Sayfa 4 / 4 İlkİlk 1234
Toplam 48 mesajın 46-48 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #46
    Üye
    asabi cadı Avatarı

    Üyelik Tarihi
    06.10-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    gulag takımadaları
    Mesaj
    1.588
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    "nasıl"

    bu "nasıl"ın engellerine bakalım isterseniz. buraya kadar konulanları sıralarsak:

    - "nasıl"ı besleyecek, güçlendirecek, en azından zeminini hazırlayacak alanlarımız yok. (demokrasi kültürü; günlük yapıp etmeler içerisinde, karşılaşılan sorunları çözme bilinci, sorunları kabul etmek yerine üstüne gitme, sorgulama, analiz etme, karşı tepki geliştirme ve bu tepkiyi örgütlü yapma geleneği...)

    - "nasıl"ı besleyecek, bir üretim anlayışı zincirimiz yok. üretilen ile üreten arasındaki inanılmaz kopukluk (bir başka deyişle yabancılaşma düzeyi), üstbilinçte sorunun kaynağını açık şekilde gizliyor ve "nasıl sorusunun" varlığı örtükleşiyor, sönümleniyor. bu durum, "nasıl"ın beslenmesini yokediyor.

    kısaca, "nasıl"ın beslenememesi, bu sorunun önemini bir yandan daha da artırırken, bir yandan da aynı "beslenememe" bu sorunu önemsizleştiriyor, sıradanlaştırıyor ve "yok sayılması" ile "var oluşu" arasında ters bir dengesizliği gündeme getiriyor.

    zaten, günlük yaşamın sürdürüldüğü alanlar içerisinde ve hızında sürüklenişleri de üstüne eklediğinizde, "nasıl"ın kaybolması, yitikleşmesi çok ama çok normal hale geliyor.

    canetti'nin "körleşme" isimli bir romanı vardır. (bazı kavramları bu romandan kullanacağım için, kitabın adını anıyorum) romanın kahramanı bir öğretim üyesidir. hayatı, kurduğu tüm dünya üç temelin üzerine oturur: kitapları, okul ve hizmetçisi... canetti bu üçlemenin doğurduğu zihinsel yapıya "kafadaki dünya" der. kafadaki dünya, sistematikleştirilerek oturulan bu sırça köşkte oluşmuş, tüm yönleriyle belirlenmiştir.
    birgün herşey altüst olur, okuldan atılır, işsiz kalır, dolayısıyla yaşamını maddi anlamda sürdürme telaşı gündeme gelir. romanın kahramanı artık dışarıdadır: "dünyadaki kafa"sı, daha önce varolan "kafadaki dünya" ile yoğun bir çatışma içerisine girer.

    varmak istediğim yer şurası.
    bizler, genellikle "kafadaki dünya" ile düşünup, eylerken; günlük hayatımızı sürdürürken kullandığımız kültürel beslenme kaynaklarını çok yoğun kullanırız. (pedagoglar ne demek istediğimi çok iyi anlayacaklardır. 6-13 yaş gurubunun somut ve soyut kavramlara bakış açılarının değerlendirilmesi)

    üstelik tam bir lüks içerisinde yaşıyoruz, çünkü "kafadaki dünya"mızın beslendiği bir sırça köşkümüz yok: tabiri caiz ise, öbek öbek kurulu gecekondularımız var. kafamızdaki dünya ile dünyadaki kafamız arasında ise tam olarak uçurumlar bulunuyor. bu noktada, işte tam da bu noktada "çuvallamaya" başlıyoruz. "zihniyet" dediğim tam da buna benzer.

    dünyadaki kafa'nın nesnelerle, varolan realiteyle, her türlü olguyla ilişkisi somut veriler üstüne kuruludur. oysa, kültürel yapımız, yetiştirilme tarzlarımız, zihinsel üretim kaynaklarımız, "somut verilerin" incelenmesiyle beslenmek yerine, "somut verileri" bakış açımız içerisinde eritmeyi yeğler. canetti'nin roman kahramanı gibi, dünyada, "kafadaki dünya" ile dolanıp durmaya başlarız. bu durumun bir gerginlik ve çatışma yaratması kaçınılmazdır.

    gerginlik ve çatışmadan kurtulmak için kafamızdaki dünya, dünyadaki kafamızı dönüştürür, algılarını değiştirir.

    bir anda, herşey "bilinir" olmaya, her sorun "anlamlandırılmış olmaya", her veri "süzgecin içinde zaten vardı"ya sürüklenir. somut alan, soyut alanın içerisinde eriyerek, farklı anlamlar yüklenmiş olarak geri dönmeye başlar. artık bakılan somut şey ile görülen somut şey AYNI değildir: ancak yeniden anlamlandırılmıştır ve kişinin hayatını kolaylaştırıcı işlevini üstlenmiştir. (çok sık duyarız: "biz belleksiz bir toplumuz" diye. doğrudur. "belleksiz" oluşumuzun nedeni, "somut" olanın, olduğu biçimiyle zihnimize yazılmamasından, içselleştirilememesinden kaynaklanır. belleğimizde, "oluş biçimi" ile yeralmaz, bizim soyutlandırılmış "içselliğimizin dışa vurumu" ile yer alır. 3 gün sonra benzer bir sorunla karşılaştığımızda, somuttaki benzerlikler uçacak, farklılaşacaktır. bu konu çok yoğun bir konudur. sık sık dile getirilen, "doğunun bilgisi, batının bilimi" ayrımları burada da kendini gösterir.)

    "nasıl"ın en önemli engellerinden bazılarını böyle sıralayabildim. kendimce...

  2. #47
    Üye
    baran sertaç Avatarı

    Gerçek Adı
    şükrü
    Üyelik Tarihi
    22.08-2004
    Son Giriş
    04.12-2017
    Saat
    14:13
    Yaşadığı Yer
    gaziantep
    Mesaj
    207
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    TÜRKİYE cumhuriyetinin %10luk daha açılırsak, dost ve akrabalrla %20 lik bi kısmını oluşturuyoruz! Şimdi bizim TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİS'de kaç tane vekilimiz var yada kaç bakanımız var???
    4.bin 5.bin kişilik bir aşiret bile bir vekil çıkarıyorsa digerini siz hesap edin...

    birde deyinmek istededigim bir konu var..

    bir iş görüşmesine gittigimizde 2 kişi alınacaksa 17 kişi geliyor bu normal!!! sorun o 17 kişinin içersinde ya 3 yada 4 gözle görülür elle tutulur sakatlıgı görünen engelli kardeşimiz var... iç hastalıgıda olabilir buda normal ama burda gerçekten hareket engelligi olan vatandaşlarımız hakkı yeniliyor??
    birlikden güç dogar gelin birleşelim güç olalım.. biz onlara degilde onlar gelsin bize???
    HAKKIMIZI ARAMAK İÇİN YİNE BİZİM GİBİ BİR BİZ GEREKLİ

    Bunun içinde benden daha bilgili ve deneyimli abilerimin ablalarımın bir çözüm bulup, bizim gibi ne yapacagını bilmeyen engelli birey ve ailelerine yol göstermelidir...

  3. #48
    Yasaklı Üye
    Çakı Dayı Avatarı

    Üyelik Tarihi
    29.01-2010
    Son Giriş
    11.02-2010
    Saat
    17:41
    Yaşadığı Yer
    balıkesir
    Mesaj
    72
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    öteki beriki onlar bunlar şunlar . bir kenara ayrılmadan taraf olunmadan nasıl bir olunacak ki eğitimsizlik sorununu çözdüğümüzü varsayarsak!

    Esnaf ve sanatkarlar odasını başka bir konuda dile getirdim.Seçim zamanları etrafında dönerler adaylar
    Ticaret odaları ayrı
    Bu açıdan bakılıp bir olunulursa öyle atan tutana dalkavukluk edileceğine ,seçilenin etrafında koşulacağına

    koşulan olmazmısınız?




Sayfa 4 / 4 İlkİlk 1234