Sayfa 3 / 5 İlkİlk 12345 SonSon
Toplam 70 mesajın 31-45 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #31
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Peki o zaman.. En başta yapılması gereken sorgulamayı şimdi yapalım..

    Hani şu ünlü 5N1K'yı (ne, nerede, niye, nezaman, nasıl, kim) soralım..

    KİM: Çağdaş toplumlar ve biz..

    NE: Ayrımcılık oranı.. (ya da "insana saygı" oranı)

    NEREDE: Çağdaş toplumların ve bizim kendi ülkelerinde/ülkemizde.. (Coğrafya/mekân)

    NİYE: Daha yaşanılası hayat için..

    NE ZAMAN: Bugün ve 500 yıllık bir süreç.. (Tarih/zaman)

    NASIL: Evet nasıl?


    Yanıt hazır.. Hatta önceleri de verdim.. Benim mesajlarımda "Rönesans" diye aratırsanız bir kaç tane bulabilirsiniz..

  2. #32
    Üye
    neptune Avatarı

    Üyelik Tarihi
    24.04-2005
    Son Giriş
    04.07-2010
    Saat
    11:05
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    459
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    TV'ye kulak misafiri olduğum iki kısa dilimi de aklımda kaldığı kadarıyla aktarabilirim:

    Sanırım dün geceydi; Müjde Ar, annesiyle ilgili bir anısını anlattı; - yine sanırım - Şile'de kumsalda otururlarken, annesi elbisesinin altından - Müjde Ar'ın deyimi ile - oldukça usturuplu bir şekilde mayosunu giymiş, elbisesini çıkartmış. Müjde Ar, herkesin kendilerine baktığını söyleyerek annesine kızmış ve rezil olduklarından yakınmış. Annesi ise ona, "neden bakıyorlar ki, bakmasınlar, ben onlara bakmıyorum" diye cevap vermiş.

    Bugün ise bir sabah programında şöyle bir diyalog gelişti:
    ...Sakatlar Derneği Yetkilisi (ekrandaki alt yazı öyleydi):
    ".... bey beni çok etkiledi. Ona bir akülü araba veriyorum."
    (Hemen arkasından stüdyodaki konuklardan büyük bir alkış. )


    İnancımız doğrultusunda giyinmeye hakkımız olduğunu düşünüyor muyuz? Peki bir kumsalda üstsüz güneşlenenleri yargılıyor muyuz, hatta daha da ileri gidip bunun yasaklanmasını savunuyor muyuz?

    Hak değil de ayrıcalıkların nasıl elde edilebileceğini düşünüyoruz? Kaba güç? Dikkat çekmek? Acıma duygularının uyanması? TV'ye çıkmak için bir tanıdık bulmak?

    Not: İkinci hikayedeki isimleri yazmadım, zira kişiye özel bir davranışta bulunulmadı. Bu bakışta toplumsal kabulün olduğunu zaten stüdyoda kopan alkış gösterdi.

    Not2: Genel ilkeler doğrultusunda değil de, subjektif haklar, yani öznel durumlar için ayrıcalık etrafında örgütlenip hareket etmek de aslında bir tür güç uygulaması. Çoğunluğun, ya da iyi örgütlenmiş çoğunluğun, kendi istediğini karşı tarafa kabul ettirmesi. Tabii bir süre sonra karşı taraf daha güçlü hale gelebilir ya da bir başka kesim de güçlenip kaynağın kendisine aktarılmasını isteyebilir.

  3. #33
    Üye
    KUZEY Avatarı

    Üyelik Tarihi
    17.02-2005
    Son Giriş
    27.08-2017
    Saat
    11:32
    Yaşadığı Yer
    walton/ingiltere
    Mesaj
    706
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sinifsiz bir dunyada yada toplumda yasamadigimiz icin ister istemez toplumlar yada siniflar arasi celiskiler ayrimciliga tabi kilinmayi beraberinde getiriyor.

    Burjuvazi surekli ayni tempoda "demokrasi'den" insanlarin esitliginden bahseder oysa bu burjuvazinin kendisine terstir dogasinda yada politik litaraturde boyle birsey yoktur,azinligin cogunluk uzerinde var olan hegemonyasini burjuvazi temsil eder,proleteryanin varligi karsit gucleri cepheleri beraberinde getiriyor oyleyse bir celiski var bu celiski burjuvazi ile proleterya arasinda yasaniyor... sistem toplumlar arasi siniflar arasi ayrimi yapiyor ekonomik,politik,siyasal alt yapi ust yapiya yansiyor ister istemez bir kulturle sekilleniyoruz... Diyalektik olarak olaylar bir birinden bagimsiz ele alinmaz...

    Caglar boyu toplumlar birbirlerini takip etti durdu her toplum yeniyi icerisinde tasidi...
    ilkel komunal toplumlar cagindan bu yana surekli bir degisim donusum yasiyoruz,yasamis oldugumuz sistemden once var olan sistemler icinde surekli olarak celiskiyi yasadi gun geldi yeni sisteme kendisini birakti... ancak ve ancak komunal toplumda insanlar arasi ayrimcilik kalmayacaktir utopya diyenler olacaktir hersey bir utopya ile baslar

    Venezueleda chavez ayrimcilik yapti ne kadar israilli diplamat varsa sinir disi etti...

    Katrina kasirgasinda yuzbinlerce siyahi kendi kaderlerini terk edildi Amerikada hastalik, aclik, sefalet yasandi aylarca...

    Kuba'da katrina kasirgasi yasandiginda bir tek kisinin burnu kanamadi insanlar gunler oncesinden daglara tasinda esyalari kamyonlara yuklendi...

    Demek ki neymis insan temelli olan ulkeler kendi halkina ayrimcilik yapmiyormus...

    Simdi bu konu esasen cok genis bir konu,kapitalizm ayni zamanda yozlasmaninda kaynagidir... hersey normal yeterki isciler hak arama mucadelesi vermesinler her tur ahlaksizligin yayilmasina on ayak olan yine burjuvazidir. Irak'da bugunlerde gay cafeler acilmaya baslanmis oyle ya emperyalistler,kapitalistler burjuvazinin temsilcileri insan ayrimciligina karsilar onlarinda bu toplumda yasamaya haklari var !!!! Dune kadar normal olmayan seyler bugun normal... Ister istemez ayrimcilik olacaktir....

  4. #34
    Üye
    neptune Avatarı

    Üyelik Tarihi
    24.04-2005
    Son Giriş
    04.07-2010
    Saat
    11:05
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    459
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili KUZEY,

    Mesajından birşey anladıysam arap olayım.

    Ama umarım "Venseremos, venseremos" sloganlarıyla; birey vatandaş kavramının karşısında, komünal toplumları ve Küba örneğini bu kadar yücelttikten sonra, neden kapitalizm ve emperyalizmin en güçlü kalelerinden biri olan İngiltere'de yaşamayı tercih ettiğini sormamda bir sakınca yoktur.

  5. #35
    Üye
    KUZEY Avatarı

    Üyelik Tarihi
    17.02-2005
    Son Giriş
    27.08-2017
    Saat
    11:32
    Yaşadığı Yer
    walton/ingiltere
    Mesaj
    706
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Emperyalizm yonetim bicimidir. Bizim gibi yeni somurge ulkeler emperyalizme bagimlidir 1945 yilindan sonra yapilan ikili anlasmalar bagimliligi beraberinde getirdi, daha sonra marshal plani ekseninde gelisen surec ve "hibe" edilen 100 milyon dolarla birlikte surec tamamlandi. O gun bugundur emperyalistler ulkemizde.. deyim yerindeyse cirit atmaktadir,burjuvazi esitsizlik uzerine kendisini uretir.Ayrintilar mutlaka onemli ancak bazen genele bakmakta fayda var diye dusunuyorum. 1960'li yillarin Turkiyesi daha bir paylasimci en azindan toplum icin gecerli. Kapitalizm yayginlastikca yozlasmayi beraberinde getirdi, gemisini kurtarak kaptan yada benim memurum isini bilir deyimler yayginlasti mesele Her koyun kendi bacagindan asilir ne anlatir bize vur senden daha mazlum olanin kafasina al ekmegini.

    Nerede olursan ol yasam bicimin seninle birlikte gelir ve dusuncelerim ben nerede bulunursam bulunayim diyalektik olarak benimle birlikte yasar.

    Ingilterede proleterya yokmu ustelik kapitalizmin agir sanayisi buralarda bulunur bizim gibi ulkeler daha cok montaj sanayi ve hafif sanayi yaygindir.

    Politik olarak dilim farkli gelebilir herkes herseyi ayni algilayacak diye birseyde yok... Herkesin kendisine ait bir dusuncesi var kimisi bazi noktalarda anlasir kimisi karsi cikar yeter ki dusuncede kalsin kafa goz patlatmayalim

    Maden ocaginda yasanan dram patronun ne kadar insani dusundusugunun gostergesi burjuvazi cebini dusunur ister istemez ayrimcilik yapar.Avrupada yasayan Turkler hizmet sektorunde calisiyor ne kadar agir is varsa yapiyor ezilmeyse ayni sekilde eziliyor,isci emekci her yerde aynidir...

  6. #36
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ben halen kesin çözümün kim olursa olsun bakış açısının değişmesi ile alakalı olduğunu düşünüyorum...bakış açısı değişmedikçe sistem değişmez ki...sistemi değiştirmek gerek sistemi...düşünceler aydınlanmadıkça aydınlığa çıkamayız...sürü olmaktan vaz geçmedikçe başımıza gelen müstahaktır ...

    herkes bana bana derse....aklıma okuduğum bir yazı geldi özetleyeyim

    Belediye otobüsüne binen yolcular arkaya kardeşimmm binemiyoruz der...otobüsün arka kısmında bulunanlar ise yer dar diye sızlanır...diğer durakta başka yolcular bağırır arkaya gidinnn...bir önceki durakta binen ve arkaya doğru gidin diyen yolcular sıkışıyoruz yer yok diye bağırırlar....sözün kısası eşit haklar diye bağırıyorsak hakkı yenilenler içinde bağırmalıyız..sıra bize gelsin diye beklemeden...ayrım yapmadan

    sistemin değişimi Üstadım bence alt yapının değişmesi ile alakalıdır

  7. #37
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Neptün,

    Karşıdaki elemanlar da aynı mantıkla "neden soyunuyor ki, soyunmasın, biz soyunuyor muyuz?" diyebilir pekâlâ!

    Özellikle show sektöründeki kadınların, anılarını anlatırken yaşlarımız ortaya çıkmasın diye "tarih" vermemelerine bayılıyorum (!) Sanki başından dün geçmiş sanırsın! Oysa 50 yıllık bir tarih dilimi söz konusu.. Hadi "mekanı" verdi, anladık da.. Zamanı kim bulacak? Bundan 50 yıl önce mini etek bile yoktu! 50 yıl sonra mayo bile olmayacak belki de.. O dönemde yaşayanlar; "amma ayrımcılarmış, mayo dedikleri şeyleri giyiyorlarmış.. Ne gerek var ona.. derlerse ne diyeceğiz?

    Şaka bir yana mahalle baskısı kavramı böyle çıkıyor.. Lâkin bunlar daha alt dalda, ötekileştirme başlığında konuşulmalı.. Çünkü ayrımcılığı oluşturan unsurlar yok!



    Not2: Genel ilkeler doğrultusunda değil de, subjektif haklar, yani öznel durumlar için ayrıcalık etrafında örgütlenip hareket etmek de aslında bir tür güç uygulaması. Çoğunluğun, ya da iyi örgütlenmiş çoğunluğun, kendi istediğini karşı tarafa kabul ettirmesi. Tabii bir süre sonra karşı taraf daha güçlü hale gelebilir ya da bir başka kesim de güçlenip kaynağın kendisine aktarılmasını isteyebilir.
    Birçok kesim veya taraf yok ki! Sadece resmî (devlet, otorite, oligarşi, erk ne dersen de) ve sivil toplum söz konusu.. Devlet de bir örgüttür.. Güçlülük çatışması diye de bir şey olamaz.. Devletin daha güçsüz olması demek; her şeyin bitmesi demektir! (Aman sınıfsız toplumdaki devletsizlikle karıştırmayın!)

    Hak değil de ayrıcalıkların nasıl elde edilebileceğini düşünüyoruz? Kaba güç? Dikkat çekmek? Acıma duygularının uyanması? TV'ye çıkmak için bir tanıdık bulmak?
    Ayrıcalıkın çok anlamı var. Burada
    ayrıcalık İng. royalty, privilege
    Herhangi bir konuda, bir kişiye ya da kişilere belirli koşullarla tanınan hak.
    olarak kullanılmış.. İmtiyaz veya üstünlük olarak değil! "Hak değil de ayrıcalıklar" olmuyor yani!

    Şimdiye kadar ki hakların elde ediliş biçiminde bir problem yok ki!
    çeşitli ayrıcalıklar tanıyarak: İşe alımlardaki %3 kontenjanından tutun, malulen ya da erken emekliliğe kadar, toplu ulaşımda engelliye yapılan özel indirimden tutun, engellilerle ilgili tüm yasa, tüzük ve yönetmeliklerin her maddesi bu ayrıcalıkların belgelenmiş hâlidir.
    demişim..

    Çoook çeşitli elde ediliş biçimi var bu hakları elde etmenin. Durum neyi gerektiriyorsa o yapılır. Yeter ki; sapına kadar örgütlü bir güç kayağı olan devletle çata çat pazarlık yapan, onurlu bir duruşla mücadele eden örgütlü bir sivil toplumun olsun! Olmayıncaya dediğin biçimlerle ya da AB ittirmesiyle, başka ülkelerden copy-paste yapılarak hak veriliyormuş gibi yapılıyor. Biz de "hı-hı" diyoruz..

    KUZEY; Farklı bakış açın can alıcı noktalara dokunuyor.

    Öykücüm,
    Elbette.. Alt yapı belirleyici bir biçimde değişmedikçe "sistem"e değişti diyemeyiz..

  8. #38
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    peki Üstadım nasıl değişecek bu ayrımcılık sorunu?Yani çözüm noktası nedir?

  9. #39
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Dedim ya
    onurlu bir duruşla mücadele eden örgütlü bir sivil toplum
    "Haydi çocuklar örgütlenmeye"

  10. #40
    Üye
    neptune Avatarı

    Üyelik Tarihi
    24.04-2005
    Son Giriş
    04.07-2010
    Saat
    11:05
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    459
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Baben: "Neptün, Birçok kesim veya taraf yok ki! Sadece resmî (devlet, otorite, oligarşi, erk ne dersen de) ve sivil toplum söz konusu.."

    Eğer totaliter bir rejimde yaşamıyorsak, devleti yönlendiren milletin iradesi ya da onayıdır. Devlet ve millet farklı değer yargıları içinde olmaz.

    Önceki mesajlarımdaki yaya geçidinde durmayan arabalar örneğindeki gibi; bürokrasiden şikayet eden vatandaş bürokrat olunca, aynı bürokrasiyi uyguluyor; doktorların paragözlüğünden şikayet eden hasta yakını doktor olunca, aynı paragözlükte davranıyor; ya da kaynana baskısından yakınan gelin ileride aynı baskıyı kendi gelinine uyguluyor. Eğer sisteme vatandaşın onayı olmasaydı, sistem devam etmezdi. Bundan şüphen olmasın.

    Yani ayrımcılıkla mücadelede genel olarak düşülen en temel hata, aslında "tek rakibim devlet ya da bürokrasi" argümanı.

  11. #41
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    E işte.. Sen de diyorsun.. Kimse uzaydan gelmiyor ki.. İşin zorluğu da burada.. Net olarak anlatılamıyor bazı şeylerin gerekliliği.. Çoğu kişinin birden çok şapkası var..

    Ama resmi ve sivil diye bir ayrım yapılmış.. Hakları elinde bulunduran ve kullanan.. Hata falan değil ki bunun "zinciri sürükleyen ana halka" olduğunu söylemek ve düzeltmeye buradan başlamak.. Yemişim demokrasisini, totaliteresini. Sanki çok demokaaaatiğiz de.. Kâğıt üzerinde o dediklerin.. 4 yıldan 4 yıla sandığa gitmeyle demokratik mi olunurmuş..

  12. #42
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Baben Mesajı Gör
    Dedim ya


    "Haydi çocuklar örgütlenmeye"
    sistemin değişimi adına

  13. #43
    Üye
    Veritas Avatarı

    Gerçek Adı
    Doğa
    Üyelik Tarihi
    20.12-2009
    Son Giriş
    05.08-2015
    Saat
    18:04
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    3.010
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Tam da bu altyapı konusu gelmişken ben de bir iki kelam etmeyi deneyeyim. Yazılanları zevkle takip ediyorum.

    Her insan hak ve özgürlüklere anasının karnından çıktığı dakikadan itibaren sahip midir? Sahiptir. Gündelik hayat içerisinde, uygulamaya geçildiği zaman bu hak ve özgürlükler gerek yasalarla gerekse sözleşmelerle korunabiliyor mu? Hayır! Eşitlik herkese sunulmuş bir haksa, uygulamada geçerliliğini yitiriyor mu? Evet. Madem uygulamada sorun var, peki hak ve özgürlükler için verilen mücadele yasalar karşısında nasıl bir duruş sergiliyor? İğneyle kuyu kazarcasına uğraşıyor pek çokları.

    Anayasanın kanunlar önünde eşitliği düzenlediği maddesi ne diyor? Din, dil, ırk, mezhep, renk, cinsiyet, etnik köken, siyasi düşünce... Başka var mı bilemiyorum, ama ayrım gözetmemek esas mesele. Uygulanamıyor olsa da kağıt üzerinde olmasına müteşekkiriz.

    Tepelere çıktıkça, genişleyen koltukların sahibi olan statükocuların kurdukları cümleler ayrımcılığı tetiklemiyor mu sizce? Kendisi gibi olmayanı, düşünmeyeni, inanmayanı her türlü yola başvurarak tahammülsüzlüğünü belli ederek tek tip insanı yaratmaya çalışan bir erkân varsa toplumun karşısında toplumun nasıl bir tepki vermesi beklenebilir? Tahammülsüzlüğü bir öğreti gibi karşımıza koyanlar sonra çıkıp "farklılıklarımız zenginliğimizdir" şeklindeki söylemleri ile kimi kandırabilir? Bir ondan bir bundan duyduğumuz "farklılıklarımız zenginliğimizdir" tanımının tekrarı kimi kandırmak içindir? Bir diğeri de çıkıp eşcinsellik konusunda bilimsel olmayan cahilane cümleler kurup kendince bir aile tanımı yapıyor. Bir de bu konuda sorumluluk verilmiş midir kendisine? Verilmiştir.

    Ayrımcılık içeren bunca tavır, bunca söz onlarca televizyon ekranından, onlarca gazeteden milyonlarca insana ulaşıyor mu? Ulaşıyor. Farklılıklara karşı bir tepki, bir tahammülsüzlük oluşturulmuş olmuyor mu? Kimi, nasıl bir olgunluk seviyesine, anlayışlı olma haline getirebilir ki bu tür söylemler, tavırlar?

    Sonra da ayrımcılık yasasına istediğin eklemeyi yap, istediğin pozitif ayrımcılık söylemlerinde bulun; sen uygulamazsan, uygulatmazsan kime ne faydası olur ki? Sen sözüne, haline tavrına bir kulak ver, farklılıkları birer zenginlik haline getir ki "farklılıklarımız zenginliğimizdir" cümlesini temcit pilavı gibi önümüze ısıtıp ısıtıp sunma değil mi?

  14. #44
    Üye
    iremsu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    17.02-2010
    Son Giriş
    Saat
    Mesaj
    485
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    pozitif ayrımcılık; bu kime göre neye göre?işimize geldiği gibimi bana pozitif olan ya herkese değilse?

    ayrımcılıktan çok haklardan bahsedilmeli bence ...bilinçli toplum oluşturulmalı...bilinçli toplum oluşturdun o topluma haklarını verenleride bilinçli hale getirmelisin

    hak var hakkını bilen yok

    hak yok hak isteyen çok

    hakkını biliyorsun hakkını verecek olanlar hakkını bilmiyor...

    bu arada hak nerde hakkı kaçmış gitmiş...yani kısaca,

    yukarıdakı örnekler örtüşse denk gelse netleşse sorun biter.yoksa ayrımcılığı pozitif yapmışsın negatif yapmışsın ne değişecekki ben işitme engelliyim sen böbrek hastası öteki felçli,
    diğeri alevi öbürü sunnı diğeri ...
    ben karadenizliyim sen doğusun beriki trakyalı...

    ayrıştırırsan bir sürü kriter bulursun o kısa diğeri uzun vs

    nt:veritas yazını okudum çok güzeldi ..eklenecek bişi yok

  15. #45
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Sevgili iremsu,

    Pozitif ayrımcılığı şöyle tanımladık:
    "Toplumdaki diğer kişiler ile eşit koşullarda yaşamadığı düşünülen belli gruplara çeşitli ayrıcalıklar tanıyarak onları destekleme."
    'Ayrıcalık'a da :
    Herhangi bir konuda, bir kişiye ya da kişilere belirli koşullarla tanınan hak.
    demiştik.

    Bu durumda: Haklardan bahsetmiş oluyoruz zaten! Ayrıca göreceliği de kalmıyor.. "Belirli koşullar"da olan herkese sağlanıyor!



    Sevgili Veritas,

    Gündelik politikalar açmıyo beni.. Adını bile zor hatırladığım bakanlar, gelip geçici.. Ama bizim sorunlarımız kalıcı! Bu ülkenin o kademelerinde (hatta daha yukarılarında da) ne gaflar yapıldı, ne çamlar devrildi... Ol sebeple "eleştirmeye bile değmez" buluyorum artık bunları! (İsteyen eleştirebilir tabii)




Sayfa 3 / 5 İlkİlk 12345 SonSon