehennem) ortaya sürülmesi de bu mantıga dayanır. Ve bizzat bu dinin bir diğer söylemi olan kader iddiasıyla çelişir...

    Ancak işin doğrusu şudur ki bu arkadaşlarımız bu düşünceleri kendi durdukları zeminin altını kazıyor olsa da son derece haklıdırlar. Gerçekten de dinin yorumu kişilerin bireysel tercihleri, ihtiyaçları, beklentileri doğrultusunda yeniden üretilir. Bu nedenledir ki dünyanın her yanında aynı dinler farklı şekillerde yorumlanırlar. Bu vesileyle göreceliğe yapılan vurgu doğrudur; ancak bu vurgu ve vurgunun öne sürdüğü gerçeklik dinlerin kendi iddialarıyla terstir.

    İnanan arkadaşlarımızın bile mantıklarının, dinlerin özde iddia ettiği gerçeklerle çelişmesinin bir tezahürü olarak gördüğüm bu söylemler devam ettirilirse dinler daha rasyonel çizgilere kendilerini çekmek zorunda kalacaklardır. E bu da iyi bir şey tabiki...

    Öte yandan verdiğim ayetteki içeriği samimi bir şekilde sorgulamadan bana bu örneği verdiğim için "art niyetli" "gerçeğin ne olduğunu çok iyi bildiği halde işte maymunluğundan retorik yapan" birisi muamelesi çekmek de işlevsel olabilir; ama bizi bir yere götürmez. Benim o ayetleri sorarak yapılmasını istediğim sorgulamalar özellikle ince manevralarla geçiştirilmiş. Gerçi bunun yapılmasını beklemiyorum. Ben o ayetlere "bütüne bakınız" ya da "yok aslında siz salak olduğunuz için yanlış anlıyorsunuz" tarzı cevaplar verileceğini tahmin ediyorum tabiki. Mesele şu ki gerçekten sorgulamaya, kendi vicdanında doğruyu, iyiyi aramaya ihtiyacı olan insanlar için sordum ben o soruları. Yoksa kendini iyiyi doğruyu aramak yerine ait olduğu fikrin, dinin, ideolojinin avukatı gibi gören arkadaşlardan beklediğim bir tutum değildi bu. Bunu içinde bulunduğumuz toplumun çok ama çok az bir kesiminin yapacağının, geri kalanının şiddetle tepki göstereceğinin gayet farkında olarak...

    Şu dilsel keyfiyet ve gerçeklerin bilgisini kişilerin kendi insiyatifleriyle yeniden ürettikleri yönündeki düşünceler üzerine keşke biraz teknik okumalar yapsaydık. O zaman konu çok daha sağlıklı algılanabilirdi. Bahsedilen konuyu tam anlamıyla anlayabilmek için Fenemenoloji, yapısalcılık ve Mead tarafından öne sürülen 'sembolik etkileşim' adlı sosyoloji kuramları okunabilir.

  12. #132
    Üye
    mezopotamyali kederi Avatarı

    Gerçek Adı
    ASYA
    Üyelik Tarihi
    02.02-2008
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    1.371
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Malzeme felsefe olunca ordan girip burdan çıkmak "tartışmanın nereye varacağını biliyordum" demeyi mübah mı kılıyor?Dinlerin değiştirilemez kuralları olduğunu söylerken "esneklik" olduğu yerleri görmezden gelmek de bu akımların içinde olsa gerek...

    Haklı olduğunuz bir nokta var ki ona sözüm yok...Dilin çok geniş bir mülk olduğu,İsteyenin istediği kadar nasibini aldığı...Keza idrak de öyle...

  13. #133
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Neyse ben cevabımı almış oldum. Şimdi izninizle gülümsemek istiyorum.

    Ben burada artık üzerinde görüş beyan edeceğim bir fikir görmüyorum. Devam eden herkese idrakimsi ya da idrakimtrak olmayan idrakler diliyorum.

  14. #134
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Amacım Pegasus'u savunmak değil..Zaten savunulmaya ihtiyacı olduğunu da düşünmüyorum.. Fakat karşı görüşteki insanlara bir şey sormak istiyorum...

    İnanan insanlar büyük bir gönül rahatlığı içinde, huzurlu..HatTa Büyük gücün onlara verdiği büyük moralla sorgulama gereği bile duymadan, hiç bir şey düşünmeden, rahat bir vicdan ve gönül rahatlığı ile uyuyabiliyorlar..Bunu saygıyla karşılıyorum.. Ne mutlu onlara iyorum..Fakat; bir inanmayanın huzursuz olduğunun, akşamları vicdan ve gönül huzuru olmadığının, rüyalarının yada uykularının ölüm korkusu ile bölündüğünün, hatta yılan ve böceklere teslim edilecek ölüm sonrası geleceğinin onu delirttiğinin ayrımına nasıl vardınız? Hele hele ötede sorgulanma kuşkusunun onu sık sık rahatsız ettiğinin..

    Ateizm yada pagan dinlerinde de acaip huzur ve moral söylemleri olduğunu, onlarında müthiş değerler sistemine sahip olduğunu hiç düşündünüz mü? Üstelik de bunların değerler sisteminin sadece ve sadece insanlığa hesap verdiği için daha demokratik olabileceği hiç aklınıza geldimi?.. Yani ulema yok orda.. Ayrıca dini ahlaksal değerlere aykırı, bir tek ateist ahlak anlayışı gösterebilirmisinz bana?

    Ateizm de bir çeşit inanç şeklidir.. Değerleri ve ahlak anlayışı vardır.. Ve dünyadaki her inanç şekli gibi insana hizmet ettiğinin iddiasındadır.. İnançlar arasında seçim yapan arkadaşlara uyarımdır; Birisine inandıysan, ötekiler kötü olmak zorunda değildir.. Sana uyan o dur..

    Sevgiler..

  15. #135
    Üye
    masiva Avatarı

    Gerçek Adı
    Fatma
    Üyelik Tarihi
    21.06-2006
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    326
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Kuyucak: Bir inanmayanın huzursuz olduğunun, akşamları vicdan ve gönül huzuru olmadığının, rüyalarının yada uykularının ölüm korkusu ile bölündüğünün, hatta yılan ve böceklere teslim edilecek ölüm sonrası geleceğinin onu delirttiğinin ayrımına nasıl vardınız? Hele hele ötede sorgulanma kuşkusunun onu sık sık rahatsız ettiğinin..

    Sayın Kuyucak sorunuza kendı adıma (yazdıklarımdan uzerıme alınarak) cevap vereyım, boyle bır kanıya varmadım tabıkı.. hatta tebessumlerle susleyerek latıfeyı bellı etmeye calısmıstım; ama bellı olmamıs demekkı. Demek ıstedıgım ınsan –her konuda oldugu gıbı, bu konuda da- acabalar barındırır ıcınde.. ya butun bunlar bır masalsa/bıldıklerım yanlıssa gıbı… Bır anlıktır belkı; ama yıne de rahatsız eder ınsanı. En basıtı bır ıs kararı alırken bıle ınsan dusunur, yaptıgının en doğrusu oldugunu bıldıgı halde hep bır “acaba” sı saklıdır ıcınde.. demek ıstedıgım bundan baskası degıldı.. Yoksa kımsenın bır ıskence ıcınde yasadıgı karabasanlarla kabuslarla uyudugu yok.




    Kuyucak: Ateizm yada pagan dinlerinde de acaip huzur ve moral söylemleri olduğunu, onlarında müthiş değerler sistemine sahip olduğunu hiç düşündünüzmü?

    Elbette dogrudur; belkı de onların huzuru da –yokluga ınandıkları ıcın- hayat bıttıgınde her seyın de bıtıp gıdecegı ve butun sorumlulukların yalnızca burada sınırlı oldugudur. Ve belkı de benım huzurumdan daha buyuktur. Çunku ben ınandıklarımı tam anlamıyla yasayamadıgım ıcın yıne yıne yıne nefsıme ve dunyanın guzellıklerıne kapıldıgım ıcın huzurumun yanında sucluluk duygusu ve korku da yasıyorum. Rabbım’ın sonsuz merhamet sahıbı olduguna ınandıgım halde…


    Kuyucak: Üstelik de bunların değerler sisteminin sadece ve sadece insanlığa hesap verdiği için daha demokratik olabileceği hiç aklınıza geldimi?..Y

    Acıkcası bıreyın ahlakı degerlere ve ınsanlıga neden uyduguyla ılgılenmıyorum, (olu rahmet bulsun da, kım neden okursa okusun dıye dusunuyorum) Bu gemı mutluluk, huzur, adalet, saygı ve sevgıyle yurusun de yaptırımı ne olursa olsun.




Sayfa 9 / 16 İlkİlk ... 5678910111213 ... SonSon

LinkBacks (?)

  1. 07.08-2009, 19:47