Sayfa 2 / 2 İlkİlk 12
Toplam 28 mesajın 16-28 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Askıda Üyelik
    LaiLa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    29.01-2007
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    Kalbimin attığı yerdeyim..
    Mesaj
    5.559
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    6

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    benimde 7 yaşındaki yeğenim büyümeye başladıkça beni daha çok takip etmeye başladı ve en sonunda beklediğim o soruyu patlattı teyzecim senin ayağına ne oldu ?onun anlayabileceği şekilde anlatmaya çalıştım bende çokta iyi anladığını sanmıyorum ama :roll: güzel olan 3 yaşında bir yeğenim daha var ikiside ben onlara gittiğim zaman kapıda karşılıyorlar ben ayakkabımı çıkarmaya çalışırken küçük olan beni tutmaya çalışıyo büyük yeğenimde elimden çantamı alıyo ayy :P ayy :P çok tatlılar yaaa :P yani sözün özü diyeceğim :P anlamıyolar sanmayın çok iyi anlıyolar büyüklerden bile iyi [/b]

  2. #17
    Üye
    ömergün Avatarı

    Gerçek Adı
    Ömer
    Üyelik Tarihi
    12.03-2008
    Son Giriş
    06.01-2016
    Saat
    23:46
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    150
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Görünüm itibarıyla herkesten biraz farklı olabilirsiniz.Ya boyunuz kısadır,ya ayağınız aksıyordur,ya kambursunuzdur ya da...
    İlk defa geçtiğiniz bir sokakta çocuklardan biri tüm cesaretini toplayarak karşınıza dikilip “abi-abla sana nolmuş” dese, o an çocuğa ne cevap verirsiniz?
    Bazen de muhatap siz olmazsınız.Misal: annesiyle yürümekte olan bir çocuk sizinle karşılaştığında annesinin kolunu çekiştirerek: “Anne,anne bu adama nolmuş?” Diye sorarsa annesi nasıl bir cevap vermeli?
    Engelli ya da farklı görünen birinin neden böyle olduğunu merak edip soran çocuğa verilecek cevap, toplumun geleceği çocuklar olduğu için büyük önem arzediyor.
    Ayrıca ilk başta durumu kotarmak için verilecek basit bir cevabın nelere yol açabileceğini tahmin bile edemeyebiliriz.Konuyu;
    1)Çocuğun psikososyal gelişimi açısından,
    2)Engellinin rencide olmaması açısından,
    3)Çocuğun ve dolayısıyla gelecekteki toplumun engellilere ve kendinden farklı görünenlere bakışı,davranışı açısından
    olmak üzere çeşitli yönleriyle ele almak lazım.
    Soru soran çocuğa kızmak hiç bir zaman çözüm değildir.Çünkü merak çocukların fıtratında doğasında var olan birşey.
    Burada çocuklara cevap olarak sık karşılaşılan birkaç örneği ele alacak olursak;
    Bahsettiğimiz şekilde soru soran çocuğa;
    * “Annesinin sözünü dinlemediği için böyle olmuş” cevabını alan bir çocuk: ömür boyu başına bir şey gelecek korkusuyla pısırık bir birey olup, haklarını gaspetse dahi mevcut otoriteye itaatkar olmaya yönlendirebilir.
    * “Allah ya da tanrı böyle yapmış” cevabı: İlk bakışta iyi niyetle söylenmiş inançlı bir insanın çok ayrıntıya girmeden verdiği şu kısacık cevap çocuğun inanılan şeyin kötülük yapan bir güç olarak korkulacak bir kuvvet olarak tanımasına sebep olabilir.
    * “O küfrettiği için böyle olmuş” cevabı: Bu tür cevaplar alan çocukların bilinçaltına engellilerin kötü insanlar olduğunu, bunu hak ettikleri için böyle oldukları düşüncesini yerleştirebilir.
    * “Evladım o hasta,zavallı.” cevabı: Çocuğun her gördüğü engelliye “Abi-abla geçmiş olsun” demesine yol açar.Bu da durumunu kabullenmiş, kendini kesinlikle hasta görmeyen engelliyi üzebilir.
    * Verilecek cevaplar duyarsız ve saygısız cevaplar da olabiliyor zaman zaman. Bunlar da engelliyi rencide ediyor.
    Bence
    *Ebeveyn böyle bir karşılaşmayı beklemeden çocuğu, gelişim seviyesine uygun bir tarzda, farklı görünen ya da engelli olan insanlar konusunda eğitmeli.
    *Mümkünse çocuğa, tuhaf karşıladığı durumlar ve insanlar hakkındaki sorularını dışarıda değil de bekleyip evde sorması gerektiğini anlatmalı.
    Bu konuda kim nasıl davranmalı? Sizin de çözüm önerileriniz varsa tartışalım.

  3. #18
    Üye
    aslı dincman Avatarı

    Gerçek Adı
    Aslı
    Üyelik Tarihi
    24.03-2005
    Son Giriş
    22.02-2014
    Saat
    19:25
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    67
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Açıkça soru soran çocuklarla şimdiye kadar karşılaşmadım ama ben konuyu biraz doğal akışına bırakmaktan yanayım.
    Tatilde gittiğimiz otelde yaşadığım bir olayı anlatayım:
    5 yaşında bir kız çocuğu, anne ve babasıyla yan masaya oturdular. Biz de annemle yemek yiyorduk. Tabii çocuk benim hareket stilimdeki tuhaflığı çok merak ettiği için gözünü ayıramıyor benden. Ailesiyle merhabalaşıp, konuşmaya başladık. Yemek bitti, laf lafı açtı, sohbet koyulaştı. Dost olduk.
    Ertesi gün Elif Cemre yine bana arada bir inceleme amaçlı bakıyordu ama giderek hareketlerim, onun mantığında da doğallaştı. Hele annesiyle tavla oynadığımda olay bitti...
    İstem dışı hareketlerime aldırmadan, zarları elime vermeye başladı...
    Çünkü gördü ki, farklı hareket etsem ve tekerlekli sandalyede olsam da, aslında herkes gibiyim...
    Ayrılacağımız gün, tekerlekli sandalyemi restoranın kapısına kadar sürmek için nasıl can attı, görülmeye değerdi...

    Ben bu konuda çok net sınırlarla belirlenmiş açıklamalar yapmaktan yana değilim. Çocuklar bizimle hayatı keyifle paylaşabileceklerini gördüklerinde, sakatlığımıza takılmıyorlar. Bence birçok yetişkinden daha samimi ve doğallar...

  4. #19
    Üye
    Islık Avatarı

    Üyelik Tarihi
    17.04-2009
    Son Giriş
    27.11-2017
    Saat
    13:41
    Mesaj
    631
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Çocuklar sorar , yeğenim sormuştu teyze sen niye böyle yürüyorsun diye , yanağındaki gamzesine allahım burayı oymuş derdi, ona allahım böyle sevmiş böyle yaratmış tıpkı senin yanağını oyduğu gibi dedim bir daha hiç sormadı.

  5. #20
    Üye
    Veritas Avatarı

    Gerçek Adı
    Doğa
    Üyelik Tarihi
    20.12-2009
    Son Giriş
    05.08-2015
    Saat
    18:04
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    3.010
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İlk sorunun "ve"den sonraki kısmıyla başlıyorum. Bakalım başarılı cevaplar verebilecek miyim bir "büyük" olarak çocuğuma???

    Ne yaptım? Nasıl düşündüm?
    Sınırlı pedagojik bilgilerimi süzdüm önce. Sonra "korku" kelimesi kafama takıldı. Ataların dediği "ağaç yaşken eğilir" ile annemin bana hep söylediği "ben sana herşeyi 2 yaşından beri büyükmüşsün gibi anlatıyorum" cümleleri geldi ve şöyle birşey geliştirdim:

    Sanırım çocuğum korkacak yaşa gelmeden -ki bunun 2 yaş olduğunu düşünüyorum şu an- engelli arkadaşlarımla tanıştırırdım. Zaten komün hayatı yaşamayı sevdiğim için doğumumdan hemen sonra arkadaşlarımın hepsinin evimi şenlendireceğini düşünüyorum. Bu yüzden henüz korkma yaşı veya soru sorma yaşı gelmeden ama şaşkın bakış yaşındayken; bazı çocukların doğduğu günden itibaren senin günlük hareketlerini yapabildiğin gibi onların da yapabilmesi için bazen bir bastona bazen de bir tekerlekli sandalyeye ihtiyaçları olduğunu söylerdim.

    Soru sorma yaşı arkadaşlarımın çocuklarından da tecrübe ettiğim kadarıyla 4 yaşına yaklaşırken başlıyor. O zaman zaten sosyalleşmeye de başlıyor çocuklar. O zaman da bütün insanların birbirlerinden farklı olduğunu söylerdim. Herkes farklı kuvvet gücüne sahip derdim. Hatta bu sıra benim için bile ağır olan bir nesneyi babasının kaldırıp benim kaldırırken ne kadar zorlandığımı gösterirdim. Sonra da "bak benim gücüm bunu kaldırmaya yetmiyor, ama babanın gücü yetiyor derdim. (İyi bir örnek olduğunu düşünüyorum beni bozan olursa kızarım ) Aynı şekilde senin rahatça kaldırabildiğin ya da yapabildiğin birşeyi engelliler daha zorlanarak kaldırabilir veya daha yavaş yapabilirler derdim.

    Eğer yanlış bir genelleme olmayacaksa çocuklar, büyüklerin kendilerini dinlemesini isterler. Çok soru sorarlar ve bu sorulara cevap beklerler. Açıklıkla, samimiyetle, sabırla ve elbette sevgiyle verilen cevaplardan da çocuklar çooook ama çooook mutlu olurlar.

    Hmm henüz tekerlekli sandalye kullanan bir arkadaşım yok. Herhalde karşılaşsak ve çocuğum sorular sorsa ona tekerlekli sandalyenin bizim bindiğimiz gibi bir bisiklet, Scooter veya motor olmadığını ama yürüme zorluğu çeken veya yürüyemeyenlerin -hani daha 2 yaşındayken anlattığım günlük hareket hikayesi vardı ya onu hatırlatıp- ulaşım aracı olduğunu söylerdim. Doğru olur muydu bilmiyorum.

    Biraz büyüyüp okul çağına geldiğinde de engelli bir yaşıtını gördüğünde kendisinden çekinmemesini, gözlerini ondan kaçırmamasını -ki bunu bu sitede öğrendim- söyler ve "arkadaşını eve çağırsana akşam size köfte patates yapayım" derdim. Annesi de çaya gelirdi oooooooh al sana bir arkadaş daha.

    Bir an konu dışı bir endişeye kapıldım. Kocam olacak adam komün hayatını seviyor olur umarım.
    Başarılı mıydım? Taşlanacak mıyım yoksa?

  6. #21
    Üye
    tigér Avatarı

    Gerçek Adı
    Askin
    Üyelik Tarihi
    17.07-2008
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    13:20
    Yaşadığı Yer
    Gölcük
    Mesaj
    238
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    15

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    scenesequip1 small - Çocuklara sakatları ve sakatlığı anlatmak [Tartışma]
    İNGİLTERE’de Down Sendromlu, tekerlekli sandalyeli, koltuk değnekli ve kör şekilde tasarlanmış oyuncak bebekler pek çok aile tarafından satın alınmaya başladı. Firma yetkilileri, “Çocuklar, bedensel yetersizlikleri veya engelleri nedeniyle moral çöküntüsü içinde. Bebekler sayesinde durumlarını kabul etmeleri kolaylaşacak” dedi. Bazı aileler ise bebeklerin çocukları daha da agresif hale getireceklerini ve bunun yüz karası bir fikir olduğu görüşünde birleşiyor.
    Engelli çocuklar için uygun olup olmadığını Ebeveynler daha iyi analiz edebilecektir ama terapi bebekleri, engeli olmayan çocuklar içinde alınabilir bence. Çok pahalı olması üzücü(100$/+) .. http://www.sew-dolling.com/

    Çok daha önceleri piyasaya çıkan Barbie nin tekerlekli sandelyeli arkadaşı 'Becky' var... Biraz konu dışı olsada 1997 yılına ait ilginç bir haber:

    "Oyuncak bebek rüyasından kötü uyanış: Binlerce amerikalı ebeveyn, dünyaca ünlü Barbie'nin en yeni arkadaşı Becky isimli bebekle, engelli çocuklarına sıradışı bir sevinç yaşatmak istemişti.
    Becky aynı kız arkadaşı Barbie gibi plastikten. O çok şık, pembe renkli bir tekerlekli sandelyede oturuyor. Üretici firma matel'den dahice bir pazarlama hamlesi. Hem Engelli Çocuklar Becky'i kendisiyle en iyi şekilde özdeştirebilecekti.
    Ortaya çıkan gerçek: ise Becky'nin tekerlekli sandelyesi Barbie'nin "Rüya Evi"(iki katlı evin fiyatı 90 € ) nin kapısından sığmıyor oluşu.
    aynı zamanda kendiside tekerlekli sandelye kullanan Becky nin sahibesi için acı bir tecrübe.
    firmanın sözcüsü Lisa McKendall' ın özrü şöyle : Bu, tekerlekli sandelyede oturan ilk Moda Bebeği ve çok yeni bir girişim.
    Rüya Ev ise yıllar öncesinden piyasada.
    söz veriyoruz gelecek ay merdivensiz ve ekstra büyük giriş kapısı olan engellilere uyum garantisi ile yeni bir ev olacak "

    HBzP2X8y Pxgen r 300xA - Çocuklara sakatları ve sakatlığı anlatmak [Tartışma]
    BerlinOnline: Rollstuhl pa

  7. #22
    Üye
    mezopotamyali kederi Avatarı

    Gerçek Adı
    ASYA
    Üyelik Tarihi
    02.02-2008
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    1.371
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Benim işim biraz daha kolay galiba... Hergün nerdeyse, 1400 çocuk görüyorum okulun bahçesinde...400'üne yakınla da ders işliyorum. Çocukların şaşkınlıkları geçtikten sonra daha doğrusu gizli dayatmalardan kurtulduktan sonra herşey çok güzel oluyor. Dayatma dediğim, çevreden öğrendikleri sakat insanlara dair düşünceler. Yeri geliyor, anlar beni iyileştiriyor. Birçok öğrencim "annem" diye hitap ediyor bana... Birgün çocuk sahibi olursam çocuğumun da öğrencilerim gibi beni seveceğini hatta onlardan kıskanacağını bile düşünüyorum...

    Benim 9 tane yeğenim var. Daha hiçbirinden engelimle ilgili soru gelmedi. Anneleri çok bilinçli insanlar. Belki de sordular ve onlar çok güzel cevap verdiler. Ben ayrıca bir açıklama yapmayı düşünmüyorum çocuğuma. Benimle yaşarken soruların cevabını bulacağını düşünüyorum...

    Tanımadığım, ama kısa süreli etkileşim içinde bulunduğum çocuklardan gelen soruya da, gözlerimi koca koca açarak ,"Geçen gün bir düştüm, bir düştüm... İki gün kendime gelemedim biliyor musun? Hep bu dikkatsizliğimden. Sen dikkat et olur mu? Yürürken acele etme..." ) diyorum...

    Çocuğun sakatlığı anlayabileceği, cidden kafasındaki bu meseleyi halletmek istediği yaşta ise, oturup konuşulması gerektiğini düşünüyorum... Daha çok filizlenmesi için dalları kesilen bir ağaç, kırık bir tebeşir, yarısı ısırılmış bir elma bana yardım edecektir herhalde... Ağaç dallarından yoksun diye ağaç değil midir artık? Ya da kırık tebeşir, hala yazıyorsa sırf kırık diye tahtaya küsecek midir? Elmanın yarısı yok diye elmalıktan istifa mı etmelidir?

  8. #23
    Üye
    ks207 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.01-2011
    Son Giriş
    23.03-2013
    Saat
    19:48
    Mesaj
    30
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bana çocuklar sormuyorlar hiç annelerine soruyorlar sormasalar bile anneleri bak abi annesinin sözünü tutmamış böyle olmuş şeklinde konuşabiliyorlar o zaman koltuk deynekleriyle yürüyordum şimdi hafif aksayarak yürüyorum
    bazen büyükler gelip babanın arabasıyla basdın gaza demi dikkat etsene şeklinde konuya giriyorlar halbuki benim durumumum kazayla dikkatsizlikle alakası yok kendi kendine oluşan bi kemik tümörü işde
    yani kişiden kişiye değişir eğitimle de alakası var tabi de birazda empati kurabilme ile alakalı
    çok eğitimli insanlarda da aynı durumlar görülebiliyor
    yalnız fuzulimin dedikleri hoşuma gitti bende bazen deynekler hoşuma gitti ondan kullanıyorum yada aksesuar bunlar bu sene moda falan diyordum

  9. #24
    Üye
    Bacıbey Avatarı

    Gerçek Adı
    Havva
    Üyelik Tarihi
    30.06-2008
    Son Giriş
    24.06-2015
    Saat
    01:19
    Yaşadığı Yer
    Samsun
    Mesaj
    8.245
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İnsanları tek tek eğitmenin bilinçlendirmenin mümkünü yok malesef.. Aslında ben eğitimle falan çok da alakası olmadığını düşünüyorum.. Yontulmuş ya da yontulmamış olmakla, gün görmüş ya da gün görmemiş olmakla alakalı bir durum bence.. Bir çocuğu sevmek için kucağına almak isteyen engelli kişi düşünün çocuk bu yabancılamış olabilir ağlar, ama anne ya da baba "korktu korktu" derse ya da işte yaramazlık yaptıda böyle oldu bu abi-abla derse, çocuk yaramazlık yaptığında "aaa bak bak geliyor o topal abi-abla yiyecek seni" derse bu tamamen o insanın çiğliğindendir..pişmemiştir yoğrulmamıştır hamdır! Böylelerine hiiiiiiç acımadan utanmadan sıkılmadan lafı çakmak lazım.. Gerçekten nefret ediyorum böyle insanlardan..

    Valla insanlığın can çekiştiği bu zamanda bundan fazlasını beklememek lazım..Daha kötüye gitmesinde insanlık inşallah.. Çocukların temiz dünyasına zihnine sakatlığı olan insanları tü kaka öcü gibi yerleştiren anne babalardan hep vardı hep olacak.. Aslında en kolay şey çocuklara anlatmak tatlılıkla güzellikle içine sevgi saygı ekleyerek ama olmuyor işte.. Olmayacakda.. Binde bir çıkar öyle duyarlı ana babalar..

  10. #25
    Üye
    aslı dincman Avatarı

    Gerçek Adı
    Aslı
    Üyelik Tarihi
    24.03-2005
    Son Giriş
    22.02-2014
    Saat
    19:25
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    67
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Veritas, yazdıklarınıza katılıyorum, şurası hariç:

    "... ona tekerlekli sandalyenin bizim bindiğimiz gibi bir bisiklet, Scooter veya motor olmadığını ama yürüme zorluğu çeken veya yürüyemeyenlerin -hani daha 2 yaşındayken anlattığım günlük hareket hikayesi vardı ya onu hatırlatıp- ulaşım aracı olduğunu söylerdim."

    Altını çizdiğim ifade, çocuğun beynine "AYRIM" komutu verir. Üstelik yanlıştır da...
    tekerlekli sandalye de, verdiğiniz örneklerden sonra sizin de yazdığınız gibi,
    bir ulaşım aracı, hatta oldukça rahat bir oturma ünitesidir.

    Bir örnek vereyim: Anneme temizlik için yardıma gelen hanımın beş yaşındaki oğlu, okula başlamadan önce, annesiyle birlikte bize gelirdi. Ben banyoya girdiğimde, tekerlekli sandalyeme oturup, ileri-geri sürmeye bayılırdı.
    Ben ve annem çok doğal olduğumuz için, annesi de hiç sakınmadı.
    "Aman oğlum, o TEKERLEKLİ sandalye, HERKES OTURMAZ..." vb. acayip laflar hiç söylemedi. Düşünmediğine de eminim.

    Hani klasik bir slogan var: HERKES BİR ENGELLİ ADAYIDIR...
    Madem öyle, engellilerin kullandıkları araç-gereci de, en azından zihinsel ve ruhsal açıdan, herkesin kullanımına açmak gerektiğini düşünüyorum.

  11. #26
    Üye
    Rekursion Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.12-2003
    Son Giriş
    18.03-2017
    Saat
    16:40
    Yaşadığı Yer
    Alamanya
    Mesaj
    618
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bundan yaklashik besh yil önce abimlerin üst katina dört-besh yashinda oglu olan üc kishilik bi aile tashindi... ilk zamanlarda, kapida veya merdivenlerde karshilashtigimizda yüzünde acaip yaramaz ve tatli bi ifadeyle beni süzüodu yan yan ufaklik... bi deyneklerime bakiodu, bi gözlerime, bi basamaklarla bash edishime (veya disharda, kapinin önünde karshilashmishsak; yürüyüshüme) ve tekrar deyneklerime - gözler fildir fildir... e, ben de onun o sheker halini süzüodum tabe, icime ceke ceke (cocukcazi bozmayayim diye elimden geldigi kadar ciddi durmaya calishiodum ama yakalayip mincik mincik minciklamamak icin kendimi tutmamin artik bi ishkence haline geldigi anlar da olmadi degil hane )...

    yine bi seferinde, ben kaplumbaga hiziyla basamaklari inerken o da annesiyle iniodu üst kattan... kadin selam verip solladi beni... bizimki iyice yavashladi, süzmeye bashladi gene ince ince... durdum, beni gecmesini teklif ettim... kafasini iki yana sallayarak gecmek istemedigini belli etti... benimle ayni basamaga geldi, biraz zorlanarak da olsa yanyana devam ettik inmeye... "shimdi bishiler olucak ama du bakalim nolucak" diye geciriodum ki icimden; bi hamleyle önüme atlayiverdi - yolumu kesti, minik eshkiya ...

    gözlerini kocaman kocaman ayirarak, "bilio musun, felix'in de böyle yürüme deynekleri var ama seninkiler kadar güzel degil" dedi... "niye ki, onunkiler nasil ki?" diye sordum... "sadece mavi - seninkiler gibi rengarenk degil" dedi... "hmm, evet, ben de cok begeniorum deyneklerimi" diye hava attim biraz... "bunlar kizlar icin mi ki?" diye sordu... "sanmiorum, oglanlar da kullanabilir bence - neden kullanamasin ki?!" dedim ve koyu bi muabbetin yolunu tuttuk ... öyle ki, bi müddet sonra ayakta durmaktan yoruldum, basamaklara oturup devam ettik konushmaya... annesi sabirla beklio ashagida...

    felix'in kim oldugunu sordum, gittigi anaokulunda kendi gurubunda bi cocuk oldugunu ve ayni zamanda da en iyi arkadashi oldugunu ögrendim... ayrica, bashka bi arkadashinin da tekerlekli sandalyesi oldugunu anlatti heyecanla ... benim de arabamin bagajinda bulundurdugum ve ihtiyac duydugumda ya da canim istediginde cikartip kullandigim bi tekerlekli sandalyemin oldugunu ve istiosa bashka bi firsatta cikartip ona gösterebilicemi söyledigimde yüzündeki ifade, yeni bi dost kazandigim hissini uyandirdi icimde ...


    konushmamizin gidishatina en ufak bi burun sokma girishiminde bulunmadan, hem oglunu gözden tamamen kacirmicak hem de tatli sohbetimize saygiyi koricak bi mesafede sabirla beklemesinden dolayi kendisini takdir ettigim (eh, ilk defa karshilashiodum - ya dogru düzgün konushma firsati bile vermeden, kendi kafasindaki sacmaliklarla bilir bilmez konusharak cocugunu bilgilendirmeye calishan ya da cocugunun verdigi "rahatsizliktan" dolayi mahcup bi shekilde özür dileyerek uzaklashan velilere alishiktim daha cok ) annesiyle daha sonralari konushma firsati buldum...

    ayaginin dibinde bircok anaokulu bulunmasina ragmen gayet uzakta sayilan ve (bedensel\zihinsel) sakat, saglam ve farkli uyruklu cocuklarin da bulunmasina özen gösteren, "rengarenk" bi anaokulunu secmish ogluna... ve anladigim kadariyla, koca kalpliliginden dolayi sakat cocuklarin topluma dahil edilmesini, kaynashtirilmasini - kisacasi, shu meshur entegrasyon safsatasini - desteklemek icin falan degil, kendi oglu icin - malesef - biraz az bulunan cok güzel bi shans oldugunu düshündügü icin secmish o anaokulunu... eh, niye sakliym; sevdim o kadinin egoistligini ...


    ***
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: aslı dincman Mesajı Gör
    Madem öyle, engellilerin kullandıkları araç-gereci de, en azından zihinsel ve ruhsal açıdan, herkesin kullanımına açmak gerektiğini düşünüyorum.
    erkek arkadashimin minik kizi (bu yil okula bashlicak) benimle tanishtigindan bu yana noel bayramlarinda kendisi icin tekerlekli sandalye istiomush noel babadan ...

  12. #27
    Üye
    SakatDevletOlursa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    02.05-2012
    Son Giriş
    26.05-2012
    Saat
    21:12
    Yaşadığı Yer
    yeryuzu
    Mesaj
    13
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Kapali toplumlarda, tartismayan toplumlarda, sistemin cocuklarin beyinlerini yanlizca milliyetcilik, suculuk, buculuk diye anlamsiz, ici bos kavramlarla doldurdugu, bireyin degil devletin kutsandigi Turkiye gibi ulke cocuklarinin, oyle cekingen yaklasmalari cok normal.

    Halbuki hayatin kendi gercekleri, toplumun gercek sorunlari ulke cocuklarina anlatilsa, okutulsa daha yararli olacak. Fillerin tepismeleri yeni yeni duruldu, cimler artik daha hizli buyuyebilecek, gelisebilecek, canlanabilecek bu ulkede.

  13. #28
    Üye
    iskenderun Avatarı

    Üyelik Tarihi
    06.11-2004
    Son Giriş
    29.10-2017
    Saat
    23:59
    Yaşadığı Yer
    iskenderun
    Mesaj
    58
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Genelde "bana uçak çarptı" ya da "üstümden denizaltı geçti" diyorum. Sonra da karşılıklı gülüyoruz




Sayfa 2 / 2 İlkİlk 12

Başlığın Etiketleri