Sayfa 2 / 2 İlkİlk 12
Toplam 24 mesajın 16-24 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    Laus_Deo Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.03-2005
    Son Giriş
    22.08-2009
    Saat
    22:38
    Yaşadığı Yer
    Erdek
    Mesaj
    616
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: OturanBoğa
    Engelliler.Biz kurulduğundan beri kod'unda* şu tanıtım vardır: "Sakatlık (aslında farklılık) bahane edilerek önlerine engeller konup ayrımcılığa uğrayan kişilerin, ve bu ayrımcılığa ortak olmak istemeyip eşitliği savunan herkesin
    * <meta name="description" content= .. ">
    Şimdi Üç Farklı Kavramdan bahsedeceğiz sanırım.

    1- Sakat

    2-Engelli

    3- Engelliliğe ortak olmayanlar ( Bunun bir adı yok sanırım ) :shock: :roll: yok şöle de diyebiriz biz onlara ( Eşitlikçi )

    İngilazca tabiri ile ; Equality defender

  2. #17
    Üye
    Rekursion Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.12-2003
    Son Giriş
    18.03-2017
    Saat
    16:40
    Yaşadığı Yer
    Alamanya
    Mesaj
    618
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    shukufe.nin söyledikleri de kulaga hosh gelio tabe... engelliler; engellerle, hayat shartlariyla savashan insanlar/sakatlar... wow!... kahramanca... ve genel bi kabul görmüsh gibi hep savashmak beklenio zaten sakatlardan... yorulup savash(a)mayan engelliler noluo?... onlara ne dices?...

    burda, almanya.da engellilik oranim özürlü kimlik kartimda %100 ile belirtilio... düshünmedim desem yalan olur; "yaw %100 biras abartili deil mi? (daha yukarisi yok ne de olsa ) tamam, desteksiz yardimsiz yürüyemiom ama hemen her ishimi (bazilarini zorlanarak da olsa) kendim görebiliom, cogu gitmek istedigim ve gitmem gereken yerlere tek bashima gidiom" diye... ama tr.ye -özellikle de istanbul.a- geldiim zaman bu "%100" yetmio, inanin ... sakatliim zerre kadar deishmio ama engelliligim (engellenmem), en az iki misli artio, firlio yukari, bunu gönül rahatligi ile sölebilirim ... tabe tr.de kurulu bi hayatimin olmadigi, örnegin orda otomobilimin olmadigi (gerci bu da bazi uygulamalarla engellenior) falan da rol oynuyo, bunu gözardi etmiom (ama örn. cok kez gittigim iswicre.de de kurulu bi düzenim yok )... yine de rahatlikla söylebilirim ki; engelli olmak neymish, asil türkiye.ye geldiim zaman anliom, yashiom (*)... hem de savashma hevesini insanin kursaginda birakacak kadar youn yashanilabilicene inaniom türkiye de engelliligin... ve savashmayanlari "suclamak" hic mi hic gelmio icimden...

    bütün yük sakatin üstüne atilmasin etraftakiler de kipirdayip bu meselenin önemli bir parcasi oldugunu anlasin, fark etsin diye sakatlara farkli bi isim bulma ihtiyaci duyulmush...

    "behindert", "handicapped" bilindigi gibi türkcede "engelli" sözcügünün almanca ve ingilizce karshiligi... her iki dilde de pasif bi durumu/olayi anlatio sözcükler (zustandspassiv/vorgangspassiv)...
    behindern = engellemek ----> behindert = engelleme ishine ugrayan, engellenen, engellenmish...
    to handicap = engellemek ----> to be handicapped = engelleme ishine ugrayan, engellenen, engellenmish...

    yani aslinda "behindert"in tam karshiligi "engellenmish" ya da daha uygunu, rambo arkadashimizin dedigi gibi, "engellenen" olmali... ama degil... ve malesef diger dillerde de sakatlarin engellenmishlik durumunu güya anlaticak olan bu sözcüklerin o anlamda kullanildigina inanmiorum... daha cok türkcedeki "engelli" gibi kullaniliyo buralarda da... "engelli", yani engeli olan, engeli kendisinde bulunan, engelini hep yaninda tashiyan, engelinden hic ayrilmayan ... belki de bashkalarini da engelleyen ... kisacasi bütün engeller sakatliga indirgenio sanki... bütün "suc" sakatliga atilio... bi almana sorsaniz behindert (engelli) nedir, kimlerdir diye... o da büük bi ihtimalle "engellenen insanlardir" (menschen, die behindert werden) demicek, "engeli olan/engele sahip insanlardir" (menschen mit behinderung) dicektir... yani engel = sakatlik...

    sahip olduum sakatligim bana engel olmuyo diyemem... oluyo tabe... olmas mi?!... örnegin koshmama engel oluo... atliyp ziplamama engel oluo... yük tashimama engel oluo vs... ama bunlar bana "engelli" denilmesine yeter mi?... engelli söscügü bunu anlatmak icin mi kullanilmaya bashlamish?... bunlari yapamadigim icin mi sakat sözcüünden ayri bi kelimeye ihtiyac duyulmush...

    sakatligimin yüksek kaldirimlari cikmama engel olmasi mi topluma katilmami engellio? yoksa sürekli her yerde yüksek kaldirimlarla karshilashmam mi?... yüksek kaldirimlarin olmadigi yerde de engelli oluom mu?... "engelli", "behindert", "handicapped" söscükleri neye isharet etmek icin düshünülmüsh?... sakatligima mi yoksa shu kaldirimlari yüksek tutmaktaki bu inada mi, bu umursamazliga mi, bu görmezden gelmelere, bu hesaba kat(il)mamalara mi? ... eger engelli kelimesi özellikle sakatligima isharet edio, onu hatirlatmak istosa, sakat olduum icin kaldirimlari tirmanamadiimi / topluma katilamadiimi ifade ediosa "sakat" sözcüünün suyu mu cikmish?! ...

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: OturanBoğa
    Sakatlar için sakat olmak mıdır sorun, "engelli" olmak mı? Ve toplum kesik bacağı mı sorun olarak görüyor, yoksa kesik bacaklı birinin merdiven başında kalakalmasını/engellenmesini mi?
    her ikisini de sorun olarak görüodur bence toplum ama merdiven bashinda kalakalmayi doorudan sakatliima baglayip kaldigi icin pek bishi degishmio... "engelli" kelimesinin anlatmak istedigi engellenmishlik/engellenme mesaji sirf sakatliima baglandigi sürece de pek bishi deishmicek gibi ... tamam, sakatliimdan dolayi merdiven cikamiom, engel oluyo bana, kabul... ama ne zaman ki merdiven bashinda kalakalip üst katlara cikamayishimin asil önemli engeli/sebebi orda bir asansörün bulunmayishi olarak kabul eden düshünceyapisi yayginlashirsa o zaman "engelli" sözcügü amacina ulashmaya bashlar, bircok shey de olumlu yönde degishir gibi gelio bana (sakat olmam üst kata cikmama engel... asansörsüzlük de ayni derecede engel... birincisi degishtirilemio, saglam olamiom... ama ikincisi pekiala degishtirilebilir, oraya bir asansör yapilabilir ----> bu yüsdendir asansörsüzlüge asil önemli engel deyishim, yoksa sakatliimi gözardi etme, yokmush gibi davranma cabasi olarak algilanmasin gene )...

    ya uzun lafin kisasi;
    engelli ve sakat sözcügü eshit anlamda kullanilmasin, birbirine karishtirilmasin bu sözcükler... biri digerinin yerini almasin... her ikisi de kullanilmaya devam edilsin... ama mümkün olduu kadar yerinde kullanmaya dikkat etmeli... özellikle de engel = sakatlik olarak görülmesin, sinirlandirilmasin...



    (*) yazdiklarim "almanya.daki sakatlar engelli degildir" gibi algilanmasin ... engel mi yok... ohohohoooo ... "her bi tarafi" ulashilabilir hale getirmekle de engeller bitmio...

  3. #18
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: OturanBoğa

    Yani sakatlık evde, engellilik sokakta. Ev "benim" derdim, sokak "herkesin". İkisi birbirinden farklı şeylerdir. Dil de onun için 'sakat'lık'tan 'engelli'liğe dönüştü; "dışarı"yı sorun yapmak için...
    Tamam.. Orada anlaştık da.. Olay sadece "sokak"la bitse eyvallah.. Daha önce de tartışmıştık, meslekte kalifikasyon konusunda, bence en büyük problem işyerlerinde.. Yani söylediğin fiziksel eksikler, (yüksek kaldırımlar, asansörsüz binalar vb.) bir şekilde engellilere uygun hale getirilebilinir.. Ama konu, iş yaşamı olunca, çalışan sakat açısından -aşılamayacak gibi değil ama- aşılması çok çok zor!

    Genelleme yapmak istemiyorum ama, emekli olduğum iş yerinden örnek vermek zorundayım. Sanırım diğer iş yerlerinde de üç aşağı beş yukarı benzer durumlar var. Tabii istisnalar da yok değil!

    Çalıştığım dönemde, büro işlerinde çalışan bayanlarla erkekler arasında sayıca, aşağı yukarı, eşitlik olduğu halde gerekli nitelik olsa bile, bayanlar yükselemez, sorumluluk alamazlardı. Buna gerekçe olarak söylenen de: "Bayanlar evlenirler, çocukları olur, tam işte olmasına ihtiyacım olduğu zaman rapor alır vb." Tabii bu "söylenen" gerekçeydi.

    Benzer düşünce sakatlar için de vardı. (Yani benim için de Personel sayımız az olduğu için, ben ve ilkokul mezunu bir arkadaş vardık sakat kadrosunda.) "İşime yarayacağı zaman elimin altında bulamam" önyargısıyla yükselmem 'engellendi.' İşe başladığım pozisyonda emekli oldum.. Belki haklılık payı vardı. Bu payı da yaratan benim hastalığım/sakatlığım idi! Benim "önemli" demem de o yüzden yani. Hem "benim" için, hem "onlar" için önemli..

  4. #19
    Üye
    Laus_Deo Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.03-2005
    Son Giriş
    22.08-2009
    Saat
    22:38
    Yaşadığı Yer
    Erdek
    Mesaj
    616
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Rekursion ve oturan boğa ve diğer dostlarım. şimdi ben engelli olmayan bir kimse olarak doğru anlamışmıyım acaba ?

    ENGELİLİK HALİ ; Sadece sakatları ilgilendiren bir olgu değil.Yani aslında sakat'a sakat demeli ancak, kendinden kaynaklanmayan olgular yüzünden toplumda, yaşam standartlarına ( Standartlar Ülkeden Ülkeye değişebilir :wink: Alamanyada işler daha farklıdır mesela,türkiyede daha farklı eee burası türkiye ) ulaşamama durumuna engellilik hali diyeceğiz.

    Sanırım Bölee

  5. #20
    Üye
    Halil Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.11-2006
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    Bayburt
    Mesaj
    820
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Konuyla bire bir anlamda ilgisi olduğu için aşağıdaki yazıları yayınlama gereği duydum.

    Ayrımcılık ve Özürlüler

    Günümüzde özürlüler hâla sosyal dışlanmışlık ve ayrımcılıkla karşılaşmaktadırlar. Çeşitli araştırmalar özürlülerin toplum içinde ayrımcılıkla yüz yüze kalmaya devam ettiklerini göstermektedir. Kişisel ve ortak çabalar da istenilen gelişmelerin uzağında kaldığı için her gün milyonlarca özürlü ayrımcılıkla karşı karşıya kalmaktadır. Toplumun özürlülerle olan ayrımcılık problemi kaynağının, cinsiyet ve ırkçılık ayrımcılığı gibi bireysel düzeyde veya kurumsal uygulamalarla da meydana geldiği söylenebilir. Özürlülük ayrımcılığa neden değildir. Ayrımcılıkla mücadelenin amacı; eksiklikleri olan kişileri özürlü hale getiren sosyal dışlanmanın yok edilerek düzeltilmesi ve güçlendirilmesi, böylece özürlüleri sosyal politikalar ve uygulamalar açısından yetkin hale getirerek toplumsal yaşama katılmalarını ve bütünleşmelerini sağlamaktır.

    Özürlü ayrımcılığının ortadan kaldırılabilmesi için başta özürlüler olmak üzere toplumun tüm kesiminin çabası gereklidir. Bu anlamda “ülkemizde evrensel anlamda var olan ayrımcılık karşıtı hareketin içinde özürlülük olgusu bulunmaz ve bunu hiçbir özürlü örgütü de temel sorun olarak görmezse de gerçekte temel sorun budur. Toplumla bütünleşme, olumlu ayrımcılık adı verilen bu düşünce kalıplarının yok edilmesi ile sağlanır. Toplumsal tarihi incelediğimizde, biyolojik ve kültürel farklılıkların, toplumsal davranışı belirleyen düşünce kalıplarında, her zaman bir ayrımcılığı beraberinde getirmiş olduğu görülür. Ayrımcılığa karşı oluşan toplumsal hareketlerde bile, bir tür ayrımcılık ideolojisi karşımıza çıkar. Bu en tipik varlığını dilsel anlatımda bulur. Dışlama-aşağılama kavramlarının, içeriksel tanımları; ırkçılık-cinsiyetçilik ideolojilerinde keskin bir görünüme sahiptir” ( www.cagridogan.com)


    Mehmet Ergün
    Sosyal Çalışmacı
    Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı
    Özürlülük
    1992 Özürlü Ayrimciligi Yasasi’nda (Disability Discrimination Act 1992), özürlü bir kisinin, istihdam, egitim ve binalara erisim ile mal ve hizmetlerin saglanmasi gibi kamu yasaminin birçok alaninda özürlü olmayan bir kisiye göre ayrimci davranisa maruz kalmasinin yasalara aykiri oldugu belirtilmektedir. “Özürlülük” çok genis olarak tanimlanmakta ve bedensel ve ruhsal özürlülük yaninda, vücutta bir hastaliga neden olan organizmalarin varligi da dahil her türlü özürlülügü kapsamaktadir.

    Yasa ayrica, kiside su anda ve geçmiste varolan veya gelecekte olabilecek ya da olmasinin beklendigi özürlülük durumlarini da kapsamaktadir. Bundan baska, özürlülügünüz nedeniyle yararlandiginiz gereçler, yardimcilar veya egitilmis hayvanlar da yasa kapsamindadir.

    K

  6. #21
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    00:27
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.883
    Alınan Beğeniler
    940
    Verilen Beğeniler
    1.233

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Evet Rambo, ülkemizde sakatların sorunlarına ve çözüm önerilerine dair bakış maalesef hala tekerlekli sandalyecilikle malul. Hala ayrımcılık ve insan hakları temelinde bir bakış yok. Hala dünyanın gelişmiş ülkelerinde varolan Engelli Hareketi'nin çoook çok uzağındayız.
    Eksiğimiz, insan hakları ve ayrımcılık gibi kavramların henüz toplum tarafından bilinmemesi ve tabii kabul görmemesi. Biz hala bu ve benzeri kavramları "dış güçlerin dayatması" olarak algılayıp reddediyoruz. Daha doğrusu bilinç-altımızda bu var. Onun için "sakatlar ayrımcılığa uğruyor" d(iy)emediğimiz gibi, diyenler de marjinal sayılıyor

    Ancak bilinçli insanlar (herkesin) insan haklarını bilebilir ve onlar ihlal edildiğinde bunu anında kavrayıp tepki verebilir...
    - Arkadaşlar, lütfen sorularınızı özel mesajla iletmek yerine ilgili foruma yazarak cevap arayın. Böylece hem soru-cevaplardan herkes yararlanır hem de en doğru cevaba en hızlı şekilde erişmiş olursunuz.
    - Lütfen sorunuza cevap aldıktan, bir sorununuza çözüm bulduktan sonra dönüp gitmeyin. Siz de başkalarına yararlı olmak için bilgilerinizi, tecrübelerinizi, duygularınızı paylaşabilirsiniz. Unutmayın, siz nasıl yana yakıla cevap arıyorduysanız, başkaları da içine düştüğü açmazdan çıkmak için aynı hararetle sorularına cevap arıyor...

  7. #22
    Üye
    ikinci bahar Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.07-2005
    Son Giriş
    06.12-2017
    Saat
    21:55
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    443
    Alınan Beğeniler
    19
    Verilen Beğeniler
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sakatlar yenilmiş ,küçük insanlar ..
    neyin mücadelesini veriyorsunuz ki;herkesin ailesine,çevresine bir sakat birey katılana kadar hiç bir sağlıklı ,sakatlara duyarlı olmuycaktır.
    Yani bu durumda,bunlara çözüm üretebilecek kişilerin ,çok sevdikleri birilerinin sakat olmalarını bekliycez.
    ya da böyle bi teşkilat mı kursam ki diye bazen düşünüyorum.
    Kötüyüm ben napiiim..
    ne de olsa kötü şeyler hep başkalarının başına gelmiyor dimi!

  8. #23
    Üye
    adempeh Avatarı

    Üyelik Tarihi
    01.08-2008
    Son Giriş
    25.07-2014
    Saat
    15:07
    Yaşadığı Yer
    kırıkkale
    Mesaj
    121
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    evet arkadaşlar canlarım büyüklerim küçüklerim neden engel---li denince üzülür kendimizde bir eksiğimiz varmış gibi hissederiz
    ben şayet kendimi bu durumda iken şartlarımızı geniş tutamayan yasalara hükümete kızıyorum
    haklarımızın kısıtlı olması ve bir çok hakkımızı bilmemekten kaynaklanan bilgisizliğimize
    tekerlekli sandalyeli arkadaşlarımız için binalara gerekli tertibatın yapılmaması
    beni çok üzere ve daha niceleri
    sizlerinde yorumlarını bekliyorum teşekkürler :shock: :shock: :shock: :?:

  9. #24
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Sevgili Adem, geçen yıl bu konuda bişeyler yazmıştık. Sen yeni geldin.. Konuyu yeniden açmışsın.. İyi ki de açmışsın. Bazen bazı konuları iki-üç kez masaya yatırmak iyi oluyor..

    Orta ve büyük işletmeler, yeni bir yatırım/tadilat yapacakları zaman prodüktivite ve rantabilite (Türkçesi: Verimlilik ve kârlılık) analizi yaparlar. Yani getiri-götürü hesabı.. (Kuyucak neredesin? )

    Getirisi götürüsünden az oluyorsa yani zararı daha fazla oluyorsa o işlere hiç yanaşmazlar..

    Yönetici bakar; engelli çalışanlar için binasında tadilat yaptırması gerekecek, asansör yaptıracak, wc'yi düzenleyecek, servis uygulaması yoksa ona geçecek vb. vb. Sonra alacağı engelli elemana bakar. Bütün bu masraflara değer mi? Yaptığım harcamaları karşılar mı? Kısa zamanda işe uyum sağlayıp, bulunduğu birimi atağa geçirir mi? vb. vb.

    E.. Durum ortada! Sakatların genelinin (hatta sağlamların bile) eğitimsiz/donanımsız/kendini yetiştirmemiş/kendine yeni bir şey katmamış olduğu biliniyor.. Bu durumda sen olsan hangisini tercih edersin?

    Ol sebepten; dünya üzerinde engellilik bilincinin ve hareketinin ortaya çıkmasından/şekillenmesinden/başarılar kazanmasından sonra bizim 'kopyala/yapıştır'cı zihniyetimiz/hükümetlerimiz/yöneticilerimiz, o da birilerinin iteklemeleriyle, metazori olarak/gönülsüzce alıyor, bu yeni hakları vb.

    Olması gereken bu mudur?.. :?




Sayfa 2 / 2 İlkİlk 12