Sayfa 6 / 6 İlkİlk ... 23456
Toplam 87 mesajın 76-87 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #76
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Bazı noktaların altını vurgulamak zorunda kalıyorum sık sık kusuruma bakmayın..

    -Sistem/İktidar tarafından ezilen gurupların (sınıfların) şiddete maruz kalmasını elbet istemem. Böyle bir şiddetin varlığını kabul ediyorum. Tarih denen olgunun sınıfların mücadelesi olduğu fikrine yakın bir insanım.. Hatta şu günlerde Ülkemizde uygulanan politikaların barbar kapitalizmin faşist dönemlerine denk geldiği görüşündeyim. Bu sisteme karşı mücadele edilmelidir.. Bu mücadele içine sistem/iktidar tarafından sömürülen, baskı altında tutulan ve şiddete maruz kalan tüm kesimler katılmalıdır.. Biz engellilerin yeri de bu mücadeleye katılan insanların yanı olmalıdır..

    Ancaaaaaaaaakkkk.. Bizim bir yönümüz daha var onlardan ayrı şiddet gördüğümüz.. Onlar bunu görmüyor, ses çıkarmıyor.. Şimdiye kadar ses çıkarmadılar.. Bunu sorun olarak görmediler.. Yani en açık deyişle, toplumun bize karşı işlenen şiddete ses çıkarmadığına inanıyorum.. Yani bu toplum, iktidarın/sistemin engellilere karşı işlenen suça, şiddete karşı çıkmayı bırak, ortaklık ediyor.. İşçi ve memur sendikaları, köylü ve esnaf örgütlenmesini sağlayan odalar, meslek örgütlenmeleri ve sivil toplum kuruluşları kendilerini tehdit eden şeylerin içinde, sakatların bu yaratılan sistemde nefes alamadığını görmüyorlar, dile getirmiyorlar..Kurulan sistemde her hakkımızın olduğunu, ancak hiçbir hakkımıza ulaşamadığımızı, bunun insanlık suçu olduğunu, şiddet olduğunu, hiçbir zaman ön plana çıkarmıyorlar.. Üç beş yuvarlak kelime ile geçiştiriyorlar.. Onlar için ücretlerin yüzde beş yukarı çıkarılması, mazotun beş kuruş daha ucuza satılması, bizlerin şehirlerde dolaşmasından, ulaşımdan yararlanmasından, sosyal, kültürel ve eğlence hayatına katılmasından daha önemli..
    Bu nasıl bir şey biliyormusunuz? Komşum açken ben yemek yiyemem denirde: Komşumu hiç suçu olmadan eve hapsettiler bende çıkmam o zaman dışarı demezler.
    İşte o yüzden suskun kardeşim; Bizim dışımızdakilere iktidar/sistem uyguluyor şiddeti..Oysa engellilere sistem/iktidar/toplum uyguluyor şiddeti. Hem de en az toplumun uyguladığı şiddet de öteki kadar acıtıcı.. Umarım bir gün bunu da tartışırız.. Kölelerin de kendi içinde şiddeti en az efendileri kadar acımasız olabiliyor..Öteki ötekileştirilenler sınıf mücadelesi veriyorsa, Bizler insanlık mücadelesi, insanlık onuru mücadelesi veriyoruz diyelim... Bizler için elzem olan onlar için elzem olandan çok fazla ve bazı yerlerde çok farklı.. Umarım bir gün birleşir.

    -İnsan olmak bir sorundur.. Bu cümle nasıl algılanır ve neler çağrıştırırsa sakat olmak sorundur aynı şeyi çağrıştırmaz.. Çünkü başındaki sakat kavramı bir niteleme, belirleme kavramı olmaktan çıkmış negatifliği anlatan bir kavrama dönüşmüştür.. Zaten sizinle tartıştığımız her konuda anlatmak istediğim budur Monalisa.. Kavramlar iletişimi bitirmiştir..
    Sakatlık kavramı bile insanlar arasında iletişimi bitirebilmektedir. Çünkü sakatlık bize göre eksik bir organı ifade ederken toplumda negatifliği ifade etmektedir.. Sakat/lar kavramının toplumdaki çağrışımları ise sanırım binlerce olabilir..

    Kişi olarak beni tanıyan kimse beni sakatlığımla nitelemez.. Fakat beni kişi olarak tanımayan toplumunun bireylerinin beni negatif olduğunu bildiğim bir kavramla nitelemesi şiddettir bence.. Sevgiler herkese.

  2. #77
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Buna kısaca "engellilik bilinci" diyebilir miyiz, Hasanım?

    Lâkin , "engellilik bilincini" henüz kendi içimizde oluşturamamışız ki, toplumun diğer kesimlerine anlatalım?
    İşin başındayız henüz..

    Sistem/iktidar ile mücadele ayrı, topluma kendini kabul ettirmek ayrı.. Çünkü; ilkine karşı muhalefeti diğeriyle birlikte yapmak ZORUNDAYIZ! Ondan ayrı düşünerek/ona karşı da aynı biçimde mücadele vererek değil!

    Hem "yanınızdayız" deyip, hem onlarla da aynı biçimde mücadele etmek biraz garip durmuyor mu?


    Artı, Afrika kökenlilerin kendilerine nigger denildiğinde dünyanın değişmesi gibi, "sakat" nitelemesinde de süper alınganlık göstereceksek "işimiz çok" demektir.. Varsın seni tanımayan "sakat" desin.. Tanıdıktan sonra değişecektir söylemi.. Ama önce TANIT kendini.. Alınganlıkla önyargılar kırılmaz!

  3. #78
    Üye
    monalisa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.04-2008
    Son Giriş
    14.01-2016
    Saat
    21:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    335
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Kavramların nesnel bir gerçekliği mi var da kavramlar iletişimi bitiriyor? Yoksa, belleğimizde sarsılmaz doğrularımız, inançlarımız var da biz o inançları değiştirmemekte mi direniyoruz?

    Kavramların ne suçu var ya! Bir insan mı? Bir özne mi? Düşüncelerimi değiştirme gücü benim elimdedir.

    İnsan, doğru inandığı bir şeye inanabildiği gibi yanlış olana da inanabilir. Önemli olan sözkonusu olguyla kurduğumuz ilişkidir. Bu ilişki ise, kişinin yüklediği anlama göre değişir.

    Öyleyse, niye farklı düşüncelerimiz iletişimi bitirsin! Tersine , bir şeyin doğru olabilmesi için yanlışın da olabilmesi gerekir. Yoksa, doğruyu nasıl bileceğiz?

    Tek, değişmez, mutlak bir doğru mu var? Ama ortak olanda buluşabiliriz diyorum.

    Sakat olmak ya da sakatlık benim kimliğim değil diyorummmm….

    Benim topal olmam benim kişiliğimi belirlemiyor diyorummmm…. Bana topal desinler… Bana körsem kör desinler… Kendimi öylece kabulleniyorum. Çünkü, gerçekten ayağım aksıyor. Ya da gözüm görmüyor… Ama sözkonusu olan benim ayağımın aksaması değil, toplumun yüklediği anlam…

    Evet, toplumda sakat olmak bir negatiflik olarak algılanıyor… Hiç kimse bunu yadsımıyor… Ben de yadsımıyorum… Nasıl yadsıyabilirim ki… Yıllarca bunun için mücadele ettim.

    Aslında Rekü ve Oturan Boğa şunu demek istiyor. Toplumun baskısı sonucu sakatlığın negatif algılanması bireyi de etkiliyor. Birey kendine toplumun gözünden bakıyor. Böylece kendi kendini değersiz olarak görmeye başlıyor. Toplumun birey üstündeki gücünü nasıl red edebiliriz?

    Belki de burada bu satırları okuyanlara vermemiz gereken en önemli mesaj bu… Kendinize toplumun gözünden bakmayın… Sizin bir ayağınızın, bir kolunuzun olmaması sizi değersiz kılmıyor. Sizin kambur, cüce olmanız sizin sevilmemeniz anlamına gelmiyor… Çünkü, toplumda var olan bir güzellik anlayışı var… O da güzellik idesinin hep göze göre belirlenmesi… Böyle bir güzellik anlayışını red ediyorum… Güzellik, insana katkı yapmaktır diyorum.

  4. #79
    Yasaklı Üye
    tekecig Avatarı

    Üyelik Tarihi
    04.12-2008
    Son Giriş
    03.01-2010
    Saat
    17:16
    Yaşadığı Yer
    Plüton
    Mesaj
    713
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sakatsan eşit haklar aramayacaksın.Ararsan kimse gözün yaşına bakmaz.

    Hiç unutamıyorum birgün babam bana ''Allah sana hak ettiğin için böyle yaptı'' dedi.

    o sözler beynimi ve kafatasımı patlatan bir kurşun gibi zihnimi paramparça etti.

    Sakatsan susup oturacaksın yapılan her haksızlığı çevrendeki yanlışları görmeyeceksin yoksa öz baban bile düşman kesiliyor.

  5. #80
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bizim derdimiz 'eşit hak' değil ki, tekecig..

    Eşitleyici hak istiyoruz biz..

    Bu ikisi farklı.. Yani "yarışa geriden başlıyoruz. Biz de aynı çizgiden başlayalım.. Böyle de devam etsin.. 'Ak koyun, kara koyun ondan sonra belli olsun' diyoruz..

    Örneğin, seçimlerde herkese bir oy hakkı verilmiş. Haklar eşit yani.. Ama engelli eleman tekerlekli sandalyesi ile rampası ve asansörü olmayan okulun üçüncü katına çıkıp oyunu kullanamıyor.. Olay bu!..

    Bütün ötekiler için bu böyle.. Yani kadını için de, çocuğu için de, yaşlısı için de, derisinin rengi kara, sarı, kırmızı olan için de vb. vb.

    E.. Ortadaki pastanın boyutları belli. Daha çok büyümüyor*.. Eleman düşünüyor: "Bu pastadan niye ben daha çok yemeyim de 'öteki' yesin.."

    Örneğin, neden üniversite mezunu sakatların(tüm ötekilerin de diyebiliriz) iş bulmakta daha bir zorlandığını, bulsalar bile terfi etmek için ağızlarıyla kuş tutmaları gerektiğini, neden bir ötekinin yüksek yerlere gelmek için mutlaka sistemin çarkına uyum sağlaması gerektiğini düşünüp, doğru cevabı bulabiliyor muyuz?

    İşte hep bu büyümeyen "pasta" yüzünden.. bkz

    Sonuçta; bütün "ötekiler" üzerinde şiddet yolu seçiliyor! Kolaylarına gidiyor bu.. Tarihteki tüm din, ırk, devlet/millet savaşları/insanlararası savaşlar hep öteki-beriki savaşıdır aslında! Kim kime üstünlük sağlarsa o beriki, yenilen öteki oluyor..

    * Aslında büyür de.. Herşeyden önce düşünce sisteminin değişmesi gerekir.. Bu da yine altyapıya/ekonomik sisteme bağlı..


    Bu durumda baban da kendine göre haklı aslında! Çünkü, binlerce yıldır "kendi kafasıyla" düşünmek, sorgulamak, tartışmak öğretilmemiş.. Hep ezberletilmiş, hep ezberletilmiş.. Böyle bir insandan sağlıklı düşünmesini bekleyemezsin.. Açıklayamadığı bir konuyu Allah'a havale etmekten başka bir şey yapamaz yani.. Onu suçlamak gereksiz.. Evrim eksikliği var..

    ***

    'Kavram'larla iletişimin ilişkisini hâlâ anlayamadım ben…

    Mona haklı "kavramların ne suçu var?" Her topluluğun içinde zamanla bir 'elit tabaka' oluşuyor! Bu da, sistem/lerin (ideolojilerin/dinlerin/yönetim biçimlerinin) daha da kastlaşmasına/kemikleşmesine kadar gidiyor.. Sonrasında kapitalist sistemin devasa eşitsizliği ile sınıflar arasındaki uçurum büyüdükçe büyüyor.. Uçurumun bir tarafındaki eleman (atıyorum) günlük ortalama 100 kelimeyle anlaşabiliyorsa, berikisi 1000 kelime konuşmayana burun kıvırıyor!.. Al sana iletişimsizlik.. 'Kavram' bunun neresinde?

  6. #81
    Yasaklı Üye
    ŞAHİN35 Avatarı

    Gerçek Adı
    MURAT
    Üyelik Tarihi
    16.08-2009
    Son Giriş
    22.01-2011
    Saat
    20:30
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    206
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    lütfen birbirimizin sorunlarını oyun oynayarakmı çözeceğiz iananamıyorum herkes oyun peşinde

  7. #82
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Anlaşıldı.. Seninle önce ayrımcılığın tanımında anlaşmamız lâzım..

    Sence nedir ayrımcılık ve pozitif ayrımcılık?

    Ben yazmıştım (neredeyse 3 yıl olmuş):
    Ayrımcılık Üzerine

    Nedir burada katılmadığın?

    "Öldüreceğim" diyorsun..

    Ülkeleri birbirinden ayıran sınırlar "ayrımcılığın sınırları"dır.. Bir ülkedeki, diğer ülkedekilere göre ötekidir! Bütün sınırlar kalktığı zaman ölmüş demektir ayrımcılık! Nasıl kaldıracan sınırları de bakayım?


    Yeryüzünde 256 çeşit din ve büyük mezhep varmış.. Ahan da
    [SPOILER=Dünya üzerindeki dinler haritası] 8xo5ud - Engellilerin uğradığı şiddetin boyutu nedir? [Tartışma] [/SPOILER]

    "Ayrımcılık öldü" dediğin zaman bu haritanın tek renk olması gerekir. Nası becerecen o işi? Merak ettim..

    Diğerlerine hiç girmeyim..


    Bizim "pozitif ayrımcılık" dediğimize sen "denklik" demişsin.. Pozitif ayrımcılık, ayrımcılığın %100 tersidir.. Ama içinde "ayrımcılık" geçiyor diye aynı safta görmek; çok çok çok yanlış bir yaklaşımdır.. Üzgünüm


    O kiwiciği daha önce de izlemiştim. Güzel bir animasyon.. Ama o, orada kas falan yapmıyor ki.. Çünkü tek başına.. Bi Allah'ın kulu yok yanında..Biz öyle miyiz ya? 8.5 milyon Türkiye'de, 800 küsur milyon da Dünya üzerinde sakat var.. Bizcileyin.. Ben 'kas yapmak'tan, hepsinin değilse bile etkili bir çoğunluğunun bilinçlenmesini + örgütlenmesini anlarım arkadaşım.. (Tabii sadece sakatlar değil bütün ötekiler!!) Yoksa "yol bulamazsan yol aç" geyiği, ya da Hz. İbrahim'i söndürmeye giden karınca kıssası beni açmaz..




    Not: "Gel de kas yap" demem bir tür ironi/kinaye idi..

  8. #83
    Yasaklı Üye
    tekecig Avatarı

    Üyelik Tarihi
    04.12-2008
    Son Giriş
    03.01-2010
    Saat
    17:16
    Yaşadığı Yer
    Plüton
    Mesaj
    713
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sn Baben ,

    Babamla yaşadığım acı olayı belirtmemedeki kastımda buydu.Pastadan dilim kapılacağı zaman kimse kimsenin gözün yaşına bakmıyor.

    Sakat bir insanın toplumda etkin bir konuma yöneleceği kanallar açılırsa.Ona avantaj sağlayacak imkanlar verilirse ,

    Bu onu aynı zamanda hedef haline getirecektir.

    Ben babamın almak üzere olduğu yanlış bir karardan vaz geçirmek için ona sebep ve sonuçlarıyla aldığı kararın bize ne kadar pahalıya patlayacağını ortaya sermek için örf ve töre içerisinde saygıyla konuştum.

    Benim babamın üzerinde bir yaptırım gücüm yoktu.Beni dinlemeye mecbur değildi.Susup yinede bildiğini okuyabilirdi.

    Ama yanlışlarını göstermiş olmamı hazmedemeyerek benim canımı yakmak için bu sözü bana söyledi.Ve nitekim ön görülerim gerçekleşti ve sıkıntıyada düştük.

    O gün aramızda başlayan çatlak her geçen gün biraz daha büyüdü..Bu gün aynı evin içinde ama iletşimi nerdeyse sıfır olan iki insan haline geldik.

    Yani engelli insan toplumdaki pozisyonunu genişletme yolunda adım attıkça karşılaşacapı muhalefet dahada sert olacaktır.

    Ve işin içine duygusal ve fiziksel şiddette girecektir.

  9. #84
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Tekecig..

    Amacımız toplumdaki o gizli duyguları açığa çıkartmak değil mi zaten? O gizli duyguların üzerine projektörleri tutarsak, toplum kendi yüzünü görecek aynada.. Kendini görecek.. Hadi biraz daha ileri gidelim, Dünya görecek..
    Özel durumuna üzüldüm. Fakat senin bu olayda başka türlü davranman yanlış olurdu.. Düşündüğünü söylememek kendine saygıyı yitirtecekti belki.. Şiddet toplumda öyle kanıksanmış ki en küçük kavgada bile en büyük taşla vuruluyor insanlar.. Babanda öyle yapmış.. İyi ki halkımızın evlerinde atom bombası yok, yoksa çoluk çocuk kavgasında bile onu kullanır halkımız..
    Fakat bu olay seni gereğinden fazla etkilemiş.. Neredeyse karşı çıkarsak, kavgaya girersek, başımız daha büyük belalara girer, rahatımız kaçar demeye getirdin işi.. Ben kendi adıma zaten rahat değilim, başım ne kadar belaya girerse de umurum olmaz.. Kavga da birkaç yumruk yemezsek kavgaya girdik sayılmaz be Tekecig..

    Ya evlerde mutosyona uğrayacağız bu gidişle, yada karşı çıkıp kavgada yok olacağız.. Ben mutosyona! uğrayıp başka bir tür olmak istemiyorum.. Bakarsın kazanırız be Tekecig.. Hem yenilmek de güzeldir.. Hatta sapına kadar yenilmek bile olsa aslolan kavgada olmaktır bence..

  10. #85
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili pasaman,

    İfade şeklinin de ahım şahım bi önemi yok burada! Aynı olaya; tdk, "ayrıcalık" demiş, OturanBoğa, "pozitif haklar" diyor, pasamanca'da "denklik enstrümanı" deniyor, Baben "Yarışa başlarken - (eksi)de olanları, 0 (sıfır) noktasına getirme çabaları.." demiş.. Vb.. Öyle gider.. Hatta en güzeli Ek$i Sözlükteki hede galiba..

    ..Bi nevi otorite denilen (kimi zaman hükümet kimi zaman toplum v.s v.s v.s v.s ne deniyorsa o işte……) denkliği gözetmek ve işlevselliğine çomak sokmamak zorundadır…
    İşte dananın kuyruğu burada kopuyor! Ayrımcılığı da yapan devlet, pozitif ayrımcılığı da (hedeyi de ) yapan devlet! Burada "noooluyoz" diyoruz.. "Birileri kafa mı buluyo bizimle?"

    Ama olayı tarihsel boyutunda inceleyince bazı şeyler daha netleşiyor.. Çünkü; devlet/otorite çooook eski.. Binlerce yıllık.. Ama bu "hede" daha bebe.. Yani devletlerin kuruluşunda böyle bir denklik, işlevsellik bıdı bıdısı yok meydanda.. Zaman içerisinde şekilleniyor. Ve yazılı hâle getirilip devletin görevi durumuna sokuluyor.

    ...O sayılanların hiç birisi ayrıcalık tanıma değil bence.Devlet burada vatandaşının yaşam hakkını muhafaza edip bu gibi şartlar ile uygun koşulları sağlamakla görevli.
    Elbette görevli! Ama ne zaman görevlenmiştir? Çağdaş devlet varlık kazandıktan, engelli bilinci ortaya atıldıktan sonra. Yani yüzyıllarca süren mücadelelerle kazanılmış bir "hak". Çok değil, devletlerin 100 yıl önceki yasalarında, bu tür maddelerin yeri olabilir miydi?

    Sen, "ayrıcalık"ı 'üstünlük' olarak ele aldığın için, kabul etmiyorsun.. Oysa onun
    ayrıcalık İng. royalty, privilege
    Herhangi bir konuda, bir kişiye ya da kişilere belirli koşullarla tanınan hak.
    BSTS / Yapım İyeliği Terimleri Sözlüğü 1971 tdk
    'Hak' anlamı da var.. Yani senin adamın da 'ayrıcalık'ı beyninde 'üstünlük' olarak algıladığı/tanımladığı için yapmış "trip"ini..

    Kimse kimseyi sevmek zorunda değil ki!Ya da benimsemek zorunda,ya da aynı olmak zorunda, ya da aynı şeyleri sevmek zorun da değilki!Ne bileyim Türk kürdü,dinli dinsizi,Allahlı Allahsızı,siyah beyazı,komünist milliyeçiyi v.s……………………….. sevmek zorunda değil ki!İnsani ve hakkani şartlara uydukları sürece hepsi denk olduğunu bilsin,yaşamsal haklar konusunda birbirlerine göre herhangi bir önceliği olmadığını bilsin,özgürlük sınırlarını bilsin ve başka sınırlara tecavüz etmesin kafi…
    Toplulukların birbirlerini sevmesi, sevmemesi, nefret etmesi falan değil ki burada söz konusu olan.. Çünkü; ayrımcılığı başlatan onlar değil, başlarındaki "otorite"dir. Bunlar; kimi zaman hakan, kimi zaman bey, ağa, kimi zaman kral, padişah ve benzerleri olmuştur.. Uzaydan inmemişlerdir! İçimizden çıkmıştır.. Senin benim gibi insanoğludur.. Ama değişik bir tane daha şapkaları vardır! "Ayrımcılık" yapacakları zaman onu takar gavatlar! Öyle de punduna getirirler ki, anlayamazsın bile.. Sonra da* ünlü "emsal mekanizması" çalışır.. "O yapıyo da ben niye yapamıyom.. Benim başım kel mi?" derler toplulukların diğer üyeleri.. Al sana ayrımcılığın katmerlisi.. (Yani topluma yayılmışı/birbirlerini 'ötekileştirme'leri.)

    Ve bunları yaparken; töre kurallarını, gelenek-göreneği, din kurallarını, ideolojileri, her türlü mevzuatı da öyle bir kullanırlar ki.. En çok da o "kor" adama.. Çünkü topluluklar "samimi" bir şekilde inanmıştır bunlara ama.. Altından neler çıkar neler.. Yani; sorgulamadan, tartışmadan yargıya varıldığında ayrımcılığın fideleri sulanıyor demektir.. Ve bu 'sorgulamanın, tartışmanın, yargılamanın' kuralları kimselere öğretilmez..

    * İlla bir sıralama şartı da yoktur..

    Hakkani şartlar dediğin hikâye.. Karşındaki, "onu senin 'Hak'kın diyor.. Benim 'Hak'kım başka türlü der"** diyor.. Ne diycen bakıyım o elemana?

    ** Burada da cinas yapayım dedim..

  11. #86
    Yasaklı Üye
    tekecig Avatarı

    Üyelik Tarihi
    04.12-2008
    Son Giriş
    03.01-2010
    Saat
    17:16
    Yaşadığı Yer
    Plüton
    Mesaj
    713
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: kuyucak Mesajı Gör
    Neredeyse karşı çıkarsak, kavgaya girersek, başımız daha büyük belalara girer, rahatımız kaçar demeye getirdin işi.. Ben kendi adıma zaten rahat değilim, başım ne kadar belaya girerse de umurum olmaz.. Kavga da birkaç yumruk yemezsek kavgaya girdik sayılmaz be Tekecig..
    Sn kuyucak ,

    Rahatı feda etmek sorun değil.Zaten fedada ettik .

    Hayat kavgasına her halukarda sürükleniyoruz .Biz istesekte istemesekte...

  12. #87
    Üye
    Ahmet Tarık Avatarı

    Üyelik Tarihi
    16.11-2009
    Son Giriş
    19.04-2010
    Saat
    16:51
    Mesaj
    34
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    İnsanların ön yargılarını değiştirmek çok zordur, önemli olan sizin kendinizi nasıl gördüğünüzdür. başkasının sizi bu hayatta nereye koyduğu değil sizin kendinizi nereye koyduğunuz önemlidir.




Sayfa 6 / 6 İlkİlk ... 23456