Sayfa 8 / 16 İlkİlk ... 456789101112 ... SonSon
Toplam 226 mesajın 106-120 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #106
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    18:52
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.925
    Alınan Beğeniler
    954
    Verilen Beğeniler
    1.246

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Şimdi önce şu saptamayı yapmak gerek: Sakatlığının sebebi olarak "ilahi ceza/adalet" diyen kişiler dindar insanlar.
    Bu durumda, o dindar insanları bu "ceza" işine inandıran şeyin ne olduğunu düşünmek gerek. Yani bu dindar insanlar neyle yüklüler ki "ilahi adalet"in sakat bırakarak "terbiye" ettiğine inanıyor?

    Burada Kur-an ne der, bilmiyorum; dolayısıyla polemiğim onunla değil. Ben, işin sosyolojik-kültürel açısını irdelersek, bu "ilahi ceza" kurgusunun nasıl da dini yaşamla birlikte insanların zihinlerine işlendğini görebiliriz, diye düşünüyorum.

    Malum, "hayır da şer de Allah'tan" der dindar insanlar. Ve adaletin, ödüllerin ve cezaların gerek "bu dünyada" gerekse "öte dünyada" mutlaka verileceğine inanılır. Bu iki-yakalılığın altını özellikle çizmek istiyorum. Zira bu iki-yakalılığa itiraz eden dindar arkadaşlarımız varsa, tartışamnın devamını okumadan bunu yazsınlar. O zaman önce bunu halletmemiz, sonra bir sonraki tartışmaya geçmemiz gerek. Yineleyeyim: dualar da beddualar da hem "bu dünya"ya ve güncele dairdir, hem de "öte dünya"ya ve geleceğe dair. Yani hiç kimse "bu dünyayı unutun, her şey öte dünyada" demez, sanırım (?).
    Zaten onun için "Allah belanı versin", "çoluğundan çocuğundan çıksın", "burnundan fitil fitil gelsin" vb. ahlar; iyilik yaptığında hemen "Allah ödüllendirdi" vb. sözler; yağmur duaları, başarı duaları, zafer duaları vb. beklentiler; ya da bir kötülük yapıldıktan sonra başa kötü bir şey (sakatlanmak/hastalanmak vb.) geldiğinde "ilahi ve doğal" adalete/müdahaleye atıfta bulunmak vardır. Yani kutsal bir müdahale var "bu dünyada". Değil mi?

    Varsa, devam edelim...

    Madem ki böyle bir müdahale her an var, o zaman başa gelen kötü olayları da "ilahi müdahale" olarak algılamak çok da yanlış olmasa gerek. Zira "Allah belanı versin" derken tam da sakatlan/hastalan/fitik-fitil gelsin demek istiyor insanlar. Yani o müdahale hep o vuruşla ilişkili. Sırlar dünyası, Göz pınarı, Duygular şelale vb. programlar da hatta Diyanet'in "ibret alınması" için kurguladığı hikayeler de hep bu "adalet" üzerinedir. Birisi iyilik yapar, bir de bakmışsınız hemen ertesinde "ödüllendirilir", başına güzel şeyler gelir. Başkası bir kötülük yapar, bir de bakmışsınız sakatlanmış, bir yanına felç inmiş, yatalak olmuş, veya bir yakını ölmüş vs.
    Yani dini referanslı neredeyse tüm söylemlerde "bu dünyada adalet" böyle, sakatlanarak/hastalanarak vs. oluyor.
    Bu, üzerinde tartışma götürmez bir veriyken, sokakta insanlara kamera uzatıp, "neden sakat kaldın" diye sorulduğunda, o kişiden, "ilahi ceza" cevabını almak bence kaçınılmaz. Sistem/din zaten bunu istiyor ve kurguluyor...

    Şimdilik burada keseyim. İlahi ceza ve ödülün "bu dünya"da nasıl tecelli ettiği konusunda anlaşalım ki, sonrasında (sakatlanmak ceza mı, ödül mü; ne zaman ceza ne zaman ödül; bu farkı insanlar nasıl anlar; bir iyilik bir de kötülük yapıp sakat kalındığında bu ceza mı ödül mü nasıl anlarız; yeni doğan bebişin ölmesinda/sakat doğmasında nasıl bir adalet/ceza/ödül olabilir vs.vs.vs) devam edebilelim...

  2. #107
    Üye
    yaramaz1981 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    16.06-2008
    Son Giriş
    16.12-2008
    Saat
    10:37
    Mesaj
    12
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Engelli olmak ne bir cezadır ne bir ödüldür. Hayat bir sınavdan ibarettir. Her sınavda olduğu gibi bu sınavda da zor sorular da vardır, kolay sorular da...
    Bize zorları isabet etti. Ama unutmayalım ki , zor soruların puanı da zorlukları nispetinde yüksektir. Tabi doğru cevaplamasını bilenlere.

  3. #108
    Üye
    mehmetbtunca Avatarı

    Üyelik Tarihi
    22.07-2008
    Son Giriş
    03.09-2015
    Saat
    10:55
    Yaşadığı Yer
    istanbul/maltepe
    Mesaj
    103
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    NARIDA HOŞ,
    NURUDA HOŞ!

  4. #109
    Üye
    LME Avatarı

    Üyelik Tarihi
    21.07-2008
    Son Giriş
    21.02-2016
    Saat
    22:48
    Yaşadığı Yer
    AYDIN
    Mesaj
    89
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ilahi ceza lafı günahı bi yana çok saçma bir laf.bence bu ceza değil mükafat. çünkü bu ilahi ceza dediğiniz şey günahlarımıza kefaret olacak.düşünün çok sağlıklısınız çok paranız var ve aynı zamanda her türlü pis yola bulaşmışsınız.ben özürlü olmayı tercih ederim.yaradan kullarını dener. Kimini para ile kimini hastalık ile kimini ailesi ile kimini de mal varlığı ile.bunların hepsi bir sınav.cami yapılmasından rahatsız olan arkadaşlar var galiba.camiler bizim maneviyatımızdır.osmanlı zamanında nüfus azken bile büyük büyük camiler yapılmış.hangisinden zarar görmüşler.yararını sorarsanız kurtuluş savaşını, çanakkale savaşını hatırlayın.orada galip gelen bizim maneviyatımızdı.allah o günleri bir daha yaşatmasın bize inşallah.çünkü bu manevi çöküntü ile işimiz çok zor.allah'a emanet olun.

  5. #110
    Üye
    nuriye taşçı Avatarı

    Üyelik Tarihi
    24.03-2008
    Son Giriş
    05.01-2012
    Saat
    13:48
    Yaşadığı Yer
    ANKARA
    Mesaj
    169
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    insanlar şöyle diyorlar allah dağına göre kar vermiş
    bu sakat olmasa dünyayı yok ederdi
    mutlaka bi kötülük yapmıştır bunlar başına gelmiştir
    allah iyi kuluna böyle eziyet etmez demekki kötü
    bunlar söylenen şeyler

  6. #111
    Üye
    masiva Avatarı

    Gerçek Adı
    Fatma
    Üyelik Tarihi
    21.06-2006
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    326
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Allah'ın kullarını anında cezalandırması diye bir şey yok ki; öyle olsaydı yeryüzünde canlı kalmazdı.. Cezalar da tıpkı ödüller gibi hesap gününe ertelenmiştir. . Bunu ayet ve hadisler de desteklemektedir..

    Ayetleriyle Allah böyle söylerken; depremlere, su baskınlarına, hastalıklara, kazalara "Allah'ın cezası” demek doğru olmasa gerek.. Bu afetlerde, kazalarda, hastalıklarda binlerce insan ölüyor; bu arada günahı olan da olmayan da evsiz barksız, sakat kalabiliyor..

    Mesela; Japonya'da meydana gelen 8, bilmem kaç büyüklüğündeki depremde fazla can kaybı olmazken, Türkiye'de meydana gelen 7.4 büyüklüğündeki depremde binlerce insanın ölmesini nasıl açıklarsınız.. Türkiye’de daha fazla günahkar vardı şeklinde mi?

    Tabiî ki hayır; bunun sebebi açıktır.. deprem bölgesinde yaşayan insanlar, yapılarını ona göre yaparlarsa; tsunami tehlikesi olan yerlerde yaşayan insanlar, dalgaların ulaşamayacağı uzaklığa yerleşirlerse… kurak iklimde yaşayanlar, yağmuru yağışı bol olan bölgelerde yaşayanlar, yaşadıkları ortama göre tedbir alıp meskenlerini ona gör inşa ederlerde kendilerine bu zulmü/acıyı yaşatmamış olurlar.

    Hastalıklar ve kazalarda da durum aynen böyle.. domateslere hamam böceği geni aşılamamış, kabakları karpuza çevirmemiş olsaydık yani doğanın genlerini tahrip etmemiş olsaydık hastalıklarla uğraşıyor olmazdık.. ya da biraz daha yavaş ve dikkatli kullansaydık aracımızı kaza yapmazdık..

    Ayrıca İslam inancında bütün bunlar sünnettir; bu alemdeki adil işleyişe saygı duyan insan, daha az zarar görecektir. Nitekim bu konuda ata sözlerimiz bile var.. mesela;
    "Atını sağlam kazığa bağla.." , "Dünya koşuyorken yol üstüne yatılmaz" …………vs vurgu ve anlatılmak istenen hep aynı..

    Sonuç olarak, kulun kendi gayretine/önlemlerine rağmen, başına gelen iyi/kötü işlere ödül/ceza mantığıyla değil de Allah'ın imtihanı olarak bakmak doğru olacaktır. Yani tevekkül ve sabır..

    NOT 1: Ayrıca Allah’ın bizim kadar sabırsız olduğunu isteyene istenileni hemen vereceğini zannetmeyin Zalimlerin cezasız kalmayacağını bize bildiriyor.. bunu ne zaman yapacağını da..

    NOT 2: İlahi ceza ve ödülün "bu dünya"da nasıl tecelli ettiği konusunda anlaşalım.. demiş sevgili OturanBoğa.. yok biz burda anlaşmayalım; çünkü bu dünyada tecelli eden birşey yok.. Kendini bilmezlerin söylemleri ve çevirilen saçma sapan gerçeklikten uzak dizileri, kalp kulak böbrek gözlerini de bunları destekleyebilecek makammış gibi göstermeyelim istirham ediyorum. :wink:

    NOT 3: Pegasus: Müslümanların içinde bulunduğu ağlanılası hal nedir onu anlamış değilim? Sevgili Pegasus, bir müslüman olarak benim halim o kadar tebessüm edilesi ki, görsen gıpta edersin. Ben Allah'ın varlığına inanıyorum ve emirlerini yerine getirdiğim için huzur duyuyorum.. mutluyum, mesudum, bahtiyarım.. başımı yastığıma koyarken ona sığınıp, güvenip rahat ediyorum.. :P yani teslim oluyorum omuzumdakı yuklerı ona bırakıyorum

  7. #112
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Fatma ne mutlu sana huzurluysan, neşeliysen ve yaşamın tebessüm edilecek haldeyse. Senin adına çpk ama çok sevindim. Harika...
    Ama bu konuda yalnız değilsin. Mesela Suudi Arabistan ve bazı arap emirliklerinde de kimi yöneticiler en az senin kadar mutlular. Onlar da müslüman ve gece yattıklarında da mışıl mışıl uyuyorlar.

    Dur ben sana biraz daha mutlu müslümanlar göstereyim. Bak bu linkte Amerikalılarla cilveleşen arkadaşlar da müslümanlar. Kendilerine peşmerge (kahraman) diyorlar. Bir peşmerge kadını Amerikalı askerin kucağına oturması için tutup kendi elleriyle götürenler de müslümanlar.

    http://www.hurriyet.com.tr/dunya/959...d=229&sz=78016

    Bu listeyi oldukça kabarık şekilde uzatabilirim. Kısaca senin çok mutlu ya da huzurlu olman saçmalıklar deryasında yüzenlerin huzursuz olduklarını göstermiyor. 18 minik yavrunun ölmesinde sorunmlulukları olanlar da onlara çanak tutanlar da çok mutlular mesela. Hatta garip şekilde o minik kızların ölümünden aileleri bile mutlu olmuş. Şehitler ya...Görüntülerde göreceğin üzere bu yanlışlara imza atanlar da çok huzurlu ve mutlular. Yüzlerindeki neşeyi görüyor musun?

    Şimdi bir daha düşün istersen. Senin durup dururken öne sürdüğün huzurunu mutluluğunu ben neden umursayayayım? Senin durduğun -sana göre doğru olan- zemin başkalarının durduğu yanlış yeri aklar mı da cevap yazma ihtiyacı duyuyorsun? Öyle bir mesaj yazmışsın ki sanki sen mutlusun diye müslüman alemin içinde bulunduğu garip, ucube, acınası hali yok saymamız gerekiyor. Müslümanların içinde bulunduğu acınası halin ontolojik, epistemolojik sorgulamasını yapmamalıyız. Neden, e çünkü bizim fatma mutlu...Ne mutlu bize, ne mutlu sana...

    Kaldı ki sen yazılanları okuyor musun? Burada sorulan soruları düşündün mü? Veya onlara cevabın var mı? Ordan ses ver istersen...

    Tabii inanmayanların başlarını gece yastığa koyduklarında çaresizce dudaklarını kemirdiklerini görebilecek ulvi bir göze sahip olduğuna göre bunlara cevap vermene de gerek yok. Sen müthiş bir tespitle her şeyi açıklamışsın zaten. Hem öyle ya tanrı yoksa da senin kaybedeceğin bir şey yok nasılsa... Ama varsa ah hele bir varsa bak işte o dem senin gibi bakmayan senin gibi inanmayanların yandığının resmidir.

    Böyle tüccar mantığıyla inanç temellendirmeye de en çok inanan arkadaşların üzülmesi gerekir...

  8. #113
    Üye
    masiva Avatarı

    Gerçek Adı
    Fatma
    Üyelik Tarihi
    21.06-2006
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    326
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Koskoca bir sayfalık yazımdan tutup çekiştirdiğinize ve vardığınız noktaya bakın, amacınız üzüm yemek olmadığı için bu şekilde davranmanızı yadırgamıyorum aslında hatta beklemem bile gerekirdi..

    Durduğunuz ve baktığınız yeri çok merak ediyorum gerçekten.. bir de bu ukalalığınızı ve tanımlanamayacak ölçüde olan tarzınızı neyle beslediğinizi.. Cımbızladıklarınız konuyla alakadar değil sadece bir dip not olarak verilmiş cevaptır; öncesinde yazdığınız bahtsız cümleye karşılık.

    Amacınız salt karşı gelmek, ukala ve kırıcı cümleler kurarak üste çıkmak olduğu için eminim yazımın tamamına göz dahi gezdirmediniz. Notu gördünüz ya tutamadınız kendinizi tebrik ediyorum. Harikasınız...

    Direk tanıma/isme olan kin ve nefretinizi bir kenara bırakarak konuya odaklanmanızı tavsiye ediyorum! Ayrıca neyi umursayıp umursamadığınızla hiç ilgilenmiyorum ki, dünyanın merkezinde değilsiniz.. bunu söyleme ihtiyacını neden hissediyorsunuz onu da anlamış değilim.

  9. #114
    Üye
    Mehmet YALCIN Avatarı

    Üyelik Tarihi
    07.04-2007
    Son Giriş
    14.01-2012
    Saat
    22:54
    Yaşadığı Yer
    kırşehir/merkez
    Mesaj
    1.311
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    konu aslında ilahi ceza ile ilahi cefa arasında karışmış gitmiş.
    ben olaya daha geniş bir pencereden bakmak istiyorum burdan da kimsenin yazdıgına bir yorum getirmek istemiyorum.
    ben bir sakat kalmanın, ölmenin, kurtulmanın ilahi cezamı allah böylemi diledi düşüncesiyle, aceba dikkatsizlikmi neticesinde bunu mu getirdi doğurdu derim hep. konuyu açma açısından bir kaç örnek vereyim
    260 km hızla giden bir şöfer kaza yapar sakat kalır
    doğumda annenin dogumunu doktor yaptırmaz ebe yaptırır çocuk ölür
    bir kavgada düşmanını hasmını silahının üstüne pervasızca giden biri vurulur
    sevgilisine sevgisini ispatlamak isteyen kız ve-veya erkek kendini inşaatın 5. katından aşagı bırakır
    örnekler çogaltılabilr..

    şimdi bu ve benzeri olaylarda ölüm bir çok kez kaçınılmaz oldugu gibi sakatlık oranları çok yüksektir burnu kanamadan kurtulan istisnalar olabilir.
    bu kadar dikkatsiz davranan birisi aceba kendi dikkatsizligindemi bu sonuçlara magruz kalmıştır yada ilahi bi cezamıdır ben bunu çok düşünmüşümdür.
    ilahi cezamıdır yoksa dikkatsizlikmi bunu tartışsak daha iyi

  10. #115
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Epey zaman önce yazdığım engelli karakterlerinden ikisi aşağıdakilerdi..

    3- O bir KEŞİŞ, Engelli. O kendini tanrının sevgili kulu olarak görür.. Sınav yeri olan bu fani dünyada başarılı olanlara, isyan etmeyenlere öte dünyada akıl almaz zenginlikler/güzellikler bağışlanacağı bilgisine/inancına sahiptir.. Bir kolu yok, ayağı tutmuyor, beli kırık… Ne keder, ne gam ... Ne mutlu ona ki, ’’ben seçilmişim’’ duygusu içindedir… Şükürcülük biraz ütopik bir durum… Aslında dünyadaki bütün inançlarda acı çekmek, acıya katlanarak ruhu terbiye etmek, çekilen acıların sonunda da ödüllendirilmek vardır. Hatta tanrıya yada büyük cennete bile bu yönden ulaşılacağına inanan çok büyük sayıda insan var yeryüzünde… Bir farkla ama; Engelli olanları tanrı seçiyor. Engelli kişiye acıya katlanıp arınmak düşüyor.
    Yani engellinin seçme şansı yok. Keşişlikte ise, kişinin bu yolu seçmesi, kendi özgür iradesine bağlı… Orada biraz çelişki var… Olsun yaaaa, engelli keşişlik, bu yolun doruk noktası olur bence…
    -O bir SUÇLU, Engelli… Kendisinin yada ailesinden birinin işlediği bir suçun bedelini ödemektedir. O işlenen suçun ne olduğunu gayet iyi bildiği için, başına geleni ‘’Allah’ın tokadı’’ olarak görür… Bu ilahi adalete de fazla isyan ederse daha beterinden korkmaktadır… Daha fazlasını bile hak ettiğini düşünür.. Karma duygusunun bir şekli deyip geçelim..

    Not: Benim fikrime gelince; Ceza yada ödül ne olursa olsun.. İnsanın kendisini önemsemesidir diyorum ben.. Tanrı benle uğraşıyor duygusu.. Olumlu yada olumsuz.

  11. #116
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    18:52
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.925
    Alınan Beğeniler
    954
    Verilen Beğeniler
    1.246

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Fatma, harikasın. Görüşlerin oldukça radikal. Yani alışageldiğimiz (ya da alıştırılageldiğimiz) ortodoks-din sosyolojisinden ciddi farklar var söylediklerinde. Tabii ki sen söz konusu olduğunda söylediklerin bağlar beni. Ya da şöyle söyliim, sen çok samimi ve güzel bir imana sahipsin. Akıllı da olduğun için kalp gözü-böbrek kulağı gibi safsatalarla arana mesafe koyman çok doğal ve kaçınılmaz. Bu anlamda bu başlıkta yaptığım eleştirileri "seni" dışarda tutarak yaptığımı varsay lütfen.

    Yukarıdaki mesajımda da söylediğim gibi, dindar insaların büyük büyük büyük çoğunluğu (doğu ya da yanlış) ilahi bir müdahaleye inanıyor. Depremden tut, ölüme, sakatlanmaktan hastalanmaya her şeyin bir müdahale olduğunu söylüyor. Bütün dil de bunun üzerine kurulu zaten. Böyle olunca, yani bir müdahale etme hali kabul edilince, o zaman bilmem kaç bin bebeğin doğumlarda, savaşlarda, açlıktan vs. öldmesinde nasıl bir müdahale olduğu ya da müdahalenin neden olmadığı da tartışılır oluyor.
    Neyse, konu bu değil. Konumuz, sakatlık bir caza olarak algılanıyor mu, algılanmıyor mu? Ben algılandığı konusunda neredeyse kuşku duymuyorum. Tanıdığım herkesin dili böyle nerdeyse... Bu veriyse (?), sence buna ne sebep oluyor? Kim-ne yapıyor da dindar insanlar sakatlandıklarında ilahi bir müdahaleye inanıyor? Bu sebepleri biraz deşelim mi?


    Not: Merakımdan soruyorum; "Bu dünya"da ödül-ceza olmadığını, yani Allah'ın "bu dünyaya" müdahale etmediğini söylüyorsun anladığım kadarıyla?

  12. #117
    Üye
    UTOPYA Avatarı

    Gerçek Adı
    Zeki
    Üyelik Tarihi
    07.06-2005
    Son Giriş
    04.11-2017
    Saat
    21:28
    Yaşadığı Yer
    ANTALYA
    Mesaj
    2.266
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu soru Fatma'ya mı Bülent?

  13. #118
    Üye
    mezopotamyali kederi Avatarı

    Gerçek Adı
    ASYA
    Üyelik Tarihi
    02.02-2008
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    1.371
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    mezopotamyalı parmak kaldırır...

    Sevgili Bülent,soruna kısacık bir cevap vermek istiyorum.Evet...İnsanı geç,Allah dünyaya'ya bile müdahale etmiyor.Yeryüzündeki bütün doğal olaylar da ,afetler de bile insanın parmağı vardır.Dünyanın dengesini bozan,dünyayla bu kadar oynayan insandır,iş suçlu ya da suç ortağı aramaya gelince Allah'ı gösteriyoruz.Aklınıza herhangi bir yıkım getirin,matruşka bebekler gibi en sonuncusundan insan çıkacaktır...Peki insanlar neden bunu yapıyor?İnancıma göre Allahın onlara verdiği iradeye göre...Ama İnsanı irade konusunda serbest bırakmıştır.İnsan iradesine din bilimleri cüzzi irade derler.yani küçük irade?Peki ama neye göre?Tabi ki Allah'a göre...Çünkü Allah'ın iradesi Külli,sonsuz iradedir...Bu iradenin özelliği ise sadece olacakları değil,olmuşu da bilmektir.

    Dönelim her dinde geçen Adem Havva Hikayesine.Orda Ademin yasak meyveyi yiyeceğini Allah bilmektedir.Bildiği için ikaz etmiş,lakin bu ikaza rağmen yasak meyve dalından düşmüştür... Bu bilmeyi Külli irade olarak algılayın.Kısacası aklımızın almayacağı büyüklük.Bir bardak su deryaya karışır ama derya bardağa girmez...Bilmek işte,öncesini ve sonrasını bilmek.

    Bu tür hikayeleri sevmeyen ya da bunların tevatür olduğunu düşünen arkadaşlar siz ilk paragrafa takılın...

    Benim inandığım Yaratıcı merhametlidir.Benim inandığım yaratıcı adildir...Adil olmayan düzendir.İnsanların menfaatleri dünyanın tadını kaçırıyor.Ortaya ödül ya da ceza peydah oluyor...Nedense "kendim ettim kendim buldum" demek insanoğluna zor geliyor...İlla bir müsebbib arayacak.İnsanoğlunun yapısı bu...

    Bu zamana değin okuduğum kaynaklardan çıkardığım sonuç şudur kader adına... Bir sahaftan kitap alıyorsunuz.Okumaya başlıyorsunuz,kitabın en son sayfasına geldiğinizde sizin hayatınızın anlatıldığını anlıyorsunuz...

    Ha o kaynaklardan birinde der ki; kader konusunu tartışmayınız.Lakin insanız işte İlla kurcalayacağız... "Adem'le Havva elma çaldı cennetten, -nede olsa-biz o hırsızların çocuklarıyız..."

  14. #119
    Üye
    UTOPYA Avatarı

    Gerçek Adı
    Zeki
    Üyelik Tarihi
    07.06-2005
    Son Giriş
    04.11-2017
    Saat
    21:28
    Yaşadığı Yer
    ANTALYA
    Mesaj
    2.266
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Son cümle herşeyi açıklıyor aslında... :?

  15. #120
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Ali Şeriati çok önemsediğim bir sosyologdur. İranlı bu islam düşünürü İran rejimi tarafından öldürülmeden önce fikirlerinde insanın dört zindanı olduğunu söylerdi. Bunlar doğa, tarih, psikoloji ve sosyal çevredir. İnsan bu zindanlardan kurtulabildiğince kendi varoluşunu gerçekleştirebilecektir. Ali Şeriati ünlü varoluşçu filozof Satre nin öğrencisiydi ve varoluşçu düşünceyi islam düşüncesine nasıl uyarlayabiliriz sorusunun da cevabıydı.

    Onun insanın dört zindanından birisi olarak öne sürdüğü sosyal çevre tüm bu tartışmanın özünü oluşturuyor aslında.

    Külli ve cüzi irade diyerek bizlere ezberlettirilen, ama öte yandan hayatımızı şekillendiren olaylarda bu iradenin hangisi rol oynar sorusunun iki iradenin olduğu yerde cevabı olmayacağını göz ardı ettiren hep aynı şeydir.

    Bazı islam düşünürleri Tanrının doğa yasaları gibi konularda belirleyici oldugunu, insanın bu yasalar içerisinde kendi özgür (Cüz i iradesiyle) eylediğini iddia eder. ilk bakışta çok makul ve mantıklı gelen bu düşünce şekli İslanm düşüncesindeki bir tıkanmayı aşma çabasından başka bir şey değildir. Çünkü kuran açıkça bakınız ne diyor;

    Araf suresi 179. Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır. (Kaynak: Diyanet vakfı meali)

    Aynı ayetin diyanet işlerinin yeni mealindeki çevirisi de şöyle;

    Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.


    Bu da Bakara suresi 7. ayet.

    7. Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerine de bir çeşit perde gerilmiştir ve onlar için (dünya ve ahirette) büyük bir azap vardır. (Kaynak diyanet Vakfı Meali)

    (Bu ayetleri evinizde bulunan kuran meallerinden kontrol edebilirsiniz arkadaslar.)

    Görüldüğü üzere dostlar bizzat Kuran insanların bazı olumsuz özelliklerinin bizzat Tanrı tarafından öyle yaratıldığını açıkça söylüyor.

    Şimdi ben mezopotamyalı ve onun gibi düşünen arkadaşlara sormak istiyorum. Sizin dünyevi işlerde insiyatifin bireyde olduğu düşünceniz bu ayetlerle neden çelişiyor?

    Burda kimse düşman değil. biz bir aileyiz ve kendi içimizde doğruyu arıyoruz. Alaycı alaycı sorular sorarsanız benzer bir üslupla cevap alırsınız. Samimi bir şekilde sorguluyorsak aynı şekilde karşılık buluruz.

    burda müslümanlık değil müslümanlığın yorumlarını tartışıyoruz. Kaldı ki gerekir se müslümanlığı da tartışırız. Katılan katılır, katılmam benim dinim buna izin vermez diyen de başlığa girmez olur biter...




Sayfa 8 / 16 İlkİlk ... 456789101112 ... SonSon

LinkBacks (?)

  1. 07.08-2009, 19:47