Sayfa 2 / 2 İlkİlk 12
Toplam 23 mesajın 16-23 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    gadjodilo Avatarı

    Üyelik Tarihi
    26.04-2006
    Son Giriş
    30.11-2017
    Saat
    09:48
    Yaşadığı Yer
    uruguay/santa maria
    Mesaj
    154
    Alınan Beğeniler
    5
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    taaa en başında bu konunun programa katılan kişilerin algınış biçimiyle alakalı olduğunu, onların tavır ve hareketlerinden bağımsız olarak sağlıklı insanların sakat insanlara bakış açısını irdelemek amacıyla açıldığını belirtmek için "programa katılan kişilreri tanımam" diye bir not düşmüştüm. Ama biliyordum ki yanlış anlaşılmanın sınırlarını zorlayacak bir noktada düşüncelerimi ifade ettiğim için sevgili serkan yazdıklarına çokta şaşırmadım. ama dikkat edersen yazdıklarımın hiçbirinde oradakilerin şu tavırlarından dolayı insanlarda şunu düşünüp, şöyle algılıyorlar tadında bir tek cümle bulamazsın. herneyse...

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: serkanerol
    Çünkü kerim ve selim Altınok ve benim yaptıklarım birçok kişinin engelli olmamasına rağmen başaramadığı şeylerdir. Gadjo başta demişin ben onları tanımıyorum. Keşke bunları yazana kadar en azından bu sitede üye olan beni tanımak için uğraş verseydin akıl edebilseydin..
    mesele birşeyleri başarmış olmak deildi. mesele sakat ve engelli insanlarında farklılıklarından kaynaklanan ihtiyaçlarının sakatlığı/engeli olmayan insanların gereksinimleri kadar önemli/değerli/gerekli görülerek herkesin kendi hayatında belirlediği amaçlarına ulaşması anlamında fırsat eşitliğini sağlayacak koşulların oluşturulması gereğiydi. sizleri geç tanıdım. geçte olsa güzel oldu programı da zaten hasta olduğum için tamamen izlemedim. yoksa emin ol izlerdim.

    anladım ki büyülü baloncuklara toplu iğne batırılmaz....

    saygıyla kalın.....

  2. #17
    Üye
    ddm_76 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    02.10-2006
    Son Giriş
    06.01-2011
    Saat
    12:24
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    127
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    O PROGRAMA CIKANLARDA ZATEN BASARILI İSİMLER OLDUKLARI İÇİN CIKTILAR..
    SADECE SAKATLIKLARIYLA O PROGRAMDA BULUNMADILAR...

  3. #18
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Şimdi şöyle bir akıl yürütelim. Okan nın programına birkaç kadın çıkarılmış. bunlar mesleklerinde başarılı olsunlar. Okan, bir kadın olmanın başarılı olmaya engel olmayacağını söyleyen bir kadının sözleri karşısında duygulansın ve gidip onu alnından öpsün.

    Bir diğer kadın yine üstün başarıyla üniversite bitirsin ve yine aynı başarıları nedeniyle doktoraya kabul eidlsin. Ayrıca bunları yaparken bazı enstrumanlar çalıyor olsun ve iyi santranç oynasın. Okan da bu duruma "e yuh be kardeşim"! gibi bir tepki vererek hayranlığını belirtsin.

    Şimdi bunların kadın olmakla ne alakası var diye kadınlarımız bir durup düşünmezler mi? Ya da kadınların bu başarılarıyla teşhir edilmeleri aslında bir başka beklentinin yani "kadın olmanın bizzat kendisinin bu başarıları elde etmekte engel olduğu düşüncesinin" bir dışavurumu olarak algılanmaz mı? Tabiki nasıl ki sadece kadın olmak bu başarıları elde ettiğiniz için kutlama sebebi olamaz ise, bizim istediğimiz de medyada engellilerin engelli olmak ile başarılı olmanın yanyana gelişinde takdir edilecek bir durum görmemeleridir. Çünkü aslında sanıldığı gibi bu yaklaşım engeli olan diğer kişileri yada sağlam insanları engellilerin isterseler ne kadar da başarılı olabileceklerine yönelik bir farkındalık sağlıyor mu orası meçhul.

    Neden meçhul? çünkü bu tür programlarla belkide engellilerin başaramayan ve bu başaramama hali doğal bireyler olduğu intibası uyandırılıyor. Öyle ya eğer içlerinden biri mesela üniveristede başarılı oldu diye haber yapılıyorsa demekki bu sıradışı bir durumdur. Bu kişinin bu başarıyı elde etmesi bu sıradışılığı aşmasıyla mümkün olmuştur ve işte kutlanması gereken de budur...İşte bu anlayış gizil bir ötekileştirmenin kapısını açıyor sanırım. Burada itiraz edilecek pek bir şey yok aslında. Çünkü nasıl ki bir kadını örneğin üniversite bitirdi diye kutlamakda bir gizil ötekileştirme varsa ve bu düşünce ekranlardan izleyenlere "bakın bu insanlar normalde yapamayacakları bir şey yapmışlar" demek anlamına geliyor ise aynı şey engelliler için de geçerli. Ve bu anlayış bize gerçekte hizmet idiyor mu bilemiyoruz.

    Mesela "bu programda sakatlık ana tema değildi" biz oraya eğlenmeye gittik gibi bir cümleyi inandırıcı bulmuyorum. Zira o kör kardeşler ne zaman tv ye çıksalar körlüklerine rağmen başardıklarıyla ön plana çıkıyorlar. Ve aynı şey o programda Serkan arkadaşımız için de geçerliydi. Bu ülkede benzer şeyleri yapan milyonlarca insan oraya "eğlenmek" için çağrılmıyor ama sizler çağrılıyorsanız bunun sebebi engelinizden bağımsız olarak düşünülemez. Orada okan da sizler de samimi bir şey yapmaya çalışmışsınız. Buna kimsenin itirazı yok. Lütfen olayı bir saldırı gibi algılamayın. Burada yapılan bir eleştiridir ve eleştiriler bizleri en doğruyu bulmaya itecek yegane silahımızdır.

    Devamla şahsi görüşüm buradaki eleştirilerin bir yanıyla haklı olduğu yönündedir. Zira ben de benzer programlara bir kaç kez çağrılmış ancak özellikle reddetmiştim. Reddetme sebebim hep aynıydı. Yaptığım şeylerin televizyona çıkıp insanların zamanını alacak denli önemli şeyler olduğuna inanmıyordum. Hatta engelli olmama rağmen bunları yapmış olmak da bu gerçeği değiştirmiyordu. Kendi adıma bir gün bir tv programında engelliliğime hiç ama hiç vurgu yapmadan eğitimini aldığım ya da donanımlı olduğum bir konuda insanlara gerekli bilgileri aktarmak isterim. Bir düşünün o kör arkadaşlar bir hukuk programına çıksalar ve hiç kimse onlara körlükleri hakkında bir şey sorma ihtiyacı duymadan sadece hukukla ilgili sorunlar hakkında konusup insanlara yardımcı olarak programdan ayrılsalar. Gerçekten bugüne kadar böyle bir şeyi ekranlarda ya görmedim ya da gördüysem bile hatırlamıyorum.

    Buraya kadar işin olması gereken yönüydü. Ancak yeterli değil. çünkü doğruyu konuşurken gerçeği gözardı edemeyiz. Peki bu ülke acaba bizim burada dile getirdiğimiz doğrulara hazır mı? Yani bizler engelliliği topluma anlatırken medyayı bu arkadaşlarımızın yaptığı şekilde de kullanamaz mıyız? Bu tür aktiviteler bizim gerçekten istediğimiz ve yukarıda bahsettiğim sunuş şekillerine giden yolda bir atlama taşı olabilir mi? Bence soru budur. Yani medyada bu şekilde sunulmak bizi bir sonraki ideal sunuşa götürür mü yoksa bunu engelleyici bir katalizör güç mü olur???Cevaplanması gereken soru budur.

  4. #19
    Üye
    kardelen39 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.02-2005
    Son Giriş
    02.12-2008
    Saat
    14:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    114
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ben Makine programını izlemem. Ama sitede Serkan Erol’un iletisini gördüm. İzlemeye karar verdim. Televizyonu açtığımda program başlamıştı. Fakat sonuna kadar izlemeye dayanamadım. Boğdu beni program. İnsanların espri anlayışına hayran olmamak olanaksızdı. Ne kadar da gülmeye hazırdık. “Espri kavramının içini de boşalttık ya! Helal olsun bize “ dedim kendi kendime.

    Ben İletişim Fakültesi’nde okudum. Bizlere eğlence programları ile ilgili şunlar öğretilir. Eğlence programlarında mizahi bir biçem olmalıdır. Ama bu biçem insanlarda hoşlanma duygusu yaratmalıdır. O öğeleri içermelidir. Sonra da insanın yaşamı algılanmasında estetik duygular geliştirmelidir. Bu anlamdaki her şey eğlence programıdır.

    Ben ise bu programı izlerken bırakın estetik olarak haz almayı içimin kirlendiğini duyumsadım. Terler bastı beni.

    Gelelim işin sakatlar ile ilgili bölümüne.

    Bu programda sakatlarla ilgili olarak kahramanlaştırıcı, egzotik, duygusal öğeler kullanılmış mıdır? Bence, evet.

    Ama bunları irdelerken yalnızca medyada sakatların nasıl temsil edildiğine bakmamak gerekir. Bugün, medya tekellerin elindedir. Bu tekeller aynı zamanda ülkenin ekonomik ve siyasi erklerini de ellerinde bulundurmaktadır. Amaç, yalnızca ticarettir. Televizyonun bilgi aktarma görevi bir kenara itilmekte, “halkın zevki” diye halka ucuz programlar sunulmaktadır. Kolaya kaçan programlar insanları uyutmaktadır. Sistem, ağ gibi bizleri kuşatmaktadır. Bunu bilirsek, sakatlarında niçin gerçekçi temsil edilmediğini anlarız.

    "Sakatlar her şeyi başarabilir. Bay X sakattır. Öyleyse, Bay X’de her şeyi başarabilir. “

    Burada insanı yüceltiyoruz. Birey, her şeydir. Yeryüzü bir uygulama alanıdır. İnsan isterse, her şeyi başarabilir. Bu çok klasik bir hümanizm anlayışı. Ayrıca da çok mistik. Şimdi! Siz o insanın yaşaması için gereken alt yapıyı oluşturmayın. Sonra da başarılı olacaksın deyin. Buna gülerler.

    Şefkatle tepeden bakmak ne demek? Şefkatin sözcük anlamı şu. Acıyarak ve koruyarak sevecenlik göstermek. Tepeden bakmak ise apaçık belli. Küçümsemek… Hem seveceksin. Hem de küçümseyeceksin. Aynı nitelik, aynı zamanda, aynı özneye, aynı bakımdan hem ait olması, hem de olmaması olanaklı mı? Öyleyse, sergilenen ikiyüzlülüktür.

    Şimdi gelelim egzotik temsil biçimine. Thomson’u tanımıyorum. Neden böyle bir şey söylemiş olabilir diye düşünüyorum. Burada kastettiği birbirimizi kategorize ettiğimizden dolayı bir yabancılaşmadan mı söz ediyor? Yoksa ben ile ötekinin ilişkisinden mi? “Ben”e ne katarsak biz oluruz? Ya da öteki oluruz?

    İnsanlar yavaş yavaş doğadan ayrılınca, işbölümü ve mülkiyet yüzünden oymak birliği zamanla bozuldu. Böylece bireyle dış dünya da bozulmuş oldu. Yöntemli işbölümüne geçilince yabancılaşma artmaya başladı. Dolayısıyla yabancılaşmaya mistik bir anlam yüklemiyorum. Demek ki, yabancılaşma ile emek arasında doğrudan bir ilişki vardır. Bu ilişki ortadan kalkmadıkça ben ile öteki arasındaki ayrım hep olacaktır.

    Gerçekçi temsil biçimi derken Thomson’un tam olarak ne demek istediğini bilmiyorum tabii ki.

    Bana göre gerçek, nesnel gerçekliktir. Nasıl bir dünyada yaşıyoruz? Sakatlar bu dünyanın neresindedir? Kim bu insanlar? Ne yaparlar? Ne içerler? Ne giyerler? Nasıl yaşarlar? Sorunları nelerdir?

    Demek ki, öncelikle insanlara ulaşmak için kitlenin bizleri tanıması gerekiyor. Verilecek bildirimde var olan yapıyı değiştirmek, istediğimiz yeni bir yöne yönelmemiz, var olan kalıplardan, tutumlardan, dürtülerden kurtulma belli başlı öğeler olmalıdır. Çünkü, televizyon en etkili değişim aracıdır.

    Ben medya içinde ilkeli programcılar tanıyorum. Ama maalesef, program yapımcılarının elleri kolları bağlıdır. Çünkü, programcı o yayın kurumunun üstlendiği görüşler çerçevesinde hareket etmek zorunda kalmaktadır. Bir de "rating canavarı " tabii ki!!!

    Bu anlamda televizyondaki bu tip programlar gerçekliği örtmek için bir araçtır. Siz uyuyun da… Nasıl uyursanız uyuyun… Çünkü oyuncak onların elinde!

  5. #20
    Üye
    semra çetindağ Avatarı

    Gerçek Adı
    Semra
    Üyelik Tarihi
    01.02-2005
    Son Giriş
    06.09-2012
    Saat
    00:17
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    188
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ya arkadaşlar bende nafiyeye katılıyorum bu bir eğlence proğramı konuyu abartmayın sadece eğlendiler ,bende eğlendim eğlence anlayışları farklı olabilir insanların ,ben serkan'a canlı yayında bağlanıp abidik gubidik insanlara Türkiye seninle guru duyuyo deniyo serkancım bende seninle gurur duyuyorum aynı sitede olmaktan onur duyuyorum demek isterdim aramaya utandım hiç öle bağlanıp bişiler demedim yaşantımda tv lerde bide deseydim bana neler derdiniz kimbilirrrrrrrrrrrrr :lol:

  6. #21
    Üye
    A_GEYiK Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.04-2006
    Son Giriş
    14.12-2017
    Saat
    16:16
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    1.507
    Alınan Beğeniler
    30
    Verilen Beğeniler
    30
    Blog Mesajları
    20

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yıllardır programın sıkı bir takipçisi ve hiç bir yayınını kaçırmadan sonuna kadar izleyen biri olarak, programı hiç izlememiş ya da arada bir göz atıp önyargıyla eleştirenlere bir şeyler belirtmek istiyorum.

    Makina, eğlenceli olan fakat eğlence programı olmayan bir yapımdır. Programda, medya dünyasından ve çeşitli sanat dallarından çok yönlü konuklarla birlikte, bilim, müzik, sinema, akademi, popüler kültürün, kalite, eğlence ve izlenebilirliğin bir arada sunulduğu alternatif bir yayındır. 2005 yılında Hakkı Devrim’in yayına katılmasıyla izleyicisine Türkçe ile ilgili önemli bilgiler verilmektedir. Okan, konuklarının magazinsel yönüyle hiç ilgilenmeyip sadece yaptıkları işi ön plana çıkartmaktadır. Sosyal sorumluluk gereği üç hafta üst üste küresel ısınmayı konu edinip izleyicisine önemli mesajlar vermiştir. Yeri gelir siyaset konuşulur, küresel ısınma konuşulur, izleyicisini, yaptığı tanıtımlarla kitap okumaya, sinema ve tiyatroya gitmeye teşvik eder. Reyting kaygısı olmayan ender programlar arasındadır. Makine, bakmak için değil bilgisini ve kültürünü genişletmek isteyenlerin izleyeceği bir programdır.

    Gelelim konumuza; Lord Northcliffe’in meşhur sözü vardır: “Bir köpek, bir adamı ısırırsa bu bir haber değildir; fakat bir adam bir köpeği ısırırsa bu bir haberdir.” Farkındaysanız biz engelliler sürekli köpek ısırmaktayız. Bülent’in bir sözü vardı, yukarıdaki yazısında da biraz bahsetmiş. “Engellilerin kahramanlaştırılmaya değil sıradanlaştırılmaya ihtiyacı var.” Her halde bu konuyu fazla açmama gerek yok.

    Pegasus’un şu sözlerine katılıyorum.

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Pegasus
    Kendi adıma bir gün bir tv programında engelliliğime hiç ama hiç vurgu yapmadan eğitimini aldığım ya da donanımlı olduğum bir konuda insanlara gerekli bilgileri aktarmak isterim. Bir düşünün o kör arkadaşlar bir hukuk programına çıksalar ve hiç kimse onlara körlükleri hakkında bir şey sorma ihtiyacı duymadan sadece hukukla ilgili sorunlar hakkında konusup insanlara yardımcı olarak programdan ayrılsalar. Gerçekten bugüne kadar böyle bir şeyi ekranlarda ya görmedim ya da gördüysem bile hatırlamıyorum.
    Şu an benim aklıma gelen bir tek Edip Akbayram var. Akbayram, çocuk felci geçirmiştir. Ben bunu yıllar sonra öğrendim. Medyada sadece sanatıyla gündeme gelmiştir. Engelli olduğunun ekranlara yansıdığını hatırlamıyorum.

    Programda, Selim Altınok şöyle bir ifade kullandı. “Biz burada engelliler adına değil, Selim, Kerim ve Serkan adına bulunmaktayız.” Serkan da oradaki tüm konukları ve Okan’ı el ele tutturarak şu mesajı vermiştir. “Hepimiz, önce insanız.”

    Bir engellinin, yaptığı hareketleri, davranışları, başarıları ya da başarısızlıkları diğer engellileri bağlamamalı.

  7. #22
    Üye
    semra çetindağ Avatarı

    Gerçek Adı
    Semra
    Üyelik Tarihi
    01.02-2005
    Son Giriş
    06.09-2012
    Saat
    00:17
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    188
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Tam bi yazma tembeliyim A_Geyik valla aynen katılıyorum içimden geçenleri yazmışsın , bizim evde geç saatte yatılmasına izin verilen tek proğram televizyon çocuğundan beri izleriz iki kızımda okanl'a büyüdü sanatı anlatan hemde gerçek sanatla yapayı aynı anda veren bi adam severim kendisini ...

  8. #23
    Üye
    alp_alp Avatarı

    Gerçek Adı
    Alper
    Üyelik Tarihi
    11.12-2004
    Son Giriş
    22.04-2015
    Saat
    00:15
    Yaşadığı Yer
    Balıkesir
    Mesaj
    120
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Bende olaylara bıraz daha objektif bakmak istiyorum. O günkü Okan Bayülgenin
    Makina programını seyrettim genelde zaten o programı konukların bolluğu açısından seyretmeye çalışırım fakat Okan Bayülgenin programının formatı gereği olduğunu düşünerek üslubunu da eleştirmem.

    Konukları bu hayatta engellerini ön plana çıkarmadan başarıyı yakalamış 3 arkadaşımızdı. Sadece Serkan Erol arkadaşımızı bu siteden tanıyor olamam diğer arkadaşları da basından bir kaç kere denk gelmem sayesinde tanıyordum. Herkes gibi bende çok büyük mutlulukla dinledim anlattıklarını NEDEN Mİ?

    Belki insanlar bu programdan sonra kendi kendilerine bir çok ders çıkarmışlardır Kendi adıma şöyle düşündüm keşke bu tür başarılı olmuş bir çok engelli arkadaşımız programlara çıksa da bırakın sağlıklı bireylerin ders almalarını benim gibi engelli olup daha çok şeyler başarmak isteyen insanlara bu tarz yayınlar ders olsun her şeyi başarabileceğimizi göstersin engelimizin kimseye yük olmadığını, istersek her şeyi başarabileceğimizi bu tür somut örnekler ile görebilsinler...

    Arkadaşlar ne olur bu tür şeyler kolay değil birçok engelli arkadaşımız belki bu programdan sonra "BEN DE YAPABİLİRİM" cümlesini geçirdi kafasından ve yol almaya başladı. Ben şahsım adına bu arkadaşları tebrik ediyorum ve bu tür programlara çıkacak arkadaşların da çoğalmasını ümit ediyorum




Sayfa 2 / 2 İlkİlk 12